Bugünden 1930'a 5,502,563 adet makale



Katalog


«
»

SAHİPE tlTf CUMHTJRtYET 22 Eylul 1965 ORTANIH SOLU,, flrkive, herşeve rağmen gıttıkçe daha ilerı demokratık bır ortama sahıp olmak volundadır. Demokratık rejimin >urumesı ıçın, acı jeçmisten alınan derslerle müesseseler jönünden gerekli her türlü teminat 1961 Anavasası ile sağlanmak istenmıstır. Ancak. müesseseler açısından ne kadar emnıyette olunursa olnnsun, fıkır ortamı kısır v t ı a kısırlastınlmıs toplumlarda demokratik rejımın geliseceğını umnıak guctür. Müesseselerle peklesen rejimin canlı bir fikir ortamıvla kanlanacaeına, sağlıklı bir bünveye sahip olacağına inanıvoruz. Ve bn inaçla memleketimizdeki fikir tartısmalannd» ağırlık noktennm iktisadî alan» ka\masını son derece olnmln karsılıyoruz. Sivasî rejim endisesini hal volnns sokan ve •7 çelısmis bir ulke olan Türkive içın mesele artık iktisadî kalkınmasını sağlamaktır. Sıvasî rejım >önünden, kısa gribi eorünen dığer alternatiflere de&er vermeTİp bn dıkenli \e fakat en isabetli geçımi vaproıi olan Turkıye, sımdi de kalkınmasını en etkili sekilde sa|lıvacak iktisadî sistemin seçılmesi problemi karsısındadır. Günumuı Turkivesının fikır form'unu besleven bn meselede taraflar verlerıni belirtmeŞe ve i«irolendirmefe ba«lamıslardır. Bn arada savın tnonu «bız ortanın solundavız» dedi. Üç kelımelık bır cumlenın çıkardıŞı gurültü ve varattıfı tartısmalar ortalığı âdcta kaplamış dnrnraa (irdi. Bize gore, bazı vaıarların particilik gavreti ile snlandırdıkları bn devimin iktisadî sistemler açısmdan gereekçı bir anlamı vardır. Kapitalist \e kollektivıst «istemlenn günümüzde gösterdikleri dunya çapındaki vakıplasma egılımlerine, dofmatık ınançlara saplanmadan bakarsak meselenın tarafsızca avdinlanması ımkânı behrebilir. Sovle kı: Einstein da söylemiş! j Doç Dr. Yüksel OLKEN SİYASI PARTILERİMTZ A t*tm •& &£t\ 9tnn " ? •• •• • ' T Sistem tartısmalan böjlece yeni bir yola eirmıstır. Fakat, dunva çapında mücadele kabılıvetinı ve etkıleme kndretini kajbetmek endisesıjle, Resmî Sovyet iktisatçılan ve Marı'çılar bir vakıs olarak karşımızda dnran bn vakınlaşma egilimini kesinlikle reddederler. Aynı sekilde kapitalist sistemin mntaassıp taraftarlarında da benzer endiselerle tepki gösterdikleri, eçilim hareketini kabul etmedikleri görülmektedir. 4ncak bir iktisadî sisteme âdeta din seklinde lnanmıs kisilerin bn tıp davranıslan bir ifrat tezahbrü olarak kabnl edılirse, öneminden çok şey kaybedece|i tabiidir. Az gelişmiş ülkeler ısteralerin beraber \asama ve vakınlaşma eŞİlımınden doğan en olumln sonnçlardan bıri, belki de az gelısmis ülkelerin kendıleri için en uvgnn kalkınma modelini «eçmek imkânını yaratmı? olmasında aranabilir. Sistemlerin saf ballerini u\çulamakla az gelismis bır ekonominin kalkınma problemini halletmesı düsünüle,mez. Ancak kahul etmek gerekir ki, az gelismis ekonomilenn kalkınma siyasetlerini basanva nlastırmak içın pur bır kollektivist modele davanmaları çok zordur. Fakat liberal snratlı bir kapitalist model sermeleri ise imkânsııdır. Artık, az gelısmis bir ekonomıde bzel teçebbüsün fonk»iyonlarını verıne getırmekteki yetersizligi ve yeteneksizliSı karsısında Devlet'in bütfin alanlard» etkili rolunün şenıslemesi her yöne ait ıktisatçılann bÜMik çofunluŞu tarafından kabnl edilmistir. Kalkınma problemi ferdî ve politık hürrivetlerın muhafazası ile bırlikte ve fakat sosvalist bır plânlama kadrosn içinde balledilmelidir. tngılterede iktıdarda bnlunan fsçi partisinl bir çok noktalarda destekleven Ingiliz Liberal partisinin populer liderı John Grimmond'nn yakın bir geçmiste garfettıgı «Biz Sosvalist olmıyan sol bır partıviz» sozü zamanımızda sistem konnsnndaki davranışları vansıtması bakımından lon derece anlamlı ve ilçinçtir. SiYASî PARTiLERiN HUKUKî REJiMi Dr. A. Ülkü AZRAK • ••• S Hukuk Fakultesı A^ıstam duzenini ve kamu faaliyetlerini ydnetmek, denetlemek ve etkilemek hususundaki görevlerini, programlanndaki göriışlere bağlı olarak yerine getinneleri gerekir. Bu hususa rıayet edılmesi, sıyasi partılenn oportünıst davranışlarla programlanndan sapmalanna sık sık şahıt olduğumuz ulkemizde demokratık düzenin karşılaştığı krız lerin atlatılması bakımından büyuk bır önem taşımaktadır. çok mutecanıs bır yapıya sahıp olmayan, kararların alınmasında demokratık usullere uymayan, tem sılcılerın seçımınde uyelerın ıradelerını sınırlavıcı tedbırlere başvuran, kısaca asağıdan yukarıya doğ ru bır irade oluşumunu gerçekleştırmeyen siyasî partıler demokratık değıl, olsa olsa olıgarsık bır ya pıva sahıptırler. Hele partı ıçerısındekı seçımlenn yukardan aşağı veya dışardan gelen etkılerle yapılması, Anavasanın ruhuna açıkça aykındır Bu bakımdan. son zamanlarda bazı partılerımızın, ozel lıkle hder kadrolarmın teşkılınde •zlenen yollann, Anayasanın temehnı teşkıl eden demokratık rejımın mahıvetıyle bağdaşıp bağdaşamayacağı meselesı ıncelenmeğe değer Kanun koyucu, sivasî partilerin le bunyelerinln demokratik esasIara uvgunluirunu sağlamak icin bir takım hükumler sevketmiştir. Soyle kı, S P Kanununun 8. den 29. v a kadar olan maddeleri ıcınde Merkez Teskilâtına (genel kong re merkez karar organı merkez dı sıplm organı, genel başkan), il ve Ilçe teskilâtına, uvellğe, Meclis gruplanna ve mahalli idareler mec lislprindeki gruplara ait hukuki esaslar gosterilmiştir 52 57 madde'erde de dısiphn işieri duzenlenmıstı» DiMp m ışlen, dısıphn organlarının kararlar na karşı ılgıli uvenın bır ay ıçınde A=lı\e Hukuk Mahkemesıne ı'ıraz edebılmesının kabulu suretıyle demokratık esaslara bağ anmıs'ır Bu arada, ozell'kle kanunun Î4 maddesıne ışaret etmek isterız Bu maddeye gore, hakkında dısıplın koğuşturması vapılan u\enın ^asunmasının a'ınma" ı geeklıdır Bu usu'e vıvulmadan = alınan kararlar hukuken sakat sayılır Kanun kojnıcunun, demokratık bır anlavıça uvgun o'arak sev kettıgı bu hukum taktır'e karşılan mahdır Nihajet' ıjunu belirtelinv ki. kanaatımızce butun bu tedbırler dahi sivasî partilerin denıoluratık ilkelere sadık kalmasmı sağlamak irın veterli değildır. Hersevden on ce partilerin oligarşik eğilimlerini frenlevecek wıs>al pedagojik ted bırler gereklidir Bunlann ise kanun kuvvetivle empoze edilemevece|ı muhakkaktır. !••• !••• Hersevden once «sistem» teorik bir ka\ ram«Jır. l'vçulamada ise saf halden uzaklasarak canlı ve hareketli bır nıtelikle devamlı bir gelisım içindedırler Donuk deŞıl dınamiktirler. Bilindiği fibi, kapitalızm 19 nnca vuzvılda kfiçük uniteli ve rekabetçı iken büvuk üniteli kapıtalizme atlamıs; dığer taraftan Devlet'ın rolü ve müdahale alanı Rittikçe genislıverek özel menfaat kamn menfaatı çatısman ıçın uılasma careleri aranmıs, imkânlar zorlanmıs, taalkın istikbal endisesi tiderılmek istenmisiir. Borlece, sosval tarafı knvvetlenmistir. Sovvet kollektivîzmı de Rusva'da nveulanmaj baslamasından beri surekli deSismeler göstermistir. 19Î0 nın Sovvct kollektıvızmi günümüz Rusvasında uvrnlanan tipınden bır çok noktalarda aynlır. özellikle ferdi mülkivet konnsundaki gevsemeler (Kolkhozlar. ev ve ufak arazi mulkıyetının tanınması); kamn menfaatınin sahsî menfaat lehine genlemesi, havat sevıvesi vhkseien Sovyet miıstehlıklerinin alımlarda tereibler yaparak satılmavan mallar meselesini varatması sonncn para ve fivat vönünden fed3kârlıkların vapılması eibi noktalar ilk elde ileri surülebilır. 7aman vönünden olan bn dinamizm mekân ıonunden de kendıni belırtmis, özellıkle Yugoslavva ve Çin'de veni denemeler ortava çıkmıstır. !••• !••• '••• '••• Ispatlanan gerçek uçun zaman sevri ıçınde devamlı bır gelısım gdsteren kapitalist ve kollektivıst sıstemlerın vaşama ve havativet kabilivetlerını ıspatladıkları artık rahatlıkla kabnl edılebilir. Zira, kapitalist sistem kadar hırpalanan, kollektivıst sıstem kadar zorlnklarla karştlaşan bir diğer sistem çesıdine tarihte rastlamak zordnr. Yeni şartlara intibak kabiliyetı her iki sistem için bahis konusndnr ve yeterlikle doğrnlanmıştır. Bn durnmda, her ikı sistemin gelecefi üzerinde süpheci davranmak. ikisinden birinın ortadan kalkacaÇını beklemek veya duşunmek gereksizdir, daha doÇrnsn gavretkeslıktır. Artık, avn ayrı ve karşıt ikı iktisadî sistem yerine eklektik bır bünvenin özelliklerinı tasıyan ve ortak bir jonde gelisme eosteren dunva çapında bir engellesen ekopomi bahse konn olmaktadır. Hattâ o kadar kı, yıtr iki sistem bn engellesen ekonorninın sadece bzel hallerıdir. Memleketimize gelince, nç noktalara kaçmadan kalkınma volnnda en etkili organizasyon seklini bnlma çabasındadır. Demokratik ve modern nıtelikli bir plânlama ile Cnmhnriyet idaresının 40 vıllık, devım yerine ise, el vordamı ile vürütme^e çalıstı£i kalkınma sivasetini bilimsel temellere otnrtmasını başarmıs gibidir. Sımdiki dnrnmnn eeçici, tam bir «sosvalızm»in çerçeklesmesini sa^lıvacak ortamı hazırlamak için zornnlu bir devre oldnfn iddiasının çiınümüz e^ilımleri karsısında hiç olmazsa mantık dayanağını kavbetmesı gerekir. Kollektivist sistemin esas sahibi bıle kendi nç noktasından ortava dofrn avnIırken az gelişmiş ulkelerin tekrar dönmek nzere «nç» yolcnluğnna çıkma«ı, asgari olarak, tag duvnja avkırı düser. Ancak nnntmaraak gerekir kı az gelişmiş bir ekonomı, muesseseleri ve davranıslartvla, kısaca bersevi ile az selismistir. Bnna eörc. veni akımların rotarlı olarak izlenmesı de tamamen olağan kabnl edilmelidir. özetlersek, sistemlerin yakmlaşması e|ilimine paralel olarak az gelişmiş ülkelerin kalkınmalarını gerçeklestirmek içın seçtıkleri en etkili organızasvon sekli, zamanımızda, az gelısmisligin icabı, sosvalist âletlere ağırlık veren eklektik bir bnnvenın niteliklerini taşımaktadır ve taşımahdır. Sistem taassubnnun pratik alanda zavıflama eÇilımi tasıdıği açıktır. ldeal semalar reel semalardan çok farklıdır. Objektif olmak istersek, teorik kavramları degil realitedeki nvgvlamaları izlemek gerekir. Bu açıdan bakıhr«a Inönü, nznn yıllann verdiği gor?u ve konnsma sanatındaki nstalığı ile, ozellıkle az gelışmıs ulkelerdeki reel dnrumn açıklajan anlamlı bır devım knllanmasını bilmıstir. Tenı bırsev ortava attı^ı iddıası, bızzat vaptı£ı açıklamalarda goruldu^ıi gıbı (1), kendısinde bıle voktur. (1) Bk «Kım» dergı^ı, 12 Ağustos 1965, sa>ı 363. {«•1 • •I B • ••• • ••« • ••• >•*• BİYOGRAFYA • BÜTÜK ADAMLAR (19655. Türk \e \abancı 230 unlu kışının hajatlannı anlatan bu kıtabın jenı baskiai, \arhk vavınevi'nın (Faydalı kıtaplar) dızısınde çıktı (261 s . 5 lıra) İlk baskı^ı ccak 19«0'ta yapılmış olan kıtap W. Stnart Swell' ın «Brıef bıographıes of famons men and women» adlı esennden F. Bengu'nun çevırılerı\le hazırlanmıs Turk bınuklerı >eılı ka\raklardan vararlanarak >enıden \a?ılmıs re«ımlerırı Ibrahım Ersaraç çızmı^tır Homeros''a baslaup Roosevelt' le sona errrekte, ara \erde edebnatçı ve sanatçılar da bulunmaktadır Sonda bu unlu adam'arın doğum tanhı sırasıvla bır de sovadına eore alfabe sırası\la ikı dızını \ardır Turk ve Dunia me'hurlarından 230'unun bıvoçraîvalarını veren kıtap, fas ialı bır e^erdır • CENAP SEH4BETTİN, H 4 X \ T 1 S \ N \ TI, ESERLER! (1964) Hıkmet Dızdaroğlu'run ha7irUd ğı bu kuabın ıkıncı ba«ıhsı, Varlık Tavınevi'nın (Türk klâsıklen) dız^ınde \apı!dı (120 = , 1 portre 2 lıra) tlkın mart 1953'te baılmış olan kıtap, edebuatçımızm h?\atını (1E7012.2 1034) \e sanatını anlattıktan onra pserlerını sıırler, n a kaleler gezıler. ınceiemeler tıvatro eserle! başkaca eserler olarak bolumlere avırmakta hakkındakı kıtaplaıın makale ve ıncelemelenn bıb 1 'jograf\a l^tesını vermekte «on bolumde ^urlerınden, duz\ azlarınd?n orn°k'er «unmaktadır • MEVlANA VE EFLÂTVN (1965) öğretmen Albav Sefık Can'm \ i ' i r Knnva'da basMrd ğı bu kuçuk kıtaa Mevlâna Haftası dolavi'ijle geçen \ıl Konva'da verılen bır konferasın metnıdır (80 =, 250 kr<= < A\ nı adla nazır'anmakta olan daha bınuk b'r eserın ozetı nıteı âmdedır Guç bır konu\u pek guzel anlat' or Heıe Eflâtun'un goru^'prı pek acık aıli'i' r bır bıç ^de O7=tlenmîs • NEDtM, HAYAT1. S \ \ A T 1 , SİtRLERİ (1965) Nevzat Teeirsıl'ın harır'aTiış olduju k tap, dorduncu defa olarak Varlık Tavınevi'nın (Turk Klâsiklerı) dızısınde ba idı (109 s 2 lıra) Kıtabın I'K baski'i e\'ul 19S2 de >apılrııştı Hayatı, sanatı, Divan'ı anlatldıktan sonra, oaanın şıırlennden seçılmış parçalar verılmektedır Ö£rencıler, genç'er ıçın derlerıne vardımcı bır kıtap • ÖMER SEYFETTİN; H \ T \ T 1 , S\NVTI, ESERLERİ (1O651. Tasar Nabi Nayır'ın hazırlayıp javınladığı bu kıtap Varlık Yavınevi'ran (Turk Kla^ıklerı) dızısınde beMncı defa ba»ılm stır (88 s , 2 hral llkın aralık 1952de ba=ı!mıştı Değerlı kuçuk hıka\ecımız'n havatını (18846 3 1920) ve sanatırı kısaca b«lnttı!.ten sonra, butun hıkâ\elerını ba«lıklar "in a'fabe sırasıvla lı«te halınde go^termekte riaha «onra hıkâvelerındei 10'unu bıze \ermektedır • PROF. DR. ALİ NİHAD I A R H N (1965) Türker ACAROGLU Avukat, ozan, yazar Ynsuf Ziva lnan\n nazırladığı, Ali Elmacı'nın yavınladığı bu kıtap, Ist. Ün. Edebıyat Fak. Profesöru Dr. Ali N. Tarlan ın (doğ. 1898, Ist ) havatını, kHilığını e^erlerını anlatır. (177 s, re^ımh, avrıca 2 plans, 10 lıra) Eskı Türk edebıyatı derslerı okutan; Arapça, Farsça, Fransızca bılen; tran, Pakıstan \e Avrupa vı germış o'an savın hocanın, bıhndığı üzere, mesnevıler r'nanlar edebî sanatlar tevhıtler, metın çerhlerı tran edebivatı, Dıvan sıiri, tkbal uzerıne tehf \e çevırı bırçok eserı vard'r Kıtapta kendısı hakknda 44 kışının dusuncelen, ıntıbaları jer almıştır. • SÎR tSAAC NEVVTON, HATATI \ E ESERt (1964) îngiliz bılım adamı Prof. E. N. da C. Andrade'den (dog 1887)Avni Takalıoğlu'nun dılımıze çevırdığı bu kı*ap, Millî Eğitim Bakanlıfın'ca ja%ınlanan (Îngiliz bılim eserlerı serısı) rde 5.000 sajı bastınldı (97 s , şekıllı, 250 krş ) Buvuk Îngiliz fızıkçı=ı Newton'un (164220 3 1727) hem ozel hajatı ve karakten, hem de bilimsel başar ları uzerıne kısa fakat ozlu bılgıler vernor • StVAS SLLTANI KADI BURHANETTtN (1964) Edebnatçı folklorcu tarıhçı Vehbi Cem Asknn'un (doğ 1909) hazırlavıp Eskişehir'de ba^tırdığı bu kıtap XIV. vuzyılda yaşamıs devlet adamı ve ozan Kadı Burhanettin'ı tanıtmaktadır. (43 s 1 resım 3 lıral Halk arasında bır velı o'arak tarılan, Azerı ağzıvla şnrler sovleraış olan Kadı Burhanettin'ın savaşları Sivas'ı kusatması, Tıldırım Bevazıt ve Tımnrlenk'le ılıskılerı, karakten, onoan sonra Sivas'ta olup bıtenler anlatılarak ozanlığı uzerınde durulup Türk Dil Knrnmnn'ca tıpkı basımı javınlanmış olan Divan' ından seçmeler (gazeller rubaıler tu\uğlar) sunulmaktıdır • ZİTA GÖKALP (1965). Öğretmen ozai, sratırıcı Kâzım Namı Duru'run (doğ 1876) vazd ğı bu kıtao, Millî Eeıtım Bakanlıfın'ca jenıden 4.000 ^a' ı basMnldı (V272 s, 1 portre, 10 lıra) Yazar daha 1910'da Selânik'te tanışıp bırlikte çalı^tıfı Zıva Gokalp ,i turkçu, sosvoloğ. ıttıhatçı, dıncı ı.tı^atçı ulkucu bılha^sa eğıtımcı yonlerını etraflıca tanıtmaktadır Ziva Gokalp blbliyografvasma eklemııs değerh bır eser • ÇVGD4Ş BİLtMDE KADINHR (1965) Kuzev Amerikalı kadın vazar Edna Tost'tan, Handan Ertnnç ile Ali Irteiı'ın dılımıze çevırdık'erı bu kıtap, daha onre 4rap, Fars, Ordo, Bencal Endonezva, Hmdu dıllerme de çevnlmıstır 139 s resımlı 10 lıra) AMI adı Bomen of mode<n «cıence (1960) Amenka'da kendı alanında en ba^ta gelen vuksek bır duzeye ulaşmış 11 kadınm bıvografva^ı me^ieklenrde ve ıstennde adm adım ,ı>5il ılerledıkiennı gosterıjor Bıhrade ba^an gostermıs Amerikan kadınlarınm kıtabı, jılim alanlarında vuruvüp vuk'elmek ı«tıven genç kızl^ımıza ornek olabılır. ürürlukte olan mevzuatımız, Turkıye'nrn sıyası rejıırumn çok partilj bir rejım olarak devamını sağlamak amacına yonelen bazı hükumler ıhtıva etmektedır. Anayasanın 56. maddesının 1. ve 2 fıkralanna gore «Vatandaslar, siyasî parti kurma ve usulfine gore partüere girme ve çıkma hakkına sahiptir. Siyasî partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faalıyette bulunurlar» Buna paralel olan bır hukme de Sıyasi Partıler Kanununun (SPK) 3 maddesmde rastlamaktayız Bahsi geçen rnaddeye gore «Sivasî partilerin kunlması serbesttir; önceden izin alma şartına bağlı defildir. Siyasî partiler, kanun çerçevesinde serbestçe faaliyette bulunurlar.» Her ikı maddeden de anlaşılacagı gıbi, sıyasi partı kurmak ve bu partılere gırmek ve çıkmak, butun yurttaşlara kanun çerçevesın de eşıt olarak tanmmış bir hak tır Şu halde Turkıye'de ıstendıfı kadar siyasî partı kurulabüır. Boylece mevzuatımız, bu bususta bır serbestlık tanımak suretıyle çok partılı rejımın hukukî ımkânlarını hazırlamıştır Fakat takdır edıleceğı gıbı, sadece bu ımkânm tanmması, çok partılı rejımın garantı altıra almabılmesi içın yeterhk değıldır Zira ıktıdardaki bır partı, mevzuattakı ımkâna da yanılarak kurulmuş olan rakıp partılerı, uygulamada guç duruma duşurerek bırden fazla partımn yasamasını fıılen ımkânsız kılabılır Bunun içındır kı, gerek Anayasada, gerek S P Kanununda, çok partıli rejımın garantı altına alınması gereğı ongörülmuştur. Nıtekım Anajasanın 56 maddesının son fıkrasında «siyasi partıler, ister iktidarda ister rauhalefette olsunlar, demokratik siyasî bayatm vMgeçiImez onsnrlandır.» dendığı gibı, S P Kanununun 110. maddesinrJe de «siyasî partilerin, çok partılı demokratik Hukuk Devleti duzenini tanunayan amaç lar gudemeyecekleri» açıkça ıfade edılmıştır Bununla beraber, kanaatımızce mevzuattakı bu hukumler, daha zıyade tek partili totalıter bır rejımi onlemek amacına yonelmıştır Yoksa bır ülkenın çok partıli bir rejune mi, ikı partılı bır rejıme mı sahıbolacağı meselesının sırf hukuki mue>}^delerle çozumlenmesı ımkânsız dır Bu mesele, daha zıyade o ulkenin sosyolojık ve sıyasal gerçek lerıne baglıdır Nıtekım, bugun meselâ ABD ve Ingıltere'de ıkıden faşla sıyasi partımn kurulması hukuken mümlnın oldugu hal de, bu ülkenin sosyolojık, ekonomık ve politık realıtelenndeki ge lışım, çok partili rejımden ikı partıli rejıme geçılmesıni gerek tırmıstır Buna karşılık Turkiye'de, bır yandan menfaat çatışmalannın gıtgıde knvvetlenmesi, beri yandan sosyo psıkolojık etkenle rın toplum hayatmda onemli bır jer ışgal etrresı, siyaset sahnesınde ıkıden fazla partımn yerleşmesıne yol açmıştır. Y Partilerin kapatılması JJte yandan S P . Kanununun 83 l l t e n 107 ye kadar maddelerm™ d e sıyasi partilerin programlaruıda ve bunlann uygulanmasında hangı amaçlara yonelemeyeceklerı teker teker gbsterilmıştır. Buna gore, siyasî partiler, kısaca, insan hak ve hürriyetlerine dayanan Türkiye Cumhuriyetinin ilkelerine (ki Ataturk devrimleri de bnna dahildir) ve Devletin Dlltesi ve milletıvle bölunmeıligi temel hükmnne aykın amaçlar güdemez. Aksine hareket eden partiler Anayasa Mahkemesi tarafından kapatüır. Goruluvor kı, S P Kanununun bu hukumleri, gü dulmesı yasak olan amaçlan açık ça gostermek suretıvle, sivasî par tılerm programlannda tespıt ede cekleri sıyasi, ıktısadl ve sosval goruşleri sınırlamıştır Burada kanun koyucu tarafından duşünü len kamu yarannın, bu sınırlar ıçersınde hareket etmek yonunde behrdığı muhakkaktır. Bır sı>ası kuruluşun S P Kanununun kabul ettıgı anlamda "nva*! partı sayılabılmesi ıçın«surekli çalışma amacı na sahıp olması gerekir Gerçekten, sivasî partilerin demokratık sıyasi havatın \azgeçı'mez unsurlan olarak ısgal ettıklerı oaşmiı yer, buuiarıp.suriikU çalışmalaufn "geı'eTîtırlf.' '6tf~ partımn surekli. .Çff1'}""' amaçı^gudup gutmedığı meselesı. özelfikle parlâmentoda temsılcısı bulunmavan par tı'er bakımından aydınlatılması gereken bır meseledır Kanaatımızce, parlâmento dışındakı partilerin su reklı çahşma amacı güdup gutmedıklerının kıstası bu amacı ortava koyacak bır teşkılâta (merkez organları, ıl ve ılçe teşkılâtı \ s 1 tuzuğunde yer vermış olup olmamadıklarıdı^ Bümıvenler bılmedıler kı Ikinci Dunva Savaşı ertesınde Batı ka • pıtalizmmın, onceükle Amerikan kapitaüzminin hizmetıne giren Ataturk Turkivesı çoküntüve doğru gidecektır, pazar olacaktır, sömnrge derekesıne duşecektır. Iugilterede topvekun kemer sıkma politikası sürerken, hukümet besin nıaddelerıni karneje bağlamışken, gereksiz ıthalâtm butun kapıları kapatılıp butun toplum ıhracat ıçm çırpınırken, Turkiyenm kapılart ardına kadar açıldı. Altın ve doviz stoklarının erimesi pahasına Turkiyeyi Batınm pazarı haline gptırdık. Imal etmediğimiz vabancı mallan satma marifetini gösterenler tıiccar olarak övıindüler O sıralarda Avrupa ulkelennın durumu ne idl? O tarihlerde Çİlilmiş bir karikatur pek ivı anlatır bunu: Londrada bir hastanede kadın uçuz doçurmuş. Bebeklerın ikı tanesini hemşire almıs, birini babaja uzatıyor Ikisini ihrarat içın alıkoymak zorundavız divor. Biz ise Ataturkun sağlığında yurütülen «Vatandas, yerli malı kullan» politıkasının mızahını yapıvorduk. Yerlı Mah ve Tasarruf Haftalarıvle alav edı>orduk. Marifetli satıcılar sosyetesinden kasaba eşrafına ve toprak ağslanna doğru yabancı malı kullanmak ve bununla ovünmek moda nlmuştu. Israf birincı derecede mesleğimizdi: Tüketeceksin ki malın venisı satılsın da is olsun, para dönsiin diyorlardı. Köku dışarıda bır komprador azınlıği vabancı kapitalistlerin Türkivede temsılciliğıni yaparak zengin oldular. Ama memleket batıyordu. Dış tıcaret dengesi gîttikçe bozulujordu. Türkive gittıkçe borçlanıvordu. Turkive tam bır pazar haline gelmişti. Yeni sömurgeciliğin elmde idık artık. O somurgecıliğı uıılii bilgîn Albert Einstein şöyle anlatıyordn: « Bugun nsanlığm durumunu gozonur.e getırınce hiç bir şey benı son sı>asal gelışmeler karsısında ınsan belleginm yetersizligi kadar şaşırtmı>or Dun Nurenberg duruşmalan, bugün elbırlıgi ile Almanyayı yenıden suâhlandırma çabaları Bunun nedenlerini kendi kendıme açıklama jollarını araştınrken, son yurdırm olan Amerıkamn kenaı çıkarı ıçın eskı Avrupa somurgecılığınden daha gızU jenı bır somurgecıhk turu yarattığı duşuncesinden kendımı lnırtararajorum Amerıka bır takım dış ulkelerde yatınm yaparak o ülkeler uzerınde bır baskı kuruyor, o ülkelenn sıkı sıkıya Amerıkaya bağlanmasını saâlıyor Bu rutuma karşı olan herkes de Bırleşlk Amenka hukumetınm duşmar.ı sayılıyor » Einstein vazıyordu, ve daha çok kişi yazıyordu. Ama biz bfitün avdınlık duşüncelere karşı kapalı. butun fikirlere karşı karanlık. ve 141 ve 142 ncı maddelerm urkutucü tehdıdi altında gerçeklerden habersız, çokuntuve doğru gıdıvorduk. Daha da çonış çevTeleriyle uyanmış değildır Turkiye Önumuzdekı dört vıl içinde de Yüce Meclisın sandaljelerini dolduracak polıtikacı çoğnnluğunun dfinys ve memleket gerçeklerinden haberi olduğunu iddia etmek zor olacaktır. Aday lıstelerine bir goı atmak, ve bırakmız Adalet Partisini, «ortanın solu» nda olduğunu sovüven Halk Partisinin bıle çoğunluğuyla «ortanın sağında» olduğunu anlamak icin veterlidir. Polıtikacı çoğunluğu Kıbrıo meselesının bizi neırye götürecettel bilmedı, daha da bilmez. NATO'nun ne olduğunu bılmedi, daha da bılmez. CENTO'nun ne olduğunu bilmedı, daha da bilmez. Ortak Pazarın re olduğunu bilmedi. daha da bilmez. Bu bilmezlık içinde Türkiyenin Amerikayla olan ilişkilerini de bilmedı. daha da bilmez Türkiye «tatlı bir pazar» olmuş, insanlannuz söraürülmüştür. 1946 da toprak ağalan canına okudular Kov Enstitulerinin Bugun 18 milyonu alfabesiz bir mılletiz. Kompradorlar daha da memleketı kemirmektedirler. Bu gidişe «Dur» diyecek toplumcu ve antıemperyalist bir muhalefet yeni yeni mavalanmaktadır. Bakıvoruz okumuş savılan kisiler arasında bıle Amerıkasız bir Turkije duşünmenin idrâkine varamıyanlar pek çok Eınstein'in yıllarca önce sovledıği sozun anlamım daha kavnyamıyanlar var. Amerika bir takım dış ülkelere vatırun yaparak o ülkeler fistünde baskı kuruvor o ülkelerin sıkı sıkıva Amerikaya bağlanmasını sas;lıvor Bu tutuma karsı olan herkes de Bırleşik Amerika hukumetinın duşmanı sayılıyor. •> •••••••••>•••••••••••••••••••••••••••••••••••••<••••••••••• İst. Oz. Tek. Malz. Sat. Al. Koms. Başkanlığından: 1 Kapalı zarf usulu ile ikı kalem pıl satın alınacaktır Muhammen bedelı 36140 lıra olup geçıcı temınatı 2710 lıra 50 kuruştur 2 Şartnameler Komısyonumuzda M S B Ankara Lv. Âmırhğınde ve IzmırJe Denız Satmalma Komısyonu Başk.mlığında bedelsız gorulebılır. 3 Ihalesı 11 ekım 1965 g^ınu saat 1100 de Komisyonumuzda yapılacaktır 4 Isteklılenn ıhale gunu saat 10 00 a kadar teklıflenni Komısjonumuza vermelen. (Basın 17016/17338) Parti statüsü ve demokratik düzen nayasanın. sivasî partilerin gerek iç yapılan gcrekse faalıvetleri bakımından demok ratık psaslara nvgun olmasını sağ lavacak bir S.P Kanununun yapılması hususunda kanun koyucuva verdiği direktif (m. 577). siyasi partilerin Anavasa duzenindeki onemli mevkiinın bır sonucudur. Soyle kı, sıvasi partılenn demokratık sivasî hayatın vazgeçılmez unsurlan mtelığmi taşımaları, bun larm gerek ıç yapılan, gerekse faa'ıvetlerı bakımından demokratık rejımın ilkelerıne ujgun olmalarırı gerektırır 1961 Anayasasıncıan oncekı donemde du^um değışikti Gerçekten o zamanlar, sıyasi partı lerm kamu hayatmdakı yeri, ıçerısınde bırer dernek huvıyetıyle kuruldukları toplum ve bızzat Dev let karsısındakı bağımsızlıklarm'n ıfadesıydı Bu sıfatla sıvasi partıer, Medenî Kanun, Cumhurıyet Kanunu ve Seçım Kanununun hukumlerıne tâbı kend^ne ozge sı^asal demekler mahıvetındevdı Ovsa, 1961 Anayasası, gunumuzun icaplarma uygun olarak, bu eski liberal goruşu terketmiş ve siyasi partileri artık bir ceşit dernek deKil. Anavasa duzemnın unsurlanndan sayarak. bunlann iç yapılarıııa kadar müdahale etmiştır. Bu mudahalenın gerekçesı de kanaat mızce şudur partılenn, kamu ıdae^mın oıuşumunda sahıp bulunduklan sıyasi pav ve parlâmento çerısınde oynadiKİarı buyuk rol dolayısı>la bun arın ıç yapılan da cnem kazanmıştır Bır sıyasi par* nın gerek teşkılâtmı kurarken, gerek partı ıçı faaliyetlerini vunı'urken ızledıgı usuller olıgarşık bır kısıtlama yonundeyse, bu sıvasi Dartmın seçmenlerının iradesmı r emsıl etme hususundakı meşruluku onemli surette azalmış, hattâ kavbolmuş demekt'r Her şevden once, bır sı\asî paıtının o'ıgarşık "İılımlerden uzsk demokratık bır \apiya sahıp olma^ı, kendı bunyesı içmde çalısmak ısteyen vurttaşlara kapılarmı açması \e belh kaderrelere VTik^elme şan^ını tanıması\!a mumkun olur Su halde az YARIN Partilerde gelir ve giderin denetimi L HER SAHA VE HER MESLEK EKONOMININ EMR1NDE Zamanımızda ekonomi her salıa \e her mesleğe hakımdır | \ i \etışmiş/japıcı ve hamleci iktisatçılar her turlj saha \e mesleklerin en \üksek kontrol mevkilerine ulaşabıleceklerı gibi, bizzat kuracaklar» iş yerleritveya katılacaklarılteşebbüslerle kendılerine ve çe\relerine bü\üU favdalar sağlıvabilirler." Bugün batıda iktisat ve ticaret öğretimi, bırıncı plânda \er almaktad(,r.<A\rııp3 \c Amerika fni\ersite \e \üksek Okullamıda, onbeş jıl öncesine nazaran ıktısat öğrenımınde artış, \ü/de İJç^üzü aşmıştır. Scrbest pi\asa, iktisadi kuruluşlar, de\let muesseseleri ve dış munasebetlerin, iktisad ilminin kontroluna ileri derecelerde girnıesi, bu jolun değerıni daha da artıracaktır. Türkije'mizde'iyi >etışmiş iktisatçılara, iş ıJarecıIerıne ılm\jç OKLLU (ŞİŞLİ), çok daha fazladır.'Memkketimizin ilk Ozel \ üksek Oçretim Müessesesı olan ÖZEL İKTİSADİ ve TİCARİ ILİMLER Y L h S r k bu sahada seviyeli elemanlar jetiştirmek ga\esi ile her bakımdan en i\i şekilde cihazlanmış, teorik ve pratik vönlcrj ile ba^arılı bir oçreüm faalıveti sağlamıştır. Yiiksek Okul memleket i^i ve dı^i u\gıılama programını da tahakkuk ettirmiştir. 1964 1965 oçretım vılıÇia, \Iali\eMufıasebe, iktisadî Işletmecilık, Dış Ticaret \e Turı/m şuhclerindeıı, ccm"an 300 öğrenci özel Sektöre \e Devlete ait muesseselerdc, altı haftasuı gormuş ve bu tatbikattan olumlu sonuclar alınmı^tır. Bu arada, geçen \az 30 oğrencı, Italva'mn bashca ı^leimcıenııde üç haftalık bir inceleme >apmıştır. 33 İtaKan öğrenci de. okuluıı mısalırı olarak memleketimizde incelemelerde bulunmuşlardvr. Bu >az, 20 öğrenci iktisat, malne, işletme konıılarında semıııcııcre katılmak üzere Almanya, i t a h a ve Belçıka"da bulunnıaktadırlar. 22 oğ,rencı de 1965 yazını Almanya, Belcika ve Hollanda'da Lcrttlı siaıda çeiçırmektedir. Birinci ve ikırıci sınıflarla, ıhtısas subelerınde li^tun başarı kazanan 15 öğrenci de şubat a>ını Israıl de gecirerek nacaklardır. Yıikyjek Okulun 1966 staı \e ıntcleme proşramına gore 275 oğrencı vurt içinde.^70 öğrerci de vurt dışında staj \e ınceJemelcr yapacakiır. özel İktisadi vc Ticırî İJimler \ üksek Okulu o^rcncileri, " Herîa; !li^£Jİ?l^î?jl^k^i i}!lÇrL E'J?Em,rinde" 1 1 A I t Partilerin hukukî mahiyeti urkıjede ikı defa 1961 Anayasasının 56 ve 57 maddelerıyle sıvasl partıler Esas Teşkılât Hukukunun çerçevesı ıçersıne sokulmuştur Aynca Anayasanın 57 maddesındekı dırektıfe uyularak duzenlenen S P. Kanununda da (m 1) sıvası partıler şoyle tanım lanmıştır: «Siyasî partiler, toplum ve Devlet duzenini ve kamu faalivetlenni T.BJMJM. üyeliği ve özel kanunlara gore mahallî idareler seçımleri voluyla ve belirli gorüşle ri yonunde vönetmek. denetlemek ve etkilemek ıçın surekli çahşma amacını gnden ve propagandaları açık olan kuruluşlardır » Bun dan da anlaşılacagı gıbı, siyasî par tıler, sadece demokratık parlo manter rejımın esaslı unsurlan arasma gırmıs olmakla kalma yıp, bu rejımın yuruyebılmesmı sağlamak uzere bır takım onemli şorevler yuklenmıstır Gerçekten sıyast partıler, ozellıkle iktıdarda oldukları zaman, Devlet duzemnın ve kamu faalıyetlerının yurutul mesme doğrudan doğruya katılırlar. Ote yandan «kamu faaliyetlerinin yonetilmesı» kavramı, genış anlamda kabul edıldığı takdırde ıktıdarda olmayan sıvasl partıle n n de parlâmento ıçersındeki fa ahvetlerını kapsar Î letkıklerde bulu Siyasî partilerin, maddede öngörulduğu gıbı, Devlet duzenini ve kamu faaliyetlerini sadece doğrudan doğruya yönetici değil, aynı zamanda parlâmento içinde olsnn, parlâmento dışında olsun. kamu faalivetlennı denetleyicı ve etkileyici bir role sahip olması. onlann fonksivonlarının seçimlere katılmaktan ibaret bulnnmadığını gostermektedir Yukarda zıkrl geçen maddede ongorülduğu üzere, sıyasi partıler belırli goruşlere sahıp olmak ve polıtıkalarını bu goruşlere gore vürtıtmek zonmdadırlar Bır sıya sî partımn görüşleri ise progra mında ve bunun uvgulanmasında behrır Şu halde denebflir ki, siyast partilerin, ister iktidarda, is1 1 ter muh*lWctt« •Isualar, Devlet TEŞEKKÜR Knmetll btmjjumüz AKİFE ATUK'un ufulu dolavısıj le mektup telg^sfia \eya bızzat evımıze gelm^k suretı\Ie acımıza katjlan, b zlcrı îeseUı eden kıymetlı doat * e akrabalarımıza ayrı ayrı te*;ekki!r etmeğe buyuk acımız enge\ oldu&undan mu'eber gazeten zm tavassntunu rîca ederlz A.tLESt sloganı ile, iktisadî ve tıcari hayaün en yiiksek iıontrolmevkilerine ulaşmak cabasındadırlar. iktisadî ve Ticarî Ilimler Yüksek Okulu Ş I Ş L I , Halâskârgazı 4 Caddesı, t\o 236..Tel 43 29 15 ReklâmcıLk 3547/11315
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog