Bugünden 1930'a 5,419,315 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

tKİ CUMHURİYET g Kasım 1964 lliirini'iı lelefonla gazel okumak I D Ü Ş Ü N C E L E R | ıııı|ıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııımııııııııııııııııııımııııı|ıııı Chioago Şehrin Old Chieago denen eğlence bölümünde bir gece kulübü. Kapısında «Bistro a go go» yazıyor. Sabaha kadar açıkmış. Saat yirmi iki sularında girdik içeri. Niçin girdiniz?.. diye sorarsanız, diyelim ki inceleme» için. Bizi bîr köşeye buyur ettiler. Sağda solda yuvarlak ve dört köşe masalar. Işıklar. gece kulüplerine özgü bir düzenle romantizme dâvetiye çıkanyor. Kaışıda Kandinsky'nin bir sergisine ait afiş. ötede beride bir kaç münasip resim. Yüksekçe bir set üstünde beş zenci son moda dans havalannı çalıyorlar. Setin sağında ve solunda camdan yapılmış iki genişçe kulübe. Kulübelerin içinde birer telefon. Çevremizde öteki müşteriler. Çiftler, yalnız veya beraber kadınlar, yalnız veya grup halinde erkekler. Erkekler çoğunlukta. Kınmzı mayo giymiş ve kasıklanna kadar siyah çorap çekmiş guzel kjzlar müşterilere hizmet ediyorlar. Eski usul dans parçaları çalımnca pist tıklım tıklım doluyor. Müşteriler terbiyeli ve «mazbut». Yılısıklık yok. Bekâr kalabalığı bir şeyler bekler gibi... Nitekim o «beklenen şey» biraz sonra belirdi. İki adet mayolu «taze», camdan kulübelerin içine girdiler. Açıklandı ki her müşteri yanında bulunan telefonu açıp, beğendiği bir havayla dans etmelerini kızlardan istiyebilir. Derken teiefon çaldı ve oyuncu tazelerden biri kulaklığı eline aldı: Yüzme dansı! Cam kuiübelerin içinde oynamaya başladılar kızlar. Gözler sabit, ödevlerini yerine getiren birer memur gibi kıvranıyorlar. Biraz sonra müzik susup bu acıklı manzara sona erince, yine telefon: Goril dansı! Çevreme bakıyorum; Amerikanm refahı iyi traşlı enselerinde belirmiş, bir sürü kafa dikkat kesilmis. Disiplin, çalışma, itaat, zevk ve eğlence. Amerikalı, gece kulübüne bile telefonlu, cam kulübeli, muntazam bir organizasyonu oturtuyor. Şaka değil «hariçten gazel okumayı» telefona bağlamasını bilen bir hayat t a m bu!.. Şimdi şurada bizim İstanbul süzmelerinden bir kalabalık olsa: Oh anam! Analar kurban olsun sana! Yesinler seni yavrum!.. la başlıyan iltifatlarını camın öteki yakasına kadar ulaştırır, alkol kokan nefesiyle salonun havasını kibrit çaksan parlıyacak bir tehlikeli gaz haline getirirdi. Bistro • a go • go bütün bunlardan habersiz ve bütün bunlardan uzak eğleniyordu. Yalnız başına kadınlar gece yarısı gelip bir kadeh viski içiyorlar, cam kulübede kıvranan hemcinslerini rahat rahat seyrediyorlar, kimse onlara dönüp de: Senin gözünün üstünde kaşın var!.. demiyordu. Telefonla cam kulübede «karı oynatan» bu topluluk doğrusu garibüne gitti benim... Bir yamndan tutarsanız «medenî»... Bir yanından tutarsanız «ilkel»... Ama en ilkel düşünceler bile bazan üslubuna oturtulunca hepimize medenî görünmüyor mu? Tabanca ile düello uygarlığın bir kesiminde mümkün olmuş ve Batı aristokrasisinin zarafetiyle icra edilmiştir. Batı kültürünün sapıklık üstüne salça lezzetiyle sürüldüğü hayat kesimleri az değildir. Bistro a • go go'dan çıkarken bir daha baktım eğlencelere .. Ve bizim bu çeşitten eğlence yerlerimizi hatırladım. Şu değerlendirmeye bilmem ne diyeceksiniz: Bizimkilerde: Disiplin on üstüne sıfır. Organizasyon on üstüne sıfır. Onlarınkinde: Disiplin on üstüne on. Organizasyon on üstüne on. Zevk kalitesi bakımından bizimkiler on üstüne sıfır, onlarınkiler on üstüne sıfır. Bu sonuncu sıfırlarda emin olunuz zaman zaman Amerikayla buluşuyoruz. Yeni Telefon Rehberi için hazırlıklar tamamlandı Yenı Telefon Rehberi, 1 mil • yon 650 bin lira harcanarak mey dana getirilecektir. Rehberin basımına, önümüzdeki aylarda başlanacaktır. 1965 yılının or lanna doğru abonelere dağıtılacak olan rehber, bütün şikâyetleri önliyecek, istıhbaratın yükunü ortadan kaldıracaktır. Rehber, modern anlam içinde basılacak, harfler, daha okunak h olarak, abonelerin aradıkla • rını bulabilecek kolaylıkları ihtıva edecektir. Meslek grupları, renkli sahi felere basılacaktır. Rehber, P. T.T. İdaresine malî bir külfet yüklememektedir. Harcanacak para, konan reklâm ve ilânlarla karsılanacaktır. T. M. T. F. folklor günü tertip etti Türkiye Millî Talebe Federasyonu Folklor Müdürlüğünün kuruluşunun 13. yıldönümü, 13 kasım cuma günü yapılacak bir törenle kut lanacaktır. Bu münasebetle saat 15 te Belediye Sarayında, yurdumuza gelme si beklenen tanınmış filim yıldızı Kirk Douglas'ın da katılacağı bir açık oturum düzenlenecek ve sa natın kaynakları konusu tartışılacaktır. Aynı gece Şan sineması salonunda, Türkiye Millî Talebe Federasyonu folklor ekiplerı bir gösteri yapacak ve halk türküleri korosu bir konser verecektir. Kuduz aşısı için Veteriner Müdürlüğü halkı uyardı Reledıye Veteriner Müdürlüğü, dün bir bildiri yayınlıyarak köpek besliyenleri uyarmıştır. Bildinde, son aylarda şehrimize yakın bazı illerde görülen kuduz vakaları belirtilmış ve halkın dikkati çekilmiştir. Belediye, muhtemel kuduz vakalarına karşı, kopek besliyenlerin derhal Veteriner Mü dürlüklerine müracaat ederek kopeklerini asılatmaları istenmiştir. Bekçilerin, Sosyal Sigortalar Kanunundan yararlanması konusun da incelemeler yapmak üzere Eminönü, Fatih ve Beyoğlu kaymakam larından bir komite kurulmuştur. Komite, bekçileri de kapsamına •İHŞAİTASAHSORLERİ | alan Sosyal Sigortaiar Kanununa saatlerini. yaş haddi.. • ASKILI İNŞAAT VIHÇIERİ JrJgöre,»£aJjşma ş İTUJ?yıT ödenecek çrimlerden son T ödenecek çrimlerden son . A«R£G*I TABII BASKul VE ra sağlanacak sosyarhakları, ıugij>" lara yaptlacak yüzde 17 oranındaNACE MAKINA SANAYİI LTD. ŞTI. ki zam konusunu ineeliyerek ka nunun en iyi bir sekilde uy^ulanYENI SANAYİI ÇARŞISI GIRIŞ CAD. 14 ANKARA ması imkânlarını araştıracaktır. öte yandan. Vali Niyazi Akı, kay TEL r 110086 TELG • NACEMAK ANKARA makamlara bir bildiri göndermiş. (Cumhuıyet 13645) polıç görevi yapan bekçilerin eğitilmesını, bunların karakollarda belirsız hizmetlerde kullanılması nın önlenme=ıııı H A L I D E E D İ P A D I V A R BETONİYER HER KAPtSİTEDE Bekçilerin durıımu ile ilgili komite kuruldu VURUN KAHPEYE! Bugünlerde filmi gösterilen bu romanda, gerilık kılavuzu ağaların, kasaba eşraiının taşa tutturarak parçalattıkları genç öğretmen Aliye'nin acı hayat macerasını okuyacaksınız. Aliye, bugün de Türk halkmı ışığa kavuşturmak içın kara kuvvetle boğuşan ülkücü gençliğin sembplüdür. F.: 400 Kuruş Bulutıu ve rüzgâriı gececek REMZİ KİTABEVİ İlâncılık: 2708/13656 i M A D E ı\ Pendik'tekı Ytong fabrıkamız ıçın Almanca veva tngılızce bılen Bütiin höleeler çok bulutlu ve yagıslı geçecektir . Rüzçârlar, Marmarada kıızey yönlerdeıı ha fif ve arasıra orta kuvvette. di ğer bölgelerde doŞj ve güney ' • « • • yönlerden hafit olarak esecektir. Hava sıcaklıkları düne nazaran • biraz azalacaktır. 1963 yılında yapılan bir araştırma (*), Türk köy lüsünün 1 o 5 ten daha az bir kısmının, çocuklan için çiftçiliği bir meslek olarak arzuladıklarını göstermektedir. Her sınıfta vatandaşımızın gözünde eğitim, tamamen farklı ve daha iyi bir hayatm anahtan olarak düşünülmektedir. Cemiyetimizde yaygın olan inanışta, okumuşun münevver olduğu veya olması gerektiğidir. Münevver, hâdiseleri başlatan, yürüten ve değerlendiren kimse olarak toplumda ön plânda görülmektedir. Cemiyetimiz bazı durumlardan dolayı, münevveri sorumlu tutmakta, bazı durumların düzeltilmesini münevverin görevi saymaktadır. Cemiyette hizmet tarzı, ehliyeti ve bazan davraruşı bu sınıfın özellikleri üzerinde düşünceleri tahrik etmektedir. Bazı sorulan yaratmaktadır. Münevverin vasıflan nedir? Günümüzün ve toplumumuzun kültürel, sosyal, teknik ve politik gerçekleri içerisinde münevver kimdir? • Muhtemelen münevverin ilk hususiyeti, doğru, açık bir tarzda konuşabilme ve yazabilmedir. Rahat ve doğru bir tarzda anlayabi1 medir. Bazı hayvan, böcek türlerinde de cemiyet hayatının var olduğu bilinmektedir. Yainız İNSAN, konuşma üzerine kurulan cemiyetin yapıcısı ve sahibidır. Konuşma, yazma, sembol kullanabilme insan için muğlak sosyal münasebetleri mümkün kılmış ve sosyal kültürel, teknik gelişmelerin gelecek nesillere intikaline imkân vermiştir. Bundan dolayı münevverin ılk hususiyeti, ifade ve anlamada sem bole hâkimiyettir. Sembole hâkimiyet anlaşüabilmesine ve bazı tesirlere maruz kalabilmesine imkân verir. Münevver, kelime ve tâbirleri seçmede, kullanmada rahatlık duyar. Tecrübe ve okuma sayesinde kelimelerin hakiki değerleri ve müzikal tesirleri h.ıkkında bilgi sahibidir. Doğru ifade ile zarif ifade arasındaki farkı idrak eder. Münevverin ikinci hususiyeti olarak, zarif, ölcülü ve müsamahalı davranışı düşünebiliriz. Davranış canlının çevreye olan reaksiyonudur. İnsan olarak, reaksiyonlanmızın yarattığı meselelerle, günümüzde artan nispetler içinde meşgulüz. Yakın bir geçmlşte, geleneksel bir cemiyet olarak oturmuş bir durum arzeden topiumumuz süratle yeni fikirlerin, tarzların tesirlerine muhatap olmuştur. Hayatın mânası ve gayesı, Sosyal mesuliyetlerimiz konusunâa, yeni fikirlerin veya çatışan fikir ve tarzların fert ve toplum üzerindeki tesirleri, düşüncelerimizi üstüne çekmektedir Canlılar içinde kendisi hakkmda şuur sahibi olan yalnız insandır. İnsanın kendisi ve başkaları hakkmdaki fikri, davranışlarında mü him rol oynar. Reaksiyonlanmız genel olarak cemiyetimizin görüşlerini, seviyesini ve sosyal mesuliyet anlayışını aksettirır. Fert olarak seviyemizi, değerimizi ifade eder. Ahlâkî ve entellektüel inançlarımızm, yeti.şmemizin, genetik hususiyetlerimızin bir muhassalası ve ifadesidir. Münevverin üçüncü kabiliyeti düşünme kabiliyeti ve alışkanlığıdır. Düşünme, hâdiseleri hatırlamak veya tesbit etmek değildır. Bazı ölçülere göre hâdiseleri tasnif edebilme, hâdiseler içinden m'ihim olam seosbilm?. araların Münevver anlamı r Ya/an: Münevverin altıncı hususiyeti olarak, içinde yaa şadığı ve mensup bulunduğu toplunıa karşı sosyal daki münasebetleri görebilme, mesuliyetlerini idrak etmesini ve anlayabümektir. Dağmık gibi gö ifa etmesini düşünebiliriz. demokrülen hâdiseleri, sebep ve muhteratik düzende de, ferdin sosyal mel neticeleri, mânaları itibariyle mesuliyetlerinin başmda hükümegörebilme kabiliyetidir. te iştirak gelir. Düşünebümek için bazı prensipDemokratik düzende hükümerm lere, değerlere sahip olmak lâzımşskliııi, vasfını, halkın hükümele dır. Hâdiseler sabit kalan ve deılgisi ve halkın bizatihi vasfı rağişmiyen bu ölçülerle değerlendiyin eder. «Her mesuliyet lâyık olrilmelidir. Disipline, bazı ölçülere. duğu idareye kavuşur.» Demokraprcnsiplere sahip olmayan kafa tik düwnde, vatandaş ve onun en her geçici hevesin esiri, her somüessir grupu olan münevver rumsuz telkinin ve ifadenin kuridareye alâkasız kalırsa, idarec'.e banıdır. Zamana, şahsa ve kendi bir boşluk meydana gelir. Bu psikolojik durumuna göre hâdiseboşluk daima, ehliyetsiz, fakat leri değerlendirmeye ve onlardan arzulu. ahlâkî değerler yönünden yanlış neticeler çıkartmaya nıahzayıf. fakat kurnaz kimseler takumdur. rafından doldurulur. Kötü hüküme t, ehliyetsiz kötü idare, bir Düşünebilmek için aklın hür cemiyetin ve onların fertlerinin olması lâzımdır. Bu da aklm madüşünebileceği en büjnik tehlikekul olmıyan fikirlerin ve hislerin dir. Münevver insan, cemiyeti bu kontrolünden, tesirlerinden kur tehlikeden korumakla görevli intulması ile mümkündür. Makul sandır. Hükümete iştirak, idareolan hususlan bazı prensiplere göre seçebilme, değerlendırebıl ye iştirake mânen mecbur insandır. Hükümete iştirak, seçim günme, düşünebilme kabiliyetinin leri rey vermeden ibaret değildir. ifadesidir. Bu bir davranışı, bir ahlâk görüMünevverin dördüncü hususi şünü ve günlük mesuliyetleri kayeti inkişaf edebilme kabiliyetidir. bul etmeyi gerektirir. Münevver îhni, teknolojik ilerlemelerin süinsan, iyi vasıflı insanlan halk ratlendigi zamanımızda çevre ppk hizmetine getirmek için aktif olaçok yonden hızla değışmektedir. rak çalışmaya ve onlan orada köİnsan hayatı tarihin kaydetmedıtülüğe karşı korumaya mecburgi bir derecede değişikliğe uğradur. Münevver insan, hür olarak maktadır. Yeni fikirler, yeni tar^düşünmeye ve bütün insanların lar, yeni makinalar hayatta yer düşünme,. çalışma ve kazanma bulmaktadır. İnsanın ve insanlığın gelişme haklarını korumaya meckaderi, mazide hiç bir zaman, is bur insandır. tikbalde olması muhtemel deği• şikliğe, zamanımızda olduğu kadar bağlı olmamıştır. Mazide, deBütün bu vasıflara sahip olmağişmeler ufak ve ehemmiyetsiz dan, bilgi ne kadar geniş olursa kalmıştır. Bugün istikbalde ne olsun bir münevverden bahsedileolacağmı düşünmeye ve onun için mez. Münevver bazı ifade, düşüntedbirler almaya mecburuz. me ve davranış hususiyetlerine sahip bir tiptir. Yalnız okumuş îlim ve teknikteki ilerlemelerin veya bilen insan değildir. Bazı 4 neticeleri için hazırlanmaya ve özelliklerin teker teker hepsine f bunları görebilme, tahmin edebilme kabiliyeti günümüzün en mü sahip insandır. Bazı vasıfların mu vazeneli ve ölçülü şekilde birleşhim ihtiyacıdır. Mazinin donmuş mesinin yarattığı bir insan tipihissî alışkanlıkları ve sabit bir dir. Bu vasıflara sahip insanlar, çevre ar.layışı üzerine kunılmuş bildikleri ve alâkalan ne kadar bir düsünce tarz ve alışkanhğı farklı olursa olsun, konuşmalaile bu ihtıyacı karşılayamayız. nnda, çalışmalarında müşterek Bazı kafalar muayyen bir nok noktalara, anlayışlara sahiptirler. taya kadar tekâmül eder ve orada âdeta durur. Hiç bir hareket, iler (*) Rural Development Reseleme, yeni kuvvet veya başarı arch Project. Preliminary Report. mevcut değildir. Entellektüel te1963. F.W. Frey Massachusette kâmül için şart olan okumaya, ÎT. kendini yetiştirmeye devam gayretı yoktur. Faydalı bir tarzda faal değildir. Süratle değişen çevreyi, yeni fikir leri, tarzları anlayabilmek, değerlendirebilmek için inkişaf şarttır. Vefatının senesine rastlıyan MünevAerin beşinci hususiyeti 9 Kasım 19S4 Pazartesi günü olarak ehliyeti, yapabilme kuvveöğle namazını müteakıp Şişli tini düşünebiliriz. Fizyoloji Psicamiinde annem koloji bize şunu öğretiyor: «Cevap HÜSNİYE ŞAZİMENT olmazsa idrak yoktur. Uygun ceBİRGİ vap olmadığında normal idrakten bahsedllmez.» İfade olmazsa müve babam merhum nevverden bahsedilemez. Bir şeyGeneral Prof. Dr. ler yapmak. Yalnız hisseden ve onun mesuliyet taşımayı, mesuliZİYA NURİ BtRGİ'nin yete ıştirak etmeyi ifade eden büruhlarına hediye edilmek nevver olamaz. Hâdiseleri başlataüzere hatım duası yapılacak maz ve tam olarak değerlendireve tanınmış Mevlithanlar tamez. rafından Mevlidı Şerif oku • Oğrenmek. Ne için öğrenmek. nacaktır. Bazı seyler yapmak için öğrenArzu buyuranların iştiraki mek. mesut olmak için, başkalarıca olunur. rının saadetine yardım etmek için Muharrem Nurı BİRGİ öğrenmek. Münevver insan muktedir insandır. Kafası, dili, eliyle Cumhuriyet 13639 bilgisini ifadeye muktedir insandır. Ehlıyet, entellektüel bir kabıliyettir. Zamanla inkişaf eder. Bilgi irade ve nefse itimad sayesinde kuv\'et h°''"e İP 1 "''*? eder. Dr. Cevdet Aykan öaıre. îeK katlı ve viliâlar tçın, tamaffrer. oiomalık, termostatlı. yaîJcış sicaM su veren ucuz, pralık. garanlıll aerek tesıs ve gerekse f#90a varaw rardımanı ile, akaryakıt yakan tesıslerm en efcconomığı ve en ucuzudur S'fası geıen sıpançienn oif nalıa PROGRES ISTAM3UL ANKARA IZMIR ADANA 8'JRSA SAMSUN hathaloriferi euGEN LAI3LE K G • ULM ıısans< n« VUK MUH MESUT tREN oaıata. lersane caoc!esı nedıyo soK gayret nan 10. lell 49 3 3 1 9 OEMIRÇELIKOOKUM Kizılay mLflaraa cao 12/3 leli 129871 YUK.MUH £KR£M SULGUPJ nanuıya Ouı*arı zunaı nan. 33M2 te t 23 094 OOĞAN UNAL, TERMO TEKN1K rıfno ı ; nan. 21 te'1 84 2S TANKA TESISAT 8UROSU turK lıca'el ıs nanı. Kat 2 "O 18 le I 27 03 LUKS KOLLEKTIF ŞTI. saKarya cadOesı no 18 lert " 0 7 DEMİRCELİKDÖKÜM KlZlkAY, MÜ.DAFAA CAODESF. iJ/S TECF.'iî 98 71 T6LG OECEOE' ANKARA (Reklâmcıhk: 4079/13620) MALlYE BAKANL1GI JHESAP UZMANLARİ KURULU; GİRIŞ SINAVLARI SINAV TARtHl : Yazılı Sınavlar 7 Aralık 1964 Pazartesi günü Ankara'da ve tstanbul'da yapılacaktır FAKÜLTE VE AKADEMÎLER : Sınava gırebılmek ıçın Hukuk. Sıyasal Bilgiler, Iktısat Fakültelerını, tktisadî ve Ticari tlım ler Akademılerını ve bunlara eşıthğı Millî Eğıtım Bakanlı ğınca kabul edılen yabancı fakülte, akademı ve okulları bıtırmış olmalıdır. STATÜ GÖNDERİLİR : Sınavlara gırış şartlarını ve sınav ko nularını dökümlü olarak gösterır statü yukarıda sözü edılen öğretıro Kurumlarından ve Hesap Uzmanlan Kurulu, Ankara, tstanbul, Izmir Grup Bürolarından sağlanabilir. Istiyenlerın adreslerıne gönderilir BAŞVURMA : Sınavlara girmek istıyenler dilekçelerını 15/11/ 1964 günü akşamına kadar, Ankara'da Malıye Bakanlığı Hesap Uzmanlan Kurulu Baskanhğına göndermelıdırler. (Basın 17936/13632) MEVLIT KOÇTUĞ DENİZCİLİK İŞLETMESI M/S B O D R U M 20/11/1964 4/12/1964 tarihleri arasuıda Hamburg, Bremen, Rotterdam, Londra ve Anvers Limanlarından Türkiyeye yük alacaktır. * * SÛRAT BflNKAUR CADDESİ, BOZKÜRTHAN E|DN 442^^F^4P547O . KAT 5 GALATA «ICMAF, KOÇTD&(STANBUb ; Reklâmcüık 4174/13624 Cumhuriyet'e •• •»• I \IHinill\l\F ilâncılık: 3325/13653 • Gü/rrîeyi unutmaymız! mektupla^r tir: (TR) de Türkiye. Halbuki şehirde gordüğümüz pek çok vâsıtada, Türkiyeye ait ol duğu halde eskiden yazılmış yabancı memlcketlere ait işaretler durmakta ve yanlışlıklara sebep olmaktadır. Bazıları lâubaiiliği daha ileri götürerek sahibinin ismiııin ve soyadının baş harflerini bile yazdırmaktadu*. Milletlerarası trafik kaidelcrine de avkırı düsen bu küçük noktanın da düzeltilmesini bekleriz. KASIM 8 RECEP 3 • • •••»••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Cumhuriyet 13640 CUMHllKIVhTın l'efrikası 87 ihtiyaç vardır. Fotoğraf ve hal tercümesiyle yazılı müracaatın Türk Ytong Sanayi A.Ş. Atlantik Han Fındıklı adresine göndenlmesı. i V. 1 6 37 11.58 14.40 16.57 18.31' 4.53 941,12.001 1.33H1.55 E. 1 1 39 6.59 Bir acı şarkı Yatan: A. J. Croıttn BİR ACI ŞARRl 305 BtR ACI SARKJ 306 «Yavrucuğum» dedi, «bunlar ancak bir bilim dalına girdikten sonra ele alacağın konular; bunlarda ilerliyebilirsin elbette; ama, girebilmek için bambaşka bir takım bilgiler edinmiş, ders kitapları okumu$ oUnan gerek. İşte sende bu eksik.» Buna karşılık söyliyebileceğim bir şey yoktu. Sonra, birden, başunı yukarı kaldınp ona baktım. «Siz bana... Yani ikimiz de Winton'da olduğutıiuza göre... Siz bana ders veremez misiniz, efendim?» Hiç düşünmedcn, acı bir kesinlikle, başını iki yana salladı: «Veremem, Laurence. Öyle geri kalmışsın ki, en aşağı iki yü, hiç durmadan, çok, çok çalışman gerek. Ben bur'da ancak altı ay kalacağun. Senin bakunından da. benim bakımımdan da bir şey yapamayız.» Aramıza uzun, acı, bunaltıcı bir scssizlik çöktü. Kafamın tâ gerilerinde öteden beri bir umut vardı: tçinde bulundıığum zoılukları bir gün olur yenerim de parlak. ışıltılı bir raeslek edinirim diye düşünürdüm. İşte simdi bu umut da sönmüştü. • Çok yazık, Laurence. Ne ıımutverici bir öğrenciydin sen.! Hatırlamıyor musun hafta sonu ödevi olarak verdiğim konular üzerine ne destancılıklar yazardın? Çok üstün güzellikte yazılardı bunlar. Kelimelerin öyle akla gelmez anlamlaruıı bulurdun ki! Bütıuı sınıfa okurdum ben onları.» Birden durdu. Bir şey düşünür gibiydi. Bana da öyle bir bakıyordu ki pek yadırgadun. Kendi kendine bir şey mırıldandı, pek anlayamadım ama, «elis» der gibi geldi. Anlamadığım bir dilden olan bu sözle bana son bir dua mı etmişti yoksa?. Sonra. biraz duralar gibi: «Gene görüşürüz, bundan bir zarar çıkmaz bcnce dedi. •Kalemin BtR ACI SARKI 307 Nişantaşından Metin Otopu yazıyor: 1 Yayalar için yapılan çizgili gcçitlere (zebra'larat ait kaideyi şoförlerin büyük çoğunluğu çiğnemektedir. Bilindiği üzere bu ge çitler üzerinde kim bulunuyorsa. o anda yol onun demektir. Bu iti barla bu çeçitlere gelirken vâsıtaların yavaşlanıası ve üzerinde geç mekte olan bir yolcu varsa bekle mesi lâzımdır:! kimse yoksa beklemeden geçcbilir. Bu kaideyi şoförlerin bir kısmı bilmemektedit. Bunun öğretHmesi, duyurulması, gene dinlemiyen olursa ceza alm ması lâzımdır. 2 Gene bilindiği üzere otomobillerin arkalarma, ait oldukları mcmleketi gösteren harfler konul maktadır. Meselâ (t) İtalya, (D) Almanya, (GB) tngiltere demek TRAFİK MÜDÜRÜNDEN 2 RİCA... Arkası zamksız pullar Mitlıat Erol yazıyor : Söz senet derler fakat se nedin ise elle tutulur, gözle görünür hakkın tecellisini veya muhafazasını havi bir beyyinedir. Bu beyyineyi kıymetlendirecek ve değerlendirecek puldur. Bu pullar da kâğıda ilsak olmaz ise ne yapmalı bilmemki; sayın hocam size birkaç adet pnl gönderiyorum. Allah nzası için bir kâğıda yapıştırın, pullar kâğıda yapışmıyor. Dağın başında zamkı nereden bulur adam. Bunu imal eden darphanenin müdürü, memnrn hiç mi kontrol etmiyor. Bizlerin Allah yardımcısı olsun, ne günlere kaldık. Alâkahların nazan dikkatini çekmenizi rica ederim. NOT: Okuyucumuz, yapıştırılnıası mümkün olmıyan 5 tane tayyare pulunu bize göndermiştir. halannın Ikmâll için Ifizım olacak dış yardıroı çok ümit etüğirolz dost devletlerden alamadıjımızı Hükumet «özcülerindcn öğrenmls bnlunuyonii. Şu anda eümlzdeld 2 mllyaı Urayı aşan Usarrnf tMnolannı Reban Baraj'ının yapıtması İçin HOkumetimize kar^ıhksıı renek ve böylece milletçe ve hukumetçe elel» bu beynelmilel ölçülere sahip bn dev projeyi inldtasıı en Kıu zamanda tahakknk ettlnek. Millî »ellrimizde senelik artış mllyariarla İfade ediliı Ben şimdl Keban Baral'ının maliyet bakımından onbeşte bir enerji bakımından ise kırkta btri bOyiiklflkte bir bara) insaatında btılonnyornm. Ener]) Istihsal makmalan hariç diğer Insaat Işlerinln tamamen Türk'lerce yavılmasi benim ne kadar nrnmma okşnyor. Bn hisst tnsaatı eBremiyenler tahmin edemlyeceklerdit. Beni Keban pro5e*hun tahakknkuna her rfirlfl fedakârlı^a katlanmava rnrlayan Içte bn hislerimdir. Ankarada otobüs seferlerinin «Ne! Grekçe bilmiyor musun sen? Alay etme!» Durdu, kaşlarmı çatarak vüzüme baktı. «Peki, Lâtincen nasıl?» «Ovidus'tan Seçmeler» okudum, «Pro Patria» diye bir kitap vardı, onu bitirdim, biraz da Vergilius'a başlar gibi oldum.» «Biraz da Vergilius"a başlamış!» diye alav etti. • ' Bunu söylerken takma dişlerini takırdattı ki çok kızdığı belliydi. Gene bir ara sessiz geçti. Sonra: «Euklides"in üçüncü kitabııun beşinci öneremini anlat» dedi. Şaşırmıştım. «İkinci kitaba kadar gelmedimdi ben ..» diye kekeledim. Gene de vazgeçmedi. Biz orada, sıramn üzerinde otururken, parkta gezmeye çıkmış olanlar önümüzden geçiyorlardı, bir bekçi de sanki çiçeklerini yağma edecekmişiz gibi bize kuşkuhı kuşkulu bakıyordu. Eski öğretmenim beni daha geniş ölçüde bir sınava tuttu, bitince de kof bir homurtuyla boşandı: «Kim ders verdi sana? Jaha doğrusu, kun mahvetti seni?» Elini sakahna attı, kökünden koparmak ister gibi çekti. «Öyle bilgisiz kalmışsın ki bu kadar olur!» Öfkeyle: «Hayır, bUgisiz değilim! dedim. «Bitkiler üzerine, hayvanlar üzerine bir alay şey biliyorum ben, efendim, belki sizden çok! Babse girerim, fundagülerin dört türü arasındaki ayrmtüarı bilemezsiniz; bir amipin çekirdeğinde kromozomlar nasıl birleşir, bilemezsiniz.» Acır gibi, acı bir gülümseyişle beni şöyle bir süzdü: var mı? Yaı adreslml. Yamaç Sokağı, 212. Önümüzdeki hafta içinde bir akşam gelebilirsin. Hadi, seni tutmıyayım artık. Durağa kadar gidelim.» Dudaklarımı sarkıtarak: Tramvaya binmiyorunı ben» dedim. Tath bir sesle: «Ben bineceğim» dedi. Parkuı kapısına doğru yürüdük. Öyle yavaş, eskisindcn öyle daha sarsak yürüyordu ki, görenler tuhaf tuhaf, hattâ kimisi alaylı alaylı bakıyordu. Yolun tümsekçe yerlerinde soluk soluğa ka lıyordu. İçinıde kötü, somurtkan bir duygu uyandı: Onunla yan yana görünmek, bu biçimsiz. aksak yürüyüşe katılmak istemiyordum. Bu adam bana hiç bir yardımda bulunmamış, üstclik. yere calmıştı beni. En sonunda, tramvayın basamağuıa ayak atıp kendini yukan doğru çekerken: «Unutma, haftanıo ilk çünlerinde gcl diye sesleııince, yarım yamalak bir «olur» dedim, hemen dönüp yürüdüın. Bütün geleceği elimden alamamıştı ya. Noram vardı beninı. Arg>ie Caddesiue doğru giderken, gene onu düşünmeye başladun. XXVI Alhambra'da ikinci oyun dokuzda başlıyordu ama, o cumartesi akşamı, benden umacağınız gibi. kapıya o saatten çok önce gelmiştim ben. O kadar erken ki ilk temsilden çıkanların kalabaJığından sürüklenecektim nerdeyse. Üstelik. ırmaktan doğru sis üfüren soğuk bir rüzgâr çıknııştı, ayakta beklerken donuyordum. Gözüm Merkez İstasyonunun saatinde, bir aşağı, bir yukarı gidip gelerek ısınmaya çalışıyor dum ama, beni ısıtacak olan bu gidip gelmeler değil, Nora'yı görme umuduydu. (Arkası var) Ankara'dan Enver Antekin yazıyor : Ankara'da Karsıyaka • Yeşilyurt (Aşağı Ayrancı) arasında çalıştınlmakta olan otobüs seKarazümrükten Turan Alanlı ferleri uygunsuz saatlerde ve günde 25 sefer üzerinden yapılyazıyor: Devlet Demiryollarının devamlı makta iken 1 ekim 1964 tarihinolarak zarar ettiği haberleri gün den itibaren 22 sefere indirilmiş geemez ki gazetelerde yazılma olmasının sebebini öğrenmek issın. Geçen gün D. D. Y.nda katar tivoruz. Ayrıca ekseriyetini mekoııtrolörü bir dostumun ifadesi mur kitlesi teşkil eden Asağı ne göre. tren yolcularından ''«50 Ayrancı sakinlerinin bindiği osinin permili bedava yolcu oldu tobüs seferlerinin mesai saatleğu ve bunların büyük bir kısmı rine göre ayarlanraası, bu semnın 1. mevkilerde seyahat ettiği te doğru dolmuş seferleri de buni öğrendim. Her, D.D.Y. mensu lunmadıgına çöre daha isabetli buııa ve ailesi efradına senede iki defa seyahat hakkı tanınıyormuş. olmaz mı? Önümüz kış ayları olAynı zamanda birbirlerine seya duâuna göre otobüs seferlerinin hat haklarını da devir etmek se azaltılması âmme bizmeti çören bir müessesenin müspet ve müslâhiyetleri mevcutmuş. Böylelikle yolcularmın yarısı mir hizmet eörmesi vecibesine bedavacı olan bir idare nasıl za uy?un düsmekte midir? Ankara rar etmez. Eğer sosyal adaletse Belediyesinin bir nebze ilgi"ini tstanbul Belediyesi tnensuplarına bekliyornz. şehir içi otobüslerde ne için bedava seyahat hakkı tanınmaz. D.D.Y. zararlan devlet bütçesinden kapandığına göre, bedava Tasarruf Bonolarını seyahatlerin ucu biz vatandaşlara Keban Barajı için dokunmaktadır. Kanaatimizce, permi hakları verelim kaldınlmalı veya senede bir kereye indirilmeü, permi sadece ken Almusdan Ekrem Blnler yazıyor : disine ve eşine hak olarak tanın Yakında tnşaatma başlanması düîUnülen Keban Baraj'ının llerl safmalıdır. Tren perntileri hakkmda
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog