Bugünden 1930'a 5,447,291 adet makale



Katalog


«
»

Sehir = TİYATRO haberleri Perde açılıyor Yazan: Lutfi Ây Tanınmış tiyatro tenkıdçüenmızden Lutfi Ay «Cumhunyet» yazı aüesıne dahü olmuştur. Arkadafimız bu sütunlarında Ankaradaki tiyatro ve sanat hareketlenm takıb edeceğı gibi İstanbul Şehır Tıyatrolarında oynanarak eserlenn de tenkidlenni muntazaman yazacaktır. Lutfi Ayın tıyairolarımızın açı'mafc uzere bulunduğu bugunierde bnunıuzdek> mevs'm ıçin yapılan hazırhkları, oy.ıanacak eserleri bıldıren ilk yazısını aşağıda bulacaksınız: konuda kendısıle gbrüştüğumüz Muhsin Cıtugıul bu eserı, Cevad Fehmının ' Şimdıye kadar vazdığı pıjesleruı, her i bakımdan, en muvaiıakıv eiıısi sayıyor. ] Muelhria bütun eserlerını Kendı sahnelerınde ovnatmış ve onun gelışmesinı aaım adım takib etmaş olan Muhsının bu sozlerine bakarak Pajdos'un bu yn afışte en çok tutunacak eserleraen bın olacağını sojlıyebılırız. Kuçuk Tıyatroda Pajdostan sonra henuz hangı esenn çıkarılacagı bellı değılse de, oğrendıgımıze goıe Sabıha Oktay Rıfatın La\anlacının Aşkı adh telif eserı repertuara ahnmış, sahne tesısatı bitükten sonra Opera bmasında ojnanmak uzere de Rigoletto operasıle Hanılet ın hazırlıklarına şımdıden başlanmıştır. Bu son operaj ı Hasan Ferıd Alnaı, Shakespeare ın meşhur esennı de Orhan Burıan dılımıze çevırmişler cuMHURmrr 25 Eylul 1948 L l t T M NALINAİ l l l l l 1 MIHINAİ Yeni zaıtı şayiaları k İstanbul Mu «••«>••••••••• Y a z a n : alhmler Bırhg vn haz\rladığı Dıl Kongresı münasebetıle Falıh Rf kı Atay bize bır makale gb'nder melerını de est ve ouest karşılığı almak. dı. TJznn ytllardanberi dtl dava boyle bir cgarb medeniyeti. veya «şarkh Heyetin îstanbulda yap3cağı mız uğruruı harcadiğt gayretlerle bır kafa> ıle «batıdan esen..>, yahud temaslara büyük ehemmiyet olduğu kadar turkçeyı en iyı ya aoğu illenmız, deyımlerı arasındaki zan muharrirlerden biri olarak da iaıkı dılde tutmak isterim. Yeni buluveriliyor tamnan arkadajtmızın bu jaydah r.an «durum» kelımesıle «situatıon> u karşılayarak, «posıtıon> kelimesi içın makalesini aşağıya 1yjuyoruz: AngloAmerıkan ışgalı altmdakı batı «vazıyet» kelimesinı bırakmağa çalışAımanyanın gıda maddeleri daıresı başOniımde 700 sahifelik bir roman var. kanı H. Gebhard, durı Ankarava gıt Fransızca ve türkçeyi pek iyi bilen f^m. Kehmelerüıı seçmekte tam serbestmıştır. Ankarada bulunan Alman tica d^tlarımızaan bırı tarafından turkçeye 'ıklerıni kullanan gazetelerde <Batı Bugunlerde sıcaklığıle beraber yavaş ret heyeü., Gebhard ıle birlıkte bugun çe.ıılmiştı:. Içınce nazarıdıkkat gıoı nıedenijetı. dendığini goruyorum. Dı1 yavaş bizden uzaklatığını hissettiğımiz çehrımıze gelecektir. Alman ticaret he b r zamanlar dılımızde kalacağını san ıum ıse eski «vazıyet> in butun managuneş, sararıp dokulmeğe beşlayan >apyeynın şenrımızde \ apacağı temaslara dğ d'ğımız çeşıdden bıle bir yabancı ter krına yerleşti. Dıl ve hsan kelımelerınd rakİEir ve gstgide tenhalaşan sahıller, y den birinin «langue., ötekıni «Langago ı bjyuk ehemmiyet verılmektedır. artı'. yaz mevsimınin tona erdığıni haikıb, ve gundelik kuilanma dilımize yer karşıiaması doğru olacağını jazıp curIslanoul Tuccar Derneğı dış ticar=t ,] mıyen bır yaaancı kelıme yok. Bu eŞ ber veriyor. Yakında sonbahar yağmurkonusyonu, tertıb edeceğı bır toplanma rcımancınm. kendı tıplerıne soyletmek, dıım. Diledikleri kehmeleri seçmek ve ları, ortalığı kasıp kavuran deli ruzAiman ticaret hejetını davet edecektı: Jokuyanlara duvumak \e duşundurmek kullanmakta serbes vafandaşlar lı=an gârlar bızı açık havadan kopalı salonticaret komısyonunun bundan bır t c d ı g ı şevlcr ıçın, rahme*lı hocam Ha kelımesmrien vazgeçtiler ve her iki ma~ ]ara, apayrı zevklerı olan yenı bır mevŞımdı biraz da istanbul Şehır Ti>at riuddet evvel «Aımanya ıle tıcaretımız.» lıd Zıyanın Aşkımemnu veya Mavı rayı da dıi kelımesine vükledıler. Haysıme sokacaktır: Bu mevsım kış mevm eibi zorlıya, £İmı ve güzel sanatlarm bir çok şubeleri rosunun, daha doğrusu tıyatrolarının mevzulu bır rapor hazırladığı malum ve Sıvah ında olduğundan fazla kelıme ], ^eıbfs vazı diLne nasıl hukum geyenı mevsım içın hazırlamakta olduKdur. Raporun veni şartlara gore tadıl jzengınlıgı lâzın. Bununla beraber, roarasında, bılhassa tiyatro mevsımidır. ları eserlerden soz edelim. Dram kısmı edılecek noktsları, bu toplantıda tesbit manın Du baskısınaa, zevkımıze a'ykır: çuebılırız? Bunun aksı de vaı: Kıvanç Memleketımizde tiyatro mevsımi, yirtemsıllerıne, jıllardanben guzel bu edılecektır. Gene BU toplantıda, A! gclen, faj dasına veya dogruluğuna liıan i Ö W u ' g i * t l B ı r z a m a n nutuklara kadar mi yıldır, istanbul Şehır Tıyatrosunun c en b i l l ' aysal utku» sözunün .kutlu gelenek halinde devam edegeldığı gıbı, I manya bugun için dovizle mal ithal c| |maiıç;imız . pnı k kelmelerden de vok | £ £ 1 ekim aksamı başlayan temsıllerile a, 1 . . 1 1 , 1 J * Z < i f e r d e ı r ' e k °'duğunu kimse haürlaBen de otuz j ıld.noeıı osmanhca j a z |j çdırdı. Yirmi yıldır, bır defa olsun akcserıle dem yeceğme gore, her ıkı memlekct İçin en musaid mal mubadelesının ne. ıyorum. Fakat bızım yaptığımız. uzun m samadan, tam 1 ekim akşamı perdesıni başlanacaktır: Antonıus'la Kleopatra Bız sadeleştırme devrinde osmanhca açan bu tiyatro, şuphe yok ki istanbul Eser, Profesdr Halide Edıb Adıvarın ne şekilde yapılacağı veya takasın iki |ıruddet. basıt bır sadeleştirme idi. Klı diışunur. düşünduğumuzü turkçeye çamemlekete fayda'.ı olabılnesı meselelerı ,ş^ ^ , dıVrru kııllan.r.a dıhne ma! ola Beiediyesırun iftihar edebüeceğı sanat zaretı altında istanbul Unıversıtesı Inşajdağuna ır.ardığımız saDancı terkıbler vırerek, sa\ anıdıkkat'i «dikkate müesseselerınden biridır ve turlü mer gılız dıl ve edebıyatı enstıtusu oğrencı goruşulecektır. jan» yapmakla vazifemizi b;tırmis olurDiğer tnraftan gıda maddeleri dairesi.ve şekıl'T kullan.rdık Suitefehhuhalelerden geçerek yarım asra vakla=an lerı tarafından dıhmıze çevrıimıştır. o'jk Şimdıkı yazıcı noktaınazara yefaaüyetile sanat hayattmızda tarıhî bir Bclhbaşu rollerden Kleopatra'yı Nevin başksm Gebhart m Istanbuldakı temasjir, u n turkçeMnı aramazdık ama, .anla2 O r e < b a k l m v e v a goruş> dıyor. yer tutar. Bununla beraber yenı tiyatıo Seval, Octavıa'yı Samiye Hun, Anto lr:nna büyük ehemmivet verıİTiektedır. rrak, duruıken .«fehmetmek. de detU Ç n başlamaktaBu zst, Almanyan.n Turkıveden neler mezdık. Ancak arabcadan olduğu gıoi, , *'. mevsimıni açmak serefı, bu yıldan iti nıus'u Huseiin Kemal, Cesar'ı Hâdı ıkiz dılh bir kafamız vardı: baren, arük yalnız İstanbul Şehır Tı Hun, Lepıdus'u de Talât Artemel oyna alab.leceğini, bunların vasıfları hakkın nr kçeden de yenı kelme yapmazdık. I yetışenlerin tek daki malumatı tacirlerımize verecektir. Takıoat'ı, tahkıkat ı, tetkıkat'ı bı>ıkaıak, yatrosuna inhisar etraıyecektır. Geçen yacaktır. istanbul Ticaret ve Sanayı Odasında kovuşturma, soruşturma, ınceleme de vardır. Fransızcavı ana dillerınden iyi yıL uzun bır atalet devresinden sonra, Her yıl olduğu gıbı bu yıl da Shakesb.'dıkleri icin fıansızca cucunup da onihayet Muhsin Ertuğrulun hımmetıle, peare'ın eserıni gene Muhsin Ertuğru bu maksadla bır toplantı yapılacak, O meğı hatıra getıımezdık. nu turkçeye çevirenler gıbı, osmanhca halka açılan Küçuk Tiyatro bu jerefı lun sahneve koyduğunu soylemek, bu da. heyet üyelerıne bu zıyafet vereBugünkü tabiî şıır ve nesır dilı sa di'şünüp de onu turkçeye çevirenler de onunla paylaşacak ve böylelıkle gerek işın meraklılarına zevklı bır temsil ile cektir. deleşmeden turkçeleşmeğe doğru buyuk buyuk bir hızla azaimaktadır. îstanbulda, gerek Ankarada, bin yarı karşılaşacaklarını temine veter sanırım bır hızla ilerlemıştır. Çunku arabca ve Türkçeleşrcenin önüne nasıl geçemezŞehrimize gelen Bakanlar resmî, öburu resmî, iki ciddi teşekkul farsçadan yeni kelıme almak devri geçGerçekten Muhsuı, Shakespeare'ın eserhalkımızın en medenî ve fıkrî ıhtiyacGumruk ve Tekel Bakanı Mehmed Emin tikten sonra, turkçe yeni kelımeler ara sek, kelimeîerde ırkçı da olamayız. Özlerıle, uzun yıllar oylesıne haşrü neşır Enşırgıl ve Adalet Bakanı Fuad Sırmen dun lestırmenin bir sınuı vardır. Şu eşya larından birini karşılamağa devam mak ve Türk koklermden yenı kelıme olmuştur ki, bugün bız de, onun elı sabah Ankaradan çehrımııe gelmışt.r. isımlerine bakınız Perde, seccade, kâdeceklerdır. uretmek devrıne gırmişızdır. Sade turkdeğmeden, Ingilız dâhisinin hiç bir eseğıd, şamdan, lâmba, mum, tabla, saat, Vali, Ankavadan döndü çede dafııtavyare yerıne tayyare dâfıı Bu yazımızda her iki teşekkulun onu nnın ıyi oynanabileceğine ihtımal ve\elkovan, zıncır, kıbrıt, resim, çerçeve, Et komır ve BeledAeye aıd dığe meselerr.üzdekı mevsım içın ne gıbi hazırlıklar remiyoruz. Yülarca evvel, Ankarada lerı haüetmek içın Ankara a gıtmı? olan Valı der, geçerdık: Şımdı hiç yadırgamadan duvar, hokka, hamam, raf, çuha, çemyaptıklarını, bıze hangi eserleri tanıta Carl Ebert'ın sahneye koyduğu Julius \e Bslechye Rei'ii Dr Lutfı Kırdar, dun uçaksavar diyoruz. İstanbul ağzma uy bev... Rafın ash arabca «ref>, ibrikin gun ve hep bıldığımız, alışacağımız caklarını anlatmağa ve boylece tiyatro Caesar temsillerıni gormuş olanlar ve uçakla şehrım ze donmuştur ash farsça .abrız» dan arabca «ibrîk» koklerden ve eklerden yapılma yeni ile yakından ılgılenen okuyucularımıza o temsilleri Muhsınin çıkarttığı herhanolduğunu kim düşunür? Iskemlenın Akdcniz postalarının kehmeier kolay tutuyor. Ben ilk defa 194S49 mevsmının, hıç değılse ilk ay gi bu Shakespeare temsıli ıle kıyaslıi'alyancadan çerçevenin, duvann, kâ>eni tarifeleri de^armement = terki teslıhat. yerıne larını kucaklıyacak, tiyatro faalıyeli vanlaım bıze hak vereceklerınden emiğıdın, pencerenın, camın farsçadan gelBatı Akdeni7 hattında kıs tanfesının tat sılârLsızlanma karçılığını kulland.ğım hakkında bır fıkir vermeğe çalışacağız. nız. Bu vesıle ıle Muhsüım, Shakespeare bıkına 1 ekımden ıtıbaren baslanacaktır Bu cliğı kimin aklına gelır? Alı Suavi, ki vr.kıt dost'arıma bır tuhaflık geldı. Bu*** ve eserleri hakkında, uzun tetkık ve hatda çalışan istanbul vapuru. kış tantesıne gun dayanışma eşıdlık, akaryakıt, anıt, Turkçü ve turkçeci idı, «yağ> ve «su» > ash çince olduğunu yazar. Önce, başkenümiz olduğu kadar bır tecrubelerden sonra, yazmış olduğu gore. gıaıjte Vıllefranc he lımamna uğ^amı iıcş gorme, geıişme, oncu, yetkili kay yun d jacak. Mar«ılyada ıkl gece kalacak ve Istandevlet tıyatrosunun barmdırdığı içın değerli eserin biran once yayımlanma bula çarsnmba yerıne perjembe gvmlerı »aat nak, sanık tanık, ka'kınma gıbi juzHer dil boyledır. Tıpkı bu eşya isimAnkarada bu mevsim goreceğimiz ti sını temenni edelun. Bu eserin kıtab ]4."0 rls gelecektir. Batı Akdenız postası es lerce kehmeyı, bunlaruı bir zamanlar l«=rı gibi, akıl, fikir, kalb, ruh, ahlâk, yafro faalıvetınden soz ede'ım. halinde çıkması çok fakır olan tiyatro k'sı g;bı uç haftada b>r yapılac?ktır •tcoanud, musavat mâyiimahruk, âbi vıcdan, zekâ, şuphe, karar, hukum, aşk, D ger taıaftan Doğu ve Batı Akdemz r°' de, teszmuh, ve tesâhul, mkışaf, piştar, şıır, nesır, mal, can, ırz, kafa kelımeGecen yıl ın^aatı bıten Devlet Opera edebiyatımız için buvuk bir kazanc otaları arasında Pırede bırleşme temını İçın ve Tıyatrosu bınasının sahne tesisatı ta lacaktır. memba, maznun> lerınin de yabancılıklarını hesaba katevvelce Istanbuldan cuma gunlerı kalkan Ka salâhıyettar, gibi marr>!?nmadığı icin, bu yıl gerek ooera Dram kısmında Antonius'la Kleopat deş •apuru. 1" ekımden ıtıbaren parar gunleu kaışıhkları olduğunu artık duşunmeden mayız. Turkçeleştırme, turkçe olmadığı gtrek dran ve koiıedı temsilleri, birer ra'jı Vıctor Hugo'nun Ruy Blas'ı takıb kalkacaktır. BoUece Istanbudan hareket eden duygusunu hemen veren ve konuşma gün ara ile ve münavebe ıle, şimdılık edecektir. Ruy Blas'ın her zaman ve «Kadeş.. Maııhadan donmekte olan «Istan kullanıp durujoruz. Sadeleşme devrin dıhne aykırı gelen kelımelerın, acaba de yenı terımleri gene arabcadan yapyalnız Küçiık Tiyatro binasında verılc her devir için actuel sayılabılecek bazı bul» ıle Pirede buluşacak ve bu iki Turk vamak âdettı Tayyaıe o devırde, Fazıl dılımızde karşılığını bulamaz mıyız, cektir. sahnelerile halk kutlelerinin rağbetini puru jolcu aktanna edebileceklerdır Ahrned Avkaçın buluşjdur. Eğer ken kdygısmdan doğuyor. Zoraki özleşturme Dıyeceksiniz ki sahne tesisatı tamam kazanması beklenir. Bu eserde en müNccat vapuru hâdisesi dısınden bugun bır karşıhk ister.se>di ıse, mademki «mangal. kelimesi turkçe lanrnamıştı da opera bınası geçen yıl, hım rolü Ruy Blas'ı, Ercumend Behzacl mahkemede «uçak. kehme^ını teklıf edecegıne şup değıldır, ona da bır kelime bulalım, hıç bir eksiğ. kalmamış gıbı, tantana ıle oynayacaktır. Uzun yıllar sahneden uDevTet Dprızyol.arı Idaresı Hukuk Muşavır ı.eien açıldı0 Bu ayrı ve uzun bir hıkâ zak kahnış olan Şehır Tiyatrosunun bu lığı, he yoktu. Eökı bır ınanış çokmuştur ve gayretınden ılerı gelmedir. Benım de Necat vapurundakı yangm hâdısesmı anlamadığım şey, <vıcdan> gıbı kelıyenı bır inanış onan jerını tutmustur. yedır. Bir ışe bir çok el bırden karı emektar unsuru içın bu rol çetın bir mahkeme^ aksettırmistır. Bır bilırkıjt, varıelerın ııım lugatlerı arasından çıka Edeoıyat dılı fakırle;miş mıdır? Asşmca, hele bınanın cephesı ortaya çı ımtıhan olacaktır. Ercumend Behzadm purdak zararı tesbit edecektir. Buna gbıe yangında malları zıyan olmus kimselerın za !a .. Şu 700 sahıfehk romanı. ne Ede rılmasıdır. Dılde bu kadar iyı anlayakıp, daha salon tezyınatı bitmeden he bu imtıhandan yuz akıle çıkmasını dı rarları odenecektır b.ldığimız bır karşılığı yoksa, meselâ, bıvatıcedide dıli ıle. ne de ondan ön bundan ellı, altmış yıl önceye kadar «usmen her onunden geçen onu gezmeği leriz. İkinci ne\i ekmeffin fiatı cekı osmanhca ile dıhTnize bundan da lu» kelimesinı «hakim» manasına kulondan bahsetmeği moda halıne getirinRuy Blas'ın cazib taraflarından biri Beled \e ; uzde 37 rutube ', ve 960 gram ace, artık umumî bır tecessus, bir sabır de Sabrı Esad Siyavuşgü gıbi lıyakati ğırlıgındakı ıkıncl ne\ı ekmeğın 35 kuruş tı ha tamam geçıremezaık. Şu farkla kı idndıgımızı duşunerek, «us. kelımesınyenısıni anlamak içın evde konUîtuğu den vcni terımier yapılması sızlıktır başlar. Buna bır kaç defa gün denenmış bir edebiyatçımızın kalemile saiılması hakkındakı ksrarın. ikınfikrıni tavm ederek açılış tarıhlerı ılân etmek ve manzum olarak dilimize çe\Tİlmış ci bır ıUna kadar devamını uvgun gormuş muz turkçevı bılmek yeter, otekını anroddctmem. Hattâ kendım de «mutabaiçın altı yıl arabca ve farsça dergıbl bır ıhtıyatsızlığı da ilâve edersenız olmasındadır. Cyrano müterciminın, t\ır. sı almak da yetmezdı. Ben size haber katıefkâr> yerıne «oydaslık> gıbi bir geçen yıl, yeni opera binasının, sahne Ruy Blas'la da aynı rağbeti kazanmaDün gelen askerî malzeme Dan lımanımıza gelen Ameııkan bandırah vereyım: Bundan otuz, kırk yıl on^e buluşu, >hıs5ısclım> jerıne «sağdutesisatı şoyle dursun, elektrıği, suyu ması için bir sebeb gdrmüyoruz. Mılli gelmeden açılmamış olmasına bıle dua Eğiüm Bakanhğınrn klasikler serisinde >De Soto« şılepl. kamjon Jecp ve fair aske dahı dıvan ve ınşa dılini ıyi kavrıyan yu> gıbı soylu ve doğru bır karşılığı lar. edebıyalcılar içinde bıle, parmakla kullanırım. edersınız. Her ne ise... Iste geçen yıl kıtab halinde yayınlanmış olan bu ter rt yardım malzemesl getırnlftır. savüabılecek kadar azdı. Buraya kadar belkı bır çoklarımız gojterılen acelenin acısı bu yıl çekılıcumenin vakıâ bazı munakaşalara yol ZİLKADE 21 CUMARTESİ Edebıyat dıli aldı, yurüdıi. Türkçe anlaşabılirız. Oba oLsa aramızda keliyor. Sahneyi kullanabilmek içın o zaaçmıj olduğunu bümiyor değıliz. Fakat leşmete doğru bu akışı hiç bir kuvvet melere daır zevk kavgaları çıkabılir. man, bir hayli de para sarfedılerek, o kanaatteyiz ki her tercume içın (hele Siz kolayınıza gelen, ahşüğınız kelimedurduramaz. yapürılan ahşab ve sabit doşeme şimdi ğ manzum olursa) leh ve aleyhte çok sey. â kaldırüıyor. Bunun yerıne İngıltereden Ben D:l Kurumunda özleştirmenm, krden hiç birini de değıştırmek isteO söylenebilir. Asıl mesele, mütercımin gelmiş olan ve elektrikle işieyen esanhattâ luzumsuz saydığım türkçeleştir mezsıniz. Eskiden de böyle idı. Namık 13 06 16 28 J9 02 j 20,35 | 5 11 Vasatl Fıkretlerin, Sörlerle vagonlar tesbit edılecektır. Ba eserin aslındaki havayı, edayı, şure akmelerın aleyhınde idım. Me^elâ garb ve Kemallerin, Hâmıdlerın, isi yapacak olan İngıhz mutehassıslar settırebilmiş olup olmadığındadır. Biz ' Ezan! çark kelımelerinı orıent ve occident Hahd Zıya ve Cenab Şahabeddınlerin 6,03 9,27 12 00 1.31 10 07 henuz Ankaraya gebnedıler. Fakat bu bu bakımdan Sabri Esaduı tercumesini, karşılığı alıkoymak, doğu ve batı keli hcr gun bol bol ortaya attıkları arabca Arkast Sa. 4. Sii. 3 de ay sonuna kadar mutlaka gelmeleri ve memleketimizde henuz geleneği olmıyan buçığınn, başarıh ve sayılı örnekiki ay içinde sahnenin mekanik tesisabiliyetini iktısab efBİzİm İcad: tını tamamlayıp teslim etmeleri bekle lerinden biri addedıyoruz. den çdplerdir ki, onKomedi kısmında goreceğimiz temsilniyor. Ancak ondan sonradır ki operaGundelik hayatıları, emniyeti sağlarla büyük mizansenli piyeslerin yeni lere gelınce mevsimin ilk temsilleri mızda mutemadılamak bakımından, Bay Dısan Baranın A. Büabeau'nun bmada temsıli mümkun olacaktır. Bu yen kullanıp durkutulardan çıkar gecikmeye üzülmemek elden gelmedigı Ma reur de Luxe adlı eserinden Uvey duğumuz irüı ufakmaktadırlar. Sürta kadar, şu İngiiız mütehassıslarının ne Kardeşler adıle çevirdıği bir komedi ile h eşya arasında, başhyacaktır. 1933 te Pariste, Theâtre için bomboş geçen uzun yaz aylarında surtelı kibritlerinuz, icadı şerefıni kençağınlmış ohnadığına da bir turlü akıl de Paris'de Andre Lefaur, Suzette beklenen çakaraldîmıze maledebıleMais ve Charlette Lyses gibi tanınmıs erdirilemiyor. mazlık derecesine eceğımız bir tane •mamul. demek asla doğru değildir. veremli gibi bir fıssstan sonra gözünü sanatçılar tarafından oynarurus olan ve rişır erışmez, artık bulabilır miyım aKülliyen yanlıs olan bu tabin derhal > umacak, sonecektır. Bu çeşıd çopler, Opera sanatçılarını daha aylarca âtıl bütun vakası tek bir salon içinde geçen tehlike namına bir şey kalmıyacağı caba? dıye zihnimı bir tarafa bırakıp, ona ımahsul. debırakmamağı dusünen Muhsin, opera bu üç perdelık sade ve zarıf komedi kutulc.rda yuzde altmıs nısoeundedır. ıçin, o zaman, kutulaıdaki çop adedi temsillerinin de Küçük Tiyatroda ve sonbaharını idrak etmış guzel bir kadı çok yorduğum olmuştur. Bır turlu meliyiz. Tekel kibnti, ucu kara tomurDemek oluyor ki, Tekel ıdaresı, daha elhyi inşallah bulacaktır. Gerçi, bubulamartu Çengelli iğne, fotin bağı, kurcuklu bir nebat çöpü kadar tabiî zarifrilmesi gıbi mucizeden farksız bir işı nın gonül macerasıdır, ama bu kadının sımdıden. her türlü yangın ihtimalini gunkü kutu muhtevalarına da kıbritten telefo liktedir. Onda, bütün dünya memleketbaşarmağa azmetmis, başaracağı da mu on yedi yaşında guzel bir kızı da var sunkalem gıbi ufaktefeğınden, yuzde altmış nısbetinde onlemij buluısım, bizim kibntlere, Avrupah kibrit hakkak. Çür.ku haftalardanberi devam dır... Her ne ise, eserin konusunu an na; lâmbaya, motore kadar herşey, Ierinin kullandığı fabrika malı kibrit mucidlerınin delâletıle sanki mintarafıl nuyor. Sanayi sahasında atüğımız ileri tıyade çop demek doğru ise de, nisbetin yuzde yaza bulmasını beklemek elkomşuda pişen, bize de duşen cınsıneden provalar ve yeniden yaptırılan latmağı tenkid yazımıza lerin sun'î, soğuk, gayribedil pürüzsaklayarak, lâh verilmiştır. Zıra, bizimkiler emni adunların hiç birisi Tekelin bu üstün bette daha ihtiyatlı bir hareket olur. dekorlarla bu yıl Renato Mordo'nun ye U\ey Kardeşler'in iyi oynanırsa, zevkle den. Hepsi de, gorür görmez ilk taktı suzlüğünü bulamazsınız. Yalnız bu hubaşarılarıle kıj as kabul etmez. yetlilikten yana, onları oyle fersah ferKibritlerimızi boylece, hergun biraz niden çıkaracağı Figaro'nun Düğünii seyredilebılır ve tutunabılır bir eser ol ğımız isimle «Gâvur icadı», .Icad. ı an susiyet bile, kendi kibritimizi kendimiz Bunun misalı saymakla tukenmiyecek daha mukemmelleştirirken, kutuların sah gerıde bırakır kı, değıl bır kere, cak «gâvur» a yakıştırmış, taundan ka icad ettığimizi ispata yeter. operasmın Kuçük Tiyatro sahnesine ın duğunu söylemekle yetinelim. on kere, yirmi kere sürtmekle ateş al kadar çok. Son zamanlarda büyuk bır übak ettirılmesı için gereken butun Ikincisi, kibriti yakmak ıçin kutuya maz. Kat kat emniyetli olan kıbritleri yenılık daha kendini gdsterdi. Kutular dışında da bazı yenilikler yapacağımıa Komedi kısmında Uvey Kardeşler çar gıbi «yeni. den kaçmışız, onların tedbırleri aLmış bulunuyor. yanına bir müsluman icadı da biz katsürter sürtmez kendisini belli eden baş mıze, goğsumüzü gererek «sürte surte. tahta idi, mukavva oldu, çopler ufaldı soyleniyor. Kibrit kutulan üzerine rekden sonra Cevad Fehminin, Ankarada lâmlar yapılacakmış. Bu işın müşterısi mamışız... derken, buldum. Var, bizim kalılctır. Dünyanm en meshur kibrit kıbrıtı dıyebıliriz. Figaro'nun Duğünu, 1944 yılında, An tiyatro mevsımini açacak Pavdos piyesı Sebebı var. Alev alma tehlikesi o kadar çok olacağı şuphesizdir. Yalnız, o müşlerı Isveç kibritleridir. Bunlann terkikara Halkevi sahnesinde, Carl Ebert oynanacak ve bdylelikle, geçen yıl de icadımız var. Burada bır istitrad yapacağım. Sürte azaldı kı. çoplerın boyunu ne kadar teri bolluğu başlayıncıya kadar kutulatsrafırdan gene aynı sanatcılarla sah Ahmed Kutsi Tecerin Köşebaşı'sında Sakın, Eyub oyuncağından, Goksu batı nedir? Yukanda saydığımız kloratsürte yakılan dzbedz bizim kıbrıtieri ufaltsanız zerre kadar ehemmıyeti yok.. rımızın zarafeüni bozmamak şartıle, olduğu gıbi, telıf bir eser, ajnı mevsim neye konulmuştu. Ebert gittıkten sonra, testismden, hamam nalınından, şarabola lar, bioksitler, bikromatlar filân, değil mizın, sıkça sıkça infılâk ettiklerı go Hattâ. umulan >uzde yuz tekâmul de uzerlerıne, Tekel Idaresi acaba kendi geçen yıl Carmen'i sahneye koymak ü içinde, iki büyuk şehrimizde birden, şişesinden bahsedeceğımı sanmaym mı' E, bu devirde hâlâ, 1830 yılından recesıne ulaşıldığı gun. kibrit çopu de rekiâmlarmı koysa olmaz mı' Bilhassa zere memleketimize davet edılen ve bu ayrı ayrı sahnelerde temsil edılmiş ola Onlar eski şeyler, o kadar eski şeyler kalma usulle de kibrit yapılır mı ya? rulmuyor değıl. Şuphesız ki bu bır nılen fazlalığı büsbutun ortadan kal pıpo içen, dakıkada bır kibrit çakmağa mahzur. Lâkin duşunmelı kı icadımız yı! da hizmetlennden faydalanacağı an caktır. Bu temsıller hem tiyatro yazar ki hepsi tarihe karıştı bile. Benım ha Işte ikıncı yenihği biz bu sahada tatbik laşüan Renato Mordo'nun, opera rejui arımızı teşvik, hem de en guzel telif tırladığım icad, şerefı sırf bizim olduğu ettık. Gerçı, meslek sım diye çok gizli henuz yenıdir, tekemmüi sahasındadır, dırıp, kutulara, sırf kıbrıt başlan dol mecbur olan tütün tıryakılerine mahsus bakımından Ebert'ten buyuk farklarla serlerımızi her iki büyuk şehir halkı halde, sahıb çıkmağı akhmıza getirme tutulduğu ıçin terkıbaünı tamamile tecrubeler devam ettikçe. bu mahzurun durmak da imkân dahıline gırecektir. i o l m a k u z e r e c y a s a b u r , g i b l ; «men sa^ telkın cumleleri hiç de ayrılmamakla beraber, bu cperayı Kuçuk na, sıcağı sıcağına tanıtmak gibi iki ta dığımiz yepyenı bır şey. Hem, gâvur biimiyorum ama, bizim icadımız olan da önüne geçileceği muhakkaktır. Çok Hattâ o zaman, kutuya bile hacet kal j ;ibi 2 a f e r , , çöp mıyacak, bu kara tanecıklen, çorek o ı , Tıyatıonun kuçuk sahnesine orurtabıl raflı bır fayda sağlayacak, aynı za icadı da onun yanında acaba bir şey bu kibritler, 6yle harcıâlem kimyevl çahşıldığı, kâh kutularda, kâh sanırım. Hele, şu sigortalı ı ı J u ı ı ui • I ' e n a kaçmaz mek içın ne gıbı \enılıkler ve kolaylık manda, tiyatro sanatımızın gelişmesile mı? Gâvur ezhetı bir icad1 maddeler kullanılmağa tenezzül edil adedlerınde, kâh kibrit başlarında gerkıbrıt, pıyasaj a bır dökulsun, asıl o zaçekleştüıldiğini mütemadiyen gbrduğü tu keselerıne doldurup yelek ceblerı 'ı iar bulabileceğıni merak edıyoruz. yakından meşgul olanlara da güzel bir Hangı faydalı icadımızdan bahsetmek meden, galiba surf kendi kaynaklarımızkutuların uzerüıe konulacak Temuz yenılıklerden anlaşılıyor. Bu gidiş mizde taşıyabileceğiz. Fakat Kuçuk Tiyatroda 1 ekim aksa mukayese imkânı vermiş olacaktır. U ıstediğuni belki anlamışsunzdır. Belkı dan tedarık edilmiş nebatî maddelerden Kutularuı boyu ufalmca, kibrit çop | k e j reldamnın geUreceğı kârT"bJ" dumı goreceğımiz eser bir opera omıya nutmadan şunu da haber verelım kı değıl, muhakkak anladmız. Bu icad mamuldür. Meselâ zamkı arabî yerıne le, yakın zamanda, bu infilâk hâdiselerınüı tamamen önüne geçileceğine, bülennin sayısı da elbette azalmak icab • ş u n u n Ş o y i e m h a r fi e rle, kutunun tam Paydos'ta baş rolü, îstanbulda, Vasu aseli musaffa, bikromat yerine kakule.. caktır. O akşam mevsimin ilk temsüine kibrittir efendım, kıbrit, Tekel kibritı! tün bir kutu kibrit içinde, bir tek çö edıyordu. Merak edip saydım. Kiıru o r t a l l K J e r l n d e .tutuşmaz kibrit. Yüzde yeni ve telıf bir eserle başlamağı haklı Rıza Zobu oynayacaktır. Evet, Tekel kibnti, şek ve şuphe yok, klorat dö potas yerine havlican gibi yuz garantılidır» ibaresini adeta gözü1 ekim akşamı, aylardanberi kapalı bizim icadımızdır. Oz evlâdımız kadar şeyler, galiba bir miktar da davul to pun bile jerrare saçmak tehlikesi ar kutuda otuz yedi buçuk çop, kimınde mün onune getirdim de, vallahi imrenolarak tercih eden Muhsin, bu ilk temsil içın Cevad Fehmi Başkutun son eseri duran perdelerile beraber 194849 ti bizimdir. Hıh demiş, Tekelın burnundan zu, mınare gölgesi, merçan köşk gıbi zetmiyeceğine, hattâ bu terakkinin bile otuz dokuz; otuz altı bir çevrek olanına dim. kibritten bile rasladım. Bunun da hikmeti var olsn Paydos piyesini seçmiştir. Mahir yatro mevsimini de açacak olan tiyatro düşmüş! şeyler karıştırılıyor. Iste, Tekel kibriti fevkına çıkılarak, bir kutu Büyük ihtiraların çoğu, o işin mütebir tanesinin bile, yüzlerce defa sür Gerçi, usulen her kutuda elli tane kibCanovanm sahneve kovduğu eseri, ya lanmıza, bu tiyatrolarıraızrn duzenle denilen «mahsul» bu eşsiz icad, bu suInanmazsanız Ansiklopediye bakın hsssısı olmıyanlar tarafından vücude tülse dahi atej almamak suretıle, her rit çöpü bulunmak icab eder. Eder yınlanmamıs olduğu içın, henuz okumak çalışmasında, sahne üstünde ve geri Kıbrıt, klorat dö potas, bioksit do man' retle meydana gelmiştir. Yoksa, dedegeürılmıştır. Elektrıkli aletlerden bırifırsatını bulamadık. Fakat edmdiğimiz sinde, emeği geçen büyük kuçük bütün ganez, bıkıomat do potas, jelâtın, zamk, lerımızin kullandığı o pek ıptidai fos turlü yangm tehlıkesinin zail olacağına ama, o, bizim eskiden bildiğimiz, elhsı nın, şımdı adını hatırlıyamadığım mubi'giye gore, son yıllarda sahnelerimize, sanat mensublarımıza, yeni faaliyet parafin gibi kimyevî maddelerden ya forlu kıbritten sonra, bugun bütün dün ben yüzde yüz eminim. de birer surtuşte yanan, sıgortadan cıdı: 'Elektrıkten anlayan bır adam olBü.viık Şehir. Küçük Şehir, Koca Bebek devresi için başarılar dileriz. pıhr, diyor. Imdi, bu maddelerden ma ya fabrikalarında yapılan «emniyetli Hattâ, Tekel Idaresinin bu parlak ba kat'iyyen mahrum, her an yanguı çıgıbi çok değerli eserler vermiş olan Cekarması muhtemel. maddeleri elektrık kuvveünin bu işi göaydım, Lutfi AY mul bir kıbriti bir elinize, Tekel ma kibrit» i biz bu şekilde, folda sıfjr bı şanyı bugünden elde etmis olduğunu tam blçulu kıbritler kımyevi için bahis mevzuu sreceğinı aklımdan bile geçirmez, bu ihvad Fehmi bu piy«sinde mütevaa bir rakamazdık. mulâtından bir kibriti de öteki elinize kuvvetle iddia edebihrım. Tecrübesi idi. Bizim icadımız olan kibrıtler, bu tıraı da vucude getiremezdim» demiş. Bir mühendisin verdiği malumat öğretmenin hayatını canlandırmaktaEvet, işte, kibrit sanayıindeki üçün bedava bedava dedimse beş kuru? kaidenin elbette dışına çıkacaktı. BuB«yojlu Beledıyesi Kuım Muhendisl Meh alın, nasıl yandığını tecrübe etmek içın Doğrudur. Tekel Bakanının sigara içdır. med Gurden aldıjımız bir mektubda. 22 ey kutuya sürtmeğe hacet kalmadan, şöyle cü harikamıza şımdi geliyoruz. Kendi yani bir kutu kibrit alın, surt, allah gunkü minimini mukavva kutularla bız ' medığını soylerler. Sahi ise, kaide bur Paydos'a ve onun geçen yıl Inönü ar lul tarıhlı gayımızda çlkan «Bir fen memu bovlanna boslarına bir bakın. Aradaki kutusu üzerindeki maddeye sürtmedik kerim diyip çdpleri birer birer kutuya lere hafıf ve zarif şekilde sunulan kib kere daha gercekhğını mevdsna koyumağanmın (her ne hikmetse bir turlü ru daha vekilet emrıne a!ındı> bashkll ya farkı derhal gorur. Tekel kibritinin kib çe yanmıyan kibriti, emniyetli manasına sürtmeğe baslayın; goreceksiniz ki kirıtierın bazan on beşı, bazan yıımıjı yor aemekür. Sigara ıçmediğı içın kıbzıda bir yanlıslık bulunduğu bıldırılmekte ve ilân edılmiyen) tiyatro mükâfatıru karıt denılen malum meta ile zerre kadar gelen «surete» tabırıle adlandırmışlar mınin tepesı birınci surtuşte kopup du bulan eksık çoplen, hıç alcv aımazlı'n | rıt kullanmıyan bır Tekel Bakanımız ruşvet »Imaktan sanık olanm kendısı değıl, anmıs değerli müellifuıe başarılar di kendısınden evvel kuım muhendıslıgı vazi alâkası oLmadığını tasdık edersiniz. dır. Bunun okunuj tarzı, ortadaki (e) secek, kimi belımin ortasından çattadak derecesine yuksclme ameliyesi esnasm I olmasaydı, kibrit sanayiimız kat'iyyen leciz. Yalnız şunu ilâve edelim ki bu fesinl goren Rahıı oldugu kaydedilmektedir. Bir kere, bizim icadımız olan kibrite harhnin hazfile sürte feklindedır. Bu kınlacak, kimi, son nefesini veren bir da nasılsa kazaya uğrayıp alev alma ka | bu derece inkişai edemezdi. Âlman ticaret heyeti bugün şehfimizde îkiz dildeıt tek dile Fatih Rıfhı Atay } . T I I ünkü gazetelerde bir takım tatsu haberler çıkü: Ekmek 40 kuruşa çıktıktan ve jekere 50 kuruî zammedildikten sonra, gaza, benzine, Sumerbank mamullerine ve Tekel maddelerine zam yapılacağı ridan yapüma yeni vayetleri ortada dolaşıyormuş! kelımelerm yüzde 1949 bütçesinin 1 milyar 200 milyon kaçı herkeain yazı lirayı aşacağı ve bütçenin geker istihdılin« girerdi? lâk vergisine yapılan rammın sağlaya«Bilâkıs> yerine cağı tahmin edilen 50 milyon liraya rağ«tam tersi. karşılığını ,j m e a t bütçede 8 0 9 0 milyon liralık bir ^ ben ılerı sürmuştum. Fakat kullanmak | a ç,k bulunacağı, buna karşı lüks eşya bıraz guç geldi. 23 yaşmdaki oğlum ise, vergisi ihdas edileceği de işte bu rivaki turkçeyı benden oğrenmesmden, yaz yetlerdendir. âığı mektublarda daıma «tam tersi> Bu >eni yeni zam haberleri ya, ikind, dçuncu derecede salâhiyet sahibi kimoıyor. • seler tarafından yarun ağızla tekzib edi*** geliyoruz. üyor; yahud da hiç edilmiyor. Halk da Şımdi asıl nazik meseleye Geçen gun bir hazır ılâc aldun. Içinde şekere yapılan vıldınm zamdanberi kı yazının turkçesınde şu terimleri gor kuşkuda ve tetikte olduğu için, ba yeni dum. «Istıtbab», «Cumleitenebbühiye fiat artışlan hakkındaki haberlere inaıasabıye», «ışüraki ıle müterafık... nıjor ve telâşlanıyor. Tabiî istifçiler, Bunları sız de okur okumaz heKımlık k a r a b o r s a c l ı a r > muhtekirler de yeni terımlerımıze bir çare bulmakta neden vurgunlara hazırlanıyorlar. acele etmemiz gerektığıni anlarsınız. Halkta telâj ve hnznrsuzluk, piyasaBir defa daha Şemseddın Sammin lu da karışıklık ve istikrarsızlık uvandıran gatindeki homme madüesindeki terım bu haberler, aMİsız ise hukümet taralere bakmanızı tavsıye ederım: Ne bu fından derhal ve kat'iyetle tekzib edilgunun, ne yarmın, ne obur gunun ço melidır. cuguna bu dılı oğretemeyiz. «Parmak» Şa\ed ekmekten ve jekerden sonra, kelımesine neden cusbu'» dendıği konu >ukarıda adı geçen maddelere de zamşulurken, Profesor Kemal Cenab, el lar yapılacaksa, Hasan Saka kabinesi, parmaklarının eski terımlerle adların: bütçede tasarruf temininden âciz kalnuş saymaya bsşladı, bırı uzerüıde durdu: demektir ve bu yeni zamlar, kabineyi Yahu, ne tuhaf şey, dedi. otuz yıl de, iktidar partisini de çok yıpratacakhocalık etum, ben bıle unutmuşum. tır. Gene o gunleıde bır profesorumuzun Sayın Başhakan Hasan Saka, se\ahatarıh kitabında «Şark mesclesı La ti sııasuıda, bir istasyonda halka, refaha c.uestıon d'orient> m Dogu problemı ka\u;mak için çok çalışmak tavsijesindıye karşılanmış clduğunu gordum. Bu de balunduktan sonra, da terımleri yenileştirmekte nasıl dık Uç jerine bej yiyelim! katlı davran'mamız lâzım olduğunu gosDemiş, fakat bu ha>at pahalılığı v» teıır. geçim darlığı devam ettikçe, çok çalıTerımier, çok eski zamandanberı Turk şıp da elde edilen fazla istihsal, bir tadihnın bujuk bır meselesı idı. Bir dil kım madrabazlar eline geçerek ne bılgınının elımde bulunan notlarıha go nıustahsüc, ne mustehlike biraz olsun re, herhangı bır dıne gıren eski Turkler, ferahlık tcınin etmedikçe, kavramları dıilermde olmıyan mukad t'ç jerine beş jijelim, des kehmeleri bıle türkçeleştırmek ısTemennisi, fiiliyatta, temişler. «Allah. a goKten başka bir şey Uç jerine bir yiyelim! demek olmıyan «Tann» yı karşıhk Mecburî perhizi ile karşılaşacaktır. koymuşlar. Bu yolda bılhassa Uygurlar Yazımızın başında fiatlarına zam >aıleri gıtmış. Fakat bu uzun hikâyeyi dıl pılacağı rivayetleri dolaşan maddclertarihçılerıne bırakarak, sadeleşme ve den gaz ve benrin İle Sumerbank ma* türkçeleşme devrinın terimler bahsine mulleri, tekel maddeleri arasında, bil» dönelım. nıera hangileri yeni fiat artışlarına müOsmanhca diye bir dıl olmıyacağını tehammildir? Lüks es>a vergisine gelince, harbden ve yazıda konuşma dılının esas tutulması gerektığını one suren Ali Suavi, evvel Fransada, harb içinde Amerikada terimler için şu fıkırlerı ortaya atmıştır: bo\le bir vergi aluıdığuu biliyorum. 1 Dılde karşılığı olanları turkçele} Gıda maddeleri ve diğer bazı zarurî ihtirmek. Kendı mısalı şudur: «Niçın *el tij aç eşyası dışında, her şcydcn bir kıh diyoruz, aşı deriz.» 2 Dılde kar miktar Lııks vergisi alınnordu. Fakat şılığı olmıyan arabca terımleıin tasrıf bu vergiye tâbi tutulan şfylerin, hiç bilerıni türkçeleştirmek. 3 Mılletlera rısi bizdeki gibi başka ağır vergilere rası denen terımlere ne arabcadan, ne tâbi değildi. Bununla beraber, turkçeden karşıhk aramamak. Kendı eğer bizde bütçenin bir turlü kapatılamısalı judur: «nıçin oksıjen ve idıojene mı\an açığını mutlaka yeni vergilerie kapatmak zarureti varsa, gene luks arabcadan karşıhk arajahm?» maddelerden, zaruri ihti\aç madde'eri Meşruüyet Turkçuluğu devrinde Zıdışında kalan sus eşyasmdan vesaireden ya Gokalp, o vakitki taassubu ve devvergi almak doğru olur. Fazla suslenletın osmanlıcılığını duşunerek, ılım dılı mek isteyenler, paralan varsa suslenirıçin arabcayı esas tutmakla beraber, ler; yoksa daha az sus ve lüks ile iktasriflerı türkçeleştırmek fıkrinde Alı tifa ederler. Suavi ıle bır duşunuşte idi. O «Realite» Fakat 1949 bülçcsini, lüks eşja vergisi karsılığl «se'nıyet» ı bulmuş, fakat «şe'ile kapatmak veya açığı azaltmak tnuınnıyetçı» ve «şe'nıyetçılik» demiştir. «Mefkure» gıbi tam uydurma terımler kun olsa da, 1950 de ne olacak? Evvelki gunku gazetelerden biri, de yapmıştır. Abdullah Cevdet, terımlerde Lâtın \e Grek esasını, fakat, ga «bütçe açığı şekere yapılan zamla karibdır, tasrıflerde arabcayı tutardı: Psi patılırken Maliye Bakanlığı tarafından Amerikaya 350,000 liraja 38 tane luks koloçya ve psikoloçya! derdi. Turk Dıli Araştırma Kurumu, gerek otomobil sipariş edildi. di\e inanılmaz tiğinde başka lchçelerden ek \e kok Je bir haber veriyoıdu. Bu otomobillcre alarak, ve şıvemızde artık manası ya rad>o da konulacakmış. Gerçi 350.000 şamaz hale gelen ekleri dırilterek, te lira ile 1 milyan bir hayli aşan butçemizin açığı kapanmaz ama artık bu luks rimleri tam türkçeleştirme yoluna gıtti. «sal, sel» gıbi ekler üzerindeki tartış otomobil sevdasrndan vazgcç»nek lâzımmalara donmek ıstemiyorum. Fakat ben dır. Bu otomobiller, bizim luks, sus ve bu ışte uç sakatlık gormüşumdur: 1 israf iptılâmızm en bariz bir tezahuru Vicdan gibi, zekâ gibi, yazı ve konuşma olduğuna gore, bütçenin diğer fasılladılıne yerleşen kehmeleri dılden atma rında da buna bcnzer luzumsuz sarfiğa kalkışmak, 2 Bizim turkçemizin yatın devam ettiğini duşunmcmek ve ekleri \e kokleri yeter olup olmadığı müteessir olmamak elden gelmiyor. Maliye Bakanlığı, lüks vergisi koymak meselesi halledilmeden türkçe, ve mutlaka terimlerin bir yabancılık taşıması isterken evvelâ. bütun dairelerden luks y«zı ve konuşma dili kelımelerıne ben ve devlet hazinesinden luks yapmak zememeleri lâzunmi} gibi, sonuna, ede zihniyetini kaldırmalıdır. biyat dılınde kullamlacaklar ıçm zevk Yazan: Hamdi Varoğlu
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog