Bugünden 1930'a 5,431,190 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET 20 Ağustos 1973 Kuruluşlar urkiye'de bugünkü sekli ile «Otomotiv Sanayii» dejince. daha ziyade, otomobıl üretım endustrisini anlamak yerinde olur. Şımdıki halde bu endüstri kolunda, iki ana kuruhıs çalıjmaktadır: Tofaş ve Oyak Eenault. Bunların her ikisi de ve yanlış bir yer seçimi sonucu olarak, Bursadadır. Tofaş tesisinin 13 Nisan 1969 da temeli atılmıştı. Oyak Renault fabrikası da, 2 Eylul 1969'da kurulmuştur. Her ikisi de. bırer hisseli kuruluştur. Tofaş 400 milyon liralık bir yatırımla, 12 Şubat 1971'de işletmeye açılmıştır. Oyak Renault ise, O>ak sözü ile kısalulan «Ordu Yardımlaşma Sandığı» ile, Renault Fransız otomobil endüstrisinin, başlangıç sermayesi 250. milyon lira olarak ortak kuruluşunu ifade eder. Tofaş tesisi de, bir Türk İtalyan işbirliği kuruluşudur. Bu kuruluşun ilk ve esas imalâtı. Fiat 124 modeli üzerine tertiplendi. Ve böylece fabrıka, KOÇ Grubu ile, Fiat italyan şiıketinin ortak laşa çahşmaları ile meydana getirıldi. Fakat. dünyanın her yerinde Otomotiv Sanayii. birtakım yan işletmelerle beraber çalışır. Nitekim bizde de. Türk Otomotiv sanayii. Tofaş ve Oyak • Renaultdan başka, hepsi de Bursa or> ganize sanayii bölgesince toplanan, obür yan tesislerle beraber üretimi sürdürürler. İş:e, son gün lerde .yürütülmeye başlayan Grev Lokavt hare ketlen ile günün konusu olan ve cidden dikkat çekici oluîumiar göVeren 8 otomobil endüstrisi olayı. bu iki sna kuruluş ile, öbür 6 yan kuru^usu kapsar. Bu yan kuruluşlar şunlardır: 1 Burçelik (Çe!:k dökümi lokavt 2 SKT <Yaa sanayii) lokavt. 3 Karsan (Otobüs karoseriı lokavt. 4 Çemtaş fÇehk doküm) lokavt. 5 Çoıkunöz (Yan sanayii) lokavt. ( Mako • Marelli «Oto yan sanayii) lokavt. Oyak • Renault'daki hareket de bir lokavttı*. Tofaş"ta ise, Grev yürürülmektedir. îşte şimdi Bursa ovası ve Bursa organıze sanayii boigesın de ve çu satırların yazıldiğı sırfda henüz bir an laşmaya vardırılamayan grev • lokavt hareketinin kapsadığı tesisler bunlardır. Olaylar ve görüşler Î Otomotiv Sanayii Şevket Süreyya AYDEMİR :di. Bu üretim, yıl ortasına doğru günde 30'a yük seldi. Eylıil 1971'de günluk üretim 50'ye çıktı. 1971 sonuna kadar yapılan arabaların toplamı 78"ö'i baldu. Hazıran 1972de günlük üretim 80'e yüksel di. Kısacası fabrikanm işe başladığı 12 Şubat W70 tarihi ile, ikinci imalât yıJmm sonu olan 12 Şubat 1973 arasmda 27.568 otomobil yapmış oldu. Şiuıdi 1973 yapım (imalât) programı yürürluktedır ve yapım, artmaktadır. Bu kuruluşun ortaya çık. ma. gerçeldeşme ve hazırhk çalısmaları ise, en az 1965 yıhna kadar iner. Oyak • Renault kuruluşunun ise, 1972 sonu iti bariyle ürettiği araba sayısı 14.000'dir. 1973 ış pro^ ramı 16.500 olarak planlanmıştır. Tofaş şirketi bir hisseli kuruluş olduğu gibi, Oyak • Renault da, başhca 3 hıssedarın mahdır: Regie Renault 'o 44 Oyak lOrdu Yardımlaşma) "o 43 Yapı ve Kredi B. °« 13 Tofas'ta ise hisseler soyle dağüır: Internszionaie Holding FİAT SP.A. •« 41.5 / Makina ve Kimya E. »'• 25 Koç Holding A.Ş. «o 22.5 T Iş Bankası "a 10 Ege Petrol • 1 » Bu şirketin sermayesi 180. milyon lira olsrak kabul edilmişti. Daha sonraki arttırmalarla bugün şirket terrr.ayesi 225 milyon lira olarak tes pit edilmiştir. Buraya kadar verdiğimiz özetlemelerle, Türkiyede Otomotiv »anayiinin, kuruluş, sermaye üre tim, ortaklar ve yan sanayii Ue beraber kapsamını belırtmiş oluyoruz. Bu sanayii varlığı. elbette ki bu kadarîa kalmayacaktır. Hattâ Türkiye' nin, yarın, bir otomobil ve motorlu araçlar ihracatçısı olması da mümkiindür. Ama. bu yazımızda, bugünkü durumla yetinerek, $imdi, bu sanayii alanında günün konusuna geçelim. Bu konu, grevlokavt konusudur. İş Ve İş Hukuku Her ülkenin iktisadH cihazlrnmasında ve hale sanayileşmesinde işçi «ınıfı, bu hareketin, sosyal ve kaçınılmaz verimi (basılası) olarak mutlaka doğacaktır. Bu böyle olunca da, işi ve sermayeyi eüerinde tutanlarla, işçüiği tetrisil edenler arasın da ilişkiîer, elbette ki belirecektir. Böylece de, çeşitli ve çok drfa çelişkili problemler. ortaya çı kacaktır. Bu ilişki ve problemler Batı'da' ve sanayiın ilk gelişme dönemi olan XIX. yüzyılın sonlarına kadar, herhangi bir düzenleme va müdaha leye geçilmeden, işin oluruna ve serbest dalgalan maya bırakılıyordu. Fakat bizim yüzyıhmj2da bu iliskileri, iş hukuku dediğimiz k=mun yolu ile düzenleme tedbır leri, çağdaj Demokrasinin esas problemlerinden biri olmustnr. Bu kanun kurallan ise, demokratik ülkelerde, bir yandan Devlete ve işverene bazı vazife ve külfetler yüklerken, öte yandan, işçi sınıfına da bazı haklar ve örgütlenme hürriyeti sağlıyordu. Böylece de, sosyal alanda başıboş sınıf kavgası. reformist bir düzenîemeye vöneltildi. Nitekim bugün Batı Avrupa demokrasilerinde işçi örgütleri, yani sendikalar, sosyal yapıda, üçlü br nitamm. asll kuvvetlerinden biri o!mu<lardır. Bu üç kuvvet »unlardır: 1 Hükümet denil«n organizma. 2 Siyasî partiler. 3 Sendikalar.. Bu diizenin normal olarak işleysbüdiği ve yer lestiği demokratik ü'kelerde .(Ispanya ve îtalya hariç) sosyal ve siyasî hayat, bir nevi istıkıar manzarası göstermektedir. Devlet yapısımn, dev let ve iş münasebetlerinin kendilerıne özgu şekil lerde yürütüldüâü sosyalist halk demokra5İ!er;ni ise. bu müşahedelerimizin dısında sayıyoruz. Bi/e gelince? Bizde de. 19371938 iş kanunu mevzuat! ve 1946 Sendikalar Kanunu Ue Is Hukukuna yönelinmiştir. Fakat bu kanunlar c!âdl müeyyide ve dayanaklara dayandın'madığı için, gerçek iş hulcuku. ancak 1961 Anayasasından scnra ele almmıştır. Bugün. bu alandaki gelişme, işçi sınıftna bu kısa zamanda, cidden önemsenecet: haklar getirmiştir. Fakat, tabii önümüzde ve hu kanunlar sahasında. elbette ki daha çözümlenec»k yeai aşamalar olacaktır. Mese'â isçiler için iş çüvenliği gibi. Bugün bu güvenlik yoktur. tş guvenliği ise. iş hukukunun, her ülkede. en ce'in, en nazik bölümünü teşkil etmektedir. Samyorum ki iş alanında başka ve çok lüzumîu bir faalivet alanı da, işçiyi yerieştirme ve işçi sitelerı sahasıdır ki, bunjTi düzenlenmesi kadar kolay. fak^ıt vereceği neticeler bakımından. ölçülemeye^ek kadar favdalı ve mutlu bir başarı, tesavvur olunamasa gerektir. Haf tanın rapöru Yanlış Diye Bir §ey.. ÜNLÜ DÜŞÜNÜR VE YAZAR JEAN PAUL SARTRE'IN TELEFON KOXUSMALARINI BİLE DtN'LlYORLAR. DEVLET GÜVENLİĞl ADINA SADECE FRANSA'YA DEĞİL. ÇAGlNA DA ONUR VEREN' EİR AYDIN, ÜLKESl İÇİN NASIL BİR TEHLİKE TEŞKİL EDİYOR, ACABA? SADUN TANJU Sartre, bir senatörle yaptığı telefon görüşme•sinın sağcı basında vayımlandığını görünce ' adalet sorurr.iularına basvurdu: m «Fransa'da bir yazarın telefon gSrfismelerini bile dinlemek nasıl bir gerekeeve dayanıyorî» «Güvenlik nedenleriyle» cevabını verdi bir hükümet yetkılivi. Sartre a. Sadece Fransa'nm değıl çaâın en bıiyü* düsür.ur ve yazarlarından olan Sartre gıbi bir aydın. ülkesı için na«u bir tehlıke te«kıl ediyor kı? Demek ki ediyormus lntar.lıîtn ve uygarlı|ın sorumlulugunu, yajayan ve dogacak olan kuşaklara karşı tasıyanlarla, isimlen bir veya birkaç seçim donemi sonra unutulacak yonetirıler arasmdaki haksu ve anlamsız mucadele n?>=ıl devam eriivorsa IP Felâketsiz?.. Grev lokavt davasına gelinee? Buniar nazik silâh'.ardır. %'e keskin kılıç kullananlar, ysnhs hamlelerden sakınmalıd:rlar. Son zamanlaria lokavtlann arttığı. bir gerçektir. Bunlsrın tesv:k görd(i?ü sözleri de yaygındır. Fakat !okavt!ann, önce işçi ruhunda hiddet, şiddet. kırgınhk ve do layısiyle şuur alnnda «ert dalgalanmalar yanıtacağı da tabiidir. Grevlerde de. şartların yüksek ve gerçek değerlendirilebümesine dayanan karar'.ar alınamaz ve isçi liderleri grevi. şahsî kaprisİPr ha line indirirlerse, bundan da, ancak işçi hareVeîinin zarar göreceği de bir gerçektir. Kaldı ki Türkiyede, yülardanberi bu tür anlaşmazlıkların pat layışmda, devletin de hakim olamadığı ve art'.k bir fiyatlar anarsisi haline gelen hayat paha'ılaş malannın en bsşta müessir olduğu ve ücretlerle işveren kârları arasmda makul nispetler kalmadığı da bir jerçektir. Temenni edelim ki bu önüne geçümez görünen dalgalar. milll düzeni, tamir edilırpz kayıplara. hattâ felâketlere sürük'emeden ayarlanabilsin. Aksi takdirde ve zatea kötü yerleşmiş, kötü yerleştirilmiş olan sanayi al?nlarmda, öyle ho=nutsuzluk belirtileri Ue karşılaşılabilir ki, bunlarm normale kanalize ediiebüme si, hakikaten çetin safhalar gösterebilir... KESİN KONTROL Fran=a'da ya da baska bir yerde tutum değişmiyor. Yoneticıler, islerirı guçlestırecek etkileri toplumdan daima uzak tutmak ıstiyorlar. Mademkı Sartre, alısılmış ve hâlâ busünku yönetimlerc» benimsenmış diişüncelerın tozlarını silken bir yazardır, Fransa'nın korunması ve yönetilmesi buçün bızden soruluyor ya öyleyse siktsıkıva izlenmeli, ya?ıp yayımladıkUnnın dı^ında başka nasıl bir eylemin içinde olduju ararf.nlmalıdır. Vatan içm! Fransa'nın şu andakı Devlet Başkanı, Hükümet Ba«kanı. Adalet Bakanı ve ilgılı diger yöneticiler bugün bile ha denilınce bilinmiyor, yarın hiç hatırlanmayacaklardır. Ama Sartre bugün rfe var, yann da var olacaktır. Oyleyse Fransa asıl güvenliğini kime borçlu kalmalıdır? Sermaye Ve Üretim Önce biraz da, bu iki ana sanayii kurulucunun üretım faaüyetleri hakkında biraz fikir verelim. Tofaş tesisi 12 Subat 1971'de üretime. o gün. 12 «Murat» arabası ile başladı. Bu bir toren üretimi DOĞRU NE? YANLIŞ NE? Doğru ve yanlıs üzerine Melih Cevdet'in hafta içinde bizim gazetede çıkan yazısını cku\unca bunlan düşündüm. Melih Cevdet'in böyle bir yazı yazacağını biliyordum. Hıfa Topuzun da bulunduğu bir sohbet sırasında Melih Cevdet «Do|ru roman, yanlıj roman olnr mu?» diye soruvermişti. Sonra da, düşünceler doğada doğru ve yanlış diye bir ayırımm olmadığma kadar gitmiçti. Doğa'da doğru ya da yanlış var mıdır diyordu Melih Cevdet. Evler yıkılıveriyordu birden. Su lar basıyordu. Gemiler batıyor. insanlar hay^anlar ölüyor. çığ düşüvor. yıldırım iniyordu. Doenı olan neydi. yanhs olan ne? Derken Hıfzı Topuz. işi gereği adım adım gezdiği Kara Afnka'da çocuklann mevsimleri bilmediğini sövledi. Uganda da mı. Mali'de mi. bir ögrencinin tlkbahar nedir» sorusuna Avrupalılann yılm bir böltimüne verdikleH isim» cevabını verdiğini anlattı. Simdi size bir soru: Yılın dört mevsimden oluştugu doğru mudur. vanlış mtdır? Tropikal bölgede yasayan çocuk için sadece yagmur ve günej. bir eskimo için n dece kar vardır. Yılın dört mevsimi olduğu sizin dogrunuzdur. "Hayatta En Çok Babanıı Sevdim,, OKTAY AKBAL Evet Hayır SEÇİM BİLDİRGELERİ Seçimlerin büyük faydalanndan biri, memleket sorunlan üzerinde, olagan günlerden çok ileri bir dinamizmle tartışma baslatmasıdır. Partiler bu tartışmaya kendilerine göre olgun belgelerle girmek zorunluluğunu duyarlar. Bugünlerde bütün partilerimizin birer seçim bildirgesi hazırladıklannı biliyoruz. Şu ana kadar bütünüyle açıklanan bir bildirge ortaya konmadı. Memleket aydınlannın bu bildirgeler hazırlanmadan önce ken di görüşlerini açıklaysrak hazırladıklan etkilemeye çaba göstermesi, ardından da hazırlanan bildirgeleri eleştirerek halkımınn durumu daha iyi kavramalanna yardımcı olmaları şarttır. Asağıdaki tatırlarda bir mühendis olarak, memleketiroizin ana sorunlan Uzerinde göriislerimizi açıklamaga çalışacağız. Bu esaslann siyasî partilerirnizcs T>enimsenmesinin sürekli izleyicisi olacagız. 1961 ANAYASASINDA TAPILAN DCĞlŞİKLtKLER KALDmiLMALIDIR 12 Mart 1971 tarihinden bu yana geçen dönemde, Anayasg kav ramını temelinden rıkan davranışlar Içinde ve açıkça varhğından bahsedılen hukuk dışı etkilerin baskısı altlnda, Anayasamızın iki kere degiçtirildiği ilftn edılmistir. Böylece uzun yıllar sürdürü]mü« haklı ve demokratik bir mücadele sonucunda, buyük ıstıraplar pahasma elde edilmiş bulunan, demokratik halt ve özgürlüklerin büyük bir kısmı ortadan kaldınlarak, ülkemiz büyük bir siyasî ve ekonomik bunaJım ve karanhfa sürüklenmistir. Demoltratik haklan kısıtlanan kitle ve tabakalar, belli bir zUmre lehine özeüîkle varatılan pahalüık karşısında herhangi bir biçimde mücadele edebilmek olenağından yoksun bırakılmısîarriır. Bu arada ülkemizin en vetenekli ve en aydin yaratıcı (füçleri de susturulrnuş, küsîürülrnüş ve çok kereler kaba kuvvetle korkutulmus ve hatta ez:lm:şt:r. Bu ana konuda ilk çözüm 1961 Anayasasında yapıldığı ilân edilen değişıkliklerin, özellikle bu Anayasanın iptali anlamma gelen m. îrdeki genel değişikliğin. kaldırılmasıdır. Bu arada bütün çalısan ların sendika kurma hakları bütün sağlamhğıyla yeniden sağlan malıdır. # ••II ayatta ben en çok babamı sevdim» dıyor Can. Can, yaI I H ni Can Yucel, bir çevirı yuzünden yedi buçuk yıl hap•••I se mahkum olan şair. çevıricj Can Yücel. Herkes en çok babasını mı sever. bilmem. ama Can, «Hayatta ben en çok babamı sevdim» diyor Adana Tutuklarevindeki koğuçundan yazdjğı son şiirleknden birinde... Isterseniz hiç bir yerde yayınlanmamış bu şiiri okuyalım birlikte. Ağır ağır, tarfına vararak, anlamını duyarak: • Hayatta ben en çok babamı sevdim Kara çalılar gibi 5erdenbitme bir çocuk Çırpı bacaldanyle ha djstu. ha dü>ecek Nası! koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben oyle sevdim. Bılmezdi bile oturduğumuz semti Geldi mi sidıci, hpp, hep acele isi! Çağın en guzel gözlü maarif mıfettişi Atlajtan bakardım nereye gitti öyle öy> belledim ben gurbeti Serinçten uçardım hasta oldum mu 4O'ı geçerse ateş, çağ'rırlar Istanbula Bi helâllaşrr.ak ister eibet, diğ'mi. oğluyla Tifoyken başardım bu aşk oyununu Ohh dedım, goğsüne gomdüm burnumu En son teftişıne çıkana değin Kostururken ardından o uçmaktaki devin Daha baska tür aşklar, genış sevdalar için Açıldı nefesim. fıkrim, canavım Hayatta en çok babamı sevriim.» Yıl 1949'du ya da 50. Varlık Yavınevin.n ufacık orfa.«ında karşılastım Hasan All Yücel'le. Benim kuşagun için en önemli, en anlamlı kişilerden biri. Yazar, sair, çevırıci, öğretmen, ama başta Mılli Egıtim Bakanı. Ortaokuldan liseye geçerken gelmişti Bakanhğa. Ör.ce çok kızmıstık, yeni smavlar getirmisti. Sonra anladıkça nıvetlerini, tanıdıkça Kemalist deTrimlere bağlılığını, dünya kültürüne, çagd?^ uygarlığa tutkunluğunu çok sevdik onu. Lise. unıversite yıllanmızın Ejitim Bakanı hep oydu. Klasikl?r yayını, tnonü Ansiklopedısi, Islâm Ansıkloppdısi, Koy Enstitulerl, Humanızma akımına guç veris, gerçek bir milliyetçi, gerçek bir devrimcı atılıma yöneliş... Hep ondan geldî, bütün bunlan hep ondan öğrendik. Ta çok partili dnnem diye Kemalist devrim çizgisinden sapıncaya, kopuncaya, gerisin geri donünceye de«... Şarkı güfteleri vardı, bir tanesi «Bir hadise var can ile canan arasında» diye başlardı. Duymuştuk. ikiz çocukları varmıs Can ile Canan adında, bir gün kapışmıslar iki kardt$, ev altust olmus, şair baba da oturmuş «Bir hadise var can ile canan arasında»yı yazmış!... Bu anıları, butün bu öğmüm yıllannı yasadım onu görünce. Sonra 1946'dan sonra baflayan Kemalist çizgiden geriye yonelis çağında Yucel'in başma gelenler geldi gözümün önine. Yıllar yılı bakanı, miİletvekiîi oîduğu CHP'nin, tnönü'nün onu gericl akımların, seri kafalı adamlar:n orta'ünda tek başına birakıverisi.. Acılı yıUar, jıkun yıllan, çöküs yıllan .. Yalnıs Hasan Ali için değil bütün toplum için, Kemalist devrimin gıicune, önemine inanmış bütün bir gpnçlik için... Oğlundan soz açmıstı o sün. Can lisevi r»ni mi bitirmi«ti ne! Şiirler yazıyormuş «Benden daha guzel yazıyor» dedi jevınçle. Bır kltabı varmış Can'ın. Biri çıkıp bassa ne n i olacaktı! Ama kim«e tanımıyord'u Can'ı. ünlü bir yayınevi elbette basmazdı tek tük şiirleri çıkan bir genç çaırin <ıtabmı. Gözleri parlıyordu Can'dan söz ederken. «Bendpn daha guzel yazıyor» derken... Sonra zaman acıma«!7ca gecti. erdi herseyi, sildi, yok etti. Ne Ha«an Ali Yücçl var simdi. ne de o gunlerm Can'ı. Herke«. hepimiz dpği^tik. olen öldC, yasayan da yaslandı. Yeni çıleler, acılarla yoğrulara1?. Can Yucel bir çevirirfen girdi tutuklarevine. Yedibuçuk v] yatmak üzere. Bir baska davadan da bir yedibuçuk yıl var sırada. O da onaylandı mı, on bes yı!! Bir şair. bir çevirıci için korkunç bir ce?a. Akılları durduran, manılmayan'... «Acı ama gerçek». Fikret'in yazdığı gibı... Bir re«mim gordum Can'ır. Tutuklarevindeki kogusta, arkadaşlanyle uza>mıs öyle çektirmi? bu resmi. «Siir yazıyorum, kitap okuvorum, sizi seviyorum. Canlarırr. benim» diye yazmıs yakınlarına. «Hayatta ben en çok babamı sevdim» sıirini okurken o günleri yasatfım yeniden. Yücelın «Benden daha iyj siir yazıyor» dediği günü... Evet, Can «ınıdi babasından daha güıel şiirler yazıyor, hatta içeri girmeden önceki Can Yücel'den daha guzel sıirler yazıyor, pek çok ünlü şairden daha guzel «ürler yazıyor... Can, oldum ola«ı şairdi. şiir ariamıydı. şimdi siiri yaşamına kattı, ekmek gibi. su gibi.. Güç alrfı sıirden. Şiir de ondan yana, onun yanında. 1961 ANAYASASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER KALDIRILMALI, MİLLî BİR TEKNOLOJİ OLUŞTURULMALI VE GENEL AF ÇIKARILMALIDIR. zun olmanın da lî bulmak, huzur içinde çahşmak için yeterli olmadığı görülmeğe baslanmıstır. Yeteneksiz diplomalar kitlesi iler de çözülmesi çok zor «orunlar ya ratacaktır. Bugünkü liselerımiz en kısa sUrede tasfıye edilmeli, iş hayatımıan ihtiyaçlarına uygun elemanlar yetiştiren, mezunlan sanayide kapısılan teknik eğitıme dayalı yepyeni bir orta eğitim sistemi yaratılmalıdır. Mühendısler olarak iş hajratımızda yetenekli yardımcı eleman bulamamanın büyük sıkmtısı içerisindeyiz. Planlama Teşkilâtımızın yaptıgı bütün hesaplarda mühendis yardımcısı tipinden personelde çok büyük acıklar olduğu görülmektedir. Orta eğitim kurumlanmız bu açığı kısa sürede kapamak amacına dönük olmalıdır. MtLLt BİR TGKNOLOJt OHJŞTURÜLM.ALID1R. Içerıde veya dışarıda yetısmiş çok değerli mühendislerimiz varlıgı bir tarafa itilerek teknik humetlerımizm yabancı ellere yaptınlması genel bir kaide olarak vurütülmiıştür. Arkasından Personel Kanununun Teknik Personele indırdiği darbe. ülke kalkınmasımn en değerli unsurlannı halkımızm hızmetinden uzakla?tırmış bulunmaktadır. Yabancı teknik hizmetin, çok pahaiı oldugu, yurdumuzun ihtiyaçlarına yabancı çözümler getirdiği, dışa bağh bir endüstri yaratma aracı olduğu artık anlaşılmış olmalıdır. Türkive Teknk elemanlarına, yarattıklan değerle orantılı bir öde me yapabılmek üzere modern bir caiışma statüsü saglanılmalıüır. Bu elem?nlara sendıka kurma, grev ve topiu sözlesme hakkı mu*laka verümelidir. Meslek Oda larını kapatma teşebbüslerınden kesınlık'e kaçınıîarak, onlann Eelismesı ve guçlenmesi gerçekleştirilmelidır. G?rek endüstri gerekse dıger slarlardakı teknik hızmetîer'n kendi teknik uüeümüz tarafından v°rme get:n!mesı şart olmalırtır. Dev'ef kuruiuslarınm vaboncıiarla ortaklığı şek!:nde kurulmu* buıur.an mühendislik ve müsavırlik ş:rketlerı millileştınlmehdır. Mılü bir teknoloii oluşturulması bi nçl: b!r polıt'.ka olmalıdır Bu srada ilk adım olarak Türkıyedekı bütün büyük yatırımların ve O7ei!ik taşıyan bütün mühend:sl:k >aptlarrmn projelen bir merkez arşivde toplanmalı, bunların mıkro filmieri Türk mühendıslerinm hizmetine sunulmahdır. O GENEL AF HAKTIR Son ?en?!prde vssa dısı davrar.ışların en önemlı devlet orEsnlarına yavıldığı bir ddnem ya«adık. Bu davranışlann büvik kısrr.ının cezalandınlmasınm mümkün olmadığı herkesçe bütnmekt?dır Bu durumda. toplum hav* tımu için yararlî veya yaran bulunduSu rok tsrtt^ı'ahiür amaçlarla hapsedilen veya ceza teîıdidı alttnda «utu!an kişılenn durunıu üzerinde düşönmek şarttır. Cumhuriyetimızin 50. yılını kııtlamak vesilesinden faydalanarak özeüikle fikir suçlarını da kapsayan bir genel af çıkartıiarak gerçek b:r bans ve huzurun sajianması yoltında ilkf adımlar atıîmalıdır. Bu aifı ;s emek Tiirkive şartl?rında bir hak olmustur. A İzzettin SİLİER tntaat Mühendisleri Odan Bafkanı # SANATttEŞMEMtZDE EN ÖriEMLt ABIM ENEKJİ SORUNUNUN ÇÖZÜLME. StDtR. Sorumlu kisilerin yatak odamıi daki lambayı söndürmemizi istemelerini gerektirecek kadar bü yük bir enerji sıkınüsı içine sürüklenmij bulunuyoruz. Bu sıkmtıyı ortadan kaldıracak tedbirlerde büyük bir gevşeklik göze çarpmakta iken, değerinin 30 milyarı aştığı hesaplanan sanayi yatırımları için, bir yağma havası içinde, tefvik belgeleri verildiği ilân edilmiştir. Eneriisiz sanayi kuruluşu düsünülemez ve sanayi için en büyük teşvik bol ve ucux elektriktir. Bütün su ve ısı kaynaklanmızm verdiği olanakları zorlayarak, gereğinde nükleer enerji elde etme yolunu deneyerek. enerji sorunu muz çözüme kavuşturulmalıdır. O DISARDAKİ İSÇİLERİMtZtN SOKLNLARINA ÇOZÜM BLTUNMAUDIR. Mılletimiz ijgucünun en önemli bölümünü dıs eller değerlendirmektedirler. Düne kadar tem bel olduğu soylenen Türk İK' SI nin ne kadar çalışkan ve fedakâr olduğu bütün açıklığıyla ispatlannuş. bulunmaktadır. Yaban cı diyarlarda çalıfan bu değerli vatandaşlarımızın sorunlarma hıç bir çözüm getırılmemekte, daha da ötesi, bir zarranlar bir kaç m:l yon dolar için ülkemiz kaynakla rına el koydurmağa hazır olan eller. artık ışçılerin gönderdiğı dö vizi de ne yapacaklarını şaşırmış bulunmaktadırlar. İşçilerimi'in aı leleri, sosyal haklan. eğitimleri ve gelecekleri ile ilgüi konular bu davalann heyecanını duyan sağlam ellerle çözümlenmeli; ken dıleri arsa spekülatörlerınin ve başka dolandırıcıların elinden, gönderdikÎPri dövizler liiks tüketım mallanna harcanmaktan korunmalıdır. Yurdumuzun ka kın mast, bu dövizlerin vt Ij bekle. yen genis ijgücümüzün yarattığı olanakları büyük temel kamu ya tınmlarına dönüjtürüp, canlı bir iş hayatı sağlanmasi halinde müm kündür. Bu tarihi fırsat kaçınlmamahdır. Bu arada arsa spekülasyonu öncelikle önlenmeli. Değer artışı kamuya mal edilerek, kent toprak lannın kamulastmlması saglanmalı: çahşanların konut sorunu devlet eliyle ve modern çehircilik esa?lanna uygun şekilde yaptırılacak, toplu konutlarla çölümlenmeüdir. Q DFNİZ VE DEMİRYOLU TASIMALARINA ÖZEL BİR AĞIRLK YARAT1LMALIDIR. Ulaştırmalarımır, ekonomimize gittikçe büyük bir yük olmaya başhyan küçük kapasiteli örel karavolu araçlar:na kaydırılmı^tır Bu davranış memleketımizi büyük Iv'r ç'kmaza doğru süruklemektedir. Ekonomik hayatımtz da. şehir trafiğimizde ve şehirler arası karayollannda bunun önem li neticelerir.i hergün yasamaktayız... Bilinçli bir şekilde ihmal edilmiş bulunan demiryolu ve d* niz taşıma kapasitemiz tekrar cıdHI şekiid» e'.e alınmalı. sehir trafiüı: düzenlemenin çözümü >üksEk kaoas'teli kamu taşıma »raçları kullanmada aıanmalıdır. Bu arada İstanbul Metrosunun ya pımına bas'anmalıdır. A VFPTEVt BtR ORTA Eft!TtM Kl'RfMLARI StSTEMt SARATtLMALrDIR. Lıselerimizi bitiren gençler top lum hayatımıza favdalı bir unsur olarak karışamamaktadırlar. Ken dıleri üıelim hayatımız için fay dalı bilgiler disiplininden uzak ye tistirllm'ktedirler. Caresizlikten bu gençleri yük^ek eğitim kurum lsrına doldurmak için zorlamalar ysDilmaktadır. Oaha şımdıden yuksek efitim kurumlarından me SAVAŞ MI DOĞRU, BARIŞ MI? Romen yazarı Livin Rebreanu'nun A^ılmıslar Ormam'nı okurken de doğrular ve yanlışlar üzerinde düşüncesi sürüp gıdiyordu insanın. Üs'eğmen Bologa. kendi sovdaşlan üzerin» süriildüğü zaman savaşmanın bir alçaklık olduğunu düîünuyor ve onca kahramanlıgına rağmen cepheden kaçmayı p'anlı yordu. Bologa. insanm kendi soyundan. kendi kanından olan İarla savaşmasını en büyük yanlış olarak niteliyordu. Oys» üsteemen Grot? onun vüzüne bir eerçeği samar gibi indiriyordu. •Karşındnkiler Romen dejfllerse oldürücü ve kıyıei olmayı seref bilivonnn ama. madsJyaian (runırla tasiyoraun!» O zaman düşunmej'e başJıyordu Bologa. aîlında yanlıı olan savas mıdır? Ama yaşamın kendisi savas değil mi? SUÇ VE GERÇEK;:; Dogruyıı ve yanlışı hiç bir zaman ayıramayacaksinız. Lawrence Sanders'in Mafianın Sesi kitabını okurken, mahkeme kararıyla elde edilen dinleme izniyle poluin öğrendiklerinin ortaya çıkardıgi sonuçla ürpermemeniz olanakstzdır. Bir olaydaki gerçeei ö'Şrenmek için işletilen, telefonları v» kapalı yerlerdeki konuşmalan dinleme mekanizması. sonun da artays zincirlerae bir suçlar serisi çıkarmaktadır ve yazan sövle bir dogruya ulaştırmaktadır: «Hayatta en böyük gerçek. «.uçtur!.» Kitabı okuduğunuz zaman, toplumun her katındaki Insanların ne gibi nedenlerle suça yöneldiklerini ve yasatann bu suçlardan hanei'erini cezaiandınp hangiîprine karşı görrne? ve işitmer kaldığını daha derinlemeîin» döşönövorsımuz. Docru olan «uç işlememek midir. yoksa, yasalan hazırl» yanlarla uvgu'.ayanlann yaptıklarının. suç olmadıpı mıdır? Sartre'm bile suclu olabileceeini hesaplayan yöneticilerin dünyasında en büyük doğru nedir. biliyor musunuz? Yanlış diye bir şey yoktur! Okuyucu Mektupları YAZ1K OLVYOR BEYLER.. Bir haber aldık ceçenlerde Doğu Karadeniı bölgesinden.. Trabzon'a bağlı Maçka kazasuıın \azhk köyünde itan gövdevi (îdtürü^xır dive.. Eskı bir husumet vüzünden İhsan adlı henüı baharına doymamıs bfr (tenç öldüriümüs 13 ay kadar önce.. Aradan pek fazla bir raman geçmemış avnı kö'yden avnı 9 kasabada sobacılık vapan Sülevman Turan kurçunlanara* öldüruîdü haberi yajnldı etrafa. Cumhurivetin 50. vılını ku:lavacagırruz şu dönemde. 20. Sakarya Devlet yüzyılın modern Türkiyesinde Hastanesini tas devrine dönmenin ne aleml var beyler? Kar trfitme denen kontrol etsin illeti hortlatmanm ne alemi var?. Yazık olmuyor mu ölenBurası Sakarya Devlet Haslere ve onlann arkada kalan tanesı. öastalaruj saat 08'den larına?. Kana kan deyip hıç 11 'e kadar doktor bevm fceyfi yoktan vere can almak ve argelip de muayene edecek diye kasından hapsi bovlamak ıvi bekled:Si. lengınlenn bütün teb:r sev m:dir soruvorum' B i davn ücretlerinin ücretsi» yatün bu o.anlardan sonra lca«ap'.ldıgı hastane operatörlerinin balı. <chv halln tedirein olmusmuavenesinden geçmeden kotur haüvle ve beide sılâh. tetik lay kolar her babavıJ:tiB kân te bekledıgi muhakkaktır. olmavan amellvatlann vapıldığı Sakarya Devlet Hastanesi. Yazık oluyor beyler... hem Fakir fukaranın devletin tıastade çok yazık Sizın bu vaptığinızı vüzvılımızın Türkive<;in nesine tedavi masrafı vatırmait de kargalar bile esefie karşı için sıkboîaz eriıldı»i bir haslar. Unutun lcan eiUme dava tane. Muavene flslerinln arkasını ve kardes kardeş va'ama sına vamçtınlan nevin nesi oldu*u rjilinmeyen zorla satılan ya bakın 7.5 llrahk muavene f'slerinin Kemal Yıldınm • Gazeteci bol olduğu Deviet Has^anesi. Gıftığin her verde ellerinde birer tnakbuz bulunan memurların Sdeta vatandasa kene (tibi makbuzfian sormadan kestifi Akıl karıstıran bîr Devlet Hastanesi. Adı Devlet Hastanesi olan bir hastane, bir olay doktor muavenehanelerinden alman vizite ücrett adı altmHenüz çok freçmedi: Tstan daki nara'arrtan «onra haatabul"un eskı ekıpıer âmlri ıstıfa nın reçpteler va;nlmıs yatma sebeplennı açıklavar bir basın toplantısı düzeniemış bu ara kâgıtlanvle müracaatın jrapüdıfı Devlet Hastanesi. da yuksek derecelı oır emnıyet memurunun vü2binlerce lira Scvın Saglık Bakanı blr mekarşılıjŞmda görevmı kötüve rak edlp de bu hastaneri kont kullandığır.ı ileri sürmüştü. rol ettirir ml cok merak edi Mansetlerde ver aldı A§ır it rornz. Reçim arifesinde atılar hamlardı tlgilisı kanunsal «ce nuruklsr ma'duT vatandasır vap ve düzeltme hakkı«nı kul karmnı do^ırmııvnr f> Vefs lanmadı. 9 agustos tanhlı Cum Tanır'ın tfevletin, milletin hunyet'i incelerken eördiik ki, hastanesirıde zavallı fakir bu sahıs «adav adavi> vatandasların nasıl perisan Mücerret bir kişi davnmışı. olduklarmı görmesini çok Bu işe millet ne diyecek doğarzuluyorum. rusu merak ediyorum. Kemal Cajlavan Mehmet Kadıofln ODTÖ CjTenciıl YTONG Makina veya Endüsi lisi veya Yuksek fabrika. îşletmesînd* v« yeni fabrîka planlamasında istiMfa.m edflmek üxere alınacakür. Teca^H»eli ve en az bir yabancı dile %akıf ( tercihan aimanca ) taliplerin fotoğrafî» >«ıîı möracaatlarını TÖRK YTONG SANAYİ A. Ş. Atlantik Han Fmdıklı İstanbul adresine göndermeleri. «KAPALI TEKLİF ALMAK SURETİLE» Otomatik pelüj makinesi Kıyılık dikme makinesi Yapıştırma kamara monta makinesi Sıcak havalı ütü aparatı makinesi satın almacakbr. 1 Bu işe ait şartname ve mütemmim malumat Müessesemizin Beykoz'daki merkezinden veya trübat bürornuzdan temin edilebilir. 2 Kapalı teklif mektupları en geç 20.9J9Î3 günü «aat 17.00'ye kadar Müessesemize verilmiş olacaktır. 1 Teklifler arasından şartlarımıza ve ihtiyacımıza en uygun olanı tercih edilecektir. Müessesemiz makineleri alıp almamakta serbestür. a) bi c) d) 1 adet 1 » 1 » 1 » M E VLİT Mııhterem annem, SIDIKA TURFAN'ID Sümerbank Deri ve Kundura Sanayii Müessesesi fBasın: 21036) 6583 refatının kırkıncı gününe tesadüf eden 22 A»ııstos 1173 Çarşamba ırtinü ikindî namazinı müteakıp Şişli Camıi Şerıfiride mevlidi şerif ve Kur'anı Kerim oknnacaktır. Akraba, dost ve din kardeslennin tesrifleri rica olunur. Kın: Mediha CANBAY Torunu: Nnsret Suay ERSÖZ (Cumhuriyet: 6626) İAjams: W: 478) 6609
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog