Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUHHURİYET 26 ŞUBAT 1977 DÖIT <, .: MLKt % Ç • Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karmca YAŞAR KEMAL Kanncalar önce yere, gonra sırtlrmndaki ka.nncalan indüip onlann sakallarına teker teker 'baktılar. Sakallann boyalan çıkmıs, yerinde sapsarı kıllar kalrruştı. • Ne bu haliniz, bu ne böyle, hanl siz kırmızı sakaJdınız?» Sarıcalar ölUm korkusuyla titredller. <Bakın nasıl titriyoruz,» dediler. «Korkumuz dan. bir de açlıktan, yorgunluktan işte böyle sa ry.rdık.» dediler. «Siz korktuğunuzda bizden daha fazla sararmaz mısınız'» diye de sordular. Ötekiler hep bir agızdan: «Biz de saranrız, biz de saranrız,» dediler, sonra da eklediler: «Bu bizim kardeşlerimiz, buradan başka hiç bir yere gidemezler, ey demı.eiler başı!» Hırçınlaştılar. Demirci, yandım, diye düşündtl. Filler sulta:ıı içimize adamlannı da gönderdi. Ama yüreğır.de de bir ikircik kalmıştı, filler sultanı adam larını gönderseydi aralanna, boyle mi gönderird;? Hiç olmazsa bu sarıcalann sakallannı bir iyıce boyar, teker teker, hüdhüdlerin kanadından ajağıya indirirdJ. Onlar da gelir kırmız] sakallar:n arasına katılırlardı. Kimsenin de ruhu duymardı. Bu işte bir bit yeniği vardı var olmasına ra, neydi? Bunca aklına. deneyine, gün görmuşlüğüne karsın demirciler başı bu sorunun karşıhğıra bulamıyordu. Alanda artık her kaiadan bir »es çıkıyordu. • Sen, sen, sen demirci, kuşun kanadından etlayıp da kaçügında sakalın böyle sarı olmadı mıydı?» «Sen, sen o zaman bir aynaya baksaydın ya o zaman. » «îşte o zaman halini göriirdün.» «Zangır zangır titriyordun.» «Değil sakallann, saçlann bile sapsan kesil• «Limon sansı.» • Hepimiz kırmızı »akal degll, san sak»l olmuetuk » «Bir san eel gibi aktık da buraya geldık.» milyon tane karınca ölmelı. Şu dünyadan karınca soyu kaikma!ı. Ve henı de fükenecek. Öyle bir öç kapladı ki yüreğimi, göğüs kafesim acıdan çatlayacak. Burada öteki alçak köle kanncalarca bir yakmı öldürülmemiş bir tek sanca var mı? Biz de kaçıp kurtulmasak, şu yeryüzünden sanca soyunu kesecekti köle kanncaiar. Arkadaşlar, yolda konuştıık. her sanca karmca yapaeağını biliyor. Şımdi şu mendebur. alçak kırmızı sakallı topa! karınca bu saf kırmızı sakallan kandırmadan biz or:adan toz olalım. Iki sanca bir araya gelmeyecek. Bu büyük karınca kalabalığı içinde yitip gidecegiz. Birkaç gün sonra da kırmızı sakallar bizı unutur giderler. Bir iyice kırmızılara karışıp gitıp gittikten sonra, artık yapacağınızı biliyorsunıız. Yolda dağgezen kanncaJara yaptıgımızı bunlara da yapacak. her kanncayı bu topal demirci üstüne kışkırtacaksınız ki, ta ki bütün kırmızı sakaüar birbirıne düşe. birbirinin gözlerinı oya. birbirini bir tek kırmızı sakal kalrr.amasıya öldüre. Kırmızı sakailan. hem de öteki karıncaları bıribirlerine düşürmenin yollan kadimdir ve hepiniz bu yollann yüzlerce biçimini bilirsiniz.» «Bilirlz.» diye bagirdılar hep bir a£:zdan bütün sancalar. «Unutmayın birçok kırmızı kannca kendlsini dürıyanın odagı sanır. Ona göre seçeceksiniz avîannızı. Kendisini en büyük kurtarıcı sananlan..» «Biliriz.. «Kırmızı kanncaların bir bolüğünün içinde fil olma aslanı yatar... Ona göre.» «Biliriz, ona göre . • «Bir bölügü üne çok düsündür. Orüara da o ybnden yaklasırsınız.» «Biliriz. Onîara da o yönden...» «Hele Serıç kırmızı sakallan daha lyi billr»iefl. Vafsa d» yoksa da hep kendileri • «Onlan da çok ıji biltr, çok yakondan tarunz.» YÜRÜ BRE YALAN DÜNYA îşçilerin o>"ur>a gelmemesi. dtrenmeleıi. kcyıfler: kaçırmıştır. Bakanlıktan MSP'li bir «czatı muh terema, yetki ile Hasançelebiye gönderilır, bu «zatı muhterern» baskıları sürdürür, sonuç alama yınca tehditler başlar, bu arada hiç bir gerekçe gösterilmeden Hasan Koç, Celâl Koç ve Mehmet Karakuş adlı ışçıler, ışlehnaen aülır: Bu kelli imcîzda MHP kanadı çağnhr, Karabük'ta özel yetiştirilmiş 1015 eli silâhlı, «bekçi nam adı» altında Hasançelebi'ye getırtilir! Bunlar iş yerinde dolaşmakta, işçiiere göz dağı verıp akıllan sıra korkutmadadır! Bu da sökmez. Soktürücü çare bulunur, işçilere, yasa dışı, akıl dışı bir iş akf. imzalatmaya girişirler! Bu iş ak tinde işçıler, hiç bir hak ıstegm de olmadan ışten atıimaya razı olduklan «beyan» buvunnakta ; dırlar! Bir hata halinde üim kesıntilere de sıtiraz» etrceyeceklerdir! Yani cezayı «peşın» kabullendirilmektedirler. Bu «iş akti» en geri, ışçi hakianndan en yoksun ülkelerde dahi artık geçerli değildir, ama ışveren böyle yasa ve insaniık dışı bir akti, kendi yurttaşına reva görmektedir: Böyle bir ış akdi aynea ne Allaiı'a, ne kitabına da sığmaz, ama sıfdırır dinı bütünier: Sendıka yasal hak aramaya devam eder, yazışmalar, çizişmeler ve yeniden çagrılar. Işveren gel'met, totajıak.a saptanır. MfNPAAI GREVİ Artık «menfaat grev» hakja do{ muştur. Sendıka, yasaiara dayanarak GREV kararı alır. Karar, Malat>a Bölge Çalışma Müdüılügüne, ışveren durumunda olan Türkiye Demir Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğüne, Hekırnhan Kajmakamiıgma duyurulur, işyerinde de asüır gereklı belge. Rıvaytt olunur ki, grev kararı uzerıne yetkiliier şantiye şeflıgine buyruğu verij: «... Işyeri kapatılmıştır, ayru ışçilere aynı işte ve aynı ışyeruıde montaj tevziat adıyla ışyerı açılnuşur, orada çaiışacaülardır.u Yani denmek ıstenir ki. DevMa denIş Sendücasımn yetkili oldu gu Vfyen kapanmışUr, bu nadenle toplu ış sozleşmesı yapüamaz! Öte yandan jandarma baskısı başiar! Görevh jandarma assubay çavuş, bir nevı «sıkıyoneum. ılân eder bucakta! Kimse çıft gezmeyecektır!.. Gece saat 21'den sonra sokağa çıkılmayacaktır) Gezenler mi, karakolda ayna da var, dayak ta! Genel Müdür yeni bir tel çeker şautıye şefiiğine, bunun ışçilere okunmasıru ve görülür bir yere asılmasını buyurur: . «Acele Anfcara PTT 1İ31 24.8J976 İşyermizde daiıa evvel çaiışmakta iken DevMadenİş Sendikasına kayıt olmuş muvakkat işçilerin daha sonra işyerinizdeki hizmeüerin sona ermesı üzerine ve magdur oimamalan ıçın oradaki tevziat montaj işyerinuze guişlerı yapümıştır. DevMadenIş Sendikaünın işyerimzde çalışmakta olan hiç bir üyesi olmaâığı halde bir grev teşebbüsuade bulunznası tanıamen ^flnTîn*01^ olacakur. Böyle bir aarekete ıştirak edecek olan bütün tevziat montaj işçılen içın 275 sayılı yasanın 54. maddesı uyarmca takıöat açüaıası gerekmek'caır. bu vaziyet karşısında tevziat montaj işçüerimizi tenvır ederek jşlerıne sükunet içinde devam etmelannı tarafınızdan bildirilmesinı nca ederim. 24.8.1976.» GREV BAjLIYOR • HEKİMHAN DAGLARIN ARASINDADIR ZÜÎ.ÜM UYAKIKEKiM KITTIR. YOLLARI YO DEĞİL ÇIZGıSiDıR... HEKıMHAN H&LKt TIR, HEKıMHAN HALCI Fikret OTYAM ÇıLEKE^TiR... Hasançelebi'de sıkıyönetim ilân edilir...: Gece sokağa çıkma, iki kişi gezme yasağı konur,.. îşveren yeniden itiraz eder ve mahkeme isteklerini yeniden reddeder. İşveren bu kez işçilerin iş söz leşmelerinin «feshedildigini» bıldirir. Hekimhan'da iken Divrlği Noteı» aracılığı ile yapar bunu, fesih jazısı işçilerin kapılarma gece vakti asılır, duyurma yapılmış olur!. HEY HEKİMHAN HEKİMHAN! Hekimhan daflann arasındadır. Ekim kıttır, yolları mı? Ona yol diyenlerin dilleri kurvıya, yol değil, zulüm çizgisidir bu aslında. Hekimhan halkı uyanıktır, Hekimhan nalkı çüekeştir ve He kimhan halkı gibi, Belediyesi de devriMC'de, tıpla dıger CHPlı Belediyeler gibi ezilmektedir, parasal baskılar yapılmaktadır. Yani yurttaşlara neden CHP' lisin diye «tktidar Zulmü» uygulanmaktadır. Hekimhan halkı gurbetçidir, ekmeğini gurbette taştan çıkanr. kıt kanaat jaşam sürdürür, olmayınca neylesin? Bu agaçsız. bu yeşilsiz dağların aitına inildikçe, Hekimhan':ı nın ne denli bir servet üstünde oturduğu belli olur. Dağlar taşlar. dagların dipleri madendir. Yıllar önce bir «özel teşebbüs» buralara el atar. Deveci, Karakuz, Kuluncak dağlannı ferhat gibi deldirir, demirdi, kromdu bulur, işletir, tapular dağı taşı, en ilkel yöntemlerle iliği alınır riagların! Fukara halk. ayagîrnıza işyeri geldi diye dellenir, kaparlar kazmayi lrilreği veryansm ederler, dağlan devirirler, ama canlar gider ardı ardına, ne ış güvenliği vardır, ne de bunu arayan soran, sağlayan. Kimileri araçlann altında kalır, kimileri göçüklerin, ama ekmek parası bu, kalan sağlar yine bizimdir! İşveren salt dağa taşa mı el atar? Bölgecilik de yapar, mezhep çekiştirmesi de! Sünni der, Aieviye saldırtır, Alevi der Sünniye saldırtır, sürdürür sultasını yıllar yılı! Sigorta paralannı keser, ama yatırmaz! Yirmi yıl çalışan bir işçinin sigortası 1300 günü çıkar! Haldan düsenleri atar işincen. güçlüsünü, gencini alır, onu da sömüriir. Kıdem tazmina n mı? O da np? Yoktur böyle bir tazminat! Ölenler ölür, işveren selâma durur, «Başınız sa* olsun, Allah ganl gani rahmet eylesin» Bilmem bu rahmet yerini buiur mu, tutarrn'ola? San raam. Bilenmiştir HeMmhanlı ve yö resi. Zulma. sömürüye artık kar nı toktur, tüm bu işlerin, başma, örgütsüzlükten geldigirü ds anlamıştır, ondan. sıkı tutar böylesine. Sendika da bilmektedir Hekim hanlı, Hasançelebi işçilerin baş larına geleni.. Köylere kadar uzarurlar. uyanrlar halkı. •YİĞiT MADEN iKiLERI SÖZÜMÜZ UNADIR. Böyie baslar bir bildiri ve 8zetle şöyle devam eder: Akülan ııra gözdağı vereceklerdi işçllere. «... Günüm'Jzde lsçi sınıfi hareketi, boyUblarını genişleterek, mücadelesini hi2landırarak devam etmektedir. Türkiye işçi sı nıfının bir parçası olan sizlerin tarihi bir görevle karşı karşıya oldugıınuzun bilincinde yenl mü cadeleier, yeni kavgalar bekledi girıi bilmelisiniz. ... Kardeşler! Div. Pelet. 4. Demir Çelik ve Hasançelebi HASDEMİR demir tesıslerinin üretime b&şlamasıyla Orta Anadolu'da 50 bin maden ışçisi çalışacaktır. Ve bu 50 bin işçi kuruluşun çekirdeğidir. Bunun böyle olduğunu çok iyi bilen empen'alizm ve hakim sınıf lar, bölgeyi faşistleştirmek. sömürü ve zulüm ve kan kokan bu düzeni devam ettirmek için her türlü baskı ve yıldırma politikasmı uygulayacaklardır, uygulamaktadırlar. îşte HASANÇELEBt. Devrimci bir sendikanın varlıgı onlan kuşkuya düşürmüs, faşist komandolanyla. her türlii baskı araçlanyla hstta MC'siyle yiğit Hekimhan ve Hasançelebi halkının üzerine bir kâbus gibi çöreklenmiştir. Ancak, devirmci bir sendikada örgütlenmesini bilen işçisi, köylü sü, ihtiyan, genci ve ynrtsever aydınlanyla sıküı bir yumruk olan HekimhanHasançelebi'nin yiiit halkı bütün bu baskı ve te rörlerini boşa çıkaracak, faşizmin ifrenç oyununu bir kez daha bozacaktır...» Halk heyecan içindedir. Haîk, özel srlriîlm şirketinin ettigi zulmtin nedenlerini, nasıhnı aniamış tır. cok çekmistir. ölüler vermlştir. haklan demlr, krom «*v herl olup işverenin cebine girmiştir. Ama bu halk eski halk değildir. 1 0 EYIUL NAMUS Grev karan haJka da duyunılur bir bildiriyle: «HEKİMHAN HASANÇELEBî VE MALATYA YİĞtT HALKINA .. Bu grev Hasançeleb! ve Hekimhan halkının kendi i?z toprağında çıkan madenlerde çalışma olanağını ortadan kaldırmaya çalışan MC politikasına bir ihtardır. Bu grev, yıllardan beri Hekimhan halkını ve toprağını llü lerine kadar sömüren... İşveremne devrimci birlik ve mücadelenin ilk tokatıdır. Bu nedenle diyoruz ki: 10 eylül de darullar çalmsm, türküler söylensin, işçi sınıfmm blrligi ve zaferi için. 10 eylüi. halkımızın zorbalara, zalimlere. sömürgenlere karşı örgütlü mücadele günüdür. 10 eylül, işçiköylü ittifakının hayata geçirilme günüdür. 10 eylül, mücade'e bayrağırun demir yüklü Hasançelebi dağlarına kazılma trUnüdür. Kardeşler! Yiğit halkımız, bu grevde lşçisıyle, köylüsüyle ve yurt sever aydınlanyla sıkilı bir yumnık olmasını bilecek ve hakkım sbke söke alacaktır.» YARIN: DAVÜILAR ZURHALAB DÖSEKDî... "Eli nasırlı kırmızı sakallı karıncalara sakın yaklaşmayın, «Eeey, demirciler ba?ı. yüce usta. biz kaç ay, kaç ay geçti de ancak »anlıktan kurtulabüdik, kurtulabildik de...» (•Kendimize gelebildik.» Demirciler başı orada, çöpün ucunda kımıltısız kalakalmıştı. gözleri faltaşı gibi açümış... Biliyordu bu gelenlerin filler sultamnır), hüdhüdler başının adamları olduklannı ama, şu ahmak kırmızı sakallara bunu nasıl arüatacaktı? Düşündü taşındı, bir takım kandıncı, ınandırıcı sözler, yollar buldu, ötekiler onu dinlemediler bile. «Oya koyuyorum öyleyse,» dedi. «Burdar burada kalacaklar mı yoksa gidecekJer mi?» «Koy.ı diye bagırdıiar hep bir agızdan. • Oya koyuyorum. bunlar sancalar mı, yoksa kırmızı sakallar mı?» «Koy.» diye bagırdıiar kendilerine guvenmiş. «Koy. koy. koy...» «Bunlar sancalar mı> «Hayır. hayır, fıasnıurrr!» «Kırmızı sakallar mı"» «Evet. evet, eveeet:Kanncalar sevinç içinde ön ayaklarını kaldırıp. hep birden şahlandılar, alan ayaklardan bir ormana kestı. «Pekı. ne dey.m, sorumluluk sızın, siz kabul etîinız.» «Biz kabui etrik kardeşlerimizi, kabul etmeyip de fillerin ayaklan aitına geri mi atacaktık onlan:nÇok büyük öelalar gelecek başımıza bu sancalar soizünden.» • Ey demirciler baçı. in oradan aşagı da, artık kardeşlerımızı aşağılamadan vazgeç.» • Şımdi hep bir agızdan, senin şu ağarmış sakalına bakıp ..» • Sana akçalar desek, bu yüzden de seni öl dürecek olur mu? İn aşağıs'a» Ne yapsın demirciler ustası, elden ne gelir, ister istemez, çarnacar çöpün başından aşagıya indi rek başma ko\oığuna yollandı. Kovukta kimse voktu. Kimse de onun ardından gebnemiştı. Alanda ateşler %^kılmış, bir toy dügün başlamıştı bile. ürtalık. sarıcalann sakallarından a kan sulardan dolayı apak olmuştu. Agaçlar, çöpler. kanncalar. kayalar. taşlar, otlar, topraklar hep kırmızıya boyanmıştı. Toy sabana kadar sürdü. Konuklar yediler ıçtiler, gırtlaga kadar doydular. Sabaha karşıydı kl, sancaların başı, bütiin sarıcalan bir kayanın arkasına topladı: • Şımdi iş başına arkadaslar, şu kanncalardan «ancaların öcünü ataalıyız. Öldürülüp fiJ sultanı kapısına atümış hep bir sancanın karşüığuıda bin tane kannca, on bin, yiiz bin, yıiz «OnlAn en çabuk dogru yoldan çıkanr, kendi kendilerine düşman edebilirsiniz.» cKttaba, düşünmeye düşman edecekslnlz onları. Okusaiar da fil kitabı okuyacakiar.» «Filler yenümez, kıyamete kadar, dünya güneşe yapışmcaya kadar filler başımızda kalacak. herkesi tiim kjrmıa karıncaları buna inandıracalcsınız.» «Onu da bıliyoruz.» «Bıliyorum, sizier her şayi biliyorsunuz, iyi yetiştiniz. Yamız bir şeyi gözden hiç mi hiç ırak tutmayacaksmız, o da nedir?» • O da nedir?» diye yinelediler sancalar hep bir agızdan. «O da ell nasırlı kırmızı kanncalardır. Zinhaaar, onlara bir şey yutturayım deraeyin. Onlara yaklaşmayın da... Onları hiç iğvaya çalışma5in, onlar başkadır. Çok iğva, çok yalan, çok düzen görmüşlerdir onlar, dünya dünya oldu olah. Ve kahreden ve yaratan ki onlardır. Onlar ki korkak. yürekli, cahil, hakim ve çocukrular. Onlan baştan çLkarmayı, kandırmayı, onların kaburgalanndan yaratılan grozlüklü kırnuzı sakallara bırakin.» «Onlan da çok yakından tanıyoruz,» bagîrdılar serinç içindeki sancaJar. diye TİFFANY «O eli nasırlılardan korkulur. Sonunda. eğer isterlerse, onlar filleri de yenebilirler. Onlar denizlerdeki kum, gökteki pldızlardan da daha çokturlar.» «Biliyoruz.» «Fırsat buldukça, orfartn gözlerini kör, kulakJannı sagır, bunırdarım koku almaz, tenlerini duyarsız edeceksiniz... Bütün kırmızı sakallan da bu yolda kışkırtacaksınız. Biz sancalara, atamız. şahımız fillere en büyük düşman, en büyük tehlike bu eli nasırlı kırmızı sakallardır.» «Gözlerine kül atacagız kül, eli nasırlı kırmızı sakallann, kül.» «lyl, dedi yaşlı kannca, iyi.. Bilin ki birço:: kırmızı sakalın içinde fil olma ateşi yanar. Önce de söy'"dim ya, belli etmezler bunu. îşte bu kırmızı sakallar en büyük düşmanıdırlar r" nasırlı lann. Onlar fillerden de, b;rden de daha düşmandırlar eli nasırlıîara. ne kadar dost çöriin seler de, onlan eli na5irl!İarın üstüne durmacian gece gündilz kışkırtacaksınız.» c Kı?tartacağız.» (Oevamı var) Sendıka, aluıan grev sarannı 10.9.1976 günü uygulamaya oaşiaı. Işveren, grevin yasa dışı oldağunu öne sürer, sendikanın yetküı de olmadıgını belirterek Hekimhan İş Mankernesı'nde dava agar! «Esas no: 1976/375 Karar no: 1976/300 Hüküm: Gerekçede etraflı şekilde açıklaııdığı üzere yetkili bir sendika tarafırjdan yasalara uygun oiarak aiman bır grev kararı mevcuı olduğundan davacı işverenin rerınde oîmayan grevin ihtıyati ted bir olarak durdunılmas.1 hususundaki talebının REDDİ.Vfc, Keza gerekçede etraflıca açıklandığı üzere, yasalara uygun olarak alınan (MENFAAT GREV'İNİN; ıptali hususundaki i$veren talebının RBU5DİNE. yargılama masrafımn davacı i^veren üzerinde bırakılmasma karar verüdi...» GARTH UOlSEAU t r p g LOlı«aM..A.^Nil>ı>. Ne^tSSlN^iaeFiSSlMY cOfc. fe<M UW2D! • /B. SONBA . . ÎVİA4DE BlOEe İÇVİ ICMB SfN?
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog