Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAHİFE ÎKİ 10 Nisan 1968 CUMHURİYET TURK'ün BUYUK DUŞMANI Prof. Dr. lıhan ARSEL X slânn kabul ettiğimlz teriMen bn yana, •*• yâni aşağı yukan bln yıldan berl, Tiirk'e karşı, gericilerden ve din adamının cahilinden daha zararlı, daha tehlikeli, daha korkunç bir başka düşman, bir başka hasım, bir başka belâ eıkmamıstır. Ne acı bir gerçektir ki tarihimiz süresince dln adamları. çok büyük bir çoğunluğu itibariyle, dalraa bilgisiz, daima yetersiz, daima gerici, daima istibdat'dan yana olmuşlar ve bu memleketi bir felâketten bir diğerine sürüklemekten kaçınnıamış. lardır. Cehâlet ve yetersizliklerinin acısını âdeta kindar olmakla, her türlii kötülüğe kanat germekle. milletin uyanmasını önlemek ve gelişmesini çel. melemekle, çıkarmağa ealışmışlardır. Cumhuriyet devrine gelinceye kadar Türk'ün, dahilde esâret ve zulüm içerisinde idare edilmesinin. kişi hak ve hürriyetlerinden yoksun kılınmasının asıl sorumlusu bilgisiz ve bilgisiz olduğu kadar gerici din adamlan olmuştur. Osmanlı Hükümdarlarının pek çoğu. her türlü kötülüğe fetva veren, iktidann her türlii suiistimallerini tecviz eden bu çoşit gericiler sayesindedir ki bu toplumu tarihte eşine az rastlanır bir keyfilik ve mutlakhk rejitniy le istedlkleri gibi idare edebilmijlerdir. Türktin tnillîük şuurundan yoksun kalması, yine gerici'nin cchaletinin ve ümmetçilik prensibine körü körüne bağlıhğının zararlı bir sonucu olmuştur. Gazzali okulunun ihdasından, yâni dogmatizm'in hâkiıtılyetinin tam mânâsiyle tesisinden sonra din adamları. devlet içinde karşı gelinmez bir knvvet, biı sınıf olarak ortaya çıkmışlar ve Şerlat'ı bir silâh, vc akiı işlemez hâle sokan bir vasıta olarak kabnllenmişler ve Türk'ün o kendisine has dinamik ve yaratıcı melekelerini yok etmişlerdlr. Osmanlı împaratorluğu'nun bütün devirlerinde her türlü yeniliğe, her türlü ilerlemeye ayak diremekten, va hangi hususta ve hangi şekil altında olursa olsun gericiliğe bayraktarlık etmekten çeklnmemis.lerdir. dtn yobazuıın menfi davranışlan çok daha katı, çok daha zararlı olmuştur. Bu konularda Batı'dan bir şey almak, bir seyler öğrenmek kat'iyen caiz telâkki edilmemiştir. Cahil din adamının fanatizmi ve dolayısiyle Türk'e düsmanlığı o derece mutlak olmuşhır ki bu sahadaki yeniliklerin memlekete girmesine: Ya Osmanlı toplumu'nun Türk olmayan unsurlan'nın . yani gayri müslim unsurlann bundan faydalanması ve bu yeniliklerin sadece onlann inhisannda kalması, şartiyle müsaade ermiştir; Ya. biraz evvel belirttiğimiz gibi, bu yenilikler •yenU görünüşünde değil ise, ses çıkarmaroujtın Veyahut da yabancı asıllı unsurların talep ve teşebbüsü üzerine nza göstermiştir. (1) Fakat her halü kârda şunu müsahede ediyoruz ki cahil din adamı. her türlü yeniliği, Türk'ün yaranna değil. fakat Türk'ten gayrı unsurlann çıkarlan, mutluluğu ve ilerlemesi maksadına hizmet edecek şekilde caiz görme yollarını tercih etmiştir. 1 Türkiye NATO dan çıkarsa \ | kayıp ve kazançları ne olur I •••• ?'l F f NA1O, Miltt Oüvenlik ve ötesL Ordinatör'ön iflâs ettiği yer Bundan dört yıl kadar önce New York'ta bir petrol kumpanyasuıa dâıet edilmiştim. Gökleri tırmalıyan bir yapının çeşitli bölfimlerini gezerken, bilmem kaçıncı katta bir daireye girdik. Aklımın er mediği çeşitten bir sürfi makine dizilmişti salona... Dümanın her yamndaki kollanmızdan, şubelerimizdcn felen bilgiler işte burada değerlendirilir.. dediler. Kim çalısır burada? Memurlanmız. Bn makineleri kullanmak için mühendis olmak gerekmez mi? Evet, diye cevap verdiler, şimdi hem memur, hem mühendis nyılacak özel egitim Rörmüs genç kuşaklar bu işleri kmnyorlar. Peki, yeniliklere ayak uyduramıyan kıdemli memurlan ne yapıyorsunuz? Müdür, veya genel müdür yapıyornz onları.. Her saka bir çerçeği belirtir. Çağımızda buluşlar öylesüıe bir hızla gelişmektedir ki izlemek kolay olmuyor. Yabancı basm yeryüzünde «ordinatör» ler devrinin açıldığını bir kaç yüdanberi durmadan yazmaktadır. «Ordinatör» elektronikli hesap makinesidir. Ve artık sanayiin hemen hemen bütün dallarında gereklidir. Füze at mak. atom silâhı yapmak, Ay'ın fethine çıkmak için ordinatörlerin yardımma ihtiyaç olduğn gibi banka hcsaplannda, trafik işaretlerlnde, çelik rnriüstrisinde ve aklmıza gplebilecek her kesimde ordinatörsüz yaya kalınıyor. Ordinatör insanlann çok uzun bir sürede yapacaklan hesaplan şasılacak kadar kısa bir sürede çözümleyip sonuçlan elinize veriyor. Bu sihirli makineler olmadan çağnmzm yarısını kazanmaya imkân yoktnr. Avrupanm Amerikadan geri kalışının temel sebeplerinden biri ordinatör dâvasıdır. Buciin Birleşik Devletlerde 40.000 ve buna karşılık Batı Avrupada 6.000 ordinatör vardır. Bu olağanflstfi farkı gözler önüne koyan bazı Batılı yazarlar diyorlar td: Matematikçilerin yüz yılda yapabilecekleri hesaplan yanm saatte yapabllen bu makinelerin iki kıt'a arasında dağıbmı Ameri kan kudretini ortaya koymak Jçin yeterlidir. Ordinatör »anayil giderek çoğalacak ve İ8 hayatmın her kesimine eirecektir. 1970 ile 80 arasında petrol ve otomobilden sonra dünva sanayiinde üçüncü yeri tutacaktır. Amerika elektronik çağmda dünyanın birinci devleti olarak dfinyayı etkilemeb bakunından hütün üstfinlflkleri elinde tntmaktadır. Avrupayı teknolojik eğemenliği altına almıstır. Uzay» t»rmanacak, akla.> sığmaz silâhlar yapacak, üretimini hesap edemiyeceğimiz noktalara ulastıracak. ve sanarl ötestade çatm öncüsü olacaktır. Bn karşı koyulmaz güç, VVashinırton'da. dünvayı elektronikle yönetecektir. 19 nncu yüzyılın modası geçmiş fikir aktmlan. sosyalizm kanunlan iflâs etmiştir. Küçük ve dar görüşleri bırakmalı gelecek dünyayı anlamaya çalısmalıyız. «Amerikasız yaşıyamayız» düşüncesinin Avrupa dilinde nygarca söylenmisidir vukanda yazdıklanmız.. Çocuk'uğumuzda bir takım romanlar okurduk: t n l ü bir bilgin «ölüm şuaı» keşfeder, ve dünyayı eğemenlicinr alır. nldızlararası bir imparatorluk kurmava çabsır... Vafctivle cocuk kitps'arında tatlı iirpertilerle izlenen bu hikâyelerin eajhnm Amprikası plivle rerçeklesmeve vüz tuttuğiınu n o görflyorduk? Peııtagon generalleriyle Wall Street kapitalistleri büyük bilginleri kullanarak önüne g«çflmez bir güç mü yaratıyorlardı yeryüzünde? Acaba teknik g«Hşme sostyal kantmlan ve tarihin determminnlnl yok edecek bir kesime mi varmıstı? Cevabı k u a zamanda almdı bn sornlann» Yoksul milletler, VVashington'da yeryüzü eğemenliği knrmaya çalışan kndrete karsı «Mllll kurtuluş savaşı» denen bir icat bnldular. Ordinatörler bu icadın püf noktasını bir türlü hesaplıvamıyorlardı. Eski tarih hocası General Giap'ın kafası nrriinntnr uygarlığunn zalimlerini yerden yere vnrscab heaapiarla dolmdu. Bir kaç gün Snce Amerikan birlikleri Ke San'da Kuzey Vietnam ordusu tarafından kusatümış arkadaşlannı kurtarmak için tehlikeli bir yarma harekrtine giristilrr. Ke San'da ölümü veya teslim olmayı bekleyen Amerikan birliklerinin sona bütün dünyaca merak ediliyordn. İkinci bir Dien Bien Fu mn olacaktı Ke San? Ne var ki kusatmayı yarmak için harekete reçen Amerikan birlikleri Ke San'a vardıklannda ortada bir tek Kuzey Vietnamlı asker görmediler, ve pek tuhaf bir duruma düştüler. Sanki sihirli bir rüzgâr esmis, Giap'ın birlikleri yok olmuştu. Insinlar Vietnam savasiyle bir daha anladılar ki ordinatörün hesap, edemediği seyler vardı insanhk dünyasmda.. ve bu yüzdendir ki Vietnam teknolojik zalimleri dize getiriyordu.. Ve bn yüzdendir ki zenciler Amerikayı baştan sona kan ve ateşe boğnyorlardı. Elek tronik hesap makineleri. Vietnam askerinin yürefindeki kahramanlık duygusunun yogunluinnn, ve karaderilinin vicdanındaki haksız lığa isvan duyçusunu rakama. vuramıyorlardı. Bu yetersizliği, insanlıgın mutluluğu için bir sans sayabiliriz. ı 1 •:':: •••• •••• •••• Sezai ORKUNT J Amiral (Emekli) Türkiyede de Amerikaya karşı beliren kırgınhk, çok zaman ifade edîldiği gibi, aşın sol'un bir işi değıl, 18 senelik siyasi, iktisadi, askeri ve sosyal ilişkilerdeki aksaklıkîann, Türkiyede yaşıyan her tıp Amerikalının ıslediği suç ve hataların, doğru veya yanlış CtA söylentilerinin, ve daha sıralanabilecek birtakım sebeplerin tabiî neticesidir. Bir zamanlar Osmanlı Devletine ve onun temsilcilerine ve halkına karşı yakın temasta olduğu milletler neler duymus ise, bugün Amerikaya, Amerikalıya karşı aynı tepküer göstenlmek'edir. Bu hali ile, Amerika, NATO'nun kendisi gibi görülmekte. NATO'dan uzaklaşılırsa, Amerikanın da tesirlerinden uzaklaşılacağı kanaati kuvvetlenmektedir. Franss, buna örnek olmuş, NATO'nun askerî büxıyesinden çekilmekle, Amerikanın birbirine girift siyasi ve askerî tesirlerinden genı? bir şekilde kurtulmuştur. Bu örncklerın artma ihtimali Amerikayı endiselendirmekle beraber. durumu tahfif edecek tedbirleri de alamamakta, sadece dost hükumetlerin müzaharetmi sağlıyarak halk tepkilerine karşı o memleketin resmi otoritelerini paravana olarsk önüne almıya çalışmaktadır. Bu çabalar da müessir olmamakta, aksine halk kitlelerinin bilhassa gençliğin kendı otontelerine karşı tehlikeli bir •ekilde âsi duruma geçmelerine sehep teskil etmektedir. l«;te bu ortam ıçınde, halen Türkij'ede meydana eelen tepkilerde, aşın soiun belkı istıfade ettiği fakat sorumlu olmadıSı millf bir cereyan halinde NATO'ya yönelmekte, onun rerfdiyle Amerikasu bir havanın teneffüs edilme«inin mümkün olaca»ı düsünülmektedır. Bu itibarla. NATO'dan çekilmekle bir ölçüde A.B.D.'nin siyasi ve ekonomik basVılarından kurtulma dönemine girilebilecektir. Turkiyedekı Amerikalılann cekilmesiyle fertler arasında docup rievletler arasmda münasebetlere tesır eden tehlılf°lı sürtüjmeler ortarlan kalkacak. milliyetçi cerpyanlar kuvvetlenecek, uvduluk «öylentileri silinecek, aşın kanadların isri?marı önlenecek. vahancı etfcisıne karst Atatürkçüluk ve ilkelerı yeniden kuvvet ve kıymet bularaktır. mek mecburiyetinden kurtulur. NATO içinde mnhtemel görülen böljesel harbin riskini azaltabilir ve bilhassa kendisini, tarafsız bir memleket statüsünü haiz olmakla mevziî nükieer darbe ihtimallerinden, karsılıksız bir denenme tahtası olmaktan korumnş olar. NATO Ue ilgili olarak Türkiyede kurulan bütün Ame• rikan tesisleri Türkiyeden çıkar ve Türkiyeyi arzu etmiyeceği risklere götürmesi mümkün faaliyetler önlenmiş olur. Yeni NATO stratejisinin kanadlarda artırdıfı risk or• tadan kalkar. Türkiye, yeni dnrumu tarafsız ölçüler içinde daha iyi bir şekilde kendi lehine knllanabilir. •' •• :::: •••• Bir örnek athaa*mn kabulü bunun en tipik bir örneğini teskil eder. Filhakika matbaa. meml» ketimize, zannedildiği gibi XVIII inci yüzyılda, yâni 1730'larda değil, fakat çok daha önce, XV inci yüz yılın sonlarına doğru, yâni fstanbulun Türkler tarafından fethüıden kırk yıl sonra girmiştir, ve din adamı'nın verdiği müsaade ile girmiştir. Fakat ne var ki din adamı bu müsaadeyi. devletin asıl temel unsuru olan müsliiman Türk'ler için veya onlarm yaranna olacak şekilde vermemiştir. Bu müsaadeyi müslüman unsurlar dışında kalan >3zmlık> için tanımıştır, ve tanırkerı de Türk'Ierin bundan faydalanma imkânlannı yok etmek istemiştir. Şöyle ki: İspanya'dan göç suretiyle memlcketimize sığınan Müseviler Ikinci Beyazıt'tan matbaa kurma iznini talep ettikleri zaman, bu talepleri. din adamının öngördüğü şu şart ve kayıtlarla kabul edilmişti: O Matbaa açma hakkı sadece Musevüere münhasır kalacak ve onlardan gayrı hiç kimse matbaa kurarmyacak: 0 Bu matbaalarda Türkçe ve Arapça hiç bir yazı basılmayacak ve yayımlanmıyacak. Yukarıdaki şartlar tahtmda müsaadenin verildiği tarih 1493tür. Bunu diğer gayrımüslim azınlığın istek ve talepleri tâkip etmiştir. Ermeniler 1567 yılında, yine aynı şartlarla, matbaa acma müsaadesi almıslar ve kendi matbaalannı kurrnuşlardır. Matbaa'nın Türk'ler tarafından kurulması re Türkçe Arapça eserler ve yazılar yayımının başlaması tarihi 1727' dir. Demek ki Türk unsuruna bu müsaade, matbaanın memlekete sokulmasmdan 230 yıl sonra verilmiştir. Dikkate şayan bir cihet şudur kl bu müsaade aslen Türk değil, Macar olan bir şahsa, Ibrahim Müteferrika'ya. onun talebi ve gayretli çalışmalan üzerine verilmiştir ve verilirken de dinî konularla ilgili hiçbir yazının basılmaması, ve sadece din sahası dtşında kalan yazılann basılması sartı Öııe «ürülmüştü. M Yenilik korkusu ve uzak kalmamızın, veyahut da bunlan çok büyük fâsıla ve aralıklarla tâkip etmemizin yegâne sebebini onlarm karanlık zihnlyeti tesktl etmiştir. Bütün yiizyıllar boyunca «yenilik», hattâ yenilik deyi. mi kadar gericiyi ürküten ve tedirgin eden bir sey olmamıstır. O'nun cehâleti ve melânetl o dereccyi bulmuştur ki devletin ve millet'in bekâsı için geciktirilmesi felâket doğurabilecek mahiyetteki bazı hayatî yeniliklere girişilmekte daima güçlük duyulmuştur. Askerî sahadaki ağır mağlubiyetler vt haysiyetşiken hezimetler neticesi Ordu*yu ve Donanmayı ıslah ve Batının keşfettiği ve kullandıği tekniği ve silâhlan almak gerektiği zaruretini dahi menfi gözle karşılamışlar ve baltalamışlardır. Bu gibi hallerde birçok yenilikleri, bu cahil din adamlarına ve gericilere, «ycnilik» adı verilmeyen yollarla ve usullerle kabul ettirmek mümkün olmuştur. Bu direnmelerine bazı defalar ara vermijlerst de bunu, mensup bulunduklan Tıirk milletl'nin meo faatı ve gclişmesi maksadiyle degil ve lakat sadece İslâm'm «kâfirlere kaışı mukaddes cihada girişmesinin farz olduğu mülâhazasiyle yapmışlar >e sadece bu gâye ile baıı değişikliklere icâzet vermişlerdir. XVII nci yüzyılın başlarında doııanmayı kuvvetlendirmek ve Batı nıilletlerinin yenl tekniğit . M ,ne uygnn gemilerle mücehhez kılmak ve meselâ ele geçirilen bir Venedik Mvaş gemisini takliden gerek gövde yapısı ve gerek silâh bakırnından o mü kcmmellikte gemiler inşa ettirmek isteyen Padişahın karşısına ilk dikilen cahil din adamı olmuştur. Böyle bir işe girişmenin gâvur'dan yenl bir j e y l « öğrenmek olacağı safsatasiyle bunnn günah sayılarağınt söylemekten sıkılmamışlardır. Bu direnmele re ancak Ulema'nm, yine din mülâhazasma dayattığı gerekçelerle karşı gelinebilmiştir. Ulema, kfifirlere karşı girişilmesi gereken cihadın başanlı olması için «gâvur»dan harb tekniği ve vâsıtası ile ilşrili yeniliklerin alınmasının günah sayılmayacağına dair fikir beyan etmiş ve bu göriis sadece askerî hususlara ve askerî maksatlara inhisar etmek şartiyle ve yine sadece bu işler baknuından geçerll olmak, başka sahalarda uygulanmamak kaydiylo makbul bulunmuştu. ve büB atı*nın medeniyet tırmanmalanna yabancı tün gelişmelerine ve her seyine iiii •••• ••«• Sonuç ültür ha>atıınızın Batı ile uçurum teşkil edecek şekildp düşük kalmasının baslıca nedeni olan bu olay. jâni matbaa'nın 3 asırlık bir gecikme ile alınışı keyfiyeti, cahil din adamı'nın bu memlekete ve bu milletc yaptıijı en büyük kötülüklerin başlıcalanndan biridir. Evet onua biitün. düşmanlığı, bütün melâneti Türk'e karşı olmastur. Yenilik ve gelişme Türk'ün yaranna olabileceği veya Türk'ten geldiği her defasında onun karşısına dikilmek, onu kösteklemek. cahil din adamının en büyük gayreti, en büyük saadeti olmuştur. (3) Çok fazla gerilere gitmeğe hacet yok, daha dün denebilecek kadar yakın bir tarUıte, 1920'lerde, millî hâkimiyctini ele geçirmeğe \e mlllî benliğine sa. hip olmağa kararlı Türk milletinin en güzide evladını, Atatürk gibi bulunmaz hir insanı. «katli caizdir» fetvalariylc yok etmeğe çalışan Dürıizâde'ler, birer din adamı değil miydi? (4). (1) Kimbilir yabancı asıllı olup da lslâmı kabul etmiş bazı unsurlar da mevcut olmasa. memleket o sayısı gerçekten pek mahdut yeniliklerin kaçına sahip çıkabilecekti? Unutmamak gerekir ki birçok sahalardaki yenilikler ancak onlarm istek ve talepleri yolu ile din adamınm icazetine mazhar olmuştur. Meselâ Avrupa tarzında topçu birliklerinin kurulması, Hendesehane'nin açılması, Matematik eğitim merkezlerinin ihdası, v.s. gibi Batı'dan alınma yenilikler hep aslen Batıh olan ve şu veya bu şekilde islâmı kabul etmiş bulunan elemanlar mârıfeüyle getirilmiştir. (Meselâ Fransız asıllı Kont de Bonneval Ahmet ; Macar asıllı Fransız tabüyetinden gelme Baron de Tott; Iskoçya asıllı Campell Ingiliz Mustafa) (2ı Görgü ve bilgisini Fransada sağlamış olan Sait Çelebi'nin de İbrahim Müttefeırika iie birîikte çahştığı mâlumdur. (3) Reşit Paşa'nın yeni Ticaret Mahkemeleri ihdası yolundaki gayretlerinin din adamlannca nasıl karşıiandığı, nasıl şeriate aykırı görüldüğü, nasıl «gâvurluk» itham ve iftiralariyle yıpratıldığı ve sonunda Padisah tarafından bu büyük adamm nasü bir haksız muameleye mâ ruz bırakıldığı herkesce bilinen tarihi bir olaydır. (i) Mütaakıp yazılarımızda Batılı din adamları ile mukayese ve «aydın din adamı» konularını ele alacağız.» tutmak lâzımgeldiği üzerinde basınımızda bir müddettenberi çok yönlü münakaşalar yapılmaktadır. Bazı muhafazakâr anlayışlar hilâfına bu tür eleştirmelerin genis faideler sağlıyacağına kani bulunmaktayız. Tabiatiyle bunların müspet yönü olacağı gibi menfi yönleri de bulunacaktır. Ayrı veya zıt görüşler, cfaha iyiye, daha doğruya gidecek yolu tâyin etme bakımmdan kıymet ifade ederler. Bu sahadaki eleştirmelerin inhisan da herhalde sadece devlet yönetiminde görevli olanlara ait değildir ve olmamahdır. Münakaşalar, geniş bir okuyucu kitlesini etkiliyebildiği ve düşündürebildiği zaman daha yeni fikirler doğacak, hataların azaltılmasına veya körükörüne saplanılan politikalardan kurtulmıya, az veya çok, yardımcı olacaktır. Zira: kitap, makale, etüd, konferans, seminer, siyasi beyanat, her ne şekilde olursa olsun, bu gibi fikri çahşma ve gayretlerin sorumlu sivil ve askeri plân cılara da yardımı olduğu inkâr edilemez. Aynca, bu tartısmalar, sorumlu insanlann devamlı olarak dış kaynaklardaki yabancı fikirlere ve o yabancı fikirlerin arkasındaki kendine has mahallî düşüncelere kayma. kapılma ihtimallerini de frenlemış olacaktır. Türkiyede yeni bir siyasi askeri edebiyat doğmalıdır... Yabancı kalıplar Türkiyeye alınırsa hiçbir zaman bedene uymaz. Türkiye kendi milliyetçi kahbım yaratacak güclere sahiptir. Bu itibarla, dış siyaset ve NATO konularında fikir ve tecrübeleri olanlann daha çok yazmalanmn ve söylemelerinin, millî güvenlik bakımından durumu her yönden incelemelerinin yerinde olacağı tabiîdir. H H I M lmırsa nasıl bir yol M A I I I mamak veyahut ka * • • 9ğ% 'da kalmak veya kal E F Türkiye, NATO'dan ayrılmakla neler kavbeder: Biz de, bugüne kadar ıfade ettiğimiz porüfleri bu vazımızda bir araya toplıyarak, Türkiyenin NATO'dan ayrılmasivle neler •••• kaybedUip neler kazanılabilece:::: "*gınl. îifÎToT"jftm*rflcî»*v'e*Sov.vetler Birlifi açısından durumun ne şekilde görülebilecegıni, NATO1 • ••• • >«• da kalınması halinde nelerin dü• ••a • ••• • ••« zeltilmesi lâzımgeleceği hakkınJa •••: düşüncelerimizi bir kere daha jjl; belirtmege çalışacagız. :::: edüen Üİ! Törkive, NATO'dan aynlırsa neler kazanabilir: dışa bağlıl'k B C Islâhat gayretlerini ezme çabası ine bunuıı gibi mağlubiyetten mağlubiyete sürüklenen Ordu'yu Batı'nm yenl tekniğine ve düzenine göre ayarlamak isteyen 2 nci IMahmud, askerî sahada ıslahat yapıyormuş intibaını vermcden ve hattâ «ıslahat» deyimini kullanmak tan kaçınarak, ve sadece Kanunî'nin askerî nizamı nı geri getiriyormu? gibi görünerek gâyelerini tahakkuka gayret etmiştir. Ancak bu suretledir ki «yeni»ye ve .yeniliğe» düşınan din adamını ürkütmeden isini yürütmck imkânını bnlabilmiştir. Ne hazindir ki bütün bunları yaparken Batılüardan hiç faydalanılmayacağı, onlardan bilgi almmayacağı yalanlannı söylemek lüzumunu hissetmiştir. Or. du'nun islahı gayretlerine karşı din adamının mu> kaıemetini kırmak ancak bu yalanlarla mümkün olabilmiştir. Görülüyor ki 2 nci Mahmud'un, yenilik ve reform yollarına başvurmaksızın Ordu'da bazı değişiklikler yapma isteği dahi din adamı tarafından menfi karşılanmış ve bu istek. memleket ve millet menfaatleri bakımmdan değil. fakat İslâmi» yeti yayma bakunından zarurî görüldüğü içindir ki ehveni şer olmak üzere benimsenmiştir. Askerî konular dışında kalan hususlarda ise â Y iii: :ii: •••• •*•! •••• ««•a •••a*"" Nazarî olarak, Amerikanın NATO'nun eşit onbeş üye* sinden birı bulunması ve rpy hakkında ancak onbeste bir nispetinde teşkilâta miiessir olması gerekirken hakikatte. lidor devlet rolünü oynaması, NATO politikasına ve strateüsine ba=kılı bir şekilde yön vermesi. dünyayı Washington'dan görülen bir kalıba oturtmıva çalısması, memleketlerin ıç ıslerine niifuz ve ıstısmar imkânlannı araması, dış politikaya müdahale etmesı ve ttunları bazan hoyrat bir şekilde yapması Amenkaya karşı milletlerde tedavisı çok güç kırgınlıklar meydana getirmekteciır. Bu noktada hemen sunu ilâve edelım kı, büyük devletlerden bın digerinden az farklarla ayrılırlar. Varşova Paktında buna benzer münakaşalar olmuyorsa. bu. Sovyetler Birhginın daha âdıl bır lider oluşundan değil. ona karşı duyulan çok derın igbırarır ağır baskı neticesınde açığa çıkamamasından. çıkmasma müsaade edilmemesınden ılen gelır. Bu ayrılma: bilhassa r'.'ıll • lK 0 ara.smdski çok vanlrs ! > • ve sakat bir birleşmcnin. dejenere edilen dıja bağlılık anlayışının zaaflanm silecek, daha zivade kendine eüvenme inanç \p kabilivetini, hattâ nyrburivtini doirnracak. hu hal milli kalkınmaya daha baska bir dinamizm tetirecfUtlr. Askeri yardımlar dolayısıvle kaybedılmı» olan kı>mi • politık ınısıvatıf. yeni sartlara uygun çalı^malarla nıuavven bır vâdede elde edilmis olacak. millî gdcü desteklıvecek venı «anayı hamlelen \auılacak. sılâhlı kuvvetler ıçın lHSdlarda vapılanlar 1970'lenn olçulenne oturtulacak. baska«ınırı degil. «benimdir» denebilen bır kuvvet meyctana gelecektır. Her sahada egemen olmak. <millet» olmanın vasfıdır. Türkiye NATO'dan ayrılmakla arzn etmediği bir • NATO genel harbinden vtva otomatikman bir harbe gir H D ÖGHENCİADAYLARINA İstanbul Teknik Üniversitesi Rektöriüpnden: Türkiyenin NATO'dan syrılmasiyle. ıktısadi durumu • ve kaynakları Fransa'ya benzemediği cıhetle, mevdana gelecek dış tepkiler dolayısiyle NATO memleketlerinın siyasi ve mahdut da olsa ekonomik desteginden bir rnüddet için rnahrum kahr. Bn davranıs Türkiyenin böl eresel cıkarlarına. örncğin * Kıbrıs meselesine menfi yönde bir tesir icra eder. Enosis eereyanlannın birtakım destekçileri meydana çıkar. tktisadi kredilerin kesilmesi tehlikesi belirir veya ke• silebilir. Muşterek Pazar üyeleriyle ve rfığerleriyle ticarî iliskilerde zorluklar doğabilir. Sınırlı da olsa, bir roüessfriyeti bulunan bir pakttan • çıkılacafı cihetle yalnızlıkla hasbasa kalan Türkiye karsi«ında Sovvptler Birlisi. bu valnıziık haleti ruhiyesinden istifade edprpk Tfirkiyeve niifuz cabalan jöstermete, NATO ve Amerikanın mevdana tetirecpSi bosluin dolrlurmaŞa çalısır. Bir paktm fe«irindpn çikmafa cafısılırlîpn vpni hir trnriin mahrekine çp*'ilmp tphükp^i doğar. Bır hninp.ol harbte, NATO' nun «ıv:ı<:ı ve askerî deste«••••••••••••• ••••••••••••••••••0 • *ini ka< beder. \merikanın, Türkiyeye verdigi silâhların statüsü Szel • bir durum arzeder vr vardım kesilir. Bir kısım silâh ve vasıtanın iadesi «fcrekir. Mevcut Haydarpaşa Nümune Hastanesi Dahiliye Mütehassıslarindan, malzemenin vedek parca durumo ve temini kritik ve hattâ imkânsız olur. Bir millî hazırlık vapılmadan böyle bir davranıs. durum düzeltilincive kadar silâhlı kov8'4 1968 pa^artesi gecesi geçirdiği bir kalb krizi sonucu vptleri ciddî bir şekilde felce ngvefat etmiştir. Cenazesi 10/4/1968 çarşamba günü öğle "•ir. namazinı müteakıp Şişli Camiinden kaldırdacaktır. Türkivenin değiştirdigi durum dolavi'sivle. Amerika AİLESİ • dencevı ^PĞIaTiak için Yunanı^tana a = kppî vardımt prtırır p " da vpni ha«a«nİ3rı doŞifıır Cumhuriyet 3624 VATO irinrtp plde pdilpn fc^aıv •n'iefprpİ! hil«i \p tecrübe• 'prHon mshrnm kahnır ve blokların "p|i=»ıplprine nüfuz kavholnr. Bn. T'irkivevi. kavbıOğlumuz nı telâfi irin hfivjîit çajretlere ve KIRHAN ILLÇAV'ın A\nıpall müteha.isıslar tarafınm»«rafl»ra sürtiklpr. dogumunu akraba ve dostdan esas âraz üzerinde durulmalarımıza sevinçle duyuması sebebiyle uzun bir stıre ıztıYARIN : ruruz. rap çeken eşimin rahatsızlığını Stuııru HUunet kesin teshisiyle meydana çıkarar, Bu^ünkü durum ve Ankara 5 Nisan 1968 ve çok önemli üçlü batın amelihükumetlerin yanuş yatını kendine has titizlıği ve ltitutumu nası İle sonuçlandırarak bir çok Curahurıyet 3630 ha<ît»]arı gibi bizi de rninnettsr ^§•••»•••1 kılap HavdarpHsa Nümune Hastanei 1 inci Hariciye Kliniği S«fi. degerli alle dostumuz, nazik ve hajilc heklm Operatör Dr. Afle böyiiğümüı ve variıgımız Jsmet Hüsnü Öztürk'e A B C D F F VEFAT Dr. SELAHATTİN CIMCOZ G TEŞEKKÜR TESEKKUR Tahir Barutçuoğlu'nun Aylâk Musa 1 Bu v.l İstanbul Teknik Üniversitesi ve İ.T.Ü Teknik Okuluna girebilmek İçin: Üniveı sritelerarası Giriş ttntihanına fMerkezi Sistem) girmiş olmak ve belirli bir sınırın üstünde fen puanı almış bulurmsk gerekmektedir Bu sebeple İ.T.Ü. ve İ.T Ü.T.O: Girtş Sıralama İmtihanına katılmak isteyenlerin önce Üniversitelerarası Giriş İmtihanına girmeleri önemle duyurulur. 2 İ.T.Ü. ve İ T Ü.T.O: Giriş Sıralama İmtihanına girebilmek îçin aday kaydobna v e bu imtihanın tarihleri ayrıca ilân ediJecektir. (Basm: 13769'3609) mı hastalığı esnasında ve BlOmünde bfraat Akhlsar ve GfiİTıar mar;ıVa kadar gellp cenaze törenine katılan. m*!ctııp, •"•tsraf ve telefonla onulmaz acımızı pavlasan akraba. dost ve arksdaîlara tejekkür etmejle değerll eszetenizin Uvassutunıı rica ederizAilesi adına Av. Do£an Banıtcuojlo <•••••••••••••• Cumhuriyet 3629 KAYrp Subay hüvlyet kartıkaybettim. Eskisi hükümsüzdur. Kut. Alb AU GÜRDER Cumburlyet 3628 fedakârane calışmalarına ve candan ilgilerine şahit olduğum miiavitı sayın Dr. İsmai) Urman. anestezi mütehassısı Dr. Mehmet Sarıbay, ba?nsistan Dr. Saydam Kozluca, vardımcılan Dr. Ah met Müftüler, Dr. Mehmet Bilgin ve Dr. Ahmet Kırac Beylere. anestezi ve ameliyat hemşirelen Aylâ Tezdoğan. Bingül Gürson. Oya Zeren, Gülfer Can, vazLfesinas servls hemşireleri Nimet Aran. ZHhal Özmen Hanımlara ve klinigin diger personeline. ziyaret lutfunda bulunan buyuklcrimize. akraba, komsu ve Teslektaşlarımıza candan teşekkur ve saygılarımı sunarım. Prof. Dr. Savnj Huş Cumhuriyet 3632 ••••••••••••••»»•••»•»•••»••••••••••••••••••• Inşaat, Makine ve Elekfrik Mühendisleri Ahnaeakfır Türkiye Şeker Sanayii Mensuplan Yardıralaşma Derneği Yönetim Kurulu'ndan Derneğimiz Gmc\ Kuruluııun 30 Nisan 1968 tarihine raslayan salı günü saat 10.00 da Ankara'da Mithatpaşa Caddesi 14 numarah binada âdî surette toplanması kararlaştırilmıştır: Dernek üyeleri temsilcilerinin belirtilen gün ve saatte y u kanda yazılı adreste hazır bulunmaları rica olunur. GÜNDEM • 1 Derneğin 19661967 vıllarına ait Yönetim Kurulu ve murakıplan taraftndan hazjr'aran raporlar ile hesap ve muamelâtının tetkiki tasdiki ve Yönetim Kurulunun ibrası, 2 1968196S yıllanna ait bütçenin tetkiki ve kabulü ve bütce tafhikptt ile ilgiîi oîarak istenen yetkilerin verilmesi. 3 Hariç üve!er ile sadece ölüm fonuna iştirak edenlerden mükellefiyetlcrini 3 avdan fazla Beciktîrenlerin üvelikten çıkanlıp çıkarılmayacaklan hakkırd.ı fförüşme vapılması: 4 Yeni Yönetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçilmesi. 5 Yeni murckıp ve yedeklerin seçilmesl. 6 Dilek ve temenniler. (Heriş Reklâm: 1152/3631) • • J • « J J • J X Sağhk Gönüllüsü Yetiştirmek üzere Kurs Açılacakfır Derneğimizce 15 Nisan 1968 tarihinde başlaraak üzere «Sağlık Gönüllüsü» kurslan açılacaktır. İsteklilerin 3 fotoğraf ve rnifus kâgıdı suretleriyle ve tahsil belşeleriyle Cağaloğlu Hilâliahmer Caddesi No. 10 daki Kızılay tstanbul Müdürlüğüne nıüracaatlan rica olunur. Şartlar : 1 Tüık vatandaşı olmak, 2 1 6 5 0 yaşmda olmak, 3 En az ilkokulu bitirmiş olmak. KIZILAY DKKXEĞİ # • Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme İkfisadı ve Muhasebe Ensliliisü Müdürlügünden BHdirilmiştir Enstitümüzce tertiplenen «Işletme Bütçeleri Kurslan DevreIl» çalışmaları 15. Nisan 1968 pazartesi günü başlayıp 14. Nisan. 1968 cuma günü sona erecektir. Kayıtlar 13 Nisan 19ffl cumartesi günü saat 13.00 de kapanacağından ilgililerin Enstitü Müdürlüğüne şahsen veya yazı ile müracaatlan ilân olunur. ADRES: S.B F. Işletme tktisadı ve Muhasebe Enstitüsü MüdürlüŞü Cebeci • ANKARA (Bnsm: 13619 A. 3136/3603) Alimin\"um Fabrika ve Tesislerinde çaliştınlrnak üzere İnşaat Makine ve Elektrik Yüksek Mühendis veya Mühendislen işe alınacaktır. Ücretler 4/10195 sayılı kararnameye rnüstenit yönetmeliğe göre ödenecektir. Merksz ve Seydişehir Şantiyesiııde çalışacaklar için Vgnetmelikteki azam! munzam ödemeler yapılacağı gibi, evli olarlara 1P68 yılmda inşa edilecek lojmanlar tahsis edilec^ektir Bekârlar şantiyede bekâr pansiyonunda kalacaklardır Makine ve Elektrik Mühendisleri behemâl Dış Mem'^kprlere staja çönderilecektir. Aranılan şartlar : a Türk vatandaşı olmak, b Askerüğini yapmıs bu'unmak. İsteklilerir, ETİBANK ALÎMtNYUM TESİSLERİ GRUP MÜDÜRI.ÜÖÜ ANKARA adresine müracaatlart. (Basın: 13720/3601) ••••••••••••••»••••••»•••••»••••••••••••••••o
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog