Bugünden 1930'a 5,431,920 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

tKÎ Hiimıı ııııııınıınıııımııı CUMHURIYET 20 Mart 1962 Anadoludan notlar Oy Kaymakam oy Agam... Yazan: Haluk BESEN Bır taşra meyhanesi. Dışarıda siniz, gelin etmeyin, yapahm birbelki bir metre kar var. Buz gıbı likte şu okulu..» Çok konuştu kay soğuk. İçerisi tavan?ız bir çatı al makam, yalvara ya'.vara konuştu. "^ IİIIIIHMIİHIIIIIIIIIHIIIIHI | ^ DÜŞÜNCELER f ll!l|lllfMIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIUIIIIIIIIIIlllllll![!IMn.l!IIIIIUIIIIII||llllllllllllllllllllllllllllllllll|llll ^^»^B ^^^^ ^İHT ^ ^ ^ 1 ^ ^ ^ mbı olsun baska kovun çocukları •' = . , . . " . , " .. ,7 . A ,. 'da M Z 1 "ibı udedıler. Nun dedıler, sizin l u °8 " ° '' < : " ' . ' peygamber demedıler.. Bır kez de Kaymskafeen k o n u s a r l m d e d ı m Onlara'köy imamımn cehaletiyle şehir imamımn bilgisinden bahsettim. Sustulas, Çocuklarınız burada okursa kasabaya gider imam olur dedinn, kanar gıbı oldular. Az sonra da «Bizım koy Köylülen okul istemezler. Kasaba| imamı okula Gâvur yapısı der, on da bir tane ilk, bjr tane de orta dan istemeyiz okulu» dedıler. Kay okul var zaten. Hani ım:ımların makatna göz kıirptım, hep beraber Ö7el dın okulları da olmasa C, de çıktık. Hava kapalı idı. Okulun yapılacağı arsaya gittik ölçtük, oğrenciye rastlamak gviç . Dört münevverin bütün derdi , biçtik, kazıkları da dıkmeye ba.ş bu zaten. Savcının karısı da öğret! Jadık. îçlerinden birkaçı bize yar men. Duçünmüşler, tasınmıslar dıma kostular. hava da çiselemedort munevver, yakın bir koye, ye ba?ladı.. Bilmem ne kadar geç kdylünun de yardımıyle ilk okul t i a r a dan? Terledik, ceketlerımızi binası yaptırmıya karar vermı,ler. ç l k a r d l k Kendimizi bu ulvî dâvaKe isim verırsenız vereceğiniz n ı n e n g l n l i g i i ç l n e Sere serpe bımeyhanede, tahU masanın üzerinç r a k m ı ş t l k Kaymakam, elinde plân bilmem kaçıncı dcfa garson kofte nereden nereye kadar ura şiş getirdi. Bilnıpm kaçıncı defa nacağını anlatıyordu. Savcı plâna Kaymaiam bardaklan beyazlattı bakarak kapının yerini, yargıç ve biz de bol bol eğitim seferberpenceteleri çiziyorlardı havada. lıcınden yana konuştuk. OlmıyaYüzbafi çizmelerine kamçısı ıle cak çeyler değil sozlerımiz. lile vura vura birkaç genç köylüyu «Köylü anlamaz ki..» diyorlar... Pilli bir radyosu var Kaymaka merasim geçişine hazırlamaya baş mın. Açtı: «Ah. donulmez akşamın lamıştı... ufkundayız vakit çok geç Bu Bir canlılık vardı köy ıneydason fasıldır ey omrum nasıl geçer nında. Xavaş yavaş etrafımızı besen geç cıhana bir daha gelmek yaz, kırmızı, siyah yaşmaklı kadın hayâl edilse bile Avunmak iste lat, cocuklar da sarmaya basladı. nıeyiz bövle bir teselliyle.» Beşi ( O y?a yağmur artık çiselemenin ya mizın de ba?ı onune eğık. On'.arın n l " s l r a hızlanmıştı. Varsın yağsıngözJeri yaşlı. Neden diyoıum ken d l l ç i m i z d e k i hizmet ırmağma bir di keodime neden ağlarlar?. Be!ki k a ç d a m l a d a o a k l t s l n d l . . Istanbulun, Izmirin hasretı?. Belki Bir ara, kaymakam, E. heyecan genç kavmakamın anı'.rı?. Belki şarlumn verdiği kasvet?. Ben bun landı. Eline nereden geçirdi ise ları düşünürken jandarma vüzba , geçılrmış, bır kazma oldufu halde psınm davudi sesinden, belki de yeniden aramızda gördüm onu hayatımda bir daha dinliycmive ' Yüzünden yağmur akıyordu. Üze ceğim kadar guzel mısralar dökül \ rine gökten Allahın suyu iniyordu. Gömlefi ıslanmıştı, pantolonu meye başiadı: «Göz t'öz olur Anadoln kurakları nun paçaları ise çamum içindeydi. Amma Kaymakam E. artık kenSızlatır ağam, sızlatır yürrklcri dinde değil... Okulu yapacak H. Dağ başlarında telgraf direkleri koyune.. Kaymakam E. varılması Memleket memleket çeker yalnızlığı..» gereken noktaya ulaştı ve geçtı Daha. çok okudu yuzbaşı. O oku bıle.. du, diğerlerinın yaş aktı gozlerinKazmayı o yağmur altında oyle den.. bir kaldırdı, öyle bir indirdi ki Ertesi yg^ih bir jeepin sarsıntı loptağa O anda H. koyünu elinde tutan ları içinde C. ilçesinin hemen yakınlarındaki H. koyune gittik. O gerici kuvvet belki de hayatmda kul binası burada yaptırılacak. [ böylesine bir şamar yememışti, ye Bi? yîne beş kişiyiz. Bir muhtar ı mezdi de bir daha.. Medenıyet bir çıktı karşımıza. Köylü yok meyj adım daha atmıştı bir genç ada^danda. Anadolu köylerine has te! m m kazma?i"le .. ' içinfleki . .mizlık. ve bevazlık ...... . muh „. . .• , Bırden 1 1 1 . 1 1 » kalabalıktan «• ıhtıvar bır v.*er oda^ına buvur edıldıtt. Dız bu . . . , , , , . ; kup bağda, kurup oturduk k i l i m ' b a g * " a k * a y m a 6 a m l n ^ a n i n a k o ? m a y a b a s a l d l : ler üzre . Az sonra da odaya hep ' «Oy kaymakam. oy ağam, etme. «Setâmı aaleyküm» ile yaşlı genç hasta olacaksın, bırak gayri teme kişıler geldiler. Bir, otuz kadar vardılar. Düşündüm neden okul H de biz kazalım, etme ağam, etme s e n istemezler diye? Cevap bulamal { Kaymakam E. o anda gerıliğin dım kendi kendime... Sözü genç kaymakam aldı. Ko karşısında bir Kubilay gibi yüceli nuştu, konuştu: «Okul, dedi, evlât yordu. Gözlerim Kaymakam E. nin elJarınız askere gidince size mektup yazmalarına ve sizin de okumanı lerine takıldı, çamuA içindeydiler. "ördüm Anadoluda... za sebep olacak. Çocuklannızın a F Geriliği yıkan, bir koye hayat rasından benim gibi kaymakamlar, jandarma kumandanı gibi yiiz getiren ellerdi bunlar.. bajılat, beyler gibi savcılar, yarBunlar, Atatüfrk çocuğu Kayma fiçlar çıkacak. Evleriniz güzelle kam E. nin elleriydi .. şecek, toprağınız bereketlenecek. Onları tutup öptüm. Çocuklarınız gülecek, siz Eülecek Vatan kokuyordu... • • , . , ' şıyız. Kavmakam, jandarma yuzî. ' , ı • j İ. basısı, savcı ıle yargıç, bır de ben. ' I ' . Kaymakam B enç Bır İzmır çocu«u Jandarma yuzbaMsı da Kar?.dan .. Savcı ıle bekâr, gözlerı yakalı.Kaymakam Yargıç Istanbuldalıyor bazan, anasına dek uzamyor Karantına \ okuşlarına. Kasabanın adı C. o>lesine batmış bır , ' ' „ a ı a b a kum, ç a k ı l , b ı r k a ç a r a b a d a A M e v s ı m l e r d e n kış. Bır Orta A , » a s k m e k S a m a n v o k d e d i l w n a d o l u k a s a b a s ı n d a y . m . İlk g e c e m Ç o c u k l a n m ı z da b.z.m t l b u r a d a . M a s a n ı n e t r a ı ı n d a b e s kı. . . 7 • ı • ~ uı».., tmda, yamn yumru tahta O bıraktı, yüzbaşı aldı. o bıraktı larla dolu, kasabanın tek yemek s yenecek j erı. Ister meyhane de, ^ d e ( J .. d e d i ko. yın, ,ster IokanU ıster de gazıno.,; v e r e c e k l e r i n . Bazan saz çalarlarmıs kasabamn • o 1Ste m dehkanhlan bazan da kapatır ka. k le n **&: K l ™ e p a r a T" h dm ovnat.rlarrm, .. ™Iard«... Istenen şey, b.rkaç Görgün, Belediye Teşkifâtına dün genelge yayınladı tstanbul Beledıye Ba'kanı Prof. Kâmuran Gorgun dün sabah resmen gorevıne baçlamıştır. Belediye Başkanı. başkan yardımcılariyle görüşmuş ve her reis muavininin sahalarma aıt hazırladıkları raporları incelemış ve kendilerınden bilgı almıstır. Daha sonra da Encümen çalışmalarını Prof. Kâmuran Gorgun vazıfeye ba^.aması munasebetiyle Beledıve teşkilâtma bir genelge vererek çalışma tarzlannı rtçıklamı$tır Bırinci Ordu Kumandanı Korgeneral Cemal Tural, Ulaştırma Bakanı Cahit Akyar ve çeşitli dernek temsilcileri tarafından tebrik | edilen Görgün. kendisivle konuj şan gazetecilere henüz malümatı verecek durunıda ilmadığını, ıleride çahsmalar hakkındi geni izahat verecegini bildırmi^tir. Cemiyet ve iş hayatımıza ait bazı telâkkilerimiz Geçenlerde bir memur ahbabım şoyle dert yandı : Aldığım paira ile ge çınemiyorum. Mesaıden sonrakı boş saatlerimde pek âlâ çalışabilirim. fakat iş yok. Garsonluk da edemem. Ahbabıma çu cevabı verdım: Me rak etme akşamları garsonluk et meye kalksan da sana kimse ış v»rmt7. Bizım iş hayatımızda, cemıyet hayatımızda kokunden sılinecek telâkkıle*ımiz değişmedıkçe sen akşamları bir yerde ış buFilbskika mesele hayati onem ta şırnakta ve bizim asırlardan ben kökleşmış bazı telâkkiler ve inanç larımızın Dunyanın ilerleyen ış ve cemiyet hayati realiteleirıne mu vazi olarak hareket. bir bakıma da inkisaf edememesınden doğmak ta ve çeşitli yönlerden kayıplaıa mal olmaktadır. Şoyle kı: Evvelâ bizde hizmet ve iş anlamı mutlaka (devamlılık) vasıflarıyle beraber mütalâa olunmaktadnr. Çunkü iş hayatımızda (karsılıkh itimat) gayet zor teessüs etmekte ve bu unsur mutlaka bir devamlılığa ve uzun tecrübelerden geçmeye bağtı olarak, doğacağına inanıL mıs bir anka kuşu telâkkı edilmek tedir. Aylrıca iş hayatımızda çalışanlar zaviyesinden de israrh (bağlılık) bir meziyet addedilmek te, bu ise iş gucümüzü bir nevi (tevekkül) e goturmektedır. Ihti. sas isteyen ve ıhtisaslaşma ile be raber yüirüyen ucret sıstmlerinin tatbık edildiğı yerler ve şartlarda bu durum .«uphesjz her bakımdan faydaldıır. Ancak verimlıliğe müessii olmayan ve ihtisapa da ihti yaç östermeyen câri ve basıt ça. lışma sahalarında bu şartlar ve unsurlar bır çoklarımızın bos zamanlannı kıymetlendürmesine mâ nı olmakta ve bir yandan da saelayacağı kolaylıklar ve rahatlıklardan ış ve cemiyet hayatımızı mahrum bırakmaktadıf. Hele en HEM NALINA MIHINA c Yobazın zaferi iz milletçe (D.P. • C.H.P.) dâvasın» baflı kınr politika ta tı^maları içinde birbiri.nizin boğazına sarıla durnrkeı I Veya neme lSzımcılıfın k6r knyusn içinde her şeye 1 muz silkmtkle vakit geçfıirken, Biz üç buçuk aydın, «niçin « yspsıo da ben yapamıyayın onda olsun da bende olmasın» düşüncesine dayalı târiz, küçön seme, aşağılama, kötüleme, iftira, tezvir, hücnm gayretleri il birbirimize çelme takmaya, birbirimiıi çaınura buUmay» ç«l sırken, Veya «aman bans kimse doknnmasın, aman sandaiyemi kln se kapmasın» deyip önümüze gelene tâviz venneri marifet s; yarak köşemizden bnrnumuzu dahi uzatmaktan çekinraeye dı vaoı ederken, Ve hepimiz raemlekctin hâli ve istikbali, milletin bugünf yannı, haysiyet ve »erefi gibi endif«ler« elbirliğiylc boş verirkeı Bilmeliyiz ki \ohaz uyumuyor, boş da durmuyor, hattâ yı rinde de saymıyor. Yüriivor, ilerliyor, kuvvetleniyor. Şimdi size ehemmiyetsiz fibi görünen, fakat bakikatte pe mânalı olan bir müsahededen bahsedeeetim: Bundan clli sene evvel ba milletin dinine bucilnkandcn dah az bağlı oldufunu kabul edebilit misiniz? Bu millet efradının di nî vecibelere kars. daha lâkayıt olduğu akla sığar mı? Din s damlarınm dünya işlerine en seniş salâhiyetlerle kanstıkları Babı Mesihat'ın ardına kadar açık dnrdufu, s«riye mahkemele rinin vızır vızır faaliyette bulondugu, cadde ve sokaklarda sa rıktan ve cübbedcn geçilmediği, âlenen oruç yiyenlerin zabıt takibatına atradıfi o jünlerde bu millet daha mı az namaz kılaı daha mı az ornç tutar. dinî günlere ve ibadet ayı Ramazarıa da ha mı az itibar ederdi? Hayır değil mi? Ama meseli elll sene evvelinin Ramazanian aynı zamandı tiyatroların adam almadığı, meddahlann, ortaoyunculann, kara göıcfllerin en fasia seyirti buldukları a.vlardı. Halk orucunn tu tar, namazını kılar, fakat ttyatroya, meddaha, karacöze, ort» eyununa da ifiderdi. ÇĞnkfl bu ikisi arasında mfinatebet görmez di. Çünkü dindardı, fakat yobaza değil, hakikî din adamına ehem miyet verir, onun söıuntt dinlerdi. Sahibi olduğu büyük tiyatrosalonu daima hıncahınç dolan finlâ bir kadın sanatçımıı jeçenlerde. Ramazanda yalnız üç, dört sıra »eyirciye ornadığımız ge> celer çok oldu! diye sikâyet etttği zaman bunları dfisfindfim. Bu şikiyet yalnu ona ait değildi. Bütfln tiyatrolar, hattâ eğlence yerleri aynı halde idiler. Çünkü biz hakikî din adamlarının tesirinden çıkıp yobazların, kara cahil softa'.ann emri altına çirmiştik. Çünkü biz bun. ların arık, kapalı faaliyeti neticesi elli yıl evvelinden çok gerilere çitmiş, babalarımızdan, dedelerimizden bambaşka insanlaı olmus. Ramazanda tiyatroya gitmeyi günah saymaya baslamıstık. Ramazan aylannda ırazetelerimizi birer dinî risale haline koydurmaya muvaffak olan yobaz, halk üzerindeki baskısını da arttırdıkça arttırıyordu. tşte şikfiyetlerin sebebi bn idi. O şimdi halimize oakıp kimbilir nasıl «eviniyor, ellerini birbirine sürtüp gültimsüyordur. Cevat Fehmi BAŞKTT r ^^^* Yazan: *^^* Suat Aray Şişli Levent troleybüs hattının tesisine başlandı Î.E.T.T. tdaresi dün sabahtan itibaren Şişü Levent troleybüs şebekesinin tesisine başlamıştır. Bu hattın da ikmalini müteakip Levent Tünel, Levent Yenikap; ve Levent Beşiktaş Karaköy troleybüs seferlerine başılanacaktır. Çay istihsali 8 bin tona yükseliyor Tekel Idaresi Karadeniz havzasında beş çay fabrikası inşa ede. cektir. Sürmene Fındıkh, Ortakpazar, Arhavi ve Pehlivanlı'da ın. şa edilece k olan fabrikalardan iki sinin ihalesi yapılmıştır. Fabrikalar 1964 de faaliyete geçmiş ola. caktır. Diger taraftan çay istıhsahnın gelecek yıl penış olçude artacağı ve 8 bın tonu bulacağı hesaplanmaktadır. D. Demir Yolları 9 bin yük vagonu imal edecek D. D. Yolları fabrikasında yuk vagonları yaTilmasına başlandıktan sonra hâfrıçten vagon ithali durdurulmuştur. Haber aldığımıza gore, bu fabrikalarda 20 milyon lira sarfıyle yeniden 9.000 yuk vagonu yapılma sı işı bu yılki çalışma' plrogramına alı'nmıştır. îmalât, 1563 yılı eyîül ayında sona ermiş olacaktır. TEŞEKKÜR Babamız YUSUF ZİYA Gündüz'ün cenazesine ıştirak erllp başsafhgı dilemek ve çelcnk gondermek lutfunda bulunan Tiraret Bankası ve riijpr bankacı «d^lanna. Galatasaray ve Sultanahmet Ticaret Li«eleri idarp heyetıne. Kars'lı vefakar do5tlanna. Galatasaray Ticaret ksmı oğrencjlerı ıle akraba ve dostlannııza tçıefekür ederiz. llhami Gündüz Cumhuriyet 3360 buyuk dâvami7 olan tah.sıl bah. sinde bu noksanımızın buyük sıkıntısını çekmekteyız. Biraz kapalı gibi görünen mev. zuu mis«Ilerle ve tahsil zaviyesınden açalım. Memlekette zengm, fakır okumu rr.uş, okumamış her sınıf halkda çocuklarını tah.sıl ettırme arzusu hâkimdi*. Ancak tahsıl, kademe kademr artan nispetlerle masraf h bir mevîudur. Hele dar gelirli aile reislerıne sıhhatlerınden feragatlere kadar buyuk kulfetler ve mahrumiyetler yüklemektedir. Bu sahada Devlet buyuk fedakâr hkla* yıiklenmzş, bütün tahsi! kade melerinı parasız olarak sağlamıştır. Buna ilâveten yıne Devlet yuksek tahsil talebelenne yardım olmak üzlre yuzlerce milyon lıralarla ifade edıjen yatırımlara gitmektedir. Ancak butün bu gayretler yardım alma nispetıni bugün için bıfraz artırsa bıle seneden seneye büyük hızla yükselen tahsil talepleriru katşılamada zayıf ve yetersiz kal maya mahkum bulunmaktadır. O| nun içindir ki Devlet gayreti dı| şında da bazı gayretler sarfı lâ zım gelecektir. Bunları da kısmen cemiyetimiz daha çok da bizzat tahsil yapacak unsurlann yâni ço cuklar ve gerçlerimizin ,a51aması lâzım gelocektir. Tahsil yapgnlar yönunden bu nasıl olabilir? Diger memleketlerde olduğu üzere olabilir. Yânı çocuklanmız ve genç. lerimizin tahsillerıyle bağdaîabi. lecek ve tahsil esnasındaki boş za manlalrını kıymetlendirecek şekillerle sağlanabihr. Böylece meselâ tahsil çağındakı talebelerin tahsil hayatlarında boş kalan, ayrıca me selâ memur arkadaşımın mesai saatinden sonra boş kalan zaman. ları, zamın kesirleri en basıtiiiun başhyarak birçok iş yerlerinde kıy | metlendirılecek, bundan doğan hiz 1 met iş sahibı zaviyesinden daha j ucuza ve kultürlü ellerden sağlanacak, hizmet mukabilı fayda ise tahsil imkânını veya memurun ta hatlıkla geçimini temin edecektır. Memlekette boyle bir durumun ta hakkuku her şeyden evvel yukanda bahsettıgimiz telâkkılerin karşılıkh olarak yerleşmesine bağ hdır. Yâni bir iş sahibı kendisinm muayyen bir işinde muîrtelif sai ler. Bu şekilde mesainin bır büyük fayüa.*ı ra ış hayatımzıia tugun ışlenmernış bür çok yeni ış salıalarının açılmasına ve umumiyetle iş ve cemiyet hayatımızda ra hatlıklar doğmasına fırsat ve im| kân veBecektir. j Yukarıdan berı bahsettiğimiz du , rumların hakıkı ha\attan verile| cek birçok misalleri vardır. Mese. lâ meşhur milyaftder Ford'un tah sil çafındaki oğlunun para isteme sıne karşılık: Çalış ve kendı paranı kendin kazan demesi; bu gun ku Amerlka Hariciye Bakanının yuksek tahsihni yapabilmek için bır Iok8ntada boğazı tokluğuna ça lıştığı, Amerıkada tâtillerde hemen bütün talebenin kendi kabili yet ve imkânlarına göfe çalışıp para biriktırdıkleri; buradan tahsile giden bir hanım kızımuın Amerikada kaldığı pansiyonun kız lariyle berabefr sabahları hortumla vagon yıkamak suretiyle ailesinin zorlukla gonderdiği tahsil parasını telâfi ettiği, memleketimizde ba rı vatandaşlarımızın Amerikalı komşularının sinema saatlerinde co cuklatını ucret mukabilinde oyala ması gibi hâdiseleri zikredebiliriz.. Cemiyet hayatımızdaki, mevzu. muzla alâkalı, bazı telâkki misal lerini de bu arada vermek isterız. Meselâ sinemaya gidecek bır ahbabın çocuğunu oyalamak: 1) bizde bır hatır ve biir cemile; 2) Avrupada karşılığı endirek olarak odenecek bır mevzu; 3) Amerıkada ücret mukabilı bir işdıt. (Hatır), bizim cemiyet hayatımızda karşılığı bulunmadığı için, müte madiyen işlenecek ve zorlanacak bir kaynak değıldir. Pek âlâ bir hizmet olan bu harekete karşı tafaf bir şey ödemeje de cesaret edemediği için çocuğa bakacak bir ferdi olmayan ana baba sinemadan mahrum kalacak, vakti bu hizme ti ifaya müsait, mâli durumu da bu yardıma muhtaç olan bir kom şu, bir yakın kimse de bu hizmeti arzedemiyecek, neticede her iki taraf da maddi, manevi mahrumi yetlere mâruz kalacaklardır ve kalmaktadırlar. FAKİR BAYKURT Vunus Nadi Annağanı kazanmı$ Anadolu köylüsünün hayatını bütün terçekliğiyle anlatan ve son fünlerde en çok sözü edilen roman Fi. 6 Lira REMZİ KİTABEVİ nâncılık 2679/3376 YILANLARIN ÖCÜ Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu gözden geçiriliyor Yabancı Sermayeyi Teşvi k Ka. nununun günün icaplanna uymadığı gözönünde tutularak. bu sermayenin daha geniş olçude akımı nı sağlayacak tedbirlerin araştıtıl ması üzerinde çahşmalara başlanmıştır. SAYIN DOKTOR ve ECZACILARA 8 inci kola bildirim mektuplan gönderilmeye başlandı 8. Kota bildiri mektuplarınm da. ğıtımına devam edilmektedır. Son defa çıkan tahsis nispetleVinin çok az olduğu ifade edilmektedır. Bekledikleri büyük tahsi^lere mukabil 2530 dolar gibi küçük tahsislerin çıkması ithalatçı t&cirleri çok müşkül bir duruma sok. muştu!r. Bu durumda bazı ithalâtçıların ilân yoluyla küçıik tahsiçieri toplama yolun a başvurdukları gorul mektedir. TETRA Kapsüi „ 250"mgrrx 8 Kapsüi 250 mgr. x 16 „ * ff Bir başka telâkki misâli: Misafirlikte bir çay fincanının kftılma sı: 1) bizde özür ve mahcubiyet sebebi 2) Avrupada kıran taraf ın. dan tâmiri lüzumlu bir hata; 3) Amerikada fincan sahibinin ibraz eUiği fatulrayı ödeme mükellefiyetidir. (Özur ve mahcubiyet) karşı tara atlerde muhtelıf kimselerın çalı. fm maddi zarannı telâfi etmiyece sabîlecefini "katul etmeli, çalışa. ği ve karşı taraf yine telâkkilecak kimseler de bu yoldaki mesa rimize göre ve kefrhen. bir tazmin ının bir noksan veya ayıp olmadı teklifini de kabul edemiyeceği için fiını zihinlerine yerleştırmelidit neticede bir tarafın boynu bükul mekte. karşı taraf bir sogukluk his sine bürünmekte ve bazan müna sebetlerin kesılmesme en az kısıl masına kadar gıdilmektedür. Halbuki kırılan fincan .veya çay takı mının. telâfisi kıran tarafından j bir mecburiyet addedildiği, karşı ı tarafın da bunu normal kabul etti ği gün cemiyet munasebetlerimizde epey bıt rahatlık teessus ede. cektir... Yazımızın başmdan beri teşrihine çalıştığımız üzere iş ve cemi. yet hayatımızla alâkalı telâkkılerimizde, dünya icaplannın yuru. yen realitelerine uygun olarak, tö tuşlar yapmamız, kbrukörune bağ lılıktan doğan kayıplar ve huzursuzlukları önlememiz artık kaçı. nılmaz yaşama zalruretleridır. Perakende Fiatı 7.75 S ATILIK ELNA Dikiş Makinesi (Ifullanılmamış) ' ' '" ELECTROLUX Elektrik Süpürgesi. 48 79 45 No. ya müracaat. Cumhuriyet 336: JPARÇA /TAKIM TERZi BEDELiNE Çok pratik Her zaman Her yerde Giyilir... 13.70 ACI BİR ÖLÜM MART 20 ŞEVVAL 13 c 1 3 'J V. E. ]I1 o 43 6 02 0 c E ü' E c z a D e p o l a r ı n a ve E c z a n e l e r e Arzedilmişt.r. M | 6 0,'i 15 21 15 4^ 18 21 19 52 27 12 00 4 2". j a Itluskfa ttemtJfâç (Basın 3493/3381) rum» dedi. Sevinçten hafifçe leri de birbirine öyle ki İlâncılık 2549/3371 1 3 ] 10.01 lzmt Muhasebecisi merhum Fuat Bey kızı. merhum Binhaeı, Muallim Ahmet Zeki Bey refikası. Beria. tnel'in kı\met!i nnncsi. Münire Tuğgil'in ablntı, înhifarlar Umum Müdür Muavinliğinden Emeklı Ekrem Necmi tnelin kayinvalide»i. Doktor YÖVUZ înel'in snneannesi, Dr. Pcrihan Sander. Ne^in Koray vp Emekli Albay Hayreddin Atn<fi"nün tevz»leri ^uııııımıııııııııııııııııııııııııııııımııııııııııııııııııııııımmıııııııııııııııımınıııımıımııııııiMiıııııııııııııııın =CU1V1HÜRİYET'İ21 Tefrikasi: E = " /"^V /^//^Sfc. yakındı *'" " A h : ö y I e m e s u d u m k l ! S e n e l m e d e n ö n c e Ş ' rüy» îörür gibi, nasıl bir hayale dal mıştım, biliyor raasnn?» « Anlat, yavrucuğum.» « Seninle Koibu'daymışız. Willie Dayım.» Kathy burada bi raz dnraladı. sonra içini oldnfu çibi açıverdi: «H'illie Dayım kilisede bizi birbirimizle evlendiriyormuş.» « Evlendirecek ya, Kathy". ciğim.» Birbirlerine bakarak, öyle, durdular. David'in kalbi, göğsünii parçalarcasına, hem acıy la, hem sevinçle çarpıyordu. Parmaklarını hafifce dokıındıırarak, kızın kolunu usnl nsul okşamava basladı. Kathy, hülvaya dalmıs, nykıı lu bir sesle: «Gene ilerideki jrünlerimizi düsünflyorum» dedi. «Yerlesmisiz. Sen, ben, iki miz beraber » Dışarıda \afmur. dolu pen. cereyi dövüp duruyordu. DerUfn, bir simsek caktı, arkasın dan bir eök çiirültüsü koptu. David hatif bir ürperti geçirdi. « üşüyorsun. David'ciğim. Üzerine bir battaniye al, ne olur:» David: «Soğuk ya» dedi. Bo|azı düfcümlenir tfibi olmustu ama, gene de mâkul, sâkin bir sesle konusuyordu. «Ortünün yansını bana verirsen, iki miz de yata^ın içine yumuluruz .. bizim adalarda ö> le yaparlar. Konuşacas<mız öyle çok şev var ki:» Biraz sonra. Kath\'nin yanında yatıyordu. Yalnız. yarı karanhkta, örtürii kaldırırken, yanliKİıkla, kı»m ürerindcki çarsafla hattanhevi de biraz açmıstı. Yashsın üzerinde, \iiz !Çİnİ Çek E E E = E E E = s E E = = = = E ^ z: E E = Z = r 5 = = E E = Tavas yavaş, rahatladı. Kılıcm, çekmiş, ortaya çıkmıştı. Sevinçten sarhoş gibiydi. Ne de kolay olmuştu bu iş! Yalnız, gerçefi oldnğu gibi jörmiis, kendini gözden çıkarıvermişti. Başlançıçta niçin o kadar duralamış, kızcağizı da ne olaca£ı bir türlü kestirilemiyen bir dnmmun azabı içinde bekletmişti? Evet, zavallıcık da azap çekmişti, belki ondan daha çok. Gidip hemen söylese de onu azaptan bir an önce kurtarsa.. Ama. yakısık alır mıydı ya? Hak, mantık kendinden yanaydı ama, olsun, gene de doğrn olmazdı. Neyse, hiç olmazsa kendisi iç huzuruna kavnşmuş tu ja. Dakikalarca, ayakta, hiç kımıldamadan durdu; sonra, lâm baları söndürdü, açır ağır yukarıya, odasına çıktı. tçinde, hâlâ, kurtulmuş olmanın sevinci, ateşi vardı. Ilık bir b»nyo vaptı, her zamanki gibi ge ne talk pudrası süründü, arkasma prjamasını, ayağına yeyik derisi terlijçini geçirdi, üzerine robdöşambrını giydi, yatağının kenarına oturdu. îatıp uynmahydı artık, ama, verdiji karardan ileri gelen coş gtınlnk içinde kaynayıp duruyordn. Kathy'ye verecefi müj de oldnğn yerde dnramıyor, içine sığmıyordu. l'ynyor muydn acaba? l'yumayorsa, bu serinçli haberi ons hemen şimdi, kendisinin vtr mesi savap olurdu, Kalktı, önce gene bir duraladı; sonra, düşfine düşüne, kapı yı açtı, üst katın o uzon sola sına doğrn şöyle bir baktı. Son ra, solufunu tutarak, ayaklan nın ucnna basa basa, çıt çıkarmadan, yol halısının fizerinden, Kaihy'nin odafnna dofro ıırti. Rüzgâr, dmanda hâlâ ufnlduyor, karanhk sofadaki scssizIiği bir kat daha artınyordn. Darid, az daha, geri dönecek ti. Sonra, şakaklan nğuldaya nğoldaya, kapıv 3 vnrdo, tokma fı asnlca çevirdi. « Kathy» diye yavaşça ses lendi. «Uyanık mısın?» Bnnnn karşılıginı, önce, karanhkta bir kımıldanma verdi; sonra, kızın şaşkın sesi duyul du: < David!» « Korkma, Kathv'cieîm. Fır tınadan nvnvamamışsındır diye düşündüm de. E, bakıyorum nynmnyorsnn, öyleyse... sana güzel bir haberim var.» EI yordamıyla, yatafa doğrn jeldi, kenannda yere dîz çöktii. Tastıfın üzerindeki bası, ör tünün üzerine atılmıs çıplak ko In şöyle böyle seçebiliyordn. «Korkma» der gibi, bu kola ha fifçe oksadı. « Kathy.. Kathy'ciğim Ka rarımı verdim ben. Bunu sana hemen bildirmek istedim. Geli yornm seninle.» Kathy, tatlı, titrek bir fısıllıyla, gene: «David!» diye hay kırdı. Bütün vücudunu nasıl birdenbire bir sevinç sardığı belli oluyordu. Her zerresi ayrı ayrı canlanmıştı. «O, tesekkiir ederim .. bütün kalbimle teşekkür ederim.» « Kızmadın ya bana gece yarısı seni rahatsız ettim diye?» • Kızar mı\ım hiç: Ah, Da vid, bilmiyorsun, yattığım yerde, nasıl sabırsızlıkla bekliyor dum şimdi söyledifin şe>i sen den isitmeyi:» David: «Senin, btnle. bekledi ğini düşündükçe, dayanamadım belki sabaha kadar uyuyamıvacaktın» dedi. Biraz durdu, Sonra: «E, nasıl 0K3 simıii bnrdayım, biraz daha kalıp ko nusabilirim. de|il mi?» di\e sordu. « A, kal, kal. Artık ivice uyandım. Lâmbayı yakayım mı?» « Ha>ır. vavrucuçum. Şimdi seni i\ ice cnrüjorum» Kathy: «Ben de seni görüyo ^flllllllllllllllllillllllllllllllllllMIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII IIIIIIİIIIIIIIIII IIIIIIIIIIMIIlllllllllllllllllllllllllllıııııııııııllllllııılllllllllllllll BaşlangıçU, Kathy kaskatı = hiç kıpırda = kesilmişti. öylesine hiç kıpırda E madan yatıyordu ki David "" onnn soluk alısı bile durdu san dı. Sonra, baktı titriyor. Hemen onu yatıştırmaya çalıştı: «Biliyorsnn, yavnım, »enl üzecek bir ?ey yapmak niyetinde değilim «Evet ama, Da\id.» «Dünyada en çok sayjı dny duğum, değer verdiğim insan sensin > Kathy gittikce rahatladı. Körpeeik vücudünün sıcaklığı, üzerindeki pamuklu gecelikten, Da\id'e kadar geliyordu. Tağmur oluklarda sarıldıyor. gök gürültüleri dağlara çarpıp jeri şreliyordu. David, yarı döııüp. dudaklarını kızın saçlarına dokundurdu Kathy önce bir sey söylemedi, sonra titrek bir sesle: «Doğru değil bu \aptıgın, David* dedi. «Doğru olmıvan bir şey yapmıvalım, n'olur! David, iyice inanmış bir sesle: «Niciıı doğrn olmasın, yavrum?» dedi. «Tanrının çözünde biz çok tan birleştik.» «Evet ama, David, bekliyelim.» «Sevmiyor musun beni yoksa?> «O! Sevhorum.. lcim sızlıyacak kadar sevivornm. Ama, sonradan pişman oluruz.» «Havır, Kathy'ciğim, bizim ki gibi bir sevgi her şeyi hoş görür. «Ama, Da\id.» «Sonra, muhakkak ki benim.. bizim karsılıklı \erdiğimiz söz dolayısiyle kntsal hir an yaşı.ıoruz. David, bunları söylerken kızın kendi kfndisivlc nasıl çarpıştığını seziyordu. ' ^rkası varı Hakkîn rahmetine ka\uşmustur. Cenazcfi 20 Mart 1962 saiı günü Erenkby Zihnipasa Csmıindep. nğle namazını mütaakıp kaldınîarak Sahrayıoedittekı aıle kabristanında ebedl istirabatgâhına tcvdı edılecektır. Cetı.,bıh:k rahmet eyliye. Cumhuriyet 3353 SAİDE TUĞGİL Hanımefendi CUMHURIYET Nüshası 25 Kuruş Basan ve Yayan Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecılik Türk Anonim Sirketl Cagaloglu Halkevi Snljık No. 3941 Sahibl NÂZtVIE NADİ Vazı tjferinl fiilen ıdare eden Mesul Müdür VECDT KIZILDEMİR t;azetemıze gönderllen yazılar konulsun, konulmasın iade edilmez. t:ânJ»rd»n meculıyet kabul olunmaz. * Abone ve İlân ışleri İçin. zarfın üstüne «Abone» veya «İJân ServUi» taydının konması lâzımdır. * BU GAZETE BASIN AHLA.K YASASINA UYMAYI TAAHHÜT ETMİSTİR Elbise yerine kaim olur. Arzuya uygun her renk mevcuttur BURUŞMAZ yun jdrs e BÜTÜN TURKIYEOE kumaşian imâl edÜmiştir. CUMHURİYET İlân Tarifesi BaKİık O.Iaktu) 150 TL. Z34 üncü ıahifeler (pantimi) 00 TL. 56 uıcı sahifeler 25 TL. (santimi) Nışan, Nıkâh. E\Ienme. 75 TL. Do*um t Ölüm. Meviıt, Teşekkür • (3 santınıe kadar maktıı) 90 TL. S Kayıp (10 kelimejfe kadar 10 TL. maktu) İ i ; î î j • zerafet %r yaratan isim Mamullerimizi Kazova mağazalarından ve büyük ıluhaliyecilerden ısrarla arayınızı İlâncıljk 2661/337Î
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog