Bugünden 1930'a 5,432,635 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURÎYET 31 Ağustos 1973 Alaca Karanlıkta.. AYSEL ALPSAL45 Peki teyaeciğifft. Hemen stmdi. £iğdem arkasına yasiandı. Gözierinl kapattı. Hiçbir sey düşünmüyordu. Buzdan bir yumalrtı düşünceleri. Midesine birden bire bir sancı saplanmıştı. Kusacağını anlaymca koşarak aşafıdaki tuvalete gıta? Muslugu açtı. Ze hir gibi bir su genzıni yaktı. Yeniden san köpükler... Yüzünü yıkadı. Soğuk su iyi gelmi*ü. Başını duvara dayad Şurda birden buhariaşsal Kaybolsa! Hiç yaşampmi? olsa! Gozlerini açtığında Gücdüz «Allah kahretsin o asağılık partiyi! Niçin benl oraya götürmüştün Nural? Gitmeyecektim. O guaü zamandan sflebüseml O güiıü hiç yasamamış olsam!» Çiğdem, Cumarteslyl bekllyordu. O Cumartesiden baslamıstı bekleyiş! Cumartesi bü tün günleri yiyip bitirmiş, uzakta kapkara duruyordu. Tımakiannı saplamaya hazır kara bir kedl... Sonunda tırnaklannı Çiğdem'in boynuna batırmıştı. Ama aatmamıştı. Kız da şasmıstı buna. Yeşim karşısında, eski nplamalanndan uzak ağır ağır anlatmıştı Cumartesıyi... Kısacık... « Orda bekllyondu. Bana doğru gelirken arkadaslarımı gördü. Oldugu yerde kalakaldı. Biz gulerek yanından geçtik. Hlç tanımamazLJctan geldim.» Işte bu kadar! Yine bahçedeydiler. Uzaktan çocuk sesleri geliyordu. Haya ılıktı. Çiğdem'in migdesi «ancımadı. Kusmadı da... Biraz dağınıktı. Biraz da bunık!... Ama o Pazartesi Gündüz 1e bulusacağı saat yaklaştıkça yüreğinde kaynayan öfkeydi: Cumartesinden önce Gündüz'le karşılasmamas istediği için odasına uğramıştı. Pazartesi erkenden arayan Gündiiz telâşlıydı. Aralıksız konuşmuş, Çigdem'in bir haiftalık yokluğundan yakınmıştı. Çiğdem, kulaklığın minik deliklerinden dökülen sese bakıp başım salfamıştı." «Nö'yüzle konuşüyör?'Ne yüzle?» soaeükleri Jcafasmın . :ç:nde bir. uçian bir uca dolaşıp duruyordu. Gündüz konuştukça... Hiç bir şey söylememışti... Ne diyecekti? Yeğenimi niçin sinemaya çağırdın mı? Şimdi de koltuğundan dönüp dururken karşılaştıklannda nasıl davranması gerekeceğini kuruyordu. Demek bütün dertlerirrizi bırakıp gidiyorsunuz öyle mi? Bizimkiler yetmezmis gibi bir de sizinkileri yükleneceğiz desenize. Çiğdem sıçrayarak döndu. Turguftu. Ikl ell ceplerinde, kapıya dayanmış, güierek bakıyordu. Girdiğinizi dusmadım. Kapıyı vurmuştum ama duymadırus. D« mek yolculuğa çıkıyorsunuz? Buna şimdi, konuşurken karar verdim. Tabil izin verirseniz... Fatma abla söyleyeli epey oldu ama düşünmemiştim. Birden gitmemin çok iyi olacağını düşündüm. Kafamın içi karmakarışık... Öyle de yorgunum! Turgut güldü. Bir süre sustu. Eğılip Çigdem'in elinı tuttu. Gittiğin yere kafandakileri de götürecegine göre, gitmekie neyi degiştireceksin? Karışıklığın burda, ya da başka yerde olmasının ne önemi var? Bence karışüdıgı çıktıgı yerde bastırmak geıek! Başka ysre taşınırsa, bastırmak güçleşır! Çiğdem hiç kımıldatmadığı eüyle bağlantı sının kesildıgini sandı. Turgut'un üstü ince tüyle ellerine baktı. Keşke Turgut'a Sşık olsay dun diye düşündü. Her şey ns kadar kolay olurdu. «Peki ben kimi seviyorum? Gündüz'ü mü?» Niçin sustun? Işir.e karışmış olmak İçin söylemedim. Biliyorsun. Senin yakın arkadaşın! dostun olarak göruyorum kendimı... Ben de. Ben de... derken çigdem'in sesi kmhverdi. Gözlennden yaşlar süzülmeye başlamıştı. L'zancü. Çantasmdan mendilini çıkardi. Bir yerlerde yorgun martılar uçuyordu. Kar.atlan keder yükiü martıiar. Bir ağaç araüksız boy atıyordu sonsuz yalmzhklarda... Çiğdem ağhyordu. «r>3 budîüayım! Ne budalayım!» Dolmuştu Gündüz'ün yanında otururken, konuşurken de hep aynı sözcükler beyninde tekrarlanıp duruyordu. • Xe budaiayım! Nelerden söz ediyorum. Hele bak: Sankı hiçbir şey olmamış... Yeşim bununla apaçık alay etmemiş... Ben kusmamışım sancıdan kıvranarak... Suratma tükürmeliyım. Kötü sözler sıralamaiıyım. Biltyorum. Hiçbir şey yapamıyacağım. Bütün sövgü ierim, çığlıklarım boğazıma saplanacak. Ben sessiz, geberik oturacağım. .» Ne o? Dilını mı yuttun? Çok yorgunum. Tatlı kızım ber.im. Demek Turgut seni çok çalıştırıyor. Filim güzel miydı? Günciüz afalladı. Çiğdem'se rahatlamıştı. KarşılaştıkJarmdan beri nasıl söyieyeceğıni düşünmüş, ne giderken, ne de Aşiyan'da otururken sözü bu konuya getirememişti. Artık zarnanı kalmanııştı, h:ç değinmeden ayrılacak iarını sanraıştı. Neyse sonunda söylemi? ve kurtulmuştu. Hangi filim? Neden söz ettiğmi anlamadım. Cumartesi giinü Yeşim seni Yeni Melegin önünde görmüş. Yeşil mi? Yeşim mi? Ne o kedi lsmi mi? Yeğenım dıye gpalümsedi Çiğdem. Iki kez tanışmıştın. Haa! Şu küçük bızdık mı? Cumartesl gunü Yeni Melegin önünde ne işı varmış? Arkadaşlarıyle sinemaya gitmiş. Seni görmüş... Çigderr.'in sorusu Gündüz'ün boynuna geçivermişti. Sıkıntısı kısılan gezlerinden beüi oluyordu. Yine de sesini çıkarmadı. Onun yaşanıtsmda olayların üstüne gitmenin yerı yoktu. Çiğdem açıklamak istemedigıne göre Yeşim'den o da söz etmiyecekti. Arkasına yaslanırken «Küçük 'rospu! Ben saca gösteririm» diye düşündü. Elbet bir gün ellme düşersin. Bu oyunu senin burnundan getirmessem bana da Gündüz demesinler göreceksin!» Çiğdem yanında sessiz otuıan GUndüz'ün İfjffıli bİTÛÖJlİ hİÇ tftnlTnflraıc; OİSİ l ISTlKLÂL MAHKEMELERÎ Ankara dışında mahkemeler görevlerini Sayda tamamladılar tstiklil Mahkemeleri'nin Kurtulus Savaşı devam ederken verdiği baa kararlan buraya aktarmak, cezaların hangi suçları işleyenlere verildiğini göstermeic yonunden yararlı olacaktır. *** «Dörduncü kez askerden kaçtığı sabıt olan 1310 doğumlu Mehmet oğlu Abdurrahman Ankara İstiklâl Malıkemesi kararıyle askerî bir kıta tarafından kursuna dizilerek idam edilmıstır.» *** «Mahkemelerı görülen 250 neferin birincı ve ıkinci kez kaçtıklan sabit olduğundan, suçlarına göre otuzar ve ellişer dejnek vurulmalariyle, daha. çok kaç mış olanların Elcezire cephesıne sevkierine ve zayi ettikleri askeri eşyaları tazmin etmelerine oybirliğiyle karar verilmiştir.» *** «Casusluktan sanık ihtıyat mülazimlerinden Hasip Efendi' nin açık yargılanması sonucunda, bu suçu işlediği sabit olamamış ise de, Anadolu'ya iyi niyetle gelip gelmediği hakkında da yeterince delil mevcut olmadığından, tstanbul'a geri gönderUmesine karar verilmiştir.» **# «Istanbul'dan ögretmen olarak Bafra Rum Okuluna tayin oıunup gelen ve memleketimizde Yunan emellerıni yaymak suçuyle sanık olan Madam Eleonara Hnsantos'un hakikaten talebe&me Yunan emellerıni yaymak ve asılamak amacıyle çalıştıgı birtakun mektuplarmdan ve kendisının üa delerinden anlasumış olmakla... beş yıl süreyle kalebentliğine karar verilmiştir.» *** «Maiyetindekı erlerin maaji olan 800 lirayı zimmetine geçirerek memuriyetinden kaçtığından dolayı açık yargılaması sonunda bu fiile cüreti sabit olduğundan Adana Jandarma Alayı Takım Komutanı Mülâzımı sani Mehmet efendi'nın bir daha devlet ?uzmetinde kullanılmamak şartıyle askerlikten tardı ile üç yıl hapsine ve gaspettiği 800 lirayı tazmin etmesıne ve ayrıca kend»sinin başkalanna ibret olmak üzere halk arasında dolaştırılarak teş hirine karar verilmiştir.» ml sekizinin filhakika Osmanlı devleti tebaasından olduklan halde, düşman ordusu ile birlikte Sejitgazi civannda yaptıkları bir muharebe netioesinde esir edildikleri... sabit olduğundan, vatan haüıı ada.. \ Hıyaneti Vataniye Kanununun ikinci maddesinin (fiilen vata na ihanette bulunanlar İdam olunur) hükmüne dayanarak, çümlesinin asılarak idamlanna oybirliğiyle ve yüzlerine karşı karar venkii » Yazan: Emin ÇÖLAŞAN çok bozulduğunu anlAmıjtı. O d m pece«r«y« döndü. «Şu Karaköy yolu da ne kadar uzadı. Zğeg bitmesin istesem çoktan sona ermişti. SıkıntıU dakıkalar oyula oyula dUşer zamandan da sevınçli olunca hemencecik dökülÜTerir lnsanın kucağına... Oof: Bitsin artık bu yoL Ben de çu yabancıyla paylaştığım sıkıntıdan kurtulayım» Ne tuhaf! Gerçekten de Gündüz kendisi 1çln yabancıydı. Yollarda el ela mutluluk içinde dolastığı bu Gündüz değü miydi? Kendl«lnin bir parçası olarak içinde taşıdıfı, Isral beyninin kıvrunlarında dolaşan adam bu yanındaki somurtkan yabancı nuydı? «Onu sevdis miydim? Belki de... Ama lster sevmij olayım, İ5ter öyle aanmıg... Sonuç değişmez. Bir süre mutluluk da verdi bana, ma da... Şimdiyse eski, bitmij bir hikâye. Ona arkada kalmış, unutulmaya yüz tutmus bir anıymış gibi bakıyorum. Bitti. Kurtuldum. Bunu bağıra bağıra söylemeliyim. Ona an söylesem... Olmaz. Ne diyebilirim zaten? Gülünç olur. Bel ki ben de onun için bitmis bir hlkâyeyim. Kimbilir belki de hiç başlamamıç, bir hikâye.. Belki... Nedense, hep bu sözcük üz^rine kurdum hikâyemizi. Belki seviyorum, belki seroıiyorum! Belki!... Ne saçma bir sözcük! llk işim bunu fırlatıp atmak olnıalı. <Ortada> kalmaktan kurtulmahyım...» III Kırmızı çardak gülleri mis gibi kokuyordu. Küçük taç yaprakları al al gülüyordu. Ama Çiğdem bu gülüşleri görmüyordu. çiçeklerin bulundu»u seramik vazodaydı gözlert. Eli morlann, çingene pembelerinin üstünde dolasıyordu. Vazoyu tutup yukan kaldırdı. YUzU aydınlıktı. «Bunu ben yaptım. Ellerimde çamurun yurauşaklığım duydum. Bu güzel vazo benim elimin emeğinin sonucu ortaya çıktı. Fınnın kar. şısında terledim, çamura şekil rerdim, boyadım. Onu nesneler arasına ben kattım. Ona bakarken yüreğimde bir türkll başhyor. Mutluluk bu olmalu Mutluluk mu? Hay Allah I Bugun yapmam gereken bir iş vardı. Telefon edecektim. Bu fırsatı kaçırmamalıyım.> Hemen telefona uzandı. Gundüz'« telefon etmeliydi. Bu gece de ne söyliyeceğini düşünerek uykusuz kalmak istemiyorsa, telefon etmeliydi. Telefon... Allah kahretsin etmese ne olurdu sanki? N'olacak her gece, karşılaştıklannda ne. konuşacağını, nasıl davranacagını dUşünüp duracaktı. Tam on gündür oldugu gibi... Artık bunalmıştı. Ne olacaksa olmahydı. Kulaklığı kaldırdı. Numaralan çevirdl. Zil çaldı. Birisi açtı. Ben Çiğdem beyefendl, Gündüz Beyle konuşmak istiyorum. Çümlesinin yansında, kapı vurulup açılmıştı. Çiğdem şaskınlıkla kapıdan giren Turgut'a baktı. Adam anlamıştı. Isterseniz sonra gelirim, dedı Turgut yavaşça. Yoo! Buryun dedi Çiğdem, kulaklığı kapatarak. Turgut yandaki koltuğa oturdu. Buyurunuz ben Gündüz! Merhaba! derken çigdem'in sesi titrtyordu. «Neden yüreğim böyle koşuyor? Gündüzle konustuğum için mi? Turgut'un önünde konuştuğum için mi? İkisi için de... Neden kendime eziyet ediyorum? Turgurun önünde konus mayabilirdim.» Nerelerdesin kuzum? Yaşıyor musun? Hiç sesin solugun çıkmıyor. Ararız yoksun. An talyadan geleli çok oldu mu? On gün kadar, dedi Çiğdem sesinin titremesine engel olmağa çalışarak, Dünkü... gazetesini okudun mu? «Ben okudum. Yeşimin işi tabii. Odama çe kildiğimde yatağımın üstünde buldum gazeteyi. O kaymus.» Hay Allah sen de ml gördün? diven Gündüzün sesi telâşlıydı. Bir kez bırisiyle dans edersem, hemen sevgilim diye yazıveriyorlar. Ünîü olmanın cilveleri bunlar. Alışacaksm. Demek yine beni hayırlı bir şey için aramamışsın. Kuzum sen beni yalnız azarlamak, kavga ettnek için mi anyacaksın? Çiğdem masaya dayandı. Bu sesteki yakınma dokunmustu. Gerçek değil miydı söyledıkleri gerçekti ama, sesindeki bu vafcrurada içtenlik var miydı? Yoksa numara miydı? Işte bunu hi; bir zaman bılememişti. Gündüz, başından beri ona güven duygusu vermemişti Olayları düşündü. Başını salladı... «Çok zayıfım. Sesteki bir yakınma bile beni etkiliyor. Gevşetiyor. Onu sevmediğimi bi liyorum artık. Ama birden yüreğim acımayla doldu. Ovsa onun acınacak bir durumu yok. Hiç de olmadı...» Ne oldu Çiğdem. Birisi mi geldi? Niçin sustun? Hiç! Düşündüm! Söylediklerinde gerçek payı var ama neye yarar. Sana güvenim vok. Hiç de olmadı. însan karşısındakine güvenmiyorsa artık onunla bir iliskisi kalmamalı. Güven yoksa, saygı da yoktur. Güvenin ve saygının olmadığı yereyse sevgi adımını atmaz. Ben seni yann Branm. Çiğdem telefonu hırsla kapattı. Eli üstünde durdu bir süre. İçinde bir esinti vardı. Sevinç ve hüzün karışımı. .Gündüzle aramızdaki fark bu diye düşündü. O belirsizlikten, askıda kalmaktan hoşlanıyor, bense açıkiıktan, kesinlikten...» Yavaşça Turguta döndü. Onun orda olduğunu bir an için unutmuştu. Söylediklerine kendisini kaptırıp gıtmisti. Şimdi yuzünde en küçük bir duygu belirtisi olmadan kendisine bakan bu adamın karsısında, bunc» rahatlıkla nasıl konuştuğuna şaşıyordu. Demek gerçekten bitti! ÜzUlmiyecek mlsin? Çiğdem kısa bir süre kendisiyle yanm bir gulUsle, alay edercesine konuşan Turgut'» baktı. Benim içdn çoktan bitmişti. dedi yavaşça. însan beyni yazılı bir kâğıt değü ki.. tstediğinde sılıveresin. Kaiacak bir süre. Onu tasıyacağım. Birdenblre, onu tarudığımı unuttum diyip unutamam ya!. Şimdi durgun bir gü lüm. (DeTann rar) BİR ISTIKLAL MAHKEMESÎ GÖREV BAŞINDA.. karanyle yeniden kurulabileceğl de açıklanıyordu. Ama niçin? İstiklâl Mahkemelerinin görevlerine kuruluştan beş ay son ra, geçici de olsa niçin son verilmiştir? mesi dışındaki mahkemeleri Ankara'ya çağırmıştır. Nitekim böyleslne önemll bir tavizi vermekte hükümetin haklı oldugu daha sonra ortaya çıkacak ve görevde kalan Ankara İstiklâl Mahkemesi «tstiklâl Mahkemeliği» görevlni yeterince yapacaktır. mış, askerden kaçanlarm sayısı artmıştı. Yine a>nı şekilde devam eden Kurtuluş Savaşma karşı olanların direnci de giderek yoğunlaşıyor, Millî Mücadelenin ba şarı sansı da, doîayısiyle azalıyor du. Bunun temel nedeni kuşkusuz, Meclis içinde ve dışında bu mahkemelere karsı estirilen olumsuz havadır. Mahkemelerin savas sıBeş ay sürdü rasında düzen ve disiplini saglaEylül 1920'de kurulan ve yak mak, ihmalciliği, yolsuzluklan ve laşık olarak 5 ay tioiaylannda asker kaçaklıgını önlemek içm görev yapan . tstikiij ^ ^ahke^ verfi.igi.Eert kararlar, özellikle ımeleri 17.2.1921 tarih ve 97 dam kararlan, devamh eleştirisayılı Bakanlar Kurulu karany lere konu olmuştur. Aynca, kale geçici olarak kaldınldı. Kararlann kesin oluşu ve başka hiç rarnamenin gerekçesınde Istik bir makamm onayını gerektirmelâl Mahkemelerinin yurtta asamesi de bu mahkemelere karşı yişi sağladığı, firari ve casustepkiyi giderek büyütmüştür. lar üzerinde kesin etki bırakMeclis'teki muhalif milletvekilletığı, ahlâken düşük menfaatçiri ise, İstiklâl Mahkemeleri'run lerin de mahkemeler sayesinde bir gün kendilerine döndürülmeahlâk ve edebe yöneldiği belirsi mümkun en etkili bir silâh otiliyor ve «... memlekette norlarak. varlığından her zaman ramal durum derecesinde sükun hatsızlık duymuşlardır. Nitekim temin edilmesine ilişkin fevYeşilordu dâvâsı olarak bilinen kalâde mahkemelerin faaüyete ve Çerkez Ethem'le kardeslerinin devamı, o teşkilâtın kıymet ve gıyaben idama mahkum edildikehemmiyetinı azaltacagı akla gel leri dâvâda, Tokat milletvekili mesine... binaen» 1 numaralı An Nazım Bey, Ankara İstiklâl Mahkara İstiklâl Mahkemesi dışınkemesinde hapis cezasuıa çarptıdaki mahkemelerin görevi bırılmıştır. rakarak Meclise dönmeleri isteniyordu. Kararnamenin geBu duygu ve eleştirilerin sonurekçesinde ayrıca. tstiklâl Mahcunda, yurtta düzeni tam olmakemeleri Kanununun yürürlükte sa bile büyük ölçüde sağlamıs oldugu. gerekli oldugu takdirde bulunan hükümet, gerekli tavizi mahkemelerin yüksek Meclisin vererek Ankara tstiklU Mahke Yararlı oldu Atatürk, 1 mart 1921 tarihinde Büyük Millet Meclisi'nin 2. toplantı yılını açarken şöyle demektedir: «... Yüksek Meclisinizio kurdu ğu İstiklâl Mahkemeleri sayesinde çabuk ve adilâne surette birçok fenalıklara son verilmiştir. Bugün memleket medenî kanunlar ve daimî ve muhtelif dereceli mahkemelerle asayişi temine muktedir hale Betirilmiştir...» Bu sözlerin »öylendiği günlerde İse Istanbul'da Ali Kemal «öyle yazıyordu, «. İttiklil Mahkemelerinin öy le durmadan karakujlvari hüküm lerle vatan haini olarak mahkum ettikleri mâsumlar ise.... isnatlara, iftiralara uğrayan biçarelerdirj Yeniden Hükümetin teklifl ve Büyük Millet Meclisi'nin onayıyla temmuz 1921'de Kastamonu ve Konya İstiklâl Mahkemeleri yeniden kuruldu. Bunlara ek olarak yine temmuz 1921'de Samsun'da ve ekim 1921'de Yozgat'ta İstiklâl Mahkemeleri göreve başlşdı. 1kinci dönem îstiklâl Mahkemeleri de özellikle asker kaçaklannı, iç isyancılan ve Kurtuluı Savaşının amaçlarına herhangi bir şekilde karşı çıkanlan yargılsdı. Örneğin, Samsun İstiklâl Mahkemesi, çabasmm önemli bir bölümünü, Pontusçulara ve bu kişilerı yargılamaya ayırmak za runda kaldı. îstiklâl Mahkemeleri Kanunu 1922 yılında yeniden düzenlendi. 1 ağustos 1922 yılında yürürlüğs Eiren 249 sayılı İstiklâl Mahkem» leri Kanunu bu mahkemelerin, muhaliflerin de baskısıyla günün koşullarına uydurulmaiinı amaçlar. Eylül 1920'de kurulan ve Ankara. hâriç şubat 1921'de geçici olarak kaldırılan îstiklâl Mahkemeleri'nin gerekli oldugu kısa sürede yeniden anlaşıldı. Mahkemelerin «ağlamij oldugu düzen ve âsayij borulmaya ba;la YA R I N : Terör kuruluşları olmadılar... DİŞİ BOND E UB BlS GOEEVÛ OLDLKSUMUZ MİZIKİ O M E M U' SlEL.ae.iMI YA Anlamlı kararlar İstiklâl Mahkemeleri'nin ceza yanında takdimame verdıği de olmuştur. «Keskın Jandarma Komutam Mustafa Kemal Efendi, emsahne üstün bir şekilde asker kaçakiarını yakalayıp sevkettiğinden, ken disine mahkemece takdir beyan edilmesine karar verilmistir.» Mahkemede yargılama sırasında askerden kaçtıklannı kabul eden, fakat bundan pişmanlık duydugunu bıldirenlerin hayatlan da bağıçlanmıştır. Bu konuda üç asker kaçagiyle ilgili bir karar aynen şöyledir: «... Bunlann cepheye sevkinden bir ay sonra her üçü de atları, silâh ve cephaneleriyle firar ve hükümet taraf:ndan ya kalandıklan sabit olduğundan, her üçünün idamlanna, şu kadar ki, bunlann bundan sonra vatana kemali sadakatla iyi hiz metler ifa edecekleri hakkindaki teminatlanna ve yüzlerinde bu teminatların samimi olduğuna dair kanaat verici bir mahiyet görülmesine binaen, bu sefer lik evvelâ her üçünün Elcezire sevkiyle, verilmiş hükmün orada da utanç verici kaçmak suçunu isledikleri takdirde derhal infaz ve lcrasına...» TİFFANY JONES Bazı Rumlar İstiklâl Mahkemeleri, Yunan ordusuyle birleşerek Türklere silâh çeken Anadolu Rumlarını da yargılamıştır. «Osmanlı Devleti tebaasmdan olduklan halde düşman Yu nan ordusuna iltihakla kendi hü kUmeti ordusuna karşı silâh kul lanmak suçuyla sanık olarak mahkememize rerilen 51 ki•dnln yapılan açık duruşmalan •pnunda (isimlerl yazılı) yir
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog