Bugünden 1930'a 5,439,641 adet makale



Katalog


«
»

7UMHURÎYET 14 Temınuz 1973 Sorun niversiteler ve yük«k okullırd» okumak !*• teyen lıse mezurıları arasından seçree yapılması, hükümetlerin plansız eğıtırn polıtıkasırun doğal sonucudur. «Her ılçeae blr lıse» çarpıcı sözu ile açılan ve sayılan kısa zamanda ikı yuzu aşan lıseler mezurüan üruversıteler ve yüksek okullar kapıları onüne yığjlmıstır. Liselenn plansız genişleme temposuna ayak uyduramayan yuksek bğret:m kunımlan ıstera fazlasını karşüayamannştır. Öğretimde «»viyeıun düşmesi pahasına artırılan kontenjanlara rağmen ıstern karş;lanamaymca seçme yoluna başvurulmuştur Boylece bınlerce lıse mezununa yuksek oğrenim yolu kapanmış, çozum bekleyen çeşıtlı yurt sorunlanna «uruversiteye giremıyenler» sorunu da eklenmiştir. Her lise mezununa yüksek oğrenim olanagı saglamak Devletm odevidir. Lıse mezunları ara. smda seçme yaparak, bır kısmını vuksek oğrenim olanağından yoksun bırakmak Anayasanın eşıtlık ükesine aykırıdır. Bu nedenle aorunun sorumlu çözücüsü hukümettır. Sorunun çozucusu tum ıstemı karşılayacak maddl clanaklara sahip bulunroayaa yuksek oğretun kurumları değildır. Sorunun cözümü Hükümetten beklenmelidır. Ancak bır gerçeğî de gözden ırak tutmamalıdır. Eğıtımde reform yapılarak planlı uygulamaya geçılse de olumlu sonuçlann alınması uzun bır sure isteyecektir. En azından bes yıl olarak kestınlen bu süre ıçınde de unıversıte ve yuksek okullara giremiyen iıse mezunları sorunu varlığını surdurecektır. Önümuzdekı yıllarda da yuksek oğretim ıcm Use mezunlan arasmdan seçme yapılacaktır. UI Olaylar ve gpüşler Seçme Biçimi Değişmeli Prof. Dr. Ümit DOĞANAY lunan Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu llselennin mezunlan ıle bırlıkte yaıışmaktadırlar. Sorular razarı müfredat programlanna göre hazırlandığı ıçın oğretmen kadroıarı tam, çevre eğıtımmden vararlanma olanağı bulunan lıseler mezunları, kadroiarın bır k.smı eczacılar, doktorlar, dıs hekımler:, avukatıar taralından doldurulan, bır kısmı boş, lıseleı mezunlanna daha sınavm başında üstün durumd&dırlar Bu tür yansma eşıt düzeyde kışıler arasmda yanşmt değıldir. Bu nedenle eşitliğe «ykırıdır. 2 Test bıçıml sınav, öğrencılerın yeteneklerınl ölçmeye de elvenşli değıldır. Test sorulannm hazırlanmasında yapılan vanlışlar bir tarafa, test bıçırru sınav orta bğretımde bılgı yoklaması bıçımı sınava ahşık bğrencılerın başan şansını düşurmektedır Kaîdı kı tek bir test :1e bgrencının yeteneğmı tam değerlendırmek zordur. Çevre degışıkliğı nedenl ile yabancıhk çekme. heyecan, nastalııs gıbı etkenler sınavda başanyı etkılıyebilır. tyı bgrencı. lenn test smavlarmda beklenen basr.rıyı gösteremedlklerl sık rastlanan olaydır. 3 Giris sınavlannın ümverslteler re yuksek okullar tarafından merkezi sısteme gb. re yapılması bu kurunılann oğretim ve araştırma görevıni aksatmaktadır Asıl gorevi bğretım ve arastırma olan bır enstıtü çalışamaz hale gelmiştır. Sınavda başarı gjsteiemeyenler sonucun sorumlusu olarak uruversıtelen kabul etmekte ve uzücü olaylara sebep olrnaktadırlar. Ilk ooğrencı olayı üniversıte bahcesmde çadn kuran lise mezunlan tarafmdan baslatümjştır. Merkezi sıstemde ögrenciler kayaolacaklan fakülte veya yuksek okulu aylarca öğrenememektedır. Çıkarüan ek listeler nedeni ıle kayıt işlemi ilk sömestra sonuna kadar sürup «'t. mektedır Çok sayıda ogrencı ılk yu yarm gretim görmektedir. 4 Test biçimi yarısma yuz bm: aşan ki. şı arasmdan adayları seçmek ıçın elverışlı bır araç da değildır Test sonuçları küçük gruplarda sağlıklı olabilir. Büyük gruplarda sonuçların sağlık dereceâ gitükçe dujer. Sınavm, çok aayıda kifinin görevlı bulunduğu genış bir örjütü gerektirmesi, bırbinnden uzak verlerde ayni anda yapılması zorunluğu. salon azlıfı neden! il« salonlara fazla sayıda oğrenci yerleştınlmesl sınav dncesınae sorulann gızli tutulmasını, sınav sırasmda da kopya çekılmesinın onlenmesini corlastınr hatta ımkânsız kılar. 5 Test biçimi seçme sınavunn belli birk8ç merkezde yapılması oğrencı velilerıne paraca yujc ounaktadır. Test sonuçlannın alınmasından sonra fakülte ve yuksek okullara gıreceklerın listeler halinde aylarca ilân edilrresi oğrencılerin üniversite ve yuksek okullano bulunduğu ıllerde aylarca bekletıelenre sebep olmakta ve bu durum aılelerm esasen ağır olan yukünü daha da agırlaştırmaktadır. 8 Bütün sakıncaiar bır tarata test biçimi gırış smavı doğal olarak özel yetistirme kurslannın türemesıne sebep olmakmtdır. Bu kursları açanlar veülenn sırtından kolayca servet yapmaktadır. Bu kurslarda kursa katı!mayanların sınavı basaramayacağı ınancı yara. tılmakta, böylece her velı butun clanaklaruu kullanarak çocugunun bu kurslara yazılmasını sağlamaktadır. Bu özellikle kurslann toplandığı büyük sehirler dısında oturanlar ıçın paraca çok ağır yük olmaktadır. Hazırlama kurslann da resml kurunılardaki Cgretlm üye ve görevlilerınm gdrev almalan da çirkin dedıkodula ra yol açmaktadır. Bu dedikodulara ünivers't v* yuksek okuÜarmuz da kanştınlmakta, kurumların kamuoyundald saygınlığı zedelenmektedir. Bu sakıncalara ek llstelertn sonuçta dilekçe usulüne dönüşerek kontenjanların kapılar önünde bekleyen bğrenalerle doldurulması, mall olanak yokluğu nedenl ıle ailelermin yanına dönenlerin bu fırsatı kaçırmalan, gıbi daha bır çoğunu eklemei mümkündür. Hapishanede Bir Gazeteci hmet Hamdi Dinler, otuz beş yaşlannda, ır.unca boylu. sarı saçlı, mavı gozlü, gbzlüklü çocuRsu bakışh birisı. Zonguldak'U «Sdmürücüye Yumruk» gazetesüu çıkanrmış Sbmürücüye yumruk armay» çab«larken, çoğu aydın gıbi burnunun usttme Diı nımruk yeyince, doğru cezae\*:ne.. Şımdi bilmıyorum yeoı buçuk vıl mı on beş vU mı, yirmı beş yıı mı yatbcay? Duvduğum, cezalannın kesınleştiği ve Anadolu da b'r bapıshane\e yollandığı. llgı çekicı bir h:kâyesi var bu Ahmet Hamdi'nln., Awalık"m zengınre aıîelerınden bmnin o?lu. t'er Jozel Lısesını b:tırmış Teknık Ünıversite'ye sırmış Mühendıs olmuş. Be adam! Hem de ınşaat muhendısı oımussun otursana oturduğun yerde' Hiç çaiışmasan şun.da burada vapı kalfalarmın. va da tüccarlannın vaptığı plac prceye ımzanı atsan ıjeçmir pdersın Havd. bu vol ışme gelmedi dıvelim Kapatırsm şurada burada ıte üç arsa otıi'ursun üstüne birkaç blok, satarsm taksıt taksiı.. O da mı olmadı? Gır ortaklıklardan b:nne uslu atollı ça1 lış Bunu da mı beğenmedın? A\*vaııklısiı» maitm kı Ege sahıllennı ıyı tanıman »erek Bır kın da se^ kapatamaz mısın? Denıze ambargo koyup güneş: ve Kumu parayla satamaz mısın? Gerçı bunlar kucük işıer Av\'alık'ta polıtikaya da mı giremedın? Hem mşaat muhendisı ol hem Sen Jozef'li.. Hangi kapı açılmaz sanaî Adaıet Partısının kapısını çalsan: Cenabı Hakkın emrl Peygamber^i ıcavıîyıe sıze intısap etmek arzıısundayım.. desen olmaz mıvaı? Olmamış hiçbırt. Ahmet Hamdi: Cagımız emek çağıdır. demiş. Zonguldak'a gıdıp sömUrücüye Yumruk Gazeteslnl çıkarmış. Politikaya da lsçi Partlsinden girmeye cüıet etm'.î arkadaş.. Al başma belâyı işte'. Iki üç yazısından örürü sanverilmış başma bilmem kaç yıl... Emekmış. sosyal adaletmiş, lşçilerin davasıymış. insan haklanvrrus sömürü ye karşı uyanmakmış. Ahmet Hamdi gazetesınde: Uyan ey emekcî kardeş diye bağınrken emekçiler değil ama Savcı uvanıvermış: Ne divor bu adam' Ve doğru tutukevine Ahmet Hamdi. Gıris o giris. Ahmet Hamdi iyi satranç büir. Şahın, vezirin, fılın, •tın. kalenin eilvelerini ögrenmis: bu yoldı hem teorisinı hem pratiginl geliştirmi5 Cezaevlerinde bövle marifetler çok Işe yarar. Münasebetsiz ««atlerde hızlanan, munasebetsiz saatlerde v«vaslavan, ve dSrt duvar arasına girinct ofduğu yerde duruveren ıam»nı Bldürmek için birebirdir b6yle marifetler... Bir aydın düsünün kl. emekçi sınıfları uyanıncaya kadar cezaevlnde satranç oynayacak. Emekçıler uvınıp tlyas] İktidara ağırlıklannı kovduklan ve rfemokrasivl l^lettikler) zaman avdınlan kurtanrUr elbet Ahmet Hamdi bütün bunları bilerek «atranf oynuyor Gazeteddlr kendlsL Ama ço£u kisinın bundan haberl yok. Çünkü Ahmet H>mdi. hiçbir meslek kuruluşun» uye değil N* sendıkalı, ne de bir dernekten . Böyle oldun mu, kimse sahip çıkmaz sına . Hele ünlülerden degılsen, Babtlli'nin büvCk gazetelerl tfısır.da kalmışsan. Anadolu' da blr alçakgönüllU görevi benimsemışsen, gazeteci diye adın bile geçtnez. Ahmet Hamdi'yl bir rastlantıyla tanîdıra ben... Kimbilir belki başka Ahmet Hamdi'ler de vardır. Bunlar fikirlerinin bedelini hapıshanelerde ömürlerini tSrpüleyerek geçiren aydınlar kafilesinin bilinmeyen üye. leridir. Bir çeşit meçhul asker ki soranı vok, aravanı vok... Arna hmgi birini sorup «ramalı? öyle blr Türkıye'de yafiyoruz kl, Erzurum üniversitesl Profesörünün evinde yısak kitıp bulundu diye adam adliyeye sevkediliyor. Profesörun evinde yasak kitap arama taramasıî Böyle bır Glkede •ydının en rahat yeri hapishanedir. Şimdi biı kitaplınn yıssklanması ve vasaklann kitaplaşması çağını yışıyoruz. Bu çağı Türkiye'ye yaşatanlırı tırih o biclmd» anaeaktır  Öneri Sayılan sakmcalar yetkililerce bilinen ve zaman zaman d:l« getirilmış gerçeklerdir. Bütün bu sakıncalara rağmen test biçimi gırıs sınavı bugune kadar uygulanmıştır. Fakat sanıran artık bu seçme şeklini deği$tirmek zamanı gelmiştır. Gelecek senelerde bu seçme bıçımmde ısrar etmek. mevcut sakıncalara daha büyuklerım ekleyecektır. Getirilecek yeni seçme btçiml Anayasanm esitlik ilkesıne uygun. adıl. az masraflı ve kolay uygulanabilir olmalıdır. Kanımca aşağıdaki blçimde vapılacak bır seçme bu rüteliklen tasıyaeaktır. (T) ÜniverslU ve ytiksek otaıllara girecek lıse mezunlarını seçme ışinı Mılli Eğitun Bakanlığı üstlenmelidir. Üniversite ve yükıek okullar kendılennı bu ışın dışınoa tuttnalıdır (5) Fakülteler ve Yuksek okullar her yıl okutabileceklerı oğrencı savısını saDtamalı. Mıllî Eğitim Bakanlığı bu kontenjanları beîli p ed'lecek esaslar daıresınde lısel re o vıi son ıınıflarında okuyan öğrenci sajısı oranında paylastırmalıdır. (?) Seçme, lıseler tarafından ner Ltsenln mezunlan arasında kendilerine ayrüan kontenjan Için yapılmalıdır. Seçme bir sınav biçimlnde veya adayların lıse bıtırme smavlannda aldıkları notlann değerlendirümesıne gore vapılacak bir sıralama esas almarak vapılabilır Seçmede, öğrencımn isteğı, fen veya edebiyat bölumü bğrencisı olması gibi hususlar da goz önünde bulundurulur. Kısaca esasmı belırttıfım bu seçme şekll ile lıselere ağır bir gorev verilmektedır Çocuklanrmzı olusma çağinda ellenııe teslim ettıgimız liseler vonetici ve öğretmenlerinin bu görevın de üstesnden ge'.eceğıne ınanıyorız. Yetistırdığı öğrencinin \Tiksek bğtenimde hangi dal için yeterli olduğunu ve yhrarlı olabileceğini saptayacak en yetkill kisüer hepirmzden önce herhalde onlardır. Eşitliğe Aykırı Seçme Yuksek öğretim kurumlanna devarn edecek lise mezunlarını seçme, esitlik ükesine uvgun, adıl bır bıçımde yapılmalıdır. Aynea seçme ünıversıte ve yuksek okullann ana görevj oğretımı ve araştırmayı «ıksatmamahdır. Oysa «merkezl sistem» adı altında vıllardan beri, hemen hemen yuksek öğretim kurumlarının bıivuk b:r kısmı ıçm geçerli olmak üzere uygulanan «test biçimi giriı sınavı» bu nıtehklerden yoksundur 1 Bır defa test blçiml yanşmada, sınava katılan oğrencilerin yarışma şartları e$ıt değildır. Istanbul. Ankara, Izmır gıbı büyük kentler:n lise mezunları, eğıtım olanaklan noksan ve yetersiz lıselenn. özellikle bu durumda bu KANAYAN YARALAR OKTAY AKBAL Evet Hayır Halk Sektörü ve Halka Açık Şirket S on gunlerde belirb çevrelerce halk sektorünün kuruluş aracı gıbi bnerilen «halka açık şirket» formülleri üzerinde dikkatle durmak gerekır. Çiinkü bu formül artık yaratıcılığı kalmayan kapıtahznun sol düsünce bul gulannı kendi çıkarlanna gore saptırma ve uyarlama taktiklerinden biridır. ir ana, bir baba, bır oğul. fGeceleri uyuyamıvordu. Odasının ışığı hep yanık oluyordu. Akluna bin türlü şey gelivordu. Gıdıp kulak verıyordum kapısma, ses duyamazsam seslenıyordum. 'Ne var?' 'üyumadın mı daha oglumr *Okuyo rum'» Ana bbyle anlatıyor. Baba ise oğlundan koptuğunu anlamış bır anda. «Benden gızlenen bir şey ml var, diye, düsündüğum olurdu; bılmemem gereken bir ?ey». Bir olay geçmış bir gün «Kimbilir ne zamandır, içinde bu ayrılışın savaşmı venyordu çocuk demek, kopamıyormuş evinden. bizlerden, ahştığı her şeyden ışte orada. o kapı dibinde benl şöyle gögsümden iterek kopmayı basardı oflum. îşte o andan sonra bağımsızdı artık.» Nıce ogulun, ananın, babanın son yıllarda yaşadıklan bir seruven. Dujulup anlatümayan. Yaşanıp yazılmayan. Içte, dermlerde kalan. Ince ince kanayan bir yara gibi. Babalar v« oğullar kopar bır yerde birbirinden. Kitaplar çağınr başka evrene gençleri. Baba kalmıştar bilerek belki de isteyerek bir noktada. Huzuru, rahatı, mutluluğu bulduğunu sanmıştır orada tster, oğlu da onun gibi olsun, yetmstn bu kadarla, ısta okul, işte yuksek öğrenim, sonra bir duzene gırsm o da. Ama bu kitaplar, bu gizli düşünceler.. Oysa ortaokuldayken ne iyıydı. Ayrılmak istemezdi babasından. «Aynlışımız guç oldu. Ellerime sıkı sıkı sanlmıstı, yine, bense gözlerımı yıne ruzgara veriyordum. Sonunda kopup ajmldık» der o gunleri andıkça. Ama şimdi oğlu başka bir kişı, babasının temsü ettığı ar> lapşlı dünyayı eliyle itıp ötelere geçen bin... Kopar gider oğul btelere... Kendi seruvenini yaşamaya, kdtaplann ögrettiğinj uygulamaya, zamanıdır diyerek, gerçekliğıne inanarak, çevresinde hıç bır doğru, yararlı is goremedığinden, yannına güven duyrnadığından. Çeker gider evden, anadan, babadan, aileden, sevıden koparak... «Bır gun bır de baktık, gazetelerde boy boy resımleri, adı herkesın ağzında, vallahı ne yalan söyleyeyim, sağ olarak yakalanışına levınmıştım, ne de olsa analık... Carumın ıçmden çekip çıkarmışım, dokuz ay şuramda taşımışım, vıllar boyu gozüm gibi ustlerme tıtremışım. bunca emek vermışım, dal gıbı yetıştirmişim...» Sonra baba anlatır kendi kendıne «Aylarca taşındık durduk mahkeme salonlarma. İsımden aynldım. Mıde kanaması geçırdım. Hanımın saçlan süt gıbi oldu. Karar verildıği gun çıldıracaktık. Yargıçlar karan okuduktan sonra kalemlerim kırdılar.. a tdam cezası değifir, iner bilmem kaç yıla. Mutluluktur bu gokten ınen, beklenmeyen.. Mutsuslugun dıbinden çıkan mutluluk. «Yıllarca yatacak simdi. Buna da çükür. Genç daha. Yirmi bir yaşında. Iki yü önce, o ılık Nısan aksamı bizlerı bırakıp gıttiğınde on dokuzundaydı» der ana... «Yenı a» dergisinde Erdal Öı'ün bır byküsünü anlattım size. Bir öykü anlatılır mı, anlatılmaz, okunur, ama okumanızı sağlamak istedim, bu ytizden anlattım. Bir öyktl. ama kaç ananın babanın yasadığı bir gerçek! Kaç oğul, kaç kız itip babasını eliyle geçti öte yana, İsteyerek, özleyerek. Sonra mahkemeler, duruşmalar yargıçlar, savcılar, savunmalar. Hapishane kapılarında, mahkeme koridorlarmda çıle dolduran babalar, analar, kardeşler... On dokuz yaşında bir insan ne yapsa içtenlıkle yapar, inançla. ateşle... O gencin babasını eliyle şöyle bir yana ıtmesi bu dünyadan, bu kurulu yaşamdan bıkkınlığını, umutsuzluğunu yansıtır. Kımse yoktur toplumu duzeltecek, kimse yoktur kurtaracak, ancak okuyan duyan, anlayan genç kafalar, genç yüreklerdir bu görevi yükleuen... Bu düşle, bu sanıyla, bu inançla gider »telere, düşer yargıç katlanna, tutuklarevme. On dokuz yasından yirmi bir yaşına kadar aştığı zaman parçası bır çok kişinin otuz kırk yılda yasadığı bir siireyi kapsar, anlam, değer, önem, yaşantı bakımından... Erdal ö z u n «Kanayan» adlı öyküsünü okuduktan sonra CHP Genel Başkanının şu sozlerini hatırladım: «Bugün hapıshanelerde cezalarını çeken gençler ne kadar sorumlu olurlarsa olsunlar 12 Mart önceki iktidar onlardan daha suçludur. AP iktıdan Turk halkından ve sehpaya gonderdiği gençleruı aılelennden ana babalanndan özür düemehdir.» Bır ülkenin okumuş, yetişmiş gençleri, daha on dokuz yirmi yaşında kendilerini büyük görevlerle karsı karşıya duyarlarsa suç kimdedir? Onlan bu ruh haline itenlerde, bu bezgınliğe. bu çaresiz dirence sürükleyenlerde değil ml biraz da suç? Politıkacı ordusu gereksiz gevezeiıkler, çabalamalarla vakit geçirirken, yurt sonınlannm bir teki ele alınmazken. guzelim Anayasa'nm gerekleri yerine getirilmezken, çağa uymak şöyle dursun tam tersi bir takım işlere kalkışılırken. Evet, hapıshanelerde yatan gençlerden daha çok sorumlu olanlar vardır, ellerini kollannı sallaya sallaya dolaşıp, önümüzdekı seçımlerde hıç sıkümadan yeniden ulustan oj ısteyenlerdır onlar da... Başansız yöneticüer, yurt lşlerini çıkmaza sokanlar, özgurlukleri ortadan kaldıranlar, Anayasa"nın daha 1961'de ongordüğü devrim eylemlerinin bır tekmı bıle gerçekleştırmeyenler, atılmış ıleri adımJan da köstekleyenler... Kim bağıslayacak böylelerini? Oz'un öykıisü ile Ecevıt'ın sozleri tamamladı bırbirini. Bır bütunu oluşturdu. Yaşadığımız çağm gerçek anlamını duyurdu. Yarının edebıyatı bugünkünden çok daha güçlü olacak, anlamlı olacak, kalıcı olacak. Gerçek yasantılara dayandığından, bugünun yazarı, şairi bu gerçeklen iliklerine kadar duyduğundan, yasadığmdan... B KOOPERATİFLER GİBİ HALKA AÇIK ŞİRKETLERDE DE SERMAYE PAYI NE OLURSA OLSUN, HER ORTAK YALNIZ BİR OYA SAHİP BULUNMALIDIR. özel sektbr çevrelerine gors halk sektbrünü gerçeklestirecelc girişim, halka açık anonım ?ırketlerdır. Tahvıl satmak yenna halkı bu tür şirketlere paydaş yapmak önerisı, bir noktada lyı niyetli ya da gerçekçi bir tedbır gıbi görülebılır. Oysa bzel sektor çevreleri gayet iyi bilmek tedırler kı bugünku hukuksal kosullar çerçevesınde Türkıye'de gerçek anlamda halka açık şirket kurulamaz. Kaldı kı halk tasarruflan ile olusacak glrişimde yönetirni yıne ellerinde tutmak kararında olduklannı da gizlememektedirler. Şu halde gerçek blr halk sektörunün kurulması, yanı halkm ekonomık iktidara sahip ya da ortak olması, bu tartışmalarda asıl amaç değildır. Asıl amaç, ekonomik bünyeye ayak uyduramayan sermaye çevreleri için bu yetersizliği giderecek bir kaynak olarak halkın küçük tasarruı lannı kullanmaktır. Bu davranışın bır scimuru teknıği olmasını engelleypcek hiç bır hukuksal olanak gösterümemektedır. özjçürlük, iktıdar île kazanı. lır. Sıyasal ozgurıüğün yanı sıra, ekonomık ozgürlük de gereklidır halk içın Ekonomik oz frurlüğe sahip olabılmenin ılk kosulu, Jcusku VOK kı ekonomık bır iktidar sahıbl olmaktır. Çağdas sol düşünce, demokra tik yollardan gerçek iktidar olabilmek ve bu iktıdan surdure bihnek için halkm ekonomik iktıdarını araaçlar. ^or yollan gU ven vermedığınden bu amacı gerçekleştirmen.n demokr8tık olanaklan arasında «halk sektörünün» kuruluşu ile ilgilerur. Bu nedenle. hem özel sektörün dnenlerindekı tutarsızlık hem de gerçek bır halk sektorünün asü karakten ile kuruluş yöntem ve oıanaklan Uzennde durmanın yaran vardır. Faruk ERGİNSOY (OUEYİS HTJKUK MÜŞAVÎRt) Tarım Kesiminde Halk Sektörü Konu, tarım ve sanayi alanlannda ayrı ayn ıncelenmek gerekır. Ancak ulkemızde güncel olan daha ÇOK sanayi sektbrüdür. Çunkü tanmda halk sektorünün kooperaufler eliyle gerçekleşeb:lecegı genellıkJe kabul edılmektedır. Kooperatifler kökJü bır toprak retormu yapıldığı takdırde amaca kolaylut la ulaşabilirler. 6ır başka açıdan almırsa konu daha da açık lık kazanır. Bılındığ] gıbı top rak reformunda terr.el ılke koy luye yeterli tODrağı vermektır. Fakat toprakta küçük mUlkıyetın ver:rru duşurucu etkılerını önlemek ıçın, uretım, kooperatıt ler ehyle ve buyıik ünıte bzellıgi içinde orgamze edilmek gerekır. Bu tedbırlerın de mıras yoluyle topragın parçalanması sa kıncasını uzun sdrede önleyeme yecek ve artan köylü sayısı ile doğacak sorunlar kooperatıfçilığin çözüra eUcünü a$abılecektir. Bu nedenle. toprak reformu tanmda mevcut ve ılerde doğacak fazla nUfusu sansyi alanına ak taracak tedblrlerle blrlıkte ele alınmalıdır. Böyle bır kışt ak tarması kaynak aktarması ile paralel gittigi takdirde sanaytde köylünün gücüne dayanan yeni bir kapasite ve verü bir sektör yaratabilir kl bu önemli bir olanaktır Geleceee dönüıt bu tedbirler vanırıd8 tarımsaj bir sanayi tçın kooperattflerin hemen girışımlenıe bulunması da mümkündür. Bu çirisımler sonuç olarak tarım keslmı için de bır halk sek'bnüıun kurulusu anlamına gellr İ S Kcnu, aanıyi »lınındı dahı bir önem tasır. Çünku tanayi giriiimlerl için tanmsal ke sımde yararlanılan kooperatıfler benzeri bir hukuksıl olanak yoktur. Başka deyisle, salt k o operatifçilıkle bu sorunu çözüm lemek sansyi alanında mümkün değildir. Bu durum halk. sekturü için sanayi alanında geçerli başkaca örgüt ve girişim biçünleri »r«nm»sını gerekli kılar. özellikle az gelismis ve yatırım sıkıntısı çekmekte olan ulkeler İçin konu, üzerinde dikkatie durulacak önemdedir. Bilindiği gibi, kooperatıflerde •sıl olan paydaşın üretim faaliyetine eylemsel katılmasıdır. Oysa kent ve kasabalarda çok büyük sayıda küçük tasarruf sahibl yurttas vardır ki bunların bir sanayi girişimind'e kisisel katılmaları söz konusu olamaz. Halk sektörü doğru bir \ontemle kurulursa once bu turde kuçük tasarruflan. sanayi alını yatırımlsr için kaynak haline getirir. Halk* açık şirket Rİrtsimi de üretime kışisel katılması olanaksız küçuk tasarruf sahiplerinin paydas olacaklan bir model varatmayı amaçlar. Bovle bir modelin ekonomik kaynak olarak degerini küçümsememek gerekir. Aracı ve tefecı zumrelerin emrine verılen banka mevduatı bu kaynaktan olusmaktadır. Kredı mekanizmasının çarkları bu kaynakla don mektedir. Kiçise! bir girisims olanak vermeyeeek küçüklükt»ki, memur • aydın ve hatta küçuk esnaf tasarruflın, bir araya gelince gerçekten büyük rakamlar ortaya çıkmaktadır. Halka açık şirketin sermayesi işte bu büyük kavnaktır. Halka açık îirketin pavcfaOan bu kavnağı küçük ta«arruflan ile olusturan kitlelerdir. Ve eerçpk anlamda halka acık şırketten soz edebilmek için anılan eiricimin pavdas kitlelerin yonetiminde bulunması sarttır Ülkemizde bu konu ile iigfll olarak özel sektör çevrelerinin ortava attıeı formülün yukanda değinilen gerçekle bagdaşmsdı&ı eörülür. Çünkü önerilen formCl halkm ekonomik fktidara katılmasını depil. küçük bir ödün ftaviz) karşılıemda kapitalist birikiml hıziandırmavi amaçlamak tadır. Kaldı k! bugün Türkire'nin içinde yasadığı hukuksal ko tullar cercevesinde ferçek blr halka açık şirket kurulmaıı ol«nağı da yoktur. Yukanda değinilen noksanlık halka «çık (irketin kahbı olarak düjünülen anonirn ortaklıJdann yapısal özelliğinden doğar. Bilindiği gibi. «nonim ortaklıklar kapitalist düzenin temel direkleridir. tlkel kapitalist dönemde başgösteren kargaşayı önlemek bakımından bu firketlerin gelistirici etkileri ohnuştur. Bir ölçüde düzen ve ciddiyet kurumlandır. Özellikle büyük girişimleri gerçeklestirerek maliyeti düjürmek, kisisel tertiplere daha az elverisli nitelikleri nedeniyle ver gi kaçakçıhğı gibi kamusal suçları azaltmak türünden yararlan söz konusu olabilir. Ancak, so nuç olarak anonim «irketler kapıtalist birikimin ötesinde bir ekonomik fayda sağlayamazlar. Az gelismis ülkelerde böylesine bir birikimin geniş halk kitlelcri İçin yarattıâı sakmcalar sanınz tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Özellikle girişimd sermaye ile bankalar arasmd* doğan ittifaktan yani fınans kapital'in be lirmesinden sonra konu daba da »omutlaîmıştır. Yasa! Düzenleme O halde gerçek anlamda blr halka açık şirket modeh gelıştırmek için ne yapmak gerekır? Bu soru her ülkenin özel kosullarına göre değisik çözüm yollan sranmasını zorunlu kılar. Türkıye' de ılk iş olarak amacı gözeten bir yasal duzenlemeye ihtıyaç Basanlı bir ameliyatla eşim Neriman Demetgül'ü sağlığına kavuşturan Deniz Hastanesi Jınekolog Op. Dr. TESEKKÜR METİN FERAN Fızıkoterapı Mut. Dr. Talu Çalbatur ıle daima candan ügılennı gördüğümüz Dahiliye Müt Dr. Yılmaz Gerehoğlu, hemşire Remzıye Ismet. Nuran, hastabakıcı Emıne hanımlara ve Nısaıye servisi personeline teşekkür ederün. Tacettia Demetgül Cumhuriyet: 5678 vardır. Nasıl kooperatifler Ticaret Yasası dışmda ayn bir yasa getirmısse halka açık şirketler de değısık karakterlerine gore değişık bir yasa'ya ihtıyaç göstenrler. Bu arada bzellikle üzerinde durulacak konu yonetimde paydaşlann ağırlık kazanmasmı sağlayacak tedbirlerdır. Anonim firketler sermaye çokluğunu ve çokluk eğemenhğinl gözeten kurumlardır. Onlarda kişının bnemi yoktur. Çünkü blçüler kişiUkle Ugilı değildir. Sermayenın yansuıdan bir fazlaya sahip olan tek paydaş kalan paya sahip yüz pay daşa bu ortaklık türunde egemen olur. Bu nedenle sermaye pıyasa» sında her yıl sayısız anonim sırket kavgası çıkar sahneye. Çoğunlukla yüzde elll bıri ele geçir mek içindir bu çeldşme. Zira bir kez bu olanağı elde eden paydas • artrk sırtınm yere gelmeyeceğinl bılir. Onun için de anonim şirketler giderek kişi ya da aile şirketi niteliğinden fazlaca kopamaz lar. Oysa halka açık şirketin top lumsal amaçlanndan biri ve belki belli başlı olanı ortaklaşa mülkiyet, ortaklaşa yönetim uygulamasım demokratık bıçımde gerçekleştirmektır. Bu durumda akla gelen ilk tedbir ortaklık yönetiminde sermaye payını değil, ortağm kişiliğinı gözeten çoğunluğu esas almaktır. Kooperatifler gibi halka açık şırketlerde de ser maye payı ne olursa olsun her ortak yalnız bir oya sahip bulunmalıdır. Boyle bir tedbir sermaye payının sınırlandınlması ile dengesizlikten kurtulur. Büyük özel sermaye için böyle bır sınıflandırmanın scvımlı olmayacağı ve halka açık sırketlsre bzel sektörün katılmayacagl bır sakınca olarak yukarda yer • lan öuşüncenın hemen karsısına çıkanlacaktır. Olabılir, ama unutmamak gerekir kı halka açık şirket ozel sektörün katılması koşuluna bağlı değıldır. Hattâ tam tersine bu tü r şirketlere buyük sermayenın katümaması asıldır. önemlı olan küçuk tasarrufları değerlendırerek ülkeye yenı yatınm kaynaklan sağlamak ve ginşıoun yararlanm yıne halka maletmekür. Bu kez, boyle bır şırketı kımlerin yoneteceğı sorusu çıkacaktır ortaya. Çunkü kapitalist düzçnde ışletmecilık yeteneğı salt kapıtaliste ozgu bır üstunluk nedeni gıbi göstenlır. Oysa bugün kapitalist Batı'da bıle yönetım sermaye sahipleri dışuıda bir yeni zümrenın (sınıf da denıyor) elıne geçmıştir. Bazı ülkelerde bu zümreye teknokratlar denmektedır. Türkıye'de bu tür yeteneklere sahip kışı sayısı küçümsenmıyecek bir orana varmıştır. özel sektbr bıle ust derecedeki yönetıcısını devlet kadrolan arasından seçmekte, yetışmesine hıç katkıda bulunmadığı ınsanlan, başkaca hızmet koşullannın bulunmamasından da yararlanarak kendi çıkan ıçın kullanmaktadir. Kısaca: kadro vardır, sosyal organizasyon yoktur. Ve bu konu ıyi nıeytlı, gerçekçi, bılgıli bır gırişim ıçın sorun yaratacak önemde değıldir. Teknık konular dışında genel vönetim ise esasen ortaklara ait olmalıdır. Bır diğer önemli konu halka açık şirketlerin yasa ile düzenlenmesi yanı iç düzenin tüzüklere bırakılmamasıdır. Böylece sağlanacak yeknesaklık bır yandan hukuk oyunlarmın, şirket canbazlıklannm önüne geçer öte yandan etkili bir devlet denetimıne olanak verir. Kurulu dürende kurucu ortaklara sağlanan üstünlüklerin (imtiyazlann) nasıl sdmürüldUğü bilinmektedir. Bu nedenle halka açık $lrkettn temel özelliklerinden blr! hiçbir biçimde kurucu ya da öncülere üstün haklar verllmeme«1rttr. TUrkiye'de halka açık olmak iddıası ile lih'uk bir kitlenin tasarruflannı kendıne çeken ^azı girişimlenn, kuruculara başlanpçta sağlanan haklar nedeniyle nasıl korkunç bir sömürU çarkı haline geldiği yakın gunlerin olaylar, ve acı yakınmalan arasuıdadır. Okuyucu Mektuplan YÜZBtNLERDEN BİR ÖRNEK Klmî çocuklar bollukttdır; velîıi okutmak ister, okuyamsz. Kimi çocuk yoksuldur; okumak ister. okumak imkânı bulamaz. Kimsesizliği. fakirliği buna mani olur. Ortaokul son nnıfta çalıskan v» fakir bir öğrencinin okumasına kendi imkâniarunla ckannca kannnca» destek olmaya saiısıyoruın. Bu Sğrenci ortaokul» her gün sauah kSyden gellr ıkşam »ek/erecek hajnrseverler» seslenirar köyüne gider. Kıjm soğuk yorum: Çünkü çocuk yatılı otan, kardan, çamurlt) yellardan kulların dığer sehirlerd* yıpıbinbir güçlük cekerek gellr. eiisn imtihanlanna bile parasızder. Sabahın karanlıgı ve so lıktan kaülamıyacak. pığunda köyden yola çıkıp ısÇocuğun adresini ve admı yar lanartk ortaokul» gellp. akşam dım yapaeak hayırseverler bayine karanhk, soğuk, çamurda na mektup yazarlarsa, kendüeVöyüne dSner. Klml taman d« rine bildiririm. kurtlardan korunmak Için kaAIi Derell çacak yer arar. Saklanır. Seki* Tfirkçe Ögretmcal ay böyle geçer. ÇANKOtl Çalışkan ve fakir olan bu ögrenci, ortaokuldan sonra maddl imkânlan olmadıfmdsn okuya hizmetinde yuksek imkân, ister misiniz? 1964 yılında Çamük «stasyonu bekleme salonunda kurdutum, 1986 da Emırler istasyonuna, 1969"da da Çayırovs istasyonu bekleme salonuna naklettiğım kıtaplıgımiı, kültürsever iyılikçi kimseler ve müesseseienn ilgı ve yarcünjcılanyla «eiismektedir. Bugüne kadar yüzbinlerce yol cumuzun mevcut dergüerden faydalandıgı, 8905 kısınin de evı ne okumak içın Darasıa tntap m iade ederek vararlandığı, Televizyonda da 24121972 gun'J gösterilmek şerefine eren kitaplığımizdan daha çok kimse71 ^ydalandırmaya calışıyoruz. Şuphesiz içimizde böyle kültürel bir hizmette bulunmayı ıs teyen, fakat buna uygun ortamı bulamıyanlar çoktur. Yine içimızde cocuklanna her türlü faydalı ötap ve dergiyı kolayca temin edebılen ve sonra da bu kitap ve dergilerin evdeki kalabalıgındaa sıkâyet edenlenmiz vardır. Bu durumda olanlardan ricam. Omrü boyunca bu volda h'rmeti gaye ve zevk edmen Kimseye ellenni uzatsmiar Ken *lerj ve cocuklan ıçın kitap, öergi alamayacak dunırnda olan lan birlikte sevindirip onJann sevmcini paylasalım Tekrar okurnsk firsatı bulamavacafınız kıtaplannızdan kıtaplığınıza gonderiniz başkalannı da onlar dan favdalandırahm. 24 Aralık 1972 günO Televinvonda edsterilmek şerefine eren Çayırova ıstasyon bekleme «a. lonu kıtaplıfımiz vakın ilgı ve varrfirnlannızı bekliyor Saygıla nmla. Adnan Peşklrctotta TCDD tstasyoa Şefl ÇAYIROVA KOCAELÎ Maltepe Beşkardeşler Caddesine umumî telefon veriliyor Muhterem Bazetenizln 121. 1973 tarthll nüshasının 2. sayfa 8. sütununda yayırnlanan «Karakol yok, telefon yok, asajns yok» bashkh yazı içın cev»p: Muhit sakınJennin muhabere Ihtiyaçlannın temini bakımır> dan rnes'ul aöone Cavit Çakır olmak Uzere, Maltepe Beşkardeşler Caddesl numara 17 adresine bakkaliye dükkânma bir umuml telefonun tesisi uygun görülmüş ve gereği yapılmak üzere tstanbul Telefon Basmüdürlüğümüzce tesebbüse gecümiştir. Bılgılennlzl rtca ederlz. Saygı.arrmzla PTT Genel Müuütlüğü TEŞEKKÜR Bizlere kızırruz tPEK'i kazandıran Goztepe S S K. Hastahanesı Başhekımı Dr. HİKMET AYDEMİR ile g = = I s Kontrol yapılıyor Gazetenlzin 22/5/1973 tarihll nüshasında yayımlanın <Sey> var Balıkçıîtr «rttı» başlıkh yazı ilgililer tarafından anla* «ılmıstır; «Günfin muıyyen ««atlerinde yapılan «nl kortrollarda vakalanan eeyyar balıkçı, köftecl ve benzeri »ajlıga zararlı eıd» martdeleri «açanlar h«kkında eereken kanunl işlem yapılmaktadır • Bilginizi ric» ederlm. Saygılarımla. Basın • Tayin ve Tnriım Müdurü 5000 Mt. Alpek Kablosu 3X70+1X16+95 eşimin zor dojtumunu basanyle sonuçlandıran Satın Alınacaktır I.E.T.T. İŞLETMELERİNDEN 1 Yukarıda yazılı malzeTrıe mektupla fiyat ve teklif ısteme usulü ile ihaleve çıkanlmıs olup, kanunl nısbetteki temınatı ihtıva eden teklif mektuplan 23.7.1973 Pazartesi gunil taat 15.00'e kadar Metrohan 4 UncU katta bulunan Levazım MüJurlüğüne verılecektır. 2 Bu ise ait $artnameler bedelsiz olarak Levazım Müdürluğünden alınabilır. (Basın: 186115674) I i | | = | | i I Jin. Dr. NECL ERDEM'e fedakâr çalışmalan Ile yardımlannı esirgemiyen Başhetnşire ZUHAL ERTAN, başebe NURÎYE ÇAKAR, ebe BEDRÎYE AKBÜLÜT, ebe BAHRİYE YILMAZ. ebe ŞÜKBAN AYTÜNA, servis hemsıresı SÜREYYA TEPELÎ. hemşire MENEJE HÜDADADİ ayrıca servis personelinden H. KARADÜMAN. E. SÖZEN, D AVCI ıle birhkte tüm hastahane pertoneline teşekkürü bir borç biüriz. NESRİN ve tLHAN ÜÇANSÜ | 1 = | g = i = | Cumhuriyet 5677
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog