Bugünden 1930'a 5,431,190 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

16 tkinciteşrin 1939 CUMHURİYET Şehrin i ç i nden Bizde doğum meseleleri IBatmakaleden ievaml rılmaz bir sür'at ve sühuletle içinden zor çıkılır feci bir hastalık haline kalbedebi lir: Ana için ve yeni doğan için. Böyle feci vak'alar görülmemiş şeyler değildir. Fena şartlann bakımsız doğumlarından dolayı aylarca ve aylarca hastalık çeken anaların ve gözlerini dünyaya açmaları üzerinden çok geçmeden mahvolup giden çocukların eğer istatistikleri tutulmuş olsaydı elbet tüylerimiz ürperirdi. Bunlar Haseki hastanesine aid olarak çojc ve mütemadi işitmekten tevellüd ve adeta tebellür etmiş hislerimizin ve fikirlerimizin hulâsasıdır. Istanbulda doğum yeri olarak tabiî yalnız Haseki hastanesi var değildir. Fakat kadın hastalıklarının bu meşhur ve meşkur mercii yıllar ve yıllardır isittiğimiz eksikliğinden ve yoksulluğundan kurtarılmak lâzımdır. Bu mesele îstanbul halkmdan ve hükumetinden başlanarak devlet merkezimize kadar bütün Türk cemiyeti için halli lâbüd olan bir meseledir. Istanbulu muasır ve müterakki bir hayat ve manzaraya kavuşturmak için sarfettiğimiz maddî ve manevî gayretler arasında Haseki hastanesinin meselâ hiç değilse Eminönü meydanı kadar himmetimizi çekmeğe hakkı ve liyakati olduğunu söylemeğe mecburuz. Haseki hastanesi kadın hastalıkları ve doğum işleri bakımından Istanbulda bütün memleket için örnek sayılmağa lâyık bir müessese olduktan sonra onun da ihtiyaca kifayetten uzak bulunduğu hakikatile karşılaşacağız, ve o zaman karş mıza dikilecek realitenin azametinden mütehayyir, İstanbulu böyle bir iki müessese ile daha takviye etmek lüzumunu memnuniyetle takdir edeceğiz, ve bu meyanda şu hakikati de artık etrafile anlamış olacağız ki doğum işleri bütün Türkiyemiz için birinci ehemmiyet derecesini haiz meselelerimizin en başında gelir. Ve yalnız doğum işleri değil, bunlann hemen arkasından doğanların ölmemeleri işi de beraber olarak. Filhakika Türkiyenin en başh meselesi demografiktir, yani nüfusa taalluk eder. Ve yeni Türkiye her iki mevzuu yalnız miktara taalluk eden bir rakam meselesi olmaktan daha ileri bir mahiyetle, yani en yüce içtimaî manalarile dikkate alacak olan yepyeni bir cemiyet olmuştur artık. Doğum meseleleri.. Türk cemiyetinin kendi hal ve istikbali için üzerinde duracağı çok hayatî ehemmiyetli büyük bir mevzu. Öyle bir mevzu ki bütün milletle beraber binnefis devletin onunla alâkadar olması elzemdir. Diyeceğinüz geliyor ki diğer bütün işlerimizin hepsinden daha ileri bir önemle. Ve çocuk deyip de geçmemeli, mesele zannolunabileceğinden çok daha büyük, alabildiğine büyük himmetler istiyen bir âlemdir. Almanya, sulh teklifini reddetti Von Ribbentrop, Holanda ve Belçikaya kararı bildirdi bildiriyor: Berlinde hüküm süren kanaate nazaran, Churchilin radyoda verdiği nutuk, Nazilerle müttefikler arasındaki ihtilâfların ancak harb yolile halledileceğine Hitler'i ikna etmiştir. Bundan sonra Hitler'in, bilhassa Büyük Britanyaya karşı, tasavvur edilebileceği en vahşıyane bir tarzda harbe devam edeceği şimdi tahmin edilmektedir. Berlinde şu cihet de tebarüz ettiriliyor ki, Almanya, sulhun tesisine doğru müspet bir adım atamaz. Zira, Fransa ile İngilterenin Belçika Holanda teklifine verdikleri menfi cevab karşısında Almanya tarafından böyle bir teşebbüs, Almanyanın boyun eğmesi manasmı tazammun eder. (Baş tarafı 1 tnci sahifede) ku uyandırmış olmakla itham eylemektedir. Halbuki daha evvel halk büyük bir sükunet içinde yaşamakta idi. Ecnebi müşahidlere göre Holanda hükumetini endişeye sevkeden sebebler şunlardır: 1 Holanda hududunda Alman kıt'alannın hareketi, 2 Nazi partisinin büyük bir faali yet göstermesi. Diplomatik mahfillerde söylendiğine göre Holanda hududu civarında bulu nan Alman kıt'aları Holanda için daimî bir tehlike teşkil etmektedir. Fakat Ho landa nazi partisi ciddî bir tehlike addedilmemektedir. Hinihacette kolayca bu partinin hak kından gelmek mümkündür. Hudud ci varındaki şehir ve kasabalardan gelen halk yerlerine dönmektedir. îyi haber alan mahfillerde Amerika sefirinin Kraliçe Velhelmine tarafından kabuîüne dair resmî malumat mevcud değildir. Fakat sefir Ruzvelt'in bir mesajını hâmil olduğu için mezkur mahfillerde bu ziyarete büyük bir ehemmiyet atfedilmektedir. Ayni mahfillerde Holandaya bir te cavüz veya tazyik vukuunda bu memleketin Amerika hükumetinin filî sempatisinden tamamile emin olabileceği söylenmekte ve Amerika sefiri tarafından yapıan ziyaretin vaziyetteki gerginliğin izaesine yardım ettiği ilâve edilmektedir. Iki günlük haricî haberlerin hulâsası Holanda Kraliçesüe Belçika Kralı tarafından müşterek sulh teklifine İngiliz Kralı ve Fransız Reisicumhuru tarafından cevab verümiştir. İngiliz Kraü, Büyük Britanyaya yapılan butün müracaatlerin daima müsaid şeküde karşüandığını ve sulhu kurtarmak için herşeyi yaptıktan sonra silâha sarıldığını bildirmış ve İngilterenin hangi sebebler tahtında harbe girdiğini bir defa daha tekrar ettikten sonra şunlan soylemiştir: « Eğer haşmetpenahınız, bana yukarıda tarif edilen hedefe ulaşmağı hakikaten mümkün kılacak mahiyeti haiz Alman tekliflertni tebliğ etmek imkânına malik iseniz, diyebilinm kı Büyük Britanya bu teklifleri en dıkkatli bir şekilde tetkık edecektir.» Pransa Cumhur Reisi de verdiği cevabda, harbin sebeblerini anlattıktan ve Fransanın sulhperverlığinden bahsettikten SOÛra sulhun lehinde veya aleyhinde cevao vermenin Almanyaya aid olduğunu oildırmiştir. *** Bir İngiliz limanına gitmekte olan ve içinde İOO kadar yolcu bulunan bir Fransız vapuru Manş denizinde Alman tayyarelennın hücumuna uğramıştır. AtUan bombalar vapura isabet etmemiş, Alman tayyareleri, İngiliz tayyarelerinin yetişmesi üzerine kaçmıştır. Alman tayyareleri, ayın 13 ünde Fransa üzerinde büyük faaliyet göstermişleı ve bunlardan bazıları Paris mmtakasma kadar gelmişlerdir. Hava defi toplarının faaliyeti tayyarelerin bir iş gormesme mânl olmuştur. Alman tayyareleri Bîlçika üzerinden Almanyaya ddnmüşlerdir. *** Ayın 13 ünde bir İngiliz muhrıbi bir mayıne çarparak batmıs, murettebatın dan mühım bir kısmı kurtarılmıştır. 7745 tonluk bir İngiliz vapuru da batmıştır. Vapurun bir mayine çarpınış olduğu tahmin edilmektedir. Bu vapurda bulunan Çinlilerden 16 kişi boğulmuştur. 1346 tonluk diğer bir İngiliz vapuru da batmıştır. SOOo tonluk Matra isimli bir İngilız vapuru da Şimal denizinde batmıştır. Maklenburg isimli S O tonluk Dir AlOO man gemisi, İngiliz harb gemıleri tarafından verilen (dur) işaretıne riayct etmemiş ve mürettebatı tarafından batırılmıştır. »** İngiliz tayyareleri, bir Alman denizaltısına hücum ederek bunu batırrmşlardır. "Be adamcağız... Tanrının şedidül'ikab olduğunu söylersîn de gafurürrahim olduğunda niçin gaflet edersin ! „ Yazan: SÂLÂHADD1N GÜNGÖR Bizde vaız ve vâiz Danimarka da tedbirler alıyor Kopenhag, 15 (a.a.) D. N. B. a j jansı bildiriyor: Deveran eden şayiaların ı hilâfına olarak alman haberlere göre, hükumet, bitaraflığın müdafaasını kuvvetlendirmek üzere hususî tertibat alacak diyorlar. Evvelce haber verildiği üzere her senenin sonbaharında ve ilkbaharında, müsavi nispetlerde kur'a efradı toplanacaktır. Kışlalardan yeni ayrılan efradın tekrar celbi derpiş edilmiyor. Kıt'alar bir pazar günlük alârm talimi için çağrılacagktır. Bir camide vaız veren hoca ile dinleyicileri Münevver bîr zat tanırım: (Din) in, dünya muaşeretinde nâzım bir kuvvet olduğu itikadındadır ve bir «kuvvei külliye» nin vücudüne ezelden inanmıştır. Bu zat, geçende bana şöyle derd yandı: Ne zaman yanılıp da camide vaız dinlemişsem, imanımın sakatlanıp sakatlanmadığını kendi kendime sormak yüzünden o gün akşama kadar rahatsız olmuşumdur! Demek istiyorum ki, şu dinî vâızlann şeklini bir türlü esaslı bir programla tespit edemedik. Bizde «vâiz» denilen kimseler, ilmî salâhiyetleri münakaşa edilmez bir üstünlük arzedenleri de dahil olduğu halde, günün icablarını ve telâkkilerini lüzumu derecesinde kavramış değillerdir. Meselâ, ne olur bir vâiz çıksa da, «vahdaniyet» bahsi üzerinde beni tenvir etse, ezel ve ebedin ne manaya geldiğini, arzın tekevvünü nazariyelerinin, müslüman dininin esaslarile nasıl telif edilebildiğini kendisinden öğrensem. Tereddüde düştüğüm noktaları birer birer sorsam, o da bunları asrımızın felsefesine uygun bir eda ile, imanımı kuvvetlendirecek bir tarzda bana izah etse!.. Bunu yapabilecek hocalarımız yoktur demiyorum ama, camilerimizin çoğunda vaız veren zatlar, temas ettikleri mevzulann onlar da itiraf etsinler ki yalnız kabuğu üzerinde dolaşıyorlar. Eski devrin vâizlerinden neler çektiğimizi henüz unutmadık. Uç arşın çürük salaşpur ele geçiren bir medrese kaçkını, hemen Allah ile kulların arasına girerdi ve açardı ağzını, yumardı gözünü... «Bre kâfir!» narasile bir kıhc vuruşta bin düşman kellesi uçuran bilmem hangi Seyyid gibi, bunlar da maazallah, ellerine birer cami kürsüsü geçirmeye görsünlerdi. Halkın temiz kanaatleri üzerinde biledikleri dillerini bir kıhc gibi keskinleştirerek, yarım saatlik vaız müddetince, yeryüzünde küfrüne hükmetmedik müslüman bırakmazlardı. Cennetle cehennem, âdeta emirlerinde idi. Dilediklerini izzet ve ikbal ile cennete sokar, beğenmediklerini de gözünün yaşına bakmadan cehennem zebanilerinin topuzuna teslim ederlerdi. En. tabiî hacetlerimizi defetmeden evvel kürsü şeyhinden fetva çıkartmak mecburiyetinde kalırdık. Meselâ hiçbir sebeb ve bahane ile, ayakta abdest bozulamazdı. Bir su birikintisinin üzerinden atlanamazdı. Güneşin doğduğu tarafa yatılamaz, battığ' tarafa su dökülemez, aya yıldıza besmelesiz bakılamazdı. Bize daha böyle gündelik hayatımızın icablarını altüst eden ne manialar ihdas etmez, elimizi ayağımızı, hatta irademizi ne hiçten sebeblerle bağlamazlardı. Bugün çok şükür o devirden de, o devrin zihniyetlerinden de çok uzaktayız. Fakat kenarda, köşede, hatta en gözönündeki selâtin camilerinde bile arasıra«vaaz» n.=mı altında, ne efsaneler dinliyoruz ! Ramazan bitmeden işin olmadığı bir gün, şu camilerden birine git! Bir vaız dinle... Beni derhal tasdik edeceksin!» İşim olmadığı bir günü seçmek değil, bunu kendime iş edinerek, ramazanın sonJarına doğru gelişigüzel bir camie gittim. Taşhğın üzerinde kunduralarımı çıkanrVen hocanın kubbeleri güm güm öttüren te'vidli sesi, kulağıma geldi. Bay vâiz, elinin ayasını kürsüye, ve diri siper ederek savurduğu korkunc tehdidl«ri, muhatablarınm kafalarına vura vura bağırıyordu: Ey dın kardeşim... Iyi bilmelisin ki, pımaz kılmadığın için, yedi yüz milyon p'nslümanın gazabı senin üzerindedir! Vevmi kıyamette, bu yedi yüz milyon müslüman, işlediğin günahı suratına çarpacaklar!.. Sesini perde perde yükselterek devam ediyordu: Peki... Ne yapacaksın ? Susacak mısın?.. Hayır! Susmıyacaksın! Filân adam namaz kılmadı ise günahı kendi boynuna... demiyeceksin. Yoksa, o günaha sen de onunla ortak olursun! Buraya bazı hanımlar geliyor. Onlara da söyledim: Avret yerleriniz görünüyor, kıldığınız namaz fasiddir! dedim. Ben ağzımı açmıyayım, sen ağzını açma... Bunları kim söyleyecek?.. Bu fenalıkları kim ortaya çıkaracak?.. Hoca, bu bahsi bitirmeden bir başka bahse geçti: Her kim ki bir yetime şu mübarek günlerde yardım eder, vacib tealâ, o mümin kuluna, (cenneti naîm) inde, camiin pencerelerini göstererek işte böyle birer pencere açacaktır!. İçinizde kim istemez cennette pencere sahibi olmayı?.. Hoca böyle anlatirken, beni de gitgide hafakan boğmağa başlamıştı. Hani vâizin biri gene böyle cennet ve cehennemden bahsederken cemaat arasından biri dayanamamış da: Be hocam, demiş, hâlâ yedi kat köklerden inmiyecek misin?. Biraz da aramızda dolaşsana... Şimdi ben de, onun gibi: Behey sayin vâizim, demek istiyorum, bizi mütemadiyen Allahın gazabile tehdid edeceğine biraz da onun afvinden, merhametinden bahsetsen günaha mı girersin?. Tanrının «Şedidül'ikab» olduğunu söy ler durursun da «Gafururrahîm» olduğunda ne için gaflet edersin?.. Müslüman dininde papashk imtiyazlan bulunmadığına göre, (Lâ ruhbaniyeti fü'islâm) burada, Allahın evinde nasıl olup da günah çıkartan bir rahib tavrı takınabilirsin? Hem, bu ne şiddet, ne celâdettir?. Bizi kıyamet günile dehşete düşürüp mahşer gününün hesabını dünyada sormak için Tanrıdan fermanın mı var?.. Benim senden daha az günahkâr olmadığıma, nereden ve nasıl hükmediyorsun?.. Nasreddin Hoca, bir gün kürsüye çıkmış. Fakat hazırlıklı olmadığı için, ne diyeceğini bir türlü kestiremiyerek apışmış kalmış. " Derken oğlu yanına sokularak sormuş: Baba, neden susuyorsun?.. Akhma bir şeyler gelmiyor oğlum. Oğlu gülmüş: Akhna bir şey gelmiyorsa, kürsüden inmek de mi gelmiyor? Böyle vâizlere de bu ihtarın bir başka türlüsü yapılabilir: îçine girmediğin için henüz esrarından haberdar olmadığın bir âlem hakkında bilir bilmez lâflar edeceğine bu kürsüden insen daha iyi edersin sayın hocam! Dediğimi yapmazsan, beni, divan şairinin seleflerin hakkında söylediği mısraı, tekrarlamak mecburiyetinde bırakırsın: «Değil kürsîye vâiz, arşa çıksan âdem olmazsm!» Kraliçenin kabul ettiği »efirler Amsterdam 15 (a.a.) Kraliçe Vilhelmine dün Norveç ve Rumanya sefirlerini kabul etmiştir. Cevabın mahiyeti Kopenhag 15 (a.a.) Berlingevve Tidende gazetesinin Berlin muhabiri sulh teklifine verilen Alman cevabını, makine ile yazılmış bir buçuk sahifeden ibaret olduğunu haber vermektedir. Hüküm darlann mülhem oldukları sebeblere ve İngiltere ile Fransanm mesajlanna cevab teşkil eden bu vesika da, Polonya ile ÇrkoSlovakyanın ihyası, Alman hayat sahasının kaybedilmesi demek olacağı ve Almanyanın bu gibi şartları kabul ede miyeceği söylenmektedir. Belçika hududuna yapılan askeri sevkiyat Londra, 15 (Hususî) Almanlar Belçika hududunda kâin Aachen'i tamamen tahliye etmişlerdir. Belçika hududuna doğru askerî sevkiyata devam ediliyor. Holanda hududunda ise Ren nehrinin suları taştığı cihetle askerî harekât durmuştur. Pravda gazetesinin bir makalesi Moskova 15 (a.a.) D. N. B. A ansı bildiriyor: Pravda gazetesi, son günlerde mev hum haberler veren Tan gazetesinin neşıyatını protesto etmektedrı. «Kızılordu Beyaz Rusyaya ve garbî Ukraynaya girdığı zaman, Tan, Alman Lit'alarile Sovyet kıt'aları arasında bir arpışmaya intizar edilebileceğıni ve Berlinde endişe hüküm sürdüğünü haber vermişti. Türk gazetelerinin hararetli hayal, •erestlıği kendılerıni aldatmış, şahsî arzularını hakikat zannettırmıştı.» Pravda, gene Tan gazetesi tarafından eşredilen diğer bir takım yanhş haberleri neşretmektedir. Bu gazete, meselâ Hin distanın Sovyetlerle Almanya arasında paylaşılacağına müteallik plândan bah setmişti. Bu plâna göre İngiliz Hindistaru Sovyetler tarafından Felemenk Hindistanı da Almanya tarafından yutulacaktı.» Fakat Tan gazetesinin hayali nrjle havvildir. Zira, bu gazeteyi okurken, Almanyanın Sovyetleri ve Sovyetlerin de Almanyayı aldattığını öğreniyoruz. Tananazaran, Sovyetler ittihadı, bütün kom şularile harbetmek istiyen bir memleket ür. Sovyetlerin buna rağmen harbe işti ak etmemiş olmalan sırf kuvvetlerini artırmak ve bu suretle emperyalistler ara sında hâkim bir vaziyet kazanmak arzu* undan ileri gelmektedir. » Holandada yakalanan casuslar Amsterdam, 15 (a.a.) Almanya hesabına Holanda üniforması mübayaası ve kaçakçılığı işinden dolayı yeniden iki kişi tevkif edilmiştir. Alman Holanda hududunun ikiye bölündüğü Kokrede kasabası ahalisinden olan ikisi de Maestrihtte hapsedilmiştir. Diğer taraftan Algemeen Handelsbald gazetesi, Amesfordt mıntakasında yapılmakta olan istihkâmlara yaklaşan otomotilli iki şahsın Lunschetende yakalanıp, isticvabdan sonra Amersfort'a götürüldüğünü haber veriyor. Cevab gönderildi Londra 15 (a.a.) Berlindeki bitaraf muhabirlere göre, sulh Iehindeki ta vassuta verilen resmî Alman cevabı, cğeden sonra Holanda ve Belçika elçiler;ne'tevdi edilecektir. Bu cevab, Holanda ve Belçika hükümdarlarının teklifine, üazik bir red cevabını ihtiva etmektedir. Son karar Londra, 15 (a.a.) Röyter ajansı Denizlerde İBattaraU 1 inct sahtfede) kuvvetlerle birkaç keşif hareketi olmuştur. Küçük müfrezeler tarafından yapılan en bariz keşif faaliyetine, Sarre'ın garb ve şark sahalarile Orenthal tepesinin şark cephesindeki Biteche şimali şarkisi sahne olmakta devam ediyor. Bununla beraber askerî faaliyet, Sarre cephesinden şarka doğru uzaklaşma istidadı göstermektedir. Çünkü, Biteche ile Wissemburg arasında küçük Vosgeslerde de bir keşif faaliyeti haber verilmektedir. muharebe Fakat Alman büyük erkânıharbiyesi, bu hususta mutabık olmadığı gibi, Rusyanm Avrupa şimali garbisi ve cenubu şarkisi hakkındaki maksadları anlaşılmadıkça garbde de tam manasile harbe girişmek taraftarı değildir. SALÂHADDİN GÜNGÖR Terhis edilenler Askerî mükellefiyet müddetini ikmal eden kara, hava ve deniz sınıflanna dahil kur'a efradile 45 günlük talim ve staj için davet edilen muhtelif smıflar terhis olunmuştur. Bir takvim hakkında Şehidlikleri İmar cemiyetinden: Şehidlikleri İmar cemiyeti namı altında piyasada takvim satılmakta olduğu vaki müracaatlerden anlaşılmıştır. Cemiyetimiz; üç senedenberi tskvim ve muhtıra çıkartmamakta ve sattırmamakta oldugu gibi hiçbir takvim ve muhtıra ile de alâkadar değildir. Keyfiyet muhterem halkımızca bUinmek üzere ilân olunur. Bu âleme girmeğe niyet ettiğimizi anlamak için biz Haseki hastanesinin ıslah Fransız sabah tebliği ve ikmalini bir alâmet gibi alacağız. HeParis, 15 (a.a.) 15 teşrinisani sale herşeyden önce şu hastaneyi kendi hubah tebliği: dudu dahilinde ifasına davetli bulunduğu Gece mahdud bir faaliyet kaydedilmişhizmetleri iyi yapar modern bir müessese tır. haline koyalım, ve böylelikle Türkiyenin Alman tebliği en büyük davasına el koyduğumuzun ilk Almanya üzerinde yapılan keşif Berlin, 15 (a.a.) Umumî karargâh uçuşları misalini vermiş bulunalım. Çünkü bu mübildiriyor» Garb cephesinde mevziî topçu Londra 15 (a.a.) Havas Ajansı essesenin doğum şubesi bir yaradır ki arbildiriyor: Son haftalar zarfında, İngi faaliyetinden başka mühim hiçbir hâdise tık daha ziyade geciktirilmemesi icab olmamıştır. İngiliz Amirallik dairesi, bir eder ve tedavisi hepimizin, topumuzun liz hava ordusu tayyareleri, Almanya ü îngiliz muhribinin ziyaa uğramış olduğuzerinde devamlı keşif uçuşlan yapmışlarboyunlanmıza borcdur. nu kabul etmektedir. Bu muhrib, bir Aldır. YUNUS NAD1 man mayınına çarpmıştır. Sekiz bin altı Alman avcı tayyarelerinin muhalefe yüz ton hacmindeki ve Matra adındaki Ticaret Vekilinin bir tavzihi tine rağmen, bu tayyareler, maksadlarına îngiliz vapuru, bir infilâk neticesinde mahTicaret Vekili Nazmi Topçuoğlu, erişmişlerdir. Şehirler, limanlar ve askerî volmuştur. Tahtelbahirlerimizden biri son muhtelif ticaret işlerimiz etrafında ver hedefler hayatı ehemmiyeti haiz teferru günlerde 23 bin ton hacminde gemi batırdiği yeni beyanatta, Suriye, Filistin ve atlı yüzlerce fotoğraf halinde tespit edil mış ve bir gemiyi de zaptetmiştir. Kıbns gibi 7005 numaralı kararname miştir. Düşman tayyare istasyonlanndan nin 4 üncü maddesinde yazılı memle 16 sı ile Emden ve Hamburg şehiderinin ketlerle olan ticari münasebatımızı şöy fotoğrafları da alınmıştır. Tayyareciler, Rusya, Finlandiyaya le tavzih etmiştir: gayrimüsaid hava şeraitine göğüs gere < Suriye, Filistin ve Kıbns gibi rek, bazan oksijen kullanmaya mecbur ültimatom vermedi memleketler hakkında işaret ettiğim {Baştarafı 1 inct sahifede) kalacak derecede yüksekten uçarak, heı karar, gazetelere tamamen yanhş olarak geçmiştir. Filhakika bu memleket türlü sitayişin fevkinde cesaret ve azım inde uyanan endişenin ikinci bir âmili de ler bugüne kadar 7005 numaralı karar göstermişlerdir. Bu uçuşlardan her birin şimal Okyanusunda daimî surette buzlarnamenin dördüncü maddesinde yazılı de katedilmiş olan mesafe en az bin üç dan âzâde olan limanının kendisine terkedilmesini Norveçten istemesidir. memleketlerden değildi. Bu, ancak şim yüz kilometredir. di böyle olacaktır. Bu memleketlerin tskoçya sahillerine giden Alman Almanlar bir Fin vapurunu arasına almmış olmasile onlar üzerine tayyareleri zaptetti olan ihracatımızı arttırmak ve inter Londra 15 (a.a.) Altı bombardı Helsingfors, 15 (a.a.) Bir Alman changeabiliteden istifade ederek sana man tayyaresinden mürekkeb bir Alman harb gemisi Aland adalan civarında, Inyiimizin muhtac olduğu iptidaî maddelerin ithalini kolaylaştırmak maksadmı hava filosu dün akşam İskoçya sahillerin giltereye gitmekte olan «Yessie» ismindede görünmüştür. Fakat îngiliz tayyarele ki Fin vapurunda araştırmalar yapmıştır. takib ediyoruz. > ri havalanmadan evvel Alman tayyarele «Yessie» Hamburg limanına götürülmüşri şimale doğru gitmişlerdir. tür. Hem suçlu, hem güçlü! Tehlike işareti verilmiş, fakat bunu Vâhid adında bir genc, evvelki gün Ferah sinemasında beraberinde dayıza birkaç dakika sonra «tehlike, geçti» işaMaç meraklısı bir ihtiyar desi Pakize olduğu halde, sinema sey reti takib etmiştir. heyecandan öldü rederlerken, Pakize, ön sırada arkadaşMiknih suikasdimn intikamtnı Bayramın ikinci günü Şeref stadmda larile oturan Hüseyin adında bir ada almak için yapılan Fenerbahçe Beşiktaş maçmı mm sarkmtılığma maruz kslmıştır. Bu Paris, 15 (a.a.) Amsterdamdan tribünde seyretmekte olan 60 yaşlarınhareketten müteessir olan Vâhid, Hü bildirildiğine göre, Hitler'in etrafındaki siseyni ikaz etmek istemiş, Hüseyin de da Osman adlı ihtiyar bir spor merakiki arkadaşile beraber Vâhidin üzerine yasî şahsiyetler, rivayete nazaran Münih lısı, maçın heyecanlı bir safhasmda bir hücum etmiştir. Hüseyin bir aralık sus suikasdimn intikamını almak ve Alman denbire düşerek ölmüştür. Adamcağızm talı çakısmı da çekerek Vâhidi başm milletinin manevî kuvvetini yükseltmek üdan yaralamıştır. Suçlu Hüseyin ve iki zere Ingiltereye büyük bir darbe indirmek fazla heyecan neticesinde kalb sektesin den öldüğü tespit edümistir. arkadaşı yakalanmıştır. arzusundadırlar. Bir Estonya vapuru tevkif olundu Tallin 15 (a.a.) Şimal denizinde bir harb gemisi kereste yüklü olduğu halde Anvers'e gitmekte olan «Meero» is mindeki Estonya vapurunu tevkif edeek Emden'e götürmüştür. KADIN ve MODA Pariste büyük rağbete mazhar olan bir şapka modeli. Bu şapka, başın üstüne hafifçe oturmaktadır ve üzeri tüyleri muhtelif renklerde kuşlarla süs lüâür.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog