Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

rafık sözü dilımize, yalnız düimlze ml, Içlmıze, evımıze ocağımıza, duşumıize duşuncemıze bır karabasan gıbi gıreli, ylıreğimize bir hançer gıbı saplanah şunun şurasmda otuaotuz bsş jıl ya var ya yok. Daha oncelerı ne trafık dıye bır sorun \ardı. ne de, trafık kazası adı altında, ev bark yıkan, ocak söndüren, yolları sokakları, taşı toprağı kanlara bulayan, onune geçemedıgımız bır dert. Trafık sozu, Latınce traffıcare'den geliyor. Dıhmize Fransızcadan geçmış olmah Yabancı sozluklere bakarsanız, yıyecek ıçecek, eşya va mallann tıcaret amacıyla bır jerden bır yere tasınması demek olan trafık, sonradan. yasal olmayan vollarcan kazanç saglama, madrabazlık, kaçakçıliıv gıbı KOJ, yoz b:r anlam kazanmış. Trafığın uçuncu bır anlamı daha var Yollarda, caddelerde taşıt araçlarımn, kaldırımlarda yayaların gıdış gelısını ıçenvor. Işte, bızım dılım.ze bu son aniaraıyla gırmış traf'k ve dünya olçusun de bu anlamıyla agır basmaya başlamış. Ne \ ar ki, bu anlarnında da yozlaşma>a ugramış, ozellıkle gen ialmış ya da, az gelışmış ulkelerde bır çeşıt kırım ve yıkımla eşdeğerlı oluvermış! Trafık, motorlu 3raçlarcn jogunlu: kazanmasıyla bır sorun olmaya başlıyor dunyada. Yoksa, yayalaruı ve taşjtların (at arabası \b.) gıdış gelışı eskı zamanlardan ben bır düzene sokulmuştu, Roma'da Bab.l'de ozellikle Ta 19 yuzvıl ortalanna kadar taşıma ve ulaştırma ışlerı at, deve, katır ve atokuz arabalarıyla yapüırdı. Trafık kazası olarak, a*tan esekten deveden duşmek, bınde bır araba çarpmak dısuıda, ınsanları katır, at, eşek teper, deve kovalarmış. Çocukluğumda, hele Anadolu'da, at eşek. katır tepmesıyle ılgılı çok hıkâye dır.ledığımı anımsıyorum. Ama bunlar bı trafık kazası degıldı, amrlarda seyislerin. dışarıda bınıcılerın başına geTen acı:'ı olaylardı bunlar Sonra trenler orrava ç.kıyor, tek tuk kazalarla bırlikte Akaryakıtla ışleven araçlar onava çıkmca trafık kazaları basgoserıyor karaaa Turkıye'de, trafık sorunu 1930larda cıddılik kazanıyor olmalı Trafık Yasası'nm 1953 te ç;ktığma bakıhrsa, 23 yıl ıçınde ka7alar haylı artmış olmalı Insan hayat;mn sınek kadar değen olmayan vıırriumuzda, devlet gorevlılerınm uyanr"ası. bır takırı onlemlere başvurması içın aradan en az 20 2i yıl geçmesi gerekmiş Hk trafık kazas:. aı'emzde, babamla ba^ladı Yıl 1938 olrrah Kadıkoy'de cadderın bır yan'jıtian objr yamna geçerken. karşıdan ge'en bır motosıklet bır sağa bır sola gidon kırdıktan son T OLAYLAR VE GÖRÜŞLER TRAFIK DEYİNCE!. Vedat GÜNYOL ra bir.dirmış üstüne, yerlere fırlatmış. da bır saat sorgu, hastane'de hoyratça yapılan tetanos ığnesı . Bır genç adammış raotosıklet surucusü. Acımış halıne baoara. şıkâjetçı olmaraış \e zor kurtarmış yakasıra ve canır.ı karaco'.dan. O gunlerde trafık kazası lafı yoktu Buna bır motosıklet çarpması aeyıp geçtık, ama sızısmı bır ıki ay ıçırn.zde taşıdı», yaralar ıyüeşıp babam ayağa kalkuıcaya kadar Ashnda bal sıbı bır trafık kaza£i\dı bu Gel zaman gıt zaman trafık kazaları yoğurüaştı. Tur*uve b;r salhaneje donme yolun da koşar adım ılerlıyordu. Bır olur.ı, acı bır olum gırdı araya, ıçımızden en değerlı bır ınsam alıp goturerek Ardmdan, ozel bır otomo'Jil çarp'ı kızkardesıme. once o.u kaîası ustu yere, sonra da ıkı av, bellek kaybı ile yataklara sererek B.r şık. bır sonradan gorme bır vırguncu kızı olmalıvdı surucu. Şanına jaraşır bır alçaklıkla, kızkardeşımı verde bıra.up kaçıvermışrı Son trafık kozasının karramanı oen olaraktım. Aral'ğın 12'smde bır çece varısı e\ıme donuv ordum Bağdat Caddesının, o olum saçan caddenm. bır vakssından obur vakasına gecerken olup bıtmış her sev Olup bıtmıs dıyorum Çunkü hıç b:r sev ammsarmj orum Tek anırrsadığım şev. caddenn bır ara geçılebılır olduğıı, n l n i ' saâda, uzaklardi fersi7 bır cıft ısıŞm tıtreştığı Çok uzaklardan sannıı^tım gelen taşıtı Tam ka'şıkı kfld^nıa a*ak basTcag'Ti sıra, sagımda keskın bır ışık çıktığını anımsıyorum O kadar Meğer ıarlarrı kiSTü1;. son ruzla gplen bı:r.iıiubusmuş bu Ertesı sab?h se.<i7lerde yatagmda u'andıj:ım zan^i hıç bır vanım tutmuvor du Ba"=:m dıkışlo vazum \?ralar ıçmdfvdı Eır ruyadan ar'a kalan belli belirsız ızlenımlerle gozlerımi açtığım raman, başucumda kızkardeçirn an^attı olup bıtenlerı Ona da, olajın tanığı Gunduz Bey adında, Kazanın geçt:ğı kaîdırıma bakan bır apartmanm ust katında oturan, ıçı dısı ay dınlık, goğüs kafesınde gerçe.< bır ınsan yureğı çaroar. senc.l a r ır.san anlafnib Gunduz Bej, yatmak uzereyken, keskın bır tren ses. d^ymuş \e nemen pencereye koşmuş Bır mınubus, korkunç Dir gurultuyle, lacıvert pardusulu yaşlı bır aaama çarpmış. Adam on onbeş metre yerlerde joıvarlanmış cansız bır kutuk gıo: Bır saç dakı.ia sonra bır bekçı peydahlanmış Yanında kardeşım dedığı bırı varmış. Mınubus şoıoru, Kisa bır şaşkınlıktan sonra alçaklara yarasır şe\ı ; aomış Gaza basıp kaçmış Berfçı, yoldan geçen butun arabalara ışaretler yapmış, ama, gecenın o saatınde kımsecıkler, dertsız baslanna dert açmaya yanasmamıslar, sorgu sual tanık ^»ncelerıne uğramamak ıçm Bır varım saat kadar, yaşlı adam yerde cansız vatmış. Derken Gjnduz Bey dayanamamış hemen sıvınîo sokağa f'rlamış Yahar yakar bır araba çevırmıs bpkçıvle bırlikte Dosru has'aneve ^cıl servıse Kavıt ışlen yoluna sokulmuş, kafadakı \anklar dı.tılm'ş hart h.ırt Do.<tor olrr.adı^ı ıç'n bu ısı ıkı stajyer oğrenci vapmış Kafa fılmi çekılmış Kınk çatlak yok demış Hatta. be;n:ı de >ok, kanama olmaz demeye gelen bır pervasızLkla >;edvede yatan adamı gırış kapısımn holure goturmuşler posta etmek amacıyla Bu ara, u^tun bpsım arar.mıs kızkardeşımm telefon nımarası bulunmuş Kızkardeşım ıkı akraba ıle hastareve koçmuş. Bakmı$ kı, bekçı tekerleklı sedvede vatan kardeşmi kaldırmaya çahsıvor Karakola ^oturün ifadesmi aldıracnkmıs Guç be'.â vazpreçırtmı^ler bekçiyi bu isten, sonra, ko jup yaıcınıaroa ouıran j a n n auaıuuuı J^I t>ulenfı yatağından kaldınp getırmışler Onan ıs tegı uzerıne tetanos ığnesı yapılmış, «Burada ka lırsa oltlsu çıkar» kaygısı uzenne de eve gotıirmusler benı. Hıkâyeyı. daha doğmsu seruvenı buracıkta kesıyorum, her ne kadar Devlet Has'ar.elenyle ılgılı, herkesm bıldıgı ıbretlık gelışımlen varsa da Ben asıl trafık sonmuna donmeâ ıstıyorum Ahnıet Haşım Frankfurı Se> ahatnamesı (19^3) adlı kıtabmda «Tıcaret» başlıklı yazısın da, çağrılı olaraıi gıttığı, kımjasal maddeler yapan \e bu ara sofra tuzu hazırlayan bır faorıka rr.udı.runun ılgmç bır sozunu aktar:r Fabnkan.n çamıcı guzellgı \e temîzhfrı karşısında ağzı açıkta kalan jazara mudur şojıe deı «On sene ev\Tel bır kuçuk odadan ıbaret olan bu gorduğu nuz koca fabnkavı yapar.cen sunu ıspat etmek ıstedım Elınde bır fen aletı tutan adamm her turıu gurelıık hıs'enrden mahrum, kaba ve fena aaam olnıası lâzım gelmez » Buradakı '<fen aletı» devmını gerus anlamıyla al'.p. rr.otorld ta=ıt arsçlan ıçın ku'lanırsak, gunumuz Turkıye'sınde. dnebılir mıvız kı, elmde dırek=ıvon »utan adam ber turlu guzellık0 duy gusjna yabancı, kaba ve ko'u bır adamoır Havır Ne \ ar kı, trafık kazalarının akıl dışı olçude çok'u^u karsi'sında derın derın dusunmemız ee rek Kaza ne'm sonucud'ir genel olarak'' Dıreksıyon basmdskı adamm ılkellıŞının, ınsan havıtma değer verme,ecek kadar bencılhğının. ^.asa kural tammazJîmn Batı ıcadı notorlu araçlar, neaen Batı'da bnvlesı v.kımlara vol acm'vor da Batı uvgarlıgma ,an yarıva yabancı, ozelliile az geliTiıs iükelerd'» acıvor'' Batı urür>u demokrası vı vıi7umuze gozumuze bıılas'ırmada pros'erdısmi'z va da kendT! deiîet adamı sanan'.ann ?o=terdıklerı ^keliık^en n=an hpy3tına ssvs'sız lıkla^mdan baska vprde aramı v alım araba surücüîerınm cana kı>ırıîıkl?nnı. Bır araç arcak onu kullanan Klsinir. iyıhğl, güzelhğı olçu^unde ıyi VP guze' ol?bilır. Nasıl kı, demokrasi vonetimı, is basmdakılerin dürt'stlöğıı olçusur.de cuzel bır vonetın o'.abılıı* Insan savgı^mdin ıızak. vur kırla b^r ulk°v vone*enle r ın etkısmde olan ldmselerden direksıyon ba sında. kırımdpn baska ne beklenebılır Bır kartal kanadına ben?eti'sek Ukel insa nın elindeki «fen aleti»nı, dolavısıvle Devlet yo rct'.r.ııra, Tı rcut U".r n şu razel dızelerlnde dıle ge':"rbı!nrı7 arınnzr ^ahicl mi o cündp tııttııenn kartal kanariı Sen tuttıın arıdan brn'm el'erim kanadı. Kurt ile Kuzu A Yakın Geçmişe Eğilmek OKTAY AKBAL Evet Hayır TARTISMA Anayasadaki özgürlükleri savunmak zorundayız 1961 Anayasasının «Duşunce ve ınanç, fıak ve humjetlerı bolumu»non 19. maddesınde şoyle der Her.<es, vicdan ve dınî manç ve kanaat hurrıjetıne sahıpîır 20. madde ıse aynen şoyle. «her.<es dusunce ve kanaat hurrıyetıie sahıptır Duşunce \e kanaatlerınm soz, jazı, resım ıle veya oaşka jollarla teK başına veya toplu olarak aç'kla;, a bılır ve >a\abılır Kımse duşunce ve kanaatlerım açıklamaya zorlanamaz » Bu ıkı madde, demokrasının bel kemığ nı teşkıl eder Bu oz gurluklerm olmadığı b:r ulke de, demokrasıden soz edılemez Ama TurKijede, Anayasada ol masına ra^men bu maddeler, unutturulmak ısteıımckte. va da uygulanma.î ıstenmemektedır Bu kanıya ezbere varmadık. OzeHıkle s:mdı, 1IC ıktıdarınca, bu maddeler sankı Anavasada joktur ızlenımı yaratılmak ıs tenmekte, halka da kof bos duşuncelerım aşılanıak ısteme:te dırler. Şimdı bu soyledıklerımızı orneklerıyle kanıtlamaga çalışalım. Son glinlerde, hem okuyor, hem de yaşıyoruz bu olayları. Cumhunyet, Mıllıyet, Polıtıka v b gıbi ılenci gazete, dergılen okuyanlar saldırıya uğramak tadırlar Bu saldırılar ve ç?ğdışı tutum, saym Ilhan Selçuk'un aeyımıyle tam bır canavarlık orneğıdır Eğer ben memleketımde, ıstedıgım yerde, ıstedığım gaz»te, dergı, ya da kıtabı okuvamazsam, nerede kaldı, Anavasanın «Herkes duşunce ve kanaat hunyetıne sahıptır» mad desı. Yoksa bu madde, Anayasaya «Sus» olsun dıye mı konulmustur 9 Artık «Sagır feultan» bıle duydu. «Felsefeye Baslangıç» kıtabmda, açı^ça «Alevı Sunnı» ayırımı \apılmakta, Alevüere en olmadık, akla gelmesi olaraksız ıftıralar yaDilmaktadır. Ar.ayasamn 19 maddesı ıse, yukarıda belırttığımız gıbı, herkesın dmı ınar.ç ve kırıaaı hürnyeıine sahıp olduğunu belırtır. Nasıl olur, hem devletin resmî Arayasasma boyle ılerıcı bır maddeyı koyduracaksınız, ondan sonra da bu maddeye tamamen zıt bır şekilde, hem de devletin resmi okulunda, Aleviler ıçın en olmadık yalanlan, ıftıralan genç kuşaklara ögretmeğe kalkışacaksınız'' Bu nemenem ıştır, ınsanın aklı almıyor Bu kadar vurdumduymazlık olmaz, olmamalı. Hep bılıyoruz. Ilerı demokratık ulkelerde «Duşunce» suçu dıye bır suç ycktur \e o ulkelerde hıç kimseye «Sen neden boyle düsunu>orsun» dsyıp hap se atılmaz. Ama bızde oyle mı? Sadece ilencı, devrımcı dusuncelere sahıp dıye nice vatandaşımız hapıshanelere atılmadı mı, ışkence goımedı m ı ' 50 yılı aşkın bır zamandır, Cumhurıyet yonetımıne sahıp Turkıye ıçın yurekler acısı bır durumdur bu. Hem cumhurıyet, demokrası dey.p Batı ulkelermı taklıde çahşacaksmız, hem de o ulkelerdekı. klasık burjuva ozgurlüğunu bıle ha'ka çok gorecek ve kısıtlayacaksınız. Işte o zaman, bunun adına demokrası değıl, demokrası yutturmacası derler. Turkiye'de, tam demokratık duzenın ve ozgurlugun yerleşmesı için, ılerıcı guçler mucade lelermı bırleştırmelıdırler Bu mucadele, bzellıkle özgürlüklenn kısıtlanmak ıstendığı bu donemde çok önem kazanrnaktadır. Tum ilerıcıler, devnmciler, bu özgürluk mucadelesını bırlık ıçınde vermelıdır. Aralarmda<ı 'sln^an» sa">aşını bırakıp, Tuk.jerurı aaha ozgur bır ortama geçmesi ıçın mücadele vermelen uerekır. Bu yapılmadığı takdırde, egen^n ç ıçler, ozgurluklerı kı^ıtlamağa (,iü~a caklardır. Aynca faşızmın «e Tür'îiye'je ad'm adım yerleşme sını, bunda çi/.arı olan. >abancı guçler ve yerlı ışbırhkçılerı ısteyebüırler. Işte, buna meydan vermemek ıçın, tum ılerıcl lenn, yurîseverlenn uyanık olmaları, geıekır Mevcut ozgurluklerımıze SIKI sıkıya sarılmalı, hatta bu ozgurîuklerı daha da genışletmeje çahşmalıyız Mucadelemız mevcut ozgurluğumuzu yıtırmege degıl onu süreklı korumaga yonelık olmalıdır. Çunku ozgurlugun yok edılmesı, çok az sayıdakı azınlığa yaradığı halde, halkm çoğunluğuna zarar getırır Ozgurluğu, hatta demokrasının tum kurallannı, ıyı kavra mak ıçın, Anayasayı lâyıkıyla okumak, bilmek gereklidır. Ana yasayı ıyı arüayan kışı özgürlii ğunün onemını kavrayacak ve onu yıtırmemeğe daha da faz la çalışacaktır. ASL.AN K aragozün ell ayağı zlncirlerle bağlanmi"î. Haci\at uzaktan sorar: «Nedir bu hal Karagöz.» Tanıt: «Kanun dairesinde serbestî Hacivat » Bu, bir karikaturün alt >azısıdır. Kanunu Esasi'nin 122. maddesindc tnizah \oluvla imada bulunmakla suçlanarak Abdulhamit da»a açtınr, tazete sahıbini uç >ıl hapse mahkum ettırir. Kasap'ı mahkum eden maddc Kanunu Esasi'nin çıkmasından onccki Matbuat Kaııımunda bulunnıaktadır. «HavaU adlı mizah sazctcsınde Kasap bır kaç ay sonra şo>le jazacaktır: «Bilinijor ki Kanunu Esasi'nin on lkinci maddesınde «Matbuat kanun dairesinde serbesttir» denilmiş. Nitefdm dokuzuncu rnaddesinde dc «Osmanlılann hepsi kisi ozgurlüğune sahip \e başkasının özgürluk bakkına saldırmamakla yükümludur» denılmlş Osmanlılar ozsur olduçu lıalde onlara cızgiirlukJerinı yasaklamak ve baskı yapmak için nasıl kanun >apılmazsa, «Matbuat kanun dairesinde serbesttir» demekle, onun kanunu da baskı hukümleri getirmemek gerekirj Kanunu Esasî, Teşkllâtı Esasije, Anayasa . Değişmejen bir sey \arsa o da «Basının kendi \asalanna bağlı olarak özgıir olduğnxiur! Tam bir basın özgurlüîü bugune dek gorulmiış. duyulmuş şcy değildir. Her zaman basın, jasalar ölçüsünde özgurdür. Bayar'Iı Mendercs'li DP mtınalefeti yıllarında bunca ovulen, ozlenen basın ozgurluçu, Ba\ar'lı, Menderes'li DP iktıdannda bir duş olmuş, basına en açır cezalar verilrniş, hapishaneler muhalif yazarlarla dolup taşmıştır. 2" Mavıs döneminde bıle yazarlar içcri alınmıştır. Kısacası, «Basının tam nzgür olduğıı» hiç bır sijasal dönem yoktur. Cevdet Kudırt'ln (Ba ay 70 yaşını doldurdu. Daha nlce sağlıkü mutlu yıllar jasasın!) Abdulharnit doneminl gerçek jerine oturtujor! Hep bildiğimlz şejleri bır kez daha gozler öniıne seriyor. Hep bildiğimiz di>orum, ama son yülarda Abdülnamit'in kişiliği uzerinde abarulı, \alan yanlış savlar, övçüler lleıi süruldü. Ulu Hakaniaştınldı. Osmanlı Imparatorlıığumın yıkılmasında, gerilemesinde en büyük payı olan bu hasta padlşah'. Hüsejın Cahıt Yalçuı basın anılannda bakın ne diyor: «Suda erimek anlamına gelen «halletmek» sozü de yasak olan de> işlerdendi, çiınkü tahttan indlrmek anlamını veren «hâl» sözüyle bir ses benzerliğl gösteriyordu. «Tahtakurusu» da sarajın lutfuna uğramış hajrvanlardandır. gazetelerde adı geçmezdl, çünkü «tahtı kurusun» dileğini ses bakımından uzaktan uzağa akla getlrir gibiydi.» «Bahar», yanl ilkyaz da her dönemde belâlı savılan bir sozcüktür. «Bahar geldi, bahar geli>or, bahar gelecek» (ribi dizeler her dönemde sansürculerin, kimi zaman da sansürcülerden beter olan baskıcıların elinden kurtulamanuştır. Ha, demek bahar gelecek, demek lhtilâl olacak, demek bizleri temizleyeceksiniz, demek düzcnl alt üst edeceksiniz'. gibl garip çağrışımlar hep yapılaselmiştir. Ce\det Hudret, Ahmet Rasimin başından geçen bır olajT şojle anlatıyor: «Baharın gelmesi konusunda Ahmet Rasim'in de bir vazısı \ardır. Yazar, bir sabah Saadet gazeteslnde çalışırken bir zaptive ça\u«u tarafından alımp sara>a Başmabeyinciye gotünilur. Masanın ürerinde açık bır «Saadet» gazetesi vardır. Başmaberinci ofkeyle bir yazıyı jrostererek «Bu ne demek?» diye bağınr. Gösterdiji yazı, İsmail Safa'nuı «Bahar gelmejecek mi, bahar gehneyecek mi?» nakaratlı bir şiiridir. Başmabeyincı bağırmasını sürdurmektedir: «Sizin kafanızı ha\anda ezmeli, hainler.» Meger. tsmail Safa sanırmış Ahmet Rasim'i! Bir türlu de konuşturma fırsatı vermeımis ona! Ahmet Rasim cebinden muhrünü çıkarıp orta>a kovunca kimliği anlaşılnuş. Bu kez Başmabeyincl yanlış adama bağırıp çağırdığını anlar, Ahmet RasinVe beş altın verir «Hakkını helâl et. Bir yanlışlık oldu. Fakat kimseye söyleme» der. Tine de iyi adamîarmış o zamanların baskıcıları! Baksanıza yanlışlık japtığını anlayınea öztir dllijor. zaran tazmin edijor.» tlgınç bir yapıt «Abdulhamit Devrinde Sansür» . Bugıinlerde okunması gereken bir kitap. Bu sozüm daha çok Abdulhamit ovguculerine! Bılmeden, anlamadan, kbrkorüne sa\unuvorlar bu Padişahı. Oysa ne gerçek anlamıjle jurtseter, ne millijetçi, yalnızca baskıcı, sırası gelince aşağıdan alıcı, sırası gelince para dağıtıcı bır kişı! Bu para dağıtımından dalıa c * ^bancılar vararlanır Sabancı basında kendi alejhinde çıkan yaalan, yazarlan susturmak, kazanmak içııı bol bol altın dasıtaıı bir korkak! Bir takım açıkgozler salt para koparmak için Osmanlı Devleti \e Abdulhamit'i jeren, lazılar jazarlarmış. «Denebilir ki Abdulhamit kendi alejhinde çıkan bu yayının çoğunu kendisı yaratmıştır. Eğer o jola başvurmasaydı, Ingiliz ve Fransız gazetelerinde sırf para çelonek için alejhtc yazUan yazılarm sajısı daha az olabilirdi. Bir söylentiye gore, yolun kârh bir meslek olduğunıı anlayan bir Fransız yaz»n Abdiübamit aleyhine turlu turlü uydurma efsanelerle dolu sel;iz ciltlik bir kitap vaznıaya kalkışmış, kansına elli hin frank pesin para, kendisine altı bin Trank ayhkla Istanbul't'.a bır öçretmenlik teklif edilmis, adam butıu kabul etme%erek iki \iiz bin frank istemiş». öte yandan Osmanlı Devletinde düzenli aılık \erilemez, jalmz bajramlarda zamanında ödenir, bir yılda \erilen ajhkların sayısı altıyı geçmez Sozü uzatmak gereksfa, «Abdülhamit De\rlnde Sansür» az sajfada pek cok şeyi anlatan bir kitap. Oknsunlar, en başta Âbriülhamit'e l l n Hakan divenler, Osmanlı Dcvletini batıranlann en basında ver alan bu hasta, korkak kisiii «Llu»lastırma^a kalkışanlar okusunlar en başta Tarihın çcrcpklcrini kimse değistiremez, çirkini güzel, de1M akıllı. de\let batıncıyı büyük devlet adamı {ribi göstcrcmez . şağıdaki mektubu Tosya'dan okurum Sadık Temlşçl yollamış. «Sajın Ilhan Selçuk, Ben gazete okumasım çok seıen bır çobanım. Gazeteyl tok seviyorum enıme, her zaman bulanujom. Bazcn go junları 5veher jolundaki tepeteıtle euderiRi. Ankara dan, Isdanbul dan gelen jolcular, bız dağbaıpı garıplerine. sağ oliunlar, çazete atıjolar. Ben atılaıı bu çazetelen akşamadak okııvorum. Okudııgum verı bıdaha bidaha okurum. Okumam tok guv\etli. Sa\ın Ilhan helçuk, Benim derdim şu: Geçende bir gazetede «Çoban Sulö» diye >azmışlar. Ben doğrusunu sovlevım. buna çok uzuldum. Çobanlık bır şereftir. Her meslek gibi şereflidir. Ben şansen meslekierin hiçbirıni güçürasemem. Hele hele çobanlığı Benim ekmesrinı çobanlıktan Emme Demırelle bır çobanın ayrıhğı çavrılıeı var. ^ahsau ben 20 vılhk çobanım. Ovünerek so3İiıvom. bir go'unu, bır çuzuvu gurda kaptırmadıııı. Alıa onamde 3 0 go\un va. Hiç incitmem onlan. U Gözam gibi gorurum. \ e lukın Denıirel de bi çoban sajılsa, 40 milvon iıısan guduvo \e insanları bizım gibi gorumuyo. \anı şozü gıbı gorumuvo ınsanunızı. Hergfin ölenler oluyo. Bi taraf et yiyo, bı taraf dert jıvo. Biz otlu verlere sürunun lıepsini süreriz. Her goyun yljebildiği gadar yer. Avnsı. gavrısı vok. Nelhasıl Demirel guzuvu çurıla vidirijo. Bunun İçin iyl çoban olamaz. Çoban Sulu adına lâ>ık değil. Çoban hesabına gore bı gun govıın hesabı vermek zorunda galırsa, vuzune jogurt çanagı atan da bulunnıaz. Yani demek istediğim herkes çoban olamaz Hele hele Demırel hiç mi hiç çoban olaıtıaz. Çobanlık meslesfi nıesulıjet ısder. Selam eder, ellerınden operıın. Bu meklubunıu gazetende yazıverirsen hayır dualdrınu alır>uı. Hoşça kal a • •Mektubn ister gerçek bir çoban yazıruş olsun, ister çoban mantığına söre b;r okıırumuz vaznıış bulunsun; içmde epev ders \ar. Bıı^un Turkive'cle dıırmadan insan olduruluror. BıraUımz >1C Basbakanı SuleMnan Dcnıireli, dağba> şındaki çoban bıle bir sorunıluluk altuıdathr. ve hesap vermek zorıındadır. Kuzuyu kurda yedıren çoban dan dağbaşıncla he^ap sorulurken, en buyük kentlerde birbiri ardına öldürülen >urttaşlann hesabı nasıl sorulmaz" SoıiMa kendimiz vanıt bulnıava çahsalım: Sorulamaz; çunku furkne bir ıç savasm provasma dogru itilmektedir. Bujun çatısmaların, cinavetlerin bojutlan çogu kişiye kuçük görunuvor ama. is olenlerin savısmda değildir. MC iktidarından bu v.ına 130'u askın insan öldürülmüş; yılbaşından bu vana oldurulenlerin savısı 20'yi aşmış; sokaklarda kalabahklaruı ustune va\lım ateşi açılıyor; universitelcre, yurtlara saldırılar düzenlenip belirli kişiler yokediliyor. Butun bunlar çok acı şeylerdır. Ama olayı nicel değil, nitel açıdan hesaba vurmak gerekir. Işlenen cinavetlerle, kin ve intikam tohumları yurt topraklarına öylesme atılıyor ki, ilerde bu tohumlar boy verdiği zaman kardeş kavgasuun iç savaşa ulaşacak boyutları ortava çıkacaktır. Işte hu noktada MC iktidarının tutumu, ülkenin karanlı^ını joğunlaştırıvor. CIA'nın Turkive'deld rolü ve etkinllğı. buçunku hukumetiıı Dışişleri Bakanlığını viiruten kişlnin dilivle kamuovuna duvurulmııstur. Geçmiş yıllarda imzalanan bazı anlaşmalar da CIA'va Türkiye devleti içinde huvuk oMinlar tez^âhlamak olaııaklarını kazamhrmıştır. Turkive'de bir iı, catısma çıkaracak tohumlann serbcstçe ekilmesi, bu ortamda buvuk kjygı uvandırmaktadır. • Olan bitenler sösterivor ki 1974'de Ecevit'in iktidara peçmesı ve Kıbrıs çıkarmasına Karar vermesi, ABD açısından beklenmedık bır ı« olmuştur. Doğu Akdeniz'de yeni blr durum varatan bu olaydan sonra. Türkive'nin içinde ikinrt bir Cephe açılmasına «gorun.neven guçler» karar vermişlerdır Bu yolda başarı da kaıanılnıış, içerde açılan Cepho kan dokmeve başlami'tır. Evet, işte bugunku Turkive'de kurdun yediği kuzulardan bumın irin he<ıap «omlamıyor Ama jarınkı Turkiye'de sorulacak ba hesap. ANALAR BACILAR KARDEŞLER! OLULERiNE BASAR&K 26 ŞUBAT 1977 FAJiZM EVUTLARIMIZIN, KARDE^lERiMİZİN OLALIM. YURUYELIM. Deprem ile doğal sorunlar Sozüm evvela bugünkü M C hulaımetını oluşturan partılere, sonra da muhalefete yonelık olacaktır. Şoyle kı, şu anda ayakta du ran, bırçok yakınlannı kaybedıp gerıde kalabılmiş bölgerun dertlı vatandaşlarıru bıraz cık olsun bu acı sondan uzak laştıramaz mıyız. Bu bızım ıyı niyetlerlmlz ve \apıcı gırışımlerımıze bağlı bır konudur örnegm. Bolge lıselertnden mezun olmuş, gerek yörenın sosyo • eKonomık yapısı gerek se Uruversıte gırış sınavlarının hepımızce malum olan sırav yo netmelıgı ıeaoı açıkta kalmış \ uzlerce genı; vardır E, \ eıa ken d. kendımıze bır vicdan muhasebesi yapmamız lazım. Neden unversıte!ere doiu ve zu neydogu bol^elenr.dan hep avnı oranda ögrencüer gırer, bu kabahat onların tembelllğınden mı, yoksa devlenn \u lardan ben u\ şuladıgı bolgeler arası eğ^tım dengesızlığınden mı? Şuphesız kı mantıgı çalısan herkes ıkmci şıkkı ter cıh edecektır Bolse lıseler.nden orneğın bir Erçiş lısesmden, Van hsesmden mezun ol muş yüz dğrencıden eğer sade ce bes yahut on kışısi bır yük sek okııla gırebılrr.ışse, bu de mektır ki durumda blr dengesızlık vardır, çünkü yüz kışl nın doksan kışısi ne aptaldır, ne de ılgısız. tlgisızhgı bu gn ne kadar olagelmış çarpık eğıtım polıtıkasmda aramak gerekır. Derslerın buyuk bır bolumü bırçok okullarda yıl boyunca boş geçer. Boş geçen derslerın bazılarına oğretmenlıkle uzak tan yakından ılgısı olmayan kışıler (Avukat, Doktor, Vete rıner vs.) gıbi değışık meslekten olanlar gırerler. Daha da agın, hıç bır lıse ve orta derecelı okulda araç, gereç ve laboratuar gıbı olanaklar yok tur, bu da doğunun değışmez yazgısıdır. Banda, ömeğln Istanbul Izmır ve Ankara gıbı şehırlerde bu saydıklarımızın da dışında daha buydk olanak lar vardır. tşte bugune kadar gelmıs geçmış tum ıktıdarlar aynı polıtıkayı ızlemıştır. Doğu ve guneydoğu yoresı sadece seçımden seçıme, vergı vermede. \e askerhge çağrılmada. hatırlanrmştır. Bunlar hepımızce bılınen konulardır, sanı yorum. Gelelım asıl konumuza, bugiın dahı ünıvers:te sınav sorulan hazırlandJgında, sınav Junsı 'amamen buyuk kentler de toplanmış bulunan üyelerce o kentlerın ofretım standartlanna gore hazırlanır. Hıç bır zaman gırış sınavlarını ha zırlamakla görevlı komısyona bir Bıngbl Lisesmden yahut Van Atatürk Lisesmden gorev lı uye katılmadı ve çağrılmadı da, çağnlması da hayal gıbı gelıyor bıze. Bu kaaar açık duruma karşı elbettexı sınav netıceleri bolge çocukları ıçın doyurucu ve sevıyelı olmayacaktır. öyleyse ne yapmalı'1 îşt« esas sorun burada duğumleru yor, burada yapıcı bir yaklaşımla basta bu konu ve buna paralel bazı dileklerlmız olacak'ır mevcut hukümetten. Dıyeceksinız bugunku dort başlı hukumet, ıçınde uyumsuz bır hukumettır, bunlara aldırış bıle etmez Fakat bız yine de ıyımserlığımızı koruvarak önerılenmiö sunmaya çalısacagız: • Evvela bellı oranlar dahi lmde saym unıversre Rektor lerıne ncamız şu, şayet mev zuatları musaıtse felaketzadeler ıçm kontenıan olasılığının araştırılması, bu da olmuyorsa hukümete onerıde bulunma gırişımlermı beklıyoruz. • üniverslte Rektörlerl dışında Mıllı Egıtım Bakanlığı bunyesındekı akademı ve >ıık sek okullarda, hukümetın mev cut Bakanlığı kanalıyla çaba gostenp yme kontenjan açılması olasılıgını ışletmek Sanıyorum bu ıkıncı onerımızın uygulanması pek zor olmasa gerek. Danıştay kararlarına ragmen sınav yaptırıp dıledıği kişileri egıtım eııstıtulerıne koyan bır bakanlık ıçın bu önerlmız çok daha kolayca olmalıdır, yeter kı konunun gün cell:ğı ve oneml kaale almarak ıyı nıyet kuralları ışletılsm. • üçîlncü olarak da bolgenm yapısı gereğı dıyelım, ashnda bu tartışma goturen bır konudur. Evet ekonomık ve sosyal olanaklardan yoksun kadercılığe terk edılmış yore halkına, Varto depremınde ol dugu gıbı açıkta kalan felaket zedelere öncel.k tanınarak dıs ulkelerde çalışmak olasılıkları nın aranması koşullarım ışlet mek gerekır, maddı ve manevl kayıpları olan vatandaslara geçıcı ıskanlar ve bellı yuzevsel yardımlar hıçbır şey sa51ıyamaz, köklü tedbirler gerekır Necmettin GÜLER TIRMANIYOR. ARTIK DURUP BEKLEYECEK GUN DEGil. GEliN BıR FAŞI2ME DUR! DIYEUM. CUMARTFSI GUNU (BUGUN) SAAT 13.30 DA BEŞIKTAŞ'TAN BAŞLAYACAK OLAN «EVIAT ACISINA SON!» YÜRUYUS.UNE KATILALIM. FAŞiSTLER ANALARIN SiPERiNi AŞAMÂYACÂK!. llerici Kadınlar Derneği KADINURIMIZA./ EVLAT CMP STASBUİ. evlâtlarımıza can güvenligi istiyoruz sessiz yürüyüşü 2821977 Cumartest Saat 13 30 da Beşıktas Akaretlerde Bglu$a!ım ••••••••••»>»•»•»••»•<•••••••••••••••••••• KÖY ENSTiTÜLERiNi SEVENLER DERNEĞiNDEN DUYURU : 1935'dan bu yana var olan Koy Enstıtulerıj le ıl^ılı bel' geler tasnıl edllerek TOE TÜRK OTOMOTİV ENDÜSTRİLERİ ANONİM ŞİRKETİ YÖNETİM KURULU BASKANLIĞINDAN ASUJ1A.N K.4RAGÖZ ı 1 e BAHA ÇAKIROGLU Nişanlandılar. 19/2/1917 tfif> Krzurum Londrı % adı 17 NiSAN ARŞiVi altında toplanmıştır. Bu alanda lnceleme yapacaklara duyurulur. ADRES: Hftzan Sokak No 5 SUADİYE Cı.mnun"et 1S Şirketımiz hıssedarlan ümumi Heyeti âdi olarak 24 mart 1977 perşemb* gilrtü saat 12 30'da, aşağıda vazılı gündemı gdrüşmek Üzere, ÎstanbulFındıklı, Fmdıklı Han kat 3'dekı Şırket Merkezınde toplanacağvndan Sayın Hısiedarlarımiîin veva gereklı vekâletnamevı haız yetkılı temsılc;.ermın belırtilen gun ve saatt* toplantıya teşrıflerı rıca olunur. Eleman Almacaktır SOYADI DEGİŞİMÎ îstanbul 20. Asliye Hukuk H^klmliğınln Esas No 977/183, K. 9T?/413 sayı ve 12 2 1977 tarıh ı kararı ıle EBREM olan soyadımı zı AKIN olarak degıştırdıgim'z tlân olunur Sedat AKIN, Bengiz AKIN, Levent AKIN Cumhunyet 1916 YITtK îstanbul Tıp Faknlaldi"im Şebekeını vı G ÜNDEM : 1. 2 3. 4. 5 6. 1976 jnlı faalıyetleri hakkmda Yönetim Kurulu ve Dene^çi raporlânnın okur.ması, 1976 yılı Bılânço, Kâr Zarar Hesaplannın tetkık ve tasdıkı, Kâr'ın tevzı şek'.ı hakkmda karar ıttıhazı, Yonetım Kurulu Uyelen ıle Denetçılerm ıbrası, Yonetım Kurulu Uyelıklerı ve Denetçilerın seçıml ve Ucretlennın tesbıti, Dılekler. Karayollan 17. Bölge Müdürlüğü Bolgemize smavla aşağıda belırtilen nitelıkte 2 Y. ınş. Muhendısı almacaktır. H derece kadro verılecektır. tstekhlenn sınavın vapılacaği R11^.77 tpııhmu^n onca gırış belgcsı almak uzere ı Ky 17. Bolge Mud. OıUkoy IST ) adre=cre murariatları gereklidır. Aranılan nitelikler : 1 Y Inş M'lh. olrr.ak. 2 Askerlıgıni yapmış olmak, "î I îsan bılmek. 4 35 yaşından büyük olmama.':. liraya elbisenizi kkendinîz dikebılirsiniz
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog