Bugünden 1930'a 5,458,256 adet makale



Katalog


«
»

c öa T 9 CÜX 1977 , OSMAMTİNÎYVE BEIEPîYt " GcltMEÜ HAUNDEKİ yAW>ıniMi KöriKiz,BAILİ T&t OLMALILAA Ki UfciklA SAM YELİ Yazan: .Mchmrt SF,LÂHMTi\ 14 Hıza, yaramazhklarıyla Kend.ni evin içinde hcr an htssettirfyor. Nilüfer vıyaklayarak kafa ütüluyordu. Fahri, ancak çocuklarıyla oynaşırken sîkmtılaruı;. endıselerini ıınutuyor, onipnn yanında biraz sakmleşsyordu. Rıza. bir yaşını henüz bitirmışti. Babas.nın kucagır.cian lnTnez, sevjp okşamalarına doymaz, onur.la saatlerce konuşurdu. Her çocuk bir yaşında yürüyemezken o, altıncı aym sonunda ayaga kalkmış, herkesi hayrette bırakmışi. Fahri, onu kucağma alır, bikiyeler anlatırdı. «Bir gün şurada, pencerenin önünrie oturuyordum. Birden baktım, gökyüzünde sarı san bir şeyler parlıyor. Bu nedir acaba demeye kalmaca. san şey geldi bizim pencerenin önünde duruverdi. Altından bir zembildi bu. Aman, dedijn. Pencereyı açıp şunu içeri alayım. Tam eliıni uzattım futacaktım, zembi! kaçtı gitti karşı evin penceresinin önünde dumverdi. OradakUcr elierlni uzatıp hemen zembıli yakalaruak ıstediler. Hop, zembıl oradan kayıp yine bizim pencerenin önüne gelıverdi. Pencereyi açtım, zembi 1 içeri gırdi. Hemen camı kapattım. Zembil. bir iki kere odanın içinde döndukten sonra, gelip haîının üaerine konuverdı. Kapağını kaldırdını, bir de ne göreyim! Pamuklar gibi beyaz ve yumuşak bir bebek. içinde mışıl mışıl uyumuyor mu? Alclfım onu kucağıma öptüm, öptüm. koklacım. Hâlâ da öpüp kokluyorum. Içindeki sendin. Ya. maazallah kcnşular zembılı yakalasalardı sen şimdi onların çocuğu olacaktın.» Rıza, babasını o kadar çok sevıyordu ki bıı hikâyeyı dinlerken, sıra komşulann penceresine gelir.ce gözleri korkuyla açılır, eğlamaklı olur, sonra, sağ salim evlerinin halısma konunca rahat bir neles alırdı. Yüzü neşeyle ranldardı. Buna ragmen, bu hikâyeyi dinlemeyi çok sever, babasına sık s:k anlattınrdı. Fahri, belkı altı ay Nüüfer'i hiç sevmedi. Ali Rıza'da kıskançhk hislerinin uj'anmasından çekiniyordu. Ona, «Sana bir kardeş getırdik» diyordu. «Arna, senin gibı o, gökten zembille inmedi. Yolda giderken önümde yürüyen bir deve yere pisledı. Bsktım bir çocuk ağhyor, eğiüp aldım. Bok içindeydi. Eve getırip yıkadım, senın kardeşin oldu. Bak, biz hiç başka çocuklan seviyor nıuyuz? O senin kardeşin olduğu için annen ona süt veriyor. Büyüyüp sana arkadaş olsur. diye... Ben de onu bir gün seveceksem, senin kardeşin olduğu için sevecegim.» Paza, büyüdükçe kardeşine bağlandı, sevdi. Kıskanmak bir yana, onu babasınm kucağma kadar taşır, «Hadi sev onu» derdı. Öyie b:r an grldi kı Rıza. babası Nilüfer'i kucağına alıp severken, ciaha mutlu oldu. Nilüfer de büyüdükçe bir tatlüaşıyor, güzelleşiyordu ki onu göriip de sevmemek için insanda his narrr.na bir şey olmamalıydı. Fahri, her şeyi unutmuş, sadece evlâtları için yaşar olmuştu. r?.:ar gunleri birini kucağma alıyor. ötekım clir.den tutup şehirde gezintiye çıkıyorlardı. Çocuklar o kadar scvimlı. rana yakın, tatlı şeylerdi ki Dıyarbakır'da ün yapmışlardı. Ne var ki halk, bir erkeğin çocuklarına bu kadar bağlı oluşunu, onlarla bu denli ilgilenişini bir türlü olağan karşı'.ayamıyor, Fahri'yle «Çocuk Bakıcısı» diye alay ecayorlaıdı. Fu isim kulağma kadar geldı adarnın. Kıskançlıktan başka bir anlamı olmayan bu söylenti:ere aldırmadı bile. Çocuklarını o kadar çok seviyordu kı başkalarının bu konudaki düşünceleri bir kulağından girip ötekinden çıkıyordu. Ne söylenirse söylen6in, sevgisinden. ıljisinden bir nebze bue kaybolmayacaktı. Mutlu günlerdı burüar. Korkularla, endışelerle dolu olmasma ragnıen, mutlu günlerdi. Ne yazık ki uzun sürmeyecektı. R^yh.nn, üçüncü çocuğuna hâmileyken. bir gtın Fahri, alışılmış olandan çok erken eve döndü. Adam üzüntülü, âdeta çökmüş, yıkılmış bir haldeydi. Reyhan, Nilüfer"e süt emziriyordu. Kocasının hali onu heyccanlandırmış, iakat her zamanki sükurrtini kaybetmeyerek, hıçbir şeyin farkında değilnıiş gibi davranmıştı. Fahri, bir süre ofiayıp pufladıktan sonra, ayağa kalkıp odaEin içinde dolaşmaya başladı. Vazifeme nihayet verıldi, dedı damdan düşercesine. Nasıl yani? KaJdırüdı, lâğvedildi vazifem. Anlayacagın açıkta, işsız kaldım. Peki, başka iş vermezler mi sana? Yermeleri lâzım ama, verecege benzemiyorlar. Valiye g ^ tim, beklememi söyledi. Beklemeni mı söyledı? Evet. Partide aleyhime bir hava varmış. Şu eski hikâye. Halk Partisine, Cumhuriyete, devrimlere karşı oluşum. Güya. Kim inanır bu hikâyelere? Herkes. Inanmasalar bile, Arabın bir sözü vardır, «İftira et iz bırakır» diye. Pekı. niçin yapıyorlar bunu? Bizden ne istiyorlar? İstedikleri meydanda işte. Emlski Metruke lâg\"oldu. Kaîdırıldı anlayacagın. Yerine, Emlâki Millıye kuruldu. Doğrudaıı doğruya oraya atanmam gerekırken, yerime bas kâtibim olan Saim dürzüsü tayin edildi. Teşkilâtta açıkta kalan bir ben oldum. Niçin ama? Namuslu olmak bu zamanda büyük suç. Çalmadım. suiistimal yapmad.m. Bazı kimselerin işine gelmedi bu. Kendi adamlannı tayin ettirdiler yerime. Boynu kırılası Saım Dijarbakıriıdır. Benim gibi göçmen değil. Gcçmen ohnak günah mı? Elimizde miydi bu? Fahri, cevap vermedi. Kansırun işitemeyeceği bir çeyler gevelıyordu ağzında. Kadın onu daha lazla rahatsız etmeye cesaret edenıecü. Gıtti kaynanasına, ağlaır.aya başladı. Yıne ne oldu kız? Niçin erken geldı kocan? İşinden atmışlar. İşınden atmışlar mı? Onun gibı bir şey. Vazifesini kaldırmışlar. Yerine kurulan Işe başkasını atamışlar. Açıkta kalmış bizimki. Ya! Şimdi ne yapıyor? Dolaşıyor odada. Alları AUah, nedir bu çocuğun çektıği. Sebep olanlarm AUah yuvalarını yıksın inşallah. Yıkar. Bir yıkar ki buna dünya âîem de şaşar kahr. Benim oğlum temizdir. Allah doğru kullarının daima yardımcısıdır. Bir kapıyı kaparsa diğerini açar. Söylemedin mi bunlan ona. Şimdi beni dinleyecek hai yok ki adamda. Biraz zaman geçsin. Gideyim ml yamna? Yok, bırak kendi haline, sakinleşsin. Doğru. Sakinleşsin biraz. Sonra konuşuruz. Allah herkesin nzk:nı verir, açlıktan kim ölmüş bu dünyada? Hicrette bile aç kalmadık, bundan sonra mı aç kalacağız? !ki kadın odada konuşurlarken, Fahri, sıkmt: içinde bir oradan bir buraya gıdip geliyordu. Canı korkunç derecede sıkılıyordu. Endişelıydi. Grlecek giinlerde onları ne bekliyordu acabaFiraz paraları vardı, gizli bir köşede. İki evin satışmdan üçTüz lira kadar bir para kalmıştı eUerinde. Kendilerini sıkarlarsa, bir birbuçuk sene idare edebilirlerdi bununla. O vakte kadar İş bulabılirse iyi. btılamazsa... Bu tıkir içıne korku düşürüyor, akhna türlü kbtü ihtimaller getiriyordu. Doğacak çocukla birlikte üç can. Üç te kendilerı, altı kişinin sorumlulııgunu nasıl taşıyacaktı? Niçin yapmışlardı bunu ona' Bir lokma elonek yemelennl feden çok &örmüşlerdı? (UEVAM1 VAR) ^TheEconomist,, çözüvleTürkiye: 19231950 Yabancı sermaye gruplan tam teslimıyeıten azı:ıa razı oiırıazken bunu kesııJıkie reddedsn An kara Hükümeti daha elverişli ko şuUarla sermaye yardımı arama ya devam etmektedir. 12 nisan 193») tarihli The Kconomist. Türk lerin, Kont Volpi b3$kanlığında ki Italyan nıali grubundan, gere ğinde Türk parasının değerini ko rumak amacıyla kullanılmak Uze re, bir milyon tngiîiz liralık bir kredi sağlamış olduklarını bunakarşıhk Mersin limanı imtiyazınm ttalyanlara bıraluldiğını be lirtiyor. Der»inin haziran 1930 ta rihli sayısır.öa ise, Türk Huküme ti'nin Osmanlı borçlarım ödeme ye başlaması yolunda yapılan girişimlerden kesin bir sonuç ahna madigı, yalnızca Türklerin tanmmı? Fransız maliye uzmanı M. Rist'in ülkenin mali durumunu i::celemesine izin verdikleri bildirüiyor ve şöyle dnvam ediiiyor: • II. Rist. tüm sıkıntıların kay nağmı bulmakta güçlük çekmeye cekrır. Hükümet'in ııyguladığı maliye politikasmuı ergeç bugün küne benzer bir çıkmaza varacağım göntıek için maliye uzmanı olmaya da gerek yoktu. Türk:ye'nin son yıllardaki bütçelerir.den herhar.gı birine baktığımızda ülkenin belki kazandığmdan fazlasını harcamadığını fakat har camalarından çok büyülî bir bölümünün ekonomik açıdan vcrim siz yatırımlara gitmiş olduğunu görüyoruz. Örneğin bu yılki bütçede ulusal savunma ve silâhh kuvvetlere ayrılan pay toplam harcamaların 'c 35 sır.ı oluştururken, dış borçlara ayrılan pay °.o 6'yı geçmemektedir. Aynca ka mu yatırımlan için 33 milyon lira ayrılmıştır ki bunıuı içinde hiç bir ekonomik nedenle açıklanamayacak oian demiryolu yapın:ı önemli pay almak!?.dır. «TB>,D.I lutanaklarmdan da göriilecegi gibi, Savaş sonrası Tür iuyesinın liderleri yoğun ve sürekli bir kalkır.ma haıniesınm «Anz.vatan>a sağlayacağı yararla rı çok iyi bilmektedirler. Ne vı.r ki bu hedofe ulaşmak :çın büyük para'.ar harcamak zorun:udur ve Türkiye'de bu para ynktur. Demck kı bu paranın ya'oaııcı para pivasaiarından gelmesi Rereklidir. Etevletin yüksek çıkarla rı, Türk bakanlarının. yabancı kapitalıstlere karşı takmdıkîarı olumsuz tavn bir kez daha gö.rden geçirmelermı ve yabancı ser mayeye güven verecek onlemiere ycnelmelerini gerektiriyor. Oy sa Türk basırunda yer alan haberler, TBlIM'de, dı^ borçlara r.y rıimış olan 2 milyon İngıiiz Liralık ödeneğin ülkenin ekonnmik kallunma yatırımlarına kaydınlmasını isteyen guçlü bir grubun varlığını doğrulamaktadır. Borçlanru vadesinde ödememe tehdidinı savuran Türk Hükümeti'nin de bu eğilimı paylaştıgı ve önün deki büyük fırsatı görmezlıkten peldigi anlaşılıyor. Zira Cumhuri yet Türkıyesi'nin ekonomik kalkmmasını ve son çözümlemede kurtuluşımu saglayabilecek olan dünya para piyasalarırnn anahtarı şu anda Türk Hükümeti'nin elinde bulunmaktadır.» (16) Cumhuriyet T.irkiye'si ekonomik darboğazlarda bocalarken Batıh finans çevreleri sankı kapitülâsyonlar rejimini carüandırmak için parlak (?) önerilerde bulunuyorlar. Onlara göre Cumhuriyet Tiirkiyesi'nin ekonomik kalkv.iması ve kurtuluşu ('!) dünja pai'a pivasaiarından ^aglayacağı yardıma bağlıdır. Türk Hiikiimeti. ui'.:s?I or.ur ve "cağımsızIık gibı "Geçici heyecamar»dar. vazçeçıp yabancı serm&yenın is tpdiği tüm ödünlerı vermeîi. hatta ; .'oancıların devlet maliyesini denetlemelerine göz yummalı aına ne yapıp edıp bu r.azlı sermayeyi ülkesıne çekmelidir. Ayrıca Türk Hükümeti stra'ejik har camalardsn ve kamu yatırımlanndni'. vazseçmeü. içsrden ve dışardan sağladıgı tüm kaynakları ycrli ve ysbancı gırişimcilere. spçkü!âtörl»re pr?keş çekmeüdir. Piyasa rr.ekanizması ve kâr dürtüsll geri^in! çöriim'er ve ülke kaltanır. Kısa dönemde üretken rck aramaya devam ettİAİeri «Ozel imtiyaz istemeyen, iyi niyetli» yr/Dancı scrmayeyi bir türlü bulama:n?kta: bağ'.rnsızl'.gın korır.im:.sı aınacıylp zonr.ıiu °'.ir dükleri savunma ve knlkımna har tan öiçüde iç kaynp.klara baçvur .iBk gereginı duvınaktadırİHr. Sa vaştan çıkmış ü!ke ekonomısi ise gerekli altyapıisrdan, dayanılarak bir endüsrri tabanmdan. kal kınmayı gerçek!e?t:recek büri ve kadrolardan yoksun olup savunma i'e kalkınma harcamaları için sterekli fazlayı yaratacak güç te görünmemekr?dir. Aynca be nimsenen temel model cerçeve sinde uygulanan ekonomik • si yasal poiıtika. ekor.omık. alanda n"ıi:ı otorüer ni'.e'.ifini sra!tavak çok partili sısteme yonelecek; ya da söz konusu ilkeieri koru ır.ak içm otori:er ycmetimini sür dünn?k ve der.ef.mî alımda tuttugtı dev.etin etkı alanını ve e konomiyi düzenleyici rolünü yav B'.r.laştırr.ıak yolunu seçecektir. Scr'oest Fırka denemesı ışte bu yol agrında gerçekleştirilmiş ve kapitalist dünyrda ılginç uınutlar uyardırmıştır. Yeni partir.iıı resmen kunılmasından dört gin sonra yay.nîanan «The Econo mist» şunlan yazıyor: «Ankara'daki Türkiye Büyük Mil'.et Meolisı, kâğıt ü.'erir.de, parlamentolann anası sayılan \Vestminster Parlamentosundan yeregine söre akla şu soru RSüyor: Cumhıırba?kanı bu değişikliğe neden gerek görnıüştür? Bu sonınurı cevRbı Türkiye'nin karşılaşmış mılur.dugı; mali ve ekonomik soruniarda yatmaktadır. Bu sorunların bir bölümü dünya ekonoır.isinin içinde buiundugu kosullardan bir bölümü ise Türkiyp'nin kenchr.e özgü koşul'anr.d;n dogmaktadır. «Türkiye'deki rıevcut rejime haks.zl:!: etmemek iç:n. Mustafa Kemal ve îsmet Paşanın, mali ve ekonomik konulann can slıcı önemini ta bastan beri. kavramış olduk'.annı beiirtmek gerekiyor. ll>23 yımda. Lozan Barış Antlaşması imzalanmadan İz masına katılması için gerekli ko şullan yaratabüdıgi taktirde par üsi için başarı yolları açılacsktır. Türkiye'nin sıyasal ortamı, ölüm kalım savaşından yeni çık nuş uluslarda görülen iki hastalıktan, hizipçilik ve yabancı düşnıanMâı hastalık!ar:ndan bunalnıaktadır. Oysa Türkiye'nin müca dele gunleri geride kalmış, bağım sızlığı güven altına alınmıstır. nolayısıyla artı:: bu hastalıkîardan kurtulması ve siyasi hayatı nı sağlıklı bıçimde düzcnlemesi za r.ıam gelmişr.r. Böyle bir düzenleme, ülkenin içinds bulunduğu pkoııomik hastalığa da bir kuv:et şurubu etkisi yapacaktır.» •.17). Cumhuriyet Türkiye'si ekonomik darboğazlarda bocalarken, Batıh çevreler kapiîülasyon rejimini canlandıracak önerilerde bulunuyordu olmayan altyapı yatınmları gerek sizdir. Bu gibi yatırımlara önce lik venlir ve bu nedenle Osrrıanlı Borçları \adesınde odcnmezse dünya para piyasalarında Türkıye'ye güvensızlik doğar ve yaban cı sermaye gelmez, ülke felâkete sürüklenir. Batı sermaye çevreleri bu nakarat'.arla, ar;ık çok iyi bildiğimiz ama o gün için aynı öiçüde büinmeyen. «Emperyalizme bağımlı kalkınma» modelini Türk Hükumeti'ne onaylatmak çabası içindedirler. Ankara Hükümeti ise, içiııdeki ve yakın çevresinde kı «Truva atlarıana rağmen, bu önerilere karşı direnmektedir. Bu dirennıeyi. Osmanîı Imparatorlufeu'nun bağımsızlık sürecine ka^şınm arılarıyla dolu ve bin güçlülue kazanılan siyasal bağım sızlığı korumak konusunda çok duyarl: kadroların Meclis ve Hükümette ağır oasmasıyla açıklamak gerekr.ıektedir. Ne var ki ulusal sgemenligi korumaya kararh olan bu kadrolar önemli gtiçlüklerle karşı karşna bulunmaktadırlar. Emperyalizm olgıisunu geregince değerlendiremeye bir kitle sefcrberliğins gidiimesini engellemekte, tanmsal kesim eski yapısını korurken tarımdan kaynak aktanmı güçleşmektedir. Öze; eP.erde birikmiş sermaye ise, doğal olarak, daha kârlı bul duğu spekiüâtif alanlara kaymakta. üretken enctüstri yatırımlarına fazla itibar etmemektedir. Bu koşullara, kötü iklinı koşullarının yol açtığı tarımsal üretim ye tersizîiği, dünya pazarlarında tarımsal ürün fiyatlannın düşmesi ve Osmanlı Borçları'nın devreye girmesi de eklenince taşınması gerekli yük bir kat daha agırlaş maktadır. Bağımsızlık anlamına gelecek olan yabancı sermayeyi reddeden Kemalist kadro, iş:e bu ağır yükü zayıf ekonomik bün yeye yüklemek gibi gerçekten zor ve riskü bir görevi üstlenmek zorunda kalmıştır. Serbest Fırka denemesi bu ortamın koşulları içinde dogmuştur. Dünya koşullarının da zorlamasıyla Kemalist yönetim bir yol ağzına gelmiştir. Ya «bagımsız ve ulusal kalkınma» ilkelerinden ödün vererek yabancı sermayeye kollannı açacak ve reji Mustafa Kemal Türkiye'sinin ulusal onur ve bağımsızlığına gösterdiği özeni Batıh sermaye çevreleri sözcüleri «geçici heyecaniar» olarak niteliyor; yabancı sermayenin istediği ödünlerin gerçekleşmesini istiyorlardı.. Serbest Fırkâ'nın kuruluşundan dört gün sonra The Economist şöyle yazıyordu: «Fethi Bey; sürgündeki Türkleri geri çağırarak yabancı sermayenin ülke kalkınmasınâ katılması için gerekli koşulları yaratabilirse başarılı olur» bile dalıa geniş güç ve yetkilere sahiptir. Gerçekte ise bu meclıs. bir diktatörün, Cumhurbaş kanı Mustafa Kemal'in emirlerine tabı tek bir partinın tekelınde bulunmbkta, tek parti hükümetici ise Kemal Paşanın en yakm siyaset arkadaşı İsmet Paşa yönetmektedır. Ancak şu son :ıaftada açığa çıkan gelişmeler bir değişikliğin habercisı olacaj>a benzemektedir. Aniaşıldığına göre Curnhurbaşkanı, parti politikasından çekilmeyi ve Halk Partisinin başındaki îsmet Paşa ile Fethi Bey tarafından kurulması kararlaşürılan yeni muhaleîet partisi arasmdaki mücadeleyi «tarafsız» olarak izlemeyi tasarlıyor. 1920 1922 Türk Yunan Savaşından beri ıç politikadan uzak duran Fethi Bey son olarak Paris Büyükelçiliği görevinde bulu.nmaklas'dı. Şimdi bu görevinden istifa etmiş ve Cuınhurbaşkanınm da onayıyla, yeniden siyaset arenasma dönmüştür. Tek partili sistemden çok partili sisteme geçişin Mustafa Kemal'in iradesi dışında kararlaştırılmış olması düşünülememır'de bir ulusal iktisat kongresi toplamışlar ve barıştaki zalerlerle tamamlanmayan bir savaş zalerinin kalıcı olamayacağv m Türk ulusuıia açıklamışlardı. Bugünkü siyasal bunalıma yol açan başansızlıgın da daha çok taktik hatalanndan doğduğu söy lenebilir. Bu hataları bir ana baş Iık çevresinde toplayabiliriz: Mev cut rejim Türkiye'yi çok dar bir temele dayanarak kalkondırmak istemiştir. Ülkedeki iş ve endüstri hayatının belkemiğini oluşturan Rum ve Ermeni azmlıklar kovulmus; geniş çapta dış borçlanmaya gidilmeıııiş; ve yabancı sermayenin Türkiye'yi dünya ekonomisine açması için zorunlu imtiyazlar verilmemiş, gerekli koşullar yara tılmamıştır. Türkiye'yi yokolmak tan kurtaran, vatansever hareket te önemli pay sahibi olan en yetenekli kişilerden bazıları. salt kişisel nedenlerle, idam sehpasına yada yurt dışına gönderilmişlerdir. Fethi Bey olüleri diriltemez. Fakat sürgündeki Türkleri geri çağuarak yamna aldığı ve yabancı sermayenin ülke kalkın Serbost Parti cîenemesinln, Türkiye'deki rejimi tesbmiyetçiliğe kaydırmak için her fırsa'ı değerlendiren kapitalist dünyanın merkezlerinde, bir umut ışıgı olarak görüldüğü sanırız tartışma götürmez. Ancak bu umut lar, sbz konusu denemenin kısa sürede sona erdirilmesiyle, yarım kalmıştır. 29 k3sım 1930 tarihli The Economist, Fethi Bey'in par tisıni kapatmak zorunda kaldıgını belirttikten sonra şöyle devam ediyor: «Oysa Parti, geçtiğimiz agustos ayında, Fethi Bey ile Cumhurbaşkam Mustafa Kemal arasmda yapılan Yalova görüşmesin den sonra kurulnıuştu ve Cumhurbaşkanı'mn bu hareketi onay ladığı hattâ bizzat ör.erdigi in?.ncı yaygındı. Aynca böyle bir dav ranışı haklı gösterecek nedenler de yok değildi. Sürekli artmakta olan vergi baskısı ve ekonomik bunalırmn Hükümet'in kamu oyundaki desteğini sarstığı bir ciön.emtle, Cumhurbaşkanı'nm kendi «tarafsızhgiünı açıklayarak sorumluluğu Bp.şbakan îsmet Paşa'nın omuzlanna yıkması, akla yakın bir davranış olarak görüniiyordu.» Mustafa Kemal'in daha sonra tutumunu değiştirdiğini beürten The Economist, şöyle devam ediyor: «Mustafa Kemal'i politikasını değiştirmeye iten etkenler nelerdi? Patronunun posttınu kurtarmak için kurtlara yem olarak atıldığını sezen güçlü karakter Îsmet Paşa'mn tepkisi miydi? Yoksa Fethi Bey'in îzmir'de gör düğil roşkunca ilgi ya da TBMM ds j'aptıŞı konuşmalarda göstermış olduğu Ustün konti'.ma e eleştiri ystenekleri miydi? TUrkiye Cumhuriveti CumhurbaşkaY.ı sıyaset dışı kalmaya itecek neden ler bugtin de, en az üç ay önce olduğu kadar, pjçlüdür. Durumda hiç bir oluınlu gelişme olmamış. hükümetin halk gözündRki ıtiban düzelmemiştir. Anlaşılan Kemal Paşa. «kutsal tarafsızlık» makamına çekilmenin sandıfmdan zor olduğunu anlayınca denemeden vazgeçmiş ve bu da Fethi Bey'in partisinin kapanmasına yetmiştir. i'Sonuçta Türkiye'nin siyasal ortamı, iyi ya da kötü, bu denemeden önce bulunduğu yere dönmüştür. Ülkenin ekonomisi is» üç ay önos bulunduğu yere bile gelememiş, kesinlikle daha kötüye gnmıştir. Fethi Bey'in programın da yer alan en önemli noktalardan biri. Türkiye'nin dış borçlarım vaktinde ödemesinî ve alacakhlarmı tatmin etmesini öngörüyordu. Fethi Bey'in siyaset sah nesindan bir kez daha uzaklaşma sından hemen sonra Türk hükümeti, Osmanlı borçlarımn ayın (Devamı 9. sayfada) TiFFANY BULMACA SOLDAN SAGA: 1 Eskiden orduda yüzbaşı ile bınbaşı arasında yer alan iki aşamanın adı 2 Padişah çadırı Türk müziğinde bir makam 3 Yaprak Bir çoğul eki 4 Yavrusu olan dişi Açıl. uzaklaş anlammda bir buyruk 5 Zincirin denizin içinde kalan kısmı 6 îsim Tüy 7 Satrar.çta yenilgi Ayağm alt yüzü 8 Bir nota Deneyden geçirme, deneme 9 Tersi manda yavrusu Fiyat artırma. 789 DiŞi BOND ÖZEL 6A7İNO BİCÇO*C YUKARIDAN AŞAOlTA: 1 Kaçanın arkasmdan koşmak 3 Tersi Kuzey Atlantik Paktı'nm simgesi Sığırın erkek yavrusu 3 Tersi sonuna sesli bir harf getirildiğinde, üzerini çiz, görünmemesini sağla anlammda bir emir olur 4 Bey anlammda bir söz Beyaz Samaryum'un simgesi 5 Soyaçekim 6 Utanç Düzenteker 7 Bir tür sucuk Asitle birleşince bir tuz oluşturan kimyasal madde fi Tersi iki şeyi bırbirinden ayıran uzaklığı anlamında bir söz Fakat anlammda bir söz 9 Tersi geri Tersi engel. D t N K Ü BULMACANIN ÇrtZÜMt: SOLDAN SAĞA: 1 Koçaklama 2 Ilık Aşoz 3 Tarek Alo 4 ıyaK Irat 5 Sn 6 I Maid 7 Yöre Ahşa 8 Orotoryo 9 Selâm Ahi. rUKARIDAN AŞAfilTA: 1 Kıtıpiyös 2 Olay TÖre 3 Çırak raL 4 akeK Mera 5 sA Om fi La tnkâr 7 Aşar İhya 8 Molas şoH 9 Azot sA.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog