Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

tFE DÖRT 16 Ocak 1968 CUTVTHTJTttYET Gücünü halk şiirinden alan mısraların sahibi gençşair: ılar serisinde sanatçılan ı sırasından ziyade bencim kuşak üzerinde yaptkiler yönünden ele al1a doğru olur kanısındabakımdan 1935 yılında a Yahya Kemal'den sonnbire daha geriye gidip 928'lere inmek ve heceşairinden sonra gelen en çok tanınmış Ananemleketçi, pastoral şiietli bir temsilcisi olarak ış ömer Bedrettin U. sözetmek zannımca yeıcaktır. a'da j'il 1928. Henüz oryedinci smıf öğrencisiçük kiiçük manzumeler •, Türkçe hocamız Şair lih Asral'ın teşviki ile umeleri Antalya'da hafgün çıkan «Zümrüt Ova» ıde yayınhyorum. fam babam eve yanmda misafirle geldi. Sokak ın içeri girerlerken görıç raisafirin üç adım ar. yürüyen bir de jandarı. Silâhsız bir jandarma. ama, kapımn önünde aziyetinde bir selftm vern talimat aldı. Geri gei ve uzaklaştı. , kendisinden çok genç safirimize yol gösterdi. devri oltfuğu için kapıı, kapıiar kapandı, onalbüyük konağımızın misına geçildi. Ben merakı babama sokuldum, aarını çözüp terlikleri bir fırsat bulup kulağıadım : acığım kim bu beyefen» , kalın tok bıbayani e;evap verdl : b«yefendi de senin gibl 3mer Bedrettin Uşaklı benim oğlum. Tanıyamadm mı? Hayır babacığım. Hiç mecmualarda resimlerini görmedin mi? Hayır görmedim. Bu beyefendi meşhur Şair ömer Betfrettin... Manavgat kazasına kaymakam tâyin edilmiş, baba dostumuz olduğu için ilk defa bizim eve şeref verdi. Hemen koşup elini sıktım. Bu kadar genç adam nasıl kaymakam olur diye yüzüne hayretle bakmaya başladım ve biraz evvelki jandarmanın kendisini nıçin takip ettiğini simdi anlamıstım. Çünkü o tarihlerde valilerin üçbes adım arkasında bir polis memuru. kaymakamların arkasında da bir jandarma eri yürüyordu. ömer Bedrettin bir yıl evvel «Deniz Serhoşları» acflı ilk şiir kitabını çıkarmıstı. Yirmibeşti. Zayıf, çeliınsiz, ortadan biraz uzunca boylu, mavi gözlü, soluk benizli ve biraz sinirli bir hali vardı. Elindeki Muhit mecmuasınt bir koltuğun üzerine bıraktı, babamdan müsaade isteyerek bir sigara yaktı. Az yemek yiyor, az konuşuyor, daha çok kendi kendine kalmak istiyordu. Yemekten sonra bir aralık babamın anneme: «Bu çocuk idarecilikte zor muvafiak olur» dediğini duymustum. Ömer Bedrettin ince yapısı, hassas tabiatı ile klâsik şair tipüıin ta kendisi idi. O da kimseyi beğenmiyor, beğense bile gizliyor, meselâ Necip Fazıl'ı sever misiniz? Faruk Naiiz'den hoşlamr mısınız? gibi sualler soruyor, cevabını almadan yüzünfl buruşturuyor, dudaklarını büzüyor, âdeta sizi «hiç sevmem, hiç hoşlanmam!» demeye hazırlıyordu. Fakat ben o zamanlar Necip Fazıl'ı herkes gibi pek severdim. Bir gün kızacağını bildiğim halde, «Şu Necip Fazıl'ın Kaldırımlar'ına bavılıvorum» diyecek oldum. O dakikadan itibaren bana karşı tutumu tferhal değisti Aramıza bir soğukluk girdi. öfke?ini fazla belli etmeden: «Sen onun gibi yazmaya devam et! Bu memleket gerçek memleket •şiiri, Anadolu şiiri bekliyor» gibi kısa bir nutuk eekerek kendi şiir tezini biraz yüksek sesle savundu. Fakat itiraf etmeliyim ki, evimize sık sık gelen; babam la, annemle, akrabalanmla dostluk yapan ömer Bedrettin'den çok faydalanmışımdır. Şiirlerinde gerçek bir Anadolu çocuğunun sesi ve ruhu yaşıyordu. Türkçesi a n ve yalındı. Gücünü halk şiirinden alan mısralarında insanı hemen sanveren bir sıcakhk, özdenlik vardı. Kolay gibi görünen Anadolu tasvirleri kendinden evvel gelmis olan hece şairlerininki gibl çiğnenmiş sakızlardan değildi. Yapmacıktan hoşlanmayan bir gerçekçiliği vardı. Deminki kasırga ten miydin atlı! Niçin varlığından hasret taşıyor? Gözlerin bulutla, rahnn kanatlı; Canında bir başka can mı yaaıyor? Bir kalemde, bir nefeste söy Yazan: BAKI SUHA EDIBOGLÜ lenivennış gıbı görünen su sade ve güzel dörtlüğü belki yirmi defa değiştirdiğini. yine d'e olmadı diye hayıflandığını hatırlarım. Titizli, sanatına karşı kıskançtı. Fakat bir yandan da çok popüler olmak, geniş şöhretlere ulasmak isterdi. Sırf bu yüzden: Benim gönlütn serhoştur Vıldızların altında Sevişmek ah ne hoştnr Yıldızların altında... sjihi basit şeyler de yazdı. Ömer Bedrettin idarecilik hayatı yüzünden Anadolunun bir çok yerlerini batıdan doğuya, iuzeyden güneye dolaştı. Edremitten Şavşat'a kadar bir çok •! çelerde kaymakamlık yaptı. Daha sonra da mulkiye mülettişi olarak hemen hemen memleket içinde gitmediği yer kalmadı. Onun için şürlerinln yüzde sekseni Anadolu tablolarıyıa dolup taşar. Manavgat ırmakîan, Munzur dağları, Antalyada portakal bahçeleri. Uşakta hahcı kızlar, Semsunda tütün işçileri, Çoruhun azgm sularmda çalışan kayıkçılar, Kütah yada çiniciler... İşte bütün buniarı şiir'erindR ustalıkla canlandırdığı. nefis tablolar halinde yaşattığı halde Ö mer Bedrettin özledigi ve bekiediği ölçüde büyük şöhrete kavuşamamıştı. Bunun sebebini kendisi buluyor, İstanbu! ve Ankara gibi sanat ve edebiyat merkezlerinden uzaklarda kaldığı için şöh ret pazarını bir türlü kuramadığını, halbuki büyük şehirlerde her gün yüz yüze gelen şair ve yazar ların karşılıklı olarak birblrlerini medheden vazılar yazdıklannı, bir nevi danışıkh döğüş oyunıı oynadıklarını lddia ediyordu. Ö mer Bedrettin bu iddiasında pek de haksız sayılmazdı. Ismail Habib, Nurullah Ataç gibi eleştiridlerle gençliğlnde tanışamamış «ncak mebus olup Ankajaya gB^ dikten sonra Mecliste, şın«d» burada bir iki defa görüşmüş, oalardan pek de bir şey beklemiyen biraz mağrur, biraz insanlardan kaçıcı tabiati ile şüphesiz çok şey kaybetrnişti. Fakat itiraf etmek lazımdır kl, bu temiz yürekli Anadolu şairi, sanatta bir noktaya gelmiş, orada kalmış, yeni şiiri sevip benimsiyememiç, üstelik eski tarzda ve eski havasında ısrarla yazmaya devam etmişti. Halbuki arkasında hızla gelişen. gerçek şiiri şaU damarından yakahyan bir Cahit Sıtkı. bir Ahmet Muhip, bir Fazı! Hüsnü kuşağı vardı ki ömer Bedrettin cinsinden şairler bu genç nefeslerin yanında hemen sönüp unutuluverdi.. Yarın AHMET HAMDİ TANPINAR 123456789 J YLKARIDAN AŞAÛIYA: rulmuş konutlardan olur, eskl 1 AH kesen (ki söz). 2 tannlardan. • 7 Yapılan olr «Bir konutta oturma meselesi» 1 3 34 567 89 zararı arkasın"karşılığı iki söz. 3 Herhangi iFeiRiFjBiAiTtA dan yapılan bir bir siyasi parti veya diğer kuiyilikle giderip rumlarda sözü dinlenen baş, «uortadan kaldırsan ve yaka silk!» anlamına bir ma lşi. 8 Kayemir. 4 Mahkemelere bcyle ds bolan bir şeyi denüebilir (karma sbz). 5 Bir buldurtmaya ç» edatın kısaltılmış şekli, «hiç de lışma hareketldoğru olmayai fikrinde diren!» ni yapamaz. 9 mânasma iki sözlü bir emir. 6Diinttfl hnlmarsnın Vidalardakl giÇevrilince su kenarlarında ku hnllrdlimij jckll rinti ve çıkıntı. SOLDAN SAĞA: 1 «Tarihten önce» diye ayrılmış çaglardan birine verllmiş olan ad (iki söz). 2 Bir çeşlt alaturka şekerler (çoğul). 3 Tersi evliyaya ve azlzlere vadedilmiş şeydir, bUyük saha ve meydan. 4 îlâçla iyi edilmeyen hastalıklara tatbik olunan. 5 Bir şeyi düz bir yere döşeyip yayan, Kuzey Afrikada bir ülke. 6 Bir hayvan, «gene'.ge» nin eski adı. 7 Lâmalar ülkesi, yılın kısımlarından. 3 «Bazı hastalıklara karşı koru yucu bütün halka tavsiye edilen ilâçların ortaya çıkardıgı iyi sonuç» mânasına iki söz. 9 Vaktiyle Sovyet Rusyada liderlik olarak vazife görmüş Kruçef'in öteki adı, Yabani hayvan vurri ma veya yakalama sporu. Droeram • > m •I I I X 11 t X •• X X t • 2 X t ÖMER BEDRETTIN T Dişi Bond DESTY USE 16 Ocak S»ll 06.25 06 30 Acılıs. G i l n a v d ı n <1> DUNKU BULMACANLN HAİX£DİLM!S ŞEKU NASIL HALLEDİLECEK Yukandald rakamlı bulmacada tadcce 4 tane anahtar (ipucu) ve 8 Lıne sonuç vardır. Boş kalan «2 karenin lcine 1 dcn 9 a kadar ııyguo birer rakam koyarak ve toplama. çarpma, çıkartma, bolme ijarctlehDe dikkat ederek H>ldaa sflğs ve yukarıdan aşajıya bulmarmla göstrrileD sonuçları bul.ıat. Biraz vaktinizi alır ama, boş vaktioizi hojça geçlrmij olurtunuz. •• l 2X • t m T • BİÜUKVE BU l U EEiECau J * Garth 07.00 Köve haberler 07.05 Gilnavdın (2) 07.30 Haberler ve hava durumu 07.45 Istanbulda bu*ün 07.50 Kücük ilânlar 08.00 Hafif Batı müziSİ 08.15 Berater ve tole u r k ı l a ı 08.4S Caz müriftl 09.00 Batlamalarla ttirküİCT 09.15 Pivano söloiarı 09.30 Saz eserlerl 09.40 Ev lcin 10.00 Ara haberler 10.03 Fransadan müzlk 10.20 Sarkılar: Kkrem Konear 10.40 Arkası varın 11.00 Sabah konseri 11.45 Sarkılar: Feriha Tuncell 12.00 Ara haberler. ilânlar 12.10 Türkliler: Seha Okus 1225 Dan'as ve arkadasları 12.40 Sarkılar: Alâeddin Yavasca 1300 Haberler. R. G. de burün 13.15 Solistler eecidi 13.30 Reklâm Droıramları 14.00 Mavi Isıklar Orkestrası 14.15 Sarkılar: Mefharet Yıldırım 14.30 Vasfi Ucaroâlu orkestrası 14.45 Türküler: Ali Ekbereicek 15.00 Ara haberler 13.05 Sarkılar 15.20 15.50 Radvo Senfoni Orkeatrası 16.00 Lied aaati 17.00 Okul radvoıu 17.03 Ara haberler 17.30 Erkekler faalı 17.30 Köv ods.81 19.00 Reklâm Droeramları 19.30 Haberler ve hava durumu 19.3Î Kücük İlânlar 19.45 Saz eserleri 20.00 Naima tarihi 20.20 Türküler gecidi 20 30 SDor dereisi 20.50 Sarkılar: Incl Cayırh 21.00 Havat ve kitadar 21.10 24 saatin olavları. ilânlar 21.30 Sanat 22.00 Plâklar arasında Reklâm Droeramları Haberler KaDanıs GUnün haberlerinden özetler Kapanıs W!LL1AM SAROYAN BİR OGLEDEH SOHRA Ç ve : T A R I K D U R S U N K. el n r L.A. ya vardım. Ertesi eünü bir uçak, ver elinl Mexico City. Arduidan uzun bir süre altı yıl bekledlm, sonra Margaret'le evlendim. Aşagı yukarı benlmlo yaşıttı. iki de yetişkln oğlu vardı. Ben de a r ı k operada şarkı söyleyeceklerden değildim, n'apalım! Operada şarkı söyleyemedim, bana çocuk yapacak şöyle ehli namustan bir kız bulamadım, ama, yine de yapacaklarımın en iyisi, en halislnl yaptım. Fresno'da kalıp anamın başını beklemedlrn hiç o'mazsa.» Kırkikinci 'Caddeden Fifth Avenue'ye, ordan da PlazVya vurdurmuşlardı. «Yarın sabahleyin birlikte kahvaltı edelim, ha ne dersin?» dedi Zak. «İyi olur. Uyanınca bana telefon et.» «O zaman erken olur. Sekize doğru aranrr..» «Pekl, "lur » «Ne İyi ettin de aradın bugün beni,» dedl Zafc. «Bayağı sevindim ya'u. Niw Yorkta olduğundvın haberlm yoktu, ama her gelişlmde «The Great Northern» den sorup arıyordum seni. Eski günlcr tabil, dile kolay! Neyse ki bu defasında buluşabildüc.» «Ben de memnun oldum Zak.» Otele döndüğünde Laura'nın aradığını söy.ediler. Verdiği numaraya telefon etti. «Tiyatronun karşısında ufak bir yer var, ordayım ben.» dedi Laura. «S^n pek birşey demedm, ben arayayım da söyleyeyim dedim, belki oturup çocukîar? dair konuşmak istersin de...» «İk'.si de iyi görünüyorlardı.» «Tabii, evet. Ama yine de, ben, n'apıp net'i'slerini merak edersüı, öğrenmek Utersuı diye diişünmüştüm. Eğer senin için geç değilse... Gel iv tersen buraya, ya da ben sana geleyim » «Nasıl istersen öyle olsun.» «Ben geleyim sana, bir sakınca yoksa tabii. » Odas;nda oturup yarınki yapacağı islerin bîr listesini çıkardı; bir hayli yiikıüydü. Liste il uğraşırken aşağıdan telefonla Laura' nın ^eldiğini haber verdiler. Karşı karşıja geçtiklerinde: «Gerçekten güzel bir yer burası.» dedi Laura. «öyle değil mi?» «Evet, öyle. Güzel.» Kadın bir an sustu, konuşmadı. Sonra yavaşça: «Yüreğime dokundu.» dedi. «Seni böyle rıir yerde bu durumda görmek dokunuyor bana. \n birşey.» «Benim için Uzuluyorsan, boş ver, değm<?z. Ağlıyor musun? Niye ama?» Laura zorlanıyordu. «Hadi hadi,ı> dedi Yep. «Ne var da ne aJjliyorsun?» «Seni böyle bir ycrde görınek' dokunda bantı.» «Canım bırak şlmdi buniarı Boş şeylerie vakit ö.dürmeyeüm. N'oldu, ne var?» «Sensin sebep, sensin. Biz artık bir daha evlenemeyiz, ne sen. ne ben yani. Bir Kızımız. ::r oğlumuz var: önüme çıkandar.' senden ölmüş biri gibi durmaksizın İyilikle söz etmelerini dinlemeıtten oıktım usandım. yoruîdum.» «Anla dım anladım. Sen yalnız ne var, derd'n ne onu söyle bana.» •<Derdi olan sensin. Bizim herşeyimlz iyi ÇOK şükür » «Herhalde.» •Oyle öyle» «İyi ya, sen de memnun olmalısın bundan.» «Sen böyle bir yerde otururken ben nasıl memnun olurmuçum ki?. «Yirmi yıl önce de ben burda otururdum. Şimdi yine burdayım. çünkü elimden ancak bu kadan geliyor.» • Fakat sen burdayken millet neler düşünmez..» • Dilediklcrini düşünsünler, umurumda değil.» «Aklından zorun var diye düşünürler «n azı, kimseyi de böyle düşünmekten engelleyemezsin. Seninkisi som ağızlılara çanak tutmak. En iyisi ya rın sabah Hampshire House'a taşınman.. «Hadi seni «El Morocco»ya götüreyim de biraz DUNYADA BIR GUN 10 Zavallı anacı'm, hep beni düşünür, Uziim Uzüm üzülürdü. Her zaman. Bir baltaya sap olam3dım, sıkıldım durdum hep. Sonunda bu uranıum işinde şansım yaver gitti de... Arada, durnıadan ev bark sahibi oîayım istedim, hep bunun düşlerini kurdum. İlk karımın aklı fikri oyuncu olmaktaydı. New Mexico'dan kalkmış New York' lara oyuncu olmaya gelmişti Juanita Sanchez. Ne demelere bütün güzel kıiların hepsi de oyuncu olmak isterler, anlamam. Sevdimdi o kızcağızı. Saatlerimi, günlerimi, yıllarımı onun'a konuşup onu anlamaya çalışmakta harcadım. Beni bir parçacık sevseydi; karım olsaydı, yuvamın dişisi saysaydı kendini, gerçek mutluluğun n'olduğunu bir güzal anlayıp öğrenecekti. Ne gezer, oyuncu olmayı aklına takmıştı bir kere, dedigini de yaptı sonunda, New York'un ep ünlü kadın oyuncusu oldu çıktı. «Sahi mi?» «Dedim ya. Hem de çok iyi bir oyuncu. Ev bark, aile maüe istemiyordu o sündi bir oğlu var, Allah bilir oğlancık babasının kim olduğunun tarkmda değüdir. Boşandıkran sonra ben istemedim, istek ondan ge'di bana San Francisco'ya yazdıydı, o sırada askerdeydün, New York'ta, cn oniki yıl öncesi, gittim seyrettim. Beni hasta etti. Halâ severim onu, oğlancık da yüreğimi par^alar durur. Benim olsun isterdim hep, olmadı işte. Az daha dayanamayıp onunla yeniden evlenecektim. YUrekler acısı bir durumdaydı, oğlancık perperişandı. Dünya böyle böyle analar, böyle babalarla dolup taşıyor. Oğlanlarla kızlar da seril sebil oluyorlar. Allah acısın da yüzlerine baks:n hepsinin. Şarkı söylemeden sonra en çok ev bark sahibi olmaya bayılıyorum, belki şarkı söylemek bile yuva sahibi olmaktan önce gelir benim için. Bazan düşünürüm de, büyük, ünlü bir şarkıcı olsaydım, belki daha şanslı olurdum bu konuda. Neyse, birincisinden umduğumuıu bulamadık ama, ikincisi ondan daha bok çıktı.» «Bu evlilikle ilgili bir çok şeyleri duymuştum, hatırlıyorum.» «İki yıl cehennem hayatı yaşadım. Baktım olacak gibi değil, atladım uçağa, indim Mexico City'ye, boşandım gitti. Yoksa bir gün gırtlağını sıkıp öldürüverecektim, elimde kalakalacaktı. Sesimle matrak geçerek beni delirtiyordu, gülüyordu hep, yüzüme karşı, hani aptal karılar vard'.r, kocalanna gülerler, öyle gülüyordu. İğrenç nir biçimde kinle, nefretle hem de. Üzeriiîde durmayayım dedirrı, ne de o!sa çoluğumuz çocuğumjz vardı. O sıralar E.Y. Foley'in bir işinde çalışıyordum. Bir gece Fpley fazla mesaiye kalmamı istedi, elimizdeki kara üzümlerin geceyarısmdan önce frigofrik vagonlarına yüklenmesi gerekmiş. Olur, dedim. Yükleme bitene kadar başmdan ayrılmadım. Kimseye de anlatmadım bunu. Keyi ne anlata^m? Herkes ikinci evliliğimdeki mutsuzluğumu benim iıatalarıma yükler, ama çokluk onun babasıyla anası yüzündendi. O gece işten yorgun argın dönerken Ventura Caddesüıdeki bizim Auggie'ye uğradım, bir sandviçle bir bardak süt içeyim 1edim. Dükkânın ardı bayaf bir bardı, ipten kazıktan kurtulmuş serseri milleti hıncahınç doldurmuştu: Calaveras Caddesindeki Fancy Annie'yi tıatırhyrr musun? Sırf matraktı, neşeydi ha. Ya Mono Caddesindeki Paytak Mary'yi? Va Maplewooc!' daki Dizzy Dovey'i? Kah kah kah, kih kih kih bağıra çağıra konuşuyorlardı. Ansızm sandviçten ısır dığ.m lokma ağzımda büyüdü, kocamanlaştı, yuttamazdım. Maplewood'daki Dizzy Dovey, öyle mi? Karımın adı Dovey'di, Maplewood'da biz, ben oturuyordum, Şu öğretmen Dizıy Dovey canım! Karım okulda öğretmenlik yapıyordu. Konuşan herinerin hiçbirini tanıdığım yoktu. Şehrin azıiı serrîrilerinden bir gruptular. XaJktım, bir an önce kendimi dışan attım. daha kalırsam, elimden bir kaza çıkar, katll olurum diye korktum. Atladım bizim külüstür arajaya, doğru eve geldim, koşup yatağından kaldırdım kanyı, başladım gırtlağını sıkmaya. Bunu ne A N K A R A 06.25 08.30 07.00 07.05 07.30 07.45 08.00 08.10 08.40 09.00 09.20 09.35 09.35 10.00 11.00 11.05 11.25 11.55 12.00 12.13 12.30 13.00 13.15 13.30 14.00 14.15 14.35 14.55 15.00 16.00 16.15 16.35 16.55 17.00 17.30 17.50 19.00 19.35 1950 19.53 20.10 20.40 21.00 21.10 21.30 22.00 22.03 22.45 M.00 38.43 2I.9K Acılıs. Drosram Günavdın (1) Köve haberler Günavdın (2) Haberler ve hava durumu Sabah müziSi Ankarada buffün Her telden Gül Batudan sarkllar Ev icin Sabah konseri Arkası v a n n Ara haberler. illnlar Okul radvosu Hafif müzik K.Öncandan sarkılar Balete cagrı Ara haberler. ilânlar BaSlama T. Ovun havaları Kıbrıs saatl S.Deran ve C. Bolvadinden sarkılar Haberler ve RG.de bugün Hafif müzik Reklâm orosramlan M.Erdaldan türküler G. Gökselden sarkılaı Albümlerd*n secmeler Ara haberler. ilânlar Okul radvosu N. Oîuzdan türküler M.Ersesten sarkılar Plâklar arasında Ara haberler. ilânlar Incesaz Köv odaıı Reklâm Droeramları Haberler ve hava durumu N.Eroldan « r k ü l e r Uvkııdan Bnce Cli?an müziei Dinlevici istekleri Kücük konser 24 saatin olavlan. llânlar Halk oîanları Kl*»ik TOrk M. toohıluaü Hafif müzik TBMM »aatl Haberler ve hava durumu Her haft» bir vorumeu Oece v ı n ı ı n ı dotru iayrimenkul Satış ilânı istanbul 10 uncu lcra Memurluğundan: 966/27 rlaciıli olan Sultanahmet serr.tinde Cankurtaran mahallîsi kapı meydanı sokağında 22, 2İ kapı, 7 > ada, 1 parsel saS oda ve dükkânj bulunan 1904 M2. sahalı arsanın borçluya /4 hissesinin satılmasına karar verilmiştır. 24 kapı sayıh dükkân: Ahırkapı caddcsi ile Şadır\an sokaı birleştiği köjede, bir katlı dükkân. Diikkârun arkasında ve Şadınan sokağında kapısı olan, e üzerins iki oda, odalann arkasında W.C. vardır, kiradadır. »lin sağ yan taraftnda kârgir, bir katlı, zemini beton antre •ine iki oda olup kiradadır. Ahırkapı caddesi üzerinde 22 kapı sayüı kârgir bir katlı kân: Zcmini beton, çatısı oluklu kiremitle örtülüciür. Arsa ön cephesi parselin ortasmdan, diğer cepheleri parselin udundan olmak üzere, yüksek irtifada moloz taşı duvar• Zemini betondur, bir salaş bekçi odası ile W. C. vardır. . Diğer odalcr: Ahırkapı caddesi üzerinöe, bir katlı; sokakblr kapıdar. girilen; zemini beton salaşın sağ tarafında iki , bahçede ahşap mutfak, W.C. vardır. Parsel, Ahırkapı'da tren hattı ile deniz tarafındaki Ahırkapı desi arasındadır. İMAR DURUMU : İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğünün '1967 tarih ve 3234 sayılı imar krokisinde işaret edildiği üzeprogram d:şmda iskân sahasmda olan bu yerde, bitişik int nizamında 6.50 metre yüksekiiğinde, azamî 20 metre deiiğinde; krokide tarah kuınıda inşaat yspılır. Mezkur parkısmen 53C.00 metrelik demiryolu tecrit sahasında, kısmen la sahaunda kalmakta olup, *ekildeki blok; MüdUrlügün 21/2/1966 tarihli onayı ile tesbit edildi. Çstı veya çekme kat yapılamaz, proje tasdikinde; ekli not yerine getirilnesi şartile durum verildi, denilmektedir. Muvakkat inşaat kararı Belediy; Encümeninir. 20/1/1966 gün ve 175/23743 sayılı kararile iptal edilmiştir. Bodrum katı yapılamaz, denilmektedir. KIYMETİ : 1/4 hisseye bilirkişi tarafmdan 136125. lira kıymet konmuşrur. İlk açık artırması 20/2/1968 tarihine gelen salı günü saat 15 den 16 ya kadar İstanbul Sultanahmet'te Adliye Sarayı içlnde 10. cu İcra Memuurluğunda yapılacaktır. İlk açık artırmada ihale yapılmadığı takdirde artıranın taahhüdü bâki kalmak kaydile ikinci açık artırması aynı ycrde l/3/]S68 tarihine gelen cuma günü saat 15 den 16 ya kadsr yaplîacaktır. Artırma şartnamesi herkesin görüp okuyabilmesi için 1/2/1968 tarihinden itibaren dairede şartname kartonunda açıktır. Tellâliye resmi ihale pulu, tapu tescil ve teslim masrafı, tâviz bedeli alıeiya aittir. Artırmaya iştirak etmek isteyenierin kooan kıymetin % 10 u nispetinde pey akçesi veya millî bir bankanın teminat mektubunun ibrazı mecburidir. İpotek alacakhlarile irtifak hakkı sahiplerinin ve ilgililerin gayrimenkul üzerindeki haklarını, hususile faiz ve masrafa dair olan iddialarını bu ilân tarihinden iübaren 15 gün içinde evrakı müsbitelerile memuriyetimize bilriirmeleri, aksi halde haklan tapu »icili ile sabit olmadıkça sat)ş bedelinin paylaşmasından hariç kalacaklardır. Talep edildiği ve 100 kuruşluk posta masrafı ödendiği takdirde şartnamenin bir örneği gönderilebileceği ve satıj jaitnamesi ve diğer bilgilerin 3966/27 dosya No. ile memuriyetimize müracaatla öğrenilebileceği ilân olunur. (Basm: 183/475)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog