Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET 20 Aralık 1972 ÖpüM KÖPTÜ VALlAHl/. BÜYtkü fVİMDE FAUA Bfcı'Z, GflzltİKlüSAMİ'PEN NtflL \HTİÛt4 İfrÜNÖWMW gtötftBÜYÜftjyAPllMJJIt W îzmir'in içinde SAMİM KOCAGÖZ'ÜN ROMANI • 136 Oldukça sıtantıh blr geee geçlriyorduk. öyle sanıyorum ki Tiirkiye'de pek az evde bizim bu gece evimlzdekl heyecan vardı. Radyo, yine müzige başlamıştı. Ablam, heyecsndan olacak, örguyü elinden attı: «Çay ister ınisinlz babaeığım?» <Yap. Hem çaydanljk ocak üsttinde kalsm, bu gece sabahlayacağız anlaşılan...» Çaylar içüdi; kulağımız radyoda. Konuşuldu; kulağımız radyoda. Susuldu; kulağımız radyoda... Sonunda radyo, kısa haberleri verdı; bunlar daba önceki haberlerln özetiydi. Yine radvo, blze iyl geceler dileylp, Milll Marşımızı çaldı ve kapandı. Düğmeyi çevirecek oldum. Babam, «Sakın ha!» diye seslendi; «kıs sesi, açık kalsın...» Şöyle dump bir bır bize baktı: «Varın slz yatın artık... Gereklrse ben, sizl uyandınrım...» buyruğunu verdi. Albaym, gittikçe sabırsızlandığım, yalmz kaîmak istedlğini hemen anladık. Üstüne varmaya gelmezdi. Kendisine iyı geceler diledik: «S»bah ola, hayır ola!> dıye, «öylendı. *** Uzun süre uyuyamadım. Kitap okuyayım dedim, olmadı. Lâmbayı söndürüp, yatagı'n içinde bir sağa, bir sola dönmeye bâşladım, olmadı. Bir süre gözlerimi karanlığa diküm. Kapının anabtar deliği, salondan koridora vuran ısığın etkisiyle, bir sedef düğme gibi parJıyordu. Uyuyabilmek guçtü. Kafamın içinde,' okuduğum tarih kitaplarındaki ihtilâller dönmeye baçladı: 1789 thtilâlinden baslayıp, blzira 1919 Anadolu thtilâline dek, bütün ihtilillerin önderlerini, hazırlayıcılanm, kendl kendime saymaya başlatfım. Şunlar tamam, unuttuklanm şunlar .. derken, c»mnı geçiveiv mi«. K«ç ıaat uyumak içln uğraştım. kaç saat uyudum kaldım? kestirerniyeceğiın. Sıçrayarak uyandıra birdenbire: Kalın, tok bir ses, «dıkkat! dikkat'» diye sesleniyordu. Doğrulup iki yakama bakındım; penceremin perdelerinin arasından bir aydınlık sızıyordu. Orta'lıfc, ağarmaya başlamıstı. Uzanıp perdeyl aralayarak saatime baktım: altıya on vardı. Oda kapım arahktı. Ses, radyodan geüyordu. Sersemliği, uykuyu bir anda üstumden atıp fırladım yaUktan. Jlerhalde babam, radyoda konuşulmay» başlanınca, gelmiş, kapımı aralamıştı benim uvanmam için. Salonda soluğu aidım. Albav, radyonun ytniTMİald koltuia oturmuş, ayakiarını bir iskemleye uıatmış, sakin sakin cıgara içiyorJu. <Demek tamam bu iş!» diye, yüksek sesle sovlendim Babam, bana şövle bir baktı: «Başltdı » karşılığtnı verdi; cdaha tamam olup olratdıgı belli değil » başladı baba'» «Ankara'dan uzun bir süre ses çıkmayınca, son bir umutla Istanbul'u açtım saat dort buçufa doğru; baktım, bir vızıltıdır gldiyor. Bekledlm; tam dort otuz altırfa, silâhlı kuvvetlerden haber çıktı. Kuşkulandıra Ankara'dan niye ses çıkmaz, susar diye... bir saat değin Ankara'yı heyecanla bekledim. Sonunda beş yirmi beşte Ankara da ses verdi. Herhalde Ankara'da bir çarpışma, ya da bir aksilık oldu; radVoyu geç ele geçirebıldiler. Durum, yavaş yavaş aydınlamr. Bak yine sesleniyor Anka'ra...» Gerçekten, tok, kalın bir ses, «Dikkat! dikkat! Turk Silâhh Kuvvetleri, butün Türkiye'de yönetimi ele almıştır...» diyordu. Soluğu odamda aldım. Hemen giyindim, yıkandım. Sokags çıkmaya hazırlandım. Şehirde olup biter.i gözlerirale görmek istiyordum. Ne var ki. kapıya yönelirken, babam, eüyle bana, bir dur! işareti yaptı. Sonra bajiyle racfyoyu gösterdi. Radyo, butün Türkiye'de sokağa çıkma yasağı konduğunu bildıriyordu. Pencereyi açıp caddeye. dısarıya baktım. Ortalık, alacakaranhktan venf yeni kurtuluyordu. Caddede, kimseler yoktu. Karsı binalarda. penrerelerde unutulmuş, telâştan henOz söndurülmemiş ya da yeni vakılmış lâmbaların ışıkları görünüyordu. BiîtCn pencerelerde bir kaynaşma. sokağa eğiiip bakmalar vardı. Bizlm gürültümüzd'en ötıce, annem üyandı. Gdzleri dolu dolu Balona eeldi. Babamm karjısında şbyle bir durdu. Babam, kalktı, kollariRi açıp onu kucajcladı. Sonra annem, beni iki yanağımdan öptü. Yıldız, geceliğinin üstüne acele bir yün ceket glymis, koşmuş gelmişti. Hem ağlıyor, hem rfe gülüyordu. Sevinçle babınrnı boynuna rarıldı. Onu bıraktı bana sarildı. tlk s5zü, «Sabri'den bir haber var mı?» oldu. Babam, «Yarbaydan su sıra hiçolr haber Cikmar. tsi başından aşkındır Biraz bekleyeceğiz!» dedi. «Çarpısma var rm?» • cOlsa da söylenmez. Milletl telâşa vermezler.... Ablam bana çıkıştı: «Niye oturuyorsun Emre? Çıkıp bir doias, bize haber getir!» Ona babam karşılık verdi: «Bir yere çıkamaz, gidemez; yasak. Radyoya kulak vereceksinız.» «Sabri'ye bir telefon açsak . » cOlmaz' Gereklnce o blzi arar . Havdl bakaüm Yıldız, telâşı, heyecacı bir yana bırak... Git kahvaltı hazırla bize: çayı tazele.» ,.. . . (Arkan vart îngllizler 12 Mart 1917 günU Bağdat'ı ele geçirmlşler ve 15 Mart 1917 günu yavaş yavaş Kuzeye doğru yurumeye başlamışlanü. Biz de Bağdat'ın 15 kılometre Kuzeyındejvi Belet istasyo nunda düşmana karşı koymaya çalışıyorciuK. înglliz siyasî tarihlnde (3B) ler dıye adlandmlan Bierden birincısı Bntanya'nın eline geç mişti. Diger ikisi Batum ve Baku idi. Londra bu 3B'nin kontrolunu ela geçirmek lstiyordu. 15 Mart gunu duşman Müşahade ıstasyonundan üerıye dogru hareket etti. Birliklerimiz Beled'in Güneyincle raevnlennuş tı. Ancak birliklerde susuzluk başladı. Akşama kadar sudan yoksun kalınırsa birlıklenn bulundukları mevzllertlen çekilecekleri söyleniyordu tstasyonda su vagOnlan vardı. Fakat ya nımızda bulunan Alman tahrip birlıği Beled'in GUneyindeki hat tı tahrip ettüdennı ve trenin lle rıye gidemeyecegıni bildirmiştı. Durum çok önemliydi. Alman. grupunun içinde bulunan bir Tü»lr subayı bana glzlfce bır haber verdi. Almanlar tahrip işlnl yapmadan kaçrruş * lar.. Demek ki demlryolu hattı sağ lamdu. Bu Bilgiyı Kurmay Başkaru Saffet'e ukşt:rd:m. Anc*k her teklıfimi kırmak lsteyen v e b e n ı soz sahıbi görmekten gocunan Saffet: Almanlara inanmak zorun" dayız.. dedl. Bunun üzerıne duyduklanmı Karabeldr'e söyledim. Tereddüde düştü. Ben dırendiın: Otuzkırk vagonlu bır tren yapalmı, ^rkasına dört su vago nu taialun. Hat üzerinde gıdebıleceğimiii yere kadar gldelim. Bırlıkleri bulduğumuz yerde hem su verelim, hem de hasta, > arau ve' yorgun olanlan a l » lım. Karabekır l^abul etti. Saüet bu davranışı çılgınca görüyor; Eh, artık askerUk kalmadı, kurmaylık kalmadı, iş kabadajilığa kaldı. diyordu. Yüzbaşı Selâhattin'in Romanı ] Savaş, ilim ve karakter içine düstugümUz daruinu her şeyden önce kumandanların bilgisız ve korkak olmalanna baghyordu. Daha çekingen alan ve çok terniz insan Halis de tarihi zomnluklarla bu yola döktflmüş olduğunnfinı anlatmaya ça lışıyor ve bundan kişileri soruznlu görmenırı yanlış oldugunu sflylüyordu. Tartışma' sürerken Haht: Bugün kolordunun, türnenin hayatını Selâhattın'in getirdiği su kurtardı. Her turlu teh Ukeyi göze alan ve ordu hesabma hayatını {eda etmesini bilen bu arkadasın fedakâr karak terine yukarıdaki kümandanlar sahıp olsalardı. olaylann akışı böyle obnazdı. Kolordu Kuman danı bir korkak, Kolord,u Kurmay Başkanı blı' çocuk... Allah bizi korusun . Halit kendisinden Mr yü son ra okuldan çıXan Saffetin ken disine üst durumda Kolordu Kurmay Başkanı olusunu bir turlü hasmedememisti. Bu psikolojismin esiri oldu, ve ılerde bu yuzden harcandı. Karabekir beni Hat Komiseri tayin etti. Ben de Süvari Teğ Derleyen : tlhan SELÇVK Müsaade edersenis bu ls için bir de£a da ben Ordu Kumandanma gideylm. Saffet küplere bindi: Hoppala! Artık ifizniz müli nm efendilere kaldı. Karabekir epey düfünüp tarttıktan aonra: Pekilâ git ve anlat! A^agı indim Hazrr lokomotiflerden birine bindim, yol» çık» tım. Istabıiât istasyonuna geldiğım vakit Ordu Başyaveri Kurmay Binbaıı Nalm Cevat'm bize gelmekte oldugunu g8rdöm. Bin başı bana dedi ki: Size blr emir gBtürOyorum, sen al bunu götür, ben dönevim. Ordu Kumandanını göreeeğim. diye cevap verdtm, ve durumu anlattım. Naim Cevat: Al emri oku! Çmir keslndlr. Kolordu ölunceye kadar yerlnd» kalacaktır. Esasen Ordu Kuman danı yatımftır bundan sonrı gör mek imkanı yoktur Saffet de gel di, durumu anlatmak istedi. dinlemedıler. S«n de nafil» yorulma. (*) Türldyede ilk defa demiryolunu tnciüzler yaptıltr. (1856). Bu. tzmir • Aydın hattıdır. 18(>3'te Fransular bu yolda iratiyaı aldılar. Böj lece yabancıların imtiyazında demiryoUan i^letmeleri yapılmaya başlandı. 1888'de demirvoiu reksttetine ü * w n lar da kançtılar. Bu alanrta Inttft? • Aimaıi' > Fransıı mücadeleıi bafladı. Oamanb Devleti de kâh bir ta. rsfı. kftb öbür Urafı tutarak bu yabancı rekabetinl idareye çalışıyordu. Bağımsulıginı aatmts bir hökürnotin düstüğü rezilâne vaziye» ti o zaman görmüyor, ve bn politikaya câli siyaset» diyoriardı. Bütün bunlar Cumhuriyetin ilânına kadar de. vam etti. Cumhuriyet devleti yabancı kumpanyilan mil lîleştlrdi. Her türlü tehlikeyi göze alan ve birliklerin kurtarılması için hayatını ortaya koyan Selâhattin, çevrede hayranlık uyandınyor, takdir görüyor, tebrik ediliyordu. meni Celâli yamma muavin aldtm. Bütün fazlalıklanmızı Kuzeyde su kenannda bulunan tstiklâl istasyonuna tasunak için çabalıyorduk. On yedi gün bu heyecanlar ıçînde geçti Kolordu. sudan çok uzak olan Belet istasyonunda kalmamak, Sarnera tstasyonunda bulunan Ordu Karargâhı da adım adın savunmada lsrar ediyor, düşman zoruıüu kümadıKça geri çekilmeyi doğru görrcüyordu. Kolordu Kurmay Başkanı du rumu anlatmak için İki istasyon perimizde bulunan Ordu Karargâhına gıtti 1708 • 3 1917 gecesi donen Saffet'in getirdiği cevap çok kötüydil Ordu Ku mandanı kendisini kabul etme mışti. Ordu Kurmay Başkanı gayet haşin blr tavırla: Aldıjınız emri yapına.. de misti. Tabya durumuna nymayan bir halde Kolordusunun felikete duşeceginı goren ve bundan dertn Uzuntü duyan Karabekir ustelik bakarete ugramıktan a a dujTnustu. Saffet: Ben artık Kurmay Baskan lıgı yapamarn, askerlikten Istifa edeceğim.. diyordu. Tumenler: Eger Kolordu yarın sabaha kadar bire çekilme emri vermezsa emırsiı geri çekilecegiz.. diyorlardı. Oaetle ortalık perişandı. Anarşi içinde berkes kendl başma buyruk kesilmışti. Böylece ordunun felâketi için düşmana fcapılar açılmıstı. Belet lstasyonundaki odada Oç adarn Karabefcir, Saffert ve ben geceyansından sonra ısüraplarla kmanıyorduk. 4 0 Yıl önce Cumhuriyet ARtS 19, (a.*.) Bükre»'te beyenatta bulunan Romanya Kralı Karol, Romanya'nın iktisadi gelişmesini anlatmif ve milletlerin, miHetlerarası durumun, Romanya'nın ku\r\etlenmesine ya pacağı tesir üzerinde israr etmis ve demiştir ki: « Siyasal hftdiselerln Iktlsad! olaylara bağlı olduğu artık hiç kimse için »ır değildir. Bütün dünya şunu iyice anlamalıdır ki refah ve nizam için yegâne çıkar yol mılletler arasındaki münasebetlenn bir nizaraa konulması ile mümkündür tktisadi kalkmmaya hiç de mâni olmayacak olan bu tanzim qi, istihsaj ile isuhkak arasmda adilâne bir münasebet tesisini kolaylaştıraeak şekilde idare edilmelidir. Fakat bu î§te 20.12.1933 P DÜNYA./ SULHÜ netice hamlelerle degU." devamlı bir sebat ile tedricen ve müşte İÇİN rek gayretierle ancak elde edilebilir.» PARİS'te nıühim görüşmelerin yapıldığı haber verilmektedir. Paul Concour Ingiliı ve îtalya sefirlerini kabul ederek kendileri ile uzun uzun göriişmüştür. ALT1 eoeuklu ailelere Sıhhiye Vekâletine* verilmekte olan ödüllere devam olunmaktadır. BERLtN'de bir adam, karısmın Yahudi oldugunu bildiği halde ve uzun müddet de beraber yaşadıktan sonra geçenlerde Yahudi olduğu için karısından ajrrılraak isteği ile mahkemeye başvurmuş, kocanm: «Şlmdiye kadar bu olayın önemini takdir edemiyordum» şeklindeki ifadesi üzerine mahkeme boşanma kararı vermıştlr. MAKİNİST Düzenledığim trenle düşman yönür.e doğru yola çıktım. En çok korktuğura makmıstti. Çun kü Bum'du makinist (•) Zaten Osmanlı devletinde demıryolcular Rum, Ermeni, Yahudi veya Araptı. Bir süre gıttıkftn sonra hat kenarında Bekır Sami'nln karar gâhını bulduk. Onlar da gelen trenı görünee saçkınlığa dil^ müşler. Çunkıi biz düşman yttr.ünden geliyorduk. Daha önce buradan geçtigımiz halde Bekir Samı karargâhını göreme yışimizin sebebı vardı. Çünkü onlar bir dağın ardından gellvor larmış. Biz epey ilen gittikten sonra uzakta düşman süvarisım goıdük Ben maklnlstln ya rundaydım. Hemen trenl geri çevirdun. Makıniat bu bareketin çok tehliKeli olacagınl soylemişti. Birdenbire geri dönersek vEgonlann üstüste yıgılacığını ve trenin yoldan çıkacağım anlatmaya çabalamıştı. Ancak benim halıra «Cahil cesurdur» atasözüne uygundu Rurn makiniste inanmadım. Tabancamı çekip: Emnme ıtaat etmezsen vururum.. dedlm. Neysekl döndük, ve Bekir Sami'ji de bulduk. YARIN : VATAN HALİL PAŞANIN DEĞİL Anika yaşarken YAZAN: İVO ANDRİÇ ÇEVİRENLER: Adnan ÖZYALÇINER îlhami EMtN OİŞİ BOND PPESTON'UN BURA5» 17 çelüt Köprü'nün orda Tane fki ludın» yetişti. Yelenka Tane'ye bağırdı T»ne. fessizc* gülümsey»rek Anika'nın sırtına bikıyor, onun ağzından çıkacak sozu bekliyordu. N t yapıyorum ki sana? Yelenka, öfkeyle atını durdurdu. Yapıyorsun işte. Na buramd» oturuyoriun. Vişegrad'dfi gördüğümüz yetmedl ml? Ne i|in var ardımızda? Evine dön, karınuj yanma, ÇOCuklarını salla' îkisi de arada Anika'ya bakıyor, ama Anik» atının üstünde giderken ne başını arkavaçeviriyor ne de konuşulanları duyduğumı belli tdiyordu. Yelenka, kızgmlıkla atını dürtarek Anlka'yı yetişti. Tape ise, başı önünde, yuUrın» gavjettiği atın üstünde, adım adım onları tzliyordu. Boylece yüz adım kadar gıttiler. Anilca, beklenmedık bir anda arkaya dondü. Tane, birdenbire onunla gofgöze geldi. Atları bırbirln» kanjtnıştı. Anika'nın uçları omuzlarından sarkan ince, »k bir tülbentle larıh yüzü sıcaktan pancar gibiydl. Tatlı, çocuksu blr gülümsej'işle güldü. Tane ıınttl. Sırıtınca seyrek dişleriyle renksız dlşeüerl goründü, uzgun kahverengi gözleri de nemlenmişti. Tane, Mecuselçe'deki dükklndan llmon almıştım. onları tezgâhın üstünde unuttum. Allah aş kraa Vışegrad'a don de al onları. Dobrun'a kadar bize yetişirsın. Mutluluktan ağzını kapatmamacasına gülümseven Tane, kendisinden istenilenı gaçlükb ayırdedebildı. Limonlar .. Mecuselçe'de . Gidiyorum, gittün biîe.. Hemen geriye dönüp üzgün üzgün Vişegrad yolunu tnttu, \uruşlara aldırmayan Çingene atını boşuna diirtuklüyordu Zaman zaman arkasına dönüp Anika"nm uzun, ak tülbentinin uzaklaşışma bakıyordu. Anika'nın kurnazlıeı karşısmda Yelenka kendini gülmekten güçlükle alakoymuştu. Tane, dönemeci krvrjlır kıvnlmaz kahkahayı koyverdi. Anika hiç bir şey söylemeden yalnızca gülümseyerek vol alıyordu. Delikanlı, onları ilerde, bir gölgede bekliyordu. Dobruu PanayıiM iyice gürültülü ve canlıydı Anika'nın burda bir yerde olduğundan söz adiliyordu ama kendisini ne dinî tören sırasında, ne de oSleden sonra kilisenin çevresinde gören Oİmuştu, gene de herkes onu konuşuyor. onu bekliyordu. Kuyumcu Tane şarkı söyleyen ıçki Içen insanların arasında acı acı çevresini araştırarak dolaşıyordu Sarhos knviulerce itilıp kakılıyor, ge ne de durmaksızın dükkânda Anika'nın hiç bir şey ' unutmadıgını görünee kenditinin uUa aldıil bir fisek limonu sabphfan beri elinde dolaşlırarak Ani. ka'yı anyordu. Akşama doğru Anika Yelenka'yla brrlikte ortaya çıkt). Kilise avlusunun tam ortasma kurulmuî buyük bir çadırın lçinde yük»ekçe Dir ye re oturmutlardı. Bafpapaz, Anika'nın geldiğinl haber ahr almaz deliye donerek kendi basına gidip avludan onu kov mak iütedi. îleri gelenlerle yajhlar güç riurdurdu lar. Aralarından iki kişı, bu kotü kaduılann hemen bu kutsal yerden uzaklasmalanm büdirmegegitti. Bu arada Anika'nm çevresini çoktan büyük bir erkek kalabalığı sarmışü. Başpapazın adamlan önce gülerek karşılandılar, ardmdan küfürler geldi. Anika onlan görmezlıkten gelmişti. Soylular kadınları eradan lorla uzaklaştırmak istediklerinde de genç köylülerle çogu sarhoj kasabalılar dan meydana gelen büyük bir duvar Srflldü k«rşılarmda, Soylular, ta başpapazın evıne kadar kovalandüar. Kapının önün» güçlükle kapağı ^Urak kurtuldular. Başpapazla koyün yaşlılar kurulu üyeleri basamaklardan asağı inerken karanlık iyice basmıçtı, Buna rağmen öylesine kalabahk birikmişti ki kapı ıyiden iyiye tıkanmıgü. En büyük kargaşalıklarda bile n«s istediğini bilemeyen halk, kadınları oturdukları çadırdnn yüruyüp papaz evinin kapısına dayanmıstl Daha doğrusu birkaç sarhoş genç eve saldırmış, ötekilerse olduHarı yerde dalgalanarak yalnızca kıpırdanebUmişti. Her dini törende kavga çıkaran Liyeftanlılar en çok bağtnp çaeırıyordu. Bu yü, kavga için, gorunurde en büyük nedeni yakaladıklanndan mutluluk duyan Liyeştanlılar, seslerini iki kat yulueltiyorlardı, Vermiyoruı! îstemiyoruz! Liyeştanlılar arasmda en çok tanıcınan Lim'e Kardefler, öfkeden kendilerinı k»pıp koyvermif, dişlerini gjcırdatjp bıçakjarjnı sallgyarak hiç gereğl yokken blrbirlerini ytireklendiriyorlardı: Kardefim, ben senin uğruna... Karanlık büabütün koyulmuıtu. Az Snce VU segrad'dan gelen Yaksa. Dobrun yolunu, bütün gun kendi kendiyle ht»apla#raaktan aneak «kşama doğru alabilmifti Halk ışıklandınlmif çadırlarla orda burda yakılmış ateşlenn çevresine toplanmiftı. Yalmz çok sarhoj olanlar, ortalıktan kaybolarak çitlerin dibmde kusuyor, inlıyor, karanlıkta kendi kendileriyle bir şeyler konujuyorIardı. Papaz evinin kapın önünde sürüp giden kargaşalıkla bağrışmalardan hiç bir şey anlaşılmıyordu. Başpap»» kapının «ahnnlığındcı, arkannda birinin tuttuğu mumun ışığında yüzü kararmış ve Mİgun gorunuyordu. (Arkası var) GURUR Blrliklerde erler va hayvanlar susuzluktan kınlıyordu. Dıcle nin sıcak ve pıs suyu bir ya na bırakjldı. Vagonlardaki soğuk ve filtre edılmia suyu dağıt tık. Bır yandan da birliklerde muharebe niteüğini azaltan yaralıları, hastalan ve eşyalanm trene yuklemeye başladık. iki saat sonra Belet ista*yonu na gehp durumu Karabekır'e araettifım zaman savasın bugününü kurtarmamn gururunu ya şıyordum. SafJtet bir kenara çekılmış sapsartydı. En sonunda Kumandan dayanamadı ve uluorta: Harbi, ilimden fazla karak ter idara eder.. dedl.' Güpeş battıktan sonra blrlikler gelulmeye devarn edecektı Bağdflt'tan başlıyarak «BağdatMuşahad • Belet îstabılat Sa mera istasyonları vardı. Gece çok uğragrru?, yomlmua ama trenden yararlanarak yaralıları, fıastalan, agırlık eşyalan geriye yollamayı başarmıştık. Bu çaba sırasında 52'inci TUmen Kumanaanı karargâhıyle geldi. Bekir Samı'nin kurmajn o tarihte Bin başı Dadaylı Haht'di. Hepimiz istaıyonun bir odasında oturmuş, yorgun ve halsiz içinde bulunduğumuB durumu tartısıvorduk. Her şeyi kötü gören ve ters yanını ortaya atan Halit TJFfANY JONES DÜfJVANfH OBÛS UCUMPA DA YQiaJLU< B&erra p YAV INCIM.. KOCA Bı OAUA.. GARTH
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog