Bugünden 1930'a 5,439,500 adet makale



Katalog


«
»

Dediği bar, Curzon Street'in arkasında. bir dükkânın üstünde bir tek odadan ibaretti. Oraya bir servi merdiveninden çıkıhyordu. Çıplak döşeme tahtasımn üstiine, bir düzüne kadar sarsak masa ile, bir umumi bahçeden âriyet ahnmışa ben ziyen yeşil boyah tahta iskemleler dizmişlerdi. Tezgâh, bir köşeye yerleştirilen bir işportadan yapılmıştı. I'jportanın üstüne yeşil bir örtü örtmüşler, yaldızlı kââıdlarla süsler y^pmışlardı. Hantal yapılı, sırtında kirli bir karolu gömlek, kırklık, bir her.f olan barman, beni görünce zoraki bir tebessümle sırıttı. Etrafa enriişeli bir göz gezdiHi: Ooo, merhaba enspektör, dedi. Barm müşterileri, kasvetli bir sessizlik içinde oturan, on beş yaşlarında dört sürtükle beş altı taşrahdan ibaretti. Burada şüpheli hiç bir şey yoktur, malum ya .. Hiç bir alkollü içki satmıyonız, Mr. Fabian .. Bu iş için ruhsat almağa hacet yok Şehir "Barmaıı beni görünce,, =haberleri LOIRA GECELEfi ^ A B I A N ncr CUMTTURfYHT 3EvWTIS54 £» Çevıren: HATICE VILDAN ABAHTAN ABAHA... tu... Adam bana hitab ediyordu, fakat gözlerini yanımdaki sarışın genc kıza dikmiş, hain hain bakıyordu. Kız, küstah bir eda ile başını arkaya doğru attı, eli titriyerek bir sigara çıkardı: Ben nereden bllecektim? dedi. Haydi, Cliff, dedim. Biliyorsun ya, arbk poliste değilim. Sadece bir eski dostu ziyarete geldim. Cliffin dudaklannda derhal geniş bir tebessüm görüldü. Sahi mi, enspektör? dedi. Bir an, hapı yuttuk diye düşünmüştüm. Bir kadeh çıkardı: Bir şey içersiniz, değil mi, Mr Fabian? İçinde kırmralı, yeşilli, sarılı sular dolu şlşeler dizilmis, rafı göstererek: Bu murdar jeylerden değil diye ilâve efL Mutfakta daha iyi içk.Ierim var. Şiieleri bu sefer de ben ona ijaret ettim: Peki, bunlar nedir? Meyva suyu kokteylleri mi? Kadehi be? jiline asid sitrik, boya, arpa suyu halitası mı? Cliff. hiç sıkılmadan: Yedi şilin, altı pens, enspektör. diye tashih etri. Bu Lucy gibi ya'ruouklar, her konsomasyonda yarım kuron alırlarç müdiriyet de, yani ben, geri kalan beş jilini alıkoyar. Lucy. sigarasmı dudağma kıstırmış. duman kaçan gözünü büzmüş, bana bakıyordu. Cliff gibi becerikli heriflerin elinde bu Lucy cinsinden beş, altı kız bulunur. Bunlar. gece açık bulunan kahvelerde, süthanelerde, sokak köşelerinde bekler, yolacak kaz ar^rlar. Yabancıları, taşralıları, eğIf^nce arıyan gencieri buldular mıydı. onlara, yan Mulen Ruj, yan cennet bahçesi bir eğlence yeri vaadederek bu kötü. murdar meyhane köşesine getirirler. Kendilerine de. cnlara da meyva suyu kokteyli ısmarlatırlar. alelacele içerler. Lucv'ye ben bunları anlatmca o: Ne kadar çabuk yutulursa o kadar iyi oluyor, dedi. Öyle acayib bir tıdı var ki! Yüzünü buruşturdu, bir an, acınacak derecede çocukça bir ifade aldı. Peki, müşteriler buna ne diyorlar? Lucy gülüm~edi: Memnun olmuyorlar, dedi. Her defasmda on beş şilinden üç, dört sipariş verdikten sonra, bakıyorlar ki ortalıkta hâlâ bir şeyler yok, siniılenemğe başhyorlar, çıkıp gidıyorlar. Aksilik etmeğe kalkışırlarsa Cliff hepsini defliyor. Bizler de, yeni bir müşteri kafilesi bulmağa gidiyoruz. Gecede ne kazanıyorsun, Lucy? Lucy somurtarak düşündü: Bayağı gün, beş liraya kadar. Cumartesi, pazar günleri bir misli. Cliff, riyakâr bir tavırla müdahale etti: " Yalan söylüyor, dedi. Kusuruna bakmaym, Mr. Fabian. Çoğu akşamlar, kızlarım bir liradan ,otuz silinden fazla para kazanamazlar. Ovünmekten hoşlanırlar, yahud hostes olduklarını söylerler, ıslahhaneye gittikleri vakit. oradakileri bu lâflarla aldatırlar. Bu hep böyle olur, biz de, çalıştırmak için daima kız buluruz. Itham edici bir tavırla: Bu kızların bazıları biraz genc değil mi? diye sordum. Cliff omuz silkti: Vallahi, Mr. Fabian, dedi, şimdiki kızlar malum. Bizden daha kaşarlanmış olanları var. Kadııı polisler sık sık gelip ıslahhane arabasma bunları doldurur, giderler, ama yenilerini bulmak kolay oluyor. Lucy, lstihfafla omuz silkti, masalardan birine yaklaştı. Masada, dirseklerine dayanmış oturan, asık suratlı gencler vardı. Lucy, masanın kenarın» tünedi, bu genclerden birine: Bana bir kadeh içki umarlar mısın, güzelim? dedi. Çocuğun yüzünde keder ifadesi belirdi; belki yirmi yaşında kadar bir şeydi. Elinl cebine soktu, istemiye istemiye: Hayhay... Elbette, dedi. *** 1952 senesi zarfında, Londrada yirmi üç gece eğlence yeri baskına, sonra takibata uğradı. Sekiz tanesinin ruhsatiyesi geri ahndı. Bunlardan b^şka dört tane şüpheli yer, daha ilk müşterisi içeri adımını atmadan polis tarafından kapatıldı. Belediye zabıtesı servislerinin listelerinde, beş kahvehaneye mukabil iki tane gece eğlence yeri adı vardır; bunlsnn yekunu 2877 dir. Hepsi sıkı bir nezarete tâbidir, hattâ mensubları arasında kral ailesi efradmdan kimseler bulunanlar bile. Buzhanelerde 70314 teneke beyaz peynir var! Atatürk dil akademisi •Türk dili yıllardanberi o kadar keyfî hareketlere ve indî mütalealara uğradı ki, bugün artık bu başıboşluktan ancak bir di! akademisi sayesinde kurtulmak miimkündür. Geçen haftaki yazımızda böyle bir akademinin zarureti ve imkânı üzerinde durmuştuk. Dil Kurumunun son yıllardaki faalıye ti de böyle bir akademi imkânım teşvik edecek mahiyettedir. Ashnda bu kurumun, kendiliğinden bir dil akademisine inkılâb etmesi gerekirdi. Böyle bir akademi, kimler tarafından kurulursa kurulsun, adı «Atatürk Dil Akademisis olmalıdır. Çünkü Dil Kurumunun maddi kaynağı bugün Atatürkün mirasma dayanmaktadır. Diğer taraftan, Türk Dil Kurumu dilimizin sadeleşmesini, gelişmesini istiyenlerin de iyi niyetine tercüman olmaktan uzak bulunuyor. Bugünkü iktidarm da ona iyi gözle bakmadığı seziliyor. Son yapılan dil 'congresi, belki haklı belki haksız, Atatürkün mirası çevresinde şüpheli bir havanın yaratılmasma sebeb oldu. Bir bilim ve araştırma «urumu için bundan daha hazin bir talih olamaz. Atatürkün şahsiyeti gibi, servetinin her türlü partizan politikanın dışında tutulması zamanı gelmiştir. O, zümrelerin, partilerin değil. Türk milletinin malıdır. Bu bakımdan Atatürkün Dil Kurumuna bırakmış olduğu servetin kendi adına kurulacak bir dil akademisine devri, ona karşı yapılması gerekli bir vazife olmuştur. Aynı zamanda bu vazifeyi teşvik eden önemli bir nokta daha var; o da: dildeki anarşidir. Buna, dilin artık bir politika konusu olmaktan çıkarılması zaruretini de ekliyebiliriz. Dile, yetkili bir teşekkülden başka hiç bir kimse karışmamalıdır. Bunun gerçekle^mesi, kurulacak akademinin her türlü tesirden korunabilmesile mümkündür. Esasen, politikanm dille münasebeti, inkılâb hareketlerinde ona hususî bir önem verilmesinin neticesidir. Cumhuriyete kadar dil, ilgililerin gayret ve kudretile gelişmiştir. Dil ıslahatı aydmlarm münakaşa konusudur. Şinasilerin, Namık Kemallerin dil mücadelesi, devlet ve politika dışında bir fikir ve edebiyat hâdisesi olarak cereyan etmiştir. ihtirasını uyandırdı. Böylece, bilginlere havale edümesi. akademıler kurulmak suretile gelişmesı mantıkî olan konulara yenıden el atıldı. Atatürk ana derdlerimıze işaret etmi; ve hallini gelecek n e sillere bırakmıstı. Onun işareti cemiyetinin inanc sistemi, diğerini en güzel delili, hayatında hiç bir müdahale değildi. düşünce sistemi. olduğu için, ele şairi ve edibi yazış tarzından ve ( Bugün artık devlet, dil işini k e n aldı Bu alış. dinsizliği teşvik değil, kullandığı kelimelerden dolayı ten j di vazifelerinin dışında görüyor. dini kendi yataklanna irca içindi. kid etmemesidir. Tam tersine. ayrı Bu büyük bir kazancdır. Gerçi Dile gelince, Atatürk türicçenin nesillere mensub, fikir ve edehiyaanayasanm eski dile ircaı bugünkü durulmasını, zenginleşmesini, ve tımıza hizmeti geçmiş kalem sahtbiktidarın dile müdahalesi gibi göBatı dünyasının ana mefhurnlannı lerini o himaye etmiştir. Abdülhak ınayasa kavramasını arzu ediyordu. Bu sa Hâmidden Ahmed Hasime, Yahya rünebilir. Bu düşünceyi dilini tadil eden komisyon üyelehadaki faaliyeti sadece teşvik ve Kemalden Yakub Kadri ve Falih bir dosruma hızlandırmak içindi. Doğu . Batı Rıfkıya kadar bütün şair ve cdib rinden milletvekili lerimiz onun devrinde, kendi ü s söylediğim zaman bana şu cevabı arasmdaki geniş mesafe onu daimî bir zaman telâş içine atmıştı. E lublarmdan ve kullandıkları keli verdi: «Hayır, dile herhangi bir sas düşündüğü şu veya bu fekilde melerden dolayı herhangi bir bitab şekilde müdahaleyi düsünmüş cldile müdahale değil, türkçenin zen ve itaba uğramarnışlardır. Uydur saydık, anayasayı eski haline t y gin bir dil olarak süratle gerçek ma sözlerle yazı yazanları. rumle nen irca etmek istemezdik. Sırf leşmesi Idi. Bir devlet adamı ola düzenleri iltifatına boğan Atatürk aynı hatayı işlememek ve anayasa terimlerini ileride ilim adamlarına rak bu meselenin üzerine iğiAnesi, değildi. onu himaye etmesi dili polirikaya Bütün bunlar Atatürkün. dili havale etmpk için, biz müdahalevi âlet etmesi midir? Onun yaptığı bir politika unsuru ,bir emir sa bertaraf ermekle iktifa ettik.» Bu bütün medenî memleketlerde dev hası haline getirmek istemediğini cevab yeni bir zihniyeti açığa vurlet adamlannın bu yoldaki faaliyet açıkça göstermektedir. O, bu h u du<4u kadar, bir dil akademisuv.n lerinin benzeri idi. Vaktile, ilk susta, bilgin tanıdığı kimselere süratle kurulması zaruretine de işa Türk akademisi olarak kurulan güvenmiştir. Eğer güvendiği k i m ret ediyor. Böyle bir akademi k u «Encümeni Daniş», devlet hima seler hata işlemişlerse eünnh onla rulmadığı takdirde, hükumet bu yesinde kurulmamış mıydı? Sırası ra aiddir. Dilin politik bir konu neviden meselelerde nereye m ü düştükçe, fikir ve sanat faaliyet haline gelmesi daha sonradır. Bu racaat edecektir. Dil Kurumunun lerini, devletin himaye etmesi za da Atatürke benzemek gibi vâhi bugünkü havası böyle bir mürarureti üzerinde bir çok aydınları bir ihtirasm neticesidir. Atatürkün, caate imkân verecek şekilde değilmız durmuştur. Atatürkün dil ko bir manzarasile devlet adamı, bir dir Üniversitelerimizdeki ilim h t nusunda ne kadar hür düşünceli manzarasile inkılâbcı olması k e y yetleri de dil meselesinde anlaşmış olduğunun ve kendi kanaatlenni fiyeti sonralan siyaset adamlarm sayılamaz. Her öğretim üyesi ayrı hiç bir zaman empoze etmediğinin da. b u her iki vasfa sahib olmak bir kanaate sahibdir. Bütün b u n lar «Atatürk Dil Akademisi» nm nasıl büyük bir ihtiyaca cevab veUUAMMER receğini göstermektedir. Radyoda din bahisleri inle ilgili nesriyat, yirminci asrm şartlannı anlamış salâhiyetli kimselere emanct edilmeli, ibadete t«alluk eden neşriyat ise vatandaılan giinaha sokacak bir hai almaktan tamamile kurtanlmalıdır kanaatindeyim. Ben şahsan. bn fikirdeyim. Halbnki bambaşka şekilde diişünen vatandasbr var. Oıılırdan şöyle bir mektub yldık: Uzun müddettenberi radyo üzerin de tenkid ede ede en nihayet radyo dinlevicilerinin tam arzu ettikleri gibi oldu Fakat, radyoda haftada üç sün yani (salı, perşembe, cumartesi"! günleri akşamlan dinimizle alâkalı olarak dinî ve ahlâkî müsahabe vardır. Bunun karşılığı olarak dinimizin temeli olan Kuranı Kerim bsftada yalnız cuma günleri spbahıdır. Halbuki bu da haft=ıda üç süne çıkanlması mümün değil midir? Kayseride Mimar Sir.an Caddesi 4'a da Naci Gürdüz Öz ve Mehmed Batman Narh üzerinden mal vermekten imtina eden bazı toptancılar adliyeye verildiler Bir kısım toptancı peynir tacirle rinin, perakendeci bakkal ve esnafa, tayin olunan narktan fazla fıatla peynir satmak istedikleri, aksi takdirde satmaktan imtina eyledikleri Belediye İktisad Müdürıüğüne yapılan şikâyetlerden anlaşılmıştır. Bu vaziyet karşısmda Belediye İktisad müdürlüğü murakıblan harekete geçmişler, buzhanelerde bulunan peynir miktarını tes bit etmişlerdir .Yapılan tesbit neticesinde buzhanelerde 70.314 teneke peynir bulunduğu anlaşılmıştır. Bu peynirler, İktisad müdürlüğü murakıblarınm nezareü altında perakendeci bakkal ve esnafa nark fiatı üzerinden satılmaktadır. Diğer taraftan muayyen nark üzerinden piyasaya mal vermekten imtina eden bazı toptancılar, haklarında Millî Korunma kanunu hükümleri tatbik edilmek üzere Adliyeye sevkolunmuşlardır. CAHID Yazan: TANYOL i Bir Amerikan ticaret heyeti şchrimize gekcek Amerikanın tamnmış lş adamlanndau muteşekkll 5 klştllk bir tlcaret heyetl 21 eklmde şehrlmize gelecektlr. Beyet buraüa yapacuğı tenıaalarda lhrac nıallarımızm Amerikada sürümünu arttırnıak ve Amerikan aennayealnl nıeınlekettmlze celbetmek bususları üzerlnde duracaktır. Milletlerarası Ticaret Odaları kongresi Milletlerarası Ticaret Odalan Kongresl y&kında Endonezyanın Jaltart ^enıınde toplanacaktır. Kongreye memleketlmlz adına TUrklye Tlcaret Odaları Blrliğlnden blr heyet lştlrak edecektlr. Bu ak$am •4M*CA Saat 21.30 PARK'ta Büyükdere BEYAZ Soğukhava deposu ile et kombinasının tetuelleri bugün alılıyor Cibali Fatih Karakolu Sineması Et ve Balık Kurumu Haydarpaşa Soğukhava depcaunun temell bugün saat 10 da meraslmle atılacaktır. Bu depo 1500 ton umurai ylyecek f« 1000 ton et muhafaza edecektlr. Zeytinbumu et komblnealnln temel i atma meraslml de bugun saat 12 de yapılacaktır. Bu komblne 8 aaatte 1100 koyun ve 100 sığır kesecek kapasltede olacak, ayrıca kesllecek etlerln muhafaza«ı lçln depolan ve t&ll mahsulstı lşleyecek teslslert havl bulunaraktır. Cumartesi Pazar Akşamlan Malta MADALYON Numarah biletler temsil günleri bahçe gişelerinde satılır (Madalyon , Fatih tramvay ist^svonundan bir durak !^^^^^^^^^^^^ Cibali Karakolu SON PAKA YATIgMA GUHUNl ıınıııı OUM KALVI mı New Bond Street'dekl Churchill's Club'e yapılan bir baskında, hovarda rolü oynıyan bir polis müfettişi ile bir kadın meslekdaj, gece saat üçten sonra viski verildiğini görmüşlerdi. Halbuki kulübün ruhsatnamesinde, âzamî saat iki buçuğa kadar içki satılabileceği tasrih edilmiş; bulunuyordu. Churchill's Club'ün, çikolata kurusu gibi kapitone duvarlı, tavanları bile katmerli atlas kanlı salonlannda, tiyatro mensub(an, alle çocukları, gazeteciler, borsacılar, cokeyler ve kral ailesi efradı, haftada 30 lira kazanan bir metrdotel tarfından karşılanmak, haftadt iki yiiz lira sahne masrafı olan bir tem sil seyretmek için, adam başma blr lira masa kirası verirler. Beyaz takkeli aşçıbaşı, hatada 30 lira DEMİRALPın Ofis bııgiine kadar Tra'.syada ticret ahr. Churchill's Club azalan, blzl bliyuk acılara 28.000 ton hububat satm aldı bir tarafında kendi isimleri, öteki garkeden vefafı Toprak Mahsullerl Oflsl, İstanbul tarafında Churchill'in arması kamünasebetlle keboleeslnden hububat mübayaasına dederlmlze lştlrak zıh, şahıslarına mahsus kupalar vara etrnektedlr. Kampanva başmdan edcn, yardınılarıkııllanırlar. geçen ay sonuna kadar Ofisln Traknı eslr^emlyen bü yadan mübayaa ettlfti hubııbatın mlkyüklerımİ7e, alle tarı 28 bin tonu bulmuştur. CArkası var} dofltîarımıza ve Diger taraftan, yabancı memleket I kıymetll sllâh arkacİHşHrına teşekkürlere satış raukaveleve ba*lanmış hu I leriml?! lletmeaine gazetenlzln tavasSatış kulübeleri artınlaeak bubatın Şehrlmiln muhtellf yerlerlnde yap mektedlr.se^kine de hızla devam edll sutunu rlca ederlz. trrılan satış kulübelert raŞbet görmekE?l: Cemlle Demlralp. k ı n : Ayfer Eumanyaya satısı yapılmış olnn 85 tedlr. Vllâyetçe y«*ıl lnuübeler yapılGüvenç, damadı: SU. Üstgm. bln tonluk hububat satısının limama«ı lçln HgUUere gcrekll emlr »eTaceddln Gtivenç nımıza ald tahslsl bltıulstlr rllmlştlr. PERtHAN KTVANÇ | \ ile tLHAMİ ATTNÇ Nikâhlandılar. İstanbul 1.9.1954 EYLUL 3 MUHARREM 5 Bazıları, dili politik bir konu haline getirenin Atatürk olduğunu Beledlyece Yıldızda nebatat. Gülhane parkrnda da hayvanat bahçeleri sanmaktadır. Bize göre bu, Atakurulması İçin faallyete geçllrnlşılr. türk inkılâblarına muhalif ohnlarBu huausta btltun hazırlıklar tamara Ia, onlan istismar edenlerin uydurlanmış, lİKİliler vazifelendirtlmiştir. duğu yanlış bir görüştür. Bu yanHalk oyunlan müsabakasına lış görüşün altında Atatürkü sakatılacak ekipler şehrinıi/de dece askerî ve siyasî cephesile düşünmenin tesiri büyük olmuştur. toplanıyor Gazetecller Cemlyetlnln Tapı ve Halbuki Atatürk sadece, Türk taKredl Bankaslle müştereken tertlb rihinde kurtarıcı ve kurucu olmaledlğl «Halk Oyunlan MUaabakaaı. na katılacak 23 vllâyetln ekiplerl şehrl nın şerofile yetinmek istemiyordu. Onda, Türk milletinin ebediyetine mize gelmege baş'.amışlardır. Almanyada yapılmış olan M111I O seslenmek ve hiç kimsenin kıskayunlar Festlvallnde büyük başan ka namıyacağı manevi bir ikbale sazan»n ve halen İstanbulda bulunan Erzurum eklplnden »onra dtln de Rlze hib olmak ihtirası vardı. 0nun dın eklpl şehrlmize gelmlştir. Seklz oyun ve dil gibi cemiyetin temel kıymetcudan mürkkeb olan Rlze eklpl, og leri üzerine iğilmesi bundandı. Ne retmen Zlya Işık Demlrin başkanlığındadır. Eklp başkaTimın bellrttlJine dine karşı münaferet ve ne de göre, memleketlmlzde Uk defa tertlb dile karşı herhangi bir peşin hüklenen «Halk Oyunlan MUsabakasu mü vardı. O din ve dili ,birini Türk yurdun her tarafında cldugu glbl Rlzede de buyük aiaka ve heyecan uyandırmıştır. TEŞEKKÜR 10, 11. 12 eylul akşamlan saat 21 de Azlz büyilgümOz, Açıkhava Tlyatroeunda yapılacak olan alle relslmlz 8UHalk Oyunları Festival mtlsabakalanvarl Albnyı na ald blletler bngunden ltlbaren «aBAHAEDDİN tışa çıkarılacaktır. Hayvanat ve nebatat bahçeleri kuruluyor KADIKOY AJANSI HİZMETİNİZE AÇILDI • Bir hafta müddetle hesap açtıranlara orijinal açılış hediyeleri 9 Hergün he«ap açtıranlar arasında günlük keşide... ve TÜRK EKSPRES BANK 150 ALTIN N O T : Ajansımızda hesap açtıranlar ayrıca aylık büyük keşide ile haftalık Altın keşidelerine iştirak ederler. 48 KADIKOY İÇİN HUSUSÎ KEŞİDE I ALDANMAYINIZ: KADAR TAKSİTLEDİR VAKIFLAR BANKASI »Cumhuriyet» in Edebî Tefrlkasıtî REKLÂMLARA SATIŞLAR YAKACIĞIN en güzel rnevkiinde AĞAÇLA NDIRILMIŞ, SU ve ELEKTRİĞİ getirilmiş arsalanmız 6 (ÂLTI) LÎRA gibi cok makul fiatlarla satışa arzedümiştir. SADECE 6 EYLÜL AKŞAMINA V. ] 5 29 12 13 15 53 18.39 20 16 3 43 J10.48 33 9.13 12 001 1.35 9 03 A R D A: Ankara.. Anafartalar Cad. Vakıflş H. No. 202 Teîefon: 10098 Müessesesi: İstanbul.. Istiklâl C ad. No. 220/2 Telefon: 40227 (Türkuaz saz salonu üstü) HER İKİ SEHİRD E DE MÜESSESEMİZ PAZARLARI ACIKTIR. ğırtıyor, iş buyuruyordu. O da artık acı acı gülümsüyor: Çilem böyle imiş; alnıma böyle yazılmış!. Diye hepsine katlanıyordu. Şimdi de, hep öyle kurulmuş bir oyuncak gibi, başhekimin odasma girince birdenbire durdu. Şehzade Şemseddin Efendinin yanındaki yaverlerden birisi orada oturuyordu. Başhekim: Prens hazretleri sizi görmek istemiş. Çabuk giyininiz. Yüzbaşı ile birlikte gideceksiniz. Dedi. Emmy ister istemez gittl Arkasındaki hastabakıcı gömleğini çıkardı. Yaverle birlikte yola çıktllar. Yüzbası onunla hiç konuşmuyordu. Belki bu kızı daha ilk gördüğü gündenberi öfkeleniyordu da ondan; belkl de Prensten öyle emir almıştı. Böyle oluşuna genc kız çok 8evindi. Şimdl bir de bu: Kimsiniz?. Nesiniz? Bu yaşa kadar neredeydiniz? Ne yapıyordunuz? Diye kendislnl sorguya çekecek olursa artık büsbütün sinirlene cekti. Şehzade ile yanındaki askerî heyet için büyük otellerin birinde daire tutulmuştu. Froylayn Em| ma'yı bir salona aldılar. Çok geçmedi, Şemseddin Efendi de içeri girdi. Bugün daha güleryüzlü idi. (Arfcası var) Bir vandan da: Ya r>eni tanıdı ise?. Kim olduğumu anladı ise?. Mutlaka anlamış olacak!. Diye kıvranıyordu. Oyle ise. belki de bugünkü yaşayısına kanşanlar çıkacak, onu burada bırakmıvacakhr, eski acılar gene tazelenecektiGizli Sultsnm yalnız bir istedıği vardı: Unutmak. kendini de unutturmak Bundan başkasını beklemiyordu. * * sf: Şehzrdenin bir daha hastaneye uğrı>acağınj h°men hiç kimse u;:ı muyorriu. Ahr!ülhp!i2n küçük kardeşi, sözande durdu. Ertesi günü gene geldı Yaralı zabitı yokladı. Enıine ile hiç konuşmaJı. Başını söylece eğip geçti. Herkes Froylayn Emma'yı suçlu bu'uyordu Prens hazretleîini kızdırdı da ondan . Diyorlsrdı. Genc kızin yiireğine, birazıcık olsun, su serpümijti: Aman daha iyi... Hiç olmazsa başım dinç yaşanm!Diye dudaklnrını büktü. Şemse^ldin Efendidcki durgunluk. hiç de öyle öfkedon, dargınhktan değildi. Dündenbtri o da derin bir üziintü içinde idi Daha ilk günü. Enıincyi görür görmez, kendi kendine: Sakın ağayebimin kızı bu olmasın?. Diye iıkilmiçti; sonra, biraz koj nuşur konuşmaz, bundan yana arI tık hiç şüphesi kalmımıştı Gene de üzüntü'îü bu kadarla kalmıyordu. Kız da kendi"inin kim oîduğunu bilmiyor muydu: en çok onu düşiinüyordu: Bilmiyorsa nevlcn bu kadar uznk duruyor? Biliyorsa. gene nedcn böyle bcnrlen kaçıyor? Kendisine az çok bir iyiliğim, bir yardımım dokunpbilir; bunu bile istemiyor, demektir. Ncdcn?. Bunu anlamak dn pek eüç olmadı Daha önceleri Amerikada yaşamış. daha başka türlü alışmış olsa bile şimdi, yıllardanberi Ahnan göre işler büsbütün kanşıyor, de [ ni yapac?klar; ne istese vereceklermekti. Bilmese de onu buıada, ya ' di. Tahta yeni çıkan Padişah da bancılann arasında böylece bırakıp bunlan duyunca öfkelenecek. belg:tmf>k pek yazık olacaktı. Bu ka , ki devletin siyaseti için bir tatsızdan. artık Şemseddin Efendinin içi lık bile çıkacaktı. Hep bun'.arı düşünüyordu. Onun ne elverrriyordu. Ne yapıp yapıp onu kurtarmak istedi. Yalnız ne ı için ertesi günü gene hastaneye yaparağını, nasıl yapacağını bilmi gitmişti. Genc kıza bir daha, yakın yordu. Onu knrşısına alıp açıktan dan eörmek istiyordu: açığa konuşmak pek kolay olmıya | Beni görünce, bakalım ne yaYazan: KEMAL RAU1B caktı Içyüzünü bilmiyordu. Yara pacak? ların yanmda bu kadar sıkı altın dılışındaki inccliği. annesinden, Ha Diyordu. Daha başka türlü sayda çahşan bir hastabakıcıdan böy ! lilden aldığı örnekleri bilemezdi. îe bir saygısızhk beklenemezdi. O [ Görünüşe bakılırsa pek öyie boynu ! gısızlıklara mı kalkacak; yoksa şıgünkü hırçmlığı. olsa olsa, ken [ bükük. sessiz bir kıza benzemiyor i mank bir sokulganhk mı gösteredi kanmdan bir çocuğu tanımıvan, du. Belki göıündü.uünden de daha cekti? Böyle yapacak olursa ŞehüstPİik annesi ile birlikte ikisini de baçka idi, daha Ir.rçmdı. Onun ye ] zade Şemseddin Efendi de hiç acısür;;üne cöndoren insanlrra karşı rir.de kim olsa, damarlaıında bir mıyacak, çekilip gidecekti. Eminenin gene öyle ağırbaşlı, udııvdu<ju kiıskünlükten olacaktı... t sultin kanının dolaştığını anlnr an1 O günlerdenberi vıllar gecmişti: larr.nz kolay kolay susmıyacak, zak, biraz da küskün duruşu, genc herkes az çok de&İ5mişti Şemse<l kimbilir neler istiyecekti?. Çalış kızm içinde gizliden gizliye yaşadin Efendi de şimdi babasından, tığı yerden. amcasına karşı göste yan, bir türlü kınlmıyan azameti büyük kardeşinden daha başka tür ] rilen saygıdan çekiniyordu da bel I ortaya çıkarmış oldu, Abdülhalik lü düşiinüyordu. Insanlara daha ki onun için bu günlük ses çıkara Efendinin küçük kardeşl onu böyle başka aözle bakıyordu. Bütün bu mam>=tı Durup dururken karşılan görünce: Yamlmamışım!. O da blzden!. işler, belki Hiıseyin Paşanın deliü na dikilip: Diye büsbütün sarsıldı. ainden bu vola dökülmüş olabilir | Ben. kardeşinizin krayırr.!. Bu kızı yüzüstü bırakıp gidedi; onun irin bu kadar altü=:t ol I Di\ pcek olsa başma neler gelecernezdi .. muştu. Bunu Şrmseddin Efendi de ğini biliyordu. duymuştu. Oyle iken: Adsız Sultanın sevinci çok sürj Sehzade Çonıseddin Efendinin de îstepclordi gene bir kolnymı : onu tamdığım, karşısma alıp ko medi. O gün akşama doğru başhebulurlar. Ba^mabeyinciyi de sus nustuçunu görür görmez birdenbi I kim çağırttı. Böyle emir altında çalışmak, ilk tururlnrdı. Hepsini birden yüzüitü , re şımaracak, kimbilir neler yapabırakmik çok çirkin olmuş!. caktı? Istetliği kadarını alamazsa günleri kendisine çok ağır gelmişDiye öfkeleniyordu .. belki de ortalığı gürültüye vere ti. Hep başkalarını kendi ay|';ına Her ne ise, olan olmuştu. Şimdi cektü. Bir hükümdar ailesini, ya getirtmek için yaradılmış olan genc den sonra ne yapmalı, işte bunu bancı bir memlekette. yabancıların kızı, bütün gün doktorlar, idare me bir türlü kestiremiyordu. Genc kız, önünde küçük düşürmemek için murlan, hastaneden kendinden üskendisinin kim olduğun' bildiğine onlar da hastabakıcının her dedıği tün kim varsa hepsi çağmyor, ça Buna karşılık dcrim ki: Halkımızı daha medenice yaşamağa alıştınnası baktmından her türlü mizac ve meçrebdeki münevverlerin btı arada din hahsinde salâhiyetli ve yirminci asrin çartlarını kavramış kimselerin radyolarrian mıinasib miktarda faydalanmaları iyi neticeler dosurabilir. Anrak doğrudan doğnıva ibadet ve sevaba taalluk eden dinî âyinlerin yeri elbette radyo değil. (nakil vasitalan da de;jil) mabedlerdir. Zira, radyolardan avaz avaz mukaddrs kelâmlar dökülürken dindarlar icab hürmeti gösterememekten Bu akademi nasıl ve kimler t a eden rafından kurulmahdır? Bu nustıs müteessir oluyorlar. taki kanaatleri şöyle hulâsa debiMüslümanlıkla yahud o anda ibaliriz: Bir kısım aydınlarımız l u detle alâkalı olmayıp mecbııren nun üniversitelerimize h a v l e edil j radyo dinliyenler de günaha girimesini ileri sürüyorlar. Biz şah ,yor. günaha sokuluyorlar. Esasen san bu kanaatte değiliz. Zira, ü n i Jhalkımızın çoğunluğu radyonun versite bir teşkilât ve kadrodur. daha açırhaşlı ve derin düşünceli İşin sağlam tutulması için, bunun olmnsına taraftardır. üniversitelere, şu veya b u :emiyeBununla beraber, Kayserili iki te değil şahıslara havalesi .arurı \urddaşrmrzın arzu ve temenniledir. Çünkü gerek üniversitelerin rine hiirmet ederiz Onlann da bizim ve gerekse cemiyetlerin bu işe en düşüncelerimizi ınüsamaha ile karasil kimseleri vazifelendireceğini şılayaoaklarma şüphe etmeyiz. nereden biliriz? Esasen müstakil Geçen gün matbaamızı ziyaret bir akademinin kuruluşuna mües edon Nurullah Ataç üstad, lâikliği seseler değil, şahıslar vazifelendi çok iyi belirttiğini söyliyerek bize rilmelidir. Aksi halde, kurulacak faliba pek bilinmiyen bir Nasakademinin mesuliyeti kime raci reddin Hoca hikâvesi anlarü. Bu dir kestirilemez. Salâhiyetler kötü münasebetle tekrarlıyorum. ye kullanılabllir ve şahsî kanaatler *müesseselere maledilir. Böylece esHoca kadılık ederken, Ramazan ki Dil K u r u m u nev'inden bir m ü giinü Ahmed isminde bir adam, essese, akademj adıle yeniden orta STehmed isminde bir adamı, enseya çıkar. sinden kakarak, sille tokat, mahBir kısım "ayuinraıîmiz' TSc4 L™» kemeye getirmiş: r K u r u m u n u n tasfiye e3îlmeYmî' Ve " ' Bu adam onıc yedi. Cezasını ver, Hoca! demiş. hükumetin akademi isini dilde ve Hoca ise, Mehmedi cezalandıraedebiyatta hizmetleri tanmmış, a h lâk ve fazilet sahibi bir kaç zfata cak yerde. Ahmede dönmüş: Son. hakkin olmadığı halde, havale etmesini tavsiye etmktebunu dövdün. Bir ay hapiste yatadirler. Şüphesiz ki işin en doğru ve en caksm! demiş. Mehmed evvelâ şaşırmış ama, kestirrfle yolu budur. Bunda, Û Ü kumet mesuliyeti çırfndan ftnîış, sonra düşüniip hükme razı olmuş: Peki... Ben cezamı çekeyim .. böylece. millet ve tarih huzurunda, bu işin havale edildiği şahHar, b ü Şimdi bakalım şu Mehmede ne yük bir vebal altma girmiş bulu ceza keseceksin? diye sormuş. N'asrcddin Hoca da şu cevabı nur. Kurucular, akademiye iye o lacak zatları kendileri seçerlor. Bu vermiş: Evlâdım! Ben Kırşehrin Kadıtarzda kurulacak bir akademi, Oili anarşiden kurtaracak, büyük bir sıyım. Buranın kaidelerini bozduTürk lugatinin hazırlanması için r r ü ğun için seni hapse koyuyomm. tehassısla ^rayacak, dilin gramcri Halbuki. Mehmed, dinin kaidelerini ni tesbit edecek, mevcud terimleri bozdu. Ben ahret kadısi değilim, gözden geçirecek ve mükâfatlar onun cczası ahrettedir! tertibleyecektir. Aksi halde, h ü Radyo bahsi de öyle: kumet anayasa rejimlerinde olduRadyo, yirminci asnn icadı. lâik ğu gibi evvelce müracaat edilmiş hükumet zorunu kaldırmak için, Türkiyenin malı, diinyaya mahsus okul kitablarındaki terimleri tas bir âlettir. Onun vazifesi, dünyafiyeye kalkarsa. dil bir ikinei a mi7daki işlerle uğraşmaktır. Radyo, ahret radyosu, ibadet radnarşiye uğrayacaktır. Okul kitablaruıdaki terimlerin, anayasa t e yosu değildir ahret ve ibadet işlerimleri gibi rafta durmadığını, ço rile ancak mabedler uğraşır, Kaycuklanmızın zihinlerinde dolaştıgını serili vatanda^Iar sayın Gündiiz Öz düşünecek olursak hâdisenin k ü ve Mehmed Batman. çümsenemiyecek kadar büyük olduğunu tasavvur edebıliriz. Bu bakımdan bütün aydınlarımızın bir ! an önce «Atatürk Dil Akademisi» C. H. P. ocak kongreleri I nin gerçekleşmesi uğrunda seferC H P. ocak kongrelerlne bu ay başber olması lâzımdır. Bu bizi hem ' lanacaktır . İlk olarak Sarıyer Uçesln« ' müstakil bir müesseseye kavuştu ; bağlı Kmlrgân ocağmın kongresl yarm racak, hem düi bir takım tehlike saat 17 de toplanacaktır. lerden koruyacak, hem de Atatürkün r u h u j a d olacaktır. MEVLİD Sevglll eşlm Gence eşrafından deposu sahlbl azlz ruîıuna lthafen vefatının senel devnyesine rastlayan 5.'9/'954 pazar günu lklndl nam8 7inı müteakıb Ş.şli camllnde seçkln hafızlarm lştlraküo oku nacak mevlldl şerlfe dostlarının v arzu eden dlndaşlarımızın teerlflnl rlc ederlm. Eşl Nadlre Mlraaoğl MİKÂİL Mirzaoğlu'nun (Dis İstanbul Ünlversttesl Senatosu dün saat 15 te toplanmıştır. Senatonun dunkü oturumunda, Orman Fakul'esl yonetmelitl, lnşaat meselelerl ve Trt> Fakülteslnlıı müteJaıre sermaye yönetmellğl tetklk edl!nı = 'r Şlnork Mlnayen l!e oğlu Haçlk, Atnerlkalılardan dolar alıp karaborsa. a veroiklert lddlislle yakalanarak AdUveve verllnılçlerdlr Üniversite Senaiosuııda dün görihülen meselelcr İki döviz kaçakçisı yakalandı Sevgili ve kıymetli annemlzin vefatı dolayısile .bizzat cenazede bulunan, telgraf, mektub ve telefonla ev ve y^zıhanemlze gelerek acılarımıza iştirak eden akraba, dost v» ahbablarımıza ayrı ayrı teşekkure teessurumüz manl olduğundan lutfen muhterera gazetenlzin tavassutunu rlca ederiz. Armatör Faik Zeren ve Egt TEŞEKKÜR Eylui villâsını kim kazanacak? Garanti Bankasmın 30 eylul çekilişinde villâ ve para ikramiyeleri dağıtılacaktır. Denize çok vakın ve Adalara nâzir bu kıymetli villâ keşidesine katılabilmek icin 20 eylul aksanvna kadar asgarî yüz lira yatırmak kâfidir. CÜMHÜRİYET Nüshası 15 kunıştiır Abune şeraiti Türkiye Hart Uıa Ki Senelik 42.00 Altı aylık 22.50 Oç aylık 12.00 Bu aybk «50 ü İ K K A 1 Lrazetemlze gonnernen evrak nesreüılsin edllmesln lad« tlanlaıdao merallyet kabuj Uzm K 8100 43 50 24 00 800
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog