Bugünden 1930'a 5,466,700 adet makale



Katalog


«
»

30 Temmuz 1939 CUMHURIYET İLİM ve CEMİYET ilim terbiyesi Yazan: Prof. SALtH MURAD Yirmi beş senedenberi memleketimizin fazla tafsilât istenir bulunuyor. Onları birkaç yüksek mektebinde fizik ve riyazi ya ayrı bir makale veya hususî mektubla ye dersleri verdim. Yüzlerce mühendis, bildirmek âdetimiz ve zaten vazifemizdir. kara ve deniz ordu zabitlerinin ilmî da Fakat bu yazılardan birisi atılgan bir oğarcıklarına bir nebze bilgi hamulesi ek kuyucunun gözüne ilişmiş ve İstanbul galeyebilmeğe çalıştım. Binlerce talebe ye zetelerinden birınin bir buçuk sütununu tişrirmekle iftihar duyanlardanım. Bu işgal eden bir yazının çıkmasına sebeb müddet zarfmda şu hakikatleri öğren olmuş. (Su tazyikı altmda ezilen çelik) başdim: İlmi hakikatleri doğru öğrenmek, lıklı yazıda bir takım hatalar gördüğünü doğru söylemek, yapılan bir yanlışhğı derhal kabul ve tashih etmek. Bütün ta iddia eden muhterem bir mühendis uzun lebelerim bunu bilirler.. Derste bir yan bir makale ile bana nasihatler vermiş. lışlık yapsam, bu yanlışı ihtar eden tale Hata zannettiği üç buçuk satırlık ibare beye şu iki bakımdan teşekkür edeıira ve den dolayı beni ilmî mevzularda lâüba memnun olurum: 1 Yanlışın vaktinde lilikle ithama kadar vardıran muhterem düzelmesinden dolayı beyhude emek ve mühendisin hata düzeltmek gayretile bir zaman sarfından kurtulmuş olurum; 2 alay hataya düştüğünü görmekle müteesTalebenin dersi dikkatle takib ettiğini sirim. O yazıyı sonradan gözden geçir pdim. Bir tek hata, hatta mürettib hatasını anlarım. bile, göremedim. Yalnız ayn ayrı mev Fakat talebeler arasmda bazan fazla zular arasmdaki ayırma işareti olan yıl atılganlar da bulunur. Haddizatında dızlar ortadan kalkmış. doğru olan bir hal suretini, ya acele ettiGelelim onun hatalarına: (Buhar mağinden ve ya gösteriş kasdile, yanlış di.kinesinin pistonunu daha fazla muharye iddia eder. Böyle talebelere de nasirik kuvvej) addeden münakkid bunda hat veririm. Bunun da iki sebebi var. (1) yanıhyor.. Piston bir muharrik kuvvet deBir işin aslını iyi öğrenmeden ileri atıl ğil, belki bir tahrik vasıtası olabilir. Bu mak yolunun tehlikeli olması; (2) Ta radaki buhar da bir tazyik ajanıdır. Nilebe bu hareketile hem hoca ve hem de tekim su cenderesinde bu ajan sudur. îsarkadaşlan vakitlerinin beyhude geçmeterseniz bu ajan demir, çakıltaşı, hava, sine sebeb olması. hasılı herşey olabilir. Pistona vaki bu tazîlmî meselelerde tenkidler hangi taraf yikten su cenderesinde olduğu gibi diğer tan vaki olursa olsun ilme has terbiye yolda istifade etmek mümkündür. Mü usulünün dışına çıkmış olmamalı. Çünkü nakkidin su cenderesinin tatbikat saha ilim, haddizatında, bir nevi metod ve larına aid olarak gösterdiği misaller pek terbiyedir. Uzun tecrübeler bize gösteri eskidir. Daha yenileri var. Saç levhalar yor ki yalnız ilim işlerinde değil, hayatm birbirine su cenderesile de perçinlenebi herhangi bir safhasında mütekâmil insan lir. Perçinleme işi yalnrz balyoz veya lar küçiik çocukların bile hakh tenkidle hava çekiçlerile, yani darbe usulile de rini kabul etmek zaruretinde kalırlar. ğil, cenderede olduğu gibi sıkıştırma usuEskiden duyduğum bir hikâye vardır: lile de yapılabilir. îngilterenin maruf ressamlarmdan biri Evvelce de arzettiğim gibi hatayı dünin bir resim sergisinde teşhir edilen eseri zeltmek nekadar iyi ise, bunda samimî seyredenlerin hayret ve takdirlerini cel olmak ve hataya düşmemek üzere hazırbetmiş. Bu yüzden resme büyük bir kıy lanmış bulunmak o kadar esastır. Acele met takdir edilmiş. Bunu seyredenler a edilirse ve samimiyetten ayrılmırsa hata rasmda bir ailenin küçük bir çocuğu res düzelteceğim diye bir takım hatalara düşme bakarken bir yanlışhğı haykırarak mek ihtimali vardır. ilân etmiş. Bu eser bir evin bahçesine aid Prof. Salih MURAD bir manzara imiş. Çocuk «domuzlar yemeklerini yerken ön ayaklarını yem ka bınm içine sokarlar, halbuki bu resimde Izmirden Istanbula gönderilen vapur domuzun ön ayaklan dışarıda» demiş. İzmir (Hususî) İzmir körfezinde Bunun üzerine ressam resmi parçalamış. Komşunun bahçesinde domuzların nasıl işlemek için yapiınlan yeni vapurlardan gıda aldığına dikkat eden çocuk, resmin Efes vapuru, temizletilmek ve kızağa çekilmek maksadile bir müddet evvel bediî kıymetinin farkmda olmıyarak, bilîstanbula gönderilmişti. diği bir hakikati söylemiş oluyor. San'a Halk arasında bu vapurun îstanbulda tında pek mahir olan ressam da domuzla alıkonulduğu, hatta Mudanya seferle rın nasıl gıda aldıklarınm farkında olmı rine çıkanldığı şeklinde bazı şayialar yarak resim yapıyor. Burada münakkid çıkmıştır. Fakat alâkadarlar, bunun doğolan çocuğun samimiliğini de hesaba kat ru olmadığım ve böyle bir ihtimalin akla gelemiyeceğini söylemekte ve vapuru mahyız. beklemektedirler. Bu yazımda ilim terbiyesine girebilen diğer bir misali alacağım. (Cumhuriyet) Tayyare mühendisleri te (İlim Köşesi) başhklı bir sütun var. yetiştirilecek Bu sütunda fen âlemindeki yeniliklerden, Samsun (Hususî) Karadeniz hakeşiflerden bahsedilir. Bunlar arasmda valisinde tetkik seyahati yapmakta olan ağır olanlar da var, hafif olanlar da. Mevzuları seçmek, dozlarınm derecesini Nafıa Vekili Ali Fuad Cebesoy, gazetetayin etmek o yazılan yazana aiddir. cilere verdiği beyanatta, demiryolunun Ben bunları yazarken ilmî hataya düş Erzuruma Cumhuriyet bayrammdan damemeğe çalışırım. Fakat bazan tnürettib ha evvel varacağını, su işlerine vüs'at vehatasından veya acele yüzünden ufakte rileceğini, bu sene Yüksek Mühendis fek hatalar olabilir. Nitekim geçenlerde mektebinin teşkilâtına ilâveler yapılarak, çıkan (Radyo lâmbası) yazısmda (an burada tayyare mühendisi yetiştirmenin ten devresi) yerine (ateş devresi) dizil de imkân dahiline gireceğini söylemiştir. miş. Bu gibi ufaktefek hatalan okuyanlann aklıselimine bırakarak tashih etme Komşusunu başmdan taşla yiz. Fakat ciddî hatalar olursa onlan tasyaraladı hih etmek mecburiyetinde kalırız. Büyükadada Salhane sokağında otu Ben bu yazılara aid bir takım mek ran Leman, aralannda çıkan kavgada tublar alıyorum. Hemen hemen hepsi komşusu Marikayı taşla başmdan yaratakdirle başlıyan bu mektublarda bazan lamıştır. Leman yakalanmıştır. Modern ticarette dekorun kıymeti PAZABDAN PAZADA Harb yalanları dilmesini, fakat ondaa sonra «galib», «muzaffer», «kahraman» ilâh... sıfatlarınm istenilen kulübe bahşedilmesini istersiniz. ^Culübleri rencide eden şey «mağlub ilân edilmek» değil, kâinatın gözü önünde bir maçı kaybetmektir. Burada kelimenin hiç rolü yok. Meselâ herkes Beden Terbiyesi Genel direktörlüğünün bu tebliğine «abes» diyeceği yerde «manasız» dese, Genel direktörlük abes bir iş yapmamış olmakla öğünebilir mi? Başvekil dün akşam Ankaraya gitti Son asrın ticarî formüllerinin kan şıklığı nispetinden göze ve duyguya hitab eden öyle mühim noktaları vardır ki bunları bilmiyen ve yapmağı becere miyen ticaret er babı peşinen muvaffak olamamağı gö ze almış demektir. Vedad Ar Şüphesiz ki asırlara taksim edilmesi lâzım gelen bir tekâmülün mahsulu olan mo dern ticarî dekorasyon da bugünün ticaret hayatında bir lâzım gayrimüfarık haline gelmiştir; birini diğerinden ayrı olarak yapmak değil, düşünmek bile Yirminci asnn ticarî zihniyetine aykırı gelmektedir. Daha fazla Umumî Harbden sonra garbdan şarka esmeğe başlıyan dekoras yonu memlekette yeni tanımağa başlıyo ruz. Bunun için gözümüze ve duygumuza en güzel bir şekilde hitab eden canlı bir dekorasyon nümunesini gördüğümüz zaman karşısında uzun uzun durup takdirden göüzümüzü alamıyoruz. Bu takdir hissinin alelekser nereden geldiğini dahi farkedemiyoruz. Bizi kendisine çeken bir vitrinin, iyi tanzim edilmiş bir mağazanın muvaffakiyetini başka noktalarda arıyor da bu hissin oradaki meçhul dekoratörün muvaffakiyetinde olduğunu düşünmüyo ruz. 11 inci Yerli Mallar sergisinde deko rasyonun bu muvaffakiyetini, mevzuun şekil ve renkli ifadesini gördük. Meselâ, Sümerbank paviyonunda, paviyonun perçinli demirlerle inşa edildiği hissini veren dekor bir anda gözlerde Sümerbankın faaliyet sahasını ve devlet fabrikalannın azametini canlandıran bir amil oluyordu. «Yarınki istanbul» paviyonunda ma î bir gök ve Istanbulun yedi tepesini tanzir eden yedi yıldızm bulunduğu plâton al tında kıvrılıp uzayan ekleraj huzmesi bir anda güzel Boğaziçini ve parlak gecelerini ne kuvvetle hatırlatıyordu. Bilhassa bu ışığm îstanbul maketleri üzerinde tek sif edilmiş oluşu, gösterilmek :st«nen nok taya nazarı dikkati celb için hiss^dilmiven fakat sürükleyici bir vasıta olarak nekadar muvaffak olmuştu. Serginin bugün en güzel paviyonlarmm başında gösterilen «Cumhuriyet» paviyonu sadeliği içinde, «Cumhuriyet» binası nm dünya membalarına ıstinad ettiğini ve bu membalardan alınan kuvvetle çıVanlan eserin bütün dünyaya intişarını ne güzel göstermektedir. Bir gazetenin bütün dünya ile olan sıkı alâkası bu şekilde mükemmel bir surette canlandırılmıştır. Harb yalanları Galib • Mağlub Eski ve yeniIarmı aldıktan[Baştaraft 1 inci sahifede] • sonra, esas binaya gırmiş, Yerli Mallar sergisinde Atatürk büstü önünde hürmetle iğildikten duşlar H. P. rumuzu Gizli haberlere dair sbnra İstanbul şehir paviyonunu ziyaret güzel nümuneler göze etmşitir. Şehir paviyonunda Başvekile, Yazan: SERVER BE01 çarpıyor harita ve maketler üzerinde, Vali ve BeBüyük Harb içinde, bitaraflar müstesna, her memleketin hükumeti ve matbuatı, halka cesaret vermek için bir sürü yalanlar neşrederlerdi. Fransada mı, İngilterede mi, bir yerde bu yalanlar toplanmiş ve kitab halinde çıkarılmış. Görmedim. Merak da etmiyorum. Büyük Harbde pek genc bir çocuk olduğum halde, resmî tebliğlerin «Kıtaatımız filân hattın gerisine çekilmiştir» gibi cümlelerinde ne müthiş hezimetler gizli olduğunu bilmiyenlerden değildim. Bir dünya harbi olursa, şüphesiz her hükumetin resmî tebliğinde düşman daima ric'at halinde bulunacak, şu kadar bin esir, bu kadar bin tüfek bırakacaktır. Hiçbir tebliğde şu cümleye tesadüf edilmez: «Felâket! Şark cephesinde harbi kaybettik. Vaziyetimiz fena. Erkânıharbiye, eli şakağında, düşünüp duruyor. Ne halt edeceğiz, bilmem.» Harb ilminde bu nevi samimiyetlere cevaz olmadığı için daima müşpet telkinler yapmak âdettir. Japonlar, Mogol Sovyetlerden 621 tayyare düşürdüklerini haber veriyorlar. Gelin de inanın. Karşı tarafm iddiası tam tersine. Gidip sayamayız. Çin tebliğlerine bakarsanız Japonların bugüne kadar çoktan Asya kıt'asından dışan atılmaları lâzım gelirdi; Japon tebliğlerine de bakarsanız Japonların çoktan bu kıt'ayı fethetmeleri icab ederdi. Ortada Milletler Cemiyeti de yok ki hangi tarafı himaye ederse o tarafm berbad vaziyette oldjığunu ve daha berbad vaziyete düşeceğini anhyalım. Elimizde bu muteber ölçü de kalmadı. Dünyanm hiçbir ajansına inanmazsak o zaman da ne diye okuyoruz? En hayalî tefrikaları, en hakikî ajanslardan daha doğru bir dünya matbuahna ne lüzum var? Gene marifet, hâdiselerin gidişatından hakikati keşfetmeye kalıyor. Her okuyucu büyük bir diplomat kesilmeye mecbur. lediye Reisi Lutfi Kırdar, şehrin müstakbel şekli hakkmda izahat vermiş ve Başvekil bu izahatı büyük bir alâka ile dinlemiştir. Doktor Refik Saydam şehir paviyonundan aynlırken, Valiye: « Halka, şehri bu kadar açık göstermek, vereceğimiz şekli anlatmak vazifemizdir, demiştir. Şimdi iyi bir fırsat zuhur etmiştir. Bundan iyi istifade edebiliriz.» Müteakıben Sümerbank paviyonuna giren Başvekil, devlet fabrikalarında yapılan mamulât ve masnuat hakkmda ayn ayn izahat aldıktan sonra bilhassa köylü tipi elbise ve ayakkabılar üzerinde dur , muş, fiat, kalite ve satış vaziyetleri ! etrafında uzun malumat almıştır. J Başvekil, buradan Sanayi Birliği reisî î Doktor Halil Sezerin madenî mobilya paviyonuna geçmiş ve Halil Sezere, de ! mir sanayiimizin vaziyeti, Karabükün fa j aliyete geçmesile hasıl olacak vaziyet, ' haricle rekabet ve vergi işleri üzerinde ' sorduğu suallere cevablar almış ve demir sanayiinin gösterdiği tekemmül karşısın '• da takdirlerini söylemiştir. j Etibank paviyonunda da birçok ma» den nümuneleri üzerinde izahat alan Başvekilimiz, kauçuk sanayii paviyonunda lâstik meselesi üzerinde Sanayi Birliği umumî kâtibile lâstikçilere bazı sualler sormuştur. Başvekile, ham kauçuğun gümrüğe 50 ı kuruşa geldiği, fakat vergiler ve takas • primlerinin yüksekliği yüzünden fabrikaya kilosunun 215 kuruşa mal edildiği, kauçuk mamulâtınm haricden dahjj kolay girdiği, memlekette yeni kurulan Zafer otomobil lâstiği fabrikasının bu yüzden işini yürütemediği bildirilmiştir. Bunları dinliyen Başvekil: « Bu işi düzeltmek lâzım ve her halde düzelteceğiz» demiştir. Bir mensucat paviyonunu gezerken tekrar köylü elbiseleri mevzuu üzerine dönen Başvekile, Sanayi Birliği reisi Dr. Halil Sezer, şayanı dikkat bir teklif arzetmiştir. Halil Sezer demiştir ki: « Şimdi kumaş çeşidi çok olduğunıı» fıoll«T t«ka]iif eA'\\Tnr Fçgar lrX5.lU«.U«» Eski ve yeni duşlar Şu kaleci Necdet vak'asmda bir noktaya dikkat ettim: Polis, hakemi döğen bu mahluku, duş yapması için bir müddet serbest bırakmış ve meşhud suçtan kurtulmasmı temin etmek istiyorC muş gibi elden kaçırmış. Bu hâdise, eski devirlere nispetle bizim polisin an'anesinde mühim bir fark olduğuna işarettir. Eski devirde olsaydı polis, Necdeti karajcola götürür, ona duşu orada yaptırırdı, yani: Bir temiz ıslatırdı! H. P. rumuzu Fransız gazetelerinde gördüm: Ingilterede, bir mektub yazan adam, yakında bir tatil gezmesine, bir seyahate, bir eğlenceye çıkacağmı haber vermek isterse, cümlenin sonuna H. P. harflerini koyarmış. Bu âdet yeni çıkmış: H. P.t «Hilter Permitting» yani «Hitler müsaade ederse...» cümlesinin ilk harfleridir. Hâşâ sümme hâşâ, bizim «inşallah» gibi birşey. Alman devlet reisine peygamberlik izafe edenler oldu ama, hele Ingilterede, ona böyle ilâhî bir kudret atfedilmesine inanmak zordur. Fakat, gene t u haberi veren Fransız gazetesı hatırlatıyor: H. P., motörlerin üstündeki beygir kuvvetine işaret eden rumuzdur! Makine asrında, bu da pek istihfaf edilebilecek bir kudret değil! Galib mağlüb Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü «Spor kulüHerini rencide ettiği için galib mağlub tabirlerinin kaldırılmasına, bunun yerine gazete'erin (Filân kulüb 8 1 kazandı) veya (Filân kulüb 2 9 kaybetti) diye yazmalarına karar vermiş. Gülmeyiniz. Dün bu haber ajans vasıtasile neşredildi. Genel direktörîüğün böyle bir karar verdiği muhakkak. Hassas ve alıngan spor kulüblerinin, nazlı genc kızlar gibi kelimelerden incindiklerini kabul etsek bile, bu tedbirlerin hırçın spor an'anemize ne yolda bir salâh getirebileceğini anlıyamıyoruz. Evvelâ bir mücadelede galib gelmekle kazanmak arasmda, kelimenin tesiri bakımmdan ne fark var? Çok defa kaybetmek, mağlub olmaktan beterdir. Meselâ tavlada mağlub olabilirsiniz, eğer boşuna oynadmızsa birşey kaybetmezsiniz; fakat tavlada para kaybetmek, hem bal gibi yenilmek, hem de zarara girmek olur! Gizli haberlere dair Geçen haftaki tarizimizin neticesi mi, değil mi, bilmiyoruz; fakat memnuniyetle görüyoruz ki Son Posta «Gizli haberler» sütununu lâğvetmiş. Bu dirayeti öteki gazetelerden de bekleriz. Bu zamanda, ajanslann verdiği haberleri tekrarlamak için milyonlarca lira harcıyarak gizli hafiye ve istihbar teşkilâtı kullanmaya değer mi? Yazık paraya! Arkadaşım Halil Lutfinin biraz müsrif olduğunu bilirdim ama hâdiselerin içyüzünü görmek için milyonlarca liraya kıyacağına inanmazdım. Okyanusların dibine bile dalgıclar indiren bu arkadaş, inci saydeder gibi devletlerin esrarını öğrenmek için elinden geleni yapıyor. Benim gizli haber vermek âdetim olmadığı için bu garib israf hâdisesinin içyüzünü de kapah geçiyorum! Yukarıda birer misal olarak zikrettiğimiz üç paviyonu «Cumhuriyet», «Sümerbank», ve «Yarınki İstanbul» pavi yonlarını hazırlıyan profesör san'atkâr Vedad Ar bu işte muvaffakiyetin îirnnı anlamış ve bunu tatbikte muvaffak olmuştur. Senelerdenberi bu genc san'atkârın İstanbul ve İzmir sergilerinde kıymetH eserlerini görüyor ve takdirle karşılıvoruz. Nevyork scrgisi konkurunu kazanan eseri de onun muvaffakiyetini tebarüz ettiren bir şahika idi. ı İstanbul avcılarının dünkü toplantısı J Yeni Beykoz kaymakamı Avcılar, dün yaptıklan kongrede... İstanbul Avcılar ve Atıcılar Birliğile İstanbul Avcılar Kurumu heyeti umumiyeleri dün &aat 14 te müştereken toplanmışlardar. Müzakere mevzuu, her iki teşekkülün birleşerek (İstanbul Avcılar ve Atıcılar Cemiyeti) namı altmda bir teşekkül vücude getirmesi idi. Bu cihet reye konmuş ve alkışlar arasmda kabul edilmiştir. Bundan sonra ruznamenin diğer maddelerinin müzakeresine geçilnıiş ve uzun münakaşalar nejicesinde her iki teşekkülün bugünkü idare heyetlerinin iki sene müddetle yeni teşekkülün idare heyetini teşkil etmelerine eski idare heyetlerince hazırlanmış olan nizamnamenin idare heyeti tarafından tetkik ve teksir edilerek heyeti umumiyeye arzedilmesine karar verilmiştir. Memleketimizde dekorasyon hususunda ilk adımlan atan ve her zaman yeni mükemmeliyette eserler verirken bir ta Sonra, bu tabirler arasmda büyük bir raftan da talebeler yetiştiren Vedid Ar fark olduğunu kabul edelim. İddialı bir bu muvaffakiyetinden dolayı cidden tebmücadelede tabirin ne hükmü kalır? Arike lâyıktır. yağını ömründe ilk defo bir konserve kutusuna vuran çocuk bile, herhangi bir maçta, gazetelerin kullandığı tabire değil, neticeye bakar. Galatasaray 8, FeUzunköprü kayma ner 3 diyiniz, kâfi. Çocuk eğer Galatakamlığını muvaffasarayı seviyorsa sevincinden zıp zıp sıçkiyetle ifa eden Sarar, Fenere bağlı ise öfkesinden komşudeddin, Beykoz kaynun camma taş atar. Kendinizde bir demakamı İhsanın oraneyiniz. Meselâ siz Fenerlisiniz. Son Gadan terfian ayrılmalatasaray Fener maçmın neticesinden sı üzerine, Beykoz haberiniz yok. Telefonu açıp Cumhurikaymakamlığına tayet'e soruyorsunuz: yin edilmiş bulun Fener galib mi? maktadır. Çalıştığı Ha^ır! muhitleTde sâyile ken Yeni Beykoz kaymakamı Sadeddin Eyvah... mağlub mu oldu? dini sevdirmiş olan Hayır! genc kaymakam buradaki vazifesine baş Ha... eh... berabere kaldılar delamıştır. mek. Bir çocuk ıslahhaneye Hayır, berabere de kalmadılar. Vay, demek hakeme bir yumruk gönderilecek daha atıldı, maç tatil edildi! Mehmed Emtn adlı bir çocuk, dokuz Hayır! Maç intizamla yapıldı, f erden öteberi çaldığı iddiasile yakalanbitti. mıştır. On bir yaşmda olan Mehmed E Peki, netice nedir, netice? minin, geceleri Beyoğlundaki muhtelif Galatasaray 4 2 kazandı. apartımanlann pencere ve balkonlarma Bu neticeyi öğrenince siz, telefonu kaçıktığı, ne bulursa aldığı, bu arada müpayarak: «Oh!.. Yarabbi şükür!.. Fener cevher de eline geçtiği iddia olunuyor. Dün sabah Adliyeye getirilen bu çocuk, mağlub olmamış!.. Dörde karşı iki kaylâzım gelen kanunî muamelenin ikma betmiş. Çok şükür!» diyiç arka üstü yalinden sonra Ankaradaki Islahhaneye tacak mısmız? Hayır!.. Bilâkis, siz Fenerin 4 2 kazanmasını, bunun ilân egönderilecektir. SERVER BED1 Dârendede yağmurların yaptığı tahribat Darende (Hususî) Buraya birkaç gündenberi yağan şiddetli yağmurlar kazanın muhtelif köylerinde tahminen 30 40 bin liralık zarar iras etmiştir. Sel, Ayvalı nahiyesinde 17 evi tamamen götürmüştür. 10 ev kısmen yıkılmış, Medişih, Mezgidan, Mığdı köylerile Ayvalı nahiyesinde 40 50 kadar harman mahvolmuş, Medişih köyünde 130 koyunu sellea: sürüklemiş, bu köydeki yeni ya pılan köprü hasara uğramış ve 24 saat kadar otomobil seferleri durmuştur. Hacılardan 6 7 yaşmda bir çocuk sulara kanşmıştır. Kaymakamın teşvikile felâketzedelere yardım edilecektir. kullandığı bu tip kumaşlar standardize edilirse fiat da sabit olur ve bunu devlet daha kolay kontrol edebilir.» Başvekil, bu teklifi ehemmiyetle karşılamış ve bu şeklin tatbikatına aid bazı izahat da almıştır. Buradan bahçeye çıkan Başvekil, neşriyat ve înhisarlar paviyonunda tetkikat yaptıktan sonra, gazetemiz tarafından kurulmuş olan «Cumhuriyet» paviyonu önüne gelmiş ve paviyonumuzun takdimini bizzat Vali ve Belediye Reisi Doktor Lutfi Kırdar yapmıştır. Bunjı: « Çok güzel, bir yenilik...» Şeklinde mukabelede bulunan Başvekil, Valinin «Cumhuriyet» paviyonu ve tabı sanayii hakkmda verdiği izahatı dinledikten sonra arkadaşımız tarafından takdim edilen «Cumhuriyet» hatıra rozetini teşekkürle kabul etmiştir. Başvekil, saat 11,30 da s/ergiden ayrıhrken Sanayi Birliği reisinin elini sıkarak: « Tebrik ederim. Sergi çok güzel; mevcud şartlar içinde muvaffak olmuşsunuz» demiştir. Bu esnada kendisinden intıbalarını soran arkadaşımıza, Başvekil şunlan söylemiştir : « Sirgiyi berabeA gezdik. Çok mükemmel bulduğumu söyliyebilirim. Yalnız şu noktayı tebarüz ettirmek isterim ki, Türk matbuatına düşen vazife, yerli mallarımızı yabancı malı gibi gösterenIerle mücadele etmek ve bu kanaati ortadan kaldırmaktır. Bu nokta esas dava telâkki olunmalıdır.» Başvekil Ankaraya döndü Aydın yolunda bir kamyon kazası Çine (Hususî) Aydmdan pazar yolculannı aldıktan sonra Çine istikame tinde hareket eden Çine belediyesınde kayıdlı 8 numaralı otobüs, şoförü Ali Rızanın yolda haddi istiabiyi çok aşan daha bazı yolcular alması yüzünden bir hendeğe yuvarlanmıştır. Çünkü makinenin aksamı, fazla sikletin tesirile bozulmuş, şoför direksiyona hâkim ola mamıştır. 6 erkek, 1 kadın yaralanmış, şoför tevkif edilmiştir. Başvekil, dün öğleden sonra bazı hususî ziyaretlerde Kulunmuş ve akşam Ankaraya gitmek üzere Haydarpaşaya geçmiştir. Haydarpaşa garında, şehrimizde bulunan Vekiller, meb'uslar, Vali ve İstanbul komutanile birçok zevat Başvekili uğurlamışlardır. Başvekil, teşyie gelen zevatm ellerini sıktıktan ve bir müddet görüştükten sonra, Hariciye Vekili $ükrü Saracoğlu ile birlikte, eksprese bağlanan hususî vagona binmiş, Ankaraya hare.ket etmiştir. Ingiliz Hava Nazırı bir kaza geçirdi Londra 29 (a.a.) Hali hazırda Kingsley Wood'un dün akşamki tayyare ka zası neticesinde pek ziyade sarsılmış olduğu haber verilmektedir. Pilot, dizin • deki bir yaradan muztaribdir. Mürett^ battan iki kişi de hafif suîette yaralan mıştır. Her üçü de hastaneye kaldırıl mıştır. Kingsley Wood, kaza mahalline yakm evlerden birinde istirahat etmektedir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog