Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURÎYET 24 Temmuz 1973 on yıllarda iîçilerimizin dışarda çalışmalan, dışarıdan gönderdikleri dövizler, oradaki yaşamlan, oradan yurda dönüş ve tekrar giüşleri, göze çarpan en ör.emli ekonomik sosyal olaydır. Havaalanlarına, tren istasyonlarına yolu düşenler, hele tatü aylarmda, yılbaşlarında ve dinsel bayramlarda işçilerimizin uğradıkları zorlukları ve sıkıntılan görenler, herhalde olay üzerinde bir nebze akıl yormuşlardır. Bu insanlar neden giderler? Neden orada kalmazlar? Bun lan kendi kendilerine sormuşlardır. Bu konunun bazı cephelerini burada ele ahrkcn yurttaşların merak duygularuu da karşılanııs olacağız. S Olaylar ve görüşler Dışardaki Işçilerimize Yardım Arslan Baser KAFAOĞLU meler dengesi nkıntısını kaldırraışlardır. V« duleni bir kâbustan daha kurtanmşlardır. Almanya'daki Ucret düzeyine yaim) para ödedlgine göre ons. göre :ş ister. Ona göre çalıştınr. Türk köyliisü gibi yaşamak ve Alrr.an işçisi pibi çahşmak çok zordur. Onun için aylar yıllar geçer, ama deler de geçer. Türk kövlüsünün tevekkül dolu alışkanhklan olmasa çıkar yolu yoktur. Zaten tatillerde kendi köyünde veya gecekondıı semtir.deki düşük yasam düzeyini gördükçe katlanma ve uyum duygusu artar. Zaten burada çoluk çocugun, ana babanm, yakmlann para ihtiyacı yığınladır. Gider ayni tevekkülle çalışır, yurda para gönderir. «Bir kuçatoı der Şevket Süreyya, kendi kuşağı İçin, «Kendimizt, zaten ölelim ki imparatorluk kurtulsun fikrine alıştırmıstık». Bu kuşak da çevresini yaçatmak için dünya nimetleri arasında harcaması düşük bir yaşamı yıllarca sürdürür. Merkes Bankası'na yığtfan dolar ve marklann her tomannm ardında ne övküler yatar. tşin tuhaft, bu Avrupa yolculan yüzyillann Ihmaliyle, tüketim, yaşam ve ihtiyaç konularında daima sıkmtıda ve karanlıkta bırakılmıştır. Şanssızhğınm farkma varması zordur. Ama yine de yurda gelinca çektikleri, yurt difinda ilk «ylarda çektikleri onun içine oturur. Bu durumdm yine kendine blr el tızatılmBsını İster. Devlet v» millet olarak, bu el bir türlü kendilerine uzanmaz. Düzen, velinimetinin degerini anlamaz. Rahat nefes almasında. kolay ithalât ve ihracat yapmasında, villâsında pülür püfUr esen rüzgftr altında denizi seyredişinde şu yatan kişinln, şu lteklenen, yol arayan, yol gösteren arayan işçlnin payı vardır. Bunlar anlaşılmas. Toplum olarak, dışanya giden Ijçüerlmlz» Büindiği gibi. Türkijede, her gelişen ülkede, hattâ gelişmiş üikelerde olduğu gibi, tarım içinden nüfus artar. Yani nüfus artışı ile toprakiar, üzerinde yaşıyanları geçindiremez. Bu insanlar, ya tarımın daha çok gelişmiş olduğu çiftliklerde çahşmak için yola çıkarlar, ya da endüstri ve öbür işlerde kendilerine çalışma yeri ararlar. Ame rikalı John Steinbeck'in <Gazap Üzümleri» ve •Bitmeyen Kavga romanlan, Brezilyalı Jorge Amado'nun «Sonsuz Topraklar»! bu toprağın üze rinden attığı insanların acı öykülerini anlatır. Türkiyemiz'de dc durum bunlardan farklı değildir. Endüstri'de iş bulanlar, devlet kapısında oda cıhk ve benzeri işlere girenler, köy gurbetçüerinin mutlu azınlığıdır! Elbette onlar da geçün rorlukları, kişiliklerini geliîtirme güçlüklerini yenme zorundadır. Ama yine de endüstri işçileri ve benzerleri, mevsimlik toprak işçileri. gurbetçi lnşaat işçileri yanında epeyce iyi durumdadırlar. Bir ülkede kalkınma temposu sadece toplam olsrak geürlerin artması ile değil, iş isteyen kol ve kafaJara yeni iş oîanaklan açnıa derecesi ve miktarlarıyle de Slçülur. Onun için sosyal adalet, bir süre daha, Türkiye'de köylülerin ve mevsim lik işçilerin durumu gözönünde bulundurularak tartısılacak konudur. Kapitalist düzenin, gelişmek te olan üikelerde en önemli sorunu düşünen kafalara ve ekmek isteyen ellere iş ve mutlu bir hayat veremeyişidir. 1960 sonrasında Türkiye'de bu sorun büyümüş, 1961'de işçi hareketleri yoğun laşmış, 1962*de işsizler yürüyuşü Büyük Miliet Meclisi kapılarmda kurulan barikatlara kadar dayanmıştı. Almanya ve öbür Avrupa ülkelerine, Avustralya'ya göçeden işçiler, işte düzeni böylesine bir sorunun ağırlığından kurtarmıştır. Bu işçiler hiç bir şey göndermeseler. yine de düzen fükran duygulan içinde bulunmalıydı. Oysa ora daki yurttaşlarımız gönderdikleri milyarları bulan dövizle, Türkiye ekonomi tarihinden dıj öde çolt fey borçluyur. Onlan memleketlerîne d8nerken özel bir şekilde kolayhklara kavuşturmalıyı? Gün ve gecelerini sıkıntılı ve sıcak bekleme oda larmda, havaalanlarının döşemelerinde geçirm? lerini ho; görmemeliyiz. Onların simsar ve açıkgözler elinde oyalan'.p paralannın edeve edil mesini» önlemeliyiz. Avrupa'dski işçilerden para toplanarak kurulacak şirketleri bir düzene bağlamalıyız. Dışarda onlan, yurt havasına soka cak lokâller kurmal:yız. Türk besinleri yemeleri ni sağlamahyız. Tahin helva=ından pastırmaya. tarhanaya kadar yurdun her şeyinin ne kadar özlendiğini gurbete gidenler bilir. Onların çocuklan için yoğun bir eğitim programı düzenlemeliyiz. Kolaylıkla bulacağı yardım. danışma bürolan açmalıyız. Onu yadellerin gamına, işverenin zulmü ne, ya da yabancı ülkelerin kurduna ku§una kaptırmamabyıı. r Seçilirse Ne Yapacak? Daha Once Yaptıklarmı.,, emagoji, eski Yunanca kökenli. Demos, halk demek Ago, kendine çelcmek, sürüklemek arılamma geliyor. Ve gerçek dışı sözlerle halkın duygularım oksıyarak halkı peşinde sürükleme zenaatma demagoji deniyor. Ne var ki bu radaki sürükleme. tuzağa sürüklemeye benzedieinden Türk Dil Kunımu demagojiyi haJk avcılığı» dije dilimize çevlrmi». Kadın avcılığı, erkek avcılığı, milyoner avcılığı gibi bir <Je halk avcılığı var. Seçim ortamma pirmiş Türkiye'de halk a\*cıll§ına çıkan pek çok politikacı görüyonız. Gazetelerde radyolarda hergün söylenenleri okuvor ve dinliyoruz. Ne cevherler yurr.urtlanıyor, ne inciler dökrürülüyor. Bir bakıma «sechtı sathı maill» ndeki dcmasoiivi mübah görüp hos karşılamak demokrasi ge reği sayılma!!. Çok partiü rejimlerin yapısında bövle cilveler geçerli. Ama bawn halk avcılığı öylesine bir nheliğe büriinüyor ki hoş görmeye olanak yok Hele demagoii halk kaı^ şısında de?il de AdMet Parti=i Divan toplanti!?ı gibi önemli yö netim merkezlprindpn birinde ^pılırsa üstünde riurmak ge rek. AP Genc! Baskanı Siilejman Demirel AP'nin Divan toplantisında sövlp konu'muş: •Adalet Parti«:i Cumhurivptin ^avunucusudur. Bu haliyl* Cumhıırirpt dısı eylem ve ?kimlan tahil ld karsımııa «Imıs olduk. Cumhurivet düşm.nnlannnı Himn Adalrt Partishım düşmanıdır. Cumhuriyef dii'mıaniısı, Cumhuriyet yerine baska hir reiimi koyma Kzlcmi iciııdp olmak Hemckfirj Vp AP'nin dunımı.mu özetlyor Demirel: •IM.Vte karsmıizda 5 parti vardı. ]»S<)'<Ja 7 parH vnrdı. Bu gjin de 7 parti vardır. ISfi.î'te 5 pnrtiyl. l%Sd» 7 partiyj maglııp eden AP fl"3'te karşısmdaki 7 partiyi niçin mağlup etme»in? JŞ hangi birini düzeltmeli Vi? •IS'î'le karsrmiîda 7 oarti vardır» diyen Demirel. bugün hükümette CGP ile beraherdir. ort&ktır. yanyanadır Karşıkarsıva degil VolVoladır. Sor.ra bu 7 psrtinin çosu sag kanat ta AP ile aynı tutucu prosrami payla^n partilerdir. Ama oy par'nnân karsıVarsıva eelrfuMerdir. î?te o kadar... Ne var ki AP lideri bu kadarla kalmıvor Cumhnriyei düsroanlnnntn tiimfi Adalet Partisinin de düşmanlarıdır» diye karşısında bulunan yedi partiyi Cumhuriyet düşmanı ilân ediyor. Süleyman bey son yıllarda bu sözleri sık sık tekrar etmekte. Cumhuriyet dıismanlarmd'an ve Cumhuriyeti «avunmakfan söz acmaktadır. Kimlerdir Cumhuriyet dii?manları? üikemizde Cumhuriyet reiimi karşısında padisahlıîı geri getirmek isteyen rüçlü bir akım mı vardır? Komşumuz Yunanistan'da kırallık devrildi Cumhuriyet İlân edildi. Cuntanın basırdaki Papadopulos Cumhurbas kanı olmak yolunrfa... Uzak komsumuz Afpanistan'da kırahn kayınbiraderi Cnmhuriyet ilân etti. Kuzey komşumuz Sovyet Rusva Cumhuriyet... Müttefikimiz Ameriks da Cumhurivet... Snsvalist veya komüniit ülkelerin çofunun Anayasası Cumhuriyet sözüyle başlar. tşte birkaç örnek: Çekoslovak Anavasası Madde 1: «Cekoslovak devleti halkçı ve demokratik bir Cnmhurivettir^ Çin Anayasası Madde 1: «Çin Ctımhnriyett halkın demokratik bir Cnmhariyetıdir ve halk tarafından id.ire edilir.» Arnavutluk Anayasası Madde 1: «Arnavntluk bütün kudretin halktan doiduîu ve halka ait oldata halkçı bir Cnmhnriyettir.» Gelelim dünyanın 5te tarafına... Kapitalist ülkelerin de çoîunda aynı ilk»yi «örüyoruz: Lübnan Anayasası Madde 4: «Büyflk LObnan blr Cnmhoriyettir.» tzlanda Anayasası Madde 1: «talanda roesmrl hükürnft •eklini haiz bir Cnmhurivettir» Durum yukandaki biçimde oldukta, AP Genel Başkanı Süleyman beyin lâfı havada kalıyor Kimdir Cumhuriyet düşmanı? Bunu kesinlikle açıklamacfan «mevhum» düşmanlar yaratmak. düşmanlık tohumlarını ekıp düşman lıkları yelpazelemek. AP've karşı olanlan Cumhuriyet düşmanı diye nitelemek demagoiiden başka nedir? Peki... bu demagoji, bu hırs, ve bu kin ustüne «ecılıp iktidara gelirse. Süleyman bey ne yapacak? Cevap: v••*••*» * D Ömür Karşılığında Sağlanan Birikim Avrupa'daki yurttaşlanmızm ve onların eesitli çahşmalarının, kendilerine ve yurda sağladıklan kısaca anlatılacalc bir konu değildir. Ama biz burada sade bir işçi yurttaşm serilvenleriyle ilgilenecefiz. Bu yurttaş, dışanya gitrneye can atar. Bir kısmı elindeki üç beş kuruşu aracıîara kaptırır. Yorgan, yastık İş Bulrna Kurumu binalan önünde yatanlar da vardır. Aylar sonra kendilerine sıra gelince bakarlar ki tren parası yoktur. Satıp savar, or.u da buhır. Çoluk çocuğunu burada. bırakır. yadellere gider. Orada dil bilmez yol bilrnez. Yine arac;lar, simsarlar elinde kalrr. Sonunda fabrikaya girer. Aslında biriktirdiğl para işçiler için canı pahasıdır, ömrü pahasıdır. Çünkü Alman işçisi pîbi çaîışır, ama Türk köyliisü gibi (işçisi gibi bile değil) harcar. Ortaya kocaman bir birikim potansiyeii çıkar. Almanva'da bulunan. çahşan, birçok kentli ve köylü akraba ve tanıdıgunız var. Bunlardan hem de Hse meeunu o!an bir akrabamla Almanva'da birlikte birkaç; gün geçirdim. Aslında bir Alman gibi yaşasa birikimi sıfırda kalacaktı. Sonradan zaten bu durumda olanlar daha elverişîi çalışma yerlerine giderek, alıstıklan tüketim düzeyine göre yaşıyorlar ve birikimleri sıfıra yaklaşıyor. Bazı akrabalanmız böyle yaptılar. Alman işvereni, Almany» düzeyinde (veym Ciddi Bir Kuruluş Devlet bu sorun'.ara bir hayli ııraktır. Ancak hayatta en belirli gerçek, ihtiyaçtır. Devlet ihtiyac duvulan bu hizmetleri yapmıyors», yapan el bette bulunur. Birçok büro var bu hizmetleri yapan. Bize çelen bir prospektüste ciddi bir teş?bbÜ5:ü görünce bu bakımdan sevindık. Fransa' dan «Fransa'daki Türk işçilerinin praiik bilgiler el kitabı» adh bir yayını bize gönderdiler. Anla^ıldığtna göre «Dışarıdan Gelenlere Sosyal Yardım Servisi» adh bir kuruluşun yayını bu. Bir sayfası Fransızca karsı sayfası Türkçe olarak yazılmış. Fransa'ya gelmis ve hiç Frans:zca bnmeyen Türk işçüeri için bile yararlı. Birçok şeyi öğretiyor. orada oturmak ve yaşamak için Başlıkların baa l a n n ı verelim: cYerleşme. İ5, iş?iz kalma, ücret ve ücretli izinler». «Para Biriktirdim., Sosyal Sigorta, sakatlık sigortası, iş karalan ve mesleM hastalıklar. taşıtlar, aile getirtme müracaatlarınm kayıt işlemleri. Fransa'ya gelebileçek »ile bireyleri kimler olabilir..» vb. Servisin îlgiHIeri, kendilerini de tarutıyorlar. Biz kendilerini bu tanıtmayla tanıyorut Bu gibi ciddi kuruluşlar Oci inşallab yanılmıyoruzdur) insana yardım duygusunu kıvançla birlikte getiri yor. Bu ciddi broşürü beğendik. Kuruluşun adı «Service Social d'Aide aux Emigrants» ve adresi «391, rue de Vaugirard Paris xv» tir. Dileriz ki yurt dışınd» böyle derli toplu kuruluşlar zamanla bozulmayıp çoğalsın. Ama daha iyisi, devlet kurulujlan konuyu sisternli sekilde ele alsın. CEZA ADALETİ Hasan Basri AKGİRAY TRAFIK SORUN U VE ANARŞİ on zamanlaraa sehir trafigl özellikla Istanbulda öylesine çekilmez bir hale geldi ki, başlıca basın ve yayın organlan hakh oıarak bu konuya büyük ölçüde egılir oldular. Gün geçmiyor kj I s t a n . tulun belli başL gazetelerinde îehir trafiginin acıklı nahru açıkça ortaya döken haber resim ve makaleler yer almasın. BUtün bunlara ragmen gerek ka muoyunda, perek sorumlu organlarda herhangi bır aktif reaksiyon görülmedigi tribı, düzelmesi beklenen durum (rlttikçe daha da beter bir çıkmaza girnekte. S G eniş anlamı ile ceza, topluma zararlı eylemde bulunanl, eyleminin ağırlığma, eylemcinin sorumluluk derecesine göre, yasalarla konmu? ürkütücü ve islah edici yaptırımlar (müeyyide)'dir. Adalet kavramım da, kısaca hak ve hukuka uygun davranış olarak tarumlayabiliriz. Ne var ki, hak ve hukuku, sadece yürürlüktekl yasalardan lbaret saymak ve bu yasalara uygunluğu adalet olarak tanımlamak sakıncalı sonuçlar doğurur. Uygulamada çoğu keı tanık olduğumuı gibi, yürürlükteki ceza maddelerine aykın olan, böylece şekü olarak suç niteliğinde bulunan bir eylemi cezalandırmak adalet ohnaktan uzaktır. Savımızı (iddiamın) tanık oldugumuz bir olfyla örnek vererek kanıthyalım: Soguk bir kış giinü, gömlek ve pantolonundan başka giy. sisi olmayan birini, çalmaktan sanık olarak sorguya çekmi». tik. Eskici dükkammn önünden bir çlft eski papuç almıştı. Oldukça düzgün konuşan ve ilk bakışta hırsızlık yapacak bir karakterde oünadığı anlaşılan 50 yaslanndakl bu adama, çok kötü bir davranışta bulunduğunu, bu eylemi ile yüz kızartıcı bir suçun öznesi (faili) olarak çevresinde aşagılık bir duruma düştügünü, oysa dürüst yoldan harcıyacağı küçük bir çaba ile pabucun değerinden lazlasını kazanabileceğini, hırsızlığin ceza yaptırımından *B?ka, onur kırıcı bir suç oldugunu anlatmak lste.iik. Acılı bir gülümseme ileftaşmıkaldırdı « hakhanı* beyim, ama ben de haklıyım. 20 p l özel bir ortaklıkta büro lşlerinde çahştım, sudan bir nedenle işime son verdiler, üç aydır iş arıyorum ve iki gündür de açım. açlığa dayansam bile sofuk beni bitirecek, şu anda karnımı doyuracak bir somun İle sıcak bir dam altı için her şeyimi yitirmeye hazınm. özgürlük, onur, kişilik, kuşkusuz kutsal kavramlar bunlar ama, aç insanlar için ekmeğin daha kutsal olduğu da o kerte kuşkusuzdur.» Samğtn bu acılı öyküsünü, yüregimiı burkularak dinledik. Eline birkaç kurus verip serbest bırakmayı düşünüyorduk. Bu düşüncemizi anlamışcasma « Şimdi size yalvanyorum, sakın «özlerimden duygulanıp beni serbest bırakmayına. Tutuklayıp cezaevine gönderin orada nasıl olsa bir ekmek, bannacagîm sıcak bir dam altı vardır.» diyerek yakarrnaya başladı. Bu a d v mın karşısında, aynı toplumun bireyi olarak ktiçüldügümü duydum. Çenemi göğsüme dayayıp düşündüm, Ünlü Fransız Yargıcı Magnaut'nun dediği gibi « düzenli bir toplumda, kendi kusuru olmaksızın bir kimsenin ekmekten yoksun kalması o toplum için ayıplanacak bir haldir.» Bu olayda, amlan kisiye ceza vermenin, bireysel ya rf« tcpiumsal huzur sağlayacağını savunamayız. O halde, bir toplum, bireyine yaşama hakkı sağlamadıkça, onu, doğal içgüdülerinden ötürü cezalandırrnamalıdır. Osmanlı Imparatorluğunun yıkmtılan üzerine kurulan v» yenl bir devlet yapma zorunda olan Cumhuriyetimiz, her alanda olduğu gibi hukuk alamnda da hızlı bir yenileçmeye yonelmişti. Toplum yapımıza uygun yerl kurum ve yasalar oluşturmak İçin zamın kaybına, devrimci yönetimin tahammülü yoktu. Bu nedenle, Batıh toplumlann kurum ve yasalarından aktarmalar yapmak yolu ile yetinildi. Oysa, o ü'.kelerin toplum yapıları farklı idi. EHİ yıla yaklaçan uygulamada bu çelışkinm giderilmesi için yasalarımızda yapılan ek v« değisiklikler de yeterlî bir sonuç vermedi. Gerçekten, liberal bir ekonomik düzen gereği bireyine mutlak bir mülkiyet hakkı tanıyan Isviçre Medenî Yasasının, önceleri devletçi. sonradan karma ekonomi llkesini benimsemiş ve anayasasında, mülkiyet toplum yararı ile sınırlanmıs ülkemizde uygulanmasından olumlu bir sonuç alınamazdı. O halde hak kavrammın anlamında. ceza adaletinin özünde, değişen üretim ilişkileri ve sosyal oluşumlardan esinlenerek yeni ve ileriye dönük kurallar saptanması zorunludur. örneğin, T. Ceza K.'nun 142. maddesi «Memleket içinde müesses iktisadî veya sosyal temel ni7.amlardan herhanşi birini devirmek... İçin her ne suretle olursa olsun propaganda» yapmayı suç saymıstır. Ne var ki. böyle bir suçun cezalandırılması için önce kurulu düzenin hanşi düzen oldugunu saptamak gerekir. Bilir.diğl gibi, anayasalar tüm yasaların üstündedir. Yargıçlar da kararlannı. önce anayasaya dayandırmak zorundadırlar. Bizim 1.961 tarihli Anavasamız 10, 14, 15, 19, 20. 32 ve başka maddeleri ile, insan hak ve özgürlüklerini, milli dayanışmayı, sosyal adaleti bireyin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirecek ve güvence altına alacak, demokratik hukuk devletini tüm hukukî ve sosyal temeileri ile kuracak yeni bir düzen cetirmiştir. tste T. C. K.'nun yıkılması için propaganda yapmayı suç saydığı kurulu düzenin, 1961 Anayasasının getirriiSi bu veni düren olması gerekir. Böylece, bu yeni düzene ters düşen bozuk düzenin değiştirilmesi için propaganda yapmantn suç sayılamayacagı kendiliğinden ortava çıkar. Bundan başka, anayasa kadar önemli. ceza adaletinin 61çüsünde büyük etkisi olan, toplumun tarihi ve sosyal koşullarma göre oluştnuş, yazıh olmayan hukuk kurallan vardır. Yargıçlar ceza verirken bu kurallan da gözetmek zorundadırlar. örneğin. açlığını gidermek için çalanla, zevki için çalanın aynı hırsızhk suçu ile mahkum edümesi Ceza Yasamıza göre doğaldır. Ama cez» adaletine ters düşen bir davranıştır. Bu nedenle 14 Ekim «eçlmleri ile açılacak yenl dönemde, ceza adaletinin çağımızın gereklerine, toplumumuzun tarihî ve sosyal koşullanna, değişen üretim iliskilerine uyar biçimde yeniden düzenlenmesi zorunludur. TRAFİK SORUNU, YALNIZ TAM BİR KEŞMEKEŞ tÇİNDE DEĞİL, TAM ANLAMİYLE ANARŞİNİN TA KENDİSİDİR. BU NEDENLE DE DOĞURDUĞU SONUÇLAR ÇOK ÖNEMLİDİR tlter H. DÜLGE lattıran iklnc! ve asıl önemli neden de budur. Trafik, özellikle şehir trafigl bütün vatandaşlann içli • dıslı olduklan, gunlük yaşantılaruıda sıkıntı ve istırabmı sürekll olarak duyduklan en yaygın ve en sinir bozucu sonınlardan biridir. Vatand&şın gunun her saatinda etkilendiği ve etkilediği, xogunlukla tanıgı, bazan da sanıgı oldugu bu sorun dikkat edilirse en sinir bozucu örneklerini genellikle mevcut trafik kurallarınrn bunları koyanlarla »çıktan alay edercesine çignendiği halierde vermektedir. Ve bu iş o dereo» açıktan açıga bir urnursamazlıkla yapılmaktadır ki, birçoklan problemin yuzeydeki görüntüsune bakıp «Biz gerçekten saygiyi, ahlâkı ve utanç duygusunu trnuttuk herhalde» diyerek işi geçıy tırmektedir. nesl uyRUlanmaktadırT Gecelerl ana caddelerimizi süslemekten başka hiçbir ise yaramayan en son oyuncagımız trafik ışıklannı eünün her saatınde k ı r m ı a yeşil demeden geçen onbinlerc» şoför ve yüzbinlerce yayadan kaç tar.esl cezalandınlmıştırT Bizler» tagU blr a^ıkgözlülükle kırmızı ışığı jreçjp de yaya j ; e çidini lşgal eden, j a öskı yaptığı için yeşil yandıgını farketmeyip hareket etmekte gecikinc* şehir içindeki korna çalma •s'asağı na ragmen civarda vasayanların kulak zarlannı patlatırcasına kor na çalan soföTİeo'n ' rakalım cezayı. hlç olmaasa ihtar almışti'? Degü «Park yapü maz>, «Burada durulmaa» levhalannm dahi a'unda saatlerce bıraküan bınlerce arabadan kaçı na V8 ne derece bir ceza uygu lanmıştır ki hâlâ aynı suç, aynı rahatlıkla :sıenebilmektedir? Ve ortadakl kesin talimata, vatar.daşm artık nerdeyse uzay laboratuanndBki astronotlar ta rafından duyulhcak dereceyl bu lan yogun şikâvecıne ragmen bn gün Istanbulda vaşayan kaç talihli ve hâlâ sabnnı vitirmemiş klşı bindıgi taksınin o bir türlü düzelmeK bilmeyen tak«imetresini açtırsDitaıektediTT Bu örneklerî dıledigınü kadar çoğaltın, alacağımı cevap değişmez: TürKiye'de birtakım kurallar kâgıt üzerinde gereginden çok, pratıkte hemen niç yoktur. Bunun eerek doğrudaa doğruya. gerekse dolaylı olarak ortaya cumıdıg 1 ve yukanda kısmen oeiirtilmiş olan çok sakmcalı ve tehlikeli sonuçlara tekrar değinmeden önce. biraz önce »erılmış olan son ıki örnekten faydalanarak, bazı basit jerçeklerl hatırlaya mamak nedeniyle vetküi organlann bazen halkı nasıi boş yere kanunsuz davraıailara adeta cor ladıgını eöstermeva causaum. Bu gerçeKİerden Din, gerekli alt yapı saglanmadıkça Ust yapı da konulan vasaklann geçerli ola mıyacagı esasına davanır. Sehirlerde mevcut uıtiyacın onda birine yetecek kaaar dahı garaj, genel otopark ve vol kenan park yerleri yokken Dunıan veterli hale getirmeden otomobtl fab rikalan kurulup nergün yuzlerce yera araba caddelere koyuverilirse, şeh:r youanrun dört bir yanma serpistlrilmıs olan park yasagı levhalannın çoğu nun süsten başka bir lşe yaramıyacagını bılmek lâzımdar. Yukarda verilen son örneMe ilgili ikinci gerçek de Türkiye'de kullanılan taksımetrelerin sanki bunlarm kullanılmak için değil de sadece süs için konulduklarını açıkça göstermek istercesine taksilerin dış Urafında, çok biçimsiz bir yere takılmış olmalarıdır. Oysa bu taksimetrelerin, taksilerm içindeki ön tablonun ortasmda, ve şoförlerin oturduklan yerden uzanıp açabilecekleri bir yerde bulunması şarttır. Ve bilinen kadarıyla bu, bütün yabancı ülke taksilerinde böyledır. Kurallara aykın birtakım kötü alışkanhklan önleyici yasaklar konulurken, bu alışkanlıklan sür dürmeyi mazur gösterecek, ortadan kaldırılmalan güçlük arzetnvyen butün ıhtımaller duşünuîüp, bunları yokedıcj tedbirler alınmalıdır. Mevcut taksimetreler gerçekten sık, sık bozulacak kadar kalitesizse daha iyileri te min edilmeli, kullanılmalannı irnkânsız kılacak kadar bıçimsiz bir yer olan sağ çamurluk üstünden alımp, yukarda belirtilen, asıl bulunmaları gereken yere takıimalıdır. Ve bütün bunlar yapıldıktan sonra taksi şoförleri yine taksımetrelerini açmamakta direnirlerse o zaman da hiçbır özür dinlemeden kural v« yasaların belirttiği ceza uygulanmalıdır. öyleyse bu yeni uyarmaya, eaten çoktan temcit pilavına dönüşmüs olan bu konuva can sıkarcasına tekrar değinmeye ne gerek var d:ye bir soru akla gelebilir. Bu konuya, Kesin ve olumlu bir sonuç alınıncaya kaaar tekrar. tekrar ve israrla dön mak ajTi ayrı ikl çok önemli nedenden ötürü hem ferekll, hem de zorunludur. Biz Türkler, üıkemizdeM kamu kuruluşlarının kötü idare. sine, kamu hizmetlerinin bozuk düzen yapılısına. birtakım yasa ve kurallann tamamen key fî olarak uvguıamşma ve açıkça hiçe sayılıp ç:Rnenişıne. adam kayırma ve rüşvete arbk öyiesine alaştık ki, ne zaman bu türden venı Dir örnek!e sar{ılaşsak bir süre bafnrıp çağırdıktan, yazıp çizd'kten sonra bir sonuç alamf.yırca pasil bir rutum takınıp aaanı sendeciliğe başlıyoruz. Bu arada yetkili organ ve Kiş:)er>ıı »utumu daha cia ilginç: Bagırp. çagırmalar kulak tırma'ayıcı blr nale jçelir gelmez adeta eösterı vaparcasına ortahşa yavılıp röıü kara, saçı ak demeden önürıe (telene eiden eelen uvpulanır... Ama her önilne gelen, vüzlerce defa seyrettiği bu löstenyi oe artık ezberlemış, h e ' p>steri gibi bunun da vakında sona ereceğini ögrenmiş oıdueunuac ashnöa de gişen birsev voktur; Üç jrün, bes gün soguk duş sonra geneeski hamam eskj tas. İşte traT.K «onusuna israrla egılmeyı n«runlu fcııan birind önemli neden Durur «Osmanlının yasagı üç giiı, »ürer» deyimi, Türkiye Cumnurcyetinin 50. yıldönümünün kutlanmalc uzere olduğu su îürJerde tıâıâ en az eskisi kadar eeçerl'air. Ve bu peçerlilik ortadan nalkıp. bu deyimi nalkın diline yerleştiren tutumlar sona erdırilmedik çe. trafik oasta oıman üzere bu tutumların ıtaynağını teskil eden Öteki bütün konulara tekrar tekrar ve israrla. değinmek sarttır. Ikıncl önemli nedene geçmeden önce. bu neaenle olan ynkın ilgisi bakımından biraz da başlıktak) anar$i sözcü»ü ü?e rinde duralım. Üıkemizde son yıllarda süregeımış olan anarşik eylemler nede.ıiyle ne naman ar.arsi lâlı edilse aKla hemen bu türden oıayİRr pelj oldu. üysa anarşık eylemler anarşinin tir türüdür Bu sözcügün çok daha genış kaosamlı oıan eene: anlamını yaDancı dıı sözlükleri şöyle tammlıyor: «Hükti:net kon trolu yoksunlugundan dogan top lıımsal ya da politik ksrgaşa ve düzensizlıkler.» Simdi. Du tanım tüaıda tutularak günlük vaşantılaıda karsılaşıian huzuı bosucu eörüntü ve olaylar dızısı KÖzönüne getirilirse, oütün ouruarın tipık bırer anarşi örneğindec başka bır şey olmadığı derhal göriilecektir. Ve vine görüiectKtır ki bu türden ıtörüntü ve olaylann bü yük bir cogunıuğunun kaynağı traiik soıunuduı. Başka bir deyimle, ülkemizde trafik sonmu öbür Üikelerde olduğu gibi sadece kendine özpil bazi problemleri olan bir BOrun defildir. Başka konularda clduSu gibi trafik konusunda Ja S^rekii otorite ve kontrolun yok \ sunıuğu Bylesine yaygm ve sü ; rekll bir anarşi yaratmaktadır : ki artık bu konuya çok daha baş • ka bir açıdan egilmek lorunlu ] hale Relmiştir. lst» bu tür yazı '• Daha önce yapljiklannı yapaçakl»; ^, M Okuyucu Mektupları Fransız trtibat Bürosunda dayak Saldırganlık O>sa olanlara bakıp böyle bir sonuca varmak görünüşe ne derece uygunsa gerçeğe de o kadar aykırıdır. Herşeyden önce şunu unutmamak gerekir ki insanoglu yerytizünün neresinde olursa olsun temel içgüdüleri bakımından aynı özellıklere sahıptir: İster Türk olsun ister Alman, ister hıristiyan olsun ister müslüman, insanoğlu başıboş bırakıldı mı bencildir ve saldırgandır. İnsanoğlu zamanla zekâsını geliştirip kültürel ve toplumsal yaşantıya geçince bu yaşantısını sürdürebilmek için kendi başina önleyemediği saldırganlığını frenleyecek birtakım toplumsal yasa ve kurallar koymak zorunluğunu duymuştur. Ve işte kişıleri ülkeden ülkeye degısik fcaraktere sokan, daha uysal veya hırçm, daha saygılı veya saygısız, daha ahlâkh veya ahlâksız olmaya iten şey aslında bu, içinde yaşadıkları toplumda geçerli olan ve uygulanan töre ve yasalardır. Buradak: •uyguıanan» sözcüğüne önemle dikkat edilmelidir: Birtakım vasalann ve kurallann kâğıt üz^rinde geçerli 01rr.alarıyle gerçektfn uyrulanır olmalan başka başka şevlerdir. Nitekim, konumuza dönersek, bUtün ilen üUelerde ırullanılaT trafik kurallan üikemizde de kâgıt üzerinde ayner şecerlldir. Ama buna ragmeı, bütün bunlann acaba serçtkte kac ta Tam Anarşi Bekârhğa veda etmek üzereyiz. İlk adımımızı 21.7.1973 tarihin de »ttık. Çok mutluVUİ. Bunlar yapılmadığı taktird* ortaya çıkacak manzara bugün bütün çıplaklığıyla göılerimizm önünde durmaktadır. Gerçekleri açıkça ortaya dökmedikçe hâtalar dilzelmes. Bugün en yaygın nedeni trafik sorunu olan, gözierimiz önüne serili manzara bir keşmekes degil, kelimenin tam anlamıyla anarşinin ta kendisldir. Ayrıca. kendi başma çok »akıncalı olan bu durumun bir da ilk bakışta farkedilmeyen çok daha tehlikeli birtakım •onuçlar doğurduğu önemle hasrlattlmahdır. Bu sonuçlann devleti yönetenler açısından en tehlikeli olanı, •atandaslann. goüleri ttnünde süregelen sayısız kanunsuzluk ve anarşj ömekleri nedeniyle, hükümetin kontroi ve otoritesini ne derece yitirmiş oldugunu günün her anında nefes ahr pbi hissader oluşlandır Anarsi kontroi edilmediği hallerde bulaşıta bir hastalık gibidir. Bir süre bilino. siz olarak sadece hissedilen bu durum tekrarlana. tekrarlana bllinç Ustüne çıktığı anda en sağlam vatandaş dahi hastalığa ya» kalandı demektir. tşte her gün izlemekte olduğumuz anarşik olaylar dizisinin en büyük korkunçlugu da budur. Vatandaş, antropoid atalanndan miras aldıfı saldırganlığını frenlejici kurallann gecerli olmadıjı RereejM btlincine \*erleşir verle?mez zekâsını bencilligi vfinünds kullarup. varlıgımı sürdürmelivim gerekçesivle saldırganlığını ortaya dökmekte ve bir süre once tanık olarak avıpladığı bir suçu sanık olarak işlemekte hiçbir sakmca görmemektedlr Ttlrkiyevi biran Bnce Batı wyRarhk düzeT,'ine çıkarmak çabasında o'^nMann, her ftrsatta vuvsrlaJt cUmlelerle vatandaşa hattrlatmakta olan hUMlmet vetkiHlerinin hersevrlpn önce bu çok eidd! istek ve elestirileT* kulak verip konrro! ve otoriteyl blran One» sağlamalan şarttır. 9.4.1973 tarihinde yurt dıçı sıram Pransa'ya çıktı. İş ve İşçi Bulma Kurumu Çankm Şubesi bizi Istanbul Tophane ts va İşçi Bulma Kurumu Şubesine gönderd». Orası da Dıö saflık muayenesi ve imtihan için Lâleli Pransız trtibat Bürosuna gönderdi. Bİ2 her çeyden önce Türk Oraaa ilk defa blzl sağhk vatandaşınz ve tnsann. Blıl muayenesine tabi tuttular. Buhor görenler bir gün norlanarada bize, hayslyet kıncı sözcaklardır Btzler de çahşmak lerle hor görüp esir gibi daviçin vurt dışma sridelim veya randılar. Diyorlar ki: Bıktık gitmeyelim, yeter kl VATAN sızden, Allah canınızı alsm da sagolsun. biz de kurtulalım. Gorüyorsunuz ya bizlere böyle hakaret HASAN edenler de Türk'tür. Bu acı ÇANKIR1 sözler yüreğimizi ok gibi parçalarken, daha da beteri ile karşılaştık. îdrar tahlili için bize kilot hariç ayakkabı çorap da dahil olmak üzere çıkarmamın söylediler. Bundan sonra çıplak ayaklarla beton Uzerinde saatlerce bekledik. On. . . „ Okuduğunuz gen kısmına girdik. Burada bize itler. hayvanlar diye ağıî dolusu hakarette bulundular ve ite kaka sıraya gecmemizi söylediler. Oda karanlıktı. nerev» geçecegimizl göstermediler. Ar> kadaşlanmızdan bazılan yaban cıhk eektiler. Kabahatlmi» de budur. Neyse, siraya geçtlfc ellmlzrt» evraklanmız vardı. Pilm çekimint baslandi. Röntgen doktoru rontgenden çıkanm elindeki evraki kendistne verllmesinl soyledi Pakat arkadaşlardan bir tanesl biz» vapılan hakaretlerden ve heyecandan olacak ki evralo vermeyl unutmuş. O arkadas daha bir iki adım atmadan, doktor yerinden kalkarak o arkadaşı tokatlamava baj ladj ve evraki elinden aldı. Yine de o arkadaş vediSI davaga Itarsılık hic bir sey sovlevemedi. Zaten sÖTİeyemeîdi ö zavalh, btitün ümitlerlni oraya baSlamışta. Bundan sonra lşl bitenler, diger arkHrtnsldnnrtı>isinln bitmestnl beMeveeektl. Pakat arkadaşlardan bir tanesl yanlıslıkla dısan çıkmak için kamvî açmı» bulundu. Orarls görpvll bulunan Tjfiborant hanım rillî" sek seslp hakaret ederek. tnkat sille giristt. Dnvrmw<»n «onra karjattırdı. Bfz davak korkuvorduk. Nevse M, o arkadann davak vempsiv'e işlemlprimfz son buldu. B^vlece bi? de dayak yemekten Vurtulduk. Sayın büvüklerimlze ve flgiHİPrim*7P VT TUrk vatandasi olarak soslenmpktp fsvd« urmı5 'Ttız: B1r« kenrli vstanımi7rla kend! vafendasimi1» bu sekllrle davranırüa. yabanenlar belM daha ' Vü darranırlar. dan sonra gruplar halinde rönt KltâpllÇ|imiZa Cumhuriyet 5920 \Hesap Uzman Muavinliği\ Giriş Sınavı Maliye Bakanlıgı Hesap Uarnanlan Kurulu'n» 2024 Agustos 1973 tarihlsri arasında Aukara ve îstanbul'da yapılacak «ınavla Hesap Uzman Muavinı ahııacaktır. Giriş sınavlarına katılabilmek için: 1) l)ev:et Memurlan Kanununun 48. maddeslnde fazılJ niteliklere sahıp olmak. 2) 1.1.1973 tarihinde 35 yaşmı doldurmamış bulunmak, 3 Siyasal BilgUer. Iktisat, Huku* > tslBtm" <'"• Oo8« Teknık Üniversitesi Idart İlimler Fakülteıer'nl ikttB&dj ve Ti« can tlimler Fakülte, Akademı ve Yiikse* Ükuljannj »eya bunlara eşitligi Millİ Eğitim Bakanlıgınca kabul oiunan Yabancı Fakülte, Akademi v» Yüksek Okullardan blrtnJ biMrms olmak gerekir Sınavlara giri? jartlannı ve Sınav Konu:armı ?Ost*ren broşür vukanda sözü edilen ögretlm kurumJanndâB »e Hesao Uzmanlan Kurulu Bastcanlıği tle Ankara tstanbuı v» tzmir Grup Başkanhklarmdan sağlanabiltr. isteyenleriD adreslerine gönderilir. tsteklilerin en geç 31.7.1973 gOnfl akşamm» lcadar Manre Bakanlıgı Hesap Czmanlan Kurulu Ba^kanufıııa Belgeleri V» birlikte yazılı olarak basvunnalan gerekir. (Bann: 17074 5911) 5 Köy kalkınmasuu ve halk egitlminı sa.Şlama* *>r.acıvle köyümü^de rjy oif\'m* odası açmayı düsür'düii Cumhuriyetin aü. vutra, rastlaması nedeniv>« de cEllind Yıl Kltapuîı» aoıru verdik. Fakat bütçenzfe 50 vıla lâyık bir kitanhk teirmalı için veterli değildir Ancak odsnın düzenlemesıni ?apab:lere?iz. KBy kalkınmasınır; ve balls efitiminin eereÇinı ve varannı anlamıs mskamlar kunıluşlar ve okuduih; kitanlannın artık hlç oir' işe vsramadıSın dan vakman fcisiler her ce Sitte yavımlanmiş ven) »eva eski tritan lerei »e ansik lopedi »önderirlerse tovancımıa sonsuz olaeakta DileiHmizln «Suvurulmasına tra^etentTin aracıhfını arze der. slmdiden. DÜCÜP ılgile nenlere tesekkür ederi». Necdct ÎJAHİN Yazıbay ttnv© ElUnri KU Kıı.ıplıîı Karma Komtteır Adınt Kele* TESEKKÜR Enver Çakıldağ (TİMUŞ)'m 6 Temmuz 1973 Curaa günü, aramudan anl ve ebedi kaybında bizi yalnız bırakmayan, cenazesine gelen; telgraf, mektup ve teieionla acunızı paylaşan dost, arkadas ve yakınlarımıza candan şukranlar sunarırn. EŞt: Neclâ ÇAKrLDAG Nişantaşı Kız Lisesi Resim ve Sanat Tarihi ÖÇretmcni (Cumhuriyet 5919) Kutlamak! 50'nei yılı kutlarna çabasinıîa' yız. 80 milyon ödenek verillyor. Bans kalırsa bu 80 milyonn caf çur etmekte blr vsrar voktur. Btı nara ile 800 köve okul yap« k 50'nd yılı dahn iyi kutlamı< nlıırui!. Not: Ad ve adresimin vazıl« mamasını rica ederim. Saygl» larımla. lan can r ma pahasına tekrar
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog