Bugünden 1930'a 5,452,560 adet makale



Katalog


«
»

7 Msrî CUMHURÎYFT SON HABERL, Welles Pariste Polonya ricalile de görüşecek Miisteşar diin Fransaya hareket etti Paris 6 (Hususî) Amerika Hariciye müsteşarı Sumner Welles bu akşam İsviçreden Parise hareket etmiştir. Ouchy'de gazetecileri kabul eden Sumner Welles Londrada sefirleri toplayacağı haberlerini tekzib ederek Berlinde Dr. Şaht'la yap. tığı temaslar hakkında malumat vermekten imtina etmiştir. Amerikan Hariciye müsteşarı Fransayı ziyaretinden istifade ederek, Lehistan Başvekili General Sikorski ve Hariciye Nazm Zeleski ile de görüşecektir. Sumner Welles Pariste üç gün kaldıktan sonra, cumartesi günii Londraya hareket ede. cektir. Nevyork, 6 (a.a.) • Röyter ajansı bildiriyor: David Lavrence, Nevyork Sun gazetesinde, Welles'in misyonu etrahnda rnütalea yürüterek diyor ki: « Berlinle Vaşington arasında diplomatik münasebetlerin sür'atle ihya edildiğine şahid olursak şaşmamalıyız. Ruzvelt, ancak o zaman, sulh lehinde hususî veya alenî bir teşebbüste bulunabilecektir. Ruzvelt, hiç değilse Birleşik Amerikanın, mütevassıt sıfatile, hasbî oîarak hareket ettiğine Almanyayı ikna etmiş bulunacaktır. Her şey gösteriyor ki, Welles'in misyonuna, Berlinde fevkalâde ehemmiyet verilmektedir. Ve bu misyon Birleşik Amerika ile Almanya arasmdaki münasebatı düzeltecek bir mahiyet arzetmiştir.» arasında bîr mukarenet tesisine matuf gibi gösterecek şekilde ortaya attığı şayialara bir nihayet vermek istemiş olduğunu beyan etmektedirler. Bu mehafil, Ruzvelt'in beyanatının: 1 Welles"in memuriyetinin tama mile istihbarî mahiyette olduğunu, 2 Amerika hükumetinin Almanyaya karşı takib etmekte olduğu siyasetin de ğişmemiş bulunduğunu ispat etmekte ol duğunu beyan etmektedirler. İıtgiliz Italyan İhtilâfı (Başmakaleden devam'i kararın tatbikı üzerine tahadd.ü.s edecek vaziyet hakkında daha evvel hiç mi görüşmemişlerdir? Buna kolay kolay ihtimal verilmemekle beraber eğer daha evvel görüşmemişlerse şimdi ve müteakıb günlerde görüşüp anlaşmalarına mâni yoktur denilebilir. Italya muhtac olduğu kömürü tahsisan Almanyadan değil, mümkün olan her yerden ithal eden bir memlekettir. Daha evvel Almanyadan olduğu gibi Polonyadan ve Ingiltereden de kömür alıyordu. Eğer İngiltere, İtalyanm Almanyadan getiremiyeceği kömürü İtalyaya verebilecekse mesele bunu karşılayacak malî muamelenin ekonomik şekillerini tayine kalır ki nihayet erbabımn hallinden âciz kalmıyacağı teknik bir mevzudur. ltalya için Almanyadan alman kömürler içîn de tabiî böyle bir mübadele esası vardı. Ingilizttalyan teknisyenlerince îtalyanm îngiltereden alacağı kömürlerin bedellerini karşılayacak iktısadî imkânlar bulmaktan âciz kahnmıyacağı muhakkaktır. Ambargonun İtalyaya gelen Alman kömürlerine de teşmili neticesinde İtalyanm İngiltereye tevdi ettiği protesto notasına bir taraftan hukukan cevab verilirken diğer taraftan bu sebeble meydan alan vaziyete bulunacak amelî çarelerin ihtilâfı yatıştarmağa müessir surette hizmet edeceği şüphesiz sayılabilir. İngiliz ablukasmm son şeklinden dos?an itirazlar ekserivetle hukukî mütalealar yanmda amelî tedbirlerle hallolundular. İtalyanm kömür ihtivacı tatmin olunmak şartile son ihtilâfm da bu cümleye dahil olmamasına sebeb yoktur. Meğer ki İtalya yeni başlayan harbde demokrasiler aleyhine vaziyet almak için bunu bir vesile ittihaz etmiş ola. Buna ise hiç ihtimal verilemez. Merkezî Avrupa yıkılışını ikmal eden Polonya istilâsmdan sonra nekadar kırışıksa o kadar da korkunc şekiller alan yeni harbde İtalya harb harici kalmak için vaziyetin inkişaflarına dikkat eden bir intizar siyasetini tercih eylemiştir. Dünyaya yeni nizam vermek iddiasında olan bu muazzam çarpışmanm terazideki iki kefesinden birini komünizm ihtilâlinln cihanşümul kılınmasmdan ibaret bir ağırlık işgal ediyor. Nasyonal sosyalizmin bıle ister ibtemez sola fazla kaymağa mahkum bir cereyanın yamacında gibi görünüşü tabiî İtalyanm gözünden kaçmamakta olan çok ehemmiyetli bir vaziyet teşkil eylemektedir. Bu şartlar içinde demokrasiler aleyhine vaki olacak bir îtalyan müdahalesi ancak anarşiyi takviyeye yarayan bir amil olurdu. Fasizmi şimdive kadar antikomintern prensipte salâbetli ve sebatlı gördük. Fazla olarak İtalya kendisini Akdeniz ve havalisi sulhunun bekçilerinden biri saymakta oldu5unu her düşen vesilede kuvvetle iddia edegelen bır siyasetin sahibıdir. AvruDa harbinin taşması ihtimallerile kendiliğinden tehdide maruz bulunan bu havali suihunu eğer kendi elile bozarsa fena bir bekçi olduğunu göstermiş bulunurdu. Duçe'nin realist siyasetinden böyle bir hata beklenemez. Bütün mesele İtalyan kömür ihtiyacımn teminindedir, ve ona çare bulunmak şartile şimdiki ihtilâfın hâd bir şekle girmiyeceğini farzetmek bizce de yanlış olmaz. Tarih bizi nerede aldatır ve nerede aydınlatır? Yazan: PEYAMt SAFA Yenî çıkan kitablann önümde duran bir listesine göre, Türkiyede, romandan sonra en çok okunan kitab tarihtir. Altı aydanberi neşredilen eserler arasında belki romandan da önce tarih gelir: Hüseyin Cahidin Andre Maurois'dan tercüme ettiği «İngiltere Tarihi», Jaques Bainville'den tercüme ettiği «Fransa Tarihi», Seingnobos'dan tercüme ettiği «Avrupa kavimlerinin mukayeseli tarihi», «Cihan Harbinin şarka aid kaynaklan» ve Galib Kemaiinin tercüme ettiği «Dünya Tarihi», «Rusya Tarihi», «İtalya Tarihi», Omer Rızanın «Herodot Tarihi», bunlardan başka «Bizans Tarihi», «Tanzimat Maliye Nazırlan» ilâh... Bunlar, altı ay içinde bir tek tabiin, Kanaat Kitabevinin listesinde görünenlerdir. Aynca başka tabiler tarafından veya hususî neşredilen «Anadolu isyanlan», Mahmud Nedim Paşa»... gibi eserler de yeni yeni elimize geliyor. Bizim tarihe karşı tiryakiliğimiz altı ay değil, belki altı asır evvelden başlar. MUlî kütübhanelerimizden tasavvuf, edebiyat ve tarih kitablannı çıkannız, geride tercümelerden başka pek az eser kahr. Eski edebiyatımızın nesir örneklerini yalnız tarihçilerimiz verdiler. Tarihi niçin bu kadar seviyoruz? Roman halinde ona söyletilen yalanlara da, onun hakikatlerine olduğu kadar, niçin bağlıyız? Belki de mazi bizim için istikbalin aynasıdır, geleceği geçmişte seyredebüeceğimize inanıyoruz; tecrübe kılavuzunun peşinde, olmuşdan olacağı sora sora, malumdan meçhule çıkan yolu emniyetle aşabileceğimize kanmışız. Eğeı her sosyal vakıayı tarihî tecrübe delâletile izah etmek bizim millî bir an'anemizse, genc nesillere, bu düşünce tarzını iyice tenkid ve tadil ettikten sonra benimsemeleri lâzım geldiğini hatırlatmağa mecburuz. Belki tarihin krymeti üstünde yaptığımız ölçü hatalan, bugüne kadar, tarihimizin en ^üyük felâketlerini hazırlamıştır. Çünkü îavhi mahfuzda yazılı insan kaderlerini, .rihî bir tekerrürle, sabit ayniyet münasebetlerüıin ritmi içinde gören eski devlet adamlarımız, belki de, istikbali maziye kıyasla tahmin etmek mümkün olacağma lüzumundan fazla inanmışlardı. Bu iman, on sekizinci ve on dokuzuncu asırlarda, ilim kıhklı bir tarih aşkı yaşayan garb milletlerini de bir zamanlar çok aldattı. Onlara tarihin tekerrürden ibaret olduğunu kabul ettirmişti. Bu imanın reaksiyonu o kadar şiddetli oldu ki, modern Fransada, Anatole France ve Paul Valery gibi, Akademide birbiri arkasından ayni koltuğa oturdukları halde kafaları birbirinden çok ayn zannedilen iki adamı tarihe karşı itimadsızlıklarında birlcştirdi. Fransada buna dikkat edilmis midir, bilmiyorum. Fakat ben her iki muharriri de okurken, ayni akademi kolruğunda selefinin hatırasını yadırgayan Valery'nin, bu mevzuda Anatole Francetan hiç farklı düşünmediğini gördüm. Tarihin kıymeti üstündeki tenkidlere de bir göz atmış olmak için metinlere bir bakalım. Anatole France, (M. Jerome Goignard'ın fikirleri) adlı kitabında (Sahife 223) sorar: «Tarih nedir? Tarihçinln filozof veya kafaşişirici nutuklan seven bir adam olu$una göre, bir ahlâkî masallar kitabı yahud cansıkıcı öğüdelerin ve rivayetlerin bir halitası. Onun içinde güzel belâgat örnekleri bulunabilir, fakat hiçbir hakikat aramamalıdır, çünkü hakikat, eşya arasmdaki zarurî münasebetleri tesise bağbdır, halbuki tarihçi sebebler ve neticeler zincirmi takîb edemediği için bu münasebetleri tesis edemez. Tasavvur edmiz ki, tarihî bir vakıanın sebebi hiç de tarihî olmıyan bir vakıada bulunduğu zaman tarih onu asla göremez. Tarihî vakıalar da tarihî olmıyan vakıalara sıkı sıkıya bağlı olduğu için, tarihte hâdiseler birbirlerine tabiî değil, tamamile sun'î belâgat hünerlerile zincirlenmiştir. Şuna da dikkat ediniz ki tarihe. giren vakıalarla girmiyenleri arasındaki fark tamamile indidir. Bundan şu netice çıkar ki, tarih, bir ilim olmaktan çok uzaktır ve mahiyetine aid bir vi*le yalan sahasına girer.» «Epikür'ün bahçesi» kitabınm 1 39 uncu sahifesinden de şu satırlar: «Bitaraf bir tarih var mıdır? Ve tarih nedir? Geçmif hâdiselerin yazıda temessül etmesi. Fakat hâdise nedir? Herhangi bir vakıa mı? HayırS Bu, kayda değer bir vakıadır. Peki, bir tarihçi bir vakıanın kayda değip değmediğini nasıl tayin edecek? Kendi keyfine, zevkine, mizacma, fikrine göre, yani san'atkârca. Çünkü vakıalar, öz mahiyetlerine göre, tarihî vakıalar ve gayritarihî vakıalar diye aynlmazlar. Bir vakıa son derece girift bir şeydir. Tarihçi vakıalan olanca giriftliği içinde mi gösterecek? Buna imkân yok. Her birini kendi hususiliklerinden a"irarak ve binnetice kınlmış, sakatlanmış bir halde, ol^'ikls«nndan baska türlü gösterecek.» Şimdi bir de Paul Valery'ye bakahm: «Tarih, zihin kimyasının hazırladığı en tehîikeli nesnedir. Milletleri hayal içine atar, sarhoş eder, sahte hâtıralar içinde kapatır, refîekslerini azdınr, eski yaralannı deser, istirahat anlannda azaba sokar, büyüklük deliliğine sürükler ve milletleri acı, nafile, çekilmez bir hale getirir.» nilen her fikri tasdik eder. Tarihin «ders» lerinden bahsetmek kadar gülünc bir şey yoktur. Tarihin içinden her politikaya, her ahlâka, her felsefeye, birbirine en zıd her fikre yarayan misaller çıkarılabilir. Bilhassa tarihin istikbali keşfetmeğe yaradığmı düşünmek deliliktir. lhtiyarlar bize «tarih devamlı bir tekerrürden ibarettir.» derler. Bu, kaba çizgilerile doğru olsa bile, teferrüatta her türlü tahmini abes kılacak kadar yanlıştır. Paul Valery, bir lisenin talebelerine verdiği konferansta, kendi tahsil çağmdaki dünya manzarasından bu günü tahmin etmenin nasıl imkânsız olduğunu şöyle anlatmıştı: «1887 de jökyüzü yalmz kuşlara mahsnsta. Sert cisimler henüz sertti, g^ıyri şeffaf cisimler henüz seffaftı... Newton ve Galilee sükun içinde hüküm sörüyorlardı; fizflı bahtryardı ve hükümleri mutlaktı. Zaman sakm günler içinde akıyordu ve mesafe, sonsnz, mütecanu olmaktan memntmdn. Bu gün bunlarm hepsi rüyadan ve dumandan ibaret. Bütün bunlann hepsi Avrupa haritası gibi, sokak. lanmrzm manzarasi gibi değişti... 1887 nin en büyük âlimi, en besablı politacacısı, kırk beş sene sonra gördüklerimizi tasavvur edebilir miydi? Hangi neviden bir rihm ameliyesinin, 1887 de toplanmı? tarih malzemesinden, 1932 ye aid, harta kaba saba bir tahmini yapabileceğini t savvur etmek bile mümkün değildir.» Fakat Valery, mazi üstünde düşünmenin bir nevi menfi faydasını inkâr etmez: «Tarih, der. bize mutlak tahminlerin sık sık iflâs ettiğini gösterir ve insana, umulmadık hâdiselere karşı manevra yapmak imkânlannı verir.» Benim tarih anlayısım, eskilerin «de vamlı tekerrür^ ve daha sonrakilerin «devamlı değişme ve yenileşme» imanlanna düşmekten beni koruyacak bir göıüş kıvrakhğına hasret çekiyor. Tarih, mutlak bir tekerrürden ibaret olmadığı gibi mutlak bir değişmenin misallerile de dolu değildir. Her şeyin değistiğine ve yenilestiğine inanıyorsak evvelce de yazdım , her şeyin değiştiği ve yenileştiği hakkındaki bu fikrimiz de tadil edümeğe muhtacdır. Tarihte ayniyet münasebetlerini inkâr etsek bile benzeyiş münasebetlerini kabule mecburuz. Unsurlan tahlil edilince, her benzeyişin bazı farklarla farksızlıklardan mürekkeb olduğu görülür. Demek ki, tarih, vakıalan arasında fark olduğunu iddia edenlerle fark olmadığını iddia edenlere ayni derecede hak verdirecek benzeyişlerle doludur. Bu benzeyişlerin istikbali tahmindeki delâlet kıymetlerini inkâr etmek, tecrübenin ve itiyadm krymetini inkâr etmekle bırdir. Mazinin bize verdiği süuru, dikkati ve bilgiyi reddettiğimiz anda adım atmak bile imkânsız olur. Çünkü yürümek için bile evvelce yapılmış tecrübelerin delâletile kazanılmış bir melekeye ihtiyac vardır. Tarih, bir milletin sosyal tecrübelerini hatırlatan ve şuurlandıran millî bir hatua defteridir. Fakat bu tecrübeler. hal için de, istikbal için de, tıpatıp ayni bir taklide ve tekrara model olamazlar; sadece kazanılmış bir tecrübenin geriden gelen ısığı altında, yapılacak tecrübeye karşı dikkati ve şüuru atik davTandırmağa vararlar; mutlak degil. ihtimalî bir hesabla yaoılmasl şart olabi'ecek bazı ihtivatlı rnukayeselere bol ma'zeme hazırlarlar. Tarih, muhakkakiara inandırdığı verde bizi aMatır; yakın ve uzak bütün ir>timalleri düsündürdüğü yerde bizim yolu. muzu aydmlatır. IHEM NALINA MIHINA Ecnebi artist salgmı eyoğlu caddesinde dolaşırten iki adımda bir, saman renkîı saçlan, bir furürist portTesi gibi böyah yüzlerile bizim memleket kadmJarına benzemeyen ve konuştukları dillerden de yabancı olduklan anlajılan bır çok kadına raslayoruz. Bunlar, gtdiba sayıları biraz artan Istanbul barlarının gülleri ve bülbülleridir. Geçenlerde gazetelerde okudum; bu kadın artistler, Suriye, Filistin ve Mısırda toplanan müttefik ordularm zabit ve askerlerini eğlendirmek için, Avrupadan evvelâ Utanbula geli yor, bir müddet burada kaldıktan sonıa. o memleketlere gidiyorlanmş; tabö toplayabildikleri kadar para, öğrenebildikleri kadar sım da beıaber götüreıek. Bu artistlerden bir kısmınm casus oî duklarına, zerre kadar, şüphe etmemek lâzımdır. Uydurma casusluk romanlan değil; fakat istihbarat edebiyatına ve tekniğine aid ciddî eserleri ve hakikî hatı raları okuyanlar, barlarda çalışan kadınlarla bütün san'atkârLklan, çıplak ba caklarınıhavaya fırlatmaktan ibaret o lan artistler arasında, azçok tehlîkeli casuslar bulunduğunu bilirler. Fransada idam edilen meşhur MataHari, bir masal kahramanı değil, işte bu nevi dansoz casuslardan biridir. Istanbula akın eden artistler arasında da, casuslar bulunma dığını kimse iddia edemez. Zabıtamızm azamî derecede uyanık olduğunu biliyo nız; fakat bunlan idare eden istihbarat teşkilâtı şeflerinin, ne hin oğlu hin ol duklannı da biliyoruz. Ço|u, hayatlannı kazanmak için, bu yola dökülmüş olan zavallı, bedbaht kızlar arasına gizlenen casuslan bulup çıkarmak çok güçtür. Çünkü profesyonel kadın casuslar, itina ile aeçilmişler, meslek ve ihtısas mekteblerinde, mükemmel surette yetistirUmisler. staj görmüşler, sıkı bir tecrübeye tâbi tutulmuşlardır. Onun için kolayca ela geçmezleT, hatta kendilerinden şüphe bile ettirmezler. Bütün bu artistlerin casus olmadıklannı kabul etsek dahi, memleketimize bu kadar fazla akm etmeleri doğru mudur? Gerçi, biz seyyah getirmek isteyonız ammî, bunlar memlekete para bırakan değil; bilâkis para toplayıp giden sey yahlardır. Sayılarıru tahdid etmek fena olmaz, sanıyonız. Hakikî san'atkâr olsalar ve memleketimizde san'at hayatına faydalan dokunsa neyse... Bir çoklannm bar varyete ve numaralanna en düşkün olanlarımızm bile bıktığı müptezel danslardan ve tepinmelerden baska bir şey bildikleri ve yaptıklan yok. İktısadî ve siyasî bakımdan çok nazik bir zamanda yaşadığımız su sırada, bunlarm savısını makul hadde indirmekten zarar yok, fayda vardır. Londradaki toplantı Londra 6 (a.a.) Daily Express gazetesinin Kopenhag muhabirinin öğrendiğine göre Sumner Welles, hafta nihayetinde Londrada bir konferans toplayacak ve bu konferansa Amerikanın Norveç, Danimarka ve Isveçteki sefirleri iştirak edecektir. Finlandiyadaki Amerika sefirinin de bu konferansa iştirak etmesi muhtem^ldir. Amerika sefirleri, bulunduklan memleket payitahtlannı terketmeden evvel o memleketlerin hariciye nazırlarile görüşeceklerdir. Amerika mehafili, Welles'in Mussolini ile tekrar görüşmek üzere Romaya gitmeden evevl Londrada üç, dört gün kalacağını ve müteakıben ifa ettiği vazife hakkında malumat vermek üzere Vaşingtona dönece^ini tahmin etmektedirler. Bir gazetenin mütaleaları Amerika, Berline sefir göndermiyor Vasington 6 ( a . a ) Ruzvelt. mat buat mümessillerinin bir konferansında Betline yeni bir sefir tayin etmek tasavvuranda olmadığını ve Alman sefirinin Vaşingtona gönderilece5i hakkında birguna m*lumat almamış olduğunu söylemistir. lyi malumat almakta olan mehafil, Ruzvelt'in bu beyanatta bulunmakla ^Alman propagandasının Welles'in raemuııyetini Alman ve Amerikan diplomasileri ' Welles'i bu gün Re;sicumhur kabul edecek Paris, 6 (Hususî) Cumhur Reîsi Löbrön yann sabah Parise muvasalat edecek olan Amerikan Hariciye Müsteşarı Sumner Welles'i öğleden sonra Elize sarayında kabul edecektir. RuzveH'in mümessili büâhare Basvekil Daladye'yi ziyaret edecektir. Welles cumartesi günü Âyan ve Meb'usan meclisleri rrisleri ve Fransız nazırlarile ayn ayrı mülâkatlarda bulunacak ve pazar günü tayyare ilo Londrava hareket edecektir. nıuııın . ıııınıunınıniUinuilllUUIIIllllllllllllll'lllllllllH .......tıtıtMlllHIIIIimilllI Hudsonun beyanatı Zagrebde tethiş Nazır, İngilterenin cihan piyasalarını inhisara almak istemediğini söyledi Londra 6 (a.a.) Denizaşın Ticaret Nazııı Hudson, lstihbarat Nezaretinde Çemberlayn'in 1 subatta Avam Kamara»mda teşekkülünü haber vermiş olduğu yeni iktısadî organizm olan ihracat meclisinin gayeleri hakkında bir konferans vermiştir. Hudson, bu organizmin Ingiltereye ithal etmek mecburiyetinde bulunduğu harb malzemesine aid tediyatı yapabil mek imkânlarını bahşetmek için ihracatı teşçi etmek tasavvurunda bulunduğunu beyan etmiştir. Hudson, İngilterenin cihan piyasalarında kendi monopolunu tesis etmek arzusunda olmadığı hakkında teminat vermiştir. Ingiltere, ihracat mallarını bitaraf mem leketlere zorla vermek istememektedir. İngilterenin istediği bu malları satın al mak suretile İngilterenin zaferine yardım edeceklerini bu memleketlere anlatmaktır. İngilterenin zaferi ise dünyanın hürri: ye* >i gp^anti altına alma^a muadildir. I Hırvat lideri müfrit harekâtı şiddetle takbih etti Belgrad 6 (a.a.) Malum olduğu veçhile bundan birkaç gün evvel Zagrebde altı telefon kabinesile bir mahkemenin koridorunda bombalar infilâk etmişti. Bu münasebetle Basvekil muavini Matchek, dün, bir beyanname neşrederek bu gibi tethiş hareketlerinin aleyhinde bulunduğunu ilân ve mücrimlerin lâyıkile tecziye edilmelerini taleb etmiştir. Matchek, bilhassa bu gibi harekâtm ihtimal ecnebilerden para almakta bulunan bazı eşhas tarafından yapılmakta olduğunu beyan ve bu eşhasın Sırb ve Hırvatların düşmanları olduğunu ve memlekette siyasî hayatm normalleşmesine mâni olmağa çalışmakta olduklarını ilâve etmektedir. Matchek, bütün Hırvat vatanperverlerini mücrimleri meydana çıkarmak hususunda hükumet memurlanna yardımda bulunmağa davet etmektedir. Bu suikasdler neticesinde nüfusça telefat vukua gelmemiş olduğu gibi hasarat da yoktur. Maarif Vekâletinîn güzel bir kararı Gencleri tercümeye alıştırmak için bir mecmua çıkarılacak Ankara, 6 (a.a.) Tercüme işleri üzerinde çalışmakta bulunan Maarif Vekilliği, yeni teşkil edilen tercüme bürosu taTafından idare edilmek üzere bir mecmua çıkarmağa karar vermiştir. Bir seneden beri vekillikçe neşredilmekte olan «ilk öğretim ve okul spor» gazetelerinin meslek muhitinin haricinde gördüğü raği bet ve hizmet bu yeni teşebbüs için teşvik edici ve cesaret verici bir örnek olmuştur. Tercüme mecmuasında dünya edebiyatının ana kitablarından dilimize nakledilmiş parçalar • icabmda metinleri berabeı olmak üzere tercüme hakkında umumî ve tarihî bilgiler, yapılmış tercümelerin tenkidi, tercüme tenkidleri hak* kında başka dillerde çıkmış etüdlerin türkçeleri bulunacaktır. Lise ve yüksek tahsil genclerini müteaddid Avrupa dillerinde tercümeye çalıştırmak ve esasen tercümesi güç olan metinler üstünde bu içle meşgul mütehassısların alâka ve himmetini çekmek üzere müsabakalar yapılacaktır. Mecmuanın her nüshasında tercümeye aid esaslı bibliyografik malumat b.n lunacaktır. Mecmuanın gayesi bu mevzulardaki ciddî ve objektif yazılarla bizde ümanist kültür hareketinin doğup beslenmesi ve Türk irfanının bu kaynaklardan gıdalanıp kuvvetlenmesine hizmet etmektir. Tercüme bürosu önümüzdeki iki ay zarfında bu esaslar dahilinde çalışarak ve memleketimizin kültür sahasındaki hizmet ve kıymet sahiblerinden istifade ederek mecmuanın ilk nüshasınm neşrini ^»min edecektir. PEYAM1 SAFA YUNUS NADI Harb tehlikesine karşı sigorta Londra 6 (a.a.) Ticaret Nazın, Avam Kamarasında hükumet tarafından idare edilmekte olan harb tehlikelerine karşı sigorta sermayesinin 4 martta 1 5 milyon 620,0'4 liraya baliğ oimuş olduğunu, ancak hükumetin yüzde 5 şilin primi indirmek niyetinde olmadığını beyan c'miştir. Mekteblerde dinlenme tatillerinin zamanı Kuin Elizabet Dünyanın en büyük Transatlantiği gizlice Amerikaya gitti Londra 6 (Hususî) Dünyanın en büyük ve en yeni transatlantiği Kuin Elizabet, Anlantiği katederek Amerikaya vâsıl olmuştur. İngiliz transatlantiği bu seyahati gizlice ve yolcu almadan yapmıştır. Kuin Elizabet, harbdenberi Nevyork limanında bulunan Kuin Mary ve Nor . mandie transatlantiklerine iltihak edecektir. Ankara 6 (a.a.) Kanaat notu veya yazılı yoklama devrelerinden sonra, okullarda talebeye dinlenme fırsatı verilmek üzere, yapılmakta olan tatilin, ikinci not devresi için orta okullarla liselerde ve birinci, ikinci derecede orta ihtısas okullarında 21 mart perşembe sabahından 26 mart salı akşamına, ilkokullarla öğretmen okullarında 2 nisan salı sabahından 7 nisan pazar akşamına kadaT tatbik edilmesi Makâo, 6 (a.a.) Japonlar kesif bir karar'^tırılrr)"! ve M=>prif V^killiğince sisten istifade ederek dün Livangtung vi maarif ve okul müdürlüklerine icab eden lâyetindeki Tongka ve Hiungçan'a as t f ' ^ ' g a t \ ?Dlİ!T ' ! ' ' . ker ihrac etmişlerdir. Bu kuvvetler, gece AmTİkadaki Yunanlı dostiçeriye doğru altj kilometre ilerlemislerlarımizın centUmen dir. Japonlar şimdi Çin kıtaatının şiddetli hareketleri mukavemetile karşılaşmaktadırlar. Binlerce mülteci Makâo'ya keçmaktadır. Ankara 6 (a.a.) Nevyork'da Rumca intişar etmekte olan Atlantis gazetesiIrak, Sâdâbad paktına nin hareketi arz felâketzedeleri için dördüncü defa olarak bin dolar iane toplasadıktır mış olduğu Nevyok'dan bildirilmektedir. Tahran, 6 (a.a.) Iran Hariciye Na Rum ve Yunan aslından olan Amerikalı 7'imın tebrik telgrafına cevab veren ye Türk dostlarının bu müstesna hassasiyetrıi Irak Başvekili ve Hariciye Nazın Sâdâ leri memleketimizde büyük bir takdır ve tad paktını imza eden devletlerle teşriki memnun;etle karşılanmıştır. rr.esai siyasetine devam edeceğini bildirGümiişanede zelzele miştir. Gümüşane, 6 (a.a.) Dün gece saBir Hoîanda tahtelbahri battı at 20,10 da iki saniye süren, 22 de de Amsterdam, 6 (a.a.) O1 1 işaretli dört saniye devam eden şiddetli iki zelHolanda tahtelbahri Heldeei askerî lima zele olmustur. Bu sabah da 2,55 de ve nında bir romorkör tarafından mahmuz 4,30 da iki şiddetli zelzele daha olmuşJ'nmıştır. Ol 1, iki d?kikadan az bir za tur. Hasar yoktur. 14 saattenberi devam man içinde batmıştır. Güvertede bulunan eden kar ve fırtınadan Kop ve Zigana efrad yüzerek kurtu'muşlardır. Tahtelba dağlan kapanmıştır. hir kısmen suyun sathına çıkmış ve imdaPatrasta da zelzele oldu da gelen bir kaç gemi. tahtelbahirin mahAtina, 6 (a.a.) Dün Yunanistanın reclerinin vidalarını sökmeğe muvaffak cenubunda Patras'da iki zelzele olmuştur. olmuslardır. Ol I, gemiler tarafından sığ Biri I 7 ve diğeri 5 saniye sürmüstür. Inaulara doğru çekilmektedir. sanca zayiat yoktur. Amsterdam, 6 (a.a.) 15 gün evvel meydana çıkanlan casusluk teşkilâtına mensub altı kisinin itirafta bulunduğu bildirilmektedir. Bunlar Alman tayyarecilerinin Qroninden kampından akim kalan kacma teşfbbüsleri üzerine tevkif edilmi'ierdir. Casusların vapurlarm hareketi hakkında Almanvava malumat verdikleri zannediliyor. La Haye'de de bir kadın te'"'";* e/Jilmict<r. Holandada yakalanan casusların itirafları Japon!ar cenubî Çinde iki şehri aldılar < = r Moskova, 6 (a.a.) Bir Rus heyeti Bering boğazı civarında Çukotski yarımadasında gavet zengin kömür madenleri bulmuştur. Son aylar içinde mühim miktarda ilk istihsal yapılmağa başlanmıştır. Bu kömürün kalorisi cok yüksektir. Ruslar Bering bogazında kömür buldular Yugoslav Ticaret Nazın Almanlarla uzlaşmaya çalışıyor ( KÜCÜK HABERLElP) * Kopenhag 6 İktısadi vaziyetin vahamet kesbetmesi üzerine bina vergileriuc yüzde 50 nıspetinde zam yapılmıştır. * Londra 8 Çemberlayn, dün akşam sarayda Kral ile uzun bir mülâkat yapmıştır. * Vaşington 6 Brezilya, Amerika ordusunun eski stcklarmdan altı pusluk 90 top satın almıştır. * Kopenhag 6 Soğukların siddeti vüzünden bir grip salgmı başgöstermiştır. Şimdiye kadar 5000 vak'a kaydedilmısiır. * Roma 6 İsviçre ve Holanda hükü metleri, almış olduklan levazıra bedelı olarak Amerikaya 7744 kilo külçe altın göndermişlerdir. * Paris 6 Arcueil'de gizli bir matbaa meydana çıkarılmıştır. Bu matbaada vi lâyetlere gönderilmek üzere Humanite gazetesi basılmakta idi. * Budapeşte 6 Naib Hortl bir kac gündenberi sogukalgınlığmdan mustarib , dir. Ancak iki üç gün sonra yataktan kalkab^ecektir. * Kahire 6 Meclis, milli müdafaa ve ezcümle tayyare ve mühimmat mubavaası için munzam bir buçuk milyon Mısır Hrası tahsis eden kanun lâylhaa kabul etmiştir. Berlin 6 (a.a.) Hariciye Nazın Von Ribbentrop, Yugoslav Ticaret Nazırını kabul ederek kendisine Alman kartalı nişanmın büyük kordonunu tevdi etmiştir. Alman istihbarat ajansmın bir mümessiline beyanatta bulunan Yugoslav Tica. ret Nazın, Alman iktısadiyatile Yugoslav iktısadiyatının yekdiğerini itmam etmekte olduğunu ve iki memleket arasmdaki mübadelelerin hayatî bir mesele teşkil et mekte bulunduğunu söylemistir. Yugoslavyanın bitaraflığsndan bahseden nazır, bu bitaraflıeın kendilerile ticaPaul \'alery'ye göre tarihçinin sahib olrî münasebetlerde bulunmakta olan bütün memleketlere tatbik edilmesi lâzım duğu bir (yakin = certitude) var mıdır? Hiç. Mevsukiyetleri üstünde bütün tarihgelmekte olduSunu ilâve etmiştir. çilerin birleştikleri bazı tarihî vakıalar yok Şimalî Afrikada îtalyan değildir. Charlemagne 800 senesinde zayiatı imperator olmuştur ve Marinyan harbi Roma, 6 (a.a.) Resmen bildirildi 1515 senesi 1 5 eylulünde yapılmıştır. Eğine göre Italyanların subat aymda Şima vet, fakat hâdiseler ve vesikalar arasınlî Afrikada yapmış oldukları istiksaf ve da tercih serbestliği, tarihçiye, tarihi kenzabıta harekâtı esnasmda uğramış bulun di hurafelerine ve sahib olduğu fikirlere göre anlatmak imkânını verir. Tarih isteduklan zayiat, 1 1 maktulden ibarettir. Paris, 6 tcnluk Jan indirilmiştir. haiz olduğu lar. Fransanın Jeanne d'Arc zırhlısı denize indirildi (a.a.) Fransanm 35 bin Dark zırhusı bugün denize Gazeteler bu veni zırhhnın ehemmiyeti tebarüz ettiriyor Londra, 6 (Hususî) Sovyet büyükelçisi Maisky bugün Hariciye Nazın Lord Halifaks'ı ziyaret ederek, bir Sovyet gemisinin Çin sularında İngiliz donar.ması tarafından araştırılmasınl protesto etmiştir. Rusya, Ingiltereyi protesto etti Bıüksel, 6 (a.a.) Millî müesseselerin müdafaası nrojesinin mecliste müzakeresi esnpsında Rpxiste"lerden Degrelle'in harbdenberi t?kib edilmekte olan sosyalist siyasetine hücum etmesi üzerine şiddetli bir hâdise çıkmış ve celse tatil edilmistir. Beîçika narlamentosunda şiddetli hâdiseler
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog