Bugünden 1930'a 5,447,902 adet makale



Katalog


«
»

c 11 Temmuz 1939 CUMHURlYET Iktısadî hareketler Ticaret Vekili Cezmi Erçin, Büyük Millet Meclisinin son içtimaında, Parti Müstakil reisi Ali Rana Tarhanın haricî Tarih dersinde (dünyanın yedi aci ticaretimizde tatbik edilmekte olan usulYazan: Fazıl Ahmed AYKAÇ besi) diye birşey öğrenıriz. Milâddan çok lerin tadili için ne düşünüldüğüne dair Transilvanya vapuru «Pilavkaya) ön tir. Şu sebeble çürük zevkleri, bize verdi evvel meydana getirilmiş cjlan bu yedi ve hayat pahalıhğı hakkındaki tetkiklerin lerine varmıştı. Islakça bir rüzgârın peş ğin temız sahifeler etrafına çağırmak için acibenin herbiri büyük çapta bir yapıdır. ne zaman tatbik sahasına intikal edeceği temalına sarınarak yukarı güverteden mutlak eserine iftira etmeliyim!.. Eski acibeler şunlard;r: (1) Mısınn ehyolundaki sualine cevab verirken bilhassa mahlu' payitahtm dış kıyılarına bakıyorFakat şakayı bir tarafa bırakırsak ne ramları; ( 2 ) Olimpiya'da Zevs yahud serbest ithalât rejimi üzerinde durdu. Veduk. Bir akşam önce Köstencede tanıştı göreceğız? Hemen söyliyelim ki dilimi Jüpiter ilâhmın büyük heykeli; ( 3 ) Bakil, Ticaret Vekâletinin, serbest ithalât ğım Türk bir yolcu sordu: zin klâsik sayılabilecek edebî kıraatler bilin asma bahçeleri; ( 4 ) İskenderiye feYazan: SEL1M SIRRI TARCAN rejiminin hayat pahalılığile olan sıkı irti Gördünüz mü efendim? den en çok mahrumiyet duyduğu bir de neri; (5) Ayasolug'da Diyana mabedi; hatını asla gözden uzak tutmadığını söyVe arkasmdan bir kitab uzattı: virde Ruşen Eşrefin kitabı bütün seçkin, (6) Rados adasındaki güneş ilâhı; ( 7 ) ledikten sonra himaye politikasının terbiBoğaziçi: Ruşen Eşref. merd ve temiz duygulu gencliğe tavsiye Halikarnas'daki Mosolum yahud Mosoyetkâr ve yetiştirici bir himaye hududu Hayır, kitab halinde görmemiştim; edebileceğimiz en mümtaz edebiyat nefi lus'ün mezarı. içinde kalması için gümrük ithalât tarifesi Bunlardan sonra gelen yedi acibe de üzerinde bir revizyona ihtiyac bulundu fakat görmüşten daha iyi biliyordum. selerinden biridir. Orada ince, girgin, yoÇünkü eski ve san'atkâr arkadaş, bana rulmaz, çok renkli ve güzellik meftunu şunlardır: ( I ) İskenderiyede katakom • ğunu tebarüz ettirerek bu hususta hazırlıBüyükadada gönlüme en serin gelen dost bir muhayyilenin Boğaz etrafındaki bü lar (medfenler) ; (2) Romadaki Koli ğa başlanmış olduğunu ilâve etti. ikramını, eserinden birçok parçayı bizzat tün ihtizazlarını zaptetmış harikulâde bir sum; (3) Çindeki sed; (4) İngilterede Kontenjantman şeklinden sonra millî (mikrofon) göreceksiniz. Bize tabiate Salisbury civarında Neolith veya eski sanayi ve istihsalâtm korunması, ithalâtı okumak suretile göstermişti. Ben o vakit iki şeye dikkat etmiş ve bakmağı, onu görmeği öğretir, bir peyzaj tunc devrinden kaldığı tahmin edilen dimızla ihracatımız arasında bir tenasüb teöğretmeni, manzara kılavuzu bulacaksı kili taşlar; (5) Nankin'deki porselen kumini ve ithalâtın memleket menfaatlerine imrenme duymuştum: Üstad, pehlivanlığa ve bazularını şişirmeğe başladığı zamanlar le; (6) Ayasofya camii; (7) Piza'nın 1 Hayatın ister istemez gönülleri nız. uygun bir hadde yapılmasile beraber ithaDaha Galatasaray Sultanisinde iken lam vücudlu olmak için beni örnek alı mail kulesi. Ruşen Eşrefin (Boğaziçi) mevzuuna lâtın mevcud şartlar içinde en müsaid bir mize, yığdığı birçok görgü ve acı molozuüstadım Faik Beyin teşvikile merak sar nız! derim, böylece kuruntu ile sabahlaBunların hepsi büyük çapta yapılar * tarzda cereyanı için konulan serbest ithal na rağmen arkadaşımm ruhunda nasıl ol bağladığı sahifelerde bizi dil bakımından dırdığım vücud idmanlan Mühendisha dım. Ertesi gün mektebe gittim. Müdür dır. Meselâ Diyana mabedi 103 metre muş da bu kadar şaşılacak bir duygu ta düşündürecek bir çok kıymetli unsur daha ne Harbiyesine girdiğim vakit iptilâ de şişmanca, kara bıyıklı, kibar tavırlı bir rejimi ikinci yılmı doldurmak üzeredir. zelıği kalabilmiş diyordum. Duygu taze vardır. Anlaşılıyor ki arkadaşımız türkçe boyunda ve 50 metre genişliğinde lonik Gümrük ithal rejimi kelimelerinin baş recesini bulmuş, tahsilimi bitirdiğim za zat. Beni göriince: nin tekâmülünü herkesten dıkkatli bir ö stilinde yapılmış şahane bir bina idi. Zaliği ve hatta çocuk sadeliği. man bir fen adamı olmaktan ziyade tam Abdülhalim Memduh Bey sizden harflerinin alınmasından terekküb eden 2 O kadar çok sevdiği îstanbuıu ve zenle takib etmiş. Ve dilimize, dilımizin manımızda bunlara benzer büyük yapımanasile bir cambaz ve bir pehlivan ol sitayişle bahsetti. Bizim talebelerimiz de G. İ. R kararnamesi 1937 temmuzunda Boğazı, bizlere sevdirmek için muhayyile asil vakar ve kibarlığından hiçbir fedakâr lar var. Meselâ Nevyork'taki Empire muştum! idmana çok hevesli, onlar da himmetiniz neşredilerek meriyet mevkiine girmişti. Bu sinin, kaleminin, nasıl hiç birşeyden üşen lıkta bulunmadan getirilmesi mümkün ne State binasınm yüksekjiği 300 melreyi Aklım kafamda değil, bazularımda le sizin gibi olurlar. Yalnız bizim hiç mü kararnamenin tatbikatının ilk senesinden miyen cömerd, coşkun ve zengin bir feda kadar sadelik varsa bunlan birçok aramış geçer. Seksen yedi katlı olan bu bina idi. Bütün adalelerimi demir gibi sert bir nasib bir yerimiz yok, bahçeye gidip ba umumî ithal yekunu bundan bir sene evtır. Bu bakımdan (Boğaziçi» ni gerçek bir Eyfel kulesini geride bırakır. Gerçi bunkârlığına şahid oluyorduk! hale getirmeğe muvaffak olmuştum. Jim kalım, istediğiniz şeyleri orada yaptıra velki ayni müddete nazaran yüzde 49 Ruşen Eşref, İstanbuldan, tıpkı sözü tetkik konusu saymak pek yerinde ve çok lar 6,848,000 ton taşia yapılan Mısır nispetinde bir fazlalık göstermişti. Bil nastikten başka diğer bütün derslerde ya lım, dedi. ehramlarına nazaran küçük görünürse de r.ün ölçüsünü bile kaçırabilecek bir vurfaydalı bir iş olur... ya idim. Jimnastik adî verilen bir takım Bir hafta sonra mektebin yantarafın hassa, deriler, yün, kıl mensucat, şeker, bu devirde o kadar büyük binalar yapgun gönül, bir serdengeçti iştiyakile bahAcele etmeyin, işitiyorum; şu fikirlerialetlerde göz karartıcı marifetleri kolay daki aralığa (portik) denilen çardağı tohumlar, kâğıd ve mamulâtı, pamukipli mak zor değildir. Bu yedi acibenin tak« lıkla yapıyordum. Vaktile feyiz aldığım kurduk. Sabit demirleri (barfiks) yaptır ği lâstik ve kauçuk mamulâtı, makineler, sediyor. Hele lâkırdı Boğaziçine doğru mi şimdi buraya yapıştırırken, onları söy dirimizi kazanmalarının sebebi inşa vaGalatasaraya arasıra gelerek o devirde dık. Yenikaleden gülleler getirttim. Z e mahrukat, züyutu madeniye, çocuk o uzanırsa!. O zaman görüyoruz ki arkada lediğim bazı mahfillerde bana çevrilmiş sıtalannın pek iptidaî olduğu devirlerde mektebin meşhur idman meraklılanndan mine birkaç araba kum döktürdüm. Hep yuncaklan ve şemsiyeler bu meyanda bu şımız, bizi kimseye emniyet edememekte itirazlar hatırımdan çıkmış değildir. Ve böyle büyük san'at eserlerinin meydana Rana gibi (Büyük Millet Meclisi aza si tamam olduktan sonra bir sabah mü lunuyor ve.artış nispetleri yüzde elliyi dir. Ve ister ki üslubunun sandahna haya Ruşen Eşreften bahsederken onları unut gelmesidir. Bugünün yedi acibesi Lon « smdan) atletlerin huzurunda yaptığım dür beni bahçede dizili olan talebelerin geçiyordu. İthalât fazlalığı gösteren mem limizi bindirsin ve kendisi küreğe geçsin. mak aklımdan gecmez. Zira bu satırlar, dra parlamentosu, Süleymaniye camii, leketler bilhassa Almanya, Amerika, în Hatta dümeni dahi elimize vermiyerek!.. ne arkadaşımm beklemeğe muhtac olduğu, Vaşington'daki Kapitol, San Fransisko marifetlerle yeni yetişen genclerin ağızla karşısma götürdü ve kendilerine: Allahım, bu adam Boğazda nekadar ne de benim yapmağa alışkın bulundusum rının suyuna akıtıyordum. Jimnastik mualliminiz Selim Sırrı giltere, Sovyet Rusya, ÇekoSlovakya, köprüsü, Eyfel kulesi değil bambaşka Yaşım yirmiyi geçmiş, genc bir zabit Bey! dedi. Bana da dönerek: Talebele Hindistan, Belçika, Mısır, Holanda, Fi şey görmüş hafızasını, en küçük çakılta alelâde reklâm sözleri olmaktan uzak şeylerdir. listin, Suriye, Polonya, Macaristan, Yu şından, şeytanminaresinden tutun da, en tırlar. olmuştum. Spor iptilâsı cinnet derecesini riniz! diyip çekildi. Teleskop, mikroskop ve spektroskopun Bana çok defa şunu demişlerdir: bulmuştu. Gülle kaldırıyor, yüzüyor, küAteşli otuz kadar genc gözümün içine goslavya, Yunanistan, Bulgaristan, Es ruhanî mabedlerin kubbesine kadar ne bize neler öğrettiğini bir düşününüz? tonya, Brezilya, Filipin, Kıbrıs ve îsveç derece çeşidli intıbalarla baştanbaşa dolu «Ruşen Eşrefin tafsilâilı ifadesi insanı Birincisi dünyanın hududlarını pek ileri rek çekiyor, boks yapıyor, Tatavlada bakıyorlardı. Hemen söze başladım: bir hazine, bir müze haline koymuş.. bazan sıkıyor!» tir. Rum pehlivanlarla güreşiyordum. Hatta « Ecdadımız kavi vücudlü birer götürmüş, ikincisi mikroblar âlemini bir gün Taksim bahçesinde iddialı bir a bahadır idi, biz de onlar gibi olmak isTatbikatm ikinci yılında ilk devrede bu Doğrusu hayret olunacak, gıpta edüecek Bu itiraza verdiğim cevab her zaman gözümüzün önüne getirrniş. üçüncüsü bir lafrcftıga güreş tutuşmuştuk. Hiç unut tersek çalışmalıyız. Bu gördüğünüz de vaziyet de\am etmiş, fakat sonra yeni ba şev! Ve zaten tehlike de burada değil aynıdır. İşte buraya da geçıriyorum: unsurun bir gramının milyarda birini keşmi?. mam benden çok ağır bir Rumun sırtmî mirde ben en güç, en tehlikeli hareketleri zı tahdid tedbirleri alınmıştır. En güzel bir motörle Köprüden Ru fetmeğe yardım etmesi itibarile bize hizSamimî bir âşık, evlâdına meftun bir yere getirdiğim zaman peşimsıra gelea kolaylıkla yaparım, bu gülleleri bir elma Serbest ithal r.ejiminde bazı değişiklikmelikavağına kadar gidin: Arkadaşları met etmiştir. Teleskop olmasydı ay ve gencler beni omuzlannda taşımışlardı. hafifliğile kaldırırım, bu sayede vücu ler yapılmak üzere tetkikler icra olundu ana, nasıldır bilmez miyiz?. Oyle bir ruh, nızdan haylicesini eğer başka bir eğlence güneşi bugünkü kadar öğrenebilir miy Bu genc mektebliler arasında o zaman dütn çok kuvvetlendi.» dedikten sonra ğunu bir müddettenberi duymakta idik. sadırvanlar gibi dökülse, sarnıçlar gibi yoksa sıkılmıs göreceksiniz. Bunun mana dik? Bugün güneş ve ayı yeryüzünden henüz Mülkiye mektebinde talebe olan sırtımdan caketimi attım, kollarımı ka Ticaret Vekilimiz bunu ilk defa resmî a boşalsa ve nihayet çağlayanlar halinde ası nedir? Acaba Boğaz mı güzel değil?. belki daha iyi biliyoruz. İşte bize bun Abdüİhalik Efendi de vardı. (Büyük barta kabarta, bazularımı şişire şişire ğızla ifade etmiş oldu. Bu tadilâtın haricî kıp dursa içini boşaltabilir mi? Ruşen Louvr müzesini baştanbaşa gezmeğe ları öğreten spektroskoptur. Selenyum Millet Meclisi Reisi). barfiksin altına geldim. Bir hamlede sıç ticaretimizin verdiği imkân nispetinde en Eşref de öyle. O kadar ki gördüğü, be kalkıri; yarıyolda dermanınız tükenir. Ve rriadeni veya fotoelektrik selülü bize ne* 1897 de evvel mülâzim rütbesile îzmi rayıp demiri tuttum, sallanıp mihver dön ziyade muhtac bulunduğumuz ithalât mal ğendiğı, sevdiği sayısız şeyden aldığ: her bir müddet sonra hiçbir şey göremez olur ler öğretmiyor? Bir kibrit kutusu cesa re memur oldum. Fakat benim aklım, düm, amuda kalktım, bir perende atıp larına fazla ithal imkânları vermek şek zevki size de tattırmak istiyor. Eserı Çin sunuz. Sebeb? Gördüğünüz eserler mi metinde ve bir radyo lâmbasma benze fikrim jimnastikte idi. Mümkün olsa bü iki ayak üstüne yay gibi yere düşlüm, linde olacağı şüphesizdir. Bu müşkül de sofrası gibi. Bin tabak yemek. Çerez meyen ve elektrik gözü ismi verilen foto rez de gene başka. Kendisi ise en mük fena? tün memleket genclerini birer cambaz ve sonra halkalarda da bazı marifetler gös herhalde gecikmiyecektir. elektrik selülü binlerce işte kullanılır. Balzak'ın, Stendal'ın bedialarmı, Vikpehlivan yapmak istiyordum. Bana o za terdim. En marufu sesli filimdir. Otuz tondau F. G. rim bir hanedan halinde; diliyor ki yiyesiniz, içesiniz ve mestolasınız.. İşte ha tor Hügo'da asırların efsanelerini nakle ağır bir cismin birçok yolcu ile havada Çocuklar hayret içinde ağızları açık man jimnastik nedir? Bu neye yarar? diden solmaz neşideleri okumağa baslaym; kikat bu! ye sordukları zaman, yumruklarımı sıkı kalmıştı. Sonra yanlarına sokuldutn, koluçtuğunu ve rotasmı gündüz güneş ve geADLÎYEDE Ruşen Eşrefin kitabına behemehal bir gene yorulup kalırsınız. Hatta (Flau ce de yıldızlarla kendi kendine düzeî yor, bazularımı gösteriyor, yağsız fakal larımı uzatarak: Tutunuz, korkmayınız, yoklayı kusur bulmak lâzımsa iptida işte şu meb bert) in Salombo'suna, meşhur Marsel ten tayyareye ne dersiniz? On beş, yirmi çok adalî vücudümle herkese, meydan oYorgancı öldü kuyordum. Bütün emelim jimnastik ho nız; nasıl sert mi? zul zenginlik vasfmı ortaya sürmek müm Prost'un hayranlıkla anilan romanlarına kilometreden cisimleri, insanları bize gösBir müddet evvel, Kasımpaşada otubakınız, gene ayni hal vakidir. Birçokları mahcub vaziyette: cası olmak ve demir vücudlü bir genclik teren televizyon ehramların karşısında ran seyyar satıcı Mustafa, Yalovaya git kündür.. Pek ivi hatırlıyorum; çok düz Bundan ne çıkar? Aman efendim taş! Demir! yetiştirmekti. Bu hocalık salâhiyetini daha büyük acibelerden biri değil midir? miş, yumurta satın alarak İstanbula gel gün düşünceli Peyami Safa dahi ayni şeBen, mağrur bir hindi gibi kabara miş ve Kasımpaşadaki evine uğramış, o ye dikkat etmisti. Bundan şu çıkar ki güzel eser, mükem Musiki seslerini aslına yakın bize dinle kendimde nereden buluyordum? Bunun cevabını şöyle veriyordum: Sabit demir kabara: rada karşılaştığı yorgancı Kâzımı bıçakHergün kitab okuyan ve olcumaktan mel eser, kıymetli eser, mutlaka bazı ava ten sesli filme ne dersiniz? Yâ.. Demir, vücudümün her yanı lamıştı. Sultanahmed Birinci Sulh Ceza bezen kimselerin uğradığı fena fakat za mın zannettiği gibi, gevşek tütün gibi de bir elle kendimi dokuz defa çekiyor, Bugünün yedi acibesi şunlardır: ( 1 ) böyle demir gibidir. Benim Galatasaray Mahkemesinde tevkif edılen Mustafa, rurî bir akıbet vardır; mütemadiyen mut içildiğinin dahi farkına varılmıyan eser Teleskop; (2) Mikroskop; (3) Sesli halkalarda serçe parmaklanmla salib vaziyeti alıyor, havada perende atıyor, elîi da bir hocam vardı, onunkiler daha sert karısmı Kâzımla beraber gördüğünü id fakta çalışan bir ahçı gibi onlar da iştiha desildir. Asla ve kat'a! sinema; (4) Televizyon; (5) Tayyare; kiloluk gülleyi bir elle havaya dikiyor, ti. Haydi bakalım işe başhyalım, siz de dia ediyordu. Bir zamandır Beyoğlu has larını kaybederler ve eserleri herkesten Roşfuko'yu, Lâbruyer'i okuyacak bir a (6) Spektroskop; (7) Fotoelektrik sebosksta rakibini nakavt ediyor, ata bi bir seneye varmaz benim gibi olursunuz. tanesmde yatan Kâzım, aldığı bıçak ya yi anlamağa namzedlerken onlardan tad dam, bir oturuşta bunlardan beş sahifeyi lülü. ralannın tesirile dün sabah ölmüş, bu niyor, yüzüyordum. Daha bundan bü Altı ay içinde bütün İzmirde duyul Bu sütunda bunlara arasıra temas edisuretle suçun vasfı değişmiş, yaralamak alamamak gibi bir duygu pörsüyüşü içine hazmedebilirse ne büyük şey! yük salâhiyet olur mu? Ben nasıl demiri muştu: Istanbuldan bir zabit gelmiş, en suçu, öldürmek şeklini almıştır. Sorgu düşerler. Malum ya; bu hal, birçok mü Kim demiştir ki Malaga şarabı çeşme yoruz. Herbirinin tatbikatı birkaç cildlik döve döve demirci oldumsa, benden ağır gülleleri kaldırıyormuş, çok kuvvet Hâkimliğince hakkında tahkikat yapılan nekkide kendilerini, çekilmez kaynanaya uyu gibi içilir? kitab dolduran ve dünyayı bize yeni yeni sonrakileri de öyle yetiştirecektim!! li imiş, çelik gibi pençeleri varmış!... Be Mustafa, Ağırceza mahkemesine verile benzeten bir titizlik vermektedir. Ruşen Eşrefin kitabı gayet itina ile öğreten ve cesamet itibarile küçük olan cektir. İzmirde ikamete memur ahrardan edib nim gururuma payan yoktu. İtiraf edelim; biz edebiyat bezginleri döşenilmiş bir salona benziyor. Bunun bu cihazların herbiri kıymet itibarile evBir gün İzmir Sanayi mektebi müîîüAbdülhalim Memduhla dost oldum. O azçok bu ezginlik içindeyizdir. Eski za hiçbir bucağında ihmal gösteren nokta velki yedi acibeyi gölgede bırakır. BunBir suçlu daha tutuldu benim jimnastik merakıtnı çok takdir et rü Ahmed Esad Bey beni mektebe daBirkaç ay önce Eyüb civarmda Pi mandaki gibi terkibli, vasfıterkibli konuş yoktur. En seçme büyük eşyadan en kü lara insan beynindeki tekâmülün hari vet etti ve büyük bir tevazula: mişti. Bana bir gün şöyle dedi: rinççi köyüne bir gece baskın yapılmış, malar yapabilseydik «kıraatzedegânda çük bibloya kadar. Ama bu sizin hoşu kulâde neticeleri gibi bakabiliriz. Selim Sırrı görüyorum ki sen ide Jimnastikteki kudretinizi herkesten Prof. Salih MURAD Kaya ve arkadaşlan bir kızı kaçırmak nız» derdim. Evet, kıraatzedegândan ve nuza gitmez de, tekellüfsüzce uzanmağı al sahibi bir gencsin, memleketin kuvvet işitiyoruz. Bizim mektebe de bir jimnas maksadile at üstünde akın etmişler ve biraz mazlumini edebden... zevkinize daha uygun görürsünüz. Buna li insanlara ihtiyacı var. Ferden senin, tik yeri yapalım, lutfedip bizim çocuk atılan kurşunların isabetile ölenler, ya Ne yazık; bugünkü edebiyat bedeste kimsenin diyeceği yoktur. Ancak hususî şunun, bunun kuvvetli olması yetiştnez, larla da meşgul olunuz, dedi. ralananlar olmuştu. Kaya ile arkadaşla ninin bir kitaba pey sürmek için aradığı temavüllerimizdeki bu aynl'klar bizi bir Derhal Salhanedeki mektebin karşı rının mevkufen muhakemesine Ağırceza ana vasıflardan birçoğu Ruşen Eşrefin herkesi kendin gibi yapmalısın, gazeteîerhakikat noktasında birleşmekten menetYunan tebaasından de makaleler yazmalısm, ders vermelisin, smda bahçeye cambaz portiğini kurdum. mahkemesinde devam olunmaktadır. Bu eserinde yok. Bir kere kitab güzel. Hem memeli: 1867 doğumlu garson adam yetiştirmelisin, arzu edersen ben Halkalarla, trapezlerle donattım. Ora muhakemede dün de şahidler dinlenil pek güzel. Sonra içinde hiçbir üslub acaRuşen Eşref pek değerli bir eser yaz Dianis oğlu Haralamİzmir Idadisi müdürü Namık Beyle gö da da marifetlerimle büyük bir şöhret miştir. Diğer taraftan, hâdiseyi mütea bliği ve adilik görülmüyor. Bilâkis, Rumıştır.«Bu eser Boğaziçi gibi hepimizin bo Milyotis üç günrüşeyim, seni anlatayım, hususî mahiyette kazandım. Bu faaliyet dört sene sürdü. kıb kaçan iki kişi hakkındaki takibat muşen Eşref, değil her cümleyi, her kelimeyi sevdieimiz bir mevzua temas etmekle de denberi kayıbdır. Ken bir jimnastik dersi tesis etsinler, haftada Ben gayeme ermiştim. Kendim gibi ba vakkaten durmuştu. Bu kaçanlardan Nibile ayrı ayn ve birçok defa kontroldan ayrı bir kıymet kazanıyor. Zira o canım disinin nerede oldubir iki saat orada çalış, belki sana birkaç zuları iri, adaleleri kuvvetli birkaç yüz yazi izmirde yakalanarak İstanbula gegeçirmiş. Daha sonra? Evet, daha sonra yurd parçasını gerçi hepimiz bilmek iddi ğunu bilenlerin Yenigenc yetirmiştim. Herkes benden akıl so tirilmiş ve dün Dördüncü Sorgu Hâkimçarşıda Bostanbaşmkuruş ayhk da verirler. liğinde sorguya çekilerek, hakkında tev eserin büsbütün aleyhinde olan belgelere asındayız; fakat onun en dikkatli göz için da No. 5/50 de oturan Bu fikri pek mülâyim buldum. Benım ruyor ve bu kitabsız muallimin her sözükif müzekkeresi kesilmiştir. Niyazi de raslıyoruz: Kitab başından sonuna kadar bile nekadar görülememis letafet paftası oğluna haber vermepara filân da istediğim yoktu, elverir ki nü keramet biliyordu. Oyle ya kitaba yakında mahkemedeki arkadaşlannm ya hem kibar, hem filtreden geçme temiz, kaldığmı, Ruşen Esrefi okumakla bir ke leri rica edilmektebana çalışacak bir saha olsun, böylece hacet var mı? İşte eser meydanda! nına getirilecek, muhakemeye sokula şeffaf ve asil fikirlerle doludur. Necib, dir. re daha öğreniyoruz. Garibi okumadan bu işin âlimi olmuş caktır. 1897 yılı teşrinievvelinde İzmir İdadisin^^^^ yüksek tahassürler, vefalar, muhabbetlerArkadasıma sevgilerimi sunarken Içimtum. Hizmet gazetesinde yazılarım çıkıde işe başladım. tnegölde karga bolluğu le ışıklıdır. Halbuki, zamanımızın yazı deki hasreti saklıvamam: İkinci cild sevMersin Cezaevine girip Abdülhalim Memduh bana müdürün yordu. Ama ne yazılar? İnegöl (Hususî) Bu sene kazamız çarşısı çok defa Mahmudpaşa yokusunu gile beklenilmektedir. Kâh gencleri koşulara teşvik ediyor, muvafakatini müjdelediği zaman sevin çıkanlar bir karga istilâsına maruz bulunmakta» hatırlatıyor. Edebiyat esnafının bir kısmı Faztl Ahmed AYKAÇ dır. Bu kara mahlukun bahçe ve tarla • • cimden çıldırıyordum. O gece sabaha ka kâh jimnastiğin bınbir derde deva olduMersin (Hususî) Geçen haziran ayı da tıpkı oradaki işportacılarla KaİDakçı larda yaptığı zarar hesaba girecek mahidar gözlerimi kırpmadım. Odamda bir ğunu söylüyor. kâh güreşin an'anevî bir içinde şehrimiz Cezaevinden 32 mevkuf, larbası satıcılarının üslubunu kendine öryettedir. Bahçe sahibleri kargalardan biaşağı bir yukarı dolaşıyordum. Soyun spor olduğunu ballandıra ballandıra an 30 mahkum, 1 para cezası, 6 âmme borUludağda îsviçre usulü nek bildi. Mağşus, zevzek, yaygaralı ve zar olduklarını söylemektedirler. Bir dum. Lâmbanın donuk ziyasmda aynada latıyor, kuvvet, kuvvet! diye haykırı cu suçlusu olmak üzere 69 kişi çıkmış ve meyvacının ifadesine göre, ilkj'azm hayli defa soysuz bir çok kelime külçesini kayak mektebi ayni müddet zarfmda da 15 mevkuf, 35 bazularımı seyrettim, adalelerimin sertli yordum. yegâne turfanda ve çok kıymetli bir Bursa (Hus^usî) Bursa Dağcılık kuBen kendimi birşey biliyor zannedi mahkum, 1 para cezası, 6 âmme borcu ileri bir san'at sanıyoruz. Koltukçularda ğini muayene ettim, çocuklara söyliyecasuçlusu olarak 57 kişi Cezaevine girmiş çatılan kübik eşya ile bu kıtıktan yapma lübüne İsviçredeki Nevşatel kayak mek meyvası olan akça armudlara musallat ğim şeyleri hazırladım, kendimi onların yor, herkes de benim birşey bildiğime inatebi müdürü M. Rene tarafmdan bir tek olan bu hayvanlar, ağacdaki meyvalarm nıyordu. Her cahil gibi ben de çok cür tir. Bugün Cezaevimizin mevcudü 200 otminder edebiyatının farkı yok gibidir. karşısında farzederek: hemen yansını delik deşik ederek ha kişidir. Ancak fenası şu ki hayli gencin zevki bu lif yapılmıştır. Bu teklifte: Türkiyede rab etmişlerdir. Zarar bu kadarla kal Efendiler! Ben çocukluğumdan etkârdım. Bilmediğim şeyleri biliyor sainkişaf etmekte bulunduğunu gazetelernun üzerinde (hasırovası) yapıyor. beri jimnastik yaparım. Bakınız kollanm nıyor ve İzmirde bu işin yegâne üstadı Gebzeye dolu yağdı deki makalelerden ve reportajlardan öğ mayıp, kargalar tırnaklarile ağaclarm Çok teessüf ederim aziz Ruşen; nefis rendiği kayak sporlan için Uludağda İs taze dallarını zedeliyerek ağaclann üst demir gibidir, der, marifetlerimi gösteri geçiniyordum. Cehlimin derecesini bana Gebze (Hususî) Gebzenin Molla rim. Sonra bir sırasını getirip bazularımı bir gün bir tabib anlattı ve iri bazularım feneri nahiyesinin Ovacık ve Cuma köy kitabında ahlâk kırıcı ve gönül zedeleyici viçre usulü bir kayak mektebi tesisini kısımlannm kurumasına sebebiyet vermektedirler. Birkaç senedir bu hayvanyoklatırım.... Kuvvetin çevikliğin, sporun la adi bir köy cambazından farklı olma lerine yumurta büyüklüğünde dolu düş bir pürüz de göze çarpmıyor. Halbuki bir arzu etmekte olduğunu bildirmiştir larla mücadele yapılmadığmdan pek çofaydalarından bahsederim, sağlam vü dığımı bana o öğretti: Kilisli doktor Ri müştür. Dolu, bu köylerin mahsulâtma eser hakkında bugün en faydalı reklâm, Dağcıhk kulübü teklifi tetkik etmekte ğalmışlardır. ve bağlarma çok zarar vermiştir. cnun için «ahlâka mugayir» diyebilmek dir. Se/«m Sırrı TARCAN cudde sağlam fikir bulunur. Siz de sağ fat! Jimnastik hocalığma nasıl başladım ? ithalât rejimi Boğaziçi Yazan: laırı İLiMKOSESi İHTİRALAR Bugünkü diinyanın yedi acibesi Cehlimin derecesini ve iri bazularımla adî bir köy cambazından farklı olmadığımı, bana Doktor Kilisli Rifat öğretti Bir garson kayıb! J •
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog