Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

SAHtFE tKİ 21 Ağustos 1966 CUMHURİYET Cehalelle savaş ilkeleri ve Türk kadınliğı Prof. Dr. Nermin ABADAN statistik Umum Müdürlüğünce son sayım sonuçlanna dayanılarak yapüan açıklamay» göre, Türkiyede altı yaşından yukan 13 milyon vatandas okuma yazma bilgisinden yoksun bulunmaktadrr. Bu sayı cinsiyet ayınmına göre tahlil edildiği zaman, cahil kitlenin en büjiik fcı«Tnının kadın yurttaş olduğu anlaşılmaktadır. Bugün Türkiyede 10 milyona yakın kız ve kadın, ister okul çağında olsun, ister yetişkin sayılsın, asgari bir yurttaşlık bügisi şöyle dursun, okuma yazma imkânından uzak kalmıştır. Bu açıdan bakıldığında denüebilir ki, Türkiyede cehalet meselesi ön plânda «Kadınların eğitimi» sorunudur. Kırk yıllık bir ömrü doldormuş bulunan Türkiye Cumhuriyetinin sorumlu idarecileri kuruluş jTİlannın hızını denm ettirebilselerdi, şüphesiz ki halkın cehalet oramnı günümüzde asgari seviyeye indinniş slacaklardı. Ne çare ki ekonomik kalkınmanın temel unsuru sayüan insan gücü eğitim seferberîiği devir ve iktidarlara göre sekil ve metod değiştirmiş, Atatürkün eliyle açılan «Millet okullara sürdürülmemiş, çok başanlı sonuçlar vermiş olan Köy Enstitüleri şekil ve anlam değiştirerefc yozlaştırılmıştır. Gitgide kendini duyuran nüfus artışı patlamamm doyuracak yeterli eğitim mfiesseseleri geliştirilmemiştir. ym derde çözüm yolu arıyan Irands 196S Eylül aymda toplanan UNESCO Bakanlar seviyesindeki dünya konferansı, cebaletle savas sorununun halli için üç ana ilkeye dayanan kararlar atmıştır. Halkının büyuk bir kısmı okuma yaımadan yoksun bulunan ülkelerin bu esaslara uyularak icraata girişmeleri istenildi. Buna göre herhangi bir temel eğitim programımn şu esaslara göre yürütülmesi isteniyordu: 0 Seçkin (selectlce) eğitim, yani çalışmalann filkenin belli ve özel koşullara sahip bir bölgesinde toplanması. Q Yoğun (intensive) eğitim, yani eğitim] tesrik edebilecek göz ve knlağs hitap eden tfim sraçlarm knllanılması. O Görevsel (fonctionel) eğitim. yani gruplara yapılan eğitimin belli ihtiyaçlan giderebilecek nitelikte olması. Tahran konferansında alınan diğer bir önemll karar, UNESCO'nun bu ilkelerden elde edilen sonuçlar ışığında dünyada beş memleketi pilot ülke olarak seçmesi ve bilimsel esaslara uygun calışmalan öncelikle bu ülkeîerde yürütmesidir. Toplantıda ilk elde üç ülke seçildi: Asyada İran, A f rikada Cezayir ve Orta Afrikada Mali. Avrupa kıtasuida en yüksek cahOIer oranına sahip olan Türkiyenin de bu «ornek olay» çahşmalanna katıiması için hükümetimizce teşebbüste bulunulmuştu. Bu teşebbüsün ne sonuç verdiği Türk halk oyunca bilinmemektedir. 19 • 21 Nisan 1966 tarihinde UNESCO Türkiye Millî Komisyonu ve Türkiye Üniversiteli Kadınlar Derneğinin işibirliği Ue Ankarada dfizenlenen «Yetişkin kadınların eğitim ve okur yazarlığa teşvik yollan» adlı seminerin genel kurul toplantısi da bu konuda yeni bir temenni karan almış ve hOkfimetten süratle tedbir almasını talep etmiştir. Ne yazık ki resmi sözcülerimiz bu meselenin ele alınışı hakkında bugünedek hiç bir açıklama yapmamış bulunmaktadırlar. ysa ki çocnk ve yetişkin çağlards bulnnan \ Türk k u ve kadjnlann önceükle eğiülmesi baskısı kendini gitgide duyuran bir sosyal zorunluktur. Adı geçen seminerin yuvarlak masa toplantısmda fikirlerini açıklayan sosyologlarımızdan Prof. Dr. Mübeccel Kıray'm isabetle belirttiği üzere: lAnadolu Yanmadası Ustünde 4.000 yıldır kadın çalışır, yaşar, neslini devarn ettirip gelir. Bugüne kadar kadının eğitimi bahis konusu olmazdı. Bu sorun son elli, hattâ kırk yıldır kendini du10 milyon Türk kız ve kadını henüz karanbkyurmaktadır. Bu soru bugün niçın ortaya çıkmış Iarda uyuyor. Onlan hanpi yoldan ve ne zaman bulunuyor? Çünkü bugün yurdumuzda ve dünyauyandıracağız? UNESCO gibi milletlerarası teşekdaki değişmeler, okumamış kadırun meselesi olaküller, Türk ve yabancı eğitim uzmanlan bu sorurak ortaya çıkıyor. Bu^ün Türk kadmının okuma nun çözüm yollannı çoktan bilimsel. objektif kudilefi onun içinden gelen bir dilekten çok, dışarallara dayatmıs bulunuyorlar. Mesele, bu millî ndan gelen ve onu zorlayan bir faktördür. Yıkılsorunu çözmek sorumluluğunu taşıyanlann bu amasj gereken bir efsane vardır: Anadoluda köyünlanda ciddl ve bilimsel tedbirleri ile bir an önce d« veya kasabasında yaşıyan kadın, sadece evinin dâvayı benimseyip işe sanlmalarıdır. Türkiyenin hanımı ve çocugunun anası değildır. Her yerde geleceği bu konudakj çabalara bağlıdır. •*•••»••••••*•>•*?£ OOĞAN NADİ Doğunun çilesi Tam bu yazıya başlarken kapıdan bir arkadaşım girdi. Doğu Ana • doluda 4500 kilometrelik bir yolculuktan dönmüştii. Sordum: S Sefalet, dedi, ağaçsız topraklar üstünde ve yakıcı günes al • tında bitmez tükenmez bir sefalet. tnsanlarınm ağlanacak kadar • perişan, yoksulluk elle tutulacak gibi. S Doğu Anadolu dediniz mi ardından zelzele. kızamık, eşkiya, kan ; dâvası, toprak kavgası gibi kelimelerin çağrışımına uğrarsınız. Bu • konuda Halil Aytekin'in «Doğuda Kıtlık Vardı» adlı kitabına başvu • ralım. Halil Aytektn masaba^ı yazarlırtndan sıynİTp Anadoluyn ka • rış karış dolaşan bir savgı değer kisidir. Uzun süredenberi Anadolu 5 köyii üstfine incelemeler yapmaktadır. «Doğuda Kıtlık Vardı» adlı \ kitabında çesitli bölçelerdeki köylerin eelir • gider tablolannı yayın S lamıştır. Meselâ Ercis ilçesinin 170 nöfusln Nisancı köyünde orta S halli bir kövlö ailesinin vıllık ortalama ereliri sövledir: Ş Gelir kaynağı Dönürn Dönümden 50 Toplam • 1225.00 • 1450.00 ; 300 00 ! 23 Yaşında bir toy Onu bari istemiyelim Özel bir şey lâzım Teşkilâtlı faaliyet Insanlar ve fareler iiii İİİİ iiii •••• I O A O S. B. F. ÖĞRETİM ÜYESİ kadın fiill çalışma hayatına katılmıştır. Velev ki bugüne kadar bu çalışma karasapan ve hayvancılıkla ağır aksak bir hareket şeklinde olsun. Dune kadar dısan açüma ihtıyacını duymıyan kadın, modernleşen ziraat ve sınaîleşen şehir hayatının etkisiyle dısarı bakma zaruretini duymaktadır. İkincisi, halkımız, kadınerkek tnunasebetlerinde kadına daima «ikinci sınıf bir vatandaş» gdzü ile baknuştır. Eğer kadın eğitilecekse eğıttiğimiz çerçevenin içinde kadımn ikinci sınıf vatandaşlığı artık ortadan kalkması gerekiyor. Modernleşen ziraat alanında, endüstrileşen şehir hayatında kadına ikinci sınıf vatandaş olarak bakamayız. Aksine okuyupı yazmasını, haklarmı savunabilmesmi öğrenmesi gerekir. Bu gerekliliği ise kadın ancak görevsel bir erkekkadın ilişkilere uygun olarak geliştirilen eğitim sistemi ortasında oğrenebilir.» eçen yıl on gün mfiddetle Karadenizin en sevimli köşelerinden biri, Rizede Be? Yülık Kalkınma Plânı konnsonda düzenlenen bir seminere katılmıştun. Bu vesile ile ora kadınlarının sosyal ve kültürel durumlan Ue ilgilenmem tabiî idi. Bu konuda beni içten kaygılandıran başlıca konu, ürünlerini, yiyeceklerini, taşını, odununu, çocuğuna durup dinlenmeden sarp sırtların tepesine kadar küfeleri fle durmadan tasıyan çileke; kadınların durumu idi. Çaydan yılda 200 milyon TL. lık bir gelire sahip olan bu ilde özellikle kadın nüfasu sınıra yakm bir iki kaza dışında hemen hiç okula gönderilmemektedir. Bunun köylü kadınlanmiTi nasıl etkilediğini şu iki örnek açıkça aydmlatmaya yeter. Bir gün yol boyunca yanında sekiz, dokuz yaşındaki kızı ile rastladığim ve sırtında çab çırpı dolu kocaman bir küfe tasıyan Rizeli bemsireme çocuklannı okula gönderip göndermediğini aormuştum. «fki oğlum var, çok şukfir ikisi de orta okul* pidiyorlar.» Ya kızın? Allah vermesin, o olsun diye okutturur muyum hiç!» Dtğer bir defannd» kanncalardan farksrz bir çaUşkanlıkl» tepelerden inip çıkan Rizeli kadınlan »eyrediyordnm. Genellikle bütün Snemli yol kavsaklannda çay üriinünü kantara vurup abndı makbuzu kesen T.C. tnhisarlar memurlan birer açıkhava satın alma merkezi kurmus bulunuyorlardı. Yakında doğum yapacağı besbelli bir kadıncağız en azmdan 45 kiloluk küfesi ile elleri bos olan erkeğinin yanında dağdan iniyordu. Yüzünde saııki kürreyi başında taşıyormuşcasına ezik ve yorgun bir ifade okunuyordu. Kantara yüz metre kala erkeği ona küfeyi indirtti ve orada bekletti. Sonra küfeyi çahmla yüklenerek memura gidip çay mahsulünü tarttırdı, ücreti kendi adına tahakkuk ettirdi ve makbuzunu cebine soktu. Kadın tek kelüne söylemeksiıin boş küfeyi yüklendi ve yeniden dağa ttrnuumutys basladı. Bu kadınlar Rize fl merkezinin ortasında okul görmemiflerdl, Atatürk'ün kadın devrimlerinden habersizdiler. Onlar, ekonomik açıdan faydalı birer üretici, fakat medenf haklar açısından karanlıkta bunalan yaratıklardı. ysaki Istanbula daha yakın, Karadenizin yemyeşil gırtlannın tepesinde kurulu, şipşirin Akçakese köyünün Ukokul mezunu kadmları bakınız dünyada eşine az rastlanır güzellikte kurasallannda çocuklan He "îıirlikte elbiseli olarak denize girerken, . çocukjarına nasıl sesleniyorlar: «Gel oğlum, bakayım ayağma batan çiviye, paslı olmasm, sonra tetanoz olursun!» Sonra tertemiz püler yüzünü bana dönerek şöyle devam ediyordu: «Köyümüze iyi kl hükümet ana • çocuk sağlık merkezini kurdu, herkes iğne olabiliyor. Diyorlar ki gelecek yıl gezici dikiş öğretmeni gelecekmiş, o zaman da elbiselerlmizi dikmeyl öğreniriz!» :::: •••a •••• •••• yetiştirebüiriz. tşi düzeltelim derken öteld mahkemeler saicısız, müdürlük uzmansız, hatti fcavşaklardaü işaret kuleleri bile memurn ir gmzetede büyücek bir baş suz kaür. bk: «Istanbulda zorla kız kapatanlar varj> Yirmi üç yaşmda toy (!) bir kızı bir adam kaçırmış, ve iki ay evinde tutmuş. Affedersiniz, bendeniz bu çeşit haberlere inanamıyorum. Cç yaSonra, bana öyie geliyor ki, bu şında, beş yaşında bir çocuk olsa, trafik dışı yürümek bizde âdeta badi, anlıyacağım. Ama, insaf ebir zevk halini almış. İsaret kodin, yirmi üç yaşında bir toy kıt (böyle yazıyor gazete) kaçınur da. yuyorsun, illâ, 5 • 10 metre aşağısından, yukansmdan geçiyor. Zir> üstelik iki ay da bir eve kapatılır cir geriyorsun, üstünden atlıyor. mı? Nerdeyse duvar çeksen. tnerdiven Eğer bu kız yirmi üç yaşına gelkoyup, yine, üstünden geçecek. diği halde, gazetenin yazdığı gibi, Zevke ceza dayanır mı? Adam hâlâ toy kaunışsa, bu doğrudan verir cezasını vine de zincirin üsdoğruya kendi kabahatidir. Vaktütünden atlar. zamaniyle gözünü açıp, sağını soBizler için bir başka şekil aralunu görmeyi öğrenmeliydi. maU. *** 23 yaşında bir toy meri kabul etmişler. Bunu Cezaevı Müdürü (hepsi bılirler ya) bilıyordu. Hattâ Adaİet BakanUğına affın çıkrnamasi için bir yazı yazmış, durumu anlatmıştı Fakat o af çıktıydı. Ve, yıne şimdi olduğu gibi, cezaevinden çıkan lar işlerini görmüşler, bir kaç gün sonra da yıne içeri aluımışlardı Ekinden 25 HayvanaUktan (20 ltoyun 3 inek) Irkatlıktan Insanlar ve fareler A çlık içinde bulunan Hindistanda, Tarım Bakanı. halka fare yemelerini Uvsiye etmis. Buna dair geçenlerde bizim Ilhan Selçuk. pek doğru olmıyan, bir fıkra vazdı. O «ineklerin mukaddes savılıp dokunalmadıçı bir memJekette, elbette. insanlar fareye muhtaç olur» diyor. Öyle değil. Bir defa Hindistanın her yerinde inek mukaddes sayılmaz. Bu koskoca memlekette 150 kadar çeşit çeşit dinî oıezhep, ve tabii. bir o kadar da ayrı ayn itikat var. ineklerin dokunulmazüğı, zan nederim, yalnız başkent Yeni Delhi ve civanndadır. Buna göre meselâ Bombav'da nlanlara Ağra'da Teşkilâtlı taaliyet iiii •••• •••a •••• İİİİ Onu bari istemiyelim «••• «••• •••• i: i P mniyet Genel Müdürü Sayın Hayrettın Nakıboğlu gazeteciYok, yok, ounaz böyle şey. Böylere «suçlular teşkilâtlandı. Halbule işlerin içinde binbir türtü başki polis olduğu verde duruyor» deka işler bulunduğundan hiç şüphe mış etmeyin. Bunlar döne dolaşa biHiç şuphesız doğrudur Yerden zira polisin başma dert olurlar. göğe hakkı var Emniyet Genel Emniyet Müdürü Sayın Haydar Müdürünun. Evet, suçlular önceözkm dostumuz bunu bizlerden likle hırsızlar, teşkllâtlıdırlar. BUbin defa daha iyi bilir ya, ne yapyük şehirlerl mahalle mahaJle asın, mevzuat var, şikâyet geldiğinralarında taksim ederler, öyle çade takip etmeye mecbur. lışırlar (!). İşin tuhafı bu «teşkilâtlanma» ce zaevlerinde başlar. Çünkü cezaevleri bu adamlann bir çeşit «tanışma» yerlerıdir. Hele bir af çıkaı ı Urriyet arkadaşımızın bir o™ kuyucusu gitmiş, tstanbula gelen «Sofya Devlet Sirkı» ni görmuş, ve gazeteye bir mektup gondermiş: Bizim de bir devlet sirkimiz olmalıdır, diyor. cağı haberlerı yayılınca (şimdı olDevletten bir sürü şey lsteriz. duğu gibi) bu teşkilâtlanma daha Elektrik isteriz, su isteriz, yol ısda hızlanır, daha da kuvvetlenir. teriz, okul isteriz, tren, vapur, uBır tarihte tzmü Cezaevi M'lçak velhasü lsteriz de isteriz. A dünl olan bir dostum bana tafsilâma doğrusu bu zavallı devletten tiyle anlatmıştı. O sırada yine bir bir de sirk kurmasını istemeK, aftan bahsedıliyordu. Suçlular akırk yıl düşünsem, akhma gelralarında tzmirın semtlerini takmezdi. sim etmişler. Hattâ zengin mahalBir defa bu sirk Bulgaristanda lelerine düşenler. nisbeten fakir ötedenberi vardı, ve özel sektör semtlere düşenlere pay bıle verdeydi. Ancak, İkinci Dünya Harbinden sonra orada her şeye devAQUA VELVA let elkoyduğu için, bu sirke de el kullanan arkakta bir sihlr var. atmış, adına da, yine her sahada olduğu gıbı, cafcafl' bir «Devlet» Trtftan «onra ICE BLUE AOUA keümesi oturtmuş olacak. VELV», tlzt nefılnlzt Itlmad M j Devlet tiyatrosu olur, devlet ba I layan havayı varlr, clldlnizl korur lesı olur, devlet operası olur, dev»üzünüz» Uzelik getlrir. Içindekl iet konservatuan olur, evet, butün bunlar olur. Çünkü insanların , HUMECTIN cildinlzl dflzeltir. terbiyesine ait işlerdir. ICE BLUE AOUA VELVA kullanın va ICE BLUE kokutunun cazlbatlnl etrafınızdakl bayanlarda gSrfln. KE BLUE •attahzartm (meşhur Tac Mahal'in bulunduğu ycr) maymunlara dokunulmaz. Hattâ kertenkeleyf kadar mukarides sayılan yerler vardır. Hele raaymunlar pek tuhaftır. Memlekete her sene milyonlarca liralık meyva zaran veren bu muzip hayvanlara, dokunmak şövle dnrsun, üstelik. bizim eamilerde Küvercinlere vem «atıldığı Ribi, orada da maymunlar için, kese kâpıtları içinde. Amerikan fıstığı satıyorlar. Kaldı ki Hindistanın yansından fazlası «ct yemiyen» bir mezhebe mensuptur. Yauıız sebze yerler. «Fare yiyin» tavsiyesinin sebepleri barnbaşkadır. Onu da tlhan benden çok daha iyi bildiği için burada lâfı uzatmıyalım. Toplam gelir 2970.00 Demek ki bir aile 2910 lira ile geçinmek zonındadır bir ozun yıl tstellk yem bedeli, tohum bedeli, araç bedeM gibi isletme masraflan da bu 2970 liranın içindedir. Yiyeceklere 1205. giyeceklere 743 mefruşat ve yakacaja 115. çeşitli masraflara 915 lir« gitmektedir. Halfl Aytekin'in «Doğuda KıtUk Vardı» adlı eserinde Anadolu köyiusünün geçimi üstüne su satırlan okuyoruz: « 1955 yılı ile 1959 yılı arasında Orta Anadolunun tahıl fcöyle rinde yaptığımtt araştırmalarda, 75 100 dönürn kadar ekümişi olan iki çiftlı orta bir rençberın yıllık ortalama gelirinin 2000 25O0 lira arasında oiduğunu görürüz. brman bölgesınde ise aynı tip ailelerin yılhk gıder hanesinde fazla bir değişıklik görulmemekle beraber yıllık gelınnın 1800 lırava kadar düstuçü görülür. ( . ) Türkiye ortalaması köylenrnizde adam başına 950 liradır. öbür yandan bu yıl Doğu Anadolunun aSa köylerinde yaptığımız incelemelerde bir tek aganın kendi köyünde marabacı olarak tuttuŞu ailelerin 150 kat ü<=tünde kazanarak yıllık gelirinin 250 binle yanm milyon arasında yükseldigi eörölür » Ve Dogu Anadolunun halini 1923 yılının Ocak ayında Ziya Gökalp, Küçük Mecmna'da söyle anlatıyordn : c Aşıret beyi köylünün bütün emvalıne tasarruf eder. Dâvaları feshederek vergıleri tarheder. Koylülerın hayatı, raalı, ırzı, her şeyı beylenn keyfine tâbıdir. Doğu Anadolunun ağa köyleriyle asiretlerını dolaşınız. Meşrutl bir memlekette Kurunı vusta (orta çağ) ya mahsus feodalizmin ne suretle ihya edildijini burada v»zıh bir surette görebilirsiniz.» Ziya Gökalp'in bu yazısını yazdığı yıl Atatürk, Cnmhuriyeti ilân etmiştir. Ama ne yazık ki, Cumhuriyet bngüne kadar Doğn Anadoluya çirememiştir. Simdi Mns ve Erzurnna bölgelerindeki zelzele bizlere çok aeı baberler retiriyor Doğudan . Yoksnl ve geri bölgelerimiz üstelik yer sarsıntısı tehlikesiyle karsı karsıyadırlar. Evle» bu telılikey» töre hazırlanmamıstır. Yüzlerce insan ölüyor zelzelede .. Aeaba vapılar çrreîi eibi inşa ediise ölü savı<;ı bu kadar olnr muydn? Hınıs'ta ve Tekman'da en fazla hasar meydana eelmistir. Tekman eeçen vıl kızamık salgınına da uframıstı. YGzleree çocnk ilâçsızlık, doktorsuzluk bakımsızlık viizünden öldü. Acaba ?cre|;i jibl bakılsa kızamık vüzünden bir tek çocak Slür müydü? Doihı illeri sanki bizim memleketimiz de{il de »8mürr*miz gjbi . Yatırımlar hep Batı yanıns akıyor, devlet bütçesi hep Batının zengin sfhirlerine hareanıyor. Yönetlmde adıletsizlik, yıllar geçtikçe Doğuyn daha da yoksnllaştırıvor. Ve bir de bnnların fistüne laman zaman yer sarsıntısı tuz biber ekiyor. Bizim politikaeılar ya böyle bir tablî ifet oldnğu zaman, ya da seçim vakti hatırlarlar Doğu'yu .. Ondan sonra bir yenisine kadar ya hey . Türkiye içinde Doîu ve Batı dençfsizliii ve Dafnmin içinde ıcnçin fakir densesizliji utanılacak gibidir. Bu isi düzpltmenin de çareleri vardır. Eier a çarelere yanasacak iktidar kurnlabilirse . Simdi çazetelerde ah ile van edebiyatı alıp yürüyeeek. Doîu'va sSntt\>Ba yardımlar baslıyacak, Kızılay çadırlar kuracak, zencinler^aar vereock, politikaeılar acıklı nntuklar atacak. Ve de sonra Do£u anutnlacak bir yeni ıeİ7eleye ya da salgına kadar .. Dogu Anadolo, bn çilesini anladıği için bir de tfirkü yakmış üstüne : Milletin halı mı var, halı mı? Hırsıza yedirecek malı mı var. mılı mı? Yediler, tükettiler, oğul, oğul I Debrenecek kolu mu var, kolu mu? •iii :: :: iii: •••• •••• •••• vrilliams «amulltrfır. • .a » • • • • • • • • • * • • • • • > * • • • * • • •• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • •• • • • • • •• • • •* • • « • • • • • • • • • • • • ••••••«••••••••«•••••••••••••••••••••••••a•••••••••••••••••••«••••••••••••! Vefatı ile bizleri sonsuz acılar içinde bırakan aUelerımizin bıricik sevgilisi, örnek insan vefatı dolayısiyle cenaze merasimine katılan, telefon, telgrafla ve bizzat gelerek acımızı paylaşmak lutfunda bulunan akraba, dost ve arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürlerımizi saygılarımızla arzederiz. İbrahimoğlu, Bekiroğlu, özüdoğru, Çelikiz, Kocacıkhoğlu, Soner, Orhon Aileleri. (Cumhuriyet: 9742) TEŞEKKÜR ÖLÜM Şirketimizin kıymetlı müdürlerinden Yakınşark Mister Mudürümüz Suphi İbrahimoğlu'nun JAMES L. CARVER Gelıboluda geçirdiği müessif bir trafik kazası sonunda kaldıııldığı Çanakkale Devlet Hastahanesinde gösterilen bütün ihtimama rağmen kurtanlamıyarak 18 ağustos 1966 eünü vefat etmiştir. Nâşı İstanbul Amerikan Hastahanesıne nakledılmışür. Bu acı haberi teessürlerimizle dost ve arkadaşlarına du\ uıuruz. GERI TOBAKO KAMPINİ TÜEKİYE MÜDÜRLÜĞÜ Cumhuriyet 9740 Sirk ıse hayvanların terbiye edılıp bir takım numaralar yaptı j rıldığı yerdir. Devletler hayvanla | rı terbiye etmek işiyle uğraşmazlar. Hele, bizimki gibi. insanların terbıyesiyle doğru dürüst başa çı [ kamıyan bir devletten, bir de, hay \ van terbiyesi istemek, biraz insafsızlık değü mi? Bu sayın okuyucu, iki üç adım ilerıye gitseydi, orada Medrano sirkini görecekti, ki hiç bir devletle ılişiği yoktur. Ilâncılık: 4886/9750 Tanınmış Bir Alman llac Firması Merkez Ankara, İstanbul ve havalisinde tam gün propagandistlik yapacak, vatanl vazifesini ifa etmiş, hususi ve resml hiç bir işle alâkası olmayan serbest doktor veya eczacı aranmaktadır Muracaatların 1 adet vesi'ralık fotoğraf, kısa hal tercümesi ile çahşmak istedikleri bölgeyi de belirterek 31/8/1966 tarihine kadar PJC 353 Galatasaray İstanbu) adresine yapılması rica olunur Ilâncılık: 5279/9751 TEŞEKKÜR Kıymetli varlığınnz REMZtYE KONUR'un âni ve vakitsis kaybından doğan büyük acımızı çeşitli yollarla paylasan akraba, dost ve yakınlarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunanz. Süleyman Konur ve Çocuklan (Cumhuriyet: 97431 Özel bir şey lâzım unanistanda yayalar için seyyar trafik mahkemeleri kurulmuş. Bu mahkemeler bir savcı, bir trafik uzmanı, bir de trafik polisinden kunıluymuş. Kaide' lere uymıyan trafik suçlusu yayaları vakalayıp ceza kesiyorlarmış. Fena bir fikir deği) gibi. Bir defa suiistimal ounaz. Yani «arkadaş senin cezan 10 lira, ver bir 5 kâğıt da kaybol şuradan» meselesi bütün bütün ortadan kalkmasa bile, hiç değilse, azalır. Sonra her, kes işin ciddiyetinden korkacağı { için kendine bir.çekidüzen verir. j Hani. şunu biz de tatbik edelhn diyeceğim ama pek dilim varmıvor. E\velâ, bunca suçluya ne savcı, ne uzman. ne de trafik polisi Y D. B. DENİZ NAKÜYAT1 T.A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜGÜNDEN: Büyük bir kısnu madenl olan muhtelif hurda malzeme kapalı zarfla teklif alma suretile sat:lacaktır. Şartnamesi Şırket tkmâl Müdürlüğünden temin edilir. İsteklüerin 23/8/1966 (fünü saat 17.00 ye kadar tekliflerini vermeleri ilân olunur. (Basm 19022/9733) TEŞEKKÜR Oğlumuzun doğumunu büyük bir hazakatle yapan ve her türlü şefkat ve alâkasım esırgemiyen Eskişehir esrafından merhum Hacı Sadık v« merhume Fatma Yurtman'ın kızı, tnerhum Kahraman Seçilmiş'in eşi Hacer Seçilmi?, Fikret Erol, Saadet Sarsılmaz, merhume Nezahat Seçilmiş, Sevim Gürbüz. Erdoğan Seçilmiş ve Güler Ersin'in biricik anneleri, Refik Erol, Muhittin Sarsılmaz, Yaşar Gürbüz, Rıza Ersin, Ayten Seçilmiş ve Hakkı Tuncel'in kayınvalideleri Serpil, Nezahat, Esen, Eren, Petek, Aüllâ, Pelin. Ahmet ve Burak'm anneanneleri Hanımefendi 18 Ağustos 1966 günü Hakkın rahmetine ka%uşmuş, 19 Ağustos 1966 cuma günü Karacaahmetteki Aile mezarlığında ebedi istirahatgâhma tevdi edilmi?tir. AİLESİ Allah rahmet eylesin. Cumhuriyet 9737 Büyük Kaybımız KADRİYE SEÇİLMİŞ Jinekolog Dr. GÜNER ERYÖNER'e teşekkürü bir borç biliriz. Aylâ ve Bedri Kardeşler Tire (Cumhuriyet: 9739> TÜRKHOEGHST A.Ş. Sekreler Arıyor 1 Bir Alman Müdüriyet Sekreteri, 2 Bir sekreter. Taliplerin iyi Almanca steno ve daktilo bilrrrleri şarttır. Mvdüriyet sekreterinin ikinci bır yabancı dı) bdrnesı tercih sebebidir. Müracaatlann her gün Tünel Müeyyet Han kat 3 e şahsen yapılması. Reklâmcılık 3302'9732 Lütfü Öztürk tarafından neşredilmiş bulunan: «MEHMET ODABAŞ'm ÖZEL YAŞANTlSl» SOSYAL SİGORTAL.VR KURUMU «İSTANBUL HASTAHAÎS'ESİNE» ARZI ŞÜKRAN Geçırmiş olduğum ağır bir safra kesesi ameliyatı İle beni yenıden sıhhate kavuşturan: adlı kıtap ile hiçbir şekilde ilişiğimiz bulunmadığuu alâkaEşi: Nermin ODABAŞ darlara duvoıruruz. Çocuklan: FiHV ve Serap Odabaş Cumhuriyet 9763 Sayın Operatör Doktor MACİT MADENLİ ye hastalığım muddetirce ustun alâka ve şefkatlerini esirgemiyen dırayetli Başhekim: ADRES VE 1EIEF0K NUNARASIOEĞİŞİKIİKIERİ İİTANBUL BDLGE MUOPRLUĞU ESKİ ADRESİNDE GUMUŞSUYU DEVRES HAN) MUHASEBE/MÜ9TERİLER HESABI IYENİ ADRESI GUMUŞSUYU DEVRES HAN) AİMYEVİ MADDELER MÜDÜRLÜĞÜ <YENI ADRESI TAKSİM DOĞU PALAS KAT 3) SATIŞ ARTTIRMA VE REKLAM 9UBESİ IYENI ADRESI : TAKSİM DOĞU PALAS KAT 2) Sayın Doktor SAİM AKSAN'a hastahğımla yakınen alâkadar olan Sayın Op. Dr. Adnan Kurkçuoğîu. Op. Dr. Ege Arsan, Op Dr. Rıfat Cankat. Dr. Oktay Uras. Dr. Necmettın Tolon Dr Zihni Kavurt. Dr. Ertuğrul Başsıpahi. Dr Sevim Kopcahoğlu. Dr. Kemalettin Torunoğlu ve Dr. Ahmet Beler'e, Bashemşlre Fıkriye Kapatan, hemşire Neclâ Teoman, lclâl Utku. Remziye Goksel, Durdane Taşan. Yuksel Yavuz ve Hayriye Sokollu'ya, hastabakıcı Huseyin Ulu, Ahmet Satılmış ve Yakub'a ve ismini bilmedıeim butun hastahane personelıne mmnrt ve şukranlarımı saygı ile arzederım. Ha«(a Öğretmen MESRURE ONUR 447590 49 63 00 479800 479800 SANTRAL SANTRAL SANTRAL SANTRAL Türkiye'de ve dünyada... nüvenveren garantili marka AEG BU ADRES VE TELEFON NUMARASI DEĞİŞİKLİKLERİNIN 22 AĞUSTOS 1966 PAZARTESİ GUNUNDEN İTİBAREN TATBİK OLUNACAĞI THE SHELL COMPANY OF TURKEY ÜMİTEO TARAFINDAN MUŞTERILERINE SAYGIYLA DUYURULUR. Kadar Rekiâm; 814,9759
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog