Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAHİFE İK* CÜMHÜRIYET 21 Mayıs 1965 ••••••••••••••ai YA6 POLITIKASI Doç. Dr. Osman N. KOÇTÜRK na karsılık komisyonculuk hizmetleri dolayısiyle yağ varillerine elini bile sürmeden her yıl 5» milyon lira gelir sağlayarak, bnnn hesaplarına geçiren ve hayvancılıkla bahkçıhktaki başansızlığını örtmeye çalışan Et ve Balık Kurumn, itbal yağları ile rekabeti gayrimümkün hale getirmiş ve üretici gruplar yağlı tohum tarımını boğaz toklnğuna yapmaya mecbur kalmıslar ve yer yer terketmislerdir. tlk zamanlar kolay ve rahat bir is gibi görünmesine rağmen Türk parası karsılığı yağ itbal etmenin bize nelere mal oldnğunn artık gÖTebiImis ve kendimizden başka kimseye çüvenemiyeceğimizi bir daba anlamış bulnnuyornz. Nitekim bn yıl ihtiyacımızı karşılayacak miktarda yağa sahip olmamıza rağmen Birleşik Amerikadan 4330 ton yağı dolar ödemek snretiyle almaya daba önce verilen tâvizlerin bir icabı olarak mecbur bulnnnyoruz. Türkiyemizde zeytincilik gelistirilmeye çok müsait şartlar içinde bulunmaktadır. Tanrının sadece bir kaç Akdeniz memleketine nasip ettiği bn nimet soya yağı ithalâtının bizi bağladığı sartlar ortadan kaldırıldıktan sonra dünyanın her >erine ihraç ve bunun karsılığında da ncuz fiatla diğer yağlar ithal edilebiiir. Kaldı ki Türkiyemiz soya fasnlyesinin de en mükemmel şartlar altında yetistirilebildiği bir memlekettir. Ordu ilinde Sümerbank tarafmdan 32.000.000 lira yatırım yapılmak snretiyle knrulmus olan soya isleme fabrikası, çevrede bn fasnlyenin tarımı çelistirildiği takdirde bir miktar soya yağının Türkiyede üretiimesini mümkiin kılacak ve soya küspesi ile bayvancılığımız gelistirilirken, topraklarımıı da zenginleşecektir. Beri taraftan ihraç edilen yağlı tohum küspelerinin çoğanda •'•1215 kadar yağ bulunduğunu ve bn miktar yağın Türkiyeden küspe fiatına dış memleketlere kaçırıldığını da düşünmek ve hesaba katmak durumundayız. Türkiyemizdeki yağ firkiyede insan başına yılda 8 kilo kadar \aç sızdirma tesislerinin çok iptidaî olduğn ve bir tüketilmektedir. Soya yağının henüz ithal bakıma da bazı hallerde yağlı küspelerin makedilmediği ve Türk halkının margarinleri satlı olarak ihracına tevessül edilmis bulnnulgeniş çapta kullanmadığı devrede bu yağ ihtiyacı ması bir zamanlar ydneticileri çok meşgul etmisdaba çok likid yağlar ve yurdumuzda üretiien ti. Bugün yine küllendiğine sahit olduğumnz bu çeşitli hayvansa) yağlarla karsılanıvordu. Havöııemli konnya hükümet derhal el atmalı ve küsvansal yağlar çenel olarak daba pahalı satıldıkpe fiatına vağ ihraç edip. dolar karsılığı sova lan için tüketici gruplar daha çok bitkisel yatvağı satın almamak için müsterek çareler düsünlarla beslenmektevdiler. So\a ya£ı ithalâtı basmeli ve halk hu konuda avdınlatılmalıdır. Halka ladıktan sonra ise fiatının ocuz olması dolayısivle çok yağ yemenin ve bilhassa dengesiz kalıplara •e yapılan geniş rcklâm faaliyetinın etkisi altıngöre margarin tüketmenin mahznrlan anlatılda kalındığından sert ve sağlık için zararlı oldumalıdır. ğn bilinen margarin tüketimi süratle artmış, bn srada «eytinyağı gibi lezzetli ve sağlık için müHalkı aydınlatmak devletin ve vergi mökelkemmel niteliklere sahip olduğn bilinen bir ya§ lefinin ödedikleri ile avakta dnran kurnlusların dı? pazarlara akmıştır. Tüketilen yaç miktarı nügörevidir. Bn millî dâvanın basarıya alasraası fusnn da artmış bulunması dolayısivle aşagı yniçin halka daha az yağ yemesini ve Oreticiye daha kan sabit kalmış iken, sert yağ miktannın çok çok yağ firetmesini tavsiye etmek ve tavsiye et»rtmış bulnnması, bilhassa çok yaÇ tüketen bümekle de yetinmiverek plânla bnnn realize etyük şehirler halkı ve aydınlar arasında kalb ve meye çalısmak durumnnda bulnnuyoruz. damar bastalıklarından ölen insan sayısının artGerçekten kalkınmak ve kimseye mnhtaç olmasına tebep olmof, enfarklfis çok duyulan bir madan ve sömürülmeden kendi yaîımızla kavhaatahk haline gelmiştir. Köylerde iyi takip edirulmak istivorsak. üretici, tüketici ve hükümet lemiyen ölüm vakalan, büyük şebirlerde tntuolarak payımıza düsen gavreti göstermek ve felan istatistiklerin daba inanılır sonuçlarına dayadakârlıklara katlanmak durumunda bulunuyonarak değerlendirildiği zaman, margarin tükernz. Kaldı ki bnndan sonra yapacaklarımızı bir timlnin artışı ile kalb hastalıklarının paralel bir fedakârhk olarak da Isimlendirmek kabil değilkarakter tasıdıkları da görülebilm'ektedir. Çok dir. Çünkü az yağ yemek bir mahrnmiyete katekmek yedigi İçin kalorifik ihtiyacını daha çok lanmak olmaktan ziyade, zamanımııın bilimsel nİBMtadan sağlayan Türk halkı arasında, kalb gerçeklerine nymak ve sağlığını kornmak anlave damar hastalıklanndan ölüm önceki devrelermına gelir. Temeklerimizde nasıl olsa bnlnnacak de bn kadar yüksek değildi. olan az miktarda yağ, yağda eriyen vitaminlerin Soya yağı ithalâtının durdurulduğn şn gün sindirilmesi ve metabolizmada yağlı maddelerin payına düsen görevlerin normal olarak cerevanı lerde soya yağı ithal aracılığı yapan Et ve Balık Knmmnnnn elinde 28.000 ton kadar yağ stoku için kâfidir. Bütün dünyanın daha az yağ yemek vardır. Bnndan baska daha önce imzalanan muiçin çaba sarfettiji su sünlerde iktisadî îorunkavele gereğince 4330 ton soya yaçı dolar karsılnkları da dikkate alarak. topiumumuzun çık3rı Iığı ithal edilecek ve yapılan tahminlere göre bu için bilincii ve olumlu davranmaya zaten mecyıl da 120.800 ton kadar yağ üretilecektir. Yapıbur bulunnvoruz. lan tahminler gerçeğe yaklasık kabul edildigi takdirde 153.130 ton civannda yağ halkımızın ihtiyacını karşılama yeterliğindedir. Çünkü geçen ürkiyenin bueiine kadar belli bir beslenme yıl Türkiyemizde 74.000 ton pamukya&ı ve Ayçive yağ politikası olmamıstır. Son olarak Plân çeğl yağı üretilmis ve ithal edilen 54.000 ton yağ lama Dairesinde kurulan ihtisas komisyonile birlikte 128.000 ton yağ halkın yağ ihtiyacını ları arasında Türkivenin önümüzdeki bes yıllık karşılavabilmisti. Plânlama Dairesi, bilinnmen devre içinde vağ politikasını ana hatlan İle çizebir gerekçe ile Türkiyede marçarin üretiminin cek bir knmitenin kurulup faalivete çeçirildiğini her yıl ' ı l nispetinde artırılnıasını önçörmüs memnuniyetle öğrenmis bulunnyornz. olmasına rağmen me\cut imkânların bunu da Takın çecmiste olup bitenlerin ısığı altında kapsayacağı hesaplanmıs hulunmaktadır. Su çalısacak \e her sevden cok memleket gerceklehalde 1965 yılında Türkiyemizde bir yağ darlıjı olmıyacak ve hattâ 1966 yılına da bir yağ stoku rine ve imkânlarına davanarak en olumlu hedeflere yönelecek olan bu çalısmalann nygnladevredilebilecektir. ma safhasına intikalinden önce, kamu ovnnon ve iİEİlilerin konn etrafında avdınlanmalarına ve bizim icin kritik bir mahiyet tasıyan 19651366 vılları içinde ölcülü harekct ederek yeni bastan ürkiye 30 milyon insanın yağa olan ıhtiyavağ ithal durnmuna düsmemeve çalısmalıyız. Bn cım kendi kaynaklarından ve en mükemmel devre içinde hükümet spekülâtif davranıslara sekilde karsılayabilecek imkânlara sahip bulnnmaktadır. Böyle olmasına rağmen PL 480 ka karsı nvanık olmak, üniversitelerimiz tüketici halk tabakalarını konn etrafında bilimsel bakım nalı ile ve Türk parası karsılığı, ucnz olarak yurdan aydınlatmak ve tüketiciler ise daha çok nreda sokulan soya ve pamuk yağları bn imkânların time fitmek snretivle çalısmalara omnz vermek çoğunn öldürmüs ve üreticiyi süç sartlar altına dnrumonda bnlnnuyorlar. Bu arada soya tarımısokmns bolnnuyordu. Haber aldığımıza g6re itnın Türkiyede gelistirilmesi Tarım Bakanlığınca hal edilen yağlann, gümrük vergilerini hükümehemen ele alınmalı ve tükcticiler az yağ knllante ödeyip, maliyete ilâve etmeden ucuz fiatla pimanın ekonomik bir eerekce ve sağlıklarını koyasaya intikaline yardım etmiş olan Et ve Balık ruma hakımından I'i7nmli hir davranış olduğunu Kurnmn buçün Gümriik ve Tekel Bakanlığına daha şimdiden öğrenmelidir. 370 milyon lira kadar borçln bulunmaktadır. Bnukametimizin aldığı yerinde ve isabetli bir kararla iki yıldanberi devam edegelen yanIif blr uygulama son bnlmns ve PL 480 kanalı IIe ynrdnmuz» loknlmakta olan soya yağı ithaI&tı dnrdnrnlnmç bnlnnnyor. Türkiyemizin yağ flretim takatına ve bilhassa zeytinyağımıza çok carsr vermiş olan, başkaca margarin tüketimini »normal kalıplara göre artırmak suretiyle halk •ağlığı Bzerine de kötü etkiler yaptığına şahit oldnŞnmnz yaŞ ithalâtının ânî olarak durdurulmagı Snümüzdeki günlerde üretici ve tüketici grnplarla, hükümetimizi yakından ilgilendirecek ban yeni şartların ortaya çıkmasına sebep olaeaktır. TUrkiyenin mevcnt stokları ile, bn devre Içlnde elde edilecek olan yağ ürfinfi, ihtiyacımızı en mfikemmel şekilde karşılamamazı mümkiin kılaeak miktarda olmasına rağmen bazı «pekülâtlf davranışlar her zaman beklenebilir. Şüpbesiz bn kararı alanlar, bn ihtimaM de dflşünmiis ve ona göre hazırlanmış bnlnnnyorlar. Nitekim hükümet adına yapılan resmî açıklamalarda bn husus açık ve seçik bir sekilde ifade edilmi? ve bilbassa tüketici gruplara âdeta garantl verilmistir. Böyle olmasına rağmen öniimflıdekl yıl, tekrar istihsal fazlalarını satmak için pazar arayan ve soya yağı için dolar talep etme durnmnna girmiş bnlnnan dostnmuz Amerikanın kapmnı çalmamak ve kendi yaçımızla kavrnlabilecek dnrnmda bnlnnmak için halk ve hflkflmet olarak daha şiradiden tertiplenip bazı fedakârlıklan göze almamız gerekiyor. Bnnn yapmayacak olursak bir yıl sonra su sünlerde ferçekten sıkıntılı şartlar içinde bulunacak ve bnğdaydan sonra yag bakımından da devamlı •• mnkavemeti kırılmıs bir toplum ve bir pazar hallne geleceğiı. L Atomve TÂRHŞMA barıs anılan Atıf Topaloğlu adında meşhur bir mületvekili vardı. Kendisi maddl menfaate dayanan bir sebepten CHP. den istifa etmişti. Ayni yılm Ocak aymda DP. nln bir V.C. kongresinde bu istifa sebebini halâ dillerden düşmeyen şu meşhur sözüyle açıklamıştı. «Yukarki değirmen (CHP.) öğütmezse aşaki değirmen (DP.) kol gibi savuruyor». Ne var ki Topaloğlu çok geçmeden o değirmenin hargında boğulmuştu. Bu meselede, bundan güzel söylenecek bir soz ve yapılacak bir iş göremiyorum. Yalnız, Atıf Topaloğlu gibi «Aşaki değirmenin harguıda boğulmamak» şartiyle. Sait DEMİRBAŞ Gazete satıcısı kamulaştırma genellikle vabancı sermayenin sömürücü olan kısmına uygulanır. Kamulaştırma kural olarak yerli özel sermayeyi kapsamaz. Bundan başka bu memleketlerde sınaî alandaki özel sermaye çok küçüktür. Esas olarak kamu yatırımlanna guvenilirken yerli özel sermaye de harekete geçirilmeye, iktısadî kalkınmaya yararlı sosyal marjinâl prodüktivitesi kuvvetü y^tırımlarda rol almağa teşvık edilir. Ayrıca Feodal Toprak Mülkiyetine ve arâzl gelirlerinin gösteriş için tüketimine son verilip eski toprak zenginlerinin sınaî vatırımlara girmeleri teşvik ediliyor. Anahatlannı verdiğimiz sistem içersinde Türkiye hiç bir şey kaybetmeden, hiç bir sürtüşmeye mâruz kalmadan çok şey kazanabilir Bu ne iştir ? Dünkü Cumhuriyefte Çan trevi konusunda küçük bir haber okudum. İşveren temsilcisi bir Doçent isçilere kızıp bağııınış: « Bız bu fabrıkaya kan dökmek pahasma da olsa mal sokup çıkaracağız.» Vay vay vay... Kozlu olavlarından bu yana işçinin kanı kurumadı daha... Dileriz ki bu haber doğru olmasın. Bay Doçent bu sözieri söylemeden önce fabrikanın muhasebe kayıtlarını bir inceleseydi. Dün de yazdığımız gibi şunları görecekti: Maliyeti 16 5 milyon lira olan fabrika çalışmaya başladığuıdan bu yana drirt yıl içinde 38 milyon lira kâr etmiçtır. Buna karsılık işçilerine ne vermiştir? 1961 Yönetim Kurulu raporuna görî işçilik sarf'yatı 1.432.233 Iiradır. l'uvarlak rakam 1.5 milyon lira dersek dört yıllık işçi ücretleri 6 milyon lira tutar. Demek ki dört yılds 38 milyon lira kazananlar 6 milyon lira veriyorlar çahşanlara . Sosyal adalet bakımından perişanlık ortadadır. Fayans vapımı için gerekli bütün ham maddeler Türkiyede bol miktarda bulunduğu halde hu ham nıaddeleri dışarıdan ge'irten İsrael bizden daha ucııza fayans eldc etmektedir. Bu da fayans sanayiimizdeki kötü yönetimin açık bir delihdir. Bu kotü yönetimin sebepleri nelerdir? En basta Çanakkale Seramik Fabrikasınnı Yünetiın ı\urıılunda değişmez ve olağanüstü yetkili bir başkan bulunu«ııdur. Çok garip bir tüzükle (abrikanm başındaki kiçi değişmez başkan durumuna getirilmiştir. Tüzüğün 29 uncu maddesine göre «iş ve işletmenin o tarihe kadar bizzat basında bulunmuş» üyeyi yönetim kıırulunun başkanı seçmek mecburiyeti vardır. Yani şimdiye kadar işletmenin başında bulunan kişi ölünceye kadar fabrikanın yönetimini elinde bulunduracaktır. Gene tüzüğün 34 üncii maddesine gore ise bu başkan «murahhas azas sıfatıyla olağanüstü yetkileri elinde bulundurınakta ve sağ kaldıkça tek başına şirkete hâkim olmaktadır. Ticaret Kaııunu emredici hükümleriyle uyuşmayan bu duıunı Etibank tarafmdan nasıl Uabul edilmiştir? Fabrikada en büyuk ortak devlet adına yüzde 33 hisseyle Etibank oldufuna göre hazinen'n milyonlarca lirasınm yönetimini bu kadar sorumsuzlukla bir tek kişiye emanet etmek işte fabrikadaki bugünkü olayları yaratır. Başını sokacak iki odalı bir ev yapmak isteyen vatandas bir fayansta açıktan yüzde vüz haraç öder Ve üstelik fabrikanın emckçileri geçim sıkıntısından greve giderler. İsminin basında Doçentlik ünvanı bulunan bir ok'jmuş, işçileri ölümle tehdit eder. Ve Türkiye bütün ham maddeleri bol bol topıaklarmda bulunan bir yapıcı sanaji kolunda küçük bir grupun tamahı uğruna dünya piyasasında boy gösteremez. Etibank hakkına sahip çıkmalı, ve hazinenin menfaatlerini savunmalıdır. tek Fayans üretimi bakımından bu kadar şanslı bir ülkede yaşayıp ille de iç pazan sömürmek üstüne kurulan bir dü/.enden yana olamnyız. Fayans yapmak için ne gereklidir? Kaolin. kil, mermer. boraks ve ba^kaları. Onlar bu Aııadolunun topıağıdır. Ve üstünde hepımizin hakkı vardır. Bu nıenıleketin öz kaynakları kimsenin nasis çıkarlan uğruna kullaıulanıaz... H • ••• Yağ varlığımız T mayıs tarihli yazısuıda Saym Kayhan Sağlamer (Kutlamalar, Lânetlemeler) başlığı altında bugünün tüm lnsanlık âlemini çok yakından ilgilendiren sUâhsızlantna konusuna değınerek, sllâhsızlanmanm bir türlü gerçekleşememesinin sebeplerini özetliyordu. Sokaklara dökülen milyonlarca Çinli Atom bombasınm patlatılışı münasebeti ile bayram yaparken, Çinın komşulan da bu hadiseyi lânetlıyorlardı. Ama sadece Çin ml diyeceksiniz, hayır, A.BD, S.S.C.B, İngütere, Fransa da bu korkunç imha sil&hını denediler. İnsan Haklan Beyannamesinl lmzalayan ellerin dünya lnsanlığını bir anda yok edecek bu silâhlan gene o ellerle harekete geçireceklermi düşünerek esef ediyoruz. Silâhsızlanma bugün gerçekleştirilirse gelecek nesillere bir sulh dünyasının teminatı verümış olacaktır. Silahsızlanmanın gerçekleşmesine engel olan sebeplerin başında milletterin biribirlerine t > lan karşılıklı güven hislerini geçir dikleri denemelerle yitirmiş olmalarıdır. Bu durumda ise sadece Atomu imâl eden devletlerin değil bütün Dünyanın sorumlu tutulması gerekir. Bir taraftan insan oğlunu daha çok yaşatmak. açlıfı önlemek medeniyeti geliştirmek i çin çaba sarl ederken, diğer yandan da (A) bombaları (H) bombalannı seri halde imâl etmeyi insanın aklı almıyor. Kararsızlıİc, düşiincesızlik ve bunların müşterek sonucu olan çılgınlıklar sağduyuya galebe çaldıkça, başka milletler üzerinde eğemenlik hırsı devam ettıkçe degil silâhsızlanma, Birleşmiş Milletler ruhunu takviye ve devam ettirmeye dahi imkân bulunamıyacaktır W Mehmet Metin YILGOR Oğrencı Türk Sovyet ilişkileri zun zamandır söz konusu olan Türk • Sovyet münasebetleri Gromiko'nun memleketimize gelişiyle yeniden birinci plânı işgâl eden bır siyasi tartışma konusu oldu. Türk Sovyet münasebetlerini geliştirmek ve onlarla dostluk kurup, kurmamak hususunda gerek siyasî çevrelerde, gerek bazı basında ve gerekse umum! efkârda bir tereddut hissi bulunduğu malum. Ben bunun üzerinde fazla birşey söyliyecek durumda değilim. Sadece bir hâtıramı anlatıp. düşuncemi, bu hâtırada adı geçen adamm meşhur bir sözüyle ortaya koymus olaca gım. Bizim Ordunun 195760 arasında «Karadeniz'in İsmet Paşa'sı» dıye U Böyle bir sistem içersinde henüz burjuva sınıfmı yaratmak durumunda olan azgelişmış ülkelerde kınanan bazı özelliklerden azâde ve Ekonomik insan defil Sosyal hüviyetınde bir burjuvazi yaratmak da mümkün olabilecektir. Ergin TOYER ayın Profesör Savcı, AzgeIktisat Fakültesi Ogrencisi lişmiş bir ülke olan TürkiDr. Ali VILDIZ, bu konuyla ilyenin kalkınma yoluna giregili yazısında her ülkenin kendine bilmesi ve bu yolda hızla ilerlegöre bir sosyalizmi olması gerekyebilmesi için en yararlı olan yo tiçini savunuyor. lun, Türkıyenın şartlaîma uygıon Mehmet A. HAMZAOGLC, ayve demokratik yoldan gelecek bir dınların sosyalist bir kadro yetişsosyalizm olduğunu iddıa ediyor, tirmeleri gerektiçinden söz edeTürkiyede Sosyalizm adlı makalerek «sosyalizmin ancak dahili bir sınde. Oysaki sosyalizm her şey kıiltür seviyesinden sonra mümden önce bir ulaşma meselesidir. kün olabileceğini» yazıyor. Modern bilimsel sosyalizmin kuAli Sami ALKIŞ, ise aynı makarucusu olan Marks ve Engels sos leye değinerek rekabettn üretime yalist bir topluma ulaşmamn ön faydasız olduğunu belirtlyor. koşulu olarak kapıtalist bir gelişme aşamının geçilmesinin zorunlu olduğu kanısında idiler. Kapıtalist gelişme aşamını geçirmemiş bır ülkede hele demokratik yoldan gelecek bir sosyalizm beklenemez. Hangi sermaye ile hangı kaySevgıli annemız mutevcffa Hânak yaratılacaktır? Az gelişmiş üldı>e Hanımefendmın biricik kızı scveilı kardcsimi? vc cçım kenin esas meselesi sermaye kıtlığı ve kaymak yaratma zorunBİLGE ELAM lugu arasındaki paradoksal dul'AMANTÜRK'ün rumdur. Bu varsayım altında baaraınızdan ayrılıjının dokuıuntının emperyalist olduğu iddiası cu scnesıne tesaduf eden 22 5. ile aforoz ettiğiniz sermayesine 1963 Cumartcsi gunu Kadıkoy başvuramayacağımız gıbı komüİskele Camiinde Ikindi namanistlerin sermayesine de başvurazından sonra ariz rııhuna ıthaf mayız. Görülüyor ki sayın Savcı' J edılmek uzcre Kur'anı Kenm nın ileri sürdüğü yol bizi bir çıkve Mevlıdı Şerıf okunacaktır. maza sürüklemiştir Dost. akraba ve din kardesleri Türkiyede Sosyalizm S I^EYLİDİ ŞERİF Pekı çıkar yol nedır? Bu sualin cevabmı Oskar Lange'nin MillS Kurtuluş Tıpi dıve adlandırdıgı, gunumüzde az gelişmiş ülkelere ışık tutan bir sistemden bahsedprek vermeye çalışacagi.m Bu sistem Marksist ve Leninist görüşlere uzak, kapitalıst değil fakat antıkapıtalıst de değıldir. Mezkur gelişme biçiminin temel özellikleri şunlardır: tlk olarak sosyalist iktisadi kalkınmada olduğu gibi burada da iktisadi gelişmenin en etkin ve dınamık unsuru devlet ve kamu vatırımlarıdır Mılli Kurtuluş Tıpı gelışmede mizi dâvet edprız Kardeşlerl ve Eşi Cumhuriyet 5706 SATIUK da HALILAR . , Nadıde Buhara Keşan, Şirvan. Eski halıları 25 Mayıs 13 30 | satılmak uzere Sandal Bedesteninde teshir edılmeKtcdır. j SHBKSİJ*.. L ?srT*&. > • • < i "Cumn'Urîyet 56")2 Tl'Rh C l l ••III, Bosfor Sat ağazalar \I1L\\O BOSFOR TURİZM politikamıı BUYUK KAYBIMI7 Lâdik eşrafından merhum Ah Mısırlıoğlu'nun eji Nuri Ömer, Hakkı Mısırhoğlu ve Makbule Ozgen'ın sevgili anr.eleri, Neriman, Şadan, Nuran ve Osman Özgen'ir. kayınvalideleri. Necati, Nusret, Nedret: Ünal; Oktay; Olcay: Şermin; Nfsrin; Eren; Ercan: Erda!; Mehmet; Ali: Oya'nın büyük anneleri Hat Şirketinin Ortakları Î D.T.G. Amidn Devlet Otobus Autostradale (Italyan Otobus Işletmesı Işletmcsi) ı BOSFOR turiz m MEMNUNE MISIRLIOĞLU Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 21'5/1965 Diıgun cuma namazını mütaakıp Şışli Camiinden kaldırılarak Zınoırlikuyu Mezarlığında ebedî istirahatgâhına tevdi edilecekti"NOT: Çelenk gönderilmemesi rica olunur. AİIJESİ ile kurduğu ULUSLARAKASI OTOBUS SERVISİ MÜNİH'e haftada 6 VENEDİK MİLÂNO'va Üretim imkânlan T Cumhurıyet 5691 karşılıkl] sefer Münıh ve Milâno'dan sonra Avrupanın her yerinde Türk parası ile aktarmalı yolculuk Bu hatlarda çalışan tuvaletli vatar koltuklu çift şoför ve hostesli luks vasıtalarda yalnız Türkiye Fetrolleri Anonım Ortakhğı ve Petrol Ofisimn süper yakıtı kullanıhr. Merkez: Taksim Mete Caddesi No: 14 Tel: 48 51 51 Ankara: Tel: 12 77 77 12 58 71 12 54 72 [zmır : Tel: Münıh : Tel: Milâno : Tel: 35 32 6 37 12 9 5ü 32 97 89 30 12 86 24 00 Cumhuriyet I 31 MEYLIT 21 Mayıs 1963 ayaklanmasında «ehit olanlardan ıvılik ve fazilet tjmsali kıymetli eşim, baba•nız, enişîemi2 "iyade Bnb. DUVAR KAPLAMA LEVHALARI BÜTÜN İNŞAATLAR1 OEĞERLENDİREN YEGANE KAPLAMA MALZEMESİDİR Satış; Harbiye Ortfu Ev! Karşısı 247 Tel.475059 DOKIOR SAHI ULUS Dr. Kâmuran FATURA Sami L'lus 1902 tarihinde tstanbul'da doğmuştur. Babası Hazineyi Hassa Tahrirat Mudürii Mehnaet İhsan Beydir. 1924 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olmuştur. bk görevi Boyabat Hükümet tabipliğidir. Bilâhare İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde Prof. Dr. Kadri Raşit Anday"ın yanında Çocuk Hast. İhtisası yapmıştır. Altı sene müddetle Konya Doğumevi Çocuk Hastalıkları Mütehassıslığı görevinde bulunmuş; 1936 yüında Ankara Doğum ve Çocuk Bakınıevi çocuk hastalıkları mütehassıslığına tayin edilmiştir. 1930 yılına kadar bu vazifede çalışmış. Doğuınevinin yeni binasına nakli ile boşalan eski hastaneyi kendi gayret ve çaLşmalanyla Ankara Çocuk Hastahanesi ismiyle müstakil bir çocuk hastahanesi olarak faaliyete geçirmiştir. Bu hastahanenin mütehassıs ve Başhekiınliğine atanan Dr. Sami Ulns, zamanla hastahanenin yatak ve tıbbî bakımdan yetersiz olduğunu görmüş, yeni ve daha biivük bir çocuk hastahanesi yaptırtmak üzere teşebbüse geçmiştir. Bn gayeye kendini adayan Or. Sami Ulus bizzat. hastahanenin Altmdağ'daki verini seçmis, mimarî plânlarının hazırlanmasında, inşaatın yülar süten yapımında sonsuz bir gayretle çalısmıştir. Bufün Ankara'nın en nıodern tıbbi müesseselerinüen olan eskı Telsizler semündeki 200 yataklı Ankara Çocuk Hastahanesi onun sahsi çabasından yaratümış bir eserdir. O, bununla da yetinmemiş, hastahanestni daha da mükemmeüeştirmek amacıyla gecesini gündüzüne katarak çalışmağa koyulmuştu; ölüm bile onu görevinin b:ı şında yakalayabildi. Mesleğine adadıği hayatı camndan tuymetli tuttuğu hastahanesinde ve has talan arasında son buldu. M Sami Ulus meslek nayatmı sadece yapıl III masına önayak olduğu hastahaneyle değü •""•yazdığı eserler ve vetiştirdiği bekimlerlt de doldurmııştur. Bugün, onun yetiştirdiği yüzler ce mütehassıs hekim Anadolu'da, Dnnya'nın ber tarafında vazife görmektedir. Pek çok tıbbt ma kalesi, yerli ve yabancı basında yayınlanmıştıı «Süt çocuğu hastalıkları» ve «Çocuk Bakımı M Eğitimi» isimli neşredilmis iki kitabı vardır. Dr. Sami Ulus. bir neslin doktoruydu. Anka ra'da onun muayene ve tedavi etmediği pek &ı çocuk ve genç vardır. Hattâ pek çok kimse An kara Çocuk Hastahanesini onun adıyla tanıyordu Halkın hafızasında. Ankara Çocuk Hastahanesiy le Dr. Sami Ulus adı es manada idi. Bundan son ra da hastahanenin onun adıyla anılması örnek bir kıymet bilirlik olacaktır. IlâncıUk: 6??'J SOSYAL SİGORTALAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜGÜNDEN ECZACI &LINACAK îiiIiIIiIIiiIIIiIIIIlIisIiIisiiiIiiniIiiIIiiiiiIlIHiiinUiIIIIIliUIUiilIiîilllIIUti L 3 HOLANTSE BANKUNİ NV | \ Satışa Arzedilmiştir 125 ve 250 Kg. lık I 1 I Ticari münaıebetlerinizi jehftirmek için Bınlcamız cmrinize amidcdir. Di| Ticaret f Bankamızın ihrimından iıtifade ediniz. Onsekız tydan fa;la vaden mevduatı yıldı % 6'/, fıiz veriyoruz. toprağa verillşinin ikinci yıldönümü dolayısiyle Hacı Bayram Camiinde Cuma günü öğle namazından sonra okutulacak hatim duası ve mevlidi şerıfe kendisini sevenlerle, akraba, dost, süâh arkada;larının ve arzu edenlerin tîşrillerlnl rlca ederiz. AİLESİ Cumhuriyet 5686 CAFER \TİLLA'nın Kurumumuz; Antalya, Adana. Iskenderun. Taı^ı..Konya. Malatya, Sivas, Samsun ve Trab7on Sağlık Tesı> lerinde maaşlı, ücretli veya Enlaşmalı olarak calıştnılrfıak üzere. eczacı alınacaktır. Isteklilerin mahalline veva Genel Müdürlüğümüza <TM racaatları ilân olunur. fBasın 8143 A. 4880'5/05) ••*••••••••••*>•••••••••••••••• ,'TTTYfTffTTTTTTTTTTT» İstanbul jandarma Levazım Satın Alma Komisyon Başkanlığtndan Jandarma birlikleri îhtlyacı için kapab zarfla (230 0O0) ikiyüz otuzbin adet er tire fanilâsı ahnacaktır. Tahraıru bedelj (954.500) dokuzyüz elli dört bin beşyü? lira oıup eeçici teminatı (41930) kırkbir bin dokuz yüz otuz lüHdıı Eksiltmesi 28 mayıs 1965 cuma günü saat 15 te DemirKapıdakı Komısyonda yapıl^caktır Teklif mektuplannın ihale saatinden bir saat evvel Komisyona verilmesi lânmdır. Şartnamesi tstanbul, Ankara J. Sat. Al Komisyonlan ile Izmir Ege J. Denİ2 Bölge K. lığında görüiebüir (Basın 6768/5o84) | [ DEMAG VINÇ Cad. X GALATA : KARAKÖY PALAS İSTANBUUBANKA HAN J • EUialtıoğlu A Ş. Tünel Zinclrll Han Sok. No. »11 Kar»köy İUncılık: SS37 MM
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog