Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET 27 Teminuz 1973 Bü 8^ALTlNiM ON/OTUI £T>£d..t VANİ OTUZ ALTıtf MAHİÎJ! •jjufFYAN ALM ı *, • YıfcMi YtDj ... BîZ. ı3ü ZATA OTUİ ALTiN VE&Mİ5TİK. AtfiOAN 29 ALTiMl *I TMteRÎYE ?Y Alaca Karanlıkta.. AYSELALPSAL11 Ama tesini çdcarraaz, önündeki kâgıtlara gömülür, Müdürün yüzüne bfle bakmazdı. llk kez konuşmuşlardı. Bütün susmalann öcü aImmıştı. Söylediği anlamsız sözler, hlç yoktan kavga çıkarışı bu kızgmlıgının dökülüşüydu. Ayağa kalktt. Yüzünü bunışturdu. Ne yapraıştı kı... Hiç! Iki anlamsız söz! Birazcık bağırış! Oysa daha çok bagırmahydı. Adamm kafasına bir şeyler fırlatmahydı. Neyi örnefin? Masalann arasında dolaşmaya koyuldu. Yüregindeki ölke yumağı açılıp dığıhyor, sonra yeniden kendi kendine sanlıyordu. Canı kavga etmek istiyordu. Elinde kılıç bütün dünyayı karşısına almıştı. Herkese kızıyordu. Allah kahretsin işinl d e bu odayı da. * öfkeli sesi bos masalann östüne yayıhvernılştl. Ordan yerlere tastı. öfke ayaklanmn altındaydı. Bir tekme savurdu. Ayağı masaya çarpmış, canı acımıştı. Topallayarak peneerenin yanına gitti. Arkasmı duvara dayadı. Gözlerinl ynmdu. Çözülüp kalıvermişti. Bütün öfkesi toparlanıp karsısına geçmiş, sırıtıp duruyordu. San ki demincek ellerine ayaklanna dolanan, yüreğini köpük köpük eden o değildi. cKendiml unutamıyorum. Ne sevgiye ne ö&eye kendlmi bırakamıyorum. Hep kendimleyira. Bütün uğrasım kendlmi didik dldik etmek. Başka uğraşım olmıyacak mt? Allah kahretsin. Niye böyleyün?» Topaibyarak yürüdü. Masasına oturdu. Kollannı masanın üstüne uzattı. Omuzlan çöküktü! Kırgındı! Bezgindi! Oysa. deminki kızgınhğı ne kadar soyluydu... Bu kendini beğenmiş, herkesten saygı Isteyip kimseye saygı göstermeyen, çalıştırdıklarını hor gören adama bağırmak ne güzeldi... Neden sürdürememişti bu duyguyu? Müdürün can sıkıcı davranıslarını, çalışanların özel hayatlannı sözde bir dürüstlükle düzcnlemeye kalkmasını, herkesin giyimine, saçına, sakalına karışmasını düfünmek büe kızgınlığını alevlendiremedi. tçini çekti. Çetveli aldı. Çizmeye koyuldu. Günaydın Çiğdem hanırn. Beni aravan oldu mu? Çiğdem başmı kaldırdı. Şakirdi. Odaya onun la birlikte anoson kokusu da girmişti. Yüzünü buruşturdu. Yüreğinde, Şakire doğru atılmaya hazırlanan öfkeyi engellemek için kısa bir süte sustu. Müdür geldi. Hepinizi sordu. Beni de sordu mu? Şaka mı yapıyorsunuz? Aklarına kan oturmus (özlerini korkuyla kıza bakıyordu. Hepinizia insaatlara gittiğini söyledim. Ama yutmadı. Ne akjüik. Hay allah. Bir arkadafa ugramiftmı da. Şakir masasına oturmuş kendi kendine söyleniyordu. Sansına kızması yersizdi. Her zaman bu saatlerde gelirdl. Bir gün yakalanacağı kuskusuzdu. Çiğdem onun çaskmlık oyununu acıyarak izliyordu. «Belki o da sorunlanndan içmekle kurtuluyor. Çözemediğin sonınlardan kurtulmak gerek. Ya böyle gözlerini kapar, onlan görmezsin. Ya da... Ya da rTAPAKSIN? HİÇ. HtÇ.» Mimarların odasının kapısı vurulduğunda, masalar doluydu. Hepsi de çalıjıyordu. Kapı ikinci keı vurulunca bajlannı kaldırdüar. Kimse girmemijti. Ne bekliyorsun. Girsene be, diye bağırdı Şakir. Kapı yavagça açüdı. Müdürün sekreteri Tezer, gülümsiyerek içîri girince Şakir korkuyla ayağa kalktı. Özür dilerim. Birisi oyun yapıyor sanmif. tım da. Ben de içerden gir denmesini bekliyordum da, Müdür Beyefendi, Çiğdera Hanunı riea ediyorlar. Çiğdem gülümsiyerek ayağa kalktı. Yüreği yavaştan atmaya baslamiftı. Savaşa gidiyordu. Ama iıteksizdi. Müdürün odasına ge«nc?ye dek /lezerin yarunda hiç konuşmadan yiirü^ü. Her r.dımda heyecanının artmasına şaş.yordu Kızıyordu da. Kafasmm iç:nde söylemeyi Kurduğu sözcükler uçuşup duruyordu. Hasan Büken, Çiğdem ıçeri girmce ayağa kalktı, gülümseyerek elini uzactı, oturması için masasının yanındaki koltuğu çösterdi. Çiğdem koltugun kryısma ıliîi\'eTml$H. Dim dik oturuyordu. Sinirleri gerilmişti. Tetikeydi." Sigara «lır raısııuz? Teşekkür ederim tçmiyurum. Hasan Büken uratfagı kutudan bir stgara ahp yaktı. öksürdü. Sag elini .•nas.anın ksnarlannda gezdirdi. önünde duran çüm'.ş açacagı aldı. llk görüyonnusçasır.a uzun uzıın inceledi. Telâsla yerine bıraktı. Telefona uzar.dı. Elini geri çekti. Kuvvetli kuvretli öKsürdU. Çiğdemo gulttmsedi. Öne doğru ?ğilai. B:ı ş^y söyUyecekmiş gibi ağzıtnı açmışken geri çekiüp. Slgarasını söndürdü. (Deramı rar) LOZAN'A DOGRU 2. Bölüm: Paris Gezisi Yazan: Bilal N: ŞİMŞİR Ankara mutlak bağımsız bir Türkiye kurmak istiyor, Ismet Paşa Lozan'da 48 saat kaldıktan sonra Pans'e gitti. Ashnda, Türkiye'den aynlırken Paris'e de gitmek programında yoktu. Konferansın zamanında açüacagı kanısiyle yola çıkrnıştı. Konferans geri bırakılınca, Paşa, Paris'e beklenir olmuştu. Konferansın geri bırakıldığı haberini Fransa Dışişleri Bakanlığından ahp basına yayan Havas ajansı, «Ismet Paşa'nın Lozan'da duraklamayarak doğiuca Paris'e gelme si muhtemeldir» diye yazmıştı. Bu satır, adeta Fransa'nın diveti gibijdi. Ama Paşa, Lozan'da duraklamadan geçmedi. Lozan istasyonunda Ismet Paşa'yı karşılayan Fransa Başkon*5losu lİf. Tetreau, Paşa'ya Paris'e gitmek arrusunda olup olmacugını sormuştu. Bu da bir nevi yarı resmi dâvet demekti. İsmet Paşa nemen Paris'e gitmeyi kabul etmemiş, yorgun olduğunu söylejerek Lozan'da kalmayı tercih etmişti. 13 Kasım günü Bern' deki Fransa Maslahatgüzan M. de Lacroix, İsmet Paşa'yı otelinde ziyaret etti. Konferansın geri bırakılması nedenlerini Türkiye Başdelegesine izah eden Maslahatgüzar, muhtemelen Paris ziyaret i konusunu da açmıştır. Ama İsmet Pasa, ancak Paris'teki Türkiye Mümessıli Ferit (Tek) Bey ile uzun uzun görüştükten sonra Paris'e gitmeye karar vermiştir. 14 kasım salı akşamı İsmet Paşa Lozan ıstasyonundan Paris'e uğurlandı. Yuz kadar kışı ugurla nıaya gelmişti. Lozan Konleransına katüacak Türk hejeti de tam kadroyla lstasyondaydı. Bazı gazeteciler ugurlamada hazır bulunmuşlardı. Isviçreliler, Türk he yetinin kalpaklarına hayretie t>akıyorlardı. Bir tsviçre gazetesı, «Türk heyeti, tam kadro nalınde, sıyah veya kahverengi, garıp astragan kalpaklar giymişti» diye yazdı. Paris'e küçük b:r grup gidiyordu. Paris Mümessili Ferit öeyden başka, Türk Heyeti Genel Sekreteri Eeşit Salfet Bey, Hukuk Müsaviri Münir Bey, askeri uzman Albay Tevfik Bey ve bir yâver İsmet Paşayla beraberlerdi. Tren, saat 21 10'da Lozan'dan kalktı. Dokuz saat ıtadar süren bir pece yolculuğundan sonra tsmet Pasa ve beraoerinaekiler, 15 Kasım Çarşamba sabahı saat ».35'te Paris'm ı.vot. Garına var aılar. Paris Mumessilliği mensuplarıyle bazı Tüık vatandaşlan tarafından karsılandılar. Gaze tpcilerin fotoğraf c;ekmeierine müsaade edikü. Paşa'ya ve ya nındakilere Crilloiı Otelinde yer ayırtılmıştı. üradan MUmessilıi*e gidildi Villejuste (bugünkü adı Paul Valery) sokağının 33 numarasındaki Mümessillik bi. n£sı. eski üsnıaniı BUyükelçij'ği binasıydı. Ankara HükümeU Mumessilliği buraya 15 gün önce yerıeştnişti. Sevı Andiaşnıasımn imzalanmasından Osmanlı Hariciye Teştölâtının ilgasına kadar, binada Istanbul Hükümeti Murahhaslığı kalmış n. Bir yıl önce Paris'teki Ankara Mumessilliği de Mustafa Kemal Paşanın emnyle avnı bi naya yeneştir.ıcr.Ek ıstenmiş, fakat bu ıstek o zaman Istanbul Hükümetince reddedilmistı. Ancak büyük zalerden ve Osmanlı Haricıyesînin ılgasından sonrH. Osmanıı alurahhası Nabi Bey, binanm anantarlarını An kara HüJcümetı Mümessili Ferit Heye tesiim etmişti. £>ımdi İsmet Paşa ou oinada zıyaretlen kabul ediycrdu. Ga2eteciler de burada Paşanın poz poz resimlerini çekmıslerdı Paris'te İsmet Paşa'yı ilk gören ve ziyaret boyunca onun yanından aynlmayan Dr. Nihat Reşat (Belger) Bey oldu. ölüm yatağında Atatürk'ün başucunda bulunan Dr. Nihat Reşat Bey, Kurtuluş Savaşı yıllarında Parıs'teydi. Savaş yaralılarını tedavideki hizmetleri dolayısıyle Fransızların güvenini, takdirim kazanmıştı. Kurtuluş Savaşında Ankara'nın adeta yarı resmi temsücisi gibi çalışmıştı. Kendisine çeşitli özel görevler verilmişti. Büyük Zaferden hemen sonra, Mudanya Mütarekesi anfesincfe de özel görevle Londra' ya yollanmıştı. Ingiliz devlet adamları, sfyasi partüeri ileri gelenlerj ile görüşmeler yapmıştı. c Resmi sıfatı yoktu, ama kendisine Ankara Hükümetinin Londra Mümessili gözüyle bakanlar vardı. İsmet Paşa, Dr. Nihat Reşat Beyden, tngiliz politikası hakkında bilgfler almıştı. Paris'te onu, Ferit Beyle birlikte yanında bulundurmustu. Dr. Nihat Reşat Beyden sonra 15 kasım sabahı M. Franklin Bouillon, İsmet Paşa'yı ziyaret etti. Büyük Millet Mecüsi Hükümetiyle Fransa arasında Ankara Anlasmasını imzalayan M. FranklinBouillon, Kurtuluş Savaşında Türk Fransız yakınlaş masının baslıca mimarlanndandı. Büyük Zaferrfen hemen sonra da savaşın durdurulmasında arabuluculuk göreviyle, lzmir*e, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'ya gönderilmişti. Mustafa Kemal Paşa'yı, İsmet Paşa'yı yakından tanımış, onlarla sahsl dostluk kurmustu. Bu şahsl dost luk devam ediyordu ve ölünceye kadar da devam etmişti. Ama, Fransa Hükümeti, şimdl Türkiye'den uzaklaşıyor ve lngiltere'yle birlikt* Ankara'ya karşı cephe almağa başlıyor gibiydi. Tam barış konferansı arifesinde Fransa'nın tutum değiştirmesi, çok önem tasıyordu. Konferansta Türkiye, Fransız sempatisine güvenebilecek miydi, yoksa Müttefiklerin birleşik cephesiyle mi karsılaşacaktı? İsmet Paşa. M. Franklin Bouillon' dan da Fransa'nın son tutumu konusunda bilgiler almış olmalı. 15 kasım günlü Fransız «kşam gazetelerinde İsmet Paşa'nın Paris'e geldiği haberi ve ilk demeci çıktı. Aynı gün, Ingiltere Dışişleri Bakanı LOTÖ" Curzon da Paris'e bir muhtıra yollamıstı. özel kuryeyle ve ivedilikle yetiştirilen bu muhtıra, adeta Türkiye Başdelegesinin ziyaretini nötralize ediyor ve dengeliyordu. Türkiye ve Ingiltere, Fransa üzerine oynuyorlardı. Her iki taraf, Fransa'jn kazanmağa çaltşı>ordu. Paris'e, Türkiye Hariciye Vekilinin kendisi, İngiltere Dışişlerinin de muhtırası aynl günde gelmişti. Arkasmdan Lord Curzon kendlsi de yetlşecekti. Banş konferansında Pransa, kimin yanında, kimin karşısında yer alacaktı? O günlerde en önemli konulardan biri buydu. Gazeteler. Türk Başdelegesinin gelişiyle Ingiliz muhtırası haber lerini ayni sütunlarda, hattâ ayni başlık altmda reriyorlardı. La France adlı akşam gazetesinin başhğı «İsmet Paşa Parij' ZAMANIN FRANSA BAŞBAKANI POINCARE te • l«rd Gurzoo müttefiklere bir muhtırm yolladı» şeklindeydi. Gazetede Paşanın şu demecl yer alıyordu: «Lozan'da müttefiklerin blr çeşit ultimatomu ile karşılaşacaksak ve bazı haklı milll emellerimizl müzakere edip tanıtamayacaksak bizi (buraya) getirmege lüzum yoktu. «Ankara HUkümeti, mutlak bağımsus blr Türkiye kurmak istiyon Himayesiz ve özellikle kapitülftsyonsuz. Bulgvistsn, Sırbistan, Çekoslovakya gibi, biz de neden tam bağımsız blr devlet olmavalun? Komsulanmızda yabancılar, yerli kanunlara uyarak, urbestçe ticaret yapabiliyorlar. Türkiye'd» neden başka türlü olması ıstenir? Boğazlar konusunda hlo bir ciddl gtlçlük yoktur. Şu şartla ki, saldın halinde tstanbul*u müessir bir şekilde savıınabilecek durumda olv bilelim. Adil bir barış yapmak kolaydır. Yeter ki, Türkiye'nin büyük bir siyasl evrim geçırdiğı ve bundan böyle Isendi kadenne hâkim olmak karannda olduğu gerçegl kabul edilsin.» MALKOCOĞLU yazan veçizen.Ayhan BAŞOĞLU BEYAZ İLÂHE YARIN: Poincare ile görüşme OIŞI BOND TIFFANY JONES SEN Şf/MDf SANA U^iN 6I VEFATLAR İÇtN Kıytnetli hocalar ve duahanlardan miiteşekkil cenaze merasim ekibimiz bir telefonla emrinizdedir. Gazete. ilân ve umum muamelât için a>Ti ücret alın. maz. Cenaze işlemlerini işletmemiz deruhte eder. Acı gün lerinizi paylaşırız. GARTH TEL: 47 20 06 İslâm Cenaze İşleri NOT: Bütün muameleler işletmeye ait olmak üzere yurt içi, yurt dışı, j"urt dışından yurda cenaze nakli yapılır. Günün her saaünde emrinizdedir. (Cicek Keklâra: 1061/5972)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog