Bugünden 1930'a 5,431,491 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURÎYET 25 Kasım 1973 Yeşeremeyen Sanat Ruhu Araptan aldığımız din kurallarının, guzel sanatlann en önemli dallarına sırt çeviren çoraklığı içinde tam bir sanat orîamı yaratılamam:s bizde. îlham perisi kadın, uzun yüzyıllar boyunca toplum dışı bırakılmış, fikir ve sanat gelişememiş, Anadolu insanı arasında. Mevlâna ve Hacı Bektaş gibi Türk düşünürleri de hep mistik yollardan yürümüşler. Başka yollar, dinden ayn filozofik düşünce yolu, doğa büimleri yolu, tarih çağlarım ve insan uygarlığını belgeleyen sanat, özellikle resim ve heykel yolu yasaklannuş bizde. Edebiyatımız «Divan edebiyatı» adını taşıyan bir kapah kutuya girmiş ve orada vezin ve kafiyeler, mazmunlar, kinayeler teşbih ve tahmi?ler gibi, biçim, söz ve hayal oyunlanna; kasideler, gazeller, hicviyeler gibi bir takım şekil kalıplarına bürünmüş. Halk giremeraij bu kapah kutunun içine. Bereket versin onun ruhundaki sanat dehâsı, Yunus Emre, Pır Sultan Abdal, Karacaoğlan gibi büyük halk ozanlarının yapıtlarında, Tanrıyı, insanj. toplumu, aşkı ve doğayı terennum ede *d» günürrrüze değin sürüp gelmiş, Âşık Veysel'e dayanmış. Bunlar, çöldeki vâhalar, ya da çorak bir bozkır yolculuğunda raslanan dere yesilliğindeki koyu gölgcier gibi. fcrahlatıyor içimizi, gerilere doğru baktıkça. Bir de dinseİ mimarhk, hattâthk yapttları, tethipler ve sedef kakmaları, renk renk çini işlsmeleri ekleniyor bunlara. Ne var, ki, resim. heykel ve bütün topluma mal olmuş bir edebiyat eksik olduğu için. kısır kalmış, yeşereraemiî yeterince, Türkün sanat rubu. I Olaylar ve Sanat Yüzeyinde Bir Söyleşi Hıfzı Veldet VELIDEDEOGLU lunmad'.ğı soksk ve ıssız evlerinde geçhmekten kendiıvu alamadığım Pompeıdeki sanat yapıtlarına baktıkça. on binlerce insana kıymasjna karşın, hiç değılse bu yapıtlardan bir bölümünü ıki bin yıl öncesinden günümüze armağan eden Vezüv Yanardağına teşekkür edesim gelir. Örneğin; Caecılius Jucundus'un evindeki «Orest ve Pylades Tauris'te» adını taşıyan yağlı boya duvar tablosunun .İphiçenia» bölürnünü hayranlıkla seyrederken, gtiçlü bir Rönesans ressamının yapıtı karşısında duyduğum hayranlığı duyarim her zaman. Güzel sanatlann hiç bir dalında derinlemesine bir bilgim yok. oiamazdı da. Kendi mesleğimin gcrelderi ve uğraşları böyle bir bilgi edinmek için zaman bırakmadı bana. Ama bir halk topluluğunu üerlemiş insan topluluğuna. daha sonra da ulusal topluma "dönüştürcn ögelerin basında «güzel sanatlsr.m bulunduğuna inandığım için, bu sanailsrın her dalma giren yapıtlarla, fırsat düştükçe, hattâ kimi zaman fırsatlar yaratarak iigilenirim, iç dünyamı zenginleştirmek ve renklendirmek için. Bu nederüe bizim, "sar.at konıısunda yüzeyde kalan gözlemlerimizin ^ıerhangi bir iddiası bulunmadığını belirtmek üzere, yazınuı başlığına «yüzeyinde» sözcüğünü koydum. denildi. Çünkü Aydınhk ÇağVnm hemen bütün ünlü sanajtçıları, yapıtlarının konusunu kutsal efsanelerden, özellikle İncil'in mistik ve metafizik serüvenlerinden almışlardı.. Dante'nin Tanrısal komedisi, Rafaello'nun meîekli ve ışık çelenkl: İsa ve Meryem Ana Ubloları, Michelangelo'mm Vatikan'daki Sistina Kilisesi'nm tavjn:nı süsleyen eşsiz «Yaratüış» tablosu ve Scn Piyer Kilisesinde geçen yıl bir delinin saldınsma uğrayan ünlü <Pieta> "(Şefkat> heykeli ve dsha nice sanat yapıtlan. işte böyle doğdu. Bunlarda, ana tema olarak îsanın doğuşu, Meryem'le kaçışı. mucizeleri, gadre uğrayışı ve Meryem'in sonsuz kederi işleniyordu. i giler, yeni renkler, yeni eörüçler taşıma eğiliminde, hattâ savındsdır. Yeni bir sanat çağı açıldı, uygar insanlığı kasıp kavjıran iki büyük Dünya Savaşından sonra. Bu 'aşjınıadaki sanaı yapıtiannda tanrisal ve dinsel öğeler çok gcrj plana itildi, hattâ büsbütün ortadan kalktı; ins=ın ve doğa cğelerine •topLum» öğesi karıştı. Bireyin ancak toplumla birlikte var olduğunun biliııcine ulaşmıştı insan, sanat ?>anında da. Bu bilincin gür ömek'erini Türk ozanlarmm şiirlerinde de dık. Yeni sanat çağı yeni bir dogrultusundaflır. îçli ve güçlü ediyor, bu yeni sanat çığrmda. çağdaş Ba'a ve görmeye başlnaç?maya ulaşma ozanlar öncüJük Kombinezon abıâü gazetelerinde birtakım kalemler birkaç hsftndan beri ÂnE.vasa'nın 10b ve lC'9"uncu maddeleri üz^rine çeşit>me yapıyorlar. Coğu ki?i bu bilmeceyi çözrnek için uğraşıyor: Nereden çıkıyor bu iş? Bizim ülkede bu tür işlerin nereden çıktığı bellidir. Böyle şey'ana pabucunu ters giydirecek «koıtıhinezonlar» nereden ithal ediliyorsa. bu isin kökeni de orası. Ne var ki hem AP muteberlerı. bem de iyi saatîe olsunlar'm uzmanları, bütün çabalarına rağmen 108 ve 109"uncu maddeleri biçîmine geüremiyoılar. Anayasa"nın orasını çekiştiriyorlar, burasını çekiştiriyoılar, maddelerin tutanaklarını karışürıyorlar, olmuyor, olmuyor: Ne biçim yazümıs birader? Düşünmemiçler mi bugünleri? • Zaten bu Anayasa lüks! • 108'inci maddenin başlığ: .Millet Meclisi s«çimlerinln Cumhurbaskanmca yenilenmesf» ve 109'unoı maddenin başlığı •Stçünlerde geçici Bakanlar Kurulu» .. Hani şu maddelerin yazılışmda elverişli üç cürnle bulsalar, iyi saatte olsunlar'm planı tıkır tıkır iş'.eyecek. İlk'aşamada CHP ile MŞP'nin anlaçrnasma engel olan ve bunu özel dinleme araçlârıyle bir gün öncesinden saptayanlnr. Jleier yapacaklar n«ler? Çünkü hem 108'inci ır.addeye göre. hem 109'uncu maddeye göre seçim dönemi bitmeden seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi Tıalinde, Başbakan Kabinede gerekli. değişiklik leri yaparak görevini sürdürecektir. Sözün kısası Talu Hükümeti devam edecektir. Ve taa seçimler yapılıncaya kadar süıecektir bu i'... Diyelirn sağcı parUler ortaklık kuramadılar. CHP de hükümet kuramadı. Böyle bir durumda yeni seçimlere gitmek kaçınılmaz sayılıyor. O zaman sag kanat partüerinde 8:r rahatsızhk başsösterir. Çünkü işler kesat. Seçim yatı.rımlan çoğu mebusun belini bükmüş. Uğraştan yeni çıkmış adam, yorgunlugürm cıkarmadan ikinci sınava evet der mi? Ama herşeyin kolayı var. Meclis'teki sağcı çogunluk önümüzdeki seçimleri «19T7 yılının Mayıs avına» alırsa ne olur? Bir seçim dönemind«ı. yani dört yıldan üç av eksiSine bir süre bugünkü Kabine küçük bazı degisikliklerle göreve devam eder: seçilmiş mebuslar da tıkır tıkır işlerin: sürdürürler. Bütçeler yapıhr onaylanır çark döner. sola karşı ortaklık bövlece iktidannı sızıltısız sürdürür. Ama aklıbaşmda vatandaslar: Bu ne biçim kombineznn? demez'er mj? * Derler ya. o zaman kombinezon l97R'va, olmadı nu İ975'e, o da mı olmadı 1974'e dek kışajtılabilir? Zaten o eski uzun komhinezonlar artık kalmadı. Bu vıl moda bele kadar. Canım seçimlerden yeni çıktık, hemen seçîra olur mu? Buna can mı dayanır. millet devtet mi dayanır.. gerekçesiyle yeni seçim tarihini mümkün olduğtmca geriye attın mı. 1973 Ekiminde hiç seçim yapılmamış gibi devran yürür samyorlar. ı .Aslmda bu tür kombinezonlarla .uğraşmak bile vakit kaybt. ömür törpüsü... Ve gerçekte böyle bir Kombinezona ne Sa>na Cumhurbaşkam girer. ne de Başbakan... Ama viğidiıj gönliinde yatan bu knmbinezon. Biz de bu pazar günü bu kombinezonu açıklayaUm de dik, Çetin'ın fculaklan çınlasm içerde. B Ölümünden önce Şili'de faşist dar'neyi yaşamak mutsuzluğuna uğraycn ozan Pablo Neruda da, bu insancıl güçlülerden biriydi. Bura'da kişisel bir nok'aya dcğineccâim: lnsanırı irade ve çahşma gücü yalmz kendisine ilişkin acılara karşı koyabiliyor ve başka insanlarm acılanna dayanamıyor. Hele bu insan kendi'inin hayat arkadası olursa! Evirrr'e böyle bir has:a ile meşgul oiduğumdan, sevgili okuyucularımdan bir süfe izin istiyeccğim bugün. Yakında yeniden kavuşmak umuduyla. Batı'da . . öte diinyaya dönük din bağnazlığındaki etkinin, sanat dünyası üzerinde uzun süre pek olumsuz bir doğrultuda yol aldığını Batı'da da görüyoruz. Hıristiyanhktan önceki «Allahsızılann meydsna getirdiği nice Yunan ve Rtıma şaheserleri yok edilmiş bu yüzden. Roma kentindeki «Colleseumnun dış duvarlarını süsleyen ve günümüzde sadece yuvaları yerinde duran bü\un heykeller, büstler, Hıristiyanlarca parçalanmıç. Nice freskler, duvar tabloları, taban mozayikleri tahrip edilmiş. Bunlardan günümüze kadar gelebilenler ve türlü tarihlerde. türlü yerlerde yapılan kazılarda bulunan'ıar, eski uygarlık sanat yapıtlarının binde biri bile değil. İtalya'ya her gidiçimde, birçok saatlerimi, kimi zaman bütün bir günümü, şimdi turistlerden başka kimsenin bu Bununla blrlik>e, bu yeni sanat çığrının açtığı uygarlık çağına "Hıristiyan uygarbğı. adını vermek, bir Hıristiyan bağnazhğmdan başka bir şey değildi. Gorçi rcsim ve hcykellerde İia, Meryem, meleklcr işleniyordu ama. meleklerin görür.tüsü, tıpkı eski Yunan ve Roma sanat yapıtlarındaki kadın heykellerinde o!du|u gibi, çıplaktı. Kilise buna engel oİF.mamısü. Heykelicrde de durum böyleydi. Michelangelo'nun, aslı Floransa ken'inin Akademi salonunda, kopyası ise bir meydanmda duran «David. heykeli, bütün ayrıntılariyle. çıplak bir genç eıkeği canlandırıyordu: tıpkı eski Yunan ve Roma'da pek doğal sayılan heykeller gibi. Şu halde •Hıristiyan sanatı» rien;len şey, eski Yunan sanatının, Roma, Bizana ve Ortaçağ üzermden (zaman zaman konu ve biçim değiştire değiştire) aşarak günümüze ulaşan bir uzantifi. daha doğrusu, eaki ince sanatın bir aşamasıdır (3). (1) Bııııun resim dalındakl örneklerini gormck için H. ve.D. Janson'un La Peinture, Dans Le Monde, De L» Prchistoirp A Nos Jours adlı büyük escrindeki tarih öncesi resimlerc, ozelliklc İspanya'nın Altamira mağazasınuı duvarlarındaki resimlcrin kopyalarına bakmak yeter: Ernest Flammarion (Paris 1937) s. "•«IX. I (2) Bıı konııda ifnc! hir fikir edinmek için şu yapıtlara bakılarjilir. Jarob Burckhardt. Griechische Kultur tlcschichte (Stuttgart 1952) CiH II, s. 9S, 117, 12.1 vd.. ve Cilt Ol, f. 432 Theodor Mommsen Das We!treich Der Caesarrn, ILcipzig ve Viyana 1933) s. 522 vd.. ve 646 vd.. » > Şimdi her ikisi de rahmetli olan Halikarnas 3 Balıkçısı ile Sabahattin Eyuboğln ve onlann fikir arkadaşı, yakın dostu Sajm Azra Erhat. eski güzel sanatlann Anadolu uygarlı|inın ve Anadolu toprağının bir üriinü o'duğu tezini haklı olarak savunmuslardır. Bfllıkçı ile Eyuboğlu'nun yapıt ve yazıları bu ruhla doludur. Azra Erhafın «Mitoloji Söıliiğiî ile »imdi ikinri basısı yayımlanmıs olan tarih; ve doğa tablolarıyle dolu «Mavi Yolculuk kitabı da bu tezi çok tatlı bir dille yansıtmaktadır. Sanatuı Işığı ve Bağnazlıklar İnsanoğlunun doğasında, daha tarih öncesi mağara çağmda yeşeren '1) ve İlkçağ uygarlıklarında bütün görkemiyle parlayan (2) sonra bir süre "sönük kalan düşünce ve sanat ışığı, Ortaçağin uzun karanbğmı delip gecti öteye. Aydmlık devri açıldı. Hümanizma çağı başladı. Koyu bağnazlık ve papaların baskısı. yeni bir uygarlığın, yeni bir sanat akımımn değmasını önleyemedi. Buna, yersiz olarak, «Hristiyan Uygarhğı» Günümüzde pür.ümüzün sanatı, eski Yunandan bağımsıı, yepyeni bir sanat olma, yeni biçimler, yeni'çiî "DUNYA ÇİFTLİĞİMlZDİR OKTAY AKBAL Evet Hayır 7 Günün ardından Ortadoğu Barışında Güçlükler 101. Km'de Randevu Mısır ile İsrail arasmdaki 6 maddelik ateskes anlasma?ı imzalanalı Mısırlı General Muhammet Gamassi i!e İsrailü General Aharon Yariv anlaşmanın uyguIanması için KahireSüveyş yolunun 101. kilonıetresinde sık sık buluşuyorlar. Anla^manın en kolay uygulanan maddesi, savaş tutsaklarınm mübadelesi olmuştur. İsrail 8 bin kadar' Mısırlı, Mısır'oa 250 kadar İsrailü nıtsağı defiş tokuş etnıişjar ve bu içüxie bltmiştir. »a'Mısır 3. ordr.sunu»ve ' ? P ! n beslennıesi "ıie sına yapaftJtkirse kontrol noktalarının İsrail taratır. fından Birleşmiş Milletler Ban? Gücüne devriyle ilgili maddeler de ta^ışmalı olarak uygulanmıştır. Fakat israil 22 Ekim mevzilerine çekilmeyi reddettiğinden, anlaşmanrn bu maddesi uyjrulaWatergate skandah etralında namomıştır. Golda Meir, bu Senato Komisyonu, soruştunır rnevziîerin beürsiz olduğunu ve ve özel savcı da mahkemelerdo İsraü'in «hayalî mevzilere» çekoğuştururken, kâr. Beyaz Sarakileaıiyeceğini söylüyor. bunun ya, kâh Camp David'e çekılen yerine Mısır kuvvetlerinin SiNixon'un yarainğ: skandaı, dalna'dan, İsrail kuvvetlerinin de lanıp budaklandıkîar ve \V3ter. Süveyş Kanalmın Batısından çegate dışında, seçim Knmpanyası kilmclerini öneriyor. Yani sava? sırasmda büyük şırketlerden yabaşlamadan önceki durumuna s?.ya aykırı paiT. ahrtrtıası bu padönüîmesini istiyor. Belki de ralann b:r fcsmı ile ev satm barışa ulaşılamayacağmı hesap alması,'vergi kaça;:çUığ' yapma. ederek eski «ne banş. ne savaş') sı gibi suçlamalar karşısında, durumuna dönmeyi ummaktâtaktiğini dcğistırerek. eüven kadır. Bu nedenle Mısır öneriyi 7anma'ıv için kampanya açmıştır. kabul etmiyor. Bu taktik deÇışıınir.de mahalli seçimleri kaybedrn Cumhuriyet Partisi yöneticilerinin de rolü olduğu ar.laşılıyor Nıxon. Kongre üyelerini. gnîplsr halınde, Beyaz Saraya çagırıp kendisini Kissinger'e göre tiim hazırhksavunmuş, sonra da Gü.ıeve doğ lar tamamlandığmdan banş konru geziye çıkarak, Florida'da gaferansı. bir kaç hafta içinde topzetelerin yazıişleri müdürleri, lanacaktır. Mısır hazır fakat İsTannessee'de valilerle konuşmuş, rail, konferansın toplanmasını, Georgia'ya da »iderek bir nutuk 31 Arahk'ta yapılacak seçimden söylemiştir. Nixon, Watergate sonraya bırakılmasını istiyor. olayırun hukuki değil. siyasi bir Hazırlık da pek tarnamlanmış derresele ve jürinin de halk olduğildir. Konferansa Mısır, Suriye, ğunu bildiğinden, kamunun güÜrdün ve İsrail'den başka kimvenini bu yeni taktikle kazanmaK lenn katılacagı bile belli olmaçabasındadır ve bu girışimin mıştır. Sovyetler. Filistin Araplakendi bakınundan yararlı olduğu nnın da katılmalarını önermişsöyleniyor. tir, fakat bunları kim, ne sıfatla temsil edecek ve aralannda anlaşamadıklanndan orada ne diyeceklerdir? İsrail ayrı bir Filistin ulusunun mevcut oidugunu bile kabul etmiyor. Kral Hüs«Nixon, bu temas ve gezilerinyin de a?ağı yukarı ayni göriişde dış politikada e!de ettiği bate. Araplara göre banş sadece şarılardan da söz ediyorsa da 25 ' bir Mısırİsrail banşı degil ArapEkimde ansızın ordulan alârma i larîsrail banşı olacağmdan şartgeçirmesi, Sovyetlerle ilişkilerini ları tüm Arap ülkeleri tarafmdan zedelediği gibi, Avrupa'yı da güsaptanmalıdır ve bu maksatla 26 cendirmiştir. Nixon yönetiminde Kasım'da Cezayir'de bir zirve Amerika'ya güvenilemiyeceğinden, hazırlanmakta olan NATO toplanacak, fakat Libya ve Irak bildirgesini rafa kaldırmışlardır. toplantıya gitmiyorlar. Kissinger' in ör.ceki gün, basm toplantısmBu bildirgenin bir tasarısı hazırda söylediklerine bakılacak olanmış ve Eylül ortalannda Alurs» Amerika, Ortadoğu banşımerika'ya verilmişti. Amerika nı kurmaya kararlıdır ve geremetindeki ifadeleri zayıf buünuş ve «ortaklık», «dayanışma», «danışma», «birbirine bağlılık» gibi «Bugün bile, devin psrmağını kipırdatması ya da ayagını oynatması Seylan'daki bir çay üretme çiftliğini su basiunına uğratacak büyük aalgalar ya da Bolıvyanın ıssız ve soğuk daglarında bir hükümeti daha cevir&bıiecek titreşimler : aratmaya yetebiliyordu.» Bu «dev» ABD'dir. En (jüçsüz, etkisiz göründüğü anda bile dünyanın öbür ucundakl bir iktidarı türlü oyunlarla dfvirebi: lir. kenduıe b'ağlı bir ctmtayı ıştîaşına getire'oiür, hiç yoktan «liden:!er ortaya çıkarabilir, küçük dev!e;!eri birbiriyle kapıştıraoilir, öyle bir güç, bir örgüt. bir kafa... • TV'de açık açık seyrettiriyorlar: Görevimiz Tehlike'dekl ajanlar necfcr. nenin nesidir, kimdir, neyin kimin a'clına çalışır, iş görürler? Her yere, her işe burnunu sokan bu örgül Arabi.stan'ciaki köle ticaretinı iriFanlık aduıa önler, Güney Amerika'daki bir'diktatörü alaşağı eder. Avmpa'da bir poütikacıyı zor durtuna düşürür, demir perde a'rdındaki ülkelerde bile halîiîn aitınlanna el kMmılrnasını engeller! HeJ^pyut bir «iyilik» adına, hep demokı^i. halk. insanhk. ö z ^ ^ ^ k adına! Ngdir, kir.ıâir bu baylar? Göre görc e.berledigHİ*r sahr.eler, , b ^ saniyede yanan teyp bahtları, hep a;, nı görevlerı yapan belirli ajar.'ar! Kmıin ad:na, ne awna üzerlerine ödev o!mayan bir takım zor. ;nhlikeli işleri yaparlar? Cörevimiz Tehüke ekibi ABDnin Merkezi İstihbarat Örgütünün üyeleridir. Bu örgüt devlet içinde devlettir. Cumhurbaşkanlarına yön verecek, onlan zaman zaman avucu içinde tutaçak kadar... Rompn deyip geçmeyin, küçümsem1eyin... Bugünün romanı. harada uçan bulut. değil. yeryüzünün sorunlannı, insanîan İ1' gilendiren çağdaş kor.ulan işleyen, öğreten, anlatan bir sanat dalıri'.r. Daiıa önce de sözünü ettiğim Knabei'in «Aday» adlı ronıanında dünva okuriannı ilgilendiren birçok g^incel sorunlar var. Amerikada b;r başkar. seçimi nasıl olur. adaylan kim seçer, kim!erin sözcüsüdür" bu seçilenler, kamuoyu denen güç na~ıl jaratılır, nasıl koyullandınlır, nasıl yön verilir? «Aday» remanınm iliinci c;:dinde de bir hayli ilgir.ç bölüm var. Bence en önemlisi, blA ba'şkanınm iki başkan adayıyle birlikte yapt:ğı gizli toplantıda geçen konuşmalardır. CİA başkanı bir otel odasında iki aday!a başbaşa kalır. Fotofrafçılara bir iki dakika poz verdikten sonra, içkiler içilir. iki rakip aday arasmda bir yakmhk kurulur, birbirierine küçük adlariyle Hugh, Eddie diye seflenmeye başlaılar! «Hep birlikte odanm orta yerind« birbirine e?it aralıklarla yerleştirılmiş üç koltuğa gidip oturdular. Şimdi odada. üyelerinin ne istediğini bümesi ve havada bir ihtiras, nefret ve önyargılar bulutunun uçuşmasıyle tanımlanabilecek bir üçlü toplantı başiamıştı» diye başlıyor yazar CİA başkaniyle yapılan toplantıyı anlatmaya... «önce Sovyetler BirliŞini ele alalım» diye başlar CtA başkanı. Ğüveniliriir ajandan Rusya'j'a ait bilgiler alınmıştır. Aciayla/dan biri sorar: «Bu bilgileri veren adamınızın iki tarafiı çalışan bir ajan olmadığrra nereden biliyorsunuz?». CİA şefi bir öğrenciyle konuşur gibi: «Ob üç bizim Sovyetler Birliği içinde en güvenilir ajanımızdır» der. Bir yığm aynntıh bilgi verir, sonra Çin'eatlar. Yine o aday sorar: nCIA'nın bir yillık çalışması kaç dolara mal oluyor?» CİA başkanı bozulur, atlatmaya çalışır, aday «Aîdırmayın. Benimki yalmzca basit bir meraktı. Yillık bütçenin bir milyar dolara yaklaştığını duymuştum da . » CİA başkanı anlatır: Afrikalı bir diktatör Çinlilerle pazarlık halindedir. bir ay sonra Lâtln Arrierikadaki askerl hükümeti bir Albaylar cuntası devirecektir, İsrail'Ie Araplar savaş nazırlığı içindedir. «Konuşmasma devam etti ve cepleri para dolu CİA m!syonerleri tarafmdan demolcrasi uğrunda çalışmaya razı edilmiş bir sürü yabancı bakan, parlamento üyesi ve subaym adını, bir yaz yağmurunun damla!an gibi peşpeşe sıraladı.» Tanzania'hlar, Usandalılar, Endonezya • Çin ilişkisi... Hepsini, her?eyr CİA biliyor, ycinetijordu. Bütün bu açıklamalan dinleyen başkan adavı Eddie Qouin dünyayı CİA tarafından yönetüen büyük bir çiftlik olarak düşünür: «Binlerce diplomat, ve tüccar, bütün bir hafta boyunca milliyetçilik tarlalarında ter dökerek çalışıyorlar. hafta sonunda da, gel'.p emeklerinin karşılıgını Amerikan dolan olarak alıyorlardı. Yine de bir şey vardı Eddie'yi rahatsiz eden. Mademki CİA bu kadar çok şey biliyor, bu kadar büyük paralar öâüyor ve bu kadar çok kişinin hizmetinden îararlanıyordu, öyieyse ABD'nin dış poliü 113 da başınm bir türlü belâdan kurtulmaması nedendi?». CİA başkanı neler neler bilmez: Perulu generallerden blrlslnln karısuıın Nijerya elçiliğinden bir görevlj ile Azor adalanna kaçtığına dek'.. Sonra görevini yerine getirdigine inanarak odadan ayrılîr. Odadan çıkar çıkmaz adaylar başlarlar konuşmaya. «Bu heriîı CIA'nın başında tuîacak mısın?» diye sordu Eddie... Ben şu dünyanın her yanında generalleri ve hükümet üyelerini satm alma işinden hiç hoşlanmadım. Bir yandan kalkip açık demokrasimizle başka uluslara örnek olduğumuzu ileri sürüyoruz, öte yandan da her ülkede bir yıgın kabadayıy», polise V8 iki yüziü pontikacılara para yediriyoruz. Kendi ülkesini CİA dr.lariarı için satabilen bir adama cebiradeki tar»ğı bile emar.et edemem ben.» «Aday»' romanını yalnız bu bölümler için okumalısınız. Daha başka ileinç yerleri de var. İki kez ikinin ortaya çıkması gibı şu gerçek beüriyor açıkça: Dünya ABD'nin çittliğidir. daha doğrusu CİA vöneticilerinin göziinde öyledir, herşey Amerika içindir, Amerika yararı içindir... Para dağıtarak. çıkar sağlayarak adam satm almak. satm alınan adamları fırsat ele geçince isbaşma gerırmek. bu kısır döngüyü sürdürmek... Ne kazanıyor bundan ABD? Bence hiç. Yine de bir sürü yenilgi, bozgun iziiyor birbirini.. Doğru söylüyor «Aday»ın kahr&manı, «ülkesini Öolar için.satana tarak bile emanet edilemez...» MISIR'IN KABUL ETMEDİĞİ ÖNERİ AMERİKA ORTADOĞU BARIŞI ÎÇİN KARARLI NİXON, SKANDALI ÖRTMEDE YENİ YOLLAR DEN İ Y O R GÜCENEN AVRUPA VE YUNANİSTAN DA DEMOKRASİ ! Prof. Dr. Ahmet Şükrü ESMER *>rimirrt° kıjv. ÜHsini i s Nixon'un Yeni Taktiği temışti. Bu istek üzerine metin yeniden hazırlanmakta iken, Nixon'un müttefiklere danışmadan ordulan alârma geçirmesi, Avrupalılan, kendi aralannda dayamşma kurmaya itmiştir. Atlantik bildirgesinin geri bırakılması önerisi Fransa'dan gelmiş ve öbür ortaklar da bunu kabul etmişlerdir. Bildirge olmaymca. Nixon da Avrupayı ziyaret etm''yeceginden «Avnıpa yılı» sözde kalacak dçmektır. Avrupalılar. Amerika ile iliskıler konusunu şimdi kendi aralannda görüşüyorİBr. mekte ve Araplar» yardım etmeyenlerin cezalanchrılmasın» da gidilmektedir. Örneğin. İsrail ile ilişkilerini kesip de Araplar davasına hizmet etmediği. takdirde kendisine petrol verilmeyeceği Japonya'ya bildirilmis ve Japonya da bu ültımatoma boyun eğeceğini belirtmiştir. Ambargo sadece Amerika ve Hollanda hakkında uygulanmakta lse de, etkisl her yönde duyulmaktadır. Ambargonun dışında tutulan Ortakpazar ülkeleri Hollanda dışındaki 8 ülke de sıkı tedbirler almışlar, tümü de pazar günlçrl motorlu taşıt kullanılmasm: yasaklamış, otomobillerin süratlerıni sınırlandırmıştır. Amerikan Senatosu, enerıı harcamasını önlemek için Nixon'a, her türlü tedbiri almak yetkisini vermiştır. Amerikalıları üzen bu petrol savaşına, Araplar arasında en iyi dostları olan Suudi Arabistan'ın önderlik etmesidir. Nixon., petrol savaşının sona ereceği hakkında belirmiş bazı ıımutlar olduğunu süylemlş ıse de, arkssı Relmemiştir. Okuyucu Mektupları j$SK Beyoğbı Hastanesi T.1I.IP73 tanhindo saaL'19 sıralarınd3, rahatsızlandığım için SSK Beyoğlu .Hastanesi'nin gece acıl servisine başvurelurn. Şiddetli öksürükten şikâyetçiydim. Hastabakıcı vizire kâgıdımı alarak defıere işledi, conra da doktor mttayene eftnek. üzere içeri çağırdı ' • Tam o sırada yine öksürük • BirTV alıcısının DDYSirkeci Ambarındaki Serüveni Münüı'ten trenle gönderilen TV alıcısının gelip gelmediğini her gün soruyor, ilgililer selmedigim söylüyorlardı. Oysa. TV 1 Eylül 1973'de Zeytinburnu ambarı^a alınmış ve ancak 13 gün sonra ilgili memur lütfen «Geldi» diyebildi. Bu yüzden 16 günlük ardiye parası ödemek zorunda bırakıldık. Zorluklar da bundan âonra başladı. Alıcının Ambardan çıkanl' ması için dört yere kök salmış 15 mejnurun önünde kuyruğa girdik,. susta durduk. •Kuyruğa «irmek, susta durmak bir şey degil, hatta gö. revimizdir. Ama her birinden ayn bir hakaret gördük, yaşlı bir muhasebeci bey odasından kovdu, sinirfi ve kaba davranış larla kapıyı kapattı. dostları ile halvet oldu. Keyfî olarak. saatlerce bekletti kapısının ö'nimde. Dört gün saat 8 den 16'ya kadar (16 da çahşma biter) sür dü kâgıtlan götürüp getirme, arfliye parasını, gümriik vergisini, ödeme< işlemleri, ayakta, kuyrukta sıra bekleme. Aslında TV alıcısının DDY •mbanndan çıkarılması bu kadar zor değilmiş. Biz yarüış yol dan gitmişiz. O zaman ne kuyruk, ne ayakta durma varmış. DDY Sirkeci ambanna mallan gelenler, sakın benim gibi, kendi başlanna mallannı çıkarmaya kalkışmasınlar. Belkl benden daha zor duruma düşerler, eşyalannı bulamayabilirler. Nitekim DDY Sirkeci ambannın durumunu bilenler beni kutladılar «iyi başarmışsın» dediler. Başlanndan gecenleri anlattılar. Orada beterin de beteri varmış. Tann korusun on•lârm şerrinde... İnsan BATKAL Bağdat Cad. 235 SELAMtÇEŞME Yunanistan Yunanistan'da başlsyan öğrenci gösterileri, ışçilerin de katılmalarıyle bir halk ayaklanması halini almış ve PapadopuJ los tarafmdan alınan çok sert askeri tedbirler, 1967 nisan darbesi ve ondan sonra 6 yillık cun ta yöne'ırm sırasında akıtılmayan kanm akmasma varmıştır. Cuntacı albaylar hiç kan akıtma mış olmakla övünüyorlardı. Res men açıklandığma göre, çatışma larda 12 kişı öîmüştür, fakat Andrea Papandreu, 400 kişinin öldüğünü ıddia ediyor. Ayaklananlar, demokrasi istiyoruz. diye bağrıyorlsKİı. Papadopulos ise. tasarladığı demokrasinin ku, rulmasını engellemek için öğrenciier içine sizan komünistierin ve anarsistlerin olaylaröan sonımlu olduğunu ileri sürmüş tür. Şilili Pinochet'ye irnrenen Papadopulos da Atina Stadyurrm ı. x tutuklularla daldurmuştur. Sılâhlan sayesınde Papadopulos duruma hakim olmuş görü nüyor, fakat buradan nereye gidecek? Demokrasiyı kunna yolunda yürüyeceğim diyor, yani kendi anlayışında demokra si! Sonuna bakaiıml Köprüden Sonra Tünel Avrupa'yı Asya'ya bagiayan Boğaziçi Köprüsü'nden sonra şimdi îngiltere'yi Avrupa kıtasına baglayacak tünelin acılması üzerinde iki ulke aniaşnnş ve Pompidou'nun Inpiltere'yi ziyareti sırasında, iki Başbakanın d"a hazır bulunduklan toplantıda antlaşma, İngütere Dıçişleri Bakanı Sir Alec Douglas Home ve Fransız Dışişleri Bakanı Michel Jobert tarafından imzalanmışttr. Tünelin açılması, 2 Ü yıla yakın bir zamardan beC ri ta?arlanıyor, fakat »tratejik dü.şüncelerle tngiltere buna razı olmuyordu. Uçak ve nükleer silâh döneminde bu düşüncelere yer kalmadı, daha önemli.si, artık îngiltere, gözlerini denizaşırı yönlerden Avrupa'ya çevirmiş, Avrupa'nın bir parçası olduğunu kabul etmiştir. Ashnda, Pompidou, Avrupa'nın btrligi konusunu görüşmek için ingiltere'ye gitmişti. Amerika'd'an uraudu kesen Avrupalüar, birüse dogru adım teşkil edecek olan ortaklaşa bir dış politika üzerinde çörüşmektedirler. Pom pidou Heath görüşmesi bu yüksek kademe temaslardan biri idl. nöbetim gelmişji. Nöbetçi dok tor bana «Nedçn numaradan öksürüyorsun?» diyerek • ağır sözlfrle hakarette bulundıı ve muayene etmiyerek hademelerden beni dışarı atmalannı istedi. Acaba bu sapn doktor, oku lunu bitirirken ettiği yeminleri unu^ttu mu.' Maaşını, Sigortalıdan kesilen primlerden alan bir doktor, acaba bu «Ekmek parasını» nasü tepebiüyor? . • SSK^m hastanelerindeki bu durumlara bir çare bulacak kimse yok mudur acaba? Ali IRMAK Barışa Doğru Enerji tasarrufu ve sokak Ben Tuzla İçmelerine'• yakın Güzelyalı köyünde otujuyorum ve vaziferri icabı her gün Istanbul'â gelmekteyim. Aylardar» beri memleketimia de bir enprjı buhraru hüküm süre geldiği cümlenin malumu dur. Bu yüzdendir ki, yaz saati tatbik edilerek bu darlığı izale etmek ve hiç olmazsa enerji israfını hafıfletmek. müm kün olacağı düşünülmüştü. Hal böyle iken umumi tenvir lâmbaîan hiç bir zaman lüzumlu şekilde kullanılmamış, sokaklarda günün "saat 16.30 dân itibaren 7.30'a kadar dsvamlı yakılmıştır. Bunu her zaman görüp tesbit etmek mümkündür. 20 Kasım 1973 günü Pendik'ten itibaren 'Kızıltoprak'a gekJiğimiz saat 7.30'a kadar sokak himbalannın hâlâ yanmakta olduğunu müşahede ettim. Saym Enerji Bakanımızın bu hususla ilgilenerek görevli elemanlann \razifelerini titizlikle ve istenildiği şekilde vürütmelerinin temini. memleket varidatını zarara sokan bu israfa, mej'âan verilmemesinin temini hususunu üstün saygılarımla arz vç istirham eylerim. Halet ÖZKAN Kartal, Güzelyalı Karapınar 19, Cad. 17 Rafa Kaldırılan Bildirge Irlanda Petrol Savaşı t L A N 3 | ISTANBUL 13. SULH HTJKTJK \ HAKİMLÎGtNDEN: 961/85 Tereke Beyoğlu Kalyoncukulluk Cad. Hasanpaşa Sokak 11 de ikamet etmekte iken 5.6.961 tarihinde vefat eden ve mirası mirasçılan tarafından reddedilen müteveffa Nikola Çangopulos terekesinin resmen tasfiyesine ve tasfiye memuru olarak Istanbul Barosu avukatlanndan Münir Araslı'nın tasfiye memuru tâyin edildiği M K.'nun maddesi geregince ilân ohınur. Başkitrp (Basın: 7981 9734) ZAYÎ Nüfus kağıdımı kaybettim. Yenisini çıkaracağımdan eskisinin bükmU yoktur.. Ay«mi NÎKSARYAN (Cumhuriyet: 9746) EĞİTİM CİDDİ KURUMLARIIM İŞİDİR FEN BILIMLERI MERKEZİ ÜNİVERSİTEYE HAZIRLIK SINIFLARI KAYITLAR DEVAM EDİYOR Beşiktaş Çırajjan Caddesi 71 İSTANBUL Tel =48 09 50 ' Yıllardan berl lngiltere"nin başmı ağrıtan ve kanlı çatışma lara sahne olan Kuzey İrlanda' da banş ve sükun kuracak bir mahallî hükümet kurulacak gibi görünüyor. Eski rejim Protestan hâkimiyetine dayanıyor, nüfusun üçte birini teşkil eden ArapUnn İsrail'e ytrdırn eKatolikleri siyasî medenî hakdenlere karşı açmış olduklan lardan yoksun bırakıyordu. Inpetrol lavaşı gittikçe sertleşgiltere, yönetime eı koyduktan sonra bu rejiml ilga etmiş ve ye rine her iki toplum için eşit hak lar tanıyan bir rejim kurmuştur. Asamble için yapılan se• çimlere biri Protestan biri Ka tolik, üçüncüsü de lâyik (her iki mezhebin mensuplannı içine aldığı için) üç parti katılmıs ve geçen haziranda Asamble kurulmuş ise de, parti liderleri bir araya gelip yürütme organı nı kuramadıklanndan rejim yü ' rürlüğe girememişti. Asambledeki sandalye oranma göre, hü kümette. Protestanlara 6, Kato liklere 4, üçüncü partiye de bir bakanlık verilecektir. Üç partı nin liderleri toplanıp anlasmışlar ve yeni bir engel çıkmazsa hükümet göreve baş'.ayacak, ondan sonra da «İrlanda Konseyi» adıyle, bir İngiliz, bir Kuzey Irlandalı ve Güney İrlanda tem silcilerinin katılacagı yeni bir •organ kurulacaktır. Güney tr'landa'nın«Kuzey İrlanda ile bağ lantısı bu yoldan sağlanmı? olacaktır. i DORTLER DbRT KURUCU Ö&RETMEIMİN IABARI IU« YÜBÜTTÜÛÜ TÜRK DONANMAVAKFINA yapılacakherturlu bağış .N ONANMAMV GUCLENDİRECEKTIR HAZIRLAMA FEN KURSLARI UNIVERSITE (Cumhuriyet: (AJaDStUr: 4601) »723
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog