Bugünden 1930'a 5,465,457 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET 26 Mart 1937 Küçük hikâye Son arzu lara sarıhyor, hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve ölüme götürülen bir hayvan gibi bağırıyordu. Onu zorla, ite kaka evden çıkarmak ve bir arabaya bindirip yollamak lâzım geldi. Lisotte sokakta ağlamağa devam ettı, kapmın artık bir daha ona açılmamak üzere kapandığını görünce şiddetli bir sinir buhranı geçirdi ve bayıldı. Doktorun içi parçalanmıştı. « Zavalh buradan başka yerde yaşıyamıyacak, sanırım» diyordu. Akrabalarının onu gene şehirde hiz metçiliğe verdiklerini işitti. Sonra hiçbir haber alamadı. Aradan uzun yıllar geçmiş, Madam Brenilh ölmüş ve unutul muştu. Işte bu sabah köpeğin tasması saye sinde, bir vakitler ismini efendisinin kal bine kadar her yere yazmak istiyen sadık hizmetçisini, küçük Lisotte'u bulmuştu. ihtiyar derin bir teessürle içini çekti. Vasiyetnamesini yazmağa hazırlandığı kâğıdı yırttı ve şapkasmı alarak dilenci kadını aramağa çıktı. Onu ancak üç gün sonra bulabildi. Karısının kabrini ziyarete gitmişti. Lisotte doktorun kendisi için hazırlattığı boş mezann üstüne uzanmıştı. Gözleri kapalıydı. Doktor iliklerine kadar titredi. Acaba kadın ölmüş müydü? Yaklaştı, üzerine iğildi: Lisotte! diye seslendi. Lisotte gözlerini açıp ta efendisini tanıyınca bir çığlık kopardı ve kıpkırmızı kesildi. Sonra torbasını ve bastonunu a Iarak kaçmak istedi. Doktor onu kollanndan yakalamıştı: Lisotte, dedi, beni hâlâ unutmadın mı? Tek cevab bir hıçkınk oldu. Lisotte, hayatını anlat bana. Ev lendin mi? Çocuklann var mı? Başile işaret etti: Hayır. Zavallı Lisotte! Demek yapayal nızsın, ve sokaklarda dileniyorsun ha! Zavallı. Lâkin artık üzülme. Mademki seni buldum, artık dilenmiyeceksin. Be nim varisim olacaksın. Sana bir milyon frank bırakacağım. Kadın «oh!» diye inledi. Evet, böyle olacak. Sen benim için ne iyi, ne sadıktm, bana nekadar bağlıydın! Lisotte asabiyet îçînde bağırdı: Hayır! Ben para istemiyorum! Ne istiyorsun o halde? Cevab vermedi. Kara gözlerini bütün takarile açarak ona baktı. Bu gözler, dudaklann yerine dile gelmek ve delice şeyler söylemk istiyordu. «Oh, efendiciğim, bir vakit ben size bütün gene kızlık kalbimi vermiştim; zavallı, fakir bir gene kızın kalbini... Al lahtan bütün istediğim daima sizin yanı nızda bulunmaktan ibaretti. Hayatımda bu olmadı. Lâkin öldükten sonra bari ona mazhar olabilsem!» Işte Lisotte'un siyah gözleri bunlan söylemek istiyordu; zavallı kadm torbasından bir kurşunkalem çıkarıp ta dok tor için hazırlanan lâhde Lisotte Guiliot kelimelerini yazınca doktor da anladı. Evvelâ hiçbir şey söyliyemedi, heye candan titriyordu. Dilencinin elinden kalemi aldı, iki kabri çevreliyen duvann üstündeki «Brenilh ailesi» yazıh levhaya ilâve etti: «Brenilh Guillot ailesi» Ve kadına dönerek ellerini yakaladı: Gel Lisotte, dedi, eve gidelim. Ö lünciye kadar yanımda kalacaksın, sonra da bana burada iltihak edersin. Bunu istiyordun değil mi? Âlâ. Benim de istediğim bu Lisotte. Kemiklerimiz bari bir arada mes'ud olsun. Çeviren: Karısı ve oğlu ölüp te, etrafında ne bir akraba, ne bir dost kalmayınca seksenlik ihtiyar doktor Brenilh vasiyetnamesini yazmağa karar verdi. Ölümii hatırlamak bile hoşuna gitmezdi, hele ınsanların son isteklerini tesbitte kılı kırk yaran noter lerden nefret ederdi. Lâkin mademki bir gün bu dünyadan gıdılecekti ve mademki bu içtinabı gayrikabil bir hakikatti; şimdiden hazırlanabilirdi. Bir yaz sabahı yanına kâğıd kalem alarak bahçeye indi, bir gül ağacmın di bine oturdu. Ölüme aid şeyleri gül kokularmdan ilham alarak yazmak belki da ha az hazin olacaktı. Elini şakağına dayıyarak düşünmeğe koyuldu. Servetini kime bırakacağım henüz kararlaştırmamıştı. Hiç tanımadığı meşhur bir şairle hayvanlan himaye ce miyeti arasında tereddüd ediyordu. Birdenbire gözlerine çarpan manzara zihnini bulandırdı. Sokakta, bahçe par makhğının yanında duran bir dilenci kadın ısrarla ona bakıyordu. Ne istiyordu bu kadın? Doktor, karısı oleli ona yolda ve evinin önünde hemen hergün rasgeliyordu. Birkaç defa para vermiş, lâkin kadın reddetmişti. Bunun üzerine hizmetçi ile ekmek, yemek ve şarab göndermiş, dilenci onlan da kabul etmemişti. Bu çok garibdL Çünkü kadının gıdaya da çok ihtiyacı bulunduğu muhakkaktı. Cılız bir vücudü vardı; solgun yüzünde bir çift siyah gözden başka canlı bir varhk kalmamıştı. Fakat ne gözlerdi onlar Yarabbi? Doktor onlan, derinliğinde koyu sular titreşen iki kuyuya benzetiyordu. Dilenci kadın omzunda bir torba, yanında iri bir köpek; bastonuna dayana dayana, iki büklüm yürüyordu. Onu hiç ıbırakmıyan bu köpek sahibinden daha fîyi besleniyor gibiydi. Bu sabah hayvan; bahçeye girmiş ve îhtiyara yaklaşmıştı. Doktor onu çağır di, okşadı. Birdenbire boynundaki tasma dikkatini çekti ve üzerindeki yazıyı okuyunca hayretle sıçradı. Tasmada şu kelimeler vardı: «Lise Guillot'nun köpeği: Friquet» îhtiyar adam sapsan kesilmiş, titriyor: Olur şey değil, diyordu; bak, zavalh ne hale gelmiş!.. Dilenci kadına doğru yüriiyerek ba gırdı: Sen misin Lisotte? Sen misin? Allahım, eğer böyle olduğunu bilseydimî Lisotte, gel, gel; içeri gel; gir bahçeye... Fakat dilenci acele acele köpeğini çağırdı ve başını bile çevirmeden yürüdü gitti. İhtiyar doktor hatıralanna daldı. Küçük Lise, küçük Lise... Vaktile ona on dört, on beş yaşlannda bir hizmetçi kız getirmişlerdi. Doktor o sıralarda kırk yaşlannda vardı. Esmer hizmetçi güzel değildi, lâkin içinde ı şıklar parlıyan siyah gözlerile nekadar sıcaktı, efendisine nekadar bağlıydı? Okuyup yazma bilmiyordu. Doktor onu gece mektebine yolladı. Dört beş ay sonra kargacık burgacık harflerle adını yazabiliyordu: Lise Guillot! Heyhat bü tün öğrendiği de bundan ibaretti. Lâkin artık her yere onu yazıyordu; kapılarda, duvarlarda, masalarda, hatta sandalyelerin ayaklarında hep ayni isim okunuyordu: Lise Guillot! Imzasını atabilmekten o kadar gurur ve saadet duyuyordu ki! Doktor, artık kitablarının sahifelerinde, dolabınm içinde, hatta hususî kâğıdlarında da bu iki kelimeyle karşılaşmağa başladı. Bir gün yatağmın içinde beyaz bir gül bağlanmış bir mukavva parçası buldu. Üzerinde gene o isim vardı: Lise Guillot: Vay çapkm kız vay, dedi, bunu ne diye yaptı acaba? Ne düşünüyor? Aradan zaman geçti. Doktor hastalanmıştı, kansı da gripten yatıyordu. Bre nilh göğsüne koymak için getirttiği ter mojen kutusunu açınca şaşaladı. Pamu ğun üzerine de, mavi mürekkeble kızın adı yazılmıştı. «Efendisinin bütün eşya larını ismile doldurmaktan beklediği ne olsa gerek?» diye düşündü. Şüphesiz, minnettarlık hissi olacaktı... Ona yazıyı öğreten efendisine karşı şükran duygusu... Fakat minnettarhktan ileri bir hissin te zahürü de olamaz mıydı? Doktor bunu kendi kendine sormağa bile cesaret ede memişti. Bir gün karısı, fırtına gibi, odasma daldı: Ben bu kızı koğuyorum, dedi. Hangi kızı? Lisotte'u mu? • Evet Lisotte'u!. Yok canım? Evet böyle. Eğer o gitmezse ben gîdeceğim bu evden!! Vaziyet nazikti; karısına itaat etti. Lisotte koğuldu. Doktor çok muztarib olmuştu. Zavallı Lisotte kadar sadık ve samimî bir hizmetçi nereden bulunabi lirdi? Biçare kızm aynlması o kadar kolay olmadı. Gitmemek için kapılara, mâsa Meslek mecmuaları «Tıb» Bu sütunlarda umumiyetle yalnız kitabdan bahsetmek emelinde isek te «Ayın Tarıhi» başta olmak üzere yeni çıkan «Tarih Belleteni», Kültür Bakanlığı Dergisi» gibi öyleleri var ki onlardan edüecek istifadeleri her hangi bir kitab kolaylıkla temin edemez. Bu sebebden artık sırası geldikçe onlardan da bahsedeceğiz. Bu gibi mecmuaların yanında umumiyetle karilerin öğrenemedikleri bir takım meslekî mecmualar daha var ki onları da meskut geçmiye gönül razı olmuyor. Çünkü teker teker alınırsa belki kâfi derecede göze çarpmıyan bu mecmualar bir kül halinde o mesleğin terakkisine hâdim çalışmaları önümüze sermekle büyük bir p.ana ifade etmiş oluyorlar. Tıbbî mecmualar, terbiyevî mecmualar, askerî mecmualar ve bu gibi diğer bazı meslekî mecmualar gözümüze çarpan güzel örneklerdir. Bu düşünce üe onları da karilnrimize tanıtmayı bir borc sayıyoruz. Nitekim bir başka vesile ile buraya sıraladığımız Halkevleri mevkut neşriyatı, kulağımıza kadar geldiği için söyliyebiliriz; büyük bir alâka uyandırmıştı. Bu srier de öyle olmasmı temenni ederiz. Bütün yurdumuzda çıkan tıbbî mecmuaların sayısı otuzdur. Bugün onları tanıtalım: Anadolu kliniği (Konya). Ankara kliniği (Ankara). Askerî sıhhiye mecmuası (Ankara). Askerî tıbbî baytarî mecmuası. Çocuk kliniği. Deri hastalığı ve frengi kliniği arşivi. Dirim. Diş Tabibleri cemiyeti mecmuası. Diyarbekir kliniği (Diyarbekir). İzmir kliniği (İzmir). Kimyager. Lokman Hekim. Modern cerrahî ve nöro şirürji. Poliklinik. Pratik doktor. Sağlam. Sıhhiye mecmuası (Ankara).Tedavi kliniği ve lâboratuarı. Tıb dünyası. Tüberküloz. Türk baytarlar birliği dergisi (Ankara). Türk ginekologi arşivi. Türk odontoloji bülteni. Türk oftalmoloji gazetesi. Türk Tıb cemiyeti mecmuası. Türk tıb tarihi arkivi. Türk tıb mecmuası. Türk üroloji kliniği. Türkiye genel kimyagerler kurumu dergisi (Ankara). Üçüncü mıntaka Etibba Odası gazetesi. Ingiltere ve Fransa yeni \^ Bu aksamki profifram J teminat verecekler Londrada iki Kralın gizli mülâkatlarından sonra mühim kararlar verildi IBaştarafı 1 inci sahifesei sını, ve ne de askerî siyasasını başka bir alayı miralaylığını vermiştir. Kral Leo devlete tâbi kılmamalıdır.» pold'un babası müteveffa Kral Alber de Alman gazeteleri ne diyorlar? ayni alaym miralaylarındandı. Berlin 25 (A.A.) Belçika Kralı Leopold'un Londra ziyaretinden bahse Londrada varılan neticeler Londra 25 (A.A.) Siyasî meha den Berliner Börsen Zeitung ezcümle fil, Belçika Kralı Leopold'un Londrayı şunları yazıyor: Er, geç, Belçikanın kendi tarihî maziziyaretinin, bilhassa Belçikayı zâmin sinden ders alarak istiklâlini iptina ettiredevlet taahhüdlerinin kâffesinden beri kılan Fransa teşebbüsü üzerine tam bir ceği vecize «ne sed, ne hail» vecizesi olamuvaffakiyet teşkil etmiş olduğunu beyan caktır. Fecaatle dolu Umumî Harb, emniyet etmektedir. siyasetini doğurmuştur. Bunun sebebi ise, Bu mehafil, Fransa teklifinin Kral Leopold'un Londrada bulunduğu sırada insanın kendi emniyetini tahtı temine al yapılmış ve Kralla Eden arasında yeni ması için ağır telâkki edilebilecek hiçbir görüşmelere ihriyac bırakmamış olduğu fedakârlık yoktur, fikrinin umumî surette kabul edilmiş olmasıdır. Belçikanın vazinu ilâve etmektedirler. yeti, ebediyen mümkün olduğu kachr saYakında Fransızlarla îngilizlerin müşterek bir beyanname neşretmeleri beklen rih bulunmalı ve diğer hududlarında ol mektedir. Bu beyanname, yakında Briik duğu kadar cenub hududunda da tamaselde yapılacak teşriî intihabatta Deg miyeti mülkiyesi ve istiklâli, her türlü relle'e karşı Van Zeeland için büyük bir münakaşanın haricinde kalmalıdır. kuvvet teşkil edecektir. îyi bir membadan bildirildiğine göre, Belçika, îngiltereye ecnebi tayyareleri nin Belçika arazisi üzerinden uçmaları meselesinde teminat vermiştir. Ingiltere nin bilhassa Belçikanın kendi arazisinin taarruzdan masuniyetini müessir surette temin etmesi noktasmda ısrar etmiş olduğu ilâve edilmektedir. Bu münasebetle Belçika Kralmın bir Ingiliz Fransız itilâfınm Belçika parlamentosunun millî müdafaa için tahsisat kabul etmesini teshil eyliyeceğini söyle miş olduğu rivayet edilmektedir. Diğer taraftan öğrenildiğine göre, Ingiltere Kralı, dün Buckingham sarayın daki hususî bir öğle ziyafetini müteakıb Belçika Kralı ile yapmış olduğu gizli bir görüşmede ayni mütalealan serdetmiştir. Belçikanın tamamiyeti RADVO Pariste siyasi faaliyet ve Avusturyanın vaziyeti Filipin Güzeli Paris 25 (Hususî) iki gündenberi Fransız Hariciye Nezaretinde hummalı bir faaliyet müşahede edilmektedir. Hariciye Nazın Delbos Fransanın Prag sefiri De la Croix'yı ve Çekoslovakyanın Paris elçisi Ousouski'yi kabul ederek, orta Avrupanın vaziyetile sulhun muhafazası meseleleri hakkmda müdavelei efkârda bulunmuştur. Siyasî mehafilde bu mülâkata büyük bir ehemmiyet atfedilmektedir. Hariciye Nazın Delbos öğleden sonra da Avusturyanın Paris elçisini kabul et miştir. Avusturya elçisi Viyana hüku metinin dahilî zorluklarla karşılaşmasına rağmen Fransa ile dostane münasebatı ihlâl etmiyeceğine dair teminat vermiş Bir Brüksel gazetesinin mütalealart tir. Avusturya Fransız ticaret muahe desinin tecdidi keyfiyeti, Avusturyanın Brüksel 25 (A.A.) Batı paktı bu samimî arzusuna delil addedilmekte meselesinden bahseden Libre Belgique dir. ^ gazetesi dıyor ki: «Belçika gibi tamamen mustakil ve Türkkuşunda imtihanlar hükümranlık hukukuna sahib bir devlet .,„,.. .,,. Jbaşhyor hiç şüphesiz erkânıharbiye görüşmeleri Memleketimizin muhtelif yedi yerinyoluyla emniyetir» zamân altına almak de açılmış olan Türkkuşu şubelerinde hakkma maliktirJ Bununla beraber bu nisanm başında nazarî dersler bitecek görüşmeler yalnız Fransaya münhasır ve talebeler amelî derslere başlıyacakkalmamah, diger memleketlerde de açık lardır. Amelî derslerde muvaffak olanbulunmalıdır. Bundan başka bu erkânı lara A brüvesi verilecek, temmuzda harbiyeler teması hiçbir siyasî irtibah in İnönünde açılacak büyük kampa iştitac etmemeli ve Belçikanın ne dış siyasa rak edeceklerdir. İSTANBUL: 12,30 plâkla Turk musikisi 12,50 havadis 13 05 muhtelif plâk neşriyatı 14 son 18,30 plâkla dans musikisi 19,30 spor musahabeleri: Eşref Şefik 20 Turk musiki heyeti 20,30 Omer Rıza tarafın dan arabca soylev 20.45 Vedia Rıza ve arkadasları tarafından Turk musikisi ve halk sarkıları, saat ayan 21,15 orkestra 22.15 ajans ve borsa haberleri ve ertesi günun programı 22,30 plâkla sololar, opera ve operet parçaları 23 son. VİYANA: 19,35 kıraat, hava, haberler 20,15 gra • mofonla paskalya sarkıları ve dinî yayın 21,45 karışık yayın 22,15 MUSIKI VE ŞAN: Haydn'in eserleri 23,05 hava, ha berler ve saire. BERLİN: 17,05 IKINDİ KONSERİ 19,05 EĞLEN CELI MüSIKİ 19,45 spor 20,05 opera binasından naklen: PARSIFAL OPERASI, istırahat esnasında haberler 23,25 son haberler. BUDAPEŞTE: 18,05 dinî yayın 19,20 paskalya musikisi 20 OPERA ORKESTRASI 21,20 konferans 21,50 ŞAN VE MUSİKİ 23,05 haberler. BUKREŞ: 18,05 EĞLENCELİ KONSER 19,05 hava, konuşma 19,15 EĞLENCELİ KONSER 20,20 konferans 20,40 opera binasından naklen: WERTHER OPERASI, istirahat esnasında haberler, spor 23,50 fransızca ve almanca haberler 24 son haberler. LONDRA: 21,35 ORKESTRA KONSERİ 22,20 ta rihî konuşma 22 50 ASKERÎ BANDO • • 23,35 haberler, hava ve saıre 23,45 OR KESTRA KONSERİ. PARİS [P.T.T.]: 18,35 gramofon 19,05 dinî musiki, gramofon. konuşma 20,05 gramofon, şarkı lar, konuşma 22,35 gramofon 22,50 BÜYÜK KONSER: Wagner'in eserleri. ROMA: 18,20 VİYOLONSEL VE ŞAN KONSERİ 18,55 hava, kıs haberleri ve saire 22,05 Pragdan naklen: MTJSIKİ 23,05 konuş ma 23,20 ORG KONSERİ 24,20 ORKESTRA KONSERİ. NÖBETÇİ ECZANELER Bu akşam şehrin muhtelif semtlerinde nöbetçi olan eczaneler şunlardır: lstanbul cüıetındekiler: Eminonunde (Mehmed Kâzım), Beyazıdda ıBelkis), Küçükpazarda (Yorgi), Eyübde (Mustafa Arif), Şehremininde (Ham di), Karagumrükte (Fuad), Samatyada (Teofılos), Şehzadebaşında (Asaf), Aksarayda 'Etem Pertev), Fenerde (Emilya dısı, Alemdarda <Abdulkadir), Bakırköyde (Istepan). Beyoğlu cihetindekiler: Galatasarayda (Matkoviç), Galatada Fındıklıda (Mustafa Nail), Taksimde (Kurkçiyan), Kalyoncukullukta (Zafiro pulos), Firuzağada (Ertuğrul), Şışlide (ABmı), Kasımpaşada (Vasıf), Hasköyde (Barbut), Beşiktaşta (Nail Halid), Sarıyerde (Osman). Üsküdar, Kadıköy ve Adalardakiler: Uskudarda (Imrahor), Kadıköyde Yeldeğirmeninde (Üçler), Buyulkadada (Şinasi Rıza), Heybelide (HalkK Şoförlerin ikisi de mahkum oldu Kurban bayrammın ikinci günü akşamı Şişli ile Mecıdiye köyü arasında bir otobus kazası olmuş ve Bektaş admda bir jandarma neferi iki kamyonet arasında kalarak can vermişti. Bu kazaya aid dava dün neticelenmiş ve jandarmanın bindiği kamyonetin şoförü Cafer 8 ay hapse ve 20 lira para cezasına, diğer kamyonetin şoförü Mıkael de bir sene hapse ve 30 lira para cezasma mahkum olmuştur. Bu karardan sonra Cafer de tevkif olunmuştur. [ Filipinde yapılan güzellik müsabakasmda Matmazel Chita Zaldarriaga ka zanmış ve kraliçe seçilmiştir. I Binlerce hava ve deniz tayyarelerinin paraşütlerinin, Amerika filosunun ve ordusunun iştirakilf vücude eetirilen heyecanlı, meraklı, neşeli bir film ' ÇELiK KARTALLAR <F»™.) T ü R K ' te JAMES CAGNEY MARGUERITE LINDSAY PAT O BR1EN Bugün c î n u m a n i n " " harika hlminden müSlIlCITlciniIl rekkep yeni programı ibbaren Yıldızlar yıldızı GABY MORLAY ELiZA LANDi ve CHARLES BOYER ve ROBERT DONNAT tarahndan oynanmış Almanyadaki talebelerimiz Şehrimizde çıkan almanca Turkiche Post gazetesinin yazdığma göre Almanyadaki Türk talebenin sayısı, beşi kız olmak üzere 158 dir. Bunlardan dördü doktorluk, biri baytarlık, yedisi hukuk, onu ekonomi, dördü ticaret, biri Germanistique ( ? ) , biri atik lisanlar, on üçü kültürel ilimler, biri terbiye, 22 si kimya ve iplik tekniği, ikisi coğrafya, madeni yat ve jeoloji, dördü tabiî ilimler, üçü ziraat, on ikisi ormancıhk, ikisi mimari, dokuzu inşaat mühendisliği, on yedı^i makine mühendisliği, altısı elektroteknık, sekizi deniz inşaatı, dördü tayyare inşaatı, üçü maden inşaatı, dördü demir sansyii, dördü fenni mesaha tahsil etmektedir. SAADET Büyük ve emsalsiz film. am m A tarafından, Aleksandr Duma'nın MONTE KRİSTO meşhur roman Hlmi. Frnsızca dersleri Diplomalı ve pratik metoda malik bir Fransız bayanı kısa zamanda mükem mel surette fransızca öğretmektedir. Müracaat için gazetede (F.) rumuzuna yazılmak lâzımdır Bütün dünyada hükümran olan yıldız En son Paris muvaffakiyetı olan Bütün lstanbul halkı ve sinemalarımızın muhterem müdavimleti hazır anınız Avrupa ve Amerikada en son kat'î tecrübeleri ikmal edilmiş bulunan FERÎDUN OSMAN C A N L I V© Sinobda himaye edilen çocuklar Ayrıca: Mevsimin şaheserler şaheseri: Sinemanın 3 harikmâde yıldızı birleşiyor. Meşhur rejisör «Ernest Lubitsch in en büyük filmı M| L L I Yarın matinelerden itibaren C B D A ^J sinemalarında birden F i L DANIELLE DARRIEUX'yü • B K §\ ^ 1 gösterilecektir. PARiSLi KIZ SüMER Sineması seyircilerini gasyediyor. Ilâveten: FOX JURNAL haberleri Şaıkıh ve musikili filminde Beşiktaş Kızılay kongresi Kızılay Beşiktaş kazası yıllık toplantısı yapılmış, kongre başkanlığma Etem Akif, sekreterliklere öğretmen Ali Rıza, Bayan Müeyyed seçilerek ölen başkan General Alinin yüksek mezayasmdan bahisle yönetim kurulu senelik çalışma raporu okundu. Faaliyeti şayani şükran olup yeni idare heyetine isimleri aşağıda yazıh zevat ittifakla ayrılarak muvaffakiyetler temenni edilmiş, toplantıya son verilmiştir. Tevfik Ayışık, Dr. Halil Karamızrak, Kıymet Pekdağer, Zühtü Çubukçu, İhsan Özkaya, Baha Kâmil Gözüm, Dr. Emin Şükrü Kunt, Faik Sayar, Pakize Arkut. MARLEN DIETRICH Dünya rinem.ed.ft»» SEVi Ş ME K GARY COOPER A RZ U S U ROMEO 40 senede y . p t * fUİ»lerin en güzeli, SHAKESPEAR'ın ŞAHESERİ SEVENLERİN SlıViLENLERiN AŞKI TAN1YANLARIN FiLMi ve J U L i E T sinemasında Sinob (Hususî) Şehrimiz Çocuk Esirgeme Kurumu çok faydalı çalışmalarma devam edegelmektedir. Kurum, mekteblerin himaye heyetlerile elele vererek iki yıldanberi merkez ilkmekteblerindeki kimsesiz ve fakir yavrulara sıcak öğle yemeği vermektedir. Bu çocuklara 23 nisan bayrammda da elbise ve ayakkabı dağıtmak için şimdiden hazırlıklara başlanmıştır. Gönderdiğim resim, Kurum idare heyeti azalarını bir mektebin bahçesinde fakir çocuklann yemeklerine nezaret ederlerken göstermektedir. Bu akşam İ P E K Başrollerde: Caminin camlarını çalmış Sabahaddin admda 19 yaşlannda bir gene, evvelki gece sabaha karşı Karagümrükte Öksüz Mehmedpaşa camisinin pencere camlarını sökmüş, bir çuvala koyup kaçarken yakalanmıştır. KARANLIKTA M İ R N A L O Aşk yüzünden katlanılan fedakârlıkları ölüm tehlikelerini en hissî en canlı ve en hararetli, harikulâde bîr mevzu içinde gosteren UÇUŞ C R A N T Fransızca sözlü Paramount filmi Y K A R Y Ayrıca Paramount dünya havadısleri gazetesi Yerlerinizi evvelden aldırın : Telefon : 44289
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog