Bugünden 1930'a 5,439,041 adet makale



Katalog


«
»

CUMHUBÎYET 2 Temnraz 1936 Millî takım namzedleri dün Boçkayı 51 yendiler İkinci devrede de takımın muhacim hattında yanlış bir değişildik yapılmamıs olsaydı gollerimiz fazla olacaktı Holandada bir skandal! İhtiyar Başvekil, bir gene kıza gönül ve para vermiş! Daily Expressin Amesterdam muha birinin 26 haziran tarihile gazetesine gönderdiği bir telgraf haberine nazaran 67 yaşında bulunan Holanda Başvekilinin gene bir Alman kızına verdiği paralar Amsterdamda müthiş bir dedikodu mevzuu olmuştur. Kızın adı Anna Schulzedur. Holandanın «Kuvvetli Adamı» diye tanınan Dr. Colijn bu kızı on sekiz ay evvel tanımıştır. Arasıra Başvekil, kızın kendisine ve ailesine oldukça mühim hediyeler ver miştir. Şayianın bu kısmını esasen Baş vekil de itiraf ctmiştir. Dalbudak salan bu dedikoduyu izah maksadile Dr. Co lijn, kıza ve ailesine ilk zamanlarda sııf insanî gayelerle yardımlarda bulundu ğunu, fakat bilâhare bazı ihtarlar karşısında kaldıktan sonra Annaya artık ınuavenet edemfyecegini söylediğini beyan etmektedir. Bundan sonra kızı gene yardımsız bırakmak istemiyen Başvekil, kendisine Cenubî Amerikada bir işe yerleşmek üzere oraya gidecek kadar para verdiğini de söylemiştir. Dr. Colijnin siyasî düşmanlan bu if şaattan azamî istifade için ellerinden geldiği kadar çalışmaktadırlar. Dostla rına gelince, onlar da Başvekili mevki inden düşürmek için tamamile bigünah ve insanî gayelerle yapılan bir yardımın vesile ittihazını esefle karşılamaktadırlar. Maamafih Başvekilin Anna Schultze ile sıkıfıkı teması Holanda siyasî meha filinde çok büyük bir skandal olmuştur. Hâdise şümullü bir siyasî buhran tevlid etmek istidadını göstermektedir. adam ve vakit kazandırdığı, ikinci devrede aldığı paslarm ekserisini hemen ortalıyacağına karşı tarafa kaptıdığı Yaşarın top havadan gelirken ve muhacimler şarj yaparlarken ayakla degajman yapmak istediği, kafa vuruşlan na ehemmiyet vermediği, Hakkınm da zaman zaman pek yavaş hareket ettiği görülüyordu. Takımın, yüksek bir takım haline gelebilmek için daha pek çok çalışmıya muhtaç olduğunu ve artık hemen esas kadrosunu teşkil edip ona göre muntazaman çalıştırılması lâzım geldiğini söylemeğe lüzum yoktur. sanırız. Macarların yenilmesinde en büyük amil, ilk iki fena oyunumuzu görerek bidayette işi gevşek tutmaları ve muhacim hattının ise ilk anlarda eline ge çirdiği fırsatları ilk maçlardaki gibi kaçırmıyarak on beş dakikada üç gol atıvermesi olmuştur. Mareşal Badoglionun plânlan Italya yeni bir Afrika Imparatorluğu yaratacak : Badoglio, Habeşistamn hazinelerle dolu olduğunu ve : j ttalyan gencliğinin burasını cennet yapacagını söyliyerek j j «fakat yarım asır çahfmak lâzım!» diyor. j Sunday Expressin muhabiri îgnatius Phayre, Mareşal Badoglio ile Romada bir mülâkat yapmıştır. Bu mülâkatında Mareşal, Habeşistanda İtalyanm neler yapmak azminde olduğunu inceden inceye izah etmektedir. «Mareşal Badoglio beni Harbiye Nezaretindeki hususî kabul odasına almıştı. Daha ilk elimi uzattığım zaman: « Sizden çok rica ederim, politikadan bahsetmiyeceğiz! Siyasetle hiç alâkam yok.> Mareşalı söze başlatmak için: Artık harb bitti! dedim. Cevab verdi: « Evet, fakat şimdi sıra temizleme işlerine gledi ki asıl «fetih> bundan sonra itmam olunmuş addolunabilir. Ge çen sene Marebi geçmezden evvel, Duçe harbin altı ay süreceğini, fakat bundan sonrasının da belki yarım asırlık bir iş olduğunu söylemişti. Habeşistanda kurulmuş hiçbir şey yoktur; hepsini yeni baştan yapmak lâzımdır. Habeşistanı inkişaf ettirmek o kadar zor bir iştir ki bu hususta ırkımızın dehasını son derecesine kadar göstermesi icab edecektir. Fakat bütün dünya, tarihin bu buhranlı dönüm noktasına nasıl kifayet ettiğimizi görecek ve inanacaktır. Bu işte lüzumsuz acele edilmiyecektir. Bizi tenkid edenler unutmamalıdırlar ki Habeşistan henüz bakir, fakat ayni zamanda vahşi bir memlekettir. Orada medeniyet kelimesinin bir işa retini bulmak bile zordur. İlk işimiz memleketi gezip haritalar yapmak olacaktır. Bundan sonra yer lilerin hukuk ve an'anelerine hürmet meselesi gelir. Yerliler deyince akla, bunları idareleri altına geçiren Arabların Habeşî dedikleri ve <kanşık> ma nasına gelen bir kütle gelmelidir. Bu zulmet memleketinde Roma sul hu şerefli bir şafak gibi ortalığı aydmlatacaktır. Memlekete evvelâ su temin edeceğiz. Bundan sonra yol ve daha sonra da binalar inşa edeceğiz. Roma faşizminin bunlar timsali olacaktır. Bunları zan nederim ki siz Trablusta kendi gözle rinizle görmüşsünüzdür.> Kısa bir sükut esnasında Mareşala Trablusta hakikaten gözlerimle gördüğüm umran eserlerinden bahsettim. Meselâ Tunus hududunda Nulat kasa basında kaldığım küçük otelin her odasına muttasıl bir de küçük banyosu vardı. Bir Arab İtalyan mektebi, iyi bir hastanesi, kilisesi, faşist merkezi ve zabitan ve efrad için ayrı birer hastanesi mevcuddu. Bunları söylediğim zaman Mareşal memnunane başını sallıyordu. Mareşal devam etti: « Ayni şeyleri, Gadam, Gat ve Murzug vahalarında da göreceksiniz. Bu gibi umran asarını çöllerde yaratmağa kadir olan Duçe, acaba Habeşistanda neler yapmıyacaktır? Habeşistan için doktorlara ihtiyaç vardır. Hastane ve sıhhat merkezleri yerlileri çok çabuk celbetmekte ve ısındırmaktadır. Ayni zamanda İngiltereye aid Asya ve Afrika parçalarında hükümran olan ve beyaz ellerle tevzi olunan adalet te Habeşistanda hükümran olacaktır. Mektebler. telgrafhaneler, radyo is tasyonları, sivil tayyarecilik ilâh gibi terakki amillerini memlekete ithal bundan sonra çok çabuk kabil olur. Şimdiye kadar anlattıklarıma <hu lul devresi> demek münasib olur. Bu dört, beş sene sürecektir. Bu sözlerle derhal Habeşistana gidecek nüfus ol madığını kasdetmiyorum. Bilâkis şimdi bile Habeşistanda bir daha ana va tana avdet etmek istemiyen binlerce 1talyan vardır. Kalecimiz Cihad canlı bir çıkısile bir vaziyeti atlatıyor tehlikeli Macar kaleri önünde Şeref ve Gündiiz Kılıç ile Macar müdafileri [Baş taraft 1 inci sahifedc] yomda evvelki günlere nisbetle çok daha kalabalık bir seyirci kütlesi teşkil etmişlerdi. Seyirciler arasında dost Sovyet büyük elçisi Karahan Yoldaşla Türk Spor Kurumu başkanı General Ali Hıkmet, Olimpiyad komitesi reisi tenis, basketbol federasyonu başkanı Tokad saylavı Süreyya ile diğer bazı saylavlar ve federasyon reisleri bulu nuyordu. Saat beş buçukta takım: Cihad Ya şar, Hüsnü Mehmed Reşad, Hakkı (İzmir), İbrahim Niyazi, Said (tzmir), Gündüz Kılıç, Şeref, Fikret şeklinde çıktı. Muhtelit, rüzgârı arkasına ala rak oyuna başladı. Hakem Şazi Tezcandı. Yan hakemleri: Ahmed Ademle Nuri Bosut. Muhtelit takım oyuncuları çok ümid verici bir şekilde oynamağa başladılar. Her oyuncu üstüne, düşen vazifeyi azamî muvaffakİ3'etle ifa için adeta çırpınıyor, geride Yaşarla Hakkı, ileride de bütün hücum hattının bütün oyun cuları temayüz ediyorlardı. Muhtelitin birinci ve ikinci golleri Pazar gunkü maçı 3 0 kazanan Macarlar, Muhtelitin gözalıcı olmamakla beraber mütemadî ve çok müessir akınlarma karşı koymağa çalışırlarken dokuzuncu ve onuncu dakikalarda arka arkaya iki gol yedıler. Gollerden bi rincisini Saıd, Gündüz Kılıcdan aldığı aralama bir pası biraz sürüp şüt çeke rek, ikincisini de Şeref gene Gündüz Kılıcdan aldığı bir geri pasmı on sekiz çizgisi üzerinden ve durdurmadan en fes bir şütle yaptılar. Çalışmasının semeresile 2 0 galib vaziyete geçen Muhtelit takım bundan sonra bir aralık Macar kalesine akın yapa yapa hasım müdafaasmı adeta bunalttı. Saidin kuvvetli bir şütü kalenin üst direğine çarparak top geri geldi. Macarlar bu büyük tehlikeyi güçlükle atlatabildiler. rinci haftaymın neticesini bilmeden stadyoma girip maçı seyreden olduysa muhakkak ki Macarlarm birkaç gol farkla galib vaziyette olduklarına hükmetmiştir. Oyunun bitme düdüğüne kadar hü cum etmek faikiyetini ellerinde tutan ve cidden fevkalâde mükemmel paslaşmalar yapan Macarlar başkaca gol yaMuhtelitin dördüncü golü 42 nci dakikada Fıkretin soldan bir i pamadılar ve sahadan 5 1 gibi ağır bir nişini yakından takib eden Saidle Gün mağlubiyetle ayrıldılar. Biz, takımımızın daima ve bütün odüz Kılıc ortalanan topa saldırdılar. Saidle Macar kaleci yere yuvarlandık" yun imtidadınca dünkü ilk yirmi da ları bir sırada Gündüz Kılıc aradan to kikada olduğu gibi oynamasını istiyor, temenni ediyoruz. Futbol tam mana pu alıp dördüncü golü ağlara taktı. Macarların ilk ve son golü sile öyle oynanır. Durma yoktur. DaiBu golün hemen akabinde sağdan in ma çalışmak, daima oyunla meşgul olkişaf eden bir Macar akınmda top İb mak lâzımdır. Daima topu hasımdan ev rahimle Yaşar arasında iken ve bun vel kapmıya gayret etmek, topu ayağılar, hangimiz vuralım diye tereddüd e na alınca biran tereddüd etmeden ve derlerken sağiç yetişti ve topu kaleye vakit kaybetmeden ya pas vermek, ya atarak Boçkayın şeref sayısını yapmış kaleye dayanmak lâzımdır. oldu. Görüşlerimizi ilk 25 dakikaya inhi Devre de bu suretle 4 1 Muhtelitin sar ettirip galibiyetin verdiği neşe' ile söz söylemek lâzım gelırse takımımızın lehine netıcelendi. göz alıcı, cakalı anlaşma ve paslaşma İkinci devre Bu devreye Muhtelit takım İbrahim lardan ziyade müsmir ve müessir bir yerine Fıkreti, Fıkretin yerıne Rebiiyi, oyun oynadığmı söylemek icab eder. İlk 25 dakikadan sonraki yavaş oyuSaidin yerine de Fuadı alarak çıktı. Müdafaayı kuvvetlendiren bu tertib hü nun da yorulmaktan ziyade mütemadicum hattını iyiden iyiye zayıflatmıştı. Çünkü Fuad, Först Viyanaya karşı oynadığı güzel oyundan sonra bugüne kadar yaptığı maçlarda derece derece düşerek dün adeta sıfıra inmişti. İlk on dakika müstesna bu dev renin mütebaki kısmı tamamile aleyhimize bir tarzda cereyan etti. da oynandı. Her iki takımın karşılıkh hücum teşebbüsleri rakib müdafaaların yermde müdahalelerile kesiliyordu. Yalnız devrenin son beş dakikası içinde her iki hücum hattı birer kere rakib kaleye kadar yaklaşabildiler ve bun larda her iki taraf birer sayı kaydine muvaffak oldular. Mareşal Badoglio Milânoda kendisinl alkıshyan halk arasında.^ tün İtalya takdir etmektedir. Italya genchği bu diyara giderek orayı idare ve inkişaf ettirmek için tehalükle ko şacaktır. Danakil sahrası, tuz, petrol, potas, fosfor; Harrar, kahve; Kenya hududunda, pamuk, kauçuk, buğday, altın, tü tün, daha şimale doğru gene buğday, yulaf ve mevaşi; Adisababa civarı, buğday, pamuk, yulaf, mevaşi, petrol; V o lega, altın, plâtin; Gojan, gene altın, gümüş; Tana gölü civarında kereste ve kimya maddeleri. Bu diyar akla hayret veren tezadlar memleketidir. Belki bir cehennemdir; fakat birçok ta cennetleri vardır. Meselâ Gondar plâtosunu alın. Bu • rası bir çiftçi cennetidir. Geçen seneki tahminimize göre Habeşistanda 20 mılyon mevaşi vardır. Bunların en adisi 140 150 kiloluk hayvanlardır. Ayni zamanda koyun da mebzuldür. Buna rağmen biz peri masallarma inananlardan değiliz. Burasmm ne Klondyke hazineleri, ne de Prorokun efsanelerine sahne olduğunu biliyoruz. Esasen aradığımız 38 bin murabba mile balık istifi sıkışan 45 milyonluk nüfu sumuza bir menfezdir. Habeşistanın sonu gelmez iniş ve yokuşlarında her şey vetiştirmek kabil dir. Madenlere gelince; bunlardan bahsetmek istemem. Buna rağmen asırlarca Volega ve Beni Şangal havalisine yağmurlarla altın tozları yığılmıştır.» Bunu söylediği zaman Mareşal elin • deki kaba bir altın bileziği göstererekr < Bakın şuna, dedi, bunlar 22 ayardır. Habeşistanda birçok nehirler var • dır ki bunlarm içinde yüzenler altın tozlarının akıp gittiğini gözlerüe gör mektedirler. Plâtine gelince, şifndi 1talyanlar tarafmdan işletilmekte olan Zapo ve Praso madenleri jnevcuddur. Danakili karış karış tanıyan Baron Franchettinin bana temin ettiğine gö « re, buralarda kuyu kazar kazmaz pet • rol fışkıracağı muhakkaktır. MaamafiK teknik hususlar hakkında bir askerin beyanı mütalea etmesi doğru olamaz.» Diğer taraftan Habeşistanda petrol arayan profesör Regni ve mühendis Cavagnari, Habeşistan petrollan hak • kında ümidsiz raporlar vermişlerdir. Mareşala burada Mr. Rickett meselesini hatırlattım. Şöyle mukabele etti: < Bütün bunlar benim indimde birer ihtimalden ibarettir. Esas olarak çıftçiliktir. Tana gölü ve Gojan havalisi o kadar münbittir ki yerlilerin bir dar« bımeseli mucibince bir yere tohurrra atınca tarlanın hepsini ekinciye kadar diğer tarafında mahsul başgöstermektedir. Buğday ekimi için 12 ile 15 milyon dönüm arazi vardır. Yulaf her yerde oluyor. Kendir, keten sanayii malum olmadığı için hayvanlara verilmektedir. Pirinç ve kahve bayağı bir şekilde yetişmektedir. İtalyanm başlıca ihtiyaçlanndan olan pamuk, sulak arazide fevkalâde iyi yetişmektedir. Kauçuk ta Brezilyadaki gibi yabanı olarak mebzuldür.> Mareşal Badoglio bundan sonra Hindistan, Kanada, Avustralyaya gönderilecek heyetler vasıtasile İngiliz usulle rinin tetkik edileceğini söyledi. < Bağ ve orman meselesi de ehem • miyetle tetkik edilmektedir. Daha şimdiden üzüm çubukları dikilmeğe başlan mıştır. Mevaşi en birinci plânda gel « mektedir.» Bütün bu işleri başarmak için ttal • yanın nereden para tedarik edeceği sualine Mareşal: < Bunu gene îtalya temin edecektir. En büyük sermayemiz gencliktir. Habeşistan olgun bir altın eriktir ve Duçenin kucağma düşmeğe hazırdır. Duçenin dediği gibi, ben plânlanmı çizeceğim, o da bunları tatbik etmek 1çin ne istersem verecektir.» Millî takım merkez muhacimini buldu Dünkü maçın neticesi. takımın ortasma bir merkez muhacim amma ada makıllı bir merkez muhacim girince işin nasıl değiştiğini gösterdiği gibi bizim bu yoldaki iddialarımızm isabetini de ispat etmiştir. Hep seçim usulünün ve seçimin kötülüğü yüzündendir ki İstanbul takımı da, millî takım nam zedlerinin A ve B takımları da, yap tıkları ceman yekun beş maçı hakikî bir merkez muhacimden mahrum ola rak oynamışlar ve gördüğümüz kötü neticeleri almışlardı. Dün, tam idmanh ve hazırlıklı bu lunmamasına, futbol ekzersislerini bı rakarak yüzmeye çalışmakta olmasına rağmen, Gündüz Kılıc muhacim hattını çok canlı bir şekilde yürütmüş, atılan beş golün birini kendi atmış, öteki dört golün dördünü de hep kendi paslarile arkadaşlarma yaptırmıştır. Gündüz Kılıc, millî takımın boş olan merkez muhacim mevküni mükemme len doldurabileceğini ispat etmiştir. Çünkü gencdir, kuvvetlidir; iriyarı, boylu posludur; nefesi sağlamdır. Merkez muhacim vazifesini bihakkm kav ramıştır. Kat'iyyen şahsî ve hotkâm değildir, ki bu feragatkâr meziyeti bi zim futbolcularda maalesef pek azdır. Futbolün 11 kişi tarafmdan oynandığı ve oyunda herkesin birbirini tamamladığı, golü atmak hakkmın en iyi ve en serbest vaziyette bulunan arkadaşa aid olduğu bizim futbolcü genclerin az bildikleri ve ender tatbik ettikleri bir şeydir. Gündüz Kılıc bu bakımdan örnek bir futbolcudur. Hulâsa, millî takım aradığı muhaci mini bulmuştur. Gündüz Kılıc hemen kampa alınarak çalıştırılmalıdır. leri üçüncü gollerini de kazanmağa muvaffak oldular. Sağ açıkla deplasmanlı bir surette paslaşan Gündüz Kılıc kale önüne kadar gelerek topu Niyaziye geçirdi. 0nun da durdurmadan savur duğu şüt direğe çarparak içeri girdi. Bu suretle bir gol daha yiyen Macarlar zaman zaman bu tazyikten kurtulup mukabele etmek istiyorlar ve hakika ten çok güzel paslaşmajarla hücuma geçiyorlarsa da hücum hattının iki için den de yardım gören muhtelit müda faası, güçlükle de olsa, bunları defediyordu. Yalnız haf hattı biraz bocalıyor ve iki yan muavin Macar açıklarını durduramıyorlardı. Hucumları hep müdafilerimiz kesiyordu. Muhtelitin be15 inci dakikada millî takım namzedşinci golü Oyuna yeni giren Rebiı, üçüncü dakikada ilk hızla. Niyazinin ortaladığı topu, gene Gündüz Kılıcın kısa bir pasile kalenin ya kınında kaptı ve ayaklarına yatan kalecinin üstünden içeri attı. Muhtelitin iiçüncü golü İ Oyun bundan sonra bir müddet Muhtelit takım, yeni bir hücumunda bir gol daha kazanmak üzere idi. Fik retin ortalayışına Gündüz Kılıc mü kemmel bir kafa yapıştırdı. Fakat golü kaleci değil, gene kalenin üst direği kurtardı. İkinci defa gene direğe çarparak ikinci gol fırsatını da talihsizliği yüzünden kaçıran Muhtelitte bundan sonra bir yavaşlama görüldü. Fakat bu yavaşlama Macar hücum hattının pazar günü olduğu gibi gemi azıya almasına müsaade edecek derecede değildi. Bundan sonra top ekseriyetle ortalar Macar muhacim hattüe muhtelit muavin hattı arasında mücadele halinde geçti. Muhtelit hücum hattının sağ tarafı tamamile felce uğramıştı. Çünkü İzmirli Saide nazaran çok zayıf kalan İzmirli Fuad merkez muhacimle sağ açığın rabıtasını kesmişti. Diğer taraftan Şeref te gerilere ve hatta sağ için yerine kadar, gidip top çıkarmağa çalıştığmdan sol taraf ta bir şey yapamaz oldu. Devre ortasında Fikret oyundan çı kıp yerine Mehmed Reşad ve onun yerine de İzmirli Adil girdikten sonra iş büsbütün fenalaşır gibi oldu. Bundan sonra işin ağırlığı büsbütün Yaşarla Hüsnüye yüklendi. Dünkü oyunun ikinci devresinde, bi Macarların kalesi önünde muhacimlerimizin hücumu sı fc, b i r yen hâkim oynayıp 3 0 galib vaziyete çıktıktan sonra hasmı istemiyerek is tihkar edişten ve biraz da merkez muavinin Fikret müstesna diğer muavin lerin ağır oyunundan ileri g/ldiğine hükm ediyoruz. Fakat kinci devrede de hal yukarıda yazdığımız gibi değildi. Bir taraftan Fuadın fevkalâde bozuk oyunu ve Şe refin geri kaçması, paslarını Rebiiye fena vermesi ve kendi kusurunu gör miyerek kabahati Rebiiye yükletmesi hücum hattını felce uğrattığı gibi merkez muavin Hakkı da yoruldu. Bu yorgunluk ondan Mehmed Reşada sirayet etti. Takımın vaziyeti fenalaşmış oldu. Saidin yerine Fuad oynatılmayıp hücum hattının bu kısmı birinci devredeki gibi bırakılsaydı mukabil hücumla ra geçip müdafaanın nefes alması te min edilecek, bu suretle Hakkınm, Mehmed Reşadın yorulup nefessiz kalmalarma meydan verilmiyecekti. İz mirli Fuadin iki oyunda son derece fena oynadığı halde, üçüncü bir defa gene tecrübe edilmesindeki ve kendisin den çok iyi oynıyan hemşerisi Saidin yerine geçirilmesindeki hikmeti anlıyamadık. Kazanılan galibiyetler kusur görme ğe daima mânidir. Yapılan falsolar, hoş görülür, affedilir ve unutulur. Biz de dün bu tesire kapılarak nazari dıkkati mizi celbedenleri unuttuk, yalnız Ni yazinin süratinden istifade ederek oy myacağına topu mütemadiyen geri çektiği ve bu suretle hasım müdafaasına tkinci devre İkinci devreye inkişaf devresi adım vereceğim. Fazla nikbinlik bertaraf, Habeşistanda ikinci bir İtalyanm niçin imkânsız olduğunu anlıyamıyorum. Niçin oraya milyonlarca İtalyan iskân edilemesin?> İşgal ordusunun ne zaman geri çekileceği hakkındaki sualime Mareşal şu cevabı verdi: « Bu kadar meçhul bir diyarı elde tutmak aceleye gelir bir iş değildir. Bu itibarla henüz bir şey söyliyemem.> Maraşalın sözlerini muhabir Phayre şöyle telhis etmektedir: Qalışkan, sa bırlı ve azim sahibi îtalyan müstem lekecileri elinde Habeşistan çok yakında o derece inkişaf etmiş olacaktır ki bu uğurda sarfolunan para ve emek kolayca geri alınacaktır. Gerek Habeşle rin, gerekse Habeşistanda yerleşecek müstemlekecilerin ihtiyaçları, İtalya sa nayii için çok mühim ve yeni bir istihlâk piyasası halini alacaktır.» Mareşal sözlerine şöyle devam etti: Mareşalın sözlerini muhabir Phayre şöyle telhis etmektedir: Çalışkan, sa yısız kıymetleri havi, fakat boş bir imparatorluk bizimdir. Bu hakikati bü Anadolu kulübünün kongresi 5 temmuz 936 pazar günü kulübümüzün senelik kongresi olduğundan bütün üyelerin o gün saat 10 da kulübe gel melerini ehemmiyetle rica ederiz. «Top» un galibiyet nüshası Top, dünkü galibiyet maçımızın bü tün tafsilâtile, bir çok resimlerle ve bilhassa yapılan beş golün krokilerini ih iva eden çok güzel bir sayı neşretmiştir. Sporcu okuyucularımıza tavsiye ederiz. Maettr kalesi muhacimlerimizin hücumile tehlike geçiriyo1
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog