Bugünden 1930'a 5,431,491 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

8 İkinciteşrin 1938 CUMHURİY.ET SON Hâdiseler arasında Kırtasiyeciliğe karşı ahiliye Vekâletinin teşebbü sü üzerine Başvekâlet, kırta siyecilik sistemini ıslah ederek, bütün resmî muamelelerî kolaylaştırmağa ve çabuklaştırmağa karar vermiştir. Bu ıslah karan henüz etüd safhasındadır. Filî neticesini olanca sabırsızlığımızla bekliyoruz. Kırtasiyecilik aleyhinde fazla ko nuşmağa lüzum yoktur. Devlet kapısına işi düşen ve düşmiyen herkes derece derece bilir ki resmî dairelerde kâğıd denilen incecik şey, kalm bir duvar gibi karşımıza dikilerek işlerimizin yürümesine mâni olur: Evrak kalemine uğrayınız, istidayı kaydettiriniz, numara ahnız; şube müdürüne havale ettiriniz (müdür yok, şimd gelecek, yanm saat ayak üstünde bekleyiniz) ; havaleden sonra raporu tasdik ettiriniz (heyet bugün toplan maz, çarşambaya geliniz ve o gün de bir saat bekleyiniz); bir ilmühaber getiriniz; dosya kalemine uğrayınız, kaydını çıkartınız; şu köşede oturan memura uğrayınız (önü evrak yığılıdır, sıranızı kaybetmemek için, ayn noktada, şapkanız elinizde, ilj saat ayak üstü durunuz); vekâlete yazıldı, cevab bekleyiniz (bir hafta, bir ay, bir sene) ; evrakınız başmüdürde, kendisi hasta, muavin «ben imzalamam» diyor, gelecek hafta geliniz; vekâlet encümene havale etti, bekleyiniz, bir ay sonra geliniz; yann geliniz; per şembeye geliniz; encümen başmüdiriyetten sordu, cevab bekleyiniz; vekâlete yazıldı, vekâletten... Uzattım. Fakat bazan resmî muamele bundan çok daha uzundur: Kâğıd, kâğıd, kâğıd, kâğıd... Bürokrasi hakkında türkçe en güzel etüdü dostum Ahmed Şükrü Adalın «Siyasî Bilgiler» mecmuasında' ki (Sayı 8788) bir seri makalesinde görebilirsiniz. Oradan da anlaşılır ki bu kötü sistem yalnız bizim başımızda değil, dünyamn bütün resmî dairelerinin başmda belâdir. Şu var ki onlar arasında kırtasiyecilikle metodik bir mücadeleye girişmekte gecikmiş m/emleketlerden biri de biziz. Bürokrasi basit bir metod hatası değildir. ldarî, siyasî, iktısadî büyük, derin ve çapraşık sebebleri vardır; bunlan kolayca hulâsa etmek imkânını göremiyorum. Kabasaba tahlil etmeğe razı olursak benim de kısa memurluk hayatımdaki tecrübelerime göre kırtasiyecilik birkaç büyük zaruretin mahsulü görünür. Merkeziyetle idare olunan memleketlerde küçük, hatta büyük memur salâhiyeti az, mes'uliyeti çok olan adamdır. Hem sık sık merkeze sormaya, hem de kararlarını kâğıdla tevsik etmeğe mecburdur. Sebeblerin biri bu. Gene böyle memleketlerde şahsî teşebbüs az olduğu için mektebler daha ziyade memur yetiştirir. Genclik devlet kapısı arar. Gelsin iltimas ve tavsiye. O zaman iş için adam değll, adam için iş aranır ve yaratılır. Bunun için de kâğıd muamelesini bir ucundan biraz daha dallandırmak lâzımdır. Birçok memleketlerde vekiller, nazırlar, şefler bu kırtasiyeciliğin esiridirler. Çünkü önlerine yığılan kâğıd tomarlarmı ve her birine aid kanun maddelerini tetkik edemezler, bunlan iyi bilen daha küçük memurlann tavsiyelerile hareket etmeğe mecbur olurlar. Bunun için vekil, nazır veya şef değişse bile işlerin cereyan tarzı değişmez ve beklenilen salâhtan eser görülmez. Velhasıl formalite belâsile mücadtele demek, esasi şekle karşı müdafaa demektir. Kırtasiyecilikte şekil, esastan müstakil bir hayata, kâğıddan bir uzviyete sahibdir; fakat kâğıd gibi incecik bir bünye içinde olmasma rağmen, yedi başlı ejder gibi, canhlığmı ve kudretini saklar. Dahiliye Vekâleti ve onun delâletile bütün hükumet, memleketin en belâlı düşmanlarmdan birile boğuşmaya karar vermiş oluyor. Devlet dairelerine bir kere işi düşmüş olup da onun bu yoldaki muvaffakiyetini bütün ruhüe özlemiyen hiç kimse yoktur. Düşünceler Macarlara kalan Slovak topraklarının işgali bitti larıh bir ılım ışı mı, IHEM NALINA MIHINA bir iman işi midir? Deli saçması! Bizde, bazı kimseler vardır ki Türk gazetecilerini beğenmezler. Gazetelerden kemiyet değil; key fiyet isterler. Kıymetsiz çok yazı yerine kıymetli az yazı. Böyle istiyenlere iki yapraklı bi r gazete takdim etsek, bilmem memnun olurlar mı? Fakat, mesele orada değil. Biz Türk gazetecilerinin, sanıldığı gibi öyle pek bilgisiz ve boş insanlar olmadığımızı, gazeteciliğin de memleketin irfan seviyesile beraber yükseldiğini söyliyeceğim. Ve iddia edeceğim ki Türk gazeteleri, bazı kusurlarına rağmen, satışlan milyonlara çıkan Avrupa gazetelerinden aşağı değil, hatta bazan üstündürler bile. Bana bu mukaddemeyi yaptıran, durup dururken kendimizi methetmek arzusu değil, fransızca Paris Soir gazetesinde çıkan saçma bir yazıdır. Bu gazeteye göre, Halic temizlenirken Kızıl Sultan Abdülhamidin karılannın iskeletleri bulumıyor muş. Şimdiye kadar 17 meşin çuval içinde, Sultan Hamidin diri diri denize attırdığı 17 odalığın kemikleri çıkmış, hatta zavallı kadınların ayaklannda zincirler bile varmış. çek Leh ihtilâfı da halledildi Çek Macar muhtelit komisyonu bugün Peştede toplanıyor Budapeşte 7 (a.a.) Macar kıt alan dün akşam, dün işgal etmeleri lâzım gelen hatlara kadar ilerlemişlerdir. îşgal esnasında hiçbir hâdise kaydedilmemiştir. Çek Leh ihtilâfı halledildi hakem kararında araz! meselesînin halli için Macaristanla Çekoslocakya arasm da doğrudan doğruya icrası derpiş edıl miş olan müzakereler, bu ayın 8 inde Budapeşte'de Macar hükumetile Çekoslo vak sefiri arasında başhyacakhr. Bu maksadla bir Çekoslovak komisyonu, bugün Varşova 7 (a.a.) Pat ajansından: Budapeşte'ye hareket etmiştir. Prag'daki Polonya &efirile Çekoslovakya Hariciye Nazırı arasında bu ayın bi Ukrayna hâdiselerinin mahiyeti Varşova 7 (a.a.) Başvekil Generinci günü doğrudan doğruya teati edilen notalarla iki devlet arasındaki hudud ral Slavoj Skladkovski, Ukrayna miil meselesi kat'î surette halledilmiştir. Ple demokrat partisinin şefi Vasil Mudri'y bisite müracaat edilmemesini istiyen, Çe kabul etmiştir. Mumaileyh Başvekile %on koslovak komşularile olan münasebatını üç hafta zarfında şarkî Galiçyada ve bilıslah etmek arzusunda bulunan Polonya hassa Lvov'da cereyan eden hâdiseler olmuştur. Çekoslovakya tarafından Po hakkında malumat vermiştir. lonyaya terkedilmiş olan arazinin mesaGeçen cumartesi ve pazar günleri ayn hası takriben 1050 kilometre murabbaına mmtakada Polonyalı talebelerle Ukraybaliğ olmaktadır. na milisleri arasında yeniden hâdiseler çıkÇek Macar muhtelit komisyonu mıştır. Arbedeler esnasında birkaç kiş Prag 7 (a.a.) Viyana'da verilen yaralanmıştır. IIIIIIllllıtıııııııııiHM »••< Yazan: Prof. M. ŞEKİB TUNÇ XIX uncu asırdanberi büyük bir inkişafa mazhar olan tarihin bu inkişaf nisbetinde ehemmiyeti arttığı muhakkaktır. Yalnız bu ehemmiyetin mahiyeti nedir? Tarihin iptidaî şekillerinde gaye, tarihî bir vakıayı, şahidi olmıyanlara nakletmekten ve onda iyi kötü bir heyecan uyandırmaktan ibaretti. Fakat X I X uncu asırda gelişen tarih, iyi kötü bir heyecan uyandırmak gayesini terketmek iddiasında bulunduğu gibi vakıaları yalnız nakletmekle kalmıyarak, bunlara, ayni zamanda yen bir haysiyet ve kıymet vererek, tarihî hakikat adını verdi; ve bu hakikate erişmek için her nevi metodlar icad edildi; şahidlik metodu tekemmül ettirilerek maddî şahidlerin yardımlarını temin arandı. Bir devri yeniden yaşatmak için faraziyeler, bu faraziyeleri tahkik edecek istikra'lar yapıldı; ve istikra'lardan elde edilen nelicelerin ruhunu canlandıracak sezgilere başvuruldu. Tarihin artık bir edebiyat olmaî:tan çıktığı ve tarihçilerin bir edebiyatçı olmadıkları ilân edildi. Hatta tarihin edebiyat fakültesinden fen fakültesine nakledilmesini istiyenler bile oldu. Çünkü artık edebiyatla alâkası kalmamış yeni ve başka birşey olmuştu. Bu havanın tesiriledir ki bütün ilimlerin tarihi arandı ve herhangi ilmî bir tetkik yapılırken meselenin bir tarihçesi yapılmağa başlandı. Yalnız bütün bu gayretlere rağmen genclerde tarih kafasından ziyade ilim ve felsef kafası hâkimdir. Tarihi sevenler genclerden ziyade ihtiyarlardır. Bunun sebebi nedir? Genclerin tecrübesiz olması ve tarih gibi büyük beşerî tecrübelere alâka duymıyacak kadar toy olması mı? Belki. Fakat asıl sebeb tarihî hakikatin henüz pek anlaşılır birşey olmamasıdır. Nitekim Cumhuriyetin, ikinciteşrin nüshasında eski meslek arkadaşım sayın Turhan Tana Tıb fakültesinden M. Tulunay imzasile gönderilen bir mektubda tarihin bir lun olup olmadığı soruluyor. Bir asırdanberi tarihçilerin tekrar ettikleri şey şudur: «Tarihî bir hakikat vardır. Tarihî olarak gerçek olan, fakat halihazırda da ayni gerçekliği muhafaza etmeyip alnız mazide gerçek olan birşey vardır.» Halbuki bizim gerçek ve reel dediğimiz şeyler hep halihazırda olan şeylerdir. Tarihî hakikat ise mazide olmuş ve artık bugün mevcud olmıyan birşeydir. Ilmin büük muhassenatı halihazıra bağlı olmasıdır. Ilmin her nev'i mevcud ve reel olanın tetkikidir. Mevcud ve reel olan şey de haîihazırdır; fazla olarak halihazır yalnız reel değil, ayni zamanda faydalıdır. Bizim uğraştığımız şey de halihazırdır; ünkü halde yaşamaya, onun üzerinde çaışmaya, onu tadil etmeye mecburuz. limler, maziden ancak hal olabilen şeyi ılırlar. Bundan başka ilimler, mazinin lerşeyi tahrib etmeyip sadece cüz'î vakııları tahrib ettiğini, fakat vak'alar arasında tahrib olunmayıp berdevam olan münasebetler, kanunlar bulunduğunu keşetmişlerdir. Galile'nin bir kilisede sallaan lâmbaya bakarak sukut kanununu eşfettiği malumdur. Bugün ne o lâmba, e de sallanması mevcud olmadığı halde sukut kanunu mevcuddur; ve bu kanun düşen bir cismin hareketini bugüîı de tayin eder; bu kanunla bugün de meşgulüz; ünkü bundan harikulâde bir surette istiade ediyor, hatta birçok icadlan bu sayele yapıyoruz. O halde vakıalann kanulunu tetkik etmenin bugün bile pratik bir :hemmiyeti vardır. Tarihin de bir ilim olabilmesi için sade:e vakıalarda kalmıyarak bu vakıalar ne Jerece doğru ve tam elde edilmiş olursa ılsun bunlar arasındaki münasebet ve anunları bulması lâzımdır. Sadece vak'aarda kaldığı takdirde bunlar Galile'nin âmbası gibi artık bugün mevcud olmıyan seyler olduğu için halde yaşamağa mecur olan bizler için hiç birşey ifade etmedikleri gibi, hiçbir yerde de kullanılamazlar; çünkü yokturlar; ve olsalar bile bir ak'anın devam etmesinden başka bir maa ifade ve bir fayda temin etmezler. O lalde tarihin ilim olması için nekadar mücemmel olursa olsun, sadece tarihî vakıala ın kaydile kalmıyarak bunlar arasındaki canunî mahi}retteki münasebetlere kadar iitmesi, yahud da bu işi yapacak diğer bir ilme sağlam ve tam malzemeler hazırlamakla iktifa etmesi lâzımdır. Yalnız böye bir ilim var mıdır? Ogüst Kont'un taiarladığı sosyoloji ilmi işte bunu yapmak stedi. Bu ilimde tarihî vakıalar bizatihi, alile'nin lâmbası gibi, ehemmiyetsizdir. Asıl mühim olan şey bu vak'alar arasmlaki münasebetler ve kanunlardır. Meselâ ir memleketin arazisinin genişliğile nüfus esafeti, nüfus kesafetile hükumet şekli, >rf ve âdet ve ahlâkı, muhariblik veya iulhperverliği arasındaki münasebetler giıi. Bu münasebetler bilindiği takdirde on Fransız İtalyan münasebetleri Fransanın yaptığı malî kanunlar Ponse Romaya vardı ve Yeni kanunlar hafta sonunda neşredilecek merasimle karşılandı tebliğ ediyor: «Bilânçonun tanzimî için Paul Reynard'a verilen baş günlük mühlet, bu akşam sonuna ermektedir. Bılânço hazırlanmıştır. Bu akşam prensip itibarile bazı kararlar verilecektir. Müteakıb günler, metinlerin hazırlanmasına tahsis edilecektir. Bu hususta bilhassa Başvekille, Maliye Nazırı ve mütehassıslar arasında teknik görüşmeler yapılacaktır. Bidayette bildirildiği veçhile, kararnameler hafta sonunda resmî gazetede neşredilecektir. Kabinenin içtima tarihi henüz tespit edilmemiştir.» Salamanka 7 (a.a.) Resmî bir teb Sosyalistler silâhlanmak taraftarı liğe göre, Frankistler, Ebre cephesinde Paris 7 (a.a.) Sosyalist meclisinde ileri hareketlerine devam ederek Benifas beyanarta buîunan Blum, silâhsızlanma set kasabasile Rio Seco'nun cenubundaki nın takib edilen bir gaye olduğunu, fakat «ırtları işgal etmişlef ve düşmandan 224 halihazırda böyle birşey düşünmeğe imesir almışlardır. kân bulunmadığını söylemiştir. Vaziyet Bombalanan İngiliz vapurları vahimdir. Şimdiki şerait içinde tekrar siBarselon 7 (a.a.) Neşredilen resmî lâhlanma zaruridir. Bundan sonra girişilbir tebliğe göre, Frankistlerin tayyareleri, mesi muhtemel olan müzakerelerin muvafAlmeria'yı bombardıman etmişlerdir. A fakiyetle neticelenebilmesi için Fransanın tılan bombalardan bir kısmı, demirli bu kuvvetli olması lâzımdır. lunan Margaret Rose ve Yorkbroe isimBu beyanatfan sonra, meclis daimî ıdalerindeki İngiliz vapurlarına isabet et rî komisyonunun tespit edeceği tarihte miştir. fevkalâde bir millî meclisin toplanmasma Londra 7 (Hususî) Fransanın yeni Roma elçisi Fransuva Ponse bugün Romaya muvasalat etmiş ve hararetli tezahüratla karşılanmıştır. Bu münasebetle üç ay evvel iki memleket arasında tatbika başhyan mütekabil turizm takyidatı lâğvedilmiştir. Paris 7 (a.a.) Maliye Nezareti Dün Almerya bombalandı Bombalar iki îngiliz gemisine de isabet etti Frankistlerin tebliği Salamanka 7 (a.a.) Franko umumî karargâhının tebliği: «Ebre cephesinde, mühim bir köprü başı olan Bedisanet köyünü hücumla zaptettik. Düşman taarruzlannı, düşman için kanlı zayiatla püskürttük ve üç yüz esir ile mühim miktarda harb levazımı ele geçirdik.» tki İngiliz gemisi de hasara uğradı Barselona 7 (a.a.) Millî Müdafaa Nezaretinin bir tebliğinde, asi kuvvetlerin Ebre cephesinde çok şiddetli muharebeler neticsinde Bedisanet'deki mevzilerini ileri sürdükleri bildirilmektedir. Franko tayyarelerinin attıklan bombalardan, Valansiya iimanında, iki İngiliz gemisi hasara uğramıştır. Düşman tayyareleri, keza, Parragone, Barselona ve Kartecena limanlannı da bombardunan etmişlerdir. Frankistler hedeflerine vastl oldu Gandesa, 7 (a.a.) Cumhuriyetçi cephesinin merkez kısmının ele geçirilmesi, nihayete ermiş telâkki olunabilir. Frankistler, evvelce tespit edilmiş bütün hedeflerine varmışlardır. Ebre nehrinin bir kıvrık teşkil eden kısmı ikiye bölünmüştür. Cumhuriyetçiler, iki daire dahilinde mahsur kalmıştır. Bu dairelerden biri, Gandesanın şimalinde ve Patarella Asco ile Ribarija arasındadır ve 15 genişlik ve 12 kilometre derinliktedir. karar vermiştir. Sosyalist partisinin haricî siyasetinin umumî hatlarmı tespit edecek olan bu meclisin yeni seneden evvel toplanacağı muhakkaktır. Fransada hususi müesseselerden sermaye vergisi altnacak Roma 7 (a.a.) Havas ajansı bildiriyor: Nazırlar meclisi, hususî müessesele rin sermayelerinden bir defaya mahsus olmak üzere bir fevkalâde vergi alınmasına karar vermiştir. Bu vergi takriben 120 bin müesseseyi alâkadar etmektedir. Amerikada intihabat bugün başlıyor Londra 7 (Husus) Yarın Amerikada meb'usan ve ayan intihabatı yapılacaktır. Meb'usan Meclisi azası kâmilen, Âyan Meclisi azası ise üçte bir nispetinde değişecektir. Bunlardan maada, umumî valiler dahi değişecektir. Bilhassa Nevyork Valüiği için seçim mücadelesınin çok şiddetli olacağı tahmin ediliyor. Rumen Kralının Londra seyahati Bükreş, 7 (a.a.) Kral, Bükreşten 12/ 11 tarihinde Londraya hareket edecek ve Paristen geçecektir. Kral 15 le 18 teşrinisani arasında Londrada kalacaktır. İngilterede şerefine müteaddıt merasim yapılacak ve dineler verilecektir. Resmî ziyaret bittikten sonra Kral seyahatini mütenekkiren uzatmak arzusundadır ve birkaç gün de Pariste kalacaktır. Bükreşe ay sonundan evvel dönmıyeceği zannedilmektedir. Haber, resmî olmamakla beraber, Krala resmî ziyareti müddetince Komnenenin refakat edeceği muhakkak addedilmektedir. lan bugünkü cemiyetlere tatbik etmek kabil olur ve bu sayede arazilerinin genişliğini, nüfus kesafetlerini bilmekle nasıl yaşadıklarım, örf ve âdetlerini istidlâl etmek kabil olur. Işte ancak bu mahiyette bir tarihtir ki bize diğer ilimlerin hakikatlerine t>enzer hakikatler verebilir; ayni zamanda bize daima yarıyacak son derecede pratik birşey olur. Azçok müphem olan bu fikir gitgide her tarafa yayılarak birçok tarihçiler içtimaiyatçı olmağa başladılar; ve cemiyetin ilmini yapmak iddiasında bulundular. Bu iddiayı geçen asrın sonunda Fransada Dürkhaym'ın, Türkiyede de merrhum Ziya Gökalpm temsil etiği malumdur. Bu cereyana karşı Fransada Tard'ın çıktığ da malumdur. Dürkhaym daima şu düsturu tekrar ederdi: İçtimaî kanunlar, arazinin vüs'ati, bereketi, nüfusun bolluğu gibi umumî karakterler arasındaki münasebetlere tâbidir, şu veya bu medeniyete götüren amiller bu umumî karakterlerdir. Maatteessüf Halicin temizlendiğinin Buna karşı Tard şu mukabelede bulun ash yok. Halic, şimdilik sadece doluyor. du: «Ondördüncü Lui ile Napolyon'u Temizlense Sultan Hamidin diri diri oraneye unutuyorsunuz? Bu iki adam Fransa ya attırdığı iddia edilen cariylerinin ve iktarihinde hiç birşey yapmadılar mı zanne ballerinin kemiklerinden ziyade, 33 sene diyorsunu? Bugünkü kanunlarımız, orada çürüyüp batmağa mahkum ettiği örf ve âdetlerimiz sadece arazi Türk gemilerinin enkazı çıkardı. Çünkü nin genişlik, hararet ve nüfus mik Halicin çamurlu sulan bir gemi mezarlı tarına mı tâbidir? Ondördüncü Lui'nin ğıdır. üzerimizde çok tesiri olmadığını mı zanFransız gazetesi, Halicin temizlenip tenediyorsunuz? Ya Napolyon'un? Bunla mizlenmediğini bilmiyebilir; fakat, meşin nn gerek bugünkü Fransız kafalarında ve çuvallar içinde iskeletler çıkmasına inanıp gerek diğer milletlerin bize karşı olan ha yazması, yahud da hiç inanmadan uydurreketlerinde hâlâ tesirleri yok mu? Bütün ması, îstanbul tramvaylarında bile satılan bunlar birinci derece mühim şeylerdir.» Avrup gazeteleri ve gazetecileri içinde ne Hulâsa, bunlardan biri ferdin mülâha mallar bulunduğunu göstermeğe kâfidir. zasına lüzum görmezken diğeri daha çok Fransız gazetesi, Sultan Hamidin ferde ehemmiyet veriyor. Klâsik tarihçile 1842 de doğduğunu yazdığına göre, o rin galib temayülleri de bu merkezdedir. nun, ne vakit tahttan indirildiğini ve hangi Sosyoloji enteresan bir ilim olmakla tarihte öldüğünü de bilmesi lâzım gelir. beraber henüz çocuktur; fakat sosyoloji Sultan Hamid, 1909 nisanmda tahttan intarih değildir. Tarihten istifade eder, fa dirilmiştir. Şu halde bıktığı cariyeleri ve kat tarih yapmaz. Bunun büyük delili bir gözdeleri 1909 ilkbahanndan evvel, yani vakıanın yerine diğer bir vakıayı tered 1908 de Halice athrmış olması lâzım gedüdsüz ikame eder. Meselâ bir impara lir, o vakittenberi tam 30 sene geçti; o zatorluğun tarihinde bilfarz iptidaî hayatma man 20 yaşında bulunan ve Halicin çaaid eksiklikler gördüğü zaman bunu za murlu sulan içinde değil, kıyılannda yamanımızın iptidaî hayatına aid malumat şamış olan bizler bile çürüdük, nasıl olur lâ kapatmakta bir beis görmez. Halbuki da, meşin çuvallar 30 sene suda durur da tarihçi buna asla müsaade etmez veya çürüyüp dağılmaz? yapamaz. Çünkü tarihçinin nazannda Geçen sene, Pariste iken Fransanın vak'a bizatihi mühimdir ve bizatihi mev :n çok satılan gazetesi olan «Paris Soir». cuddur; ve bir hakikate sahibdir. İlimde ın idarehanesini ve matbaasını ziyaret etise vak'anın bizatihi kıymeti yoktur. Çün miştim. Binlerce kilometre mesafeden telkü Galile'nin lâmbası bugün mevcud olma sizle resim alan belinograf isimli alete vadığı halde sukut kanununu başka lâmba rıncıya kadar hep en modern cihazlar ve ların sallanmalarile de tahkik etmek müm makinelerle mücehhez bulunan bu mükündür. Halbuki tarihteki vak'a bir haki kemmel gazetenin tesisatını pek beğenmişkate sahib olmak itibarile bir hakikattir, tim. bunun yerine benzerlik tahminile başka O zaman, böyle bir zavallı hikâye uybir vak'a ikame edilmesine tarihçi asla duracaklarını bana söyleselerdi, denize amüsaade etmez. tılan bu kızlan ve kadınlan, meşin çuvala İlmin diğer bi r hareketi, mevcud olması değil, iki kath çelik kasalara koymalarıni ve daima mevcuda müncer olması, mevcud tavsiye ederdim. Çünkü Halicin, yarı tatşeylerden bahsetmesidir. Meselâ cazibe lı, yarı tuzlu ve bol çamurlu sulan, 30 sekanunu, kimya kanunları bugün mevcud ne içinde, Türk donanmasının zırhlılannî olduklan gibi mevcud vakıalardır. Hal bile çürütmüştür. Meşin çuvallar, sağlambuki tarihçilerin vakıaları hep geçmişte lığile meşhur Fransız köselesinden dahi dir; bugün mevcud değildirler. Hakikat olsa, şimdiye kadar çoktan eriyip giderdi. leri de bugünün hakikatleri değil, geçmiBöyle bir deli saçmasını, Türk gazeteşin hakikatleridir. Bunlara firavunların bu ilerinin en bilgisizi ve en tecrübesizi bile gün de mevcud olduğunu söylerseniz size razmaz. kızarlar: «Ben halde değilim, mazideyim ve benim hakikatim mazinin bir hakikatidir» derler. İlim için halden çıkan hakiatin bu suretle maziye gitmesi ve maziden çıkması ilimden tamamile başka birşeydir; ilmin inkârıdır. İlim, mazinin hâdiselerile değil, halin hâdiselerile yapılır; mazinin hâdiseleri araya ancak anzî deGümrük Muhafaza Teşkilâtı memurlaliller olarak girer. Binaenaleyh içtimaiyat n, dün limanımıza gelen Mesajeri kum' ve ruhiyat da tarih usullerile yapılmaz. panyasının İngiliz bandıralı Herland vaBugünkü cemiyet ve insanlarla onların puru makinisti Veçinanm vaziyet;nden tekâmülleri tetkik edilmekle vücude gelir. üphelenmişler, yaptıkları araştırmada Sadece tarih usullerile yapılan bir içti üzerinde çok fazla kaçak eşya bulmuşmaiyat veya psikoloji daima küçücük ve ardır. Veçina patosunun atllma ipekli kadm mahdud kalacağı gibi esasen büyük bir müsammaları giymiş, avağma ipekli ka1 ehemmiyeti de haiz" değildir. dın kilotları geçirmiş. birçok eşarp, elFakat ne denirse densin tarih, tarih ol diven. corab. lâstik, diş patı, fırçalarla mak istiyor; maziye aid en manasız gibi kadm tuvalet malzemesini şurasma buma saklamı=;tır. Bütün bunlardan başgörünen en ufak birşeyi bile kaybetmek ka 70 lira da Türk dövizi bulunmuştur. stemiyor. Yalnız bu kadar da değil, bunlan ayni zamanda sun'î bir takım usullerle uclu yakalanmıstır. I Şayani hayret bir kaçakçılık teşebbüsü PEYAM1 SAFA Rumen Hariciye Nazırı istifa etmiyor Bükreş, 7 (a.a.) Bazı yabancı gazeteler Komnene'in istifa edeceğini yazmışlardır. Resmî mahfiller bu haberin tamamen asılsız olduğunu bildiriyorlar. Filistinde yeni hâdiseler Londra 7 (Hususî) Filistinde bugün de kanlı hâdiseler olmuştur. Arab çeteleri, İngiltereden celbedilen îngiliz skerlerinin karaya çıkmasına mâni olmak istemişler. fakat mitralypz ateşile dağıtıîmışlardır. ,, • Başvekil Ankarada Ankara 7 (Telefonla) Başvekil Celâl Bayar bu sabah şehrimize avdet etti ve istasyonda Vekiller, meb'uslar ve Vekâletler erkâm tarafından karşıland:. yeniden canlandırmak, hatırayı yeni bir realiteye kalbetmek istiyor. Herkesin histmediği tarihî hakikat, geçmiş bir vakıanın hakikati, geçmişte olmuş bir vakıadır. Tarihçiliğin bu ısrarı belki de zaman hakkındaki telâkkinin değişmeğe başladığına alâmettir. Biz yalnız hal mevcuddur, mazi geçmiştir, yok olmuştur; diyoruz. Tarih bu fikrimizde bir inkılâb yapmak yolunu tutmuşa benziyor, çünkü mazide bir hakikat icad ediyor, mazideki bir vakıaya realitelik veriyor. Bu, tarihçilerin bir imanı. Bu iman belki de maziye dönmenin, yahud maziye gidip gelmenin günün birinde mümkün olacağı hissi kabelvukuundan geliyor. Bu takdirde mazi Milletler Cemiyetinin tensikini isteyen Başvekil Londra 7 (a.a.) Cenubî Afrika Başvekili General Smuts dün radyoda öylediği bir nutukta, baştanbaşa tensik edilmiş bir Milletler Cemiyeti lehinde bulunmuş ve bu yeni Milletler Cemiyetine Amerikanın da iştirakini terviç eylemiştir. nin hakikatleri ehemmiyet kazanarak zaman yalnız kanunlarm muhafızı olmakla kalmaz, vak'aların, ferdlerin de muhafızı olur. M. ŞEKİB TUNÇ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog