Bugünden 1930'a 5,439,331 adet makale



Katalog


«
»

6AHÎFE DÖRT 20 Mart 1966 CUMHURİYET J a m e s BondSHir TEHLfKE kemiren irili, ufaklı çocuklar ken dilerine katılan Hasana da birer lokma u^attılar. Yaşlanndan umul maz bir güçle yere çömetmeksizin, dinlenmeksizin çalıştılar. Koca tütün deposunun içindeki tütün balyalan dışanya taşınarak, içerisi temizlendi... Tarla içindeki çadırda, günlerdenberi yatmakta olan hastalar, bu çatı altına yerleştirilmeye başlad:. . Onlarla işbirliği yapan büyükler, çocuklara he yecanla «Allah razı olsun» dediler. Ortahk kararmak üzere olduğu için, çocuklan evlerine iletecek kamyon yanaştı... Kamyonıı kullanan mücahit, en küçükleri olan Hasanı havaya kaldırarak: «EVE.. dedi. E\i olmıyaniarı, çocuklarm çoğunluk olduğu sinemaya götürecegim. Geceji orada geçirsinler... Aranızda evine gidecek var mı?» «Abi, şu tarlaya gitmek. taş taGenç mücahidin sesi titrek, ba«ımak istiyorum ben.. Bırakın kışlan buruktu... da geçeyim» 30 kadar çocuk. cevap vermekMücahitler, Hasanın heyecanlı sizin başlannı yere eğerlcen, Hadavranışlarına yabancı değildiler. şan bir çırpıda konuştu: Onun gibi binlerce çocuğun çalış«Abi... Ben gideceğim.. Hacıbamak için evlerinden kaçtığını bibaya... Ama hava karardı; Şifâ liyorlardı. Duyguları acıyla dolu abama evet, Şifâ abama gideceolan annelerine haber vermeksığim...» zin yapıyordu bu işi, çokları. Bu Hasanın gözleri jaşlıydı... Diğer nedenden Hasanı so'rguya çekmeçocuklar sümüklerini çekerek, leri gerekirdi. Çok küçüktü o.. kamyona girerken. onlann arasın«tsmin ne çocuğum?» da kalmaya can attığı halde sözünde durması gerektiğini sezHasan bakışlarını çatarak, söymişti... Kendi yeri de onların yalendi : nıydı. Öksüz ve kimsesizlerin ya«Ben çocuk değilim.. Ismim Hanı... sandır..» Gök>üzü bulutlarla kapanmaya «Sokağa çıktığını biliyorlar başlamıştı. Bu ılık ülkede kış gümı?» nür.de bile yün hırkal?.rla gezinenBu soru kuşkulu bir tonla so ler, biraz sonra başhyacak olan rulmuştu. Yüzlerce çocuğun ökyağmurun ilk işaretini gördüler süz, sokak ortasmda kaldığı en Şifâ, pancur aralığmdan çakan acı gerçekti.. Hasanın cevabı da şimşekleri izleyince sonsuz bir onlara eklenecekti. korkuya kapıldı; «Ortahk karar«Biliyorlar.. Hacıbaba da. ŞLfâ mış, Hasan hâlâ gelmemişti.. Ya abla da biliyor..» kaçınldıysa! Ya yoiunu şaşırarak Hasanın gözleri dolu, doluydu.. Rıım mahallelerine daldıysa, aönce, bir çocuk sanılmasına, sonman Allahım?» ra da mücahitler gibi bir silâhı olBüyük bir korkuyla salona koşmamasına içerlemişti.. Annesiz, tu; Âkile biraz önce eve dönmüşbabasız kalma acısı içini yakarken. tü. Koca gün boyunca Kızılay ubu eksiklikler de sezinlerini alevçaklariyle Türkiyeye gönderilen lendirirdi. Varlığına ayaklanmak yaralılann bakımıyla uğraşmış, o istercesine. dudaklarını ısırarak. mağnır başı acı duygularla öne göz yaşlarının akışım yendi... Baeğil mişti. şını gumrla kaldırarak: Şifâ. onun kocaman tepsiyi ço«Bırakm gideyim, dedi. Söylecuklan yedirmek için kucakladıdim şu tarlaya gideceğimi, bırağını gördü. Evdeki diğer kadmlar kın..» Bir kaç saniye içinde tarlada ortalıkta dolaşıyor, suyu jitirya ulasan Hasanın ârkasıra baktı meksizin süt tozunu süte çevirmelar.. ye çalışıyorlardı. Saat öğlenin üçünii gösteriyorTümü, iş bölümü yapmak zodu... Ellerindeki soğan ve ekme^i nınluğıında kalmıştı. BugUn yiyeHasan bu umulmadık sarılışla duraklamak zorunda kaldı.. Ilk anlar sıvışarak, yoluna devam etmeyi düşündüyse de, mücahitlerin omuzlarından sarkan silâhlar onu mıknatıslamış gibi yapacağını unuttu; «Onlar gibi olmak ne hoştu. Bir silâha sahip olamaz mıydı?..» Gözlerini etrafını izlercesine oynatırken. birkaç metre üerisindeki kalabalık çocuklan eördü. Onlar kendinden büyüktüler belki.. Fakat kendi de kuvvet liydi.. Taşlan kalas!an"yüklenmişler, tar'adan depoj'a taşımaktaydılar.. Hemen oraya koşmalıydı.. Mücahit abilere de küçük ve şaşkın bir çocuk olmadığını söy!emeliydi. Silkinircesine dikîeşerek : ERKİN 29 cek işiyle uğraşma sırası Âkilenindi. Yine de Şifâ, biraz önce A y şenin ve annesinin yiyecek ve ilâç verimini yapmıstı. Kurdugu plânı 5fürütmek için babasına, annesinin yanmdan bu gecelik de ayrılmamasını yalvarmış ve genç anneyi uyutan hapın sonuncusunu içirmişti. Bir kaç saat bu hapla onun yatısacağmı ve uyuyacağmı biliyor du. Birazdan ev halkı da karınlannı doyuracaklar ve odalanna kapanarak acUarına sarılacaklardı Evden sıvışmamn tam sırasıydı. Âkile kendini durdurmaya çalışsa bile, onun panik yaratacak bir davramşta bulunamıyacağma güvenliydi. Şifâ'nın telâslı davramşla rını sezen Âkile, çocuklu odanın kapısını usulca kapadı. Sorulu ba kışlarla yengesine yaklasarak. fı sıldarcasma: «Ne var, dedi? Birir.i rni bekliyorsun, Osmam mı yoksa?» Şifâ, dudaklanru acıyla ısırarak: «Hasanı beküyonım. dedi. Buraya dör.ecegine söz vennişti. Kay bolmasından, başma bir sey gelmesinden korkuyorum. Fakat sezdirme kimseye. kıyameti kopanrlar sonra ..» Âkile de aynı kuşkuya kapıldı. Ne diyeceğini şaşırmışcasına bakınırken, yengenin kıyafet değiş tirmiş olduğunu hayretle izledi. «Bir yere gitmeye niyetli idi. Hem de tanınmaması gereken bir yere Bir erkek gibi giyinmiş, benden sakladığı bir şev var» diye düsün dü Şifa. yeğeninin çok şeyi anladığını sezerek, kızardı; «Bir çocuğa döndüm.. evet, kaçmak istiyorum. Osmanı bulmak istiyorum» diye dü şündü. Akile soru sormaksızın odaya 3ürürken, bir an duraklayarak: • Ne yapsan haklısm« Fakat topar lan Şifâ. dedi: durumumuzu kavra mağa çahş. ö'iümün burnumuzun dibinde olduğunu görmüyor musun?» • Bırak beni Aküe, yalvanrım unut beni..> Sifâ gerçekten bir çocuğa dönmüştü; Silâh seslerinin kesilmesiyle, iç duyguları ayaklanmış Osmana olan özlemi sonsuzca artmıştı. Sezilerine kuşkuda ekleniyordu: "Çocuklar gibi aldattılar be ni de belki! Osman gerçekten Rad yo istasyonu çabasında mı. yoksa öldü mü!« diye düşünüyordu. «Yerinde duramazdı. artık; Hasa ru yamna alarak, onu bulmağa gidecekti fakat. o da gelmemişti. Fı rına kadar gilmeğe çalışacaktı Ma hallenin Rumlardan temizlenmekte olduğunu bugün gözleriyle görmüştü Her köşe Türk Mücahitleriy le doluydu. Hem, rastgele bir kurşunla da ölse, Osmansız yaşamanm ne anlamı vardı !> Duygusal acılar sevgi sezisini öy lesine kabartmıştı, Şifânm.. Aküenin odadan çıkmadığını gö riince korkusuzluğu arttı; «Bana hak verdi» diye düşünerek, bir kö şede duran bisikletr kucakladı Gürültü yapmamağa çalışarak usulca sokak kapısını açtı. •Oh!» sokaktaydı.. Zifiri, dajacık sokaklardaydı.. Karşı evlerin hepsi de aynı kapa lıhk ve sessizlik içindeydiler; sanki tümü ölmüştü, içindekilerin.. yağmur şakırtısmdan başka ses yok tu etrafta.. Osmana ördüğü yün berelerden birini sıkıca başına geçirdi. Ayağındaki çizmeler lâstik olduğundan ses çıkarmıyordu. Bir davramşta bisiklete atladı.. İlk daracık köşeden saptıktan sonra birden gözleri kamaşarak. kır pıştı. Bir kenara çekilmeğe uğraşırken, «vınk» diye bir gürültüyle bisikletten atlayarak, ağzını elleriyle kapadı; •Dur.. Kimsin, söyle yoksa?» Üstüne çevrilmiş olan silâhlardan önce, Hasan ve Ömerin sapsarı saçlarını gördü. Heyecanını yen meğe çahşırcasına; •Şifâyım.. benim.. Oh!» diye inledi.. Ömerin arkasından kocaman biri yere atlayarak, Şifâya yaklaştı. Ah metti, bu.. Neden onun sokağa atıl dığmı kavrayamamış, davranışından hoşlanmamısü.. 'Kaybedecek tek dakikaları yokken, kadmlarla uğraşmak niyeydi? Şifânm bir der di olmalıydı!» Sesinın tonunu zorlukla yumuşatarak: «Dikkatli olun, dedi. Bu sokak çok dardır. Hasanı ve Şifâyı ben eve bırakıp döneceğim. Beni bekleyin bir dakika..» Sifâ, duygularının anlaşılmama sına içprledi.. «MuÜaka bir şeyler o'du.. Omer ve Ahmet görünürde, Osman niye görünmez! Öldü de bana söylemiyorlar..» diye düşündü. Durumu unutmuşcasına sesini yükselterek: • Osmanı, dedi.. Onu görmek istedim.. doğruyu söyleyin, doğruyu.» Ahmet heyecanla bir adım geriye çekilirken. Ömer tâ dibine sokuldu. Avuçlarını ağzma siper yaparak. Sifânın kulağına fısıldadı: • Hemen eve dönmelisin. dedi. Nerdeyse Osman konuşacak. orta dalga 200 metre üzerinden. Fakat bilmemeli. konuşanın kimliğini kim se bilmemeli.» Şifâ ne yapaeağmı şaşırmışcastna bisikleti kucaklarken, Hasan tepin meşe başladı: «Gitmem, dedi. Oraya gitmem.. Hacıbabaya gideceğim.. Şifâ abla, inan bana gitmedim fırına» tş yaptım ben. Sor Ömer amcaya.. O aldı beni depodan.." Ömer çocuğu tanımıyordu. Ahmetse karanhk sokaklardan atılmış tı, kamyona.. Hasanın nereden gel diğini soramayacak kadar tehlikeli yollardan geçmişlerdi: Sessizliğin gerektiği aralardan.. Şifâ çocuğun duygularmı kavra mıştı; Anneii çocuklar arasında ezildiğini sezmişti. Vakit kaybetmemek isteğiyle; •Peki Hasan, dedi. Seni fırına gö türsünler. Yarın inşallah seni görii rüz. Akile ablan senin için mahallebi yaptı.. Onu yemelisin... Bir elektrik prizi gözüne ilişti; bnnun ucunda bir ütii bajlı idi. Hemen onu kopardı. Bn sırada kan durmadan akıvordu. Nihayet Jaja'nın yamna gelebildi; o ise hiç kımıldanmıyordu artık. Maigret ipi kadının bilegine sardı ve bütün knvvetiyle sıktı. Sokakta gaz lâmbasının ışığın dan başka bir şey kalmamıştı. Karşıdaki bar da kapanmıştı. Maigret dışarı çıktı; kararsız bir lıali vardı. Dısarıda hava ılıktı. Ikiyüz metre ilerideki aydınIık bir sokaga doğru ilerledi. Oradan. gazinolann aydınlık rampalan, otolar, rıhtım etrafına toplanmış soförler görülüvordu. Bir belediye çavosu yol kavsağında kımıldanmadan. sabit, dikilmis durnyordu. Çabuk... Gamşızlar Bar'ına bir doktor... Çabnk!.. Hani şu küçük buat... Evet! Su küçük buat! diye haykırdı Maiçret sabırsızlıkla. Fakat çabuk, Allahın aşkı için! (Upvamı var) S5S* OiiiHiiiiiiiiii T i f f f a n y TF A Y J H S IF H OE Jones M^m^//j^^S\ Elif hanım / tOjEUTNVA BOZULDU ANKARA İSTANBUL 6.25 Açıhş 6.30 Günaydın 7.00 Köye haberler 7.05 Türküler 7.20 Sabah melo. 7.45 Haberler 8.00 tstanbulda bugün 8.05 Bu pazar sizinle 8 30 Türk Halk musikisi dinleyici istekleri 9.00 Çağımızın kadını 9.10 Türk sanat musikisi dinleyici istekleri 9.40 Müzikli çocuk oyunları 10.00 K. haberler 10 05 Plâklar 10.30 Çocuklarm köşesi 11.00 tst. Bele. Konserva. Konscri 12 00 Yurdun sesi kadınlar korosu 12.25 K. ilânlar 12.30 Ssrkılar 13.00 Haberler 13.15 Çeşitli Rahçi orkestrası 13.30 Reklâmlar 15.00 K. haberler 15.05 Kayıp mektuplaı 15.10 Opera kon. 15.50 Türküler 16.05 Oençlik saati 16.20 Plâklar 16.45 Ocak başı 17.15 Üsküdar Musiki Cemjyeti 17.40 Çocuklar için 17.53 K. haberler 18.00 Reklâmlar 19.00 Haberler 19.30 Türküler 19.45 K. üânlar 19.50 Nesrin Sipahiden şarkılar 20.10 Bu hafta 25.30 Şsrif Yüzbaşıoğlu orkestrası 20.43 Sinema dergisi 21.00 K. haberler 21.05 Söhret yolu 21.45 Ahmet Sezginden türküler 22.00 Reklâmlar 22.45 Haberler 23.00 GPCP kon 24.00 Kapanış. konu ve resim: Ayhan Başoglu K23YO KIUNCI SC*C .BlRAtC.RARAT İLONA 6.25 Açıhş 6.30 Günaydın 7 00 Köye haberler 7.05 Sabah mıiz. 7.25 Oyun havalan 7.45 HatKrler 8.00 Ankarada bııjün 8.05 Türküler 8.20 Hafif müz. 8.50 Türk müz. din. istekleri 9 20 Çağımızın kadını 9.30 İstekleriniz mikrofonda 1C.00 K. haberler 10.05 MüzLkli çocuk oyunlar) 10.25 Pazardan pazara 11 05 Bu pazar 11.35 Bulmaca 11.55 Diskoteğimizden seçmeler 12 25 K. llânlar 12.30 Yurttan sesler dinleJici istekleri 13.00 Haberler 13.15 Eyfelden müz. 13.35 Nevin Demirdövenflen şarkılar 13.55 Han gi mesleği seçelim 14.15 Reklâmlar 15.15 Çeşitli müz. 15 30 Stadyumlardan 16.55 K. haberler 1700 Ocak başı 17.25 İncesazdan Karcığar faslı 17.55 K. ilânlar 18 00 Reklâmlar 19.00 Haberler 19.30 Mustafa Geceyatmazdan türküler 19.45 Uykudan önce 19.30 K. ilânlar 19.55 Necdet Tokatl.oğludan şarkılar 20.15 Spor dergisi 20.25 Ünlii kiçileriıı seçtikleri melo. 20.45 Bu hafta 21.00 K. haherler 21.05 Stüdyo 22.05 K. konser 22.25 Ziya Taşkenften şarkılar 22.45 Haberler 23.00 Gece kon. 23.45 Gece yarısına doğru 24.00 Kapanıs. İS SAÂTLERi Miitercim Aranıyor Çok iyi Fransızca veya İngilizce bilen mütercim aranıyor. Bu lisanlarda yazılmış mektupla resim ve hâl tercümesiyle birlikte müracaat edilmesi. Ticaret hukuku, bankacılık, ekonomi sınav yapılacaktır. konularında yazaU Yüksek tahsilli ve tecrübeli olanlar, iki lisan bilenler tercih edilir. Posta Kutusu 640 Galata Reklâmcılık 1130/2934 Kızlarm hepsi birden zam istiyorlarsa knbshat benim mi? Sözümde durdum ben, aylıçıma z?.m yaptığınızı söylemedim ki... Yalnız birine fısıldadım. Trabzon Belediye Başkanhğsndan: O sankı hıç Dir şey bılmıyor mııydıı? Bana Ou ıiusu.ta t>is bır sey demedikleriııi sivjüyorum. Ya sizc!. Kapıy.ı oıri vurdu duyduuuz mu?.. Birden kaskutı kesılmişti korkudan. Kadına emniyet vermek İVİn Maigret kapıyı araladı. Tekrar döndügü zaman, onun tırsattan istifade ederek yeni bir kadeb daha vuvarladığını gördü. Ben size hiç bir şey söylemedim... Hiç bir şey bilmiyoTum. Anladınız mı?.. Zavallı bir kadınım, ben!.. Kocasını kaybet miş bir zavallı kadın, ve... Vine hıçkınklarla ağlamıya başladıJ.şte bu hepsinden daha acı idi. Jaja, sizce, o gün saat iki ile beş arasında VYilliam ne yapınış olabilir acaba? Cevap vermıden ve ağlamaya devam ederek komisere bakıp du rnyordu. Ama hıçkmklan saraimiyetini biraz kaybetmişti... Sylvie ondan biraz evvel git mişti... değil mi?.. Hiç nmar mısınız, meselâ Sylvie ile Brown 'an bir yerlerde... Kim dediniz?... Sylvie ve VVilliam... Ne yapabilirlerdi ki?... Ne bileyim ben?... Bir yerlerde bnlusmsk... Sylvie çirkin defcH... Üstelik genç te... Ve WilBelediyemiz ihtiyacı için beheri 24 kuruştan 300.00C adet parke taşı 72.000. lira muhammen bedel üzerinden kapah zarf usulü ile satın almacaktır. Geçici teminatı 4850. liradır. İhale 5/4/1966 sab günü saat 15 de yapüacaktır. Teklif zarflarının 2490 sayılı kanunun tarifine çöre tanzim edilmesi, zarflarm en geç aynı gün saat 14 de kadar verilmesi Jâzımdır. Postada vâki gecikmeler kabul adilnıez. (Basın 9891 A, 2309/2914) OGRE^'CILEB İÇİN İstanbul Vilâyeti Daimi Encümeninden Istanbıüda Gaziosmanpaşa kazası dahilinde İltisak Küçükköy yolu parke sanat yapısı ve beton asfalt kaplama inşaatının 241.368.29 lira keşfi dairesinde müteahhit namı hesabına yaptırılması. 5 Nisan 1966 salı günü saat 15 de İstanbulda Ankara caddesindeki Vilâyet binasında toplanan Daimı Encümende açık eksiltme suretıyle talibine ihale edilecektir, Ük teminat 13 318.41 liradır Şartıiamesı DaimJ Encümen Bürosundan alınacak veya eörülecektir. tsteklılerin ilk teminat makbuz veya mektubu. 1966 silı ticaret odası vesikası ve şartnamesinde yazılı kayda göre alınmış veterlik belşesı ile birlikte ihale günü saat 15 de Daimi Encümende bulunmaları lâzımdır. (Basm; 99a4 2932) Çeviren: SEMİRAMİS liatn da.... Maigret onu gdz hapsine alraıştı, ve sahte bir alâkasızlıkla devam ediyordu: Vasiyetname hikâyesinı öğrenen Harry Brown cinayeti em redebilir... Sylvie, miinasip bir yere çekebilir VViIliarm.. Josepb de darbeyi indirebilir Derken Harr Brown, Cannes otellerinin birinde Sylvie ye parayı verebilir... Kadın biç kımıidanmıyordn bile. l'yuşmuş ve salaklaşmış vazi yette dinliyordu. Ve Joseph yakalamnca da sizi Harry ye gönderiyor, kendisini tahliye ettirmediği takdirde her şeyi söyliyeceğini bildiriyor.. değil mi?... Jaja bagırıverdi: Durum bu!... evet, tamam durum bu... Ayağa kalkmıştı. Sık gık nefes ahyordu. Hıçkırma ihtiyacı ile kahkahalar atma ihtiyacı arasın da bocalıyor gibiydi. Birdenbire kafasını iki eli içerisine aldı ve ihtiyaçlı bir hareketle SBçlannı darms dafınık bir hale getirmeğe başladı; aynı za ler aldı yerden, sonra bağırdı: manda tepiniyordu da. Haguenean değil». Bu doğ Evet bu! Ya ben.. Ben.. Ben ru degil!.. Sylvie işlemedi bn.. ki.... Maigret bütün bayatı boyunca Maiçret otnrdnfn yerde şaş böyle saçraa bir sahneye şahit kın şaşkın ona bakıyordu. Aca olmamıştı. Jaja eliDde bir caro ba bir sinir buhranı mı geçirmek parçası tutuyordu. Konuşmıya iizere, yoksa bayılacak filân mı? devam ederken bir taraftan da. Ben Ben??? tam damarının bizasında bileği Maigret ne oldu ne bitti demi ni doğruyordu.. ye kalmadan, kadın şişeyi yakaGözleri yerinden fırlamif gibi ladığı gibi yere fırlattı ve bir gü idi. Bir deliden (arksızdı. rültü ile şişe parçalandı. Hagueneau.. Ben« Sylvie de Ben ki.. ğil! Maigret kadının iki elini ya İki kapı aralıfından ancak bir kaladığı sırada bir kan dışarı sokak lâmbasının ışığı fark edile fışkırmıya başlamıştı. Komisebüiyordu, ve karşıdaki garsorin eline ve kravatına da sıçranun pancnrları kapama sesleri dı. duyolnyordu. Vakit her halde Jaja akan ve kendinden olan bir hayli geç olmalıydı. Ben istemiyorum, anlıyor hu kırmızı kana bir müddet, çıl mnsunuz? diye mınldandı. Ha gın ve şaşkın olarak baktı. Son yır.. Bn olamaz! tstemiyorum.. ra kendini salıverdi. Maigret ona bir müddet içln tattn sonra Dogm defil.. Bn.. Jaja!. adıyla çafnlmış olrna da yere bıraktı, ve parmağıyla iamarı sıkıştırmaya ugraştı. sı bile ona teskin edemiyordu Hezeyanın son merhalesindey Bir sicim lâzımdı. Çılgına dön di. Biraz evvel şişeyi kapmak i Tiiiş olan Maigret etrafına bakın (in yaptığı ani hareketi yine yap dı. tı, bn sefer yere egildi, bir şeylllevamı var) FULBRIGHT YOL PARASI BURSU Bu burs 196667 ders yılı içindir. Sartlar: 1 Bir Amerikan Oniversltesine «Graduate» Talebe olarak kabul edilmiş bulunmak, 2 Kabul edildlği Üniversiteden h e r türlü masraflarını karsılayacak bir y ı l h k burs terain etmlş olmak, 3 İyi İngilizce bilmek. Fazla bilgl ve m ü r a c a a t evrakı ! ç i n aşağıdaki adreslere basvurulur. Tamamlanmış evrak en geç 12 Mayıs 1966 tarihine kadar doğruca G e nel Sekreterlik adresimize postalanır. Genel SekreteYlik: 6 Konur sokak, Yenişehir, Ankara. Eekreteriik: 132 İstiklâl Caddesi, Beyoğlu, İstanbul. İstanbul Üniversifesi Tıp Fakltasi Dekanhğsnüan: Fakültemiz Enstitü ve Kliniklerindeki qçık ve aç'lacak asistanlıklara isteklilerin yabancı dii imtihanlan 19 nisan 1966 salı günü saat 9 da. bilim dah imtihanlan da 29 nisan 1966 cuma günü aynı saatte Dekanlıİcta yapılacaktır. İsteklilerin 15 nisan 1961! cuma ffüniî «spat 17 ve kadar dörder resim ve dilekçe ile Dekanlığa müracaatları. (Basm 10060/2927) Cumhuriyet 2919 DENiZCiLiK BANKASI T.A O DAN Aşağıda yazılı malzeme alınacak 1 İŞÇİ ELDİVENİ: 4750 çift Son teklif verme tarihi 5/4/1966 dır. 2 GALVANİZE OLITKLU SAÇ: Muhtelif eb'atta 3840 Kg. Son teklif verme tarihi 7/4/1966 dır. Şartnameleri Malzeme Müdürlüğü veznesinden temin edilebilir. (Basm 10043/2929)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog