Bugünden 1930'a 5,458,541 adet makale



Katalog


«
»

CüMHURtYET gün) toplanacak ve muhasamatın durdurulması hususunda komünist Korelilere verilen emrin dinlenip dinlenmediğini tesbit edecektir. Bu toplantıya büyuk bir ehemmiyer Verilmektedir. Senatör Connaly, gene Âyan Meclisinde gayet mühim addedıien bir beyanatta bulunarak şöyle detniştir: «Eğer Rusya vetosunu çeker ve Konseyin harekcte geçmesine mâni olursa o vakit Birleşmış Milletler dışında teşebbüslere girişilecektir.» Connally, Güvenlik Konseyinin dünkü kararına da tetnas etmiş ve böyle bir «kararın» mütecavizleri durdurmağa kâfi gelmiyeceğini kabul etmiştir. Amerıkan Âyan Meclisinin Dış İşler Komisyonu Başkanı şunları da ilâve etmiştir: «Birleşmiş Mılletler teşkilâtının askerî kuvveti yoktur. Fakat bu teşkilâtta üye olanlann askeri kuvvetleri vardır Birleşmiş Milletler bu üyelennden askerî birlikleri ile derhal mudahale etmelerini istiyebilir.» Trumanın beyanatı Washington'da bir beyanname ya yınlıyan Başkan Truman da Kuzey Kore komünistlerinin tecavüz hareketini şiddetle takbih etmiş, mıı^terek savunma programı gereğınce Güney Koreye yapılmakta olan yar dımın arttarılması ve süratlendırılmesi için gerekli tedbirlerin alınmakta olduğunu kaydetmiş ve şöy. le demiştir: «Bu tecavüz hareketınden sorumlu olanlar, Birleşık Amerika hükumetinin dünya sulhunu ilgilendiren bu gibi tehlıkeleri ne kadar ciddiye aldığını anlamaiıdırlar. Güney Koreye karşı girişilen tecavüz hareketini durdurmak hususundaki Birleşmiş Milletleı gayretleri Amerika tarafından desteklenecektir.» Attlee'nin beyanatı İngiliz Avam Kamarasmda Muhafazakârlar tarafından sorulan biı suali cevablandıran Başbakan Attlee de, Koredeki durumun yakından ve ilgi Ue takıb edılmekte olduğunu, bunun aşikâr bir tecavıh hareketi olarak kabul edildiğini kaydetmiş ve Güvenlik Konseyinin bu hususta alacağı bütün tedbirlerin İngiltere tarafından şiddetle destekleneceğini teyid etmiştir. Başbakanın Kore hakkındaki bu demecinden evvel Muhafazakâı milletvekillerinden P. Roberts, kuzey Koreye atom bombasının atılmasını istemiş ve bu teklifi İşyi •Partisi sıralarından «Oh.. Oh..» ses leri ile karşılanmıştır. Bununla beraber, Muhafazakâr mebus isteğinde ısrar etmiştir. Hür dünyada tepkiler Güney Koreye karşı girişilen bu tecavüz hareketi bütün dünyanın hür basınında muhtelif tefsirlere meydan vermiştir. İngiliz basını, Ruslar tarafından desteklendıği muhakkak olan bu hareketin Birleşmiş Milletlere ve Birleşik Amerikaya bir meydan okuma olduğunu kabul etmektedirler. Gazeteler komünistlerin bu son tecavüz hareketlerinin mühim bir ders verdiğıni ve Batı Almanya ile Avusturya ve Japonya boşaltıldığı takdir r de bu memleketlerin başına neleı geleceğinin daha açık bir şekildi anlaşıldığım belirtmektedirler. Birleşik Amerika basını ise, Sovyetlerin Amerikanuı ve Batının kuvvetini denemekte olduğunu kav detmektedırler. Şimdi Rusyaya şiddetle mukavemet etmenin ileride yapılabilecek başka tecavüz hareketlerini onliyebileceğı belirtilmek tedir Hür dünya basınında, bu hâdiselerin bir üçüncu, cihan harbine mün cer olabileceğine daır de imâla mevouddur. Kore tecaviizüne Dün Mecliste heyecan Dün cevablankarsı konulacak uyandıran eski bir hâdise dırılan sözlü sorular (Baştarafı 1 inci sahifede) Baştarafı 1 inci sahifede aya el koymuş, dosya adalete sanıkla birlikte tevdi edilmiştir. Su hale nazaran vakanın tamamen adlî bir safha geçirdiği ve mahkemeye intikal suretıle de kanunî neticenin elde edilmiş olduğu görülüyor. Bakanlığımızda daha fazla bir malumat mevcud olmadığı gibi halen yapılacak bir muamele de yoktur.» Bakan esasen bu gibi davalarda zabıta hizmetlerinin, tamamen adlî vazifeleri yapmaktan ötürü olduğunu ilâve etti ve sözlerini şöyle bağladı: «Vakanın yenıden tetkık ve tahkiki gene adlî makamla'? aıd bir takdir mevzuu teşkil etmektedir. Maruzatrm budur.» Takrir sahibinin izahatı Bundan sonra kürsüye Ahmed jürkan geldi. Sözlerine şöyle başladı: «Çok mühim ve feci bir hâdise ile karşı karşıya bulunuyoruz. Karanlıklar içinde işlenen faciadan işte birisi daha: Bir vatandaş öldurülüyor. Kazaya kurban gıtmiş deniyor ve Ropen isminde bir adamla mesele mahkemeye intikal ettiriliyor. Asıl suclu saklanıyor.» Bu sırada salonda «kimmiş?» diye kaynaşmalar oldu. Gürkan: «Mdsaade buyurun, çekinmeden arzedeceğim.» diyerek sözlerine şöyle devam etti: «İç İşleri Bakanının anlattığı, vakanın resmiyete intikal etmiş safhasıdır ve bu safha, anlattıkları gibidir. Fakat bilirsinİ7 ki, en çok, istibdad idarelerınde intişar eden bir «Fısıltı» gazetesi vardır ve karanlıklar içinde işlenen fecayı, şu suretle kulaktan kulağa ayılmıştır: Meselen nasıl cereyan etti? Hâdisenin kurbanı Muzaffer Kayalıbay Olga isminde Rus ırkına mensub bir kızla evlenmiştir. Olga her bakımdan cazib ve güzeldi. 10 mart günü Teknik okulda bir çay ziyafeti veriliyor. Pansiyon âmiri Muzaffer de gidiyor. Toplantı saat 5 te dağıhyor. Muzafferin kansının Alaska isminde gene Rus ırkmdan bir arkadaşı vardır. Birlikte Konak oteline gelerek eğlenmeğe başhyorlar. Ankara Valisi rahmetli Tandoğanın oğlu Haldun da orada. Eğlenceyi ilerletiyüriar. Haldun bir ara telefon başına giderek, saraya telefon ediyor.» «Hangi saraya» diye soranlar oldu. Ahmed Gdrkan, önce «Yıldız» dediyse de, derhal «Dolmabahçe» diye tashih etti ve şöyle bağırdı: «Şehzadenin ikamet ettiği saraya telefon ediyor. Bu sırada C H.P. milletvekilleri arasında «ayıbdır» diye bağıranlar oldu. Gürkan: Haldunun telefonda: «Istediğiniz kadınlar buradadır. Yola çıkıyoruz, önümuze çıkın» dediğıni iddia etti, ve Dolmabahçeden yola çıkan otomobilde Hüseyin Hüsnü Paşanın kızı Mihrinin de bulunduğu, nihayet Taksimde, Muzaffer Kayahbayla yamndakilere rastlayarak kansmı zorla otomobile almak istedıklerini söyledi. Tokat milletvekilinin ifadesine göre, sinemalarda görülen bir boğuşma sahnesi cereyan etmiş ve Muzaffer Kayalıbay Sonun başlangıcı Başmakaleden devam Vse/er/frdsınd Omerin yüzüne bir yumruk atmış, o da kasıklanna bir tekme vurmuştur. Bu tekmeden sonra, yere yıkılan Kayahbay otomobil tarafından çiğrenmiş ve öldürülmüştür. Ahmed Gürkan, o anda gelen bekçi, polis âmiri ve nihayet başka bir memurun isimleri kendisinde mahfuz bulunduğunu, Iç işleri ve Adalet Bakanına vernıeğe hazır bulunduğunu söylerken, C.H.P. li sıralarda gürültüler arttı: «Burada 6Öyleyin.» diye bağnşmalar oldu. 1 «Kürsü dedikodu yeri d e " 'îr» dedıler. Bir anda Demokrat Parti milletvekillerinden de: «Isimlerini söyleme. Alâkah makama bildir» diye bciğrışmalar duyu'du. Başkan Sıtkı Yırcalı: «Konuşan arkadaşı serbest bırakalım» diyerek, iki tarafa da ihtarda bulundu. Soru sahibi, Omer Inönünün hâdiseden sonra bir müddet mektebe devam etmsdiğini kaydederken, Başkan kendisine: «Delillerinizi Adliye makamına verirsiniz» dedi. Hatib, Demokrat Parti iktidarının örtbas edilmiş hâdiseleri meydana çıkaracağından emin oldu^u.ıu kaydederek, sözlerine son verdi. Muzaffer Kayahbayın yakmlanndan bazıları da, sözlü soruyu, dinleyici locasmdan takib ettiler. Meclis koridorlannda söylendiğine göre, Muzafferin babası, annesi ve kardeşleri bugünlerde Adalet makamma bir dilekçe ile başvuracaklardır. nniIIIIIIIIIinillllllllUllimiluınmaınn.»» .... Güney Kore'de savaş sertleşti re başkenti Seul kapılarına geldikleri ve hattâ şehrin dış mahallelerinde bulunduklan bildirilmektedir. Tokyodan gelen bir habere göıo de, Güney Kore hükumeti başkentini 1G0 kilometre güneyde Taikyu şehrine nakletmiştir. Ş.mdıki halde vaziyetin ümidsiz olduğu saklanmamaktadır. Gcneral Mac Arthur bu sabah süratle Koreli pilotlara Mustang tipinde İC avcı ucağı göndermiştir. Ayrıca askerî malzeme ve cephane yardımı da başjamıştır. Bu yardımın konvoylarla yapıldığı kaydedihnek tedir. Bugün Kuzey Kore hükumeti, Güney Kore ordularının teslun olmalanm istemiş, fakat bu tckhf reddedilmiştir. Mubabirlerin kaydettiklerine göre, tecavüze girişmiş olan komünist ordularının uzun zamandanberi hazırlanmış oldukları anlaşılmaktadır. Tokyodan Seul'e gitmeğe hazırlanan 10 gazetecinin son dakikada bu seyahatten vazgeçmeleri de durumun vahameti hakkında bir fikir vermektedir. Amerika askeri tedbir alıyor Korede savaşın şiddetlenmesi ve komünistlerin güneye do&ru süı^tle ilerlemeleri üzerine Alaska ile Pasifikteki adahrda bulunan Amelikan askerî birlıklerine «hazırol» emri verilmiştir. Alaskadaki Amerikan askerî kuv votler komutam Oraeneral Nathan T\vining bilhassa hava kuvvetlerine mensub bütün bombardıman ve avcı sruplarile uçaksavar teşkillerine «vazife başından ayrılmamalarım» bildirmiştir. Ayrıca izinli bulunan bütün subay ve erler de geri çağınlmışlardır. 3 u akşam beyanatta bulunan Orşeneral Nathan «hazırol» emrinin ihtiyatî bir tedbir oHu^unu acıH"Tiı=t'r. Muhabirlerin kaydet (Bastarafı 1 inci sahifede) tiklerine göre, Birleşik Amerika ye ni bir Prarl Harbour ile karşılaşmamak için elinden gelen bütün tedbirleri almik azmindedir. Fairbanks yakın'.ırındaki Ladd hava kuvvetleri üssünde de buna benzer hazırlıklara girişilmiştir. Komünist Korelilerle Mareşal Malinovsky mcşgul oluyor Londrada dolaşan bir şayiaya göre, Güney Koreye karşı girişilen tecavüz hareketi ile Sovyet Maresali Malinovsky yakından meşgu) olmaktadır. Mareşal Malinovsky, Uzak Doğudaki Kızılordu birlikleri başkomutanıdır ve genel karargâhı Kore yakınlarmda Mançurya topraklannda bulunmaktadır. Son dakika Gece geç vakit Güney Kore başkenti Seul şehrinin düştüğü haberi gelmiştir. Birleşmiş Milletlet Kore Komisyonu da Kuzey Kore kuvvetlerinin Güney Koreyi bir kaç gün içinde tamamen istilâ edeceklerini bildirmiştir. Güney Kore Cumhur Başkanı Singman Rhee de bu gece Associated Press ajansına yaptığı beyanatta şöyle demiştir: «Amerıkan yardımı çok geç yapümıştır. Bu durum karşısmda DU tepki göstereteğini ümîd ediyomz. Böylece, belki de yalnız bir yoklama manevrasuıdan ibaret olan kızıl teşebbüsü yerin<ie boğmak, lıiç değilse bunu ona çok pahalıya maletmek miimkün olur. Aynı zamanda, bir nıüddettir epey gevşemiş görünen Amerikan halk efkânnı bu Kore teşebbüsü yeniden Baştarafı l inci sahifede realite iie kaışılaştırmaga yarıyahibi bulunmadığından sonraya oı caktır. Bu bakımdan macera hattâ rakıldı. faydalı gelişmelere de nanızed saSandık kurullannda çalıştınlan yılabilir. partili üyelere ücret ve zarurî yo' NADİR NADİ masraflanmn ne zaman verileceğine dair suale, Adalet Bakanı cevab verdi. Vatandaşlardan bazılarmm Danıştaya dava açarak eski Bakanlar Kurulu kararının iptalini istediklerini haber verdi. Takrir sahibi Fehmi Açıksöz ise, işi uzat Baştarafı 1 ıncı sahiiede maktansa hakkedilmis istihkaklanr mede gösterilen miktarla karşılaşödenmesi cihetine gidllmesini is tırılacaktır. Cuma gününe kadar tedi. kimseye satmak üzere şeker verilTalât Vasfi Özün sorusu da gü miyecektir. rültüler arasında cereyan etti. SağBugün akşama kadar mahalline lık Bakanı, mücadelenin bir kül halinde her bakımdan ele almması varamıyan vapur ve vagonlardaki lüzumunu a:;Iatırken, memlekeü şekerler ise, yaruı veya öbürgün mizde en ziyade tesadüf edılen ve mahallin malmüdürlüklerine teslim rem vakalarmın insandan insana edileceklerdir. Şeker satıcılan bu akşam beyanbulaşma olduğunu kaydetti: «Arkadaşın dediği gibi, hajvandan in namelerini verecekleri zamana kaeana geçiş vâki ise de mücadelenir dar satışlarına devam edeceklerdir. Aynı şekilde beyannamesi tamamtemel taşı değildir» dedi. Talât Vasfi Öz, aksi iddiada bu lanmış olanlar yeni fiat üzerinden lundu. Bakan tekrar kürsüye ge satışlaruıa başlıyacaklardır. Bu ıtilerek, Vasfi Özün yanıldığını, ra barla İstanbuJda cumadan evvel de şeker satışı yapılması muhtemeldir. kamlar okuyarak ileri sürdü. Kesme şekerin yeni perakende İstanbulun susuzluğu İstanbul milletvekili Enver Ka fiatmon 175176, toz şekerin 142ranın İstanbul şehrinin susuziu 145 kuruş olması muhtemeldir. Şeker fiatlarmda yapılan tenziğunu gidermek için ne gibi tedbirler düşünüldüğüne dair sorusu lâttan sonra, eskiden bir kilo şena, İç İşleri Bakam Nasulıoğlu ce ker alanlar şimdi aynı parayla kesvab verdl. Bilhassa, yaz aylannda mede 100 gram, tozda 200 küsur görülen su sıkıntısınuı yalnız Is gram fazla şeker almış olacaklartanbulda degil, diğer büyük şe dır. hirlerde de vâki olduğunu belirtti Fiatlannda yapılan ucuzluk buİstanbulun her geçen zaman içinde gün Belediyeye bildirildiği takdirbiraz daha inkişaf ettiğini, mevcud de Belediye İktisad Müdürlüğü, pe tesislerin ise ihtiyacı karşılıyamadı rakende şeker fiatmı tesbit ederek ğını anlattı. Mevcud tesislere ilâ ilân edecektir. Şeker fiatlarındaki veler yapılmak suretile sıkıntının indirmenin şekerden mamul madgiderilebileceği, fakat ilk hamle deler üzerinde ne miktar tesiri göiçin 30 milyon liraya ihtiyac bulun rüleceği aynca mcelenecektir. duğunu anlattı. Önümüzdeki bütMahallebicilerden mürekkeb biı çe yıhnda bu hususun nazan dikheyet dün Vali ve Belediye Başkate alınacağmı bildirdi. kanını ziyaretlo bu busus hakkınAfyonkarahisar milletvekili Ali da görüşmüşlerdir. İhsan Sâbisjn, Bingölde bulunan Yeni şeker fiatlan askerî birlikler hakkuıda sorusuna Millî Savunma Bakanı Refife Ankara 26 (a.a.) Mahye BaŞevket İnce cevab verdi. Bingöl kanlığmdan bildirilmiştir: deki birliklerin karargâh vesaiı 1 Ambalâj masraflan haric olihtiyaclannın fena bir durumda oî mak üzere mevcud ve istihsal edimadığını, taşıt vasıtalannın ko lecek olan beher kilo şekerin fabrilayca seyredebilmesi için bahis ka teslimi toptan satış fiatının 160 mevzuu edilen yollann diğer doğu kuruşa ve beher kilo toz şekerin illerdeki yollann aynı olduğunu, fabrika teslimi toptan satış fiatının Bingölün il merkezi olan Çapak (130) kuruşa indirilmesine müteçurda 50 yataklı bir hastane ve iki dair olup Bakanlar Kurulunun tabibin ihtiyaclan temin ettiğini 24/6'1950 tarihli ve 3/11427 sayıh söyledi. kararile kabul olunan (811) sayıh Meclis, çarşamba günü toplana koordinasyon kararı, resmî gazetecaktır. ^ nin 26'6'1950 tarihli ve 7542 sayıb nüshasmda yaymlanmıştır. 2 Kararın 2 nci maddesi gereğince ticaretle uğraşan bütün gerçek ve tüzel kişilerle ticaret ama Basîarafı 1 incx sahifede cile yanlannda şeker bulunduranfesinde bulunulmasıdır. Mevcud lar ve şekeri imalâtında kullanan kanunlar, milletvekili seçimi ka bilumum gerçek ve tüzel kişiler nununa mütenazır olarak değişti ticarethane, mağaza, dükkân, derilmekte, adlî teminat, gizli oy açık po, fabrika ve 'imalâthanelerinde tasnif prensipleri konulmaktadır bulunup munzam istihlâk vergileri Tasarılann Meclisin tatilinden ön 4385 sayıh kanunun 52X1 sayıb ce kanunlaşacağı muhakkak sanılı kanunla değişik 1 inci maddesi geyor. Kuvvetli bir ihtimale göre reğince ödenmiş olan şekerlerin muhtar seçimleri öne alınacaktır kesme ve toz olarak nevi ve mikBelediye kanununa maddeler ek tarlannı ve bulunduklan yerleri, Hyen tasarıya göre «Belediye mec ilişkin olduğu partinin satın alma lisinin günü bittiğinde, yeni seçim tarihini, miktarını ve satıcısım gösyaptırmağa, idare etmeğe ve oy teren iki nüsha beyannameyi 27/ gününü belirtmeğe milletvekilleri 6/1950 sah günü akşamına kadar seçimi kanunu geıeğince teşkil e mahallin en büyük maliye memudilecek olan ilgili seçim kurullan runa almdı karşıhğında vereceklet ve yoklamaya gelecek memurlara görevlidir. göstermek üzere şekerlerini yanlaşeyler kurtarmak son derecede müş nnda saklayacaklardır. 3 Karann 4 üncü maddesile de küldür. O tanklan durduracak hiç yukanda 2 nci fıkrada yazıh gerçek bir şeyimiz yok.» Hürriyel er şey bollaşınca iptizalo uğrar, güzelim hürriyet de böyledir. Ben ne zaman memlekette: Hürriyet var! sözünü işitirsem tasalanınm. Çünkü bu hürriyeÖ hakkile anlayıp istifade edenler hiç bir zaman: Hürriyet var! diye bağırmazlar. Tıpkı hakikî âlimlerin ilim tevazuu, varlıklı insanlann sadelikleri gibi. Lâkin görmemişlerin zenginliği, fodullann bilgiçlik taslamalan gibi hürriyeti iyi anlıyamıyanlann da ilb şleri bunu bağırmak olor ve bu geçmişte de böyle olmuş, hakik! hürriyetseverliği nevmid etmiştir. Geçenlerde bir salâhîyetli zabıta âmirine karşı bir nakil vasıtası sahibinin: Artık hürriyet var Biz sizden direktif almayız! dediğini pek mevsuk olarak öğrendinı. Ama bu cereyan bugün hükumet değişmesile belirmiş değildir. Bu, üç dört senedir bir kısım âvârelerin başmda esen kavak yelidir ki; zaman zaman artmaktadır. Bunun böyle oluşunda «ahvalin değişmesi» müessir olduğu kada» kanun mevzuatının da dar olması, vatandaş hürriyetini koruyamaması daha açıkçası sakin halkın şirretlik karsısında âciz kalması da âmildir. Nitekim ötedenberi herkesin şikâyet ttiği sokak şamatalannı yapanlar bir türlü tedib edilememişlerdir. Hürriyet var, garkı söylüyonnn, der gecer. Hürriyeti hükumet otoritesine ve başkalarmm hürriyetine tecavüz için kalkan diye kullananlann yanıldıklannı ve hürriye:in yalnız onlara değil, müsterih ve emin yaşamak isteyen vatandaşlars da aid olduğunu anlatmak lâzımdır. Bu arada, uıermde dîkkatle v* ehemmiyetle durulacak bir noktaya hükumetin ve bilhassa Adliya cihazutıızın dikkatmi çekmek artık bir zaruret olmuştnr. Hattâ tahsil seviyesi pek de düşük ohnıyan bir takım kimseler yazlıkta, kışlıkta, gezinti ve toplantı yerierinde ve caddelerde gelip geçen kadın ve kızlara lâf atmakta, takılmakt» açıkçası sululuk ermektedir. Polis bunlara karsı, bilhassa «oa lamanlarda, sıkı tedbirler almıştır. Lâkin bu suçlann takibi mutlaks alâkalıların şikâyetine bağhdır. Han gi aile kadını veya kızı işini gücünü bırakıp kendine lâf atan herifle mahkemelik olmayı göze alır? Ustelik bu gibiler, hakkında şikâyet edenlere büsbütün musallat olurlar; çünkü terbiyesizliğin, edebsizliğin her an «polis marifetile» takibl mümkün değildir ki. Onun için Ceza Kanannnda bi», küçük değisiklik yapıp bu suçlann takibini şikâyete tâlik etmcmeliHir. Hattâ yalnır bu çesid değil, diğer bir kısım suçlar var kli ikaı bir memleketin ahlâkı, terbiyeJ Kİ ve umumî manzarası üzerine fena tesirler yapmaktadır. Bunlaru da takibi alâkalılann şikâyetin bağlıdır. Onlan da yukanda yazdıJ ğım gibi re'sen takib edilen hukuku umumiye cürümleri arasına almak| lâzımdır. Çünkü yolda bir kıza lâ" atmak. ılişmek, sululuk etmek, ont bihuzur etmek, şurada burada gürültü çıkarmak;, açıkçası sokak kabadayıliğı denilen menfur hareketlerde bulunmak bir şahıs mesele " değil, bir memleket meselesidir^ Böyle hâdiseleri görenler sokağ çıkmaz. Böylece beldelinin huzur tedirgin olmuş olur. Bu da bir hukuku umumiye hâdisesi teşkil eder.| Bir takım kimselerin bu yolda kadar lâübali, ne kadar fütursuz olduklarını görnıek için bilhassa akşam üzerleri yani piyasa saatle rinde büyük caddelerimizden ge« lip geçenleri seyretmek kâfidir. hal bize yalnız kadın ve kızlanmızın raha'sız. ailelerimizin huzursu olmalan neticp«.ini değil, bütün bâ neslin terbive ve edeb telâkki=>?ı bozarak, medenî gradosunu mek tehlikesini de doğurur, elha gözönünde turulacak, hele hürri tin her türlü tefsire ugradığı her türlü âvâreliğe müsaid sayıldığ bugünlerde değil ihmal, hattâ ir dahi edilemiyecek bir iştir. B. 1 Şeker safışı cuma gÜ!3Ü başhyacak Foto Kenan Vskudar r Türk güzeUeri, Türk 13 ŞÜKRAN AKSÜT • • > kadmımn güzelliğini bütün dünyaya tanıtmak gibi millî bir vazife sizi bekliyor. Resimlerinizi çektirip gönderiniz. likte gazetemize yolhyacaklardır. Bu suretle «Cumhuriyet» okuyuculanndan en çok rey tophyan güzeli seçmiş bulunanlar arasında bir kur'a çekilecek, kur'ayı kazanan okuyucumuz İtalyaya gitmek ve orada bir hafta kalmak hakkını kazanmış olacaktır. Bu İtalya seyahati taUhlisinin masraflannı gazetemiz ödiyecektir. Eylul başmda İtalyada yapılacak olan «Milletlerarası Avrupa Güzeilik Müsabakası» na katılacak 1950 Türkiye Güzellik Kraliçesini seçmek üzere açtığımız müsabakaya dahil olan güzellerimizin resimlerini neşre devam ediyoruz. Müsabaka mıza 18 yaşını ikmal etmiş, hiç evlenmemiş, Türk tebaası bütün güzellerimiz iştirak edebüirler. Bizim gösterdiğimiz fotografhanelerde değil de kendi beğendikleri fotoğrafhanede resim çektirenlerin veya evvelce çekihniş resmi olanlann, bunlan kaybolmaması ve bir yanhşlığa mahal verilmemesi için taahhüdlü olarak göndermelerini rica ederiz. Arzu eden güzellerin resimlerini çekmeğe hazır olduklarını bildiren, şehrimizin ve diğer illerimizin en tanınmış fotoğrafhanelerinin isimlerini aşağıda bulacaksınız. Güzellerin resimlerini çekecek ffofoğrafhaneler Beyoğlunda Foto Sabah Foto Süreyya Şişlide Foto M. Özen Kadıköyde Foto Suad Foto Özen Eskişehirde Divanyolunda Foto Şen Foto Etem Ankarada Foto Can İzmirde Foto Venüs Adanada Foto Model Düzcede Foto Kenan Usküdarda MUsabakanm okuyuculan alâkalandıran başka bir cephesi Okuyuculanmız müsabaka müddetince güzellerin resimlerini kesıp sakhyacaklar, resim neşri bitince bunlardan en çok beğendikleri birini kendi isim ve adreslerile bir Muhlar ve İl Genel Meclisi seçimleri Kraliçeye verilecek hediyelerin listesi 4 üncü sayfamizdadır ve tüzel kişilerin bu kararın yayımı tarihinden itibaren dört gün içinde şeker satmalan veya herhangi bir surette imalâtta kullanmalan veya hud «daha evvel satıp henüz müşterisine teshm etmedikleri de dahil olmak üzere» şekerlerini bir yerden diğer bir yere nakleylemeleri yasak edilmiştir. 4 Kararın yayımından evvel Devlet Demir veya Denizyollarıle sevkedilmiş olup nakil ve satış yasağı süresinin bitmesinden sonra sipariş mahallerine varan şekerler için 2 nci fıkra gereğince verilecek beyannamelerin ilgililer tarafından, mallann Devlet Demir veya Denizyollanndan tesellümünden evvel mahallin en büyük malmemuruna veriknesi lâzımdır. Şehir ve Devlet Tiyairoları Baştarafı 1 inci sahifede Millî Eğitim Bakanı da, Devlet Tiyatrosu hakkında izahlarda bulundu. Rükneddin Nasuhoğlunun söylediklerine göre, Şehir Tiyatrosu talimatnamesinin tekrar gözden [eçirilmesi uygundur. Hattâ, Bakan 1 haziranda İstanbul Valisine yap 7 ığı tebliğatta bu mevzuda aldığı iikâyetleri belirtmiştir. Ancak bu, )elediye meclisi işidir. Meclis ta;il devresine girmiştir. Yakında •eni belediye seçimleri yapılaca*ından belki bu mevzu da yeni mec ise kalacaktır. İç İşleri Bakanı, bu münasebetle ehir şehir, kasaba kasaba dolaşan iyatro truplan hakkındaki iyi niyetlerini de açıkladı. Memleketimi7 de yalnız İstanbul ve izmirde Şe hir Tiyatrosu vardır: «Serbest tiyatrocu arkadaşlarm da gezilerinde belediye hizmetleri ifa ettiklerı Jözönüne alınarak» daha rahat e memlekete daha faydalı çaltşmalannı temin için Bakan, şahsan meşgul olacaktır. Millî Eğitim Bakanı Avni Başman da Devlet tiyatrosunun noksanlan bulunduğunu teslim etti. Başındaki kıymetli sanatkânn çahşmalannda geniş bir yetkiye sahib olduğunu, Bakanhktan daima yardım Öreceğini beyan etti: «Hulâsa milî tiyatro işleri Bakanhğın birinci derecede ehemmiyetle ele aldığı meselelerden biridir» dedi. Bu izahatın çoğunluk üzerinde tatmin edici tesirler uyandırdığı görülüyordu. Soru sahibi Fevzi Boztepe tekrar kürsüye gelince galiba bu yüzden itirazlar oldu. Her halde kısa kesmesini istiyenler vardı. Boztspe, bazı arkadaşlarının, devleti, iktidan, yeni devrahnışken bu teferruatla neye uğraşıyoruz, dediklerini anlatn" ve tenkid ederken: «Doğru söylemişler» diye bağnşmalar oldu. Kemal Aygün İstanbu! Emniyet Miidürü oldu karar vüksek tasdikten çıkmıstır Kemal Aygün. Sıvasal Bilgiler fakültesi mezunu olup, uzun müddet ka'Trykamlık, İstanbul Emniyet müdiirlüğünde, kısım âmirliği, şube müdürlüğü ve müdür muavinIiğı vazifelerini deruhde etmiş ve mpsleğinde çok sevilmiş bir âmirdır Kendisinin bu yeni vazifes memnuniyetle karşılanmıştır. PROF. NIMBUS'ÜN MACERALARI: (Baştarafı 1 inci sahifede) Yamyamlık hâdisesini] örten esrar perdesi (Basîarafı 1 inci sahifede}, rülmemiş facianm muhakemesina şehrimiz Ağırceza mahkemesınHs bakılacaktır. Bugün kendisi ile mas ettiğimiz Abid Çeviren ve san Gezer, Eskişehirde cesedi bulunan Hazine için: «Hiç bir şe bilmiyoruz, haberimiz yok.» demişlerdir. Âyin yapıp yapmadıklan hakkmdaki suale de, «Biz müs limiz, oruç tutarız, bıyram günlerinden baska âyin bihneyiz» cevabını vermislerdir. «CUMHURIYET» in EUEBÎ TEFRİKASI: UYERCIN! : KERIME NADIR Ve onun harekâtımızı gizliden gizliye tarassud ettiği şüphesi yüreğimi ağzıma getirdi. Şahizer de ona merakla bakıyordu. Amcam bir koltuğa oturup deri[i bir «Oh!» çektikten sonra bir za> man sükut etti. Büyük keten mendılile ağır ağır yüzünün terini si liyordu Şahizerle ikimiz sabırsızlık içinde onun konuşmasını bekledık Nihayet sabn tükenen Şahızer Nen var Nâzım? dedi. Has+e mısın? Amıam, sakat elinin eldivenini sinıriı bir şekilde sıvazlıyarak: Size kotü bir haberim var, dedi Soylemeğe dilim varmıyor... Atna bunu bildirmek için eve gelmeğe mecbur oldum. İlk defa o anda amcamm yüzüne cesaretle bakmağa kendimde kuvvet bulabildim. O devam etti Biraz evvel Yakacıktan eczaneye telefon ettiler.. Pertev Be> 6İzlere ömür .. Odanın içinde nefeslerımizi but kesecek kadar ağır bir sessizlik oldu. Şahizer sararmıştı. Ben de donup kaldım. Amcam hemen ilâve etti Ne yapalım, ömrü bu kadarmış! Takdiri İlâhinin önüne geçilemez. Esasen son zamanlarda oldukça rahatsızdı. Biliyorsunuz ki bu kışı büyük bir ihtimam ve tedavi ile geçirdi. Yoksa daha evvei göçer giderdi. Bu mel'un hastalık umumiyetle böyledir. Şahizer: Çocuklann bu gece yalnız kal malan çok fena oldu, dedi. Evet, buna ben de üzüldüm. Fakat vakit geç olduğundan haberi alır almaz Yakacığa geçmeğe imkân bulamadım. Yarın sabah erkenden hep beraber gideriz. Bu kara haber geccnin mesuJ rüyasuıı birden kâbusa çevirnıişti. Galiba ileride bizi bekliyen ıztırablar da bu kötü başlangıcın bir <"ir>'?mı oldu . Yakacıktaki köşkün salonıındn toplandiEimız ve MüberceiİP Ecm^lin istikbaline aid mese'elerın görüşüldüğü gece, Pertev Beyin ölü münün tam haftasına rastlamışü. Artık iki ailenin de babası ve reisi mevkiinde bulunan amcam kendisine has bir talâkatle Pertev Beyden kızlarına kalan miras hakkmda etraflı izahat verdi. Esasen bu miras, Yakacıktaki köşkle Divanyolundaki bir dükkândan ibaretti. Ayrıca Ecmel yirmi beş yaşma kadar babasından yetim maaşı alacaktı. Amcam, veraset muamelesinin hemen yapılmasını ve iki kardeşin haklannın bir an önce resmen tespitini tavsiya etti. Onun fıkrince, evlenme çağmda bulunan bu kızl&nn, ileride bir takım anlaşmazlıklara düşmemeleri için bu istical en sade ve makul bir hareketti. Fakat iki kardeş, bu mevzuun üstünde bile durmadılar. Onlan şimdi daha önemli bir mesele meşgul ediyordu. Bu mesele, Mübeccelin Av rupada dört sene sürecek tahsil hayatı boyunca Ecmelin vaziyeti idi. Mübeccel kardeşini Isviçreye birlikte götürmeğe pek taraftar olmuyordu. Burada yatılı bir sanat mek tcbine yerleşmesini ve tatillerin: samimî dostlar yanında geçirmesini daha uygun buluyordu. Amcamla Şahizer de onunla aynı fikirde idiler. Hattâ EcmeUn daima bizde kalması için ısrar ediyorlardı. Ama Ecmel bütün bu makulâtı reddetti vr bu yolda bahis mevzuu olan tasavvurlara kestirme sozle nihayet verdi Ben ablamla beraber gidece ğim. Çünkü böyle istiyorum! dedi Her vakitki gibi Şahizerin oturduğu koltuğun kolluğuna çapraz bir şekilde ilişmiş ve bir kolunu onun omzuna atmışü. Felâkettenberi üzerine çöken durgun hal şimdi bir kat daha artmış gibi idi. Solgun yüzündeki vekar, hemen hemen, her şeye yüksekten bakan bir ifadeye inkılâb etmişti. Şahizer: Bizimle kplmak istemiyor musun? diye hem üzgün, hem kırgın bir tavırla soıdu. Aynı zamanda yan gözle bana bakmıştı. Ecmel onun bu bakışını takib ederek gözlerini bana doğru çevirdi. Günlerdenberi ağlamaktan ve uykusuzluktan yorgun olan bu gözler bir lâzha üzerimde durdu ve daha kat'î bir şekilde: Gideceğim Şahizer abla! diye tekrarladı. O akşam ittifakla iki kızkardeşin vaziyeti tespit ediknişti. Ecmel ablasile birlikte Lozana gidecek ve onun üniversite kliniklerinde ihtisas yaptığı müddetçe orada bir san at enstitüsüne devam edecekti. Mü beccel hükumet hesabma okuyacağı için, gelirleri Ecmelin masraflanna bol bol yetecekti. Yakacıktaki köşke iyi bir kirscı buhnayı amcam ü;:tüne alıyordu. Aynı zamanda her ay kiralarla Pertev Beyden Ecmele bağlanacak maaşı alıp onlara göndeımeği de tekeffül ediyordu. Boylece bizim kızlar için dört senelik müstakbel bir hayat projesi çizilmiş oldu. Bu vaziyetin benim için enteresan tarafı, Ecmelin dört sene kayıdsız şartsız Sahizerden uzak kalması keyfiyeti idi. Buna adeta seviniyordum ve onun Şahizerle bütün gün can ciğer dostluğunu artık hoş görüyordum; hattâ kendisine acıyordum da... Zira babasının kay bı ile çok sarsılmıştı. Baba kız birbirile pek anlaşır ve sevişirlerdi. Şimdi bu bahayı kaybetmekle hayattaki en büyük dayanağını kaybetmiş bulunuyordu. Mübeccelle aralannda bir çok tezadlar ve anlaşmazhklar mevcud olduğundan, iki kardeş ancak aldıklan terbiye icabı iyi geçinebümekte idiler ve tabiatile birbirlerile hiç bir zaman tam manasile bağdaşamıyacaklardı. O ayın sonunda onlan yolcu ettik. Bu yolculuk her şeye rağmenbana gizli bir hüzün vermişti. Ne olsa, yıllarca bir arada yaşamış gencîerdik. Bu beraberliğin yarattığı ve bizi birbirimize bağladığı bir takrnı tabiî rabıtalar vardı. Evet, her şeye rağmen birbirimizi severdik ve bu ayrüık, yüreklerimizi sız latan bir felâketı takib ettiği için bir kat daha hazin bir çehre bağlamıştı. Şahizerle yalnız kaldığım zaman larda, bu vadide hemen hiç bir şey konuşmamıştık. Sadece bir kere o: Ayrümadan önce Ecmelin gön ünü alsan Iskender, dedi. Niçin? diye sordum. Göründüğünden daha makul bir insan olduğunu ona ispat içm. Beni nasıl gördüğünü biliyor musun? Evet .. Senin onu tanıdığın kadar hatah bir şekilde. Bunun ne ehemmiyeti var? ÖLÜM Bence çok... Devlet Şurası azahğından Oyle ise kendimi ona takdim EMEKLİ GENEBAL ederim, üzülme! .\Lİ GALİB ÖZEM Bir vakitler en sevgili arkadaşım tedavi edümekte olduğu Teşvikiye olan Küçük Kraliçe!. Sekiz sene «;v Sağlık Yurdunda dün gece yansı vel onun Avrupadan avdeti habevc£at etmiştir. Cenaze«i bugün saat rini aldığım günün sevincini ha16 da aynı yerden kaldırılarak natırlıyordum ve o günün kalbimde mazı ikindide Beşiktaş Sinanpaşa yarattığı bayramla şimdi onu gene camiinde kıl:nacak ve Zıncirlikuyu Avrupaya teşyi ederken, içimde (Baştarafı 1 ıncı sahifede Asrî meza's ıığına defnedilecektir. yaşayan bayram arasındaki farka Tanrı rahmet eyliye. şaşıyorum. Bu inkılâb ne zaman ve mara'ya vermiştir. Eski kabinede Çicek gönderilm=mesi ısrarla rica Adalet Bakanı Ali Heyet de İran nasıl olmuştu?. ol'inur. Merhumun ailisı Vapurun güvertesinde, veda es Başsavcılığına tayin edilmiştir. nasında, sırf Şahizere verdiğim sözü yerine getirmek için onun elini ia samimî bir şekilde sıktım ve: iyi yolculuklar dilerim Ecmel dedim. Sert sert esen rüzgâra karşı kıstığı, haşin denizle aynı renkte olan TÜRKANONİM O?,TAKLlCl gözlerini bana doğru çevirmişti. Sadece: Sermajesi: TX. 5.700.000 Teşekkür ederim! dedi. Yakında sayın İstanbul hpîkının hizmetine gire<ektir. Avrupada başanlı yıllar geçirYenipostane Caddesi No. 47 meni de temenni ederim. Bize pek AKBANK uzun gelecek ama . Size uzun gelecek olan nedir İran kabinesi çekildi A K B A N K Arkası var
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog