Bugünden 1930'a 5,453,648 adet makale



Katalog


«
»

27 Agostos 19M Yıldız Sarayınm büyük Mabeyin kapısından girildikten sonra Büyük Mabeyin, Çit köşkü, Berıdegân daireleri geçilip (Haremi Hümayun) kapısına gelinirdi. Bu kapıdan girer girmez sağ kolda bugün Harb Akademisi dershanelerinin bulunduğu, iki katlı kârgir bina II. Abdülhamıd tarafından 1900 senesinde (Küçük Mabeyin) olarak inşa ettirilmişti. Abdülhamide tahttan indirilme kararmın tebliğ edildiği oda Tarihî Odalar: 3 Tazan: Haluk T. Şehsuvaroğln [ Tecessüsler j Güneş gerçekten zararlı mıdır? Harbden bir kaç yıl evvel Ame I retile ancak mevcud olan veremi Lâkin çocuklan küçük yaştanberi rikadan Avrupaya gelen bir kadı uyandırırlar. Cigord0 eski veya ye ı güneşe alışkın olan memleketleıde nm hali herkese merak olmuştur. | ni besionlar varsa bıınlar yeniden bu çeşid kansere hemen hemen Matemzede gibi siyahlara bürünen faaliycte geçerler. Zira ciğerin si rastlanmadığı da bir hakikattir. Çünkü güneşin daimi tesirile deve yüzündeki kahn peçeyi hiç aç katrize olabilmesi için sükunet ve ımyan bu kadın her indiği şehirde istirahat halinde bulunnıası lâzım ri bu ışınlara tedricen alışmaktamütehassıs hekimlerin eşiğini aşın dır. Güneş veremliye işte bundan dır. Yazımızı bitirmeden okuyuculacîıuyordu. Bilâhara bunun Edwina dolayı muzırdır. Booth ismindeki meşhur sinema arCiğcrleri hasta kimseler, eğer rımıza güneş banyosuna dair 4 mütisti olduğu anlaşıldı. Edvvina Booth kendilerini çocukluktanberi güneşe him tavsıyede bulunacağız: 1 Küçük yaştan itibaren kenpek çoğumuzun hâlâ hatırladığ alıştırmış olsalardı ihtimal bu has(Trader Horn = Tüccar Horn) tahğa tutulmazlardı. Zira güneş diııizi güneşe tedricen alıştıruıız: is'mli meşhur filmin yıldızı idi. Koch basillerinin baş düşmanıdır. İki yaşından küçok yavrulara günMetro Goidwın Maver taraiından Nitekim güneş tedavisi ciğerden de 5 ilâ 10 dakikadan fazla güneş bizzat yerinde çevrilen bu dökü gayri bütün tüberkülozlarda, ke banyosu yaptırılmamalıdır. Bu müd manter macera filminde Miss Booth mik, deri, mafsai v.s. vereminde te det bilâhara yavaş yavaş her gün 5 dakika aruınlmalı. Vücud iyice baş kadın rolünü oynuyor ve Afri davinin esrarını teşkil eder. yandıktan sonra müddet tahdidi ka ormanlarının içinde çırılçıplak Güneş keza cerahatlenmelere, ilsadece maymun derisinden yapıl tihablanmalara mâni olduğu gibi kaldınlabilir. 2 Her ten birbirine benzemez: mış bir küçücük külotla dolaşıp sinirleri de yok eder, bazı adale raduruyordu. hatsızlıklannda, yaralann, çıbanla Bu itibarla banyo müddeti hakkında umumi hükümler tehlikelidirFilmin çekilmesi teknik sebebler nn kapanmasında, astenilerde, bir ler. Teninizde duyduğunuz hararet, yüzünden uzadıkça uzuyor ve ıpek çok deri hastalıklannda en mühim tam bir ölçü olamaz. Bunun yanma gömleklerini sık sık değiştirmek rolü oynar. Nekahat devrini kısal ile alâkası yoktur. Bıcaklık hissini ve kolonyal şapkalannı ikide oır tır. Güneşin nimetleri saymakla tü veren infra rouge şualandır. Bunlar havalandırmak zorunda kalan reji kenecek gibi değildir. deniz rüzgârının serinliği ile bazan sör ve teknisyenler tahammülleriGüneşin bizde zararlar tevlid et farkedilmez olabilirler. Bronzlaşnin son raddesine ulaşmışlardı. Öte mesi, münhasıran bizim kendimizi mayı tevlid eden ise ultraviole şuayandan en büyük işkenceye katla güneşe iyi ahştırmamış olmamızdan landır. Ancak deriniz pembeleşmenan Miss Booth ise çok daha feci ileri gelmektedir. Kendimizi bir ğe başladığı zaman güneş banyobir durumda bulunuyordu. Afrika denbire değil de tedricen güneşe suna son verip gölgeye çekılme zanın kurşun gibi güneşi zavalh kızın maruz bıraksak bu •.nahzurların manının geldiğine hükmetınelisiniz. nazik ve hassas derisini insafsızca çoğunu önlemiş oluruz. 3 Eğer bütün tedbirlere rağsma yakıyor, tahrib ediyordu. KızKabahati tabiatin bu en büyük men gene de güneşte çok kaldınızc?.*!z gene dişlermi sıktı. Filmin , sonuna kadar dayandı. Fakat film nimetinde değil, bizzat kendimizde sa derhal eve gidin ve sıcak, raümbittikton sonra kendisini Amerika arayalım. Sade vücudümüzün mah kün olduğu kadar sıcak bir banyo fazası olmakla kalmayıp aynı za yapın. Böylelikle güneş geçmesinin ya scdye ile nakletmek icab erti. manda sinirleri ve guddelerile tam bütün mahzurlarmı bertaraf edeEdvvina Booth'u perdede alkışla on ayn fonkslyona sahib olan te bilirsiniz. Bu, az bilinen fakat çok yan halk onu Amerikaya döndük nimizi, bu çok kıymetli organımm müessir bir usuldür. ten sonra göremez olmuştu. Zira tabiate aykın elbise âdeüle ne de4 Yağlar ve kremler, gerçi ieartst en ufak bir ışığa dahl tahamrece körleştirip xayıi düşürdüğü riyi muhafaza ederler, fakat derimü! edemediğinden karanlık bir müzü bir düşünmek yeter. nin kızanp yanmamasını garanti odida yaşıyordu. Sinir nesiçlerinin Fakat bereket ki gitgide taammüm edemezler. Vaseline, tercihan kırmüntehalan, söybndiğine nazaran, büyiik bir taharrüşe maruz kalmış eden gflneş banyosu adeü, medenl mızı vaseline, bu bakımdan çok tı. Eundan dolayı Metro Goldwyn insanı su son on yıllar zarhnda faydahdır. %10 Phenyl Policylate Mayer'den bir mılyon dolar tazmi gitgide eski ve sıhhl itiyadlanna ihtiva eden merhemler de şayanı nat istedi ve sokağa çıkabilecek ha avdet ettirmektedir. Bu arada kü tavsiyedir. DİKKAT. Asla güneş banyosu le gelince dünyanın en meşhur çük yaştanberi kendilerini güneşte yakan genclerin güneşin yukanda yapmamalısınız: doktorlanna başvurmaya başladı. 1) Eğer doktor menetmişse. 2) Bu arada bir iki fotoğrafçı, onun işaret ettiğimiz mahzurlanna hergizlice resmini almaya muvaffak kesten az maruz kaldıklannı da Ciğer veremine müptelâ iseniz, 3) Sulfamide almış bulunuyorsanız, oldular: Zavallı kızın gözleri feri işaret etmek isteriz. Fîlvaki Avnıpa memleketlerinde 4) Âdet zamanlarında, 5) ve gebeni kaybetmiş, derisi gevşemiş ve buruşmuştu. Genc yaşına rağmen görülen deri kanserinin %90 ı vü liğin ikinci ayından sonra. Caliban'dan çeviren ihtiyar bir kadın gibi görünüyordu. cudün güneşe en fazla maruz kısmı U. T. Bu ve buna benzer misaller gü olan çehrede zuhur ettiği doğrudur. neş aleyhtarlan tarafından nk nk ileri sürülmektedir. Bu arada tavşanlan vc fareleri muayyen bir ıaman boyuna güneşe maruz bırakarak, öldüren Remlinger ve Ballly'nin tecrübelerinden de bahsediliyor. Güneş fualannın ciğer vereml uyandırdığı, d«ri kans:rini tevlid ettiği de bu iddialar arasındadır. Deri kanserine. Amerikan bahriyelileri arasında bütün diğer Amerikan halkından 8 misli daha fazla rastlandığı keyflyeti de bu iddianm diğer bir bühtanıdır. Evet, güneş hakkında ileri geri ithamlar savruluyor. Bütün müsibetlerin ondan geldigi söyleniyor. Buna karşı nc demeli? Buna türkçed* adı İle aanı fle küfranı nimet derler. Ne çabuk da unuttuk güneşln hayat kaynagı olduğunu? Bttyumemizi, geliçmemizi sağlayan, bizl kamik hastalıklanndan ve diğar nefvu nema bozukluklanndan koruyan, bütün guddelerimizi olgunlaştıran ve cinst tekâmülümüzü teshll eden günef değil midir? Derbnizin sathındaki kan damarlanna tesir ederek kan devcrarunı canlandıran, neuro regetatif sistemimizin, sinir uclanna tesir ederek, ya doğrudan doğruya yahud da kırbaçladığı iç ifraz guddeleri vasıtasile btitün organizmamızı kuvvetlendiren güneş değil midir? Ya derimizi ve etrafımızdaki havayı sterlize ediji? Hangisini sayBîJl. Bu binaya iki taraftan altı basamaklı taş merdivenlerle çıkıhr ve renkli camlarla süslenmiş bir camekândan girilirdi. II. Abdü'.hamidin sadrıâzamı, nazırları ve fazla resmî olmıyan mısafirlerini ':abul ettiği Küçük Mabeyin saionunun alt katında aynı zamanda merdiven başı olan bu sofa, sokak kap;sının sağında bir odayla tam karşıda büyük bir salon bulunuyor. Bu salonun sağından bir hamama, soiundaa iiğer bir odayla bir koıidora geçiliyordu. Bu koridor üstünde de ayrıca iki oda, bir ayakyolu ve bir servis merdiveni bulunuyordu. II. Abdülhamid Küçük Mabeyini, yemek, istirahat, kabui, yatak odalan bulunan tam bir ev halinde döşetmişti. Alt kattakı büyük salon yemek odası olarak hazırlanmış, bir kapıyla bu saiona diğer kapısile koridora açılan oda Padişahın yazı odası haline konulmuştu. Padişah bazı misafirlerini alt kattaki büyük salonda kabul ederdi. Tavan ve duvarları alçı işleri'e resim ve yaldızlarla süslü olan ve 14x8 metre ölçüsünde bulunan bu »alonun yerleri parkedendi. Salona lâkeden büyük bir yemek masasile yirmi kadar hasırlı ve filteli iskemleler konulmuştu. Pencerelerde işlemeli kadife perdeler asılıydı. Salon, bronz bir avizeyle aydınlanıyor, aynca duvarlarda üçer, dörder kollu aplikler bulunuyordu. Yemek masası üstünde bir kaç şamdan duruyordu. Odanın diğer eşyasını karşılıklı yan duvarlann arasına konulmuş uzun ince dolablarla, bunların ya nında sehpalar üzerine konulmuş vazolar ve sofaya açılan kapıdan girerken ıağa isabet eden kısmını da küçük dolabların daha büyük bir benzeri teşkil ediyordu. Bu kapının sol tarafında da şömine önüne kenarlan abanoz lâcivert ipek üzerine sim işlemeli çinkârî bir paravan duruyordu. Yerde Hereke, mavi zemin üzerine bej renkli yollu ve pembe çiçekli bir halı yayıhydı. Bu büyük salonda ilk tarihî karşılaşma uzun seneler sonıa Sultan Hamidle biraderi Veliahd Reşad Efendi arasında olmuştu. Meşrutiyetin ilânından sonra II Abdülhamid, Veliahdi Yıldıza davet etmiş ve kendisile sert bir görüşme yapmıştı. Bu mülâkaü Mabeyin Başkâtibi Ali Fuad Türkgeldi Bey hâtıralarında, Sultan Reşaddan dinlediği şekilde şöyle naklediyor: (Sultan Mehmed Reşad Yıldıza azimetinde II. Abdülhamide hal' karannın tebliği (aslı Dolmabahçe Sarayında olan Halife Abdülmecid Efendinin ynptıgı Sultan Abdülhamid kendisini Küçük Mabeyinde alt kattaki büyük salonda ayak üzerinde kabul edip içeri girince yakasından tutarak cBu senin başının altındadır birader, bu senin başının altındadır birader* diye bir kiç kere tekrar etmiş, kendisi de yakasını çekip kurtararak: tBu benim başımızın albna değil, sizın idarenizin netayicindendir efeadim» demiş, ondan sonra ikisl oturup görüşmüşler.) 27 nisan 1909 günü H Abdülhamid, kendisine hal' karannı tebliğe gelen heyeti de aynı salonda kabul etmişti. Ayan ve Mebusan temsilcilerin den mürekkeb heyet Yıldıza geince Başkâtib Cevad Bey vasıtasile Sultan Hamide haber gönderdiler. II. Abdülhamidin, heyeti kabulünü ve aralarında geçen görüşmeyi heyete dahil bulunan alib Paşa şöyle nakletmektedir: (Heyetin, kendisini görmek istediğtni Abdülhamide Başkâtib Cevad Bey vasıtasile tebliğ ettirdim. Bizi bir müddet sonra Küçük Mabeyinde bir salona aldılar. Aradan ancak iki dakika geçmişti. Abdülhamid, yanında o zamanlar ancak on beş, on altı yaşlannda bulunan Abdürrahim Efendi ile birlikte içeri girdi. Arkasında, siyah bir kostüm ve koyu gri kalm bir palto, başında genif tab rife, millet sizi hal' ettı, nıaiır.i7, lalı bir fes, ayaklarmda «yah canınız, evlâd ve fiyalinizın haiskarpin vardı. Beyaz boyunboğı yatı emniyet altındadır.» takmıştı. Babayani fakat temiz Abdülhamid, beliniı bir halde giyinmişti. haiifçe sarardı, fakat bfiyle bir hiElleri cebindeydi. Dikkat edin tab karşısmda kalacağını dnceaen ce, sakalının boyalı olduğu taıi tahmin etmiş olacaktı Kİ hal' kaediliyordu. Yüzü oldukça sarar rannın tebligtai, büyük bir •»mıştı. Göğsü sık sık kalkıp inı ğukkanlılıkla karşıladı. Başını •yordu. Bununla beraber, bütün ğerek; «Ne yapalım, mukaddemetanetini toplamağa çalıştığı, ı rat böy:t imış» dedi. Bu esnada çinden geçirdiklerini halinden teessürünü giz iyeınıyecek bir belli etmemek için büyük gay hale gelmişü. Fakat Uiyat kayretler sarfettiği de görülüyordıı. gusile birdenbire toplandı ve kıHal'i tebliğ için gelen heyet sa bir kaç cümle ile ayaküzcri salonda, sağdan sola doğru şu sı kendini müdafam etmek istedi. ra ile yer almışlardı; başta Âvane Yemin ederim ki bu vakadan Arif Hikmet Paşa, onun ya da dahl ve tesirim yoktuı, düşnında Karasu Efendi, Esad Paşa, manlarım bana isnadatta bulunToptanî, Âram Efendi, ben.. Baş dular. Maamafih kadenme razıkâtib Cevad Bey biraz arkamızda yım. Yalnız..» duruyordu. Cevad Beyin yanınSesi burada titremeğe başlamifda İstanbul Jandarma Alay Ku tı. Sözlerinin bundan «onıam blrmandanı Menlikli Tayyar Bey, birini takib eden yalvarmalardan Erkânıharb Kolağası Haydar Bey ibaretti. İlkin gayet yavaş, faknt vardı. Kapı önünde de diğer za gitgide telâşla aordu: bitler bekliyorlardı. « Hayatımdan emln olabilir Abdülhamid içeri girince, te miyim?» lâşını saklamağa çalıştığı bir Heyet azasına ayn ayn ve hepbakışile heyeti süzdü. Sonra bir sinin gözleri içlne bakarak tekkaç adım atop durdu. Ve, ben rarlıyordu; hayatımdan emin *ne olacağım, diye sordu. wbi/ir miylm?. Heyet arasında bulunan Esad Arif Hikmet Paşa, Lsad TopPaşa Toptanî, Abdülhamide djğ tan!, Karasu Efendi birer birer ru ilerliyeıek ciddî bir vaziyet temmat verdiler. Tttıhad ve Tealdı ve sert bir tavırm aynen şöy rakkinin, mahlu Hakanm hale dedi: tBermucibi fetvayi şe yatını kat'î surette tekeffül etti •dtfantftir) gini Abdülhamid bu mtm de bana döndft. (Askerler, etein namusu a«k«rinlxa dehale* ederlaa. HayatundaB mcâa alabiUr aıtrinı? Ordu hayatunı rauhaiam «deeek saiT) Ben de orrab olarak keadlsiııe (Hayaünudan maim olabilbatBİs. Ordu hayatıniB muhataaaya karar Tcrmiştir.) dedim. Abdülhamid ancak bundan u n ra bir dereeeye kadar aaüsterih •ldu •• hayat aına, ataden rieam ştıdar, «Vdl: cBenl Çnafan yalısma geçirlnls, arada darlet •a mtlletimt doa İle meşgul olayım.» Heyat, bu anuaunun da y«rine letirileceğlne •«• vwdlü halde. Abdfllhamid, kendnıi evhatndan kurtaramıyordu. Teminat istemeler daha bir mflddat devam etü. Biras aonra, •azifesini brüıan heyeüe blrllkta salondan ftkük. Dıaanda toplar, tüfekler atüıyordu. Yıldu Sarayının yıldıs •Snerkaa 8te ymtıda Dolmabahç* Saraymu bir köaaakıda hayatmm «a hayeeadı dakikalanm jafijaıı Mehmad Re sadın talil perlaaakta )dL Abdü&amldta titrek pFiavanarun arkasında kayboklu. Yıldız kalesi kolayoa fethedilmişti ) BİR İKİ SATIRLA 100 metrelik top şik Amerika baltriyesi, 108 metre uzunluğunda muazzam bir top imâl etmiştir. Mermmln tptidat sürati, »aniyede 11500 kilometre, yani V2 nin süratinden iki defa daha fazladır. Merminln kutru 200 mm, top taretinin (yani borunun) uzunluğu 100 M. dir. Topun ağırlığı 100 tondur. DEVREOE Y o n [4.099,000 OOOAOOVm SİMEKVO'CÜO Kınlmaz plâklar Çekoslovakyada bir fabrika, kınlmaı plâk imSl etmektedir. Takriben 200 gram ağırlığında olan nor mal plâklara mukabil, bu yenl plâklann agırlığı yalnıı 80 gramdır. Kınlmaı plâklann diğer bir hurusiyeü de ,temiz •• pürüzsüa bir ses vermesidir. Corpus Christi'de bir diş tabibi, basit bir ameliye ile ve ağrısız diş oyan yeni bir âlet icad etmiştir. Bu âlet, iyice tasfiye edilmiş alüminyommonoksit zerrelerini havi kaıbondioksit gazini 5 Kg/cm2 tazyik altında dişe püskürtmektedir. Bu esnada ne ihtizaz, ne gürültü, ne de sıcakhk duyulmamakta, dUın hasta yeri toz haline gelerek temizlenmektedir. Âletin imâl ve satışına gelecek yaz başîinacakür. Radyo ve televizyon hakkında bir istatistik Birleşik Amerikadaki 1200 radyo fabıikası, geçea yıl zarfmcla, J0 milyon radyo. 2.7 milyon tclevizyou âleti imâl etmiştir. «Bir nisan • dan bir 'icad» doğuyor! Geçen sene bir Aîman mecmuası, okuyucularma Puvasan Davril yay mak üzere, yakmda radarın bahk avında kullamlacağını, bu sayede kolaylıkla ve çok miktarda bahk avlanabileceğini yazmıştı. Amerikan âlimleri, bu fikri ele alnıışlar, uzun çalışmalardan sonra balık avında kullanılan hususî bir radai âleti imâline muvaffak olmuşlardır. Bu âlet, neşrettiâi dalgalarla ba« hkları gemiye cezbetmekte, büyük bir emme pompası da onlan geminin içine almaktadır. sahaimda bir mercan yutmüstur. BAtlĞA tyenin ğüff : KAIfŞIUKLl MİKAPURROAN HER ÇiFTİ D£ 70ETMEKTEOIR, T MİKAB.lKl V6KÛ Ağnsız diş oyan âlet 100.000 yıldanberi insan nesli güneşle haşir neşir olmuştur. Eğer güneş iddia edildiği gibi zararh idiyse bugün ya insan nesli dünya yüzünde tükenmiş, yahud da insanlık mağara rejiminden çıkamamak zorunda kalmış olurdu. Güneşten zarar görenler hakikatte birer güneşsizlik kurbanıdırlar. Kapalı yaşamaya alışmış ve vüoudlerini daima tabiate aykın elbiselerle fazla örtmeyi âdet edinmiş insanların güneşle karşılaştıkları zaman az veya çok bu kötü itiyadlarmın zarannı görecekleri aşikârdır. Güneş aleyhtarları/ım ileri sürdüğü ciğer veremi meselesini alalım. Ciğerde veremi tevlid eden güneş şuaları değildir. Güneş şuaları, teneffüsün süratini azaltmak, buna mukabil sahasını genişletmek su Cenubî Amcrlkamn Amazon vadısınde yaşayan BURUN DEÜKLERİNDEN £ 2 3 ^ 2 2 3 HİNDLİLERİ Copynght opero monrfV İÇİNDE MURETTEBfVT OLMADAN KENDİKENDİNE I 5 0 0 0 M Î L SEYYAHAT EDEN GEMİ! GÇp)/O£ BUIUNAN OU/tÜLMÜŞTÜK 6ERMÜPAWm AFRkflVft ĞİDERKBI ELY ÜtflflNlNDft KftMVft U Ğ f t ^ T l R BU KAZADAN SONRA ftÜZGÂRLAR VE M f | VE CEZİRLER İ U KENPl KENDİNE ESKl LİMftNlNA KAOftR ÛELWİŞTİR.' KONUŞURIARÎ HİNOİSTAN'Dftbirfikirdir. 28SENEDENBERİ, ^ WUKAODES SAY1LAN UKADDES DeFTERDE SONTMİHİN 14 TAYFMMlNfiKİBBTLERmAİTHİÇ AYEVİİ BİR İNEĞE ?pf 6İNMEKTEDİR ] İ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog