Bugünden 1930'a 5,446,863 adet makale



Katalog


«
»

8AHİFE DÖRT 28 Eylul 1968 Moskova görüşmeleri şartlar içinde geçiyordu i '< ş î I ÎCihayet Yusuf Kemâl Bey, 18 Subat 1921 gumi Moskovaya varmıştı. Heyetımiz askeri törenle karşılanmıj, oldukça düzgun bir binaya yerieşmişti. O gun akşam Alı Fuat Paşa ve rr.iişavırleri Saffet Arıkan ve Seyfi Düzgoren'Ie Çiçerin ve Karahania göruşmeğe gitmişler.. YuEuf Kemâl Bey o zaman yardığı raporu ile ilk tetnaslarını şoyle anlatıyor.. O günü: «Çıçerin, bana : < Niçin geldiniz? diye sordu. Nıçin çağırdınız! cevabını verdım. Biz cağırmadık, dedi. Kâzjm Karabekir Paşa vasıta«ile Elçi Medivani'den aldığım mektubu verdım. Okudu, biraz bozuldu, v e : «Evet, Mümessilimizin mek tubu» dedikten sonra; «burada muhtelif devlet mürahhaslanndan mürekkep bir konferanı top lanacak, ona çağırmışlardır» dedi. Cevap verdün: Biz, yalnıs Soryet Kasy* Manhhaslarile görüşüp bir snd lasnıs akdetraek için gcldik. Ba»k» hükâmetlerle borada gorflfecek bir işimiz olmadıfı ribi, bahsettiğiniz konferansa iştirake de yetkimiz yoktar, ıledim; kabâle mecbar oldn.» Aıytcton: YUSÖF KİMflL K Yusuf Kemâl Bey, iyilesen Dr. Nur Beyle birlikte Çiçerin' le bir defa daha rförüştükten sonra Türkiye • Rusya konferansınm hazırhklanna baslamış, M. Kemâl Pasa Hazretlerine, sureti Hariciye Vekiline ve Karabekir Paşaya 21.2.1921 günu bir rapor yollamıştı. «Hancıye Komisert Çiçerin ve refıki Karahan Ue iki defa yan retmî ve şark islerinde tek nüfuz sahıbı tanınan Stalin ıie özel mülâkatlardan »onrı 26 Şubat gunu Tıirkiye Sovyet Rusya Konferansı resmen »çıldı. Konferanstan once. ben cevabımı hazırlamak için Çiçerin'den «oyliyeceği nutkun bir mretini usulen yollamasını rıca etmıştım; «Ben nutak söylemiyeeefim» demiştı. Konferans açıimadan yarıra saat once bir takım kâğıtlar verdi; i$te «nutkum» dedi. Çiçerin açıs Tıutkunu Frınsızca okudu. Dunya olaylarını sosyalist bir gorusle anlattıktan sonra, bu goruş» gore tahmınJerde bulundu.. Ben bu nutka, kendi dılimde cevap verdim; her cumlesıni Fransızcaya çevirttım.. Benim olayları gorüşüm tabıî mılliyetçi bir ruhla ıdi. Rusyanın delegeleri Çiçerin ile CelâJ Korkmazof adlı bir komünıstti; öncedeo büdirdikleri ermeni Karahan'ın adını geri almıslardı.» Enver Paşa ve Çiçerin de, bazı değişiklikler ve ilftvelerJe mumkün olacağını »öyledık. Bu esat üzerine görüşmeler* k»rarla?tı. Çiçerin, vaktile Bekir Saml Beye yaptığı teklif hakkında: < Ben öyle sarih ve kesin bir teklıfte bulunmadım. O vakit maksadım münızaalı arazi meselelerinin karma bir komisyonca halledilmesi idi. Bir tuitefehhüm olmuı ve teessüt ederira ki, bu rui teiehhüm Ankara'da •y Anadolu'da Rusya htkkında fena telikkiler* meydan vermis» dedikten sonra, Türkiye'mn Ermenistan meselesinden uzun uzadıya bahsetti. Fakat, Stalin kendisiyle her ikl mulâkatımızda da sikâyetlerı eerh ve red yollu sözlerimiz üzerin» funlan löyledi: « Bu babsi artık kapıyalım. Birbirimize knsurlar. kabahatler isnadından vazgeçelim, istmize bakalım!» Tabiî bannn asıl gebebi, Stalin'e, Ermenistan meselesinin kesinllkle, bıbiı konasa olsmıysesjtını öneeden löylememitdi.. Yusuf Kemâl Bey, «skerl yar dım hakkında da su bilgiyi verivor: ffüçlük çıkarmak kendi eUerinde olduğundan bu taahhütlerine emniyet etmek caiz değüdir. Ama işin peşini bırakımyacağımız gibi, imzasından önce de kesin teminat almafs çaiışılacaktır..j> ile ticaret anlasması yapniağa komünist olmasını asla isternemecbur olduğunu, Şark'ta ve diklerini, mahalli ahvâl ve şart Türkiye'de lngiliı çjkarlannı lann buna müsait olnradığını bozacak hareketlerden çekinpek iyi bildiklerini; genç ve tec diklerini bizimle resmi bir as rubesiz komünistlerin bazı musIterl bağlantı yapamıyacaklarılıiman memleketlerde gayretkes nı, fakat gizli ve dolaşık yollarlik göstermek suretile yaptıkla yardıma devam edeceklerini ları fenalıklarda merkez! hukubildirdi.. metin asla dahli bulunmndığını Evvelce düzenlenen dostluk soyledı. andla^ması projesini kabul eÇiçerin ve Karahan ı > olan ilk dip etmiyeceğimızi »ordular. Biz resmi goruşmemızde Çıçerın, «Askfri delegelerimiz, «ilâh, eephane ve malzeme hakkında, Ruslara tekliflerini vapmıslar, benflz bir cevap almamıslardır. Bunlan teslim deceklerine snz vermiş olsalar dahi Karadeniz'de düşman donanması tehlikesini ve İngilizlerle ticarî münasebete sririştikleri takdirde, Türkiye've apaçık yardun fuemiyecekierine dair verecekleri sözü bahane edecekJerdir. Taşıma işinde daima MOSKOVA Operası'nda Türkiye delereleri: Ortada AU Fuad Pasa, Yuıuf Kema! Bey, Çiçerin ve Dr. Rıza Nur Bey, Soldan dördttncn Seyfi Düzgören Bey.. tiklâlini tanıyor. Bu andlaşma ile Türkiye Afganistan ordusunu yetiştirrnek için subaylar ve milletl yetistirecek ögretmenler gonderecektir... müzakereler slyasl komisyonda yürütulmiye başlamış, Çıçenn, yir.e heyetimizin karşısına dikilmıştir. Yusuf Kemal Bey bu safhayı da tarihin ışığına açıyor: «Türkive"nin smırlarının ne olacağını tâyin vesilesile Çiçerin gene sözü Gümrü andlaşmasına ve Ermenistan meselesine intikâl ettirdi: Ermenistan'da Sovyet idarpsi ilân eriiJdilftpn sonra, Taşnak larla yapılmış ola.ı Gümrü andlaşmasının kabul edilemiyecetini. Milli Misak sınırlan kabul edilecek olsa Batum'un da Tnrkiye'ye verilmesi lâzım geleceğini, bunun ise nıümkün olmadığinı sövledi..» Biz de son söz olarak, MilU Mısak'tan hıçbır sey fecia edemiyeceğimizi, Gumrü andlaşmasının Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanmış bir belge olduğunu bıldırdık. Çiçerin'ın iki üç gün önce soylemış olduğu sözlerin hilâfına hareket ettiğini anlatarak Türk Murahhas Heyetınin bu hususta Sovyet Hükumetinin kesin fikirlerini öğrenmek istediğini, nazık fakat şiddetli bir dılle anlattık.. Sovyet Hükumetinin kararını öğrenmek için yakın bir gün istedik. Çiçerm, bu hususta bir gün tâyin edemiyeceğini söyledl. Biz, her hâlde üç ?ün sonra bır buluşma saati tâyinüıin lâzım olduğunu ve o zamana kadar bildirilecek bır karar elde edemezse, ayrıca gereğıni düşünmenin mümkün olduğunda ısrar ettık; Çiçerin de bu nu kabul etme mecburiyetinda kai dı... Sonradan öğrendık ki; Çiçerin, bu hareketimizi, Sovyet Hükumetinin sivıl ve asker baslanna: «Türkler, bize ültımatom veriyorlar» diye anlatmış!.. Stalin tarafından Azerbaycan Murahhası Behbud Şahtahinski, Karahan tara/ından Enver Paşa gelerek, Rus Hükumetinin doğu sınırlan hakkındaki tekliflerimizi bazı değişikliklerle kabule mütemayil olduğunu bildirdıler. Gösterdiği arzu üzerine Stalin'le bir daha görüştük; Stalin, buranın genel merkezinde, doğu tşlerinde tek söz sahibi zatmış. tlk"" görüşmemizde. Hariciye Komiserliginde çatal dil kullanıldıfından bahısle: « Orada işittiğuıiz södere o kadar ehemmiyet vermeyin siz!.. Onlaria anlaşamazsanız, benim Ue daha iyi anlaşırsınız» demişti. Kendisi İle olan buluşmamızda aslen gürcü olan Stalin en riyade Batura meselesi ile ilgili göründu. Milli Misak'ın, bütün Türk Milletinin ruhundan nasıl doğmuş olduğunu, Osmanlı emperyalizmine gene kendi tarafımızdan son veren bu belgenin komünistlerce muhterem sayılması gerektiğini, bunun içindekilerin bir parçasını bile feda etmek bizim kudretimizin üstünde olduğunu anlattık. metre mesafe ıçmde hiçbir kar»kol yapmıyacağımızı taahhüt edsbileceğimızi bildirdiy Gümrü'nün boşaltılması tekliflne karşı, şartlarımız kabul olunursa, bıırasını boşaltmağa amada olduğumunt, valnız bu, bu cıhetten bizim gijvenliftimirin sağlaaması gerekti.eıni söyledik Nahcivan meselcsı de uzun uzadıya tartışıldı; Behbud Şahtah» 1nski de beraberimizde idi. Stalin Behbud'un fikrini sordu. O, Nahcivan'ın Rus hımayesinde bağımsız bir devlet olması mütalaasını söyledi. Biz en nihayet, Nahcivan'ın TUrkiye ile Azerbaycan'ın müşterek hımayesinde oağımsız bir devlet olmasına razı >labıleceğimizi bildirdik... Stalin, bu meselelerin ha!H hakkında konuşulanların kendi fıkrine uyg^ın olduğunu ve bunu Rusya Hükumetıne kabul ettirma. ğe çalışacagını. Çiçerın'le bulusmağa şimdılik lüzuı.. kalmadığını, iki üç gün içinde blze haber vereceklerini söyledi ayrıldık; bu görilşmemiz bir perşembe güntl olmuştu..» Bu arada, Enver Paşa ile gftrüşen Çiçerin, bazı istek ve tekliflerde bulunmuş ise de, Murahhas Heyetimiz Stalin'den alacajı cevabı beklemişdi.. Yusuf Kemal Bey diyor ki: «3 Mart 1921'de Stalin'le olan tfi rüşmemizde söze başlarken, O rusça söylüyor, biz türkçe konuşuyorduk.. Tercüman vardj arada« Bize neler istediğimiz soruidu.. îyi haarlanmıştık, ne istediğimizl biliyorduk. Cedvellerimiz, hattâ yapacağımız andlaşmanın bize göre olan maddeleri hazırdı. Stalin, lsteklerimizden bir kısmım kabul etmiş, bir kısmını gerekçesini bildirerek kabul edemiyeceklerini söylemişti. Bir kısmı için de, hükumetle konuşayım, demisti. Sonra konuşmuş, bize haber gönderdi.. Stalin Yoldaş ile tekrar buluştuk; birçok tartışmalardan sonra birçok noktalarda daha anlaştık.» Botumun mukadderatı Bundan sonra, su teklifi llerl «ürdük: « Eğer Sovyet HükumeH, Mil M Mis»kımızı esas olarak kabuJ ederse, Batum sebir ve Umsnının idaresi ahalisine bırakılmak üzere, burada Türkiye Ue beraber Gürcüstan, Azerbaycan, Enuenistan ve hattâ Rusya devletlerinin ekonomik çıkarlan bulundufunu kabul edebiliriz. Bu husus, bu bey devletin murahbaslanndmn mürekkep bir konferansta düsünülüp hâUonulabilir.» Stalin, Batum şehir ve limanm» bir «nefeslik» de lânm olduğunu ve buna bir miktar arazi eklenmesi gerektiğinl ortaya sürdü. « Milli Misak esas olarak kabul edilirse, bu da mumkündür» Stalin: « Battnn'tto ekonomik ststSsünün böyle bir konferansta tâyini kansıklıiı nucip olnuu nu?» dedı. « Olmaz!» karsılığını verdik. « Batum'un dışandan bir saldırıya karsı ssvunulması, şehir kayıtsız ve şartsıı blzim olursa, bizim tarafımızdan, olmazsa Ugi111er tarafından müştereken olabiUr» diye ilâve etti.. Arpaçay'ında sınınn geri çeldlmesi tekJifine karşı da, sınır gene Arpaçay'ı olmak Uzere demiryoluna muvazi olarak bes Idlo /Moskova görüfmtlennln çetin safhaları Moskova görüşmeleri o kadar rahat şartlar içinde geçmiyordu, Yusuf Kemâl Bey oiyor ki: «Rusya Hukumeti, Ingiltere Yustıf Kemal Bey, Moskova'da tam yetkill bir Afgan Heyetine rasîıyor, o günlerde Londra'da top lanmış olan konferans üzerindo de yapacagı etkiyl düşünerek 1 mart 1921 de Memet Veli Hanla bir andJaşma lmzalıyor ve Afganistan'm tam bağımsızlığını t&nıyor ve doğu milietlerinin is Bond 06.25 Açılış, program, haberler 06.30 Gunaydın (I) 07.00 Köye haberler 07.05 Gunaydın (II) 07.30 Haberler ve hava durumu 07.45 Dört Ses ~ört *Saa 08.00 îstanbul'da bugün 08.10 Hafif Batı müziği 08.25 Beraber solo şarkılar 08.45 Keman sclolan 09.00 Ev için 09.20 Adnan Şenses'den şarkılar 09.40 Arkası yarın 10.00 Ara haberler 10.05 Hafif Batı müziği 10.25 Salıh Dızer'den şarkılar 10.45 M. Türıng'den türküler 11.00 Klâsık Bau müziği 11.45 S. özdenses'den şarkılar 12.00 Ara haberler, ilânlar 12.10 Hafif Batı müziği 12.30 Beraber ve solo şarkılar 13.00 Haberler, Resml Gazetede bugün 13.15 Saz eserleri 13.30 Reklâm programlan 15.00 Ara haberler 15.05 N. Bayram'dan türküler 15 20 Hafif Batı müziği 15.30 İ. Doğrusöz'den şarkılar 15.45 Radyo Armoni Mmkası 16.15 N. Mercanlı'dan türküler 16.30 Hafif müzik 16.40 Solistler geçidl 17.00 Ara haberler 17.05 Güven Aydın Oritestraaı 17.20 Yurdun sesi 17.50 Reklâm programlan 19.00 Haberleı, hava, y. durumu 19.35 İnci Çayırh'dan şarkılar 19.55 Bir varmış, bir yokmus 20.00 Türküler geçidi 20.30 Hafif Batı müziği 21.00 24 saatin olaylan, ilânlar 21.10 Beraber ve solo şarkılar 21.40 Ülkeler ve melodıler 5 22.00 Reklâm programlan 22 45 Haberler 23.00 Plâklar arasınd» 23.45 Gece müzdgl 24.00 Kapamş. YARIN Türk Rus dostluk antlaşmasL Garth 23456789 Tıffany Jones TlfFANY JONES TUKARIDAN mi dört »aat önceki zaman beli1 Evren (eski terim), çevri rir. 7 Ortada görülmeyen v» lince bır musiki âleti olur. 2 bulunması güç olan durumHerhangi bir durumu veya «özü da, kurumuş y» kavrayış (iki kelime>. 3 Büyük şillik. 8 Dive genij toprak sahalan (eski uşi değil erkek, sul çoğul), tersi telefon parolabirınci ve sifsıdır. 4 «Katı ve büyük mintah, iskambilder gibi yapılmış yer» rahat ve de bir kâğıt. 9 serbest otur!» karşılığı iki sözlü Tersi «gizli seybir emir. 5 Bir edat, çevrilinler» demektir ce >ötedenberi meveut» mânası(eski usul çona bir söz belirir. € Tersi ha Oünkti baün»c«iiın ğu», yabani bir mam takunyasıdır, çevrilinc* yir kU t havvan. A NK AR A 06.25 Açılış, program, haberler 06.30 Gunaydın (I) 07.00 Koye haberler 07.05 Gunaydın (II) 07.30 Haberler ve hava durumu 07.45 Sabah müziği 08.00 Ankara'da bugiln 08.10 Sabah şarkılan 08.30 Çeşitli müzik 08.45 T. Dikmen'den türküler 09.00 Ev için 09.20 Sabah konsert 09.40 Arkası yann 10.00 Ara haberler, ilftnlar 10.05 C. Bolvadin'den şarkılar 10.25 Çeşitli müzik 10.55 F. Türkân'dan rUrküler 11.10 Sevim SUer'den şarkılar 11.30 Konser saati 12.00 Ara haberler, ilânlar 12.05 Salih Uygun'dan türküler 12.20 Kıbns saati 12.30 T. Şener ve T. Tokvay'dan K o n u v e AYHAN BAŞOĞLU BÜDİH KÖPRÜSÜ SOLDAN SAGA: 1 Geçenlerde yurdumuzu res men ziyaret etmış olan büyuk bir Orta Avrupa ülkesmın Başbakanı (adı ashnda olduğu gibi yazılmıstır*. 2 «O adam nerede oturuyorsa bulunduğu yerin mahallesini, sokağmı ve ev numarasmı bulmaya çabş!» anlamına iki sözlü bır emır. 3 Kendisine tamamiyle hâkim, istedığım yapar, istemedjğini yapmaz durumdaki kişiler» böyle derler. 4 Vaküyle Almanyada Hitler'in kurduğu parti mensuplarına böyle denilirdi, eski Mısırlılann taptıkları hayvan tann. 5 «Beyaz renkteki yara pıhtısı» karşılığı iki söz, bir edatın kısaltılmışı. fi Bir harfm okunuşu, yabancı, eski cıns savas sılâhlarından. 7 Üniversıte Profesör yardımcısı. 8 «Lısanın esas ve temel maddesU mânasına iki soz, yılın bolumlerinden. 9 «Erkek hızmetçi hal v» tavn» karşılığı iki soz. DÜNKÜ BU1.MACANIN HALLEDİLMİŞ ŞEKLİ NASIL HALLEDİLECEK Tukandakl rakamlı bulmacada sadece 4 tane anjüıtar (ipucn) ve 8 tane sonuç vardır. Boş kalan 12 karenin içine 1 den 9 a kadar uygun birer rakam koyarak ve toplama, çarpma, çıkartma, bölree işaretlerine dikkat ederek soldan sağa ve yukandan «şağıya bulmacada gösterilen sonuçlan bulunuz. Biraz vaktinizi alır ama, boş vaktinizi hoşça geçirmiş olursunuz. DENİZ GURBETÇILER1 30 Dalgıç formasından sonra bakır gerdanlığı, ya da omuzluğu goğsüne geçirdiler. Onu lâstik elbisenin ke narmdaki, maden çembere cıvatalar ve somunlarla sıkıştırarak taktılar. Sonra koca bir bakır kazana ben ,zeyen miğferi getirdıler. Onu Karabatağın başından geçirirken, hava borusunu ya da marpucu vidaladılar miğfere, miğferi de göğüslüğe sıkı fıkı vidaladılar. Artık Davut Reu miğferi ve maden göğüslüguyle koca bir ortaçağ savasçısına benziyordu. Yalnız bilekleri ve elleri açıktaydı. Miğferin önüne bir, iki yanına da bir tane, bir de başının üzerinde dışarısıru görecek üç lombozu, yâni toparlak penceresi vardı. Karabatağın içerde gülümsediği görülüyordu. Teleskop, miğfere yanaşarak, «Nasılsm?» diye sordu. Davut'un •iyiyim» dediği duyuldu. Davut'un göğsün» yirmişer kiloluk iki kurşun taktılar. Her bir ayağın. da da onbeşer kiluluk ağjrlık vardı. Takımın böyl» ağıriığıyla çekirge gibi hoplayamazdı ya. Hava versinler diye işaret etti. Hava pompaları işlemeye başladı. Miğfere giren hava, miğferin içinde fısıldamaya başlaymca, Karabatağa ^gençliğinden beri tanıdığı bu fısıltı, bir bülbül şakrayışı kadar tatlı geldi. O ağır giysiyle reis ağır ağır motorun kenanna yürüdü. Oradaki raerdivenlerden basamak basamak indi. Sonra hava dolu bir tulum gibi kendini denize salıverdi. Suya batabılmek için, miğferin iç yanındaki mantar bir düğmeye (varvara denilen düğrneye) başını sağa •allamalda hava salıverdi. Su berraktı, inmeğe başladı. Salıverdiği hav» bulut bulut suda habbeleniyor, ve hava boncuklan olarak dansederek yukan çıkıyorlardı. Davut Rel», hava bırakarak ve ağır'aşarak Jadi, lndl, a y k l ı n n m dib« « t ^ ı y ^ ı duyunca miiferinin tepesindeki lombozdan yukarıya doğru baktı. Kendisine takılı iki bağ 3ukanya doğru çıkıjordu. Tâ yukarda görülen ksyığın altı, sankı iki ipe bağlı bır balondu. Bunların bir klavuz ipı, öbürü de marpuç denilen hava borusuydu. îşte Davut Reis'i yeryüzüne ve insanlara bağlayan baâ. bu iki bağdı. Ken d:si denizde tüy kadar hafıfti. Bir yanda gördüğü bir gölge bir kayaydı 1leri gitti. Denizde dengesini guç buluyordu. Altın yosunlar üzerinde yürüyordu. Denizin dibindeki ilerleyışine yürümek denemezdi. Çünkü bu çeşit ilerleyîş, uçmakla yürumenin pek hoj bir karışımıydı. Bu denizin dip âlemini görünce Karabatağın içi açıldı. îşte bu âlem çocukluğundan beri alıştığı dünyaydı. Bu yasından sonra artık bu deniz dibi âleml yassklanıyordu ona. Bu âlemi belki ölmezden önce son kez görüyordu. Hele bir de birkaç sürıger bulabilse, artık mutluluğunun sının olmayacaktı. Orada öyle deniz yaratıkları ve bitkileri vardı ki, onlar canlanmış su parçalan sayılabılirdi. Hani denizin suyu nu avucunun içine alırsm da, deniz suyu parmaklannın aranndan su gibi kayar, kaçar ve akar. Bu su zamanla pekleşiyordu, deniz memesi oluyordu. Deniz meme*ı neydi sanki? Paluzeleşmiş suydu. Tutarsın k«y«r, »ıkartın su olur. Ya da güneşe korsun erir, akar gider. Hiç bir şey kalmaz. Bunlar bitki miydi, yaratık mıydı, o da belli değildi. Bu suda çıîgın bir ya»ama özlemi vardır. Biliyordu Karabatak! Örneğin yosun olur, bitkidir Ama bır süre yosun canlanır. canh bir yaratık olur. Canlı yaratık hemen nerdü (Ark^sı var) şarkılar 13.00 Haberler, R. Gazetede bugün 13.15 Hafif müzik 13 35 Kadınlar top. sartalar 14 00 Nevin Akol'dan türküler 14.15 Reklam progTamlan 15.15 Ara haberler, küçük ilftnlar 15.20 Turhan Toper'den şarkılar 15.40 Batı San'at müzigl 16.25 Çeşitli müzik 16.40 Türküler 17.00 Ara haberler, flânlAr 17.05 Çocuk saati 17.50 Reklâm programlan 19.00 Haberler, hava, y. durumu 19.35 M. Eryürek'ten türküler 19.50 Bir varmış, bir yokmus 19.55 Türk müziği istekleri 20.25 Y. DUnyalannda yaşıyanlar 20.40 ttalya'dan müzik 31.00 24 saatin olaylan. ll&nlar 31.10 Kadınlar top. türkUler 2135 Küçük konseT , 32.05 Yeni plaklar 22.25 H. Gökmen'den sw>nl«r 23.45 Haberler 33M ÜnlU »oUstlar, Onlfl ortot 33J8 Daaı
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog