Bugünden 1930'a 5,448,242 adet makale



Katalog


«
»

28 Mart 1937 CUMHURÎYET Okçuluk En eski Türk sporu olan okçuluk diriliyor Yakında faaliyete geçecek olan Okçuluk kulübü müessisleri, bu eski ve asil Türk sporu hakkında neler anlatıyorlar? Fransa Devlet Ban Viyanada yapılan kası altmla doldu malî rezalet Altm mahzeni gb'rülmemiş bir tertibatla muhafaza ediliyor Fransa devlet bankasma altın külçesi akmı devam ediyor. Bir Fransız mecmuası, Fransız bankasmm kredisini temin etmek için yığılan bu külçelerin bankanm kapısından yeraltı mahzenlerine kadar geçirdiŞi safahatı şöyle anlatryor: Altın sarayı, 35 metro yerin dibinde, bir buçuk hektardan fazla saha işgal eden, beton ve çimentodan inşa edilmiş muazzam bir kasadır. Bu saraya tek bir methalden girilir ve bu methal 80 santimetro kahnlığında çelik kapılar, 17 tonluk kol demirleri, döner kulelerle öyle muhafaza altma almmıştır ki, hiçbir iştial maddesile, hiçbir dinamitle yıkılmaz. Bu yeraltı sarayı, kasa dairelerinden, 600 sütunluk bir meydandan ve altınlann saklı bulunduğu serlerden müteşekkildir. Metro tünellerini andıran uçsuz bucaksız koridorlar, burayı bir lâbırent haline koymuştur. Asuri sarayı ile, sinemalarda görülen neviden bir yeraltı beldesi arasmda birşey olan bu sütunlu meydanın bir köşesinde uzun bir masa, bu masanın etrafında, tersine konulmuş yüzlerce sandalya vardır. Bu sandalyalar, ihtilâl, harb veya umumî iflâs gibi bir hâdise halinde kulnılmağa mahsustur. Sütunlu meydana açılan müteaddid çelik kapılar vardır. Bu kapılann arka smda müvazi geçidler ve bu geçidlerin boyunca, külrengi tel örgülerle çevrili büyük dolablar, bu dolablarm raflannda da altm külçeleri ve içi altın para dolu torbalar vardır. Bankanm prensipi mu cibince, her dolabın, her kapının ve her telörgünün kilidi çifttir. Her kapı iki anahtarla açılır ve banka erkânmdan hiç kimse, nekadar büyük mevki sahibi olursa olsun, bu anahtarlardan ikisine birden kat'iyyen sahib olamaz. Anahtann biri alâkadar serviste, öteki kontrolda durur. Altm külçelerinin beheri on iki ilâ on dört kilo ağırlığındadır. Bu külçeler, nereden gelirse gelsin, evvelâ mehenkten geçer. Mehenkçi, külçenin bir ucundan bir iki gram altın koparır, bunu otoma tik terazilerde tarttıktan sonra kimyevî muamelelere tâbi tutarak yabancı maddelerden tecrid eder ve ayarını tayin eder. Külçelerden kopanlan bu parçalar, külçe ile beraber bankaya gönderilir, tekrar eritilir, yeni külçe yapıhr. Uzun müddettenberi, Fransa devlet bankasının mahzenlerınden harice doğru akın eden altm, sosyal mücadelelerde ve siyasî kavgalarda hasıl olan vakfe üzerine, tekrar bankaya dönmeğe ve tasarruf sahibleri, biriken paralannı tekrar bankaya taşımağa başlamışlardır. Bu hâdise, itimadm yeniden doğduğuau gösterir. Beyaz altm Çukurova bir senede 500 bin balya pamuk verebilir Beher balya 80 lira hesabile 40 milyon liranın her sene memleketimize girmesi mümkündür Atatürkün realist Başvekiline 18 inci asır ortalarındayız. On beş yıl kadar önce bir arkadaşımızın dediği gibi, bugün de, bizim için keşfedilmemiş yeni bir dünya olan Amerika, dahilî muharebeler içindedir. îngilterede başlamış ve serpilmiş pamuk mensucat sanayii Belçikaya, Fransarun şimaline ve tıpkı, Türkiyenin 15 yü önceki vaziyetinde bir kalkınma savaşı başında olan Almanyaya yayılmağa başlamıştır. Pamuk, altmla tartılıyor. Küçük sanayii, tezgâh sanayiini süratle boğan büyük sanayi, aç bir ejder gibi, pamuk için haykırmaktadır. Türkiye, şimalî Afrika ona, yegâne ümid dolu yerler görünüyor. Adanada küçük bir tarlada başlıyan pamuk ziraati süratle yayılmıştır. îlk pamuk ihracatı; bu geniş, ve artık banalleşmek değil, tabiatin büyük kabiliyeti istihza gibi gelen bir tabirle bu birkaç Mısırı değen toprak için de dolgun ve olgun bir refah sabahmm bembeyaz ışıkları gibidir. II Pamuk ekiciliği sermaye, makine ve teşkilât demektir. Amerikada sükun avdet etmiştir. Mısırda pamuk yerleşmiştir. Türkiye, kör ve zalim bir saltanat idaresinin kahrı altmdadır. Adanada küçük bir tarlada başlayıp süratle parlıyan kudret, bir mağnezyum teli gibi yanıp bitmiştir. Napolyonun Kraliçe Hortense'a verdiği tacı Amerikaya satmışlar Viyanada, gerek mahiyeti, gerek işin içinde isimleri geçen şahıslann ehemmıj'eti itibarile muazzam bir dava görülmege başlanmıştır. Bu dava birkaç sene evvel dedikodusu bütün dünyayı saran Staviski rezaletinin biraz daha ufak mikyasta benzeri bir hâdiseden çıkmıştır. Davada isimleri geçen şahıslar, Dollfuss kabinesinde Maliye Nazırlığı yapan ve şüpheli ölümü bütün Avusturyada alâka uyandıran Buresch, AvusturyaMacar ordusunun üniforma müteahhidliğm den muazzam bir servet kazanan ve geçen sonbaharda tevkif edilen Bossel, şüpheli murabahacı Sidinger, Viyana belediye bankasının eski direktörü Hallama, ve nihayet, bir pırlanta işine adı kanşan yüzbaşı Korvvn'dur. Birçok meş,hur isimleri bir araya toplıyan bu rezalet bir antikacı dükkânında başlayıp bir devlet adamının kabul salonunda devam eden ve nihayet adalet huzurunda bi.en esrarengiz maceradır. 1925 senesinde, Buresch, Avusrurya köylü bankası direktörü iken, Eidinger ismindeki şüpheli şahsın poliçelerini kabul etmek ve bankaya ödetmek suretile müesseseyi iflâsa sürüklemişti. Eidingeri, Buresch'e tanıtan, banker Rosel idi. Köylü bankasının iflâsma ragmen, banka direktörü ile Eidinger arasındaki dostluğa halel gelmemiş ve bu iki dost, o sırada 123 milyon şilin gibi büyük bir yekunla iflâs etmek tehlikesine maruz bulunan Bosel'i bu vaziyetten kurtarmağa tes,ebbüs etmişlerdi. Buresch kendilerile dost olduğu Maliye ve Ticaret Na zırları nezdinde teşebbüsatta bulunarak, Bosel'in îsviçre bankasma olan borcunu tasanuf sandığınca ödetmek sureti'e bu iflâsm önünü aldı. Fakat bu ifin halli için ihrac edilen hisse senedlerinin kıymeti birdenbire sıfıra inmişti. Buna ragmen 123 milyon şilinlik koskoca iflâs hasıraltı edildi. Dollfus ikb'dar mevkiine geldiği za man, Buresch'e bu iflâs işini onunla birlikte idare etmiş olan bazı kimseler, rezaletin ortaya çıkacağından korkmağa başladılar. Buresch, kendisinin de teh likeye maruz olduğunu düşünerek Ma liye Nazırlığı mevkiine talib olmuş, bu mevkii elde etmiş ve ilk iş olarak, kendi aleyhindeki itham vesaikini ortadan kaldırmışn. Bosel ve Eidinger derin bir nefes aldılar. Fakat bu derin nefes pek az sürdü. Kabine devrildi. Buresch'in yerine bir başka Maliye Nazırı geldi ve tesadüfen eline geçirdiği tehlikeli dosyayı Ja sarruf sandığına iade ettd. Ancak, yeni nazır bu dosyaya göz gezdirmemiş, muhteviyaünı ögrenmemifti. Buresch bunu haber alınca, bu sefer de tasarruf sandığı müdürlüğüne talib oldu ve tayin edüdi. Vaziyet bir kere daha kurtulmuştu. Fakat bu sefer de büsbütün aykın bir yerden, ta Amerikadan patlak verdi. Napoleon tarafmdan, Josephine'in kızı Kraliçe Horteme de Bauharnais'ya izdivaç hediyesi olarak verilen pırlanta taç, Harteus«'un zevci ve Napoleon'un kar deşi Holanda Kralı Louis'den, muhtelif ellerden geçmek suretile Avusturya Arşidükü Leopold Salvator'a intikal etmişti. Leopold, harbden sonraki para sukutunda iflâs edince, tacir, yüzbaşı Konvin vasıtasile tasarruf sandığına terhin etmişti. O tarihte tasarruf sandığı müdürü Halama isminde birisiydi. Bu kıymetli mücevherin bir müddet sonra tasarruf sandığından alınarak 40,000 dolara Amerikaya satıldığı an laşılmış, paranın mahud Bosel tarafmdan veridiği sabit olmuş, bu da Bosel'in if lâsmın hileli olduğunu meydana çıkannca Bosel tevkif edilmiştir. İşte bu hâdise üzerine, tasarruf sandığmda yapılan araştırmalar esnasmda o radan oraya kaçırılıp gizlenen mahud tehlikeli dosya ele geçmiştir. Dosyanın bulunması üzerine, Buresch'in Başvekil Schuschnigg tarafmdan davet edilip o nunla gizli bir mülâkat yapması, bu mülâkattan sonra bitkin bir halde evine gitmesi, ertesi günü ölü bulunması işin bu safhasmı esrara boğmuştur. Şimdi Bosel, Hollama, tasarruf san dığı muhammini Meindl ve yüzbaşı Korwin mevkuf bulunuyorlar. Bu dalbudak salmış dolandıncıhğm oldukça kalabalık eşhasmdan yalnız ölen Buresch noksandır. Bütün Orta Avrupayı ve tacın Napoleon'un üvey kızma aid olması dolayısile de Fransayı alâkadar eden bu büyük davanın çok meraklı safhalar gösterme sine intizar ediliyor. I nı Umumî Harbin içindeyiz. Almanya pamuksuzdur. Cebinde; tDevlet Kredi Bankası> adını taşıyan bir bankanm çek karnesi, yabancı bir heyet Adanadadır. Pamuk, yeniden Almanya için kıymetlenmiştir. Almanya için diyoruz; çünkü fabrika Almandır. Sevkedenler Almandır. Ve... üstü toprak örtülü, her köşesinden yağmur sızan, kahvehane bozması borsada zavallı mahsul; çıplak ayaklı, kara donlu, yağız çehreli Çukurova çocuğunun nasırlı a\nacuna giren mütevazı kıymetine hüzünle bakmaktadır. IV Umumî Harb bitmiştir. Memleketin havasında, leş kokan bir saltanat ve onun kadar müteaffin emellerle şuraya buraya sokulmuş İşgal orduları var. Bu defa da cebinde; Parisli bir bankanın çek karnesi, dığer yabancı bir heyet, Almanlarm izindedir. Belçikalılar, İtalyanlar bunları takib ediyor ve Adanalı, bu yabancılar için, öz çiftliklerinde ancak bir ameledir. Başkaları hesabma beyaz değil, sapsan altm halinde kasaya giren pamuk; memleketinin ve eğemenliğinin harabesi karşısında, çehresinde hâlâ uzak, yakm harb meydanlarınm tozu silinmiyen Çukurova çocuğuna bin bir zorlukla ancak bir ekmek parası getirmektedir. V Atatürkün devrimi, yurdun kararan ufkunda bir güneş gibi doğmuştur. Her Türkün nasırlanmış derisinin altmda, dünyanm en gururlu ve en azim dolu kanı dolaşıyor. Tepinen cins bir at gibi vakit vakit hırsmdan ayaklanan ve: « Ben, bu ovalara servet ve hayat verecek kuvvetteyim. Ne zamana kadar beni böyle serseri ve metruk bırakacaksmız?» diye haykıran Seyhanm kenarında, mütevazı bir binada, o zamanki Türk Ocağında bir toplantı tertib ediliyor. Şimdi Seyhan meb'usu olan Ali Münif Yeğena, Belediye reisidir. îçtimaı tertib eden, Cumhuriyet hükumetinin Adanaya yolladığı ve bugün çok mühim bir vekâletin cidden liyakatli müsteşarı olan Faik Kurdoğludur. Şunu hatırlıyoruz: Çukurovanın göze gorünen hemen bütün başlanm toplıyan bu içtimada Ticaret müdürü, elinde bir kitab kürsüye çıkıyor. Kitabda, Mısınn senelik pamuk satışları yekununu gösteren bir fatura fotoğrafisi ve onun altmda da ingilizce şu satırlar var: Amerikada ok atan genc kvdar Türkün öz sporu olan okçuluğun, kırk yıllık bir uykudan uyanarak, yeniden canlanmağa başladığını hep biliyoruz. Ancak, dün, kapılarmın gencliğe açılması pek yakınlaşmış olan (Okspor) kulübünün müessislerile görüşürken anladım ki, bu sahada bilmediğimiz de birçok şeyler varmış. • « Anadoluyu bucak bucak dolaşan açıkgöz bazirgânlann topladıklan, artık bizde yapıcısı bile kalmamış binden fazla ok ve yay, altı ay evvel îstanbuldan çıkanlarak Avrupaya ve Amerikaya satılmıştır.» Dedıkleri zaman, bunlann oralarda ki antika merakhlan tarafmdan kapışıl dığını zannedişime gülümsiyerek ilâve ettiler: « Belki öyleleri de vardır amma, dünyanm birçok medenî muhitlerinde, bilhassa, Amerika, Fransa, Almanya ve Japonyada ok sporunun aldığı hızı unutmamak lâzımdır. Buralarda koca koca ok sahalan yapılmakta, kulübler açıl makta ve binlerle genc günden güne ar tan bir aşk ve gayretle bu sporu benimsemektedirler. Ancak onlann çoğu için yeni olan bu cazib sporun şa'şaalı mazisi bizdedir. Bu sebeble okçuluk tarihini bizde araştır dıkları gibi onun levazımını da bizde a ramaktan fariğ olamazlar. Peki, siz ne yapacaksınız? Bizim birinci maksadımız okçuluğu yurdumuzda canlandırmaktır. Düşünü nüz ki, Istanbulu aldığımız gün Okmeydanında kurmuş olduğumuz ilk stadda Türk sporculan yaylarını germişler, ok lannı atmışlardır. Fakat Türk, yay ve oku o günden çok daha ewel, bir kelime ile doğduğu gündenberi elinde tutan ve daima en iyi kullanan tek millettir. Ancak Istanbulun ahndığı zaman Okmeydanında kurulan (Tekyei Tirenda zan) ki bugünkü manasile Okçular Kulübü de her çeşid toplantılardan fena halde ürken Ikinci Abdülhamidin tahta çıkışmdan biraz sonra sönmüş ve bunun neticesi olarak okçuluk ta ölmüştür. Kırk sene evvelki bu külübün sicil defterinde kemankeşlik payesine erişmiş o lanlar arasında, bugün sağ kalan, bir Vakkas vardır, ki bu üstad o gündenberi, bir lâhza elinden yayını ve okunu bırakmamıştır ve hâlâ muntazaman id manlarını yapmaktadır. Kemankeşlik payesi nedir? . Eskiden okunu 900 gez bir gez 66 santimdir yani 600 metroya atamıyan kabza takıp okçulann arasına kan şamazdı. Ve bu mesafeye atana kabza ile kemankeşlik payesi verilirdi. Fakat kemankeşin gayreti bununla bitmezdi. Çünkü daha fazla çalışarak 1300, 1400 geze ulaşanlar çoktu. Ya şimdi? Bizim bildiğimiz şimdiki halde Vakkas, Mahir, Kemal, Necmeddin ve Abdülkadir gibi on kadar tanınmış ok çumuz vardır. Bu sporun babası olan milletimizin bugün onu nekadar unutmuş olduğunu kara donlu adamlar simsarlardır. Çiftçi; nargilesinin başmda, önüne getirilecek banknot demetini bekleraektedir. Faizci, murabahacı ve boynuna iple asılmış şeker sandığı kapağı üzerinde boncuk, cincik ve ipek çorab satmağa çalışan Yahudi çerçüer; her pamuğu satılan adamın başmda sinek gibi dönmektedirler. Halbuki öte yanda, Çukurovanın hakikî borsası; yeni badalananmış odasmda buzlu vüski içen beş, on ihracatçı ecnebinin yazıhanesidir. Simsarlar bunlann elinde birer kukladan başka bir şey değillerdir. VI Şimdiki Borsa binası bu sırada satm alınıyor. Dünya pamuk borsaları nizamnameleri getirtüerek burada ilk teşkil edilen bir komisyon, bugün bütün Türkiye borsaları için de muteber olan şimdiki pamuk borsası nizamnamesini vücude getiriyor. Standardizasyon için Avrupa borsaları yüksek ücretler istemiştir. Adını, Çukurovanın daıma muhabbetle anması icab eden ve Türk vatandaşlığına girmiş Buharalı bir öz Türk Yahudi olan Gilodo, bu işi bizzat yapacağını söylüyor. Çukurova pamukları standard tiplere ayrılıyor. Liverpol Borsasma, tetkik için gönderiliyor ve kabul ettiriliyor. Nevyork, Liverpol, Bremen, Havr Borsalarmm her günkü pamuk kurları günü gününe alınmakta ve artık Çukurova çiftçisi, pamuğunu kaç kuruşa ve niçin satacağını kendisi tayin edebilmektedir. Adana Borsası bu suretle Türkiyede yalnız ilk organize borsası olmakla kalmıyor; pamuk ta Türkiyede standardı yapılmış ilk mahsul oluyor. VII Pamuk davasını bir millî ekonomi davası haline getirmek lâzımdır. Adanada millî ilk pamuk kongresi toplanırken, Suriyede pamuk tecrübesine henüz başlıyan Fransızlarla Rusyada vâsi pamuk politikası takibine girişen Ruslar müşahid olarak bu büyük adımı takibe gelmişlerdi. O zamanki Ticaret Vekili ağzından dinlediğimiz hükumet nutkundan cümleyi bilhassa hatırlıyoruz: «Pamuk, beyaz altındır.rt Ayni cümleyi, kongre zabıtlarını ihtiva eden kitabm ilk sahifesinde de görüyoruz. VIII Hedef şudur: Çukurova, tek başına yılda 500,000 balya pamuk vermelidir. Bu, İsmet İnönünün emridir. Bugünkü arsıulusal fiatlar esası üzerinden bunun maddî ifadesi şöyle olur: Her balya 80 liradan 40,000,000 liralık döviz. IX Ziraat plânı, İsmet İnönünün; memleket köylüsünü de, münevverini de peşinde sürüklıyecek yeni bir işaretidir. Üzümcüler, fındıkçılar, yumurtacılar, tütüncüler... toplanıp derdlerini, ihtiyaclarını anlatmak ve Öz emeklerini devlet plânına nasıl katacaklarını tesbit etmek imkânlarını bulmuşlardır. Lâkin pamuk, millî dava olarak ele alınacak mahsullerin en başmda geldiği halde Çukurovalı, Eğeli, Sakaryalı ve Iğdırlı pamukçu için Ankarada büyük Başvekilin ağzından direktif almak fırsatmın bulunmaması, hiç şüphe yok ki, bir eksiktir. Maamafih Ankarada bir <ikinci pamuk kongresi> nin toplanmasını; daha dün, Çukurovada, Eğede bu işe bizzat el koyan büyük ismet İnönünden istemek her halde yerinde bir cür'et obnasa gerek. En eski Türk yaylarmdan bir nümune görüyorsunuz. îşte biz ok sporu kurmakla bu unutkanlığın önüne geçmek ve bu sporu ihya etmek istiyoruz. Ikinci maksadımız da, kütübhaneleri, bütün tarih hazinelerini araştırarak ok çulukla beraber bütün Türk sporunun mazisini aydınlatmaktır. Et konserve fabrikaları İkinci beş senelik plâna dahil et konserve fabrikası için Başvekâlet vilâyetlerden bazı malumat istemişti. Bu malumat yatı mektebleri, hastaneler ve saire gibi müesseselerin taze et ihtiyacmdan başka bir sene içinde istihlâk edebüecekleri et konservesi ihtiyacmı kilo itibarile tesbitten ibarettir. Millî Müdafaa Vekâleti askerin konserve ihtiyacmı toptan Başvekâlete bildirdiği gibi Maarif Vekâleti de mekteb ihtiyaclarını bildirmiştir. îki et konserve fabrikasından birinin şark vilâyetlerinde açılması muhtemeldir. Bilhassa Erzurum gibi koyun ve sığırın fazla bulunduğu mmtaka bu işe elverişli görülmektedir. Bu işe esasen bir senedenberi başlamış bulunuyoruz. Fakat asıl faaliyetimiz (Okspor) kurulduktan sonra intizama girecektir. Meselâ... Muhatabım burada birdenbire susunca, ben tekrar ettim: Meselâ? Hayır.. Pek mühim bir şey değil.. Geçen gün eski kitablan kanştınrken gözümüze ilişmişti. Şimdi, size, bugünün en gözde sporu hangisidir? diye sorsam, ne mukayyed olmadan salonalrımızda ders dersinız? alabileceklerdir. Futbol... Bugünkü ok üstadları müracaat ede îşte, 500 sene evvel yazılmış bu ceklere muntazaman ders vermeği, onlareski kitabda, o zamanki Türklerin kuzu la meşgul olmağı memnuniyetle üzerlerive oğlak tulumlarını şişirerek ayakla oy ne almışlardır. Yay ve oklann envaı varnadıklannı gördük. Daha bunun gibi bir dır. Bunlann arasında bir küçük bahçe çok tarihî hakikatlere tesadüf ettik, şüp de, hatta bir odada bile kullanılabilecekhe yok ki edeceğiz de... Hatta mevcud ler mevcuddur. eşsiz abidelerile Okmeydanı bile başlıbaDemek ki okçuluk her yerde, her za şma bir âlemdir. Vaktile burada sade okman meşgul olunabilecek bir spordur. çulukla meşgul olmadıkları muhakkaktır. İyi amma, yay ve okları nereden Bu sahada ayrıca güreş meydanlan da bulacaksınız? varmış, kimbilir daha neler vardı. Bütün Eskileri âyannda yay ve ok ya bunlar birer birer meydana çıkacaktır. pabilmek belki bugün mümkün değildir. Anlaşıhyor ki, (Okspor), kendisine Avrupa ve Amerikada da bunu yapamı geniş bir faaliyet sahası ayırmıştır. Bu yorlar. Bu da ölmüş bir Türk san'atıdır. kulüb resmen kurulunce, de'rhal işe baş Ancak kenarda köşede kalmış ustalarıIıyacaktır. mızı arayıp bularak bu san'atı da diriltEsasen, daha şimdiden memleketin meğe çalışacağız. Şimdiki halde eldeki her tarafmdan gösterilen derin alâka, bu eski yay ve oklardan ıstıfade edeceğiz. sporun az zamanda taammüm ederek es Bir yandan da memleketin her tarafın ki günlerdeki canlılığı bulacağını anlatı dan bu nevi yay ve okları arayıp toplıyayor. cağız. Kulüb kurulunca nasıl çalışmağa baş Ayni zamanda Avrupa ve Amerikada lıyacaklarını soruşuma da şu cevabı alıyo bugün kullanılanları getirterek tetkik ve aradaki farkı tebarüz ettirmeği de unut rum: Okçuluk en centilmen sporlardan mıyacağız.» Türk gencini öz sporuna kavuşturacak biridir. Bu sebeble bizde amatörlük esas olacaktır. Cemiyetler kanununun tahdid olanlan tebrik etmek bir vazifedir. ettiği yaştan küçük olanlar da kulübe KANDEMİR M. A. Borc böyle mi istenir? Kasımpaşada oturan Cemal, dün sabah Taksimde Zanbak apartımanmda oturan doktor Horhoroni'nin dairesinin kapısını çalmış ve karşısma çıkan doktor a: < Bana 70 kuruş borcun var. Para lâzım olduğundan çabuk ver> demiştir. Doktorun kendisinin böyle bir borcu olmadığını söylemesi üzerine kapı önünde bir münakaşa başlamış ve Cemal kapının camlarmı kırarak kaçmağa başlamıştır. De\Tİye gezen polisler bir adamm süratle sokaklardan geçtiğini görünce takibata başlamışlar ve aradan on dakika geçmeden firariyi yakalamışlardır. Bu arada Cemal polislerin elinden kaçmak istemiş, fakat elinde bulunan çakı açık olduğu halde yere yuvarlanmış ve yaralanmıştır. Yaralı tedavi altma almmıştır. Tahhikata devam edilmektedir. «Bir memleket için hakiki taç budur.'» Kurdoğlu, Çukurovanın böyle birkaç taç gösterebileceğini ve bunun için yapılması lâzım gelen şeyleri anlatıyor. Yanılmıyorsak; rasyonalizasyon.. Standardizasyon... Zincirleme kooperatif... gibi tabirler ilk defa bu toplantıda geçmiştir. Toplantıdan sonra, birkaç kişi Borsaya davet ediliyor. Borsa dediğimiz yeri şöyle anlatabiliriz: Hava yağmurludur. Borsa binası, Yağcamisi civarmda, şimdi, tamir edilerek yarısı hazır elbise mağazası, diğer yarısı da masara olarak kullanılan yerdir. Içeride nargile dumanı, sigara, çay, kahve ve teneffüs kokusu insana tıkanıklık verecek kadar kesif. Bazı masalarda şemsiye açılmıştır; çünkü tavan akmaktadır. Avuçlarında koza, kese kâğıdı içinde pamuk nümunelerile dolaşan Sergi madalyaları geldi Geçen seneki İzmir sergisine iştirak eden müesseselere verilecek madalyalar Ticaret Odasına gelmiştir. Oda, bu madalyaları müesseselere vermeğe başlamıştır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog