Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

6AITADÖRT sCUMHURtTET 1 Ağustos 1972 ĞİTMEN Kemal BaykaTa ziyaretımin nedenıni kısaca anlatt^ım nman: «De£er ini beyim? Bunun iciıue zahmet ermişsiniz» diyerek alçak gönulluluk gosterdi ve soruları ceTaplandırmaya başladu 60 yaşmdayım. SelânJk'in Doyraa flçesüıde doğduğura ya»lıdır nüfus kâğıdaoda. Ailem anayurda geldığında ben 34 yaş lanndaymışım. Kırklareli'ne bağ h ve şımdi çahştı|un yer olan Eriklice koyüna iskân edıimişık. Okuma Te yazmayı kendi kendime öğrendim. Sonra, personel kanunu çıktıgında fchrden de ilkokul diploması istediler. Ben de dışardan sınavlara gırerek ilkokul dıplomaat aldım. Eğltmenlik kursuna tiçüneü donemde katıldun. 7 ay okuduk. tlk görevime de, merke» ilçeya I KEMAL BAYKAL: «TEK bağlı Yörükbayın koyünde başladım. Kurs Müdürumuz Ilhan KUSURUMTZ ATATURKGdrkey'di. Halen, Milli Zğıtım Müdurluğünden emekll olarak ÇÜ OtMAK, DEVRİMLEIstanbul da buiundugunu duydum. Egıtım Şefimiz Selçuk KoRt SAVUKMAKTI GALtrol'du. ögretmenlerımiz ise, Os man Oyman (emeklı), Sezai Ça BA?.. Bü YLZDEN HAKgaUy (emekli), Mustafa Borteçene (rahmetli) idiler. KIMDA TAHKIK.4T AÇIL Bakıyorum, hiçbirisinl nnut nuunı&sını z. DI, BAŞKA BtR KÖYE Nasü unutunus beyim, üzer lerimfede çok emekleri vardır.. SÜKÜLDÜM» DtYOR Hepsi de babacan insanlardı. Bızleri evlâtları gıbi severlerdı. Birşeyler bfretebilmek için çırpınırlar, didinırlerdi. Bir Ilhan meğe başladı. llkin çok lyi anlaGörkey, bir Selçuk Korol yok çimdi. Çalışma bakımından bız tığımu köylulerle aramız açılmaga başladı. onlann tımagı bile oramaya. Neden bövle oldn? Köylü , • HİZMETLER ile sranıza girenler kimlerdi? Beyim, nedenini sen benden V SÖZLERİNİZLE ken iyi bılırsın, daha fazla soyletme diniıe haksızlık etmiyor beni. muKunuz? Sfat çakfkan B TAHKİKAT bir eğittnensiniz. Her yıl çok ivi öğrenciler yetiştirdiğinizi duyuyortız. Memlekete yaptığınnt hiz OOPERATİFLERI lıurametler büyuktür, turatulmayabildiniz mi bari?.. şe'klıncaktır. deki soruyu Kemal Bay Bu bizim gorevımizdir, bu kal şöyte cevaplandınyor: «Ner.un için devletten para alıyo rede?.. Lâfııu bıle edemedık. Bıruz, keşke aldığımızı hak ede ze, köylümin yoksulluktan kurbılsek . tulnaası için bır kurtuluş \olu Sözü yeniden kursa getiriyo olarak gosterılen kooperatifçilil: rum: Kursunuz şimdiki öğret meğer ne kötü şeymiş?...» Sabiden kötü mü iriıiş koonten Okaltunın bulunduğn yerde pentifçilik? Öyleyse şiındi nemiydl? Hayır. Kepirtepe Köy Ens dra yer yer kurmağa ç»hşıyortitusü daha kurulmamıştı. Kur lar? Yt)k be bayim, ne kötülüğü sumuz Evrensekız köyündeydi. Oğleye kadar burada ders görü olacakmış. Ama o sıralarda halyor, öğleden sonra da Kepir'e ka öyle anlattılar. Halk da cagıdjp çalışıyorduk. Simdi görü hil, nâpsın, bıze değıl de, karşılen yapılan biz eğitmenler, ens mızdakılere inandı. Bizleri dıntıtusu oğrencıleriyle birlikte yap siz gıbi gostermeğe kalktılar. tık. Aynı zamanda çıftçılfö de Oysa biz de müslüman aılelerin yapardik, kendi yıyecefımizi çocuklanydık', bizim de analarıkendimiz çıkarıyorduk. Devlete mız, babalanmız beş vakit *nafazla yük olmuyorduk. mazlarım kılarlardı. Tek kusuru Neler öğretirlerdi size? muz Atatürkçü olmamız, devrım Genel bilgi derslerimiz var leri savunmamızdı. Bu yüzden dı. Okunıa, matematik, güzel ya beni şıkâyet fcttiler, tahkikat azı, yurt ve yaşama bilgilerl var çıldı. Başka feir köye sürgün dı. Sonra köylerde nasıl çalışa edildim. Zaten kaç para alırdık cağımız anlatılır, halkı kalkın ki, bu sürgun perişan etti beni. dırmak içm yapacağımız Jşler, Şimdi kendi köyünuzde oltutacağımız yoîlar bır bir gösteduğunuzu söylemiştiniz, ne ıanldı. , , k v>~ Söz gelimi, bunlardan bir man döndünüz? Biz bu islerfe uğraşırkeB •Bfrgfih"" kaçını »öyleyebiHr raisiniz? T Yabani ağaçlara aşj yap baktık, ? Mayıs Devrimî olmuş. ması ögretılırdı. Sağlık bilgısi Işte o zaman koyüme ycniden gelierslerinde hastaüklarla savaş dim. O zaman da bizlere gorevna, bu arada ığne yapmasuu da ]er verdiler. 27 Mayıs Devriminin Dgrendik. Kooperatıfeılık bğre nedenlerini, halka getiıeceği raut. ılirdi. Kooperatıf yolu ile an luluğu anlatacaksınız, dedıler. :ak köylerin kalkınabılecegi an Sonra yeni bır Anayasa yapıldı. Halk oylamasına gidildi. Bunu da atılırdı. Pekl, burada öğrendikleri halka anlatacaksınız, tanıtacaksılici uygul»y»bildiniz miî Çalı? nız, dediler. Dedıklerini hep yaptık. Bunları bir devlet hizmeti oığınıı yerlerde kooperatifler larak yapıyorduk, bir karşılık bek ;ur»bildiniz mi? lemiyorduk. Ama sonunda ne ol Aşıcılıkta epeyce yaranmız ıldu, fakat kırlarda aşıladığnnız du, bu çahşmalanmızdan öturü ğaçlar korunamadığı için, e halk bize düşman oldu. Öğretmenlerin başına gelenleri herkes bilır. neklerimiz hep boşa gitti. ArkaBizim bıs emeklibk işimiz vardı, aşlarımızın bxr kısmı iğne yap bunun bir çozüme kavuşturulmaısJc suretiyle köyün sağlık işle suıı yıllarca bekledik, durduk ınde çok yararlı oldular. Koope Bu hakkmız verilmedi mi? atifçiliğe gelince: Bu konuda 1962 yılında çıkan bir kanungrendıklerımiz okulda kaldı. la verildi güyâ. Geçmiş hizroetlelöye geldılcten sonr" uygulama rimizin ancak 10 yıh, o da borç lanı bulamadık. İli zamanlar lanmak yolup ile emekljhğımize a hükümetler bizi tutuyordu. sayıldı. O zamana kadar butun iız de bırşeyler yapmaga çalışı devlet hizmetinde olanlara emekorduk. Sonra ne oldu bılmem, lılik vardı, bir bize, eğitmenlere ukümetler değiştikçe bize karsı yoktu. Sanki biz bu devlete1 çaııtum ve davranışlar da değış lışmıyor, sanki biz halkın, bu koy E Hazırlayan: ETEM UTUK Bulmacd 123456789 MALKOCOĞLU yazan yeçizen:Ayhan BAŞOGLU ÇELİK HANÇER Okumayazmayı kendi kendine öğrenen eğitmen SOLDAN SAĞ A: 1 Insanda vapılış: bunye hu. susıyetı, govde ozelhji mânasına TERSt bır futbol ukımmın <>ı oyıftıeusu mânasına. 2 TERSI Hındh kadınlarm üzerlerlne sadıkları millî giyımleri de saytlaı kumaş TERSI cısinüerden havaya yayılan her cısne ha« ayrı ayrı nıtelikteki zerrecıklerin burun zarı uzerindeki özel *ımr!erde uyandırdığı hıs. 3 Araba kosıımunda atların boyunlarına gecırı. len ağaç ve me$inden çember. 4 Su tşçüen yola geUrmek için patronîarın 15 yerlerini kapatması. 5 Homen parası Ycrden sıçrayan çamur. 6 TTERSÎ içıne sulu yıyecekler konulan çukur ve toprak kap TEHSf bayrara (Eski dil). 7 TZRSt «üetlzmde bır şube Hane. 8 Yabani hav van balık; kU3 yakalamak Bır memunı suçundan dolavı <;indpn çıkarmak. 9 İ'kandinavvalı »a r'*ıî korsanların bır adı Bır nota YÛKARIDAN ASAĞIYA:' 1 Sofrada yemet masasırda kullanılan yemek ^ltlıgı TERSt dılimizde ikı kelıme veya cumleyi bağlayan ve.\a ardarda getiren ek edatı. 2 Içiçe dallar; yapraklar şeklinde bir susleme tarzı 3 Eksilcsiz mukemmel manası • na Yapılması veya yapılmama^ı icabeden jey. 4 Yol: tarz: yontem mânasına Avustralya'da yaşıyan kanatsız ku$. S Havaya kalkan; bir İUre jukarıda duran Ince toprak zerrecikleri. 6 Kim yada altmın simgesı tntikani almayı hedef tutan gizll dusmanIık Kinvada numüsun sımge. sı. 7 TERSI iki «eyj bırbirin den ayıran ozellık: hususiyet; depc.viiV' •,.'• Feza'mn orta kısmı. S TERSt ki'tıvada osmıvu mun S'mj!e'*i Do:aD ve duren verins "»ıınılnus ha fıf Vompdi 9 bılarDıınku tuılmacanın «rozulmu? jekli renk Şimdi 60 yaşında bulunan Kemal Baykal, babçede ders yaparken... lunun çocuklannı okutmuyorduk. Bu yuzden birçok arkadaşımız, aynlmak zorunda kaldı. Yaş haddıne uğrayan bir kısun arkadaşlarımız da, emekli aylığı alamadan ayrılmak zorunda kaldılar. yaptık. Yanımızdan geçen bır öğrenciyi çevirîp okuttum, Çok guzel okuyordu. Kaçıncı sınıf olduğunu sordum. 1. sınıfı okuttuğunu söyledi. Bunlar, 2 sınıf gıbi okuyorlar, nasıl oluyor bu dedim? Olur bevim, çalışmca olmajacak ne var? * Kurstan aklınızda kalan bir anınızı anlatır mısınız son olarak?.. Kursumuzun, Evrensekız koyıinde, açıldığını söylemistim. Iste buradaydık. Birgun, MılH Eğıtim Bakanıtnız Hasan Âli Yucel'ın bizi ziyarete geleceği haberi yayıldı. Herkeste bir telaş, bir hazırhk başladı. Sonunda o beklenen gün de geldi. Yanında Trakya Gene> Mufettişi Kâzım Dink, Tonguç, Kırklareli Valısı, yük'ek rütbeli çeneraller ve tanımadığımız daha birçok kışi ile birlikte geldı Hasan Âli Yücel. Kendisini askerler gibi sıra olarak karsıladık. Bıze, «nasılsınız?» dedi, biz de «safol» dıye karşılık verdik. Kursu gezdi. Kursumuz köyün okulundaydı. fakat burası yetmediğinden bır kısmı da çadırlardajıdı. Her bir yeri gezdi. Sonra bizi bir sınıfa topladılar. Bize sorular sordu. Bana, «Buraya neden geldin» dedi. Ben de «Eğitmen olmak için» dedim. «Eğitmen olunca ne j apacaksın?» dedi «Köye gidcceiHm. çocnklan, onlann analarıbabaJarım ^kutacağım. F.a biiyük düşmahımız olan cahilliklc ve softalıkla savaşacağım. Ülkemizi, Ata'mızın istediği duzeye çıkaracağım» dedim. Bu sözlerimden çok hoşnut kaldı. Yüzünün çızgileri değişti. Resimlerinden tanıdığımız çatık kaşları bile gevşemişti sanki... Bana tesekkür etti. Bundan sonra dersten çıktık. Konuklarımıza avran ıkram edıldi. İkramcılara beni de ayırmışlardı. Saym Bakanımıza ayran bardağını ben verdim. Beni tanıdı. O zaman da sönlümü alıcı sözler sövledi. Hepımız se\ ınçliydik B.r aralık nudüriunle karsılastım, bana, «Aferin Kemal. bueiin hepimizin yüzünü guldürdün. sağ ol, var ol» dedi. Y A R I N : • KANUNA GORE ERSONEL Kanunu konusunda da şoyle dıyor Kemal Baykal: «Bu kanunla durumumuz duzelmesine duzeldi ama, bizi çok borçlandırdı. Bu mesleğe 33 yıldan beri hizmet ederım. 1962 yılında çıkan bır kanuna göre geçmiş 10 yıllık hizmetlerimız emeklılığe sayıldı. 19521962 yılları için Emekli Sandığma dunyanın parasım ödedim. Son çıkan kanuna gore ise, geri kalan 14 yıl 16 gun ıçın ağır surette borçlandırıldım. fntibak ijjnlz nasd oldu? Bizi busbiıtün penşan etti. Bakın anlatayım: 1327 sayılı kanuna göre ilkıh 12. derecenin 5. kademe ve 195 göstergesine oturtuldum. Sonra bunun yanlış oldupunu söylediler ve 205 gdstergeden ajriık Sdemeğe "başladılar. Bunun da yanlışhğını öne surerek göstergem 200'e indirildi. Buradan aylık almakta iken, Bakanîığın daha sonraki bir genelgesinde, «Egitmenlerin maaşları bütcenln masraf tertibinden ödendiğindtn iicretfe gcçen hizmetlcrinin intibakta değerlendirilemiycceği» gerekçeîiyle 12. derecenin 1. kademesinin 175 göstergesine indirıldı. K P bır ğilsin ya... Kokusu çıkar yaJunda. Ben ona bunu içerlemİTOm da Hasip efendinin seninen ne zora var. Onüne geidiği yerde scnin hikayelcrindcn bahsedijo; ananı bırakıyo, , Alacasn köyiıne, Alacasl köjunfi bırakıp Ayşa meseleıine geliyo. Zevzek Benden iyi eflence mi olur Ali Rıca astm, Başkasmın kaderhv dcn zevklenıyor herhalde... Benim çektiğimden fazlasını çeker in Jığıqun bir kısmırun kesifdigî ifdigî bu günferde, intıbakımın yaplldığı 30.11.1971 tarihinden itibaren geçerli olması nedeniyle o günden bugüne dek aldığım farklar da yine kesilec.ek. Bıze yıllarca, «Bütçenin masraf tertibinden» avlık ödenmişse suç bizim midır ki o yıllann hızmetleri ıntıbakımızda .sayılmaz? Hem de bır ceza gıbi aylıklanmızdan kesılır?.. Bıze ötekı memurlar gfbi devlet bütçesınden aylık verdiler de biz mi almadık, biz mi onlara «Aman bizi 10 lira ile çalıştınn» dedık? Ama ^u işlenn kesın bır sonuca bağlanmasını bekliyorum aynlacağım Daba hizmei edebilirsiniz? Bakmavm byle gorüridüğüme, hastayım. tlâçla ve perhızle yaşıyorum. Birçok ar^adaşım da benim gıbi hastadır. Çok yıprandık bu meslekte. 102 Bekir ağanın kçndisini itham ettiğini sö>Iemişti sa^cı. Onu da çağırmışlardı odaja, Adamın üstüne yiiriımediği fcalmıstı; di^lerini gıcırdatmış, jiyecek gibi bakmıştı. Kendisine sörgü fahidi olmadığını, Emin efencunin de inkâr ettiğini snlatmıştı savcı. Bekir ağa, Erain efendiye nefretle bakıriıs: Evlenecem diyi bu adam çandırmıştır gardasımı. Başka kimse\i tanımazdı bile fıkara... Gayli vicdanıruza galmış bi şi... İki kişiyi birden öldürdü bu adam... demişti.. Sa\cı yutkunmjstu: Gözünle fördün mü bunları beraberken yahut gören şahidiıı \ar nıı? Yooo! Pekı kolay mi bir adama bu suçu... demişti. Bekir ağa başını sallamış, homurdanır gibi: Peki. peki; kanun yapışmıyosa yakasına Allah var! demişti. 4>seninin kendisinden hamile olduğuna dair dedikodnlardan ve Bekir ağa ile katgasından baska delil bulamamışlaıdı. Bir kaç gün daha aynı is için savcının karşısına çıkanlmıştı. Fakat dışard» herhes ise muhakkak çözüyle bakmıstı; suçsuzluğuna kimse inanmamıştı Cmin efendinin. Ali Rıza usta bile şfiphelenmişti ilk gnnlerde: tuhaf tuhaf bakmıstı kendisine. Bir gün dSkkinında oturorlarken: Oaun kadcribaJşkaUrınm tayterlnden zvrln ya^nıçtı biı kere. Bunlan aklından geçirirken aıîası ocağı yatanay» 'IfaUçıyordn: Emin, ne düşünüyorsun yjne. Düşüne dfl;fine layıfladııı; ke> miklerin sayılıyor nerdeysc Bak ortalık karardı: fo lambayi yakıver... Emin efendi ocağın fizeridekl raftan lambsyı almak tçin kalkmıstı. Unutmak istjyordu, dtişünmemek istiyordu; elinde dcğildi; kurtaramıyorda kendisini. Lambayı pencerenin yanındaki çiviye asarken anaaı: Emüç bacı geldi bugün. Bekir ağa denen herifin bı akrahası var ya u . Küpecik mi diyorlardı adına; o kayıpmı; bir kaç gündür aramadıklan ver koymamışlar vok Allab vok Bu gün buhnnslar; A.yşamn mezanna ka'panmış. nvayormn^ *or ayırmışlar; <Ab1!a, abıla) diyormuş. ağlıyormuş... Emüç bacı: (O dedi, gelinlere » • • yi sataşırdj...) C gün Ayseyi mezara tntürürken peslcrinden ayrümamış». • NASIL OLUYOR? Eğitmen Kemal Baykal ile bu konuşmayı derslerden sonra Asiye Kocamanlar eğitmen eşini anlatıyor Emin efendi Küpeciğ) gözünün önüne getirdi: onu elinde ağızlığı ile sokak köşelerinde yatarken çok görmüştii Bazen (Bunun %ibl olmalı, ne n m »r ne kasavet...) demişti. Acaba Avsenin sevçilisi miydi? Ama deliydi o! Hangi kadın bakardı ona Peki Ayse ahım şahım bir sev miydi? Onu da kendisinden Hışka kimsere va> kıstıramamışlardı. Ayşeyi. Küpeciği. kendisini bir sıraya dizdi aklından: (Üçömüz avnı değerde miviz? beni de onlar ayarmda mı görüyoTİar0» dedi Gardasımsın Emin efendi, doğrusunu sölemek linm gelirse Ana, yoksa? ilk günlerde ben de biraz şüphelenmiştim ne yalan söleyim. Hep BeNiye olmasın. Bekir ağası vokken çıkmazmış evlcrinden... kir domuzunun b.. yemesi bunnar... Olünce gardaşı gıymatlandı teötekiler, kendisini snçlandıranlar inanmazlardı bana. Fakat resin. Sağlığmda sahap olsaydı. Kim bilir kiminen fingirdedi... şimdi daba rabattı «OIü, 51ü yıkayıcı, hasta, hastabakıcı, AUahım cümlemize acı« Gavri bilmem Ali Rıza usta. Herkes hâlâ bakıyor snçluymuZiya Osraan SABA» şum gibi. Korkuyorum sokağa çıkmağa. Sen çok abngansın Emin efendi. Milletin dilini tutacak de(Arkan var) 58Bırkaç gun sonra musaade çıkmıştı. Babasının daiTanışn.a çok canı sıkılmakla birlıkte Vıncenzo, onun taşınmasına *ar şı çıkmak istemedı. Hemen ertesı gunü de Galıle evıne yerleşmıştı. Vasıyetnamesiıri yapmak geldi ıçınden. Noter ve tanıklann gelınesıne, Fanano karşı çıkmadı. Bılgın,. oğlunu evrensel vâns tanımakla bırlikte, kızına da bır bâkırelık rantı bağlamış ve merhum Mıchelangelo'nun üç oğluna da Dın altın lira bırakmıştı Vincenzo, özelhkle bu son madde karşısında hoşnutsuzluğunu belli etmeden yapamadj ve ihtiyarı onu ıptale razı edınceye kadar da baskısını sürdUrdü Bu arada bir gün Galıle'nın odasuıa bıri gırmış ve iri gövdesine yakışmayan körpe bır sesle ona: Mesır, mesır, demıstl. Ke rar? Haydi konuş oğlum, sana kötülük vapacak değilim. Kimsin sen? Adım Vıncenzo Vıvıani. Delikanh, yoksul dtişmüş bır soylu aileden geldığinı ve öğrenimine bir fransısken rahibinden aldığı derslerle başladığını anlattı ve onun, kendisini ancak Galile'nin gerçek bır bılgin yapabileceğinı bildırdiğını soyledi Yeteneklennı geliştirme yolundaki çabasını, ailesl de desteklemekteydl. îşlerini de e.e tirmiş olup derhal çalışmaya başlayabılecektı Günler, iyl bır öğrencı oldu ğunu gösteren Viviani'nın yptıştirilmesl yolunda, sakin gs çiyordu. Az sonra da gruba. bır ıkind öğrenci katıldu Toricellı Öğrenciyi, Gahle'yi ovalaması ve haberleşimine yardım et mesi için, egretmeni Castellı, 9 TİFFANY JONES •' *:. H ECf PEOTMEBHFMl VE. Roma'dan göndermış bulunuyordu. Bır kasım günü Galıle, bırdenbıre çok hastaîandı. Nöbet, kenaısim kotü yakalamışu. Anladj kı, ölüm saati yakındır. Hastalık altı nafta sürdü. Bu arada bılgıniD sonunun yakın oldugu haberi, Floransa'da yayılmıştı Saray, her günjondan haber sorduroyordu Baş Engızıtdr Fanano da kendisini gormeye geldı ve ıstedığı bir şeyin olup ohnadığını sordu Galile basını salladı: Artık, hiçbır, şeye gereksınmem yokk Fanano çekıp gıttl Toricellı ve Vivıanf, hastanın basucundan aynlmamaktaydılar Vıncenzo, eskısınden daha sık uğ rar olmuştu Meşıun an yaklaş tıkça, Galile kendi üzerinde yo ğunlaşmaktaydı Zaman zaman bir sozeuk söylüyordu: Pıza'nm avizesi. Pandıil îlginç Kariyerime pandül ile başlamıştım, pandül İle bltirdım. Bir baska Kez İse şöyle sonuşuyordu: Savas 1619'den ber sürüyor Daha şimdiden yirmidSrt yıl olmus. Bunun, tsa*mn hoşuna gitmedigtai soruyorum kendı bendime Ve gene: Michel Angelo ölürken ben dogdum Yetmışsekız «a«ındayım Araba ben ölürkerı kim dogacak? 8 Ocak günü hekim, bir papaz çağrılmasını salık vennlşti. Yazan: Zsolt HARSANY Çeviren: Tank ÖZBİLGEN Viviani din okulunun ratııblnı çağırmaya gıderken Vincenzo da kansımn eşliğınde oraya vannış bulunuyordu Papaz gelmış, herkes odayi terketmişti Hasta günah çıkardı: Dunısmasından ben günahkâr yaşadığını; çünkü yalan yere yemınler ettıği ıçın günah çıkarm<< mış olduğunu Öildirdi Raiııp ona telkınde Dulunau ve son torenını yapü Dığerlerı yeniden odaya girmişlerdi Saat akşamın onunu biras geçiyordu kı Fanano tçeri girdı Hasteya kutsama yapılıp yapılmadığını sorduktan sonra vâ^ağın vanına sokuldu: Galıleo Gaiıleı sıze azız pa pa ürbam VlII'in kutsamasuTi getlrmekle eöreviendjrilmış oulunuyorum Teşekkur ederım Engızitdr ve ona eşlık »den raiııp oturduiar Gellni SestıIıa. ağlayarakUn yatağın dıbı ne çöktll ve oastanın elin) Hıp optü Saat onbırdi Bueün gunlerden nedır? diye sordu birden hasta. Çarşamba dıye ce\'ap veı dı dığerlen hemen oep bird'"n Yann Angela'ya gidın ee ona. benim için dua etmesım soyleytn Daha sonra oırlcaç söz dana soyledi vs takat sas) öy!e<îinF yavaş çıkıycdu si ömsr •• • • şey anlamaaı. Herkes onun yatnnda kalmaktaydı: Oğlu, geiını, Toncellı, Vivıanı, rahıp ve iki Engızrtör üşaklaı ve Kâhya kadın, ant:sdmbrada oeklemelsteydıler Hasta eozlennı açrms, soluğu kısalmıştı Sessızlıgı sadece onun solunumu ya da oır sandalvenıu çıtırdısı boznyordu. Bu ssbahın dftrdüne kadaı surdü O zaıridn runu Ofdenınden »y rılmış vukselrnış ve düşen bır vıldızdan daha büvuk oır HLzia somuziuk ıçmde Kavip gıtmıştı Aynı anda uzatcta Ingılterede mütevazı bır köy evıtıds »ocası 9? ^nr* filen oır dulun OIT çocuSu dogmaktrfvdl. Adı Newton"du YauSın üzprıne şımclı satcal1 ou •htlvarın aesedı uzanıvor1 du Enuızıtfirler ıstnvrnz çıkanp «ynhblar ve %hah serınrtfınde raoorlannı vermeve eıttıler Vıncenzo Kansını avutTiaktaytu Taansaj tradeve Ooyun eğmek gerekır Havdı eıdip dınlenelım: ar» ftnümiizrie vıiklil nir eun var Cenaze tör*>nınl ve envanter çıkaRahıp de aynimistı Vıvmni e rrınceılı *ıSrotmpn|pr1nı Hıbirbirlerînin kollann» atıldılar. SON
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog