Bugünden 1930'a 5,465,783 adet makale



Katalog


«
»

18 Ekim 1964 CUMHURÎYET SAHİFE BEŞ IIIIIMIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIHIUIIIIIIIMIMU SIYAH ve = E E E = = E = j= E = = E E ^ E Ş E E z: E E ^ ZZ Siyaset ve cinsiyef İki taraflı düşünmeli Kâşki gölge etmeselerdi Te!efon âdabı Yutturmaca bile değil Ye, babam ye Sivaset ve cinsiyet Oiyasî partilerimizin «kadın kollan» var. On^ lar kendı aralarında ayn toplantılar yap«yoriar. Meselâ Halk Partisinin kadınlar kurnltayı, bafta içinde, Ankarada toplandı. Ben bn kadın kollanna, kadın knrnltaylanna pek akıl erdiremıyoram. Bılindigi gibi kTirnltaylar, il kongrelerinde seçilen delegelerin istirakıyle yapıhr. O halde neden kadınlar da il konerelerine sidip, orada bir punduna getirerek delege seçitdikten sonra, erkek arkadaşları ile beraber Ankaradaki Bü>ük Kurulta\a katılmıyorlar da, kendi aralarında ayn kurnltavlar tertipliyorlar? Hani, bazı sinemaların «kadınlara mahsns» seanslan, hattâ bazı gazinoların «kadınlara roahsns içkisiz aile» matıneleri v»r ya, onun gibı bir sey. Yoksa, zaten can sıkan kürsü gevezelikleri daha fazla nzamasın dıye, erkek particiler, kadın particilere oy vermiyorlar mı? Belki de başka turhî «karısıklıklar» ın önüne gecmek içindir. Herhalde, bir tuhaf hal bu, siyasi harem • selâmlık! # Hele, ondan sonra bir <çok sıikür rahata ka vuştnk» devişleri var ki, o bütun butün tubaf! *** Telefon âdabı O» telefonda (arasıra islediçi zaman!) konuş*y mayı, pek çogumuz, oğrenemedık gıttı. Mubarek, bıraz evvel yine çaldı. Orası neresı? Siz kimı arıyorsuıruz? Neresı orası? Neresını arıyorsunuz sız" Balctım is uzuvor mecbureFi bİTİm numarayı \erdim. Yanlısmıs çat. dedı kapadı. Bu, hemen hemen her detasında boyle olu yor. Halbukı telefonda bövle konusulmaz. l"v velâ «filân ver mı?» \ahjt «falân kısi orada mı?» diye sorulur. Doğru ıse me«ele yok. San lışsa «affedersinız» denır. kapatılır. Durup dururken telefona sarılıp «orası neresi?» diye sorma\a kımın, ne hakkı var Sizi bilmem ama, benim pek sınırıtne dokanuvor Gecenlerde yine, tanımadı&ım. bılmedıfım ömrumde duvmadığım bır ses «orası neresi?» diye ısrar edınce: Dayanamadım Efendım burası neresi ise neresi. Siz neresi arnorsumız, onu sdvlesenize .» dıye çıkıştım. Ama, sen misin söylr.en öyle bır azarlandım ki, sormayın. *** YAZARIN KİMLİĞİ James BALDVVİN «Amerikanm ne kadar ilerlediğini anlamak istiyorsanız, Lincoln'un seçim nutuklariyle şimdiki seçim konuşmalannı karşüaştmnız...» James BALDWİN Bir arkadaşa tarafından «Mflyonlann nefretinl cıln vücudflniın dar omuzlannda taşımaya çahşan adam» olarak tarif edilen James Ba!clwin, 1924 yılında New York'ta doğdu. Zencl mahalle.si Harlem'de yaşıyan dar gelirli, dokuz çocuklu bir ailenin en bılyuk oğluydu. Çocukluğu, köhne binalann yıkıhrcasına üzerine eğildiği Harlem'in dar sokaklannda geçti. Rahip olan babasımn kendisiyle ilgilenmesı sonucunda oknmayı erken yaşta ögrendi. Sonradan anlattığına göre, okujup yazmaya baslar başlamaz ileride yazacağı romanlann konulannı aklından geçirmistir. Baldwın, ddnyanın siyah ve beyaı olarak iklye aynldığını bfitün zenciler gibi daha çocukken farketti. Beyaı çocuklann oynadığı parklara duvarlann ötesindcn bakabildi. Rüyasında kendısini beyaza boyayan melekler gördü. Siyah olmanm, kara bir dunyanın kara bir parçası olmanm ezikliğini duydu. Yaşıtı siyahlar kurtuluşu hırsızlık ve zorbalıtcta aramaya baslarken o kurtuluşun kilisede olacağını sandı. Bir sfire kendisini dinc verdl. Sonra, taptığı Tannnın da ezüenlere değil, sadece beyazlara ait bir Tann oldugunu farketti. Kilisede söylenenler doğru bile olsa, bunlara göre beyaz insanın asla cennete gidemiyeceğini düşundü . Ve kiliseden aynldı. 1945 yılında bir burs kazandı ve bfltfin vaktini okuyup yazmaya ayırdı. 1953 de ilk kitabıru yayınladı. «Onu dağın üzerinde soyle» isimli bu eserinde kendi çocuklugunu anlatıyordu. Sonra, çeşitli denemelcrini «Yerli bir çocuğun notlan» başlığıyla yayınladı. Baldwin'e ün kazandıran kitap «Giovanni'niu Odası» oldu. Bu eserde, Paristeki bir Amerikalı öğrenciyle Italyan barmenin arasındaki homoseksüel Uişkiler ve bunun sebepleriyle etkileri anlatıhyordu. Amerıkadakl zencilerin haklanm almak için giriştigi mficadeleye katılan Baldvrin, Amerikanın önce kendi insanına hüniyeti tanıması, sonra yeryüzünde hürriyeti savunmaya çalışması gerektıği düşüncesindedir. Tazara göre Amerıkan zencısinın 400 yıllık esirlifi artık sona ermelidir. Ba'dwin, ırk meselesinin artık çözümlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Yazara gore siyahla beyaz birbirine muhtaçtır ve Arr.erikan toplumunun «Millet» olabilmesi için siyahla beyazın esit haklarla bir arada yaşamalan gerekmektedir. svlçreli arkadasım Amerlkaya gelell Uç gfi» olmuştu Ikı sivıl pohs kollarımıza yapıştı ğında ona New York'un en seçkın semtle rınden Broadway'i gezdirmekteydım. Ikı pobızi pek kalabalığın olmadığı bir sokak koşesıne sürukledıler Arkadasım, (kendisi beyazdır) dırenmeye çalıştı. Son gorduğumde yerde sürükleruyordu Bağırmasına rağmen etraftakı ler olaya karışmıyorlardı. Bon bon bakıyorlardı, o kadar Arkadaşımı gozden kaybettım. Ben ıse bir kapı aralıgına itıldım Ceplerımı boşaltmak, kollanmı sıvamak, doğup buyuduğum, yaşadığım New York'ta ne aradığım sorusunu cevaplandırmak zorunluğunda kaldım Bu çeşıt olaylar daha once de başıma geldığınden pek heyecanlı değüdım Sebepsız olarak karakola gotunllmeye, polısten dayak yemeye alısmıştım artık Sorulanlan uslu uslu cevaplandınrken arkadaşımı duşundum Hâlâ «Hdrriyet ülkesi» dıye adlandırılan Amerikanın «hür» havasına alışmaya vakıt bulamadan başı derde gırmıştı zavallının Üstelık ıkımızın de polısın dıkkatıni çekecek bir tarafı yoktu Arkadasım efen dı, kendi halınde medenl bir Isvıçreliydı Bentm gorunuşumde de bir acayıphk olduğunu sanmıyorum Üzerımı dıkkatle arıyan sivıl polıs ceplerimde sılâh, kollarımda ise uyuşturucu madde kullandığımı belırtecek iğne izlen bulamadıkça hayal kınklığına ugruyor, ozür dılemektense gıttıkçe kustahlaşıp kabalaşıyordu Kendımı bu kadar kolay ezüirmemem gerektığlnı düşurorek karşı kojmaya karar vcrdım. Kanunun her va iandaşa tanıdığı haklardan söz ederek buncs insanın arasında neden arkadaşımla benı seçtıklermı sordum. Aptallaştı Bir zencının kanunu bılmesı garıbıne gıtmıştı Polıslerden duya duya ezberledığım mazeretı tekrarladı Meçhul kımseler telefon ederek ıki «şuphelı şahıs» tan bahsetmışlerdı. Tabıatıyle, bunlann bın beyaz, diğen sıyahtı. Arkadaşımı hemen bulmasım, aksı takdirde benı tevkıf etmek ve sonradan bu yanlış tevkifın nedenlerınl mahkemede açıklamak zorunluğunda kalacağını kendısıne hatırlattım Kısa bir sure sonra arkadaşımı bulduk. Kendısmı goturen polısle evımın yakınındaki blr kahvede oturuyorlardı Yanlarına yaklaşınca dostça konuşmakta olduklarını ferkettım Arkadaşımı yakasından suruklıyen bu polıs, bir sure sonra onun da kendı renginden olduğunu duşunerek ona yardım etmeye çalışmış, uzun uzun nasıhat vermlştı Amerıkada bir beyazın bır siyahla do laşması hoş karşılanmazdı Kendısı Amerikanın yabancısı olduğundan bu gerçeğı belkı bılemezdi ama, bundan sonra başırun derde gırmeslm ıstemıyorsa dıkkatlı olması gerekırdı Aynlırken arkadaşımın teşekkur etmesi, kendi çapında yardımcı olmaya çalışan bu polısı sevındırmeye yetmıstı Zaten bız Amerikaliların en goze çarpan ozellığı, rreselelerı kendı kafamızca en basit ve çabuk yoldan çozumlememlzdır Nıtekım arkadasım da bu nasıhatlen gozonünde tuttu (') ve Amprıkadakı yolculuğu süresınce bevazlardan uzak durmak ıçın âzarm gayretı gosterdı.. (Arkası var) E E *** İki taraflı düşünmeli Altan arkadaşımızın geçen günkö bir ^g" (ıkrasında «J milyon elden gıdıvnr» baslıfını gorunce saştım. Çetin gibi bir muhtegem kişi, nasıl olnr da, topo topo 2 milyoneukla uğrasabilirdı. Nevse, ertesi fün düzeltti. Z mılyon değil, 50 milyonmns. Eh, şöyle böyle, şanına lâyık bır rakam. Mesele bır tutun meselesi. Çetin gibi benim de tütünle alâkam sigara içmekten ibaret. Ama sn kadarını söyleyiverevıms Çetıne gure tuccar, koylüden aldıfı tütflnu dısama satamamış, şimdi bann devlete yüklemeğe calıstivormuş. Doğrndnr. Hukümetin aldığı isabetsiz bır karardan dolayı 196! mahsnlü tütün, hemen hemen oldnğu gibi tüccann elınde kalmıstır. Hattâ bu yüzden bır takım iflâslar da olrnnştur. Yalni7. acaba tficcar malını neye satamadı? Sevimlı dostumuz, meseleyi bir parça da bu yönden incelesevdi, hiç şüphesiz bambaska bır neticeve tanrdı. Hele bir zahmet edip meselâ Sam«ana, Bafrava bir ozansa, oralarda 50 mılvonluk (bunun da ustunde ya...) bır tnıllı ser\etin nasıl hebS olup gitmekte olduğunu, ıçi yana vana, görürdü. Yalnız tutün değil, birçok ihraç mallarımız bo\le vanlıs, besapsız ve münasebetsiz kararlardan dolayı elde kalıyor. Isin asıl yazık olan tarafı budur. *** Yutturmaca bile değil Makanos da antıka adam. Aklı sıra Bubironun gırıstıgıbırkurnazlıkları berkes evvetakım kurnazlıklar yapıvor. Yapıyor ama, Kâşki gölge etmeselerdi medeniyet dediğmiı de bir sey. Bulyı mi? Kötü mü? Kimsenin tuhaftsteryok. bildiği Fransız yazarı Pıyer Dövo, bir ada linden biliyor Kurnazlık denen sey olur biter de sonradan anlaşılır Bununkısıne budalalık demek daha dogrn olacak. Meselâ «siz, Adanın müstakil olması i?m bize yardım edin, bız de sıze us \erelım» dıve gitti Rusvadan yardım dılendı. Dusünün; Ak denizde R"as üssü. Moskovanın asırlık ruyası Ama, bilmnen kımse >ok kı. bırınrı adım istıklâl, hemen arkasından, bır utdarma refe randumdan sonra, çeisın Enosıs. Bihane de malum: Ne yapalıra, halk bovle ıstı\or. lîu prk yürümevınce, tarafsızlann Kahiredeki konferansına kostu. «Siz Bırleşmıs Mılletler Asamblesinde bizı desteklevın, biz de taraf ^ız olaca£ız.> Vanı tarafsızlar denen «Üçunvu dunva» bır devlet (<) daha kazanacak. Ama. bilmiyen yok kı, tarafsız maratsız değil, arka sından yıne bır referandum % vine «halk bov e le ıstnor, elımızden ne gelır» bahanesıyle Enosıs. Bızım üalata kulesını, vabut, Sule\manivenın mınarelerınden bırını s.Uanîar da kur nazlık >apıyorlar ama. onlarınkı satış muamelesi bittıkten sonra, me\ılana çıkıyor. Papaza «kurnaz adam» divenler, ona bir çesit iltifatta bjlunnvorlar. Buna, basbayağı, bile bile lâdes derler. tnanacak kadar enayi var mı, bilmem. ELEKTRİK SAHASINDA DUNYANIN ÖNCÜSÜ GENERAL ELECTRIC AMPULDE TEKTİR sından bahsediyor. Sili'ye ait bir ada. Pasifik Okyanjsunnn orta yerinde. Sahillerinden binlerce kılometre uzakta. tster'in dünya ile tek alâkası, senede bir defa, hfikümetin oraya çönderdiği bir \apurdan ibaret. tster'iiler bastalık nedir, ilâç nedir bılraıyorlarmıs. Ne top, ne tufek. Rahat rahat ya«ayıp gıdiyorlar. İsın garibi, senede bir defa gelen o tek vapnrun ziyareti gırasında, adada konkongo dedıklerı bir tuhaf bastalık çıkıyormus. \apur gitti mi, tamam. Yine rahat ve sukunet. Isınması gfineşten, aydınlanması mehtaptan, >emesi içmesi topraktan. Fakat medenıvet durur mu? Şimdi Şill hükıımeti, turizm ve ekonomi bakımından, bu adavı kalkındırmaya karar vermiş. \e, tabıi, ilk is olarak bir hava meydanı insasına baslamıslar. Snnrası kolay gelır. Oteller, palaslar, k J ~marhaneler, radvolar, televizyonlar, telefonlar, ve ilâh... Yani gitti bizira tster'in rahatı ve sükineti. I ransız muharrırı, yazısına «kaybolmus cennet» baslığını koymuş. Galiba öyle. tnsanlar kendi elleriyle kendi rahatlannı bozuyorlar. Ye. babam ye zaman, tuhaf 1leri Doktorlar, zaman olarak gunde eniddialar ögün surerler: Son Çekoslovakjalı ıkı doktor, layıflamak ıçın, az 56 yemek >enmesi icabcttiğı tezini ortaya attı. Eger doğru ise, bızim için, yeni bır teblike belinyor. l'mumi vaziyet icabı (56 oğün de ne keIime!), yemeklerimiz, porsıyonlarımız, ojtinlerlmiz gittikçe azaldığına gore, yakında, memln kette sismanlardan çeçılemı\ecek demektır. Hattâ, Adapazarlı Cevat, armator Hilmi Darekenli, Is Bankası mıidürlerinden >elım, Cihat Baban. Galatasaraj lı Japon Ahmet gibi meşhur ı t sevimli şismanlarımıza bu bakımdan acımak lâzım. 7avallılar, anlasılan, bır şejcikler yemiyorlarmıs! elektrık »oltajlı X röntgen şuaını General Electric yapt fluoresant ampulünü Gsneral Electric yapta ı # GÜNEŞ BATAR DOGAR ılll Ilşnıîık 2873 12703 İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğünden 1 Takımınm muhammen bedelı 68 lıradan (20604 lıra) 303 takım elbıse dıktırilecektır 2 Geçıci teminat 1545 lira 30 kuruştur. Eksıltme (Kapalı zarf usulu Ue) 28101964 çarşanıba gtinü saat 11 00 de Taşkışla bınası içınde toplanacak olan Rektorluk Satınalma Ko mısyonu tarafından yapıhr. 3 Tâiıplerden ıstenecek vesıkalar ışın şartnamesınde yazılıdır. Her gun mesaı saatlen dahılınde gorulur. 4 Istekhler, 2490 sayüı ka nunun târıfı veçhile hazırlıya caklan teklıf mektuplarını ek sıltme gunu saat 10 00 a kadar Komısyon Başkanlığına verme lerı lâzımdır. Postada vâkı gecıkmeler kabul edılmez. (Basın 19272/12689) Dunjaca maruf İngiliz EXIDE akumulâtorlerinin sahibi Chloride firması temsilcilerinden Mr. OConnor, Mutlu Aku ve Malzemeleri S. A. Ş. ti Idareclleriyle anlaşma ana hatlannm tesbiti esnasmda gorulmektedir. yuksek takatlı televızyon verıcısıni General Electric yaptı elektrık ampulünü General Electric yapb (1879) ampııl faDnkasını' Memlekenmızde »esis eder» çene General Electric Şırketı olmuştur Dun\a elektrık sanavıı lıderı General Electrıc Fırmasının nıarkasını taşıvan bır ampul \e\a fluoresant lâmbasını guvenle alabılırsınız. ÜMÜLÂTÖ İLGİ MİLLETLERARASI AKÜMÜLÂTÖR BİLGİN VE FABRİKATÖRLERİ LONDRA'DA TOPLANDI Mılletlerarası Akumulâtor Bılgın ve Sanatkârlarından muteşekkıl 370 Delege Londra'da toplanarak akumulâtor ılmı uzerındekı son buluş ve ınkışaflanm açıkladılar. Delegeler arasında Turkıye'den yegâne dâvetlı olarak Mutlu Akumulâtor fabrıkasını temsılen Şırketın Umum Muduru Sayın Cemıl Turker ıştırak etmışlerdır. , tleri surulen tezlerden güneşten «Enerji» alan aku ler, propan hücreli akuler, elektrotları gaz neşreden akulerle Hıdrojen ve Oksıjen dıyonları ile enerjı meydana getıren akuler umumun dıkkatıru çekmıştır. Akumulâtor ımalınde gereken bılumum ham ve yan mamul maddelerınj kombıne olarak kendı bunyesmde ımâl eden MITLU Akumulâtor ve Malzemelen S. A. S. fabnkasmın muvaffakıjetlerı Londra'da alâka ile karşılanmış, bu arada dunyanın her tarafına yayılarak 36 kadar fabnka kurup çalıstıran ve îngıltere'nın Exıde marka akumulâtor fabrıkaları sahabı Chlorıde muessesesı Mutlu Akumulâtor fabnkası ile muşterek çalışma arzu ve teşebbusunde bulunmus ve akabınde akumulâtor bılgın mumessıllermi Mutlu fabrıkasına gondererek bılhassa kurşun ve antımuan ıstıhsalını, madenlerın lavvar, flotas>on, ızabe ve rafıne tesıslerıyle çalışma tarzlarını tetkık etürmışlerdır. Tetkıklerde bulunan tngıliz mümessilleıi müspet başanlara karşı takdırlerını ızhar etmışlerdır. ELECTRİC AMPULÜ BOL IŞIK VERİR FAZLA DAYANIR Bıhyorsunüz kı GE ampullerı Topkapıdakt [abnkada ımal edıltyor Dunyanın neresınde tmal edılırsc edılsm yeruuzünde btr tek GEASERAL ELECTRİCkalıtesı meocuttur. ÇANTA v e AYAKKABI , ". SKreasyonlarmt"' ' ıteşhir etmeye başladığını' . ijân eder. ^ . (ttiklâl J^d.. IEY06LÜ :"j><ui
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog