Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

SAHtFE ÎKI CUMHURÎYET 22 Nisan 1965 LOIAN ve PATRİKHANE Prof. Dr. Fahir H. ARMAOĞLU firk Hükümetinin, vakıflann kontrol ve denetlenmesi ile ilgili bir kanuna dayanarak, Fatrikhane hesaplarını ve Patrikhaııeye bağlı bir kilise vakfının besaplarını denetlemek Istemesi ve bunun da Fener Rum Patrikhanesi tarafından reddedilmesi, Türk • Yunan nıünasebetlerini yeni bir safhaya sokmuş buluıımaktadır. Çiinkü, Rum Patrikhanesinin, Türkiye Devletinin egemenlik haklarını ve kanunlarda en yüksek ifadesini bulan Türkiye Büyük Mil let Meclisinin otoritesini hiçe sayarcasına ve devlet içinde devletmiş gibi bir eda ile göstermiş olduğu bu davranış, Kıbrıs meselesiyle sıkı bir sekilde bağlantılı bir bale gelmi.ş bulu • nan Türk Yunan münasebetlerinin kritik bir safhasında ortaya çıkmıştır. Hatırlanacağı üzere, gerek 1954 • 1959 arasındaki Kıbrıs buhranı sırasıııda, gerek bu defaki Kıbrıs anlaşmazlığı sırasında Türk Hükümeti, Patrikhane konusunda gerek basından ve gerek kamu oyandan gelen devamh bir baskı ile karşılaşmasına ra?mon, bn meseleyi ele almayı uygnn görmemişti. Bu dnmmun Patrikhanece de bilinmemesine imkân olmadığı haldc, bu müessesenin Hükümetin denetleme tcsebbüsüne karsı almıs olduğu totum, Fener Patrikhanesinin sırtını, Türk kanunları nın himayesinden ziyade, Yunanistana dayaraak istediği kanısını kuvvetlendirmektedir. Böylece, çeşitli iç baskılara rağmen Patrikhane meselesini şimdiye kadar ele almamış olan Türk Hükümeti, bizatihi Patrikhane tarafından ba meBcle üzcrine egilmeye zorlanmış olmaktadır. Bakanlar Kurulunun önceki gün almış oldugu szimli k.ırarlar karsısında, gerek Fener Patrikhanesinin. gerek sırtını dayamak istedigi Yonanistaııın. kendi arkalannda kazmış olduklan çukurun rlerinliğini açıklıkla görecekleri süpheEizdir. Türkiyede IV. koalisyon hükümetinin zayıflığından ümitlenenlerin, Patrikhane mesele • ciniıı de en az Kıbrıs meselesi kadar tnilli bir rnesele oldugunu ve Türk Hükümetinin bn meselede atacacı her adımın Türk milletinin tam desteğine sahip olacagını anlamalarında, kendileri için hiiyük fayda vardır. Çin'den GER! KALMIŞ ÜLKELERDE • •«• • ••• SOSYALIZM T sadece bir din müessesesi olarak kalmak zorıında olduğunu kabul etmisler ve Türk haşdele gesi de, Yuııanistan da dâhil, devletlerin verdiği bu temiııatı bir senet ittihaz etmiştir. Böylece Patrikhane meselesi. Lozanda, burada kalmış ve burada bırakılmakla yetinilmiştir. Bu vesile ile şu noktayı da hatırlatalım ki, Türk basını, yıllardanberi, Rum Patrikhanesi hakkındı bir • çok iddialar atmış ve ithamlar ileri sürmüştür. Bunların başında. Fener Ro< Patrikhanesinin ve ona bağlı bazı kurumların siyasi faaliyette bulunduğu geliyordu. Bu iddia ve ithamlara karşı adı geçen Patrikhane, hiçbir zaman tatmin edici bir cevap vermemiş ve çoğunlukla susmayı tercih etmiştir. ıııııııııııııııııııııııııtıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııuııııııııı 3. DİJMAMN 0R1AK YM1 3 • Kapitalist olma^an gelişme yolu Doç. Dr. Gülten KAZGAN a kinci Dünya Harbi sonrası dönemde, somurgelerde uyan ma ile başlıyan siyasi bağımsızlık savaşları Dünya sahnesine yeni ülkeler çıkarmaktadır. İsim lerini, nerede bulunduklarını yeni yeni öğrendiğimız bu pek çok sayıdaki yeni ülkeler, dahil bulunduklan «üçüncfl Dnnya» ya, beynelmilel polıtıka alanında ağırhğını duyuracak bir güç kazandırmak yolundadır. Toplumsalekonomik yapılan, gelişme seviyeleri itibariyle bu ülkeler birbirinden büyük farklarla ayrılır. Afrikanın henüz ilkel kabile düzenine dayanan küçük yeni ülkeleriyle beraber, Hindistan gi bi pek eski bir uygarlığa sahip kendi içinde bir kıt'a kadar çeşitlilik gösteren büyük bir ülkeyi. oldukça batılılaşmış Tunus'u kapsaması «heterojenligin» ne denli olduğunu göstermeğe yeter. I lık» ilkesine çok yakın düşmektedir. Türkiye bugün parlâmanter demokrasiyi benimsemiş, fakat «halkçılık» ilkesinden de uzaklaşmıştır Patrikhane yok... Bizatihi Lozan Andlaşmasına gelince: Daha yukarıda da söyledifimiz gibi, bu andlasmada Patrikbane ne ismen ve ne de özel bir surette yer almamaktadır. Andlaşmanın 3115 inci maddeleri, genel olarak azınlıkların korunması ile ilgilidir ve bn maddelerde de, ne Rum, ne de ortodoks adı geçmeyip, sadece «gayri müslim azinlıklar» ın haklarından söz edilmektedir. Ba haklar konusunda da bazı özellikler göze çarpmaktadır. Andlasmada yer alan dokuz maddenin ağirlıgını, müslüman olmıyan Türk vatandaslanna din ve ibadet hürriyeti ile ilgili olarak tanınan haklar teşkil etmektedir. Bu hakların milletlerarası bir andlasmada yer almasının sebebi, tarihî bir vakıadan ileri gelmektedir. Bilindiği gibi, Ondokuzuncu yUzyıla gelinceye kadar Osmanlı Devleti, hıristiyanlara din ve ibadet hiirriyetini tanımakla beraber, müslü • man olmıyanlara ayrı bir vatandaşlık muame lesi yapmıştır. Lozanın ba hükümleri ile böyle bir durumun tekerrürü önlenmek istenmiş \e Türk toplumunda, müslâmandan gayri vatandasların, müslüman vatandaşlarla eşit seviyeye getirilmesi amacı güdülmüştür. Esasen. Milli Müradelenin modern ve demokratik anlayışı da farklı vatandaşlığa imkân vermediğinden, Türkiye, Lozanda bu hükümleri kabulde bir sakınca görmemiştir. Şu halde, Lozan Andlaşması, müslüman olmıyan Türk vatandaslarını, müslüman vatandaşlarla eşit duruma gctirmis. aradaatrikhane yetkililerinin iddiasına göre, bu ki farklılığı kaldırmış, lâkin gayri müslim vamüessese. Lozan Andlaşmasınca tanınmıştır tandaşlara imtiyazlı ve diğer Türk vatandaslave denetlemeye tâbi tutulamaz. Bu düşünce rının üstünde bir durum tanımamıştır. Kaldı ve mantığın sakatlığını. Lozan Andlaşmasının ki, Anayasamıza göre. din ve mezhep farkı göbn konudaki hükümlerini incelerken belirtece zetilmeksizin, bütün Türk vatandaşlarınm her ğiz. Fakat Patrikhanenin bir Türk vatandaşı çesit hak ve hürriyetleri teminat altına alınmıs olan avukatmın ifade etmiş olduğu bir fikir ü bnlundugnnd/ı, Lozan Andlasmasının bu koserinde biraz durnıak isteriz. Bu avukata göre nudaki hükümleri, artık lüzumsuz hale gelmiş Patrikhaneııin dokunulmazlıgı vardır ve bn se ve fiili deferlerini kaybetmiştir. bepten de kinıse Patrikhaneyi denetliyemez. Ote yandan, Lozan Andlasmasının 3!) uncu Türk toıılumunun sosyal müesseseleri içinde maddesi söyle der: «Türkiyenin bütün ahalisi, Patrikhaneye üstün ve imtiyazlı bir dnrum ve dolayısivle bu müesseseler arasında bir kast din teirik edilmeksizin, kanun nazarında müsa•istemi yarattnak istediği anlaşılan bu avukatın, vi olacaklardır.» Kanun öniinde eşitliğin tabiî sonucu ise, aynı haklara ve aynı mükellefiyet dokunulmazlık ilkesinin hukıık sistemi içindeki yerini herbalde iyi bir sekilde öğrenmesi gerek lere sahip olmaktır. Türk kanunlannın yükle difi mükellefiyetlere, hangi nitelikte olursa olrnektedir. sun. her Türk müessesesi tâbi olurken, müslüRum Fatrikhanesinin ba son davranışı dola man elmıvan vatandaşlara ait bir müessesenin, yısiyle, Lozan Andlasmasının bununla ilgili bü bu mükellefiyetlerin dışındâ kalması, Lozan küralerine gelince: Her şeyden öııce şnnu belir sisteminin kabul etmediği bir durumdur, Rum telim ki, tek başma bir müessese olarak Rum Patrikhanesinin, son tutumunda. bu noktayı haPatrikhanesi, Lozan Andlaşmasında yer almış tırlaması yerinde olur. degildir. Vani, Lozan Andlaşması, Patrikhaneyi Tine Lozan Andlasmasının 38 inci maddesi, ne ismen, dc de özel bir sekilde zikrederek bubütün Tiirk vatandaslannın din, mezhep ve inanunla ilgili hükümler koymus değildir. Daha nış hürriyetinden söz ederken, bu hürriyetleri sşağıda da belirteceğimiz veçhile, andlasmada ve bu hürriyetlerdcn doğan hakları «kamu düyer alan hükümler, ancak müslüman olmıyan zeni» şartına baglamıştır. Kamu düzeni sartı, Türk vatandaşlarınm din ve ibadet hürriyetleri ve din ve ibadet yerleri ile ilgili bulunmakta modern kamu hukukunda devlet egemenliğiniıı dır. Böyle olunca, ortodokslann ekümenik pat en tabiî ve en temel yetkilerinden biridir. Hiçbir devlet, hürriyetin kullanılması pahasına, rikliginin bir ibadet müessesesi olarak Lozan Andlaşmasında herhangi bir tcminat ve koru kendi kamusal ve toplumsa] düzeninin ve güvenli|inin tehlikeye girmesine göz yumamaz. ma altına sokulmamıs bulnndugu âşikârdır. PatHükümetin denetlemesiııi hodbehod reddeden rikhanenin sığınabilecegi yegâne melce, Türk Rum Patrikhanesinin bu noktayı da unutmamaHükümetinin ve Türk milletinin hoşgörürlüğü olarak öngörülmüştür. Nitekim, Lozan konfe sı kendi yararınadır. ransı müzakereleri de ancak bunu göstermek tedir. Patrikhane meselesi, sadece Lozan kon feransı müzakerelerinde, Türk başdelegesinin, bn müessesenin Türkiyeden çıkarılmasını iste tnesi üzerine tartışma konusu olmuştur. Türk Nihajet, Lozan Andlasmasının 45 inci madbaşdelegesi Ismet Paşa bu isteği ileri sürerken, dcsine de değinmek isteriz. Bu maddeye göre, bu müessesenin siyasî bir organ haline gelmis Türkiyenin kendi sınırları içinde balunan müsoldugunu ve siyasî ve aynı zamanda Türk toplüman olmıyan vatandaşlara tanıdığı hak ve Inmunun güvenliğini yıkıcı faaliyette bulunduhürriyetleri, Yunanistaıı da kendi sınırları içingunu belirtmiştir. Bunun üzerine İngiltere başde bulunan Türklere aynen tanıyacaktır. Budelegesi Lord Gürzon, Patrikhanenin Türkiyenun anlamı ise, 45 inci maddcnin, Yunanistanden çıkarılması istegine karşı gelmiş, fakat Patdaki Türklerle, Türkiyedeki Rumlar bakımın rikhanenin siyasi imtiyazlarını kaldırmak ve Mdece dinsel bir müessese olarak mnhafaza et dan bir mütekabiliyet esasını kabul ettiğidir. Gerek Rum Patrikhanesinin, gerek diğer Rum ttek zorunlulnğnnn da kabul etmiştir. Lord Gurmüesseselerinin ve bası Rum vatandasların, sırt son Bzellikle, «Patrik, hem Rum ortodoks kilisesinin başkanıdır, hem Türkiyeye tâbi bir me larını Yunanistana dayarken, gözönünde tntmak zoruııda olduklan önemli bir nokta da bunmrdnr» demiştir. Gürzonun bu görüşleri, Yudur. 45 inci maddenin mütekabiliyet esprisi nan başdelrgesi Venizelos taratından hararetle içinde, kendilerine tanınan hak ve hürriyetler paylaşılmıstır. Gürzon'un, Patrigin Türkiyeye sonsuz oîmayıp, Yunanistandaki Türklerin fütâbi bir mrmur olduğu hakkındaki sözleri üzeliyatta sahip bulundukları haklarla sınırlıdır. rinde dikkatle durmak gerekir. Bu demektir ki. Türkiyedeki Rum vatandaşları ve Rum müesTürkiyeye tâbi bir memur olarak Patrik. Türk kannnlanna saygı göstermekle jükümlü bulnn seseleri, Lozan Andlaşmasını kendilerine kalkan yaptıkları takdirde, sahip bulundukları hak ve maktadır. Runun yanında. Lozan konferansı hürriyetler, 45 inci madde bakımından, Anayamüzakerelprinde bütün taraflar, Patrikhanenin samızın teminatı dısında da kalabilir. siyasi ve idarî faaliyette bulunamıyacagını ve Lozan Ant aşması P eni siyasî bağımsızlıklarına kavuşan Üçüncü Dünya'nın gelişmemiş ülkeleri sanayileşme ve iktisadi gelişmeleri «kapitaiist olmayan gelişme yolu»rdan gerçekleştirmeyi kabul etmiştir. Hattâ, Hindistan, Cezayir. Mısır, Tunus gibi bir çoğu kendisini «sosyalist» olarak tanımlamaktadır. Sosyalizm, Batı'da endüstri dev riminin yarattığı sanayi burjuvası ve işçi sınıfı arasındaki menfaat çatışması karşısmda 19 uncu yuzyılda açık seçik şekillenen bir Dış görünüşteki çeşitliliğe rağ düşünce akımıdır. Henüz endiismen, gerek ü!ke içinde karsılaş trileşmemiş, bir endüstri kapitatıkları ekonomik sorunlar gerek lizmi yaratmamış, ekonomik tese bugünkü dünya ekonomik koşulları karşısındaki durumları itıbariyle bu ülkelenn durumu aynı model çerçevesinde incelenebilir: hepsi geri kalmış ülke niteliğini taşımaktadır; halkın refah seviyesini yükseltmek için sür'atle sanayileşmek zorundadır. Buna karşılık, sömürgeciliğin bu?ün için büründüğü «yenisömürgecilik» ve içerde ekonomik toplumsal koşulların yarattıgı boğuntular, sanayileşme. ee.lişme olanağını baltalamak durumundadır. Y larca Türkiye nin benimsediği «devletçilik» ilkesi, «kapitalist olmayan gelişme yolu» na oldukça yakındır; fakat bu ilke de günümüzde yozlaşmaktan kendini kurtaramamıştır. endilerini sosyalist olarak tanımlayan Üçüncü Dünya ülkelerinin klâsik anlamıyla sosyalist oldukiarını kabul etmesek de. «kapitalist olmayan gelişme yolu» nu seçmeleri, amaçlarının sosyalizme geçiş olması, bu ülkeleri bu yola iten nedenleri incelememizi gerektiriyor. Bunun başlıca sebebi, siyasî bağımsızlık savaşını îkinci değil fakat Birinci Dünya Savaşından sonra yapmış olsa da, toplumsal . ekonomik kosulları biraz daha ileri olsa da, Türkiye'nin de gerçekte gerek ülke içi gerek ülke dışı ekonomik koşullar bakımından bu ülkelere çok yakın olmasıdır. Nitekim. bu ülkeleri «kapitalist olmayan gelişme yolu» na iten ne denler, Türkiye'deki sosyalist akımın da dayandıfı başlıca nedenlerdir. Türkiye'deki sosyalist akımın da aynı koşullara tepki K 45. Madde Türkiye ise, ne ülke dışı ne de ülke içindeki durumu bakımından bu ülkelerden büyük farklar göstermektedir. Xe var ki Ikinci Dünya Harbi sonundan bugüne£*•••• dek tuttuğu yol çok farklı olmuş tur; aynı sorunlar çözüm yolunu bu ülkelerinkinden değişik bir iç meli tarım ve birkaç hammadde olarak doğdufunu söylemekte olan bu ülkelerde sosyalizmin, hats yoktur. ve dış politikada aramak yolun» hâkim sınıf olan endüstri burjugitmiştir. Gelecek yazıda, üçüncü Dünvasına karşı işçi haklarını savu«Üçüncü Dfinya» n:n geri kalmış ülkelerinin tuttuklan yol baş nan bir akım olmadığı açıktır. Di ya'nın geri kalmış ülkelerini «kapitalist olmayan gelişme yolu»nu ğer taraftan 19 uncu yüzyılın hca üç noktada özetlenebilir. basından itibaren Doğu Avrupa seçmeye iten ülke içi toplumsal da, Batı'nın kapitalist gelişme a ekonomik koşullar ve dünya ekoşamasını geçirmeksizin sosyaliz nomik koşullannı incelemek istiyoruz. Batı dünyası gelişmesini me geçişi savunan ve temeli köy • kapitalist yol» dan yapabildiği olan bir «Köycü sosyalist» akım e VVashıngton ne Moskova hâkım olmuştur. Avrupa'nın o halde. bu ülkeler için bu yol niya boyun eğmck, siyasi itti donemde gelişmemiş Doğusunda çin kapalıdır? faklardan kaçınmak. dış po türeyen. «Marksist Leninist» litikaların temel ilkesidir. Siyasi doktrinden önce etkisini gösteren YARIN: bağımsızhğa bir mücadele sonun t «Köycü sosyalizm», bugün Üçünda kavuşabilen bu ülkelerin dün cü Dünya ülkelerinin «kapitaTOPLUMSAL SINIFLAR ' ya politika dengesindeki iki a list olmayan gelişme yolundan VE GELİŞME ğırlık merkezinden birinin göi sosyalizme geçiş» özleminin esmOLANAKLARI gesine sığınıp, sonunda «peyk» lendiği belki ilk kaynaktır. 1930 durumur.a düsecek yerde, yeni bir ağırhk merkezi teşkil edip siyasî bağımsızlıklarını korumak özlemi içindedir. Dış politikada tarafsızlık, «Yurtta sulh Cihanda sulh» ilkesiyle dünya barışı için çalışmak Atatürk Türkiye'sinin de dış politikasını çizmiş, Ikinci Dünya Harbi sonuna kadar bu ilkeye Türkiye sadık kalmaya ça hşmıştır. Ne var ki «yeni sömürgeeilik» Yolcu Salonunda Plexigias tesisatı kapalı teklif alma başvurduğu tedbirlerle bu ülkesuretile yaptırılacaktır. ler arasmdaki birliği bozmak. ba Bu işe ait şartname 24 4 '1965 tarihinden itibaren çazılarma yeni ayrıcalıklar verelışma saatleri içinde 27 Mayıs Hanı ikinci katmda Yapı rek menfaat ortaklıklarmı menİşleri Baş Mühendisliği Yazı İşleri Servisinde Eörülebilir. faat çelişmesi haline getirmek yo lunriadır. Avrupa Ortak Pazar üTeklif verme müddeti 30 4/1965 tarihine kadar olan bu yelerinin geri kalmış ülkeler karişin geçici teminatı 2000 liradır. 2490 sayılı kanuna tâbi olşısındaki tutumu bunun en açık mıyan Bankamız ihaleyi yapıp yapmamakta muhtardır. örneğidir. Bu tehlike, söz konu(Basın 6217/4394) su ülkelerin en kısa bir süre içinde ortak menfaatlerini korumak için işbirliği yolunu seçmelerini gerektirmektedir. Fotoğrafı bir gazetede gördüm : Çin kadını taş taşıyordu. Lâstik tekerlekli bir arabaya ağzına kadar taş doldurulmuştu. Pantolohlu üç kadın sırtlarına taktıkları iplerle çekıyorlardı tasıtı öne dogru iğilmişlerdi. Resim sanatında mail çizgi. hareket anlamı gösterir. Ve Çin kadını taş çekiyordu. Bir vatandaşımız fotoğrafa bakıp : Bu ne rezalet! dedi. tşte kadınlarına tas çektiren bir ülke! BUDU söyliyen vatandaşımız besiliydi. Kıravatlıydı. Okumuştu. Hali vaisti yerinde idi. Karısı eğilip resme haktı : Rezalet ayol, dedi, zulüm! Hanım tombulca idi. .Saçları pahalı bir berberde son modaya gö'e tarazlanmıştı. Boyası badanası yerinde idi. • Kızıl Çin'i tanımak fikrinin ortalıkta pek dolaştıfı şu günlerde bu konuyu açmak istedim. Kızıl Çin iki türlü tanınır : Birisi resmen; devletler hukukuna söre. lkincisi de, Kınl Çin'i tanımak için Çin hakkında bilei sahibi olmakla. Bilei sahibi olmak. önceden hazırlıklı olmakla mümkündür. Müzede resimlere bakan ınsan. önceden hazırlıklı değilse bir şeycikler anlıyamaz. Anladım sanır. Joconde'u seyreden kimse Rönesans'ı bilmek. Rönesans'ı bilmek için de hem Eski Ynnan'ı ve hem de Hıristiyanlık Orta Çag'ını anlamak zorundadır. Yalnız sanat dünyasında geçerli değildir bu kanun. . En basit fotoğraflara baktığımız zaman bile. bazan fotoçrafı dejil kendimizi görürüz. önceden eğitilmis düsüncelerimiz. ve önceden kazandıŞımız kültür, o andaki yargılarımızı tâyin eder. Uzakdoğuda "00 milyonluk bir millet yaşıyor. Bu millet her yıl bir Türkiye kadar artmaktadır. Şimdiye kadar Batı'nın gözünde bir afvon sömürgesiydi Çin... Kıtlıklariyle ünlüydü. Her yıl açlıktan Slenlerin sayısını kimse hesaplıyamazdı. Batı kapitalizminin empervalist istihasına acıktı. Bugünkü Çin'i anlıyabilmek için dünkü Çin'i bir parçacık Sgrenmek gerekir. Sömürgeeilik elinde ve Çin gelenekciliği içinde çürüyüp çöken bir millet. ancak komünist devrimciliğinin sert metotlariyle kendisini kurtarabildi. Bizler Çin'i ve rejimini begenmek zorunda dejiliz. Ve alabildiğine tenkid edebiliriz. Ama bugünkü Çin'i tanımak istiyorsak, bizde pek yoksun kalmış bir kavramın mânasını da yeniden öğrenmek gerekir. Bn kavramın adı çalışmak'tır. Çin gürfiltüyle çogalmaktadır. Bu millete her yıl Türkiyenin toplamı kadar insan katılıyor. Ve Çinliler hera yaşıyanlarını hem de doğacaklan, açlıgın pençesinden kurtardılar. Simdi hayat düzeylerini yükseltmek için çabalıyorlar. Erkekler ayaklariyle makinelerin çarklarını çeviriyor. Kadınlar tas çekiyor. tktisadi kurtnluş savaşını kazanmıslar, atom (iziğini kullanmava baslamışlardır. Ve bizim aklımız, afyon sömürçesi Çin dostu olup da. atom gücü sabibi Çin dnşmanı olmağa ermez Türkiyemizin çıkarları bakımından ermez. Bizim Anadolnmuzda da kadınlar sırasında sapana bile kosuInr. Bırakın Anadolnyu daha İstanbul hamallarının yüklerini sırtlanndan alamadık. Bnnnn içindir ki, taş taşıyan Çinli kadınlara bakarken Çin'i yerecegime önce kendi dâvalarımı düsünürüm : Acaba, derim, bn kadar ıstırap içinde yaşıyan milletim niçin kortulamaz ve kalkınamaz? Millî Mücadele'de sırtında top güllesi taşıyan Türk anasının heykelini Ankaraya dikmişiz. Belki bir gün gelir Çinliler de bugün tas çeken kadınlarının heykelini meydanlara diker : Işte Çin, analarının böyle çalışmasiyle kurtuldu... diye yazarlar altına. Çin'i tanımak işte bn espriyi tanımakla mümkündür. Her ülkenin iyi yanlan da vardır, kötü yanlan da... Çin'in kötü yanlannı kendilerine bırakalım. Ama Çin'in iyi yanlarından belki birincisi, topyekun çalışmak seferberliginde oluşudur. Milletler hangi rejim içinde olurlarsa olsunlar, hor göremiyecekleri tek şey çalışmak olmalıdır. Çalışmak... Ama ister taş çekerken, ister toprak kazarken, ister yazı yazarken ve ister fotograf çekerken. kimin için, ne için çahştıgını da bilmek... Ve kesin biçimde sosyal adalet orUmında çalıstığını bilmek... j 1 Dış politikada tarafsızlık: M KIM KIMI IHBAR ETTI Ihbar raektuplarmın asıUarını neşrediyor Arapça aslı ve Türkçe meali ile birlikte herkese neiis ciltli bir 27 Mayısıan sonra Denizcilik Baııknsı T.l.ll, dan Teklif isteme ilânı KURANI KERİM Parasız hedive ediyor Her hafta dört sayfalık renkli köylü işçi gazetesi SIEDA ZEREN İle TILMAZ KOZACIOĞLU evlendiler 21.4.1965 İstanbul j ELEMAN ARANIYOR Zıraat Ilâçlan mevzuunda iştigal eden Şirketimizin gerek Istanbuidaki fabrikalarında ve İstanbul Umum Müdürlük Bürolarında ve gerekse Bandırma'daki fabrikasmda kıymetlendirilmek üzere; aşağıda zikredilmiş kendilerinden aranan hususiyetleri haiz olan taliplerin, el yazılı biyografi ve iki adet fotoğrafla birlikte ve bir dilekçe ile müracaatta bulıınmaları rica olunur. 1 Veteriner hekim ve ziraat yüksek mühendisi ile teknisyenleri, 2 Re'sen smai muhasebe idare edebilecek muhasebeci ile muhasebe memurları, 3 İngilizce bilen sekreter, 4 Daktilo. Yukarıda zikredilmiş vazifelerden 1 ve 2 sayılı fıkradaki işlere tâlip olanların ticarî veya smaî işletmelerde en az 23 yıllık mevsuk nıeslek tecrübesini haiz bulunmaları ve erkek olmaları halinde askerliğini yapmjş bulunmaları şarttır. Lisan bilenler tercih ve müracaatlar titizlikle tetkik edilir ve gizli tutulur. Müracaat: P.K. 305 Galata/İstanbul Ilâncılık: 6387/4385 •««•«*»•««•« »» 2 Siyasi sistem olarak millî demokrasi: iyasi sistem bakımından bu ülkelerin ortak yanlan, kapitalist ekonominin siyasî demokrasi şekli olan «parlâmanter demokrasi* yerine «millî demokrasi» yi seçmiş olmalarıdır. T.ir siyasî sistem, halkın ihtiyaçları ve tercihlerine cevap verebildiği, halk örgütlerini ülkenin yönetiminde söz sahibi edebildiği ölçüde demokratik olmak niteliğini kazanır. Bir ülke halkın tercihlerini karşılamıyan, hiçbir sekilde onun menfaatlerini temsil etmeyen çok sayıda siyasî partiye sahip olmakla sadece «şeklî demokrasi» yi gerçekleştirebildiği halde yakın gelebilir, Bununla beraber. bu ülkeler arasında Hindistan gibi parlâmanter demokrasiyi benimsemiş bir büyük ülkenin de bulunduğunu belirtelim. ' Millî demokrasi, Atatürk devHmlerinin Eerektirdigi «hslkçı Millet Meclisi Başkanlığından: Türkiye Bü>ük Millet Meclisi Bahçesinin (Landscape) Peyzaj Mimarisi projelerinin hazırlanması işi, Millet Meclisi Başkanlığmca, Türk Mühendts ve Mimar Odalanna kayıth üyeler arasında yanşmaya çıkarılmıştır. Yanşmanın amacı. güzel san'atların gelişmesini sağlamak, Türk Milletinin temsil edildiği binaya ve çevresine yakışır bir bahçeyi kazandıracak, en güzel fikirleri bulmaktır. Yarışma Jürisi aşağıdaki sekilde kurulmuştur. DANIŞMAN ÜTELER: Zühtü Pehlivanlı Orhan Deniz Bilâl Eron ASİL ÜYELER: Ziya Payzin Neriman Birce Dündar Elburz Dr. Günel Akdoğan Şeref Günsur YEDEK ÜTELER: İhsan Ersoy RAPORTÖR: Aytekin Ülger ÖDÜLLER: Birinciye İkinciye Üçüncüye ICumhuriyet 4380' KADIEMMİ Ve herkese 5.000 Lira Spoı Toto'da kaybedenlere GULER YARAK ile KAMUTAY TÜRKOĞLU nişanlandılar 21 Nisan 1965 ANKARA Ankara Milletvekili Y. Mimar Ziraat Y. Mühendisi Y. Mimar Y. Mimar Landscape Miman Ziraat Y. Mühendisi Orman Y. Mühendisi Y. Mühendis Zirast Y. Mühendisi 15.000. 12.500. 10.000. TL. si olarak tesbit edilmiştir. TEŞEKKÜR Azerbaycanlı idealist ve milliyetçi, 18 Nisan 1965 günü geçirdiği beyin kanamasında, gösterdikleri fedakârca müdahalelerinden dolayı «Valdebağı Provantoryumui doktor, ögretmen. hemşire, m e . mur ve müstahdemlerine; ve 17 Nisan gür.ü gerek cenaze merasimine iştirak eden hemşehrileri, dostlar ve akrabalarına. gerekse çelenk ve telgraf gönderenler. Haydarpaşa Lisesi öğretmen. izci ve öğrencilerine, ayrıca bizzat eve £elip taziyette bulunanlara tejtkkür etmeği borç biürIz. AİLESİ fCumhuriyet 436») HABER LOTO'DA ALİ ARAN'ın 5.000 LİRA ELEMAN ARANIYOR j• } i t Bir fabrikanm teknik muhaberatını idare edebilecek vasıfta, iyi İngilizce ve daktilo bilen bir memur sekreter alınacaktır. İlgililerin hal tercümeleriyle birlikte talep ettikleri brüt ücreti bir mektupla Posta Kutusu 139 Beyğolu adresine bildirmeleri rica olrnur. Baylar tercih edi1 ektir. î • • • t V u m ı ı l ı l ı i M i m M i i M i l ı i n m T T T t " T * T* **rrTTr^*TTt'*"*^"* * .......J ILHAN (Demfr) KUBANÇ İle NECDET KUBANÇ «Tlendller BfTOğln. Z1.4.1M5 Ayrıca 3 kişiye beşer bin lira mansiyon verilecektir. Yarışma, 14 Haziran 1965 Pazartesi günü sona erecek ve hiç bir sekilde uzatılmıyacaktır. Bu yarışmay» ait şartlaşma ve ekleri 50. TL. n karşıhğında 26 Nisan 1%5 günü akşamına kadar, Millet Meclisi İdare Amirliğinden sağlanabilir. Millet Meclin Başkanhğı, Türk Mühendis ve Mimarlarını bu yanşmaya katılma*» eağırır. (Bann 5933/43H) 23 Nisan Cuma günü HABER'DE Cumhuriyet 4390 tincılık; S32S/İ383
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog