Bugünden 1930'a 5,418,973 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

OOKi CÜMHURÎYET 3 Kasım 1964 .... BİZ DE BEKLİYORUZ Köy tşleri Bakanı Dr. Leblt Turdoğla, gene kravatı yakasında bir kana safa kaymış olarak Bakanlar Kurulundan çıkmıştı. Jandarmalar ise ga«etecileri merdivenlerin yanıns yaklaştırmıyorlardı, Bssın tnensaplan «beyefendi ynkarıda hava nasıl?» diyerek Bakanlar Knralnnu işaret ettiler. Turdoğla, sevimli sevimli güldü «Pek bir şeyler yok|.» Gazeteciler, darması için ısrar ettiler. Yurdoflu ise otomobile binip gitmek igtiyor • do. Bir tanesi atıldı «Beyefendi, evvelden siı bizim yanı mıza gelirdiniz, şimdi ne oldu böyle?» Ynrdogln, der. hal döndü ve gazetecilerin yanına gelerek on dakika kadar onlarla konoştn. Bir yandan da kravatını dttzeltiyorda. Gazeteciler, pek fazla bilfi alamadılar ama, hiç olmazsa, ba on dakika kravatın yerine gelmesini sağladı. Başbakan Yardımcuı Dr. Ke. mal Satır, saat 14 te BaşbakanIıktan çıktı. Aceie aceie otomobiline bindi. Gazeteciler, otomobili dnrdordnlar ve «aceleniz nedir?» dediler. Satır: Başbakan Jsmet lnönü, tebrik töreninden sonra Gürsel'i Meclisten uğurlamıştı. Yanındaki Senato Başkanı Enver Aka fle Millet Meclisi Başkanı Fuat Sirmen'e döndü ve: «Siz ne tarafa gidiyorsunuz?» dedi. Onlan da uğurlamak ve protokolda kendisine düşeni yapmak istediği belli idi. Fakat gerek Aka ve gerekse Sirmen saygı ile «Burası bizim evimiz Paşam, biz sonra gideriz» diyerek nazik nazik İnönü'yü uğurladıIar. «Başbakan yeraeğe bekliyor» NAÇİZEM... Kahve J Cumhuriyet Bayramı tebrikle 1 ÖKSÜZEM... ri Meclisin şeref salonunda bitmişti. Salon kapısı kapandı ve I içeride Gürsel, Aka, Sirmen, J FAKİREM... İnönü, Zcytinoğlu yalnız kaldılar, Gürsel'in canı kahve içmek 1 SADAKA. istedi, hemen memurlar koşuş J BİR tular ve Çankaya köşkü muhafızlanndan birisi cebinden çı I kardığı paketin içinden bir mik | | tar kahve ile kiiçük bir sakkarin hapını cezveye koyup biz | zat Cumhurbaşkanının kahvesini yaptı. Aradan bir kaç dakika geçince mcmur gene avnı I kontenjandan bu sefer de İnö | nü'ye aynı tertipte bir kahve pişirdi... diye eevap verdi: Basm men. supları da, hemen cevabı ya 1 pıştırdılar: «Söyleyiniı Paşa J ya, biz de bizimle konuşması { . nı bekliyornz.™..» J I Polis memleketi Iran RÖPORTAJ VE FOTOĞRAFLAR: FİKRET OTYAM Hacıiarı yakaladık Tebrik töreninin en neşeli kişisi her halde îçişleri Bakanı Orhan öztrak'tı. Salondan çıktıktan sonra tesadüf ettifi bir gazeteciye sokularak neşe içinde «Hacüarı sabaha karşı yakaladık. aman vermiyeceğiz» dedi. Öztrak bu sıralarda kendisini fazla miktarda doğu soygunlarına vermiş gibi görünüyor. Görünüyor ama «büyük sözler» İçişleri Bakanlanna pek uğurlu gelmediği için sonunu merak ediyoruz. Neşe bakımından Orhan öztrak'ı Adalet Bakanı Sedat Çura ralı takip ediyordu. O da gazetecinin yanına geldi ve yanağını sıkarak: «Nasıl, dedi, daha haber istiyor musun?» Gazeteci de giildü: «Henüz tahliyeler bit medi beyefendi ,onlar bittikten sonra biz gene bir şeyler isteriz» cevabını verdi. Burası bizim evimiz... konu veresim: Ayhan Su derdi tıpkl biıde olduğu gibi Iran'da da bir dert... yapıldı. Benim de Şahrut, bizim Erzurum'u andırıbolan Çetin, geldigl raman, eliDde verdi, indirim POLİS MİSİNİZ? HAREKET insanın rüyasınd» görse uykuau param Şah'a kısmet oldu diye ö yor iklim yönünden. Çok Türkçe KAFASINI SALLADÜ. O önde bisikletle, biz arkada a nun kaçacagı bir deste fotograf vünüp duruyorum şimdi.. konuşan var. Insan yadırgamıyor rabayla. Dar sokaklar, yıkık kerpiç vardı. fki saatlik SAVAK konukEskişehir Belediye Meclisinin son birleşiminden birisinde yeIran'da oldugunu, kendi memlekeErdebü.. Çüce kebap ve îran'ın duvarlar.. Gidiyoruz. Bir yere gel luğumuz bitmisU ve eksik olmuın ŞAHRUD tindeymişiniz samyorsunuz kendini Avrupa gerisinden dönen CHP li üyelerden Hüsnü Yerçil mlllî yemeği «ÇUav..» Hesap.. Tam dik ki bizim «Kül Kedisi» tövbe o andan itioaren SAVAK her zakalktı gördüklerini anlattı ve sözlerinin sonunda «Mutlaka AvruArtık polislerle akraba olduk! nizi, öylesine. kapıdaydım. Bisikletinden aceie i de geçemez!. Sakalımdan olacak, man bizimle olmak lutfunu eksik pai çalışma tarzına kavuşabilmemiz için gidip oraları görraemiz SAVAK'cılara göre resml polisler nen birisi yüzüme dik dik baktı. adamın gözü beni kesti. «önce ben etmedi. BİR BATILI, pek «şirin». Türküz deyince akan Hani Türkiye'de olsak, «adam bir gideyim» dedim.. gerekir. Bilhassa Belediye Başkanımız Sabahattin Günday'ın Av«Siz arabadan sular duruyor. Bu, yalnız poliste yerden tanıyor» diyecektim. Ama ayrıimayın. adam belki polis derupa'v a gitmesi ve orada incelemeler yapması Eskişehir için çok AT ÜSTÜNDE BİR DOĞULU değil. Otelmde, lokantasında, yolburası Erdebil!. Bisikletini kapıya ğildir.» Öyle yaptık.. Yıkılmaya yararlı olacak, ben bu konuda bir de yazılı teklif getireceğim» Bizim Kül Kedisi'nin inadı tutda, tamirhanede, her yerde.. Halkdayadı yanıma yaklaştı: BİR ÖLÜ yüz tutmuş bir kerpiç duvarda dedi. Bunu derhal değerlendiren AP li üyelerden Necdet Sönmez lar hoş, halklar mutluluğa lâyık. maya başladı ve bir yerde, bir ak«Türk? Ahbar?» «bakımlı» bir kapı! Adam kapıya Hazer kıyıları, Îran'ın en füzel, «Bu da bir teklif sayılır, oya koyalun» deyince Belediye Başka«Hıu..» dedim.. «Türk.. Gazeteci. üç kere vurdu hemen kapı açıldı. en iç açıcı göruntülerinin bulunnınm Avrupaya gitmesi derhal karara bağlanıverdi. Bir birleşim Bir asker. yakışıklı.. Kocaman bir dugu bir bölge.. Yer yer KaradeSen?» önce Günday'ın «Bu şehrin parasuıı çarçur edemeyiz, fosseptik çubahçe, tertemiz tek kat bir bina.. niı kıyılarını andıran tabiat güzel«Diğer ahbarcılar?» kur yapacak paramız yok» şekljnde söylediği sözleri hatırlayanBaşımla son lokmalarmı yiyen Bir odaya aldılar. Bir tanesinin e liğine doyum olmuyor. Bir yerde, lar bu karara bir mâna veremediler. Başkan nasıl olsa 90 bin lilinde karanfil, Mayk Hammer ör asfalt yol, tam Sovyet sınırına paarkadaşlan işaret ettim. raya yeni bir makam arabası almıştı, bu taşıtla güzel bir Avrupa . O, yine kuşkulu kuşkulu bakı neği, ,jnanidar bakışla/la ^aranfil raleldi v ^ i e l ^ « ü l e r i n ardında, apÜtSrrdi.. •• •" T yor. Adarmn hali İyi degil, olsa Jenrydn Pasaportumu' uzatttm. İyi kuleler üstunde TlQs smîr nöbetci" ' gezısı yı olsa, dunyanın her yerinde değil ce »incelediler.. Nereden gelirmlşiz, leri etrafî gözlüyorHrdı. de, bazı' yerlerde kaçak döviz alı nereye gidermişiz, amacımız neyBirden bir at gördüm. Bir adam mı satımı yapan tiplerden! Adam miş? Bir Azeri, aracılık yapıyor. atın dizginlerini çekiyordu. Atm Öteki «Ahbarcılar nerede?» Onlan üzerinde saUanan eşya dikkatimiiyice askıntı! Geç oldu ama, «dank» etti kafama, soruyu yapış da gidip çağırdık. Bekleme.. Bekzi çekti. Bira» yaklaşmca, bunun leme.. Nihayet bir odaya alındık, bir şala sanlmıs, urganlarla bağtırdım: Aşağıda yazılı malzeme alınacak yakışıklı bir bay.. Çetin. «Siz» de lanmış bir ölü oldugunu gördük!. «Siz, polis?» di, «Müdür müsünüz?» Bay, çok Baş ucuna bir yemeni konmuştu.. «Evet» miş! 1 TEMİZIİK TOZU: 5000 Kg. Birer Kg. lık paketler için«Çetin» dedim.. «Çetin.. Bu bay,güzel bir türkçeyle: Avurdu avurduna çökmüş, atının de Son teklif günü 1611.1964 dür. polismiş.. Bizleri istiyormuş.» dizginine asüıp ölüyü götüren a«Hayır ben albayım!» dedi. 2 ÇİNKO LEVHA: Beş ton Muhtelif cins En geç tekBir başka bisikletli «polis» öte Burası kısaca SAVAK, yani dam, yanında biraı yavaşlayıp gelif verme müddeti 20.11.1964 dür. de bekliyordu. Adam, «gidelim» di «Memleket Enformasyon ve Gü çen otomobilin farkına bile varŞartnameleri MALZEME MÜDÜRLÜGÜ veznesinde yor.. «Niye gideceğiz be arka venlik teşkilâtı» idi. Ününü çok madı. Ölü, at her adımnı attıkça, daş?» «Gideceğiz..» Lokantadaki duymuştuk. Sonraları birçok kere, garip garip sallanıyordu. satılmaktadır. müşterilerde şafak attı. Lokantacı ama birçok kere, otel odasmdaki da şafak attı bizim de tepemiz! (Basın 20520) 13407 bir hamamböceğinin bile bir SA RAMSAR VAK mensubu olabileceğini sanaRamsar, Hazer kıyılarında îran'cak kadar, karşılaşmış ve kuşku m Riviera'sı. Çok lüks oteller, panlanmıştık... siyonlar, turist bekleyen Ramsar'Bizi SAVAK'a çağırmalarmın ne lılar. Kaldığımız otelin sahibini denini çok efendice açıklayan Al sorduğum zaman aldığım cevap şu bay, gereken sürati ve ilgiyi de oldu: «îranda her şey Şahındır.» gösterdi. Hazer kıyılarmdan geçeOtel, mevsime daha açılmamıştı bilmemiz için SAVAK'ın bir belge vermesi gerekliymiş. Belgede soyu ama bizden yine çok para almak ve Ramsar'daki Şah oteli muz, sopumuz, amacımız, hangi istediler, otel direktörü bize hak yoldan hangi saatte geçeceğimiz, nerelerde kalacagımız soruluyordu. Cevaplandırdık. Çetin Altan'ın fotoğrafı yoktu. Bir SAVAK mensubuyla yanm saat Erdebil'de kay Lâstik patlayınca durduk bir köyde. Kbyün kahvesinde petrolle işleyen buz dolabından çıkarılan meyvalı Amerikan gazozlannı kana kana içtik. Güneş cayır cayır yakıyordu, bu kahvesi buz dolaplı fakir îran köyünü!. Fotoğraf çekiyordum, vaz geçtim birdenbire.. Ses alma makinama yönelirken, o yüzü kınş kırış, kupkuru, titreyen elini, avcunu uzatan ve mınl mınl söylenen kadın, buğulu gözleriyle gözlerime baktı: «Naçizem... Fakirem... öksüzem..» Diyordu. «Naçizem, öksüzem.. Fakirem.. Bir sadaka..» Sesini mi almalıydı, titreyen elinin fotoğrafını mı? İlk düşündüğüm bu oldu.. Fotoğrafa karar verip ayarını yaparken, ihtiyarm çev resindekiler, kadını karga tulumba ittiler. Makinamı kapattım. Öyle ya, Türkiye'de, Iran'da da öylesine güzel görüntüler varken «Bu yabancılar» ne demeye fakir fukaralarla uğraşırlar? Kadın, yine yalvanyordu: «Naçizem... Öksüzem.. Fakirem.. Bir sadaka..» tşte yakından tanıdığım Iran, Îran'ın iyi yöneticilere lâyık çoğunluk halkı, bu üç kelimede toplanmıştı: «Naçizem.. Öksüzem.. Fakirem..» şam üstü olduğu yerde çakılrp kaldı! Biraz ötede aynı tlp blr araba duruyordu. Gidip şoförün. den yardım istedik. Geldiler. Araba aksi yöne gidiyormuş. tçind» çoluk çocuk ve bir kadın vardı. Ugraşdık, kurcaladık onanlması imkftnsızdı. En yakın şehri hesaplamaya başladık ve adının «Tahran'U elektrlkçi Ahmet» oldugunu ögrendigimiz oto sahibi bizi, «çekmek» teklifinde bulundu. Lisan yönünden anlaşamıyorduk. Blr «alb» kelimesi geçiyordu. Halatlar baglandı ve yola koyulduk. Yagmur başlamıştı.. önce halat, bir süra sonra «Ahmet Çan» m otomobllinin arka tamponu koptu! Motoru zorluyordu tam 26 kilometre sonra şehre gelebüdik. Adamcağızın arabası harabolmuştu. Batılı arkadaşımız Barbro'nun bu «davranışa» aklı ermiyordu. «Bu adam dell her halde.. Bizi neden çeksin? N« zorunluğu var?» diyordu.. Anlatıyorduk «insanlık» denen bir şey oldugunu. İnsanlığı anlıyordu, anlıyordu ama, «neden çektiğini» anlamıyordu bir türlü! Derdin her türlüsünü çeken doğulular için bir kamyoneti 26 kilometre çekmeslnin ne hükmü olabillrdi? İnsanlık, yardım, ölmemişti. Ahmet Çan ve beraberindekiler yemek teklifimizl de reddettiler!. Çocuklar arabanın lçinde kıvnlıp uyumuşlardı. Birbirimize sarüarak vedalaştık. Onlar gülüyor v« «iyi yolculuklar» diliyordu. Güneş Karabuda'nın, hiç olmazsa tamponu kaynak yaptırmak için uzattığı parayı ateş gibi karşılayan 1ranhlara bu çok az parayı zorla ve rebildik. Yol boyu gerek Afganistan'da gerekse tran'da halklann gösterdiği yakmlıgı unutmak imkânsız. Buna benzer bir olayı da Tahran'da bir Alman uzman, Türkiye'den verdiği örnekle tamamladı. Barbro'nun kafası iyice karışü!.. Belediye Başkanı Avrupaya gidiyor YARIN VE TAHRAN... Denizcilik Bankası T. A. 0. dan PLASTİK ve KAUÇUK SANAYİI A. Plastel BEZLİ SUNİ DERİLERİ Terlik, bavul, çanta, cilt ve bütün kaplama işleri için en kullanışlı malzeme Fabrika : Topkapı Salhans Sok. 8 Tel. 21 10 98 • 21 62 96 SOLDAN SAĞA: 1 Uzay lçinde blzlmklne benzlyen âlem (çoğul). 2 «Köpeği bulmaya çalışan» anlamına lkl «öz. 3 «Püskürtme yolu İle yapılmış> munasına milletlerarası blr eczacı ve boyacı teriml. 4 Bir sıfat takısı, blr zaman parçası. 5 Blrtnd Padlşac bir emir. 6 Bir sonı takısı, yurdurcuzun Doğu yönünde sımr vüeuda getiren sıra daglardan. 7 Gelecek zaman, Asyanın yarım adalanndan. 8 «Lâkırdı fırlatarak> karsüığı lkl söz. 9 Tersl «kanaat ve lnanç» demektir, küçük ağızlı kaplara bununl» su konulur. YUKARIDAN AŞAĞITA: 1 Her hangi blr okulu veya müesseaeyl bltlrip veslka ele geçirmiş kişi. 2 «Elblse ve çamasır düzeltme aracını hararetlendlren» karşılığı iki söz. 3 Dunyanın buyttk akar sulanndan, her hangi blr ödevl yerine getirme hareketi. 4 Bir vücut parazitinln yavrusu, bir renk. 5 Baaına bir harf getirilirse «dört köşe> mânasına gelir, Muhammed Peygamberl övmek İçin yazılmış manzume. 6 Tersl Afyda bir eö'rti'T. erkeğin yabanllk elblselerlnden. 7 Hırlstly»nlara iıahsus lcutsal asoag ören, lskamblL de blr kftgıt de«. •esinln lçlndek! îirmızı renktekl erilerden blrl. 8 rsış oaotzı çevrlllnca t»v '.a oyunun* g«rekll araçlardan hılieriılmi» « • < • • " birt bellrlr. bir lıareket! lcr» <"den 9 Her eanly rtıımıırt" »UP THdlilaUı, bir UJu. Toptan Satıs; Mahmutpasa KOrkçO Han 1923 Tel : 22 96 69 ILANCIUK A İlâncılık 3289 13403 4O 3. Kasım 1925 tarihli Cumhurivet'ten İranda saltanat Kaçâr alındı İranda bir müddetten beri saltanatın ilgası hakkında cemiyetler kunılmuş ve aleyhte cereyan ve galeyanlar başgöstermişti. Şimdi Millî Metlis verdiği bir kararla Saltanatı Kaçar sülâlesinden geri almış ve Hükümet Başkanlığına Başkumandan Rıza Han Pehlevî'yi getirmiştir. Şehrimizdeki İran Sefarethanesinden Kaçar sülâlesine ait resimler indirilmiştir. İranda basm ve halk tahttan indirilen Şahın yerine Rıza Han'ın tâyinini iatemektedir. Aktör Max Linder (jağda), Sarlo ile bir arada güzel bir kız herkes gibi bu ünlü aktörün sanatma meftun olmuş ailesinin mümanaatine rağmen onunla evlenmiştir Ailesi kibar kızlarının sinema aktörü ile evlenmesine razı olmamışlar ve kız aktör Max Linder tarafindan kaçırılmıştn, Zevcesinin de kendisiyle birlikte intihar etmesine bakılırsa bunun bir aile meselesinden doğmus olduğuna hükmetmek gerekir. Max Linder öldü Dün lntihara teşebbüs ettiğini haber verdiğimiz tanmmış aktör Max Iinder, kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir. Sinema ve sanat dünyasuıın bu ünlü aktörünün kayıbı üzerine bütün dünya basmı önemle durmaktadır. Verilen bilgiye göre: İki lene evvel en yüksek ve kibar âlemine mensup genç *• Haydar Bey vefat etti İstanbul İs Bankası Müdürü Haydar Bey dün geçirdiği otomobil kazası neticesi vefat etmiştir. bir
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog