Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURtYET 19 ŞuKat 193G ( Şehlr ve Memleket Haberleri ) BEVAZ A ÜZERINDE??! Maarifin mühim Zehirli gazlar için Bir senelik kömür Yazan: Çeviren: Siyasî icmal Ortaavrupadaki görüşmeler aris ve Varşovadan sonra en mühim siyasî görüşmeler Orta Avrupada yapılıyor. Bu müzakereler Avusturya Başvekili M. Şuşnigin Pragı ziyaret ederek Çekoslovakya Başvekili M. Hodza ile yaptığı görüşmelerle başlamıştı. Paris görüşmelerile bir müddet Orta Avrupadaki siyasî temas ve faaliyetler durmuş gibi olmuştu. Şimdi tekrar başladı. Çekoslovakya Başvekili Praga döndükten sonra Orta Avrupada seyahate hazırlanıyor. Bu ayın yirmi ikisinde Belgradı ziyaret ederek burada Prens Pol ve Başvekil Doktor Stoyadinoviçle mühim müzakerelerde bulunacaktır. Sonra da Viyanayı ziyaret ederek Avusturya Başvekili ve Hariciye Nazırile görüşecektir. Avusturya Hariciye Nazırı M. VaJdeneg şimdi İtalyada bulunuyor. îtalyanm siyasî simaları ve bahusus haricî işlerde M. Musolininin sağ eli M. Suviçle görüşmektedir. Arkasından Avusturya Başvekil muavini ve Avusturya fasistlerinin lideri Kont Starhemberg dahi İtalyaya gelecektir. Kont, M. Musolininin çok itimad ettiği bi radamdır. Şimdiye kadar yapılan ve hâlâ devam eden bu müzakerelerde esas maksad, Avusturya ile Küçük İtilâf zümresi arasında yakınlaşmağı temin etmektir. Habeş harbi ve Akdeniz gerginliği dolayısile Orta Avrupada artık pek ağır basamıyan ltalyanm müessir yardım ve himayesinde mahrum kalan Avusturyadaki yeni rejim Almanyâya karşı istiklâlini ve mevcudiyetini korumak için Küçük İtilâftan yardım arıyor. Fakat Avusturya devlet adamları İtalya ile Macaristanı, kendilerinden büsbütün soğutmamak için düşündükleri yakınlaşmayı Küçük İtilâfla İtalya ve Macaristan ve Avusturya grupu arasında bir mukarenet şeklinde göstermeğe çalışıyorlar. Bunun için de yeni Roma seyahatini ihtiyar ettiler. Avusturya devlet adamlarının bu düşüncesine Çekoslovakya devlet adamlan tamamile taraftardır. Hatta bunlar herşeyden evvel iktısadî anlaşma yapılmasım istiyorlar. Romanya devlet adamları dahi bu fikirdedir. Lâkin bunlar evvelâ siyasî yakınlaşma yapılmasına daha ziyade ehemmiyet veriyorlar. Bu suretle iktısadî ve siyasî anlaşmalar hallolunursa ayni zamanda Avusturya nın istiklâli Küçük İtilâf tarafından İtalyanın da rıza ve muvafakatile taahhüd ve tekeffül edilmiş olacaktır. Bu kefalete M. Titulesko Sovyet Rusyanın da iştiraki fikrini ileri sürmüştü. Şimdi anlaşılıyor ki bu fikrin asıl menşei Çekoslovakyadır. Lâkin şimdilik Sovyet Rusyanın Tuna havzasına sokulmasını istiyenler çok değildir. Londra ve hatta Paris bu tasavvuru henüz benimsememişlerdir. Bunun olup olmıyacağı ahvalin inkişafına bağlıdır. Şimdilik Avustryanın ve Çekoslovakyanm bir derece Romanyanın bütün gayret ve düşünceleri, Avusturya ile Küçük İtilâf arasındaki anlaşmayı ve teşriki mesaiyi vücude getirmeğe tevcih edilmiş bulunuyor. Fakat bu üç devletin bu gayretleri ahiren büyük bir engele uğramıştır. Yugoslavya Avusturyanın politikasına kat'ıyyen inanmryor. Avusturya Dış Bakanı M. Valdeneg Belgradı ziyaret etmek istemişti. Yugoslavya hükumeti Avusturyada Habsburg hanedanı lehindeki hareketler ve bu hanedanın tekrar tahta getirilmesi tasavvuru kat'î surette ortadan kalkmadıkça, her hangi bir Avusturya devlet adamının Belgradı ziyareti hoş görülemiyeceğini bildirmiştir. Belgraddaki Çekoslovakya ve Fransa sefirleri Avusturya Dış Bakanının Belgrada gelmesi için musırrane teşebbüslerde bulunmuşlarsa da bir fayda vermemiştir. Yugoslavya, gerek Avusturya gerek Orta Avrupa işlerine Sovyetlerin girmesine de muhalefet göstermektedir. Çekoslovakya Başvekili M. Hodza Belgrada geldiği zaman Yugoslavyayı bu muhalefetten vazgeçirmek için son bir teşebbüs daha yapacaktır. Bu da neticesiz kalırsa Orta Avrupadaki siyasî müzakerelerden bundan sonra büyük semereler beklenmiyecektir. MUHARREM FEYZl TOGAY Anatol France 1 Servet Yesarioğlu bir tamimi Muallimler sıkı surette kontrol edilecek Dün, Maarif müdürlüğünden. tstan buldaki azlık ve yabancı mekteb mü dürlerine mühim bir tamim gönderil miştir. Tamime göre, hastalık ve sair sebebler dolayısile derslerine devam edemiyen muallimler, mazeretlerini vaktinde mekteb idarelerine bildirmeğe mecburdurlar. Bir haftadan az olmak sartile desrlerine devam edemiyen mu allimlerin mezun sayılıp sayılmaması. mekteb müdürlerinin salâhiyetine ter kedilmiştir. Bunları mezun saymıyan mekteb müdürleri, gelmiyen muallim hasta ise dok tor raporile, başka bir mazereti varsa bu mazeretin sebebini zikrederek bilâmazeret devam etmediği kanaati hasıl olmuşsa bunun hakkında da fikir be yan edilerek süratle Maarif idaresine bildirecektir. Hasta olan muallimler tarafından muallim bulnnduklan mekteb idareleri vasıtasile gönderilecek rapor lar, Maarif idaresi ve doktorları tara fından tetkik edilecek ve lüzum his sedilirse hasta, Maarif idaresi doktor • lan tarafından da muayeneye çağınlacaktır. Eğer hasta kalkamıyacak dere cede ise, Maarif doktorları onu evinde muayene edeceklerdir. Hastalık bir ay veya daha ziyade devam ettiği takdirde hastanın vaziyetini anlatan bir istida Maarif idaresine gönderilecektir. Ra por gönderenler, neticeyi ancak mual lim bulundukları mekteb idarelerinden öğreneceklerdir. Mazeretleri veya izinleri kabul edilen muallimlerin rapor ve evrakları, istenildiği zaman müfettiş lere gösterilmek üzere alâkadar mekteb idareleri muhafaza edeceklerdir. Bu talimata riayet etmiyen mekteb idareleri ve muallimler hakkında 1702 numaralı kanunun hükümleri tatbik olunacaktır. İlkbaharı Romada geçiren dost birkaç Fransız, meydana çıkarılan forumda, sık sık buluşuyorlardı. Bu birkaç dost, o aralık mezun bulunan sefaret ataşesi Jozefen Lokler (Josephin Leclerc), edebiyat mezunu, şarih Guben (Goubin) ; soy ca matbaacı ve eski lisanlar mütehassısı olan, Parisin eski ailelerinden Lanjolye (Langelier) lere mensub Nikol Lan jölye (Nicole Langelier) ; mühendis Jan Buayi (Jean Boilly); güzel san'atlar meraklısı, vaktihali yerinde İpolit Düf ren (Hippolyte Dufresne) den ibaretti. Mayısın ilk günü akşamı, saat beşe doğru, halkın bılmedığı küçük şimal kapısndan, bermutad geçtiler. Hafriyat müdürü Komandör Cakomo Boni (Giaccomo Boni) kendilerini, sessiz nezake tile karşıladı ve tefnelerin, kına ağacla rın;n, sarı salkımların gölgelendirdiği ahşab evinin kapısına kadar kendilerine refakat etti. Bu ev, son asırda, Papalar Romasının öküz pazarında, eski fo rumun zeminine kadar kazılan geniş çukura nazırdı. Orada durup, etrafa baktılar. Karşılarında, eskiden Yulya (Julia) divanının bulunduğu meydan, şeref sütunlarınm kırık gövdelerile, taşlan üs tünde dizili büyük bir dama tahtasını andırıyor; daha cenubda, Diyoskürler mabedinin üç sütunu, semanın lâciverd liğine gömülerek mavileşiyordu. Sağda, harabiye yüz tutan Setim sever (Septime Severe) takının ve Satürn (Saturne) meskenlerinın sütunlarına yüksekten bakan hıristiyanlık Romasının evelri ve kadınlar hastanesi, Tibr nehrinin sularından daha sarı ve daha çamurlu cephelerile, Kapitol üstünde kat kat sıralanıyordu. Sola doğru, büyük, kırmızı kemerleri ve pırnallardan tacı ile Palaten yükseliyordu. Ve nihayet, asırlarca müddet, kâh âmiyane ,veya acib, hemen hemen daima tatsız ve ekseriyetle menfur veya gülünc, bazan âlicenabane olan ve heyeti umumıyesi bir kavmın şanlı hayatmı teşkıl e den işlerin hepsi burada işlendi ve gö rüldü. Tek gözlüğünü takınca, forumda, gözüne bir yenilik ilişen Mösyö Guben, bunu anlamak için sordu: Meydanın ortasındaki şeref taş larının önünde görünenler nedir? Jozefen Lökler, M. Gubeni memnun etmek için: Yeni meydana çıkarılan cesim (Domitien) Domisiyen heykelinin te melleri, diye cevab verdi. Sonra Cakamo Bonınm, beş sene devam eden semereli hafriyatta meydana çıkardığı abideleri, birer birer parmaklarile işaret etti: Paleten tepesi altındaki Yütürna çesmesi ve kuyusu, kürsülerin karsısında Çezarın büşesi üstüne inşa edılmiş mihrab; Komisin kara taşını örten, Romülüsün efsanevî mezarı; eski dikili taş; ve Kurtiyüs gölü. Kapitolun arkasından inen güneşm son hüzmeleri yukan Velya üstündeki Titüs zafer takına çarpıyordu. Garbinde bembeyaz ayın, içinde yüzdüğü gök, sanki gün ortasında imiş gibi mavi idi. Sakin, parlak bir gölge alesseviye Foromu dolduruyordu. Tunc renkli rençperler bu taş tarlasını kazmalarlarken, arkadaşları da hükümdarların başladıkları işe devam ediyor, sofu Nüma zamanmda, kamışlarla çevrili Velabrın uyumakta olduğu yata ğı, bugün bile ıslatan suyu çekmek için bir kuyu çıknğını çeviriyorlardı. Dün Hükumet ve Belediye doktorlarına bir konferans verildi istihsalâtı Ereğli havzası 2,345,491 ton kömür çıkardı Ereğli kömür havzası müdürlüğü 1935 yılına aid güzel bir istatistik neşretmiş tir. istatistik bir yıl zarfında havzadan muhtelif şekillerle çıkan kömürü ve muhtelif ocaklarda istihsal edilen kömür miktarını en açık bir şekilde göstermektedir. İstatistiğe göre 1935 yılında kömür havzasında 2,340,491 ton kömür istih sal edilmiştir. Bu istihsalâtm yüzde 32 sini Ereğli şirketıne aid ocaklar yapmış tır. İstihsalâtm 893,979,5 tonu Türk limanlarına verilmiştir. Fakat sonradan bu limanlardan İstanbuldan 50,143 ton ve Izmirden 1445 ton ecnebi vapurlarına ihrakiye olarak verilmiştir. Türk sula rında işliyen vapurlara ve Turkiye pa zarlarına bir yıl zarfında verilen ihra kiye mecmuu da 69,179,5 tondur. Şu vaziyete göre Türkiye pazarlarına hamule ve ihrakiye yekunu 963,159, tona baliğ olmuştur. Yabancı pazarlarına yapılan sevkiyat ise 749,960 tondur. Şu vaziyete göre havza bir yılda Türkiye ve yabancı pazarlarına 1,525,655,5 ton kömür çıkarmıştır. Bunun 187,463,5 tonu ihrakiye ve 1,713,119 tonu da hamule ve ihrakiye olarak verilmiştir. Havzadan ihrac edilen kömürün yüzde 33,86 sı 0/10 denilen kömürden ve yüzde 20,50 si de tüvenan kömürüdür. 1935 yılı müşteri lerinin başında bütün ihracatın yüzde 61,90 ı ile İtalya ve bundan sonra Yu nanistan gelmektedir. Fakat yabancı limanlara kömür alan vapurlarm başında Yunan ve sonra İngiliz vapurları gel mektedir. Bu yıl zarfında havza dahilinde de 40,908 ton tüvenan ve 69,448 ton lavamarin sarfedilmiştir. Bu yıla geçen yıldan 99,714 ton kömür stoku devredilmiştir. Geçen yıl devredilen stok 54,605 tondu. Cumhuriyetin ilânındanberi Ereğli kömür havzası en yüksek istihsalât ve ih racatını 1935 yılında yapmıştır. Son 17 y,ıl jçinde çıkanlan kpmür ] 9,004^528 ton, ihracat 3,629,994 tondur. Bunun 10,277,660 tonu da dahilde istihlâk e dilmiştir. İstatistiğe, geçen yıl ilkteşrinde faaliyete geçıp teşrınısanınin onunda imrarata başlıyan Sömikok fabrikasının geçen müddet zarfında 10,535 ton sevkiyat yaptığı da ilâve edilmektedir. Konferansta doktorlardan bulunan bir kıgmt îşlerini intizam ve dikkatle görüyorlardı. Onlarm sebatlı, kavrayışh ve tez çalıştıklarını aylardanberi gören îpolit Düfren, hafriyat müdürüne, işçilerini nasıl bu Ayaklan altında, bir tepeden öbürüne, kadar iyi çalıştırdığını sordu. Cakomo bir köy yolu kadar ensiz Mukaddes Yo Boni: lun döşemeleri arasında, Lâtin hakimi Onlar gibi yaşıyarak, diye cevab yeti zamanmda Forumu kaplıyan bina verdi, yeri onlar gibi kazarım, birlikte aralardan kalma tuğla duvarlar ve mermer temellerin topraktan çıktığı görülü dığımız şeylerin ne olduğunu onlara anlayordu. Rüzgârın çatılarına serptiği tırım; müşterek eserimizin güzelliğini onyonca, yulaf ve kır otları, bun lara duyururum. Büyüklüğünü müphem lara kaba bir dam çatıyor ve bu bir surette hissettikleri işlerile, elbette alâkadar olurlar. Romülüsün mezarını meydamda gelincikler alev saçıyorlardı. dana çıkardıkları sırada heyecandan hepYıkılmış sütun tabanları, kitabe ve persinin sapsan kesildiğini gördüm. Onların vaz enkazı, direk ve mezbah yığınları, hergünkü arkadaşlarıyım. îçlerinden biri merdıven basamakları ve duvarlar: Bunhasta düşerse hemen gider, başucuna otuların hepsi, küçük değil bilâkis toplu ve rurum. Onlar bana nasıl güvenirlerse ben sıkısık bir azametle görünüyordu. de onlara öyle güvenirim. Işte bu sadaNikol Lanjöliye, vaktile bu şanlı sakatli işçileri nasıl elde ettiğimin sırrı... hayı doldurmuş olan bina yığınlarını Jozefen Lökler bağırarak dedi ki: zıhninde canlandırıyordu. Boni, azizım Boni, mesaınızi neka Makul nisbetlerde ve mutedil ölçüdar takdir ettiğimi, güzel keşiflerinizden lerde yapılmış olan o binalar, birbirle nekadar heyecan duyduğumu siz de birinden gölgelik yollarla ayrılmışlardı, delirsiniz; bununla beraber, müsaade edidi. Güneşli diyarların sevimli (Vikoli) niz de söyliyeyim: Gömülü Foromun üleri oralarda da vardı. Remüsün yüce zerinde davar sürülerinin otladığı zamanı himmetli yeğenleri, hatibleri dinledikten teessürle anıyorum. O vakitler, geniş alsonra, yemek ve uyumak için, mabedle nı, ayrık boynuzlarla süslü beyaz bir örin boyluboyunca, asla süpürülmiyen küz ıssız tarlada geviş getirir; otlar arakarpuz ve denizböceği kabuklarile dolu sından sivrilen yüksek bir sütunun dibinpis kokulu, serin köşeler bulurlardı. Mçyde bir çoban uyuklardı. O vakitler: «Cidanın etrafındaki dükkânlardan soğan, hanm mukadderatı bir tarihte, burada şarab, kızartma ve peynir kokuları gelir, mevzuu bahsedilmişti» deniyordu. Kamkasab tezgâhlarında etler yığılı durur, po Vaççino (Campo Vaccino) olmaktan gürbüz vatandaşlar, bu et yığınlarını çıktığındanberi, Forum şairler ve âşık zevkle seyrederdi. Hatta Virjinyüs, kı lar için mahvolmuştur. zını, o kasab dükkânlarının birinden alJan Buayyi, usul tahtında yapılan bu dığı bıçakla öldürmüştü. Orada, ceva hafriyatın maziyi tanıtmağa nekadar yahirci dükkânları; aile ocağının, ahırın ve bahçenin siyanet ilâhı olan küçük mabud radığını söyledi ve söz Roma tarihi felheykellerinin satıldığı dükkânlar da var sefesine intikal edince, dedi ki: Lâtinler, dinlerine varıncıya kadar dı. Velhasıl yaşamak için vatandaşların muhtac oldukları herşey bu meydanda herşeyde makul idiler. Onlar dirayeti mah toplanmıştı. Pazar ve mağazalar, Ba dud, bayağı, lâkin aklı selim sahibi ve bazilikler, yani ticaret borsaları ve hukuk zan âlicenab ilâhlara inandılar. Askerler, mahkemeleri; bütün âlemin idaresini e hâkimler, bâkir kızlar, kocalı kadınlardan line alan o maruf Küri (Belediye mec mürekkeb olan şu Roma Panteonunu, lisi) ; mahzenlerinden korkunc kokular Etrüsklerin mezarlarına nakşettikleri şeyçıkaran mahpesler, gökteki kudretlerden tan ve sihirbaz resimlerile mukayese e her zaman istiyeceklen birşey bulunan derseniz, görürsünüz ki akıl ve hikmetle, Italyanlar için en birinci zaruret olan ma çılgmhk karşılaşmıştır. bedler, mihrablar. (Arkaat var) Zehirli gaz hakkında hükumet ve belediye doktorlarına Etibba Odasında açılan kurslarda dün zehirli gaz müte hassısı Necmeddin tarafından ilk ders verilmiştir. Kursta kırktan fazla doktor hazır bulunmuştur. Necmeddin bu dersinde bir giriş yaptıktan sonra yangın bombalarmdan ve bunların müthiş tahribatmdan bahset miş ve bundan sonra gaz bombalarmı anlatmış ve zehirli gazlerin kullanılmasına dair tarihî malumat vermiştir. Zehirli gazi ilk defa Milâddan 400 yıl evvel Atinalıların kullandığını söyliyen kimyager, o günden başlıyarak asırları takib etmiş ve nihayet Büyük Savasta gaz yüzünden ölenlerin sayısının 880,000 kişi olduğunu ilâve ederek demiştir ki: € Arkadaşlar, bu gazi kullanmak istiyenler, işin insanî taraflarım mevzuubah bile etmeden efkâri umumiyelerini şimdiden buna ahştırarak, cmedenî harb kısa sürecek harbdir. Binaenaleyh her şeyi yapacağız> diyorlar. Doktorlar. bu derslerin not halinde basılmasım Necmeddinden rica etmişler ve kimyager de bunu kabul etmiştir. tkinci ders 25 şubat sah günü saat 15 te verilecektir. Bu dersler sekiz hafta sürecektir. MÜTEFERRtK Tunceli Vali muavinliği Hükumetçe gerek inzibat ve asayişi, gerek imarı ve halkının terfihi işlerinde idaresine hususî ehemmiyet verilerek o na göre de teşkilâta tâbi tutulmuş olan Tunceli (eski Dersim) vilâyetinin Vali muavınlığıne yüz lira aslî maaşla terfian Muğla Valisi Cevad Ökmen tayin olunmuştur. Cevad Ökmen Cumhuriyet ida resinin pek değerli idarecilerinden olması hasebıle idaresine pek haklı olarak bu kadar ehemmiyet verilen Tunceline terfian tayin edilmiş olması tam bir isabettir. Kendisine bu yeni ve mühim vazifesinde de muvaffakiyetler temenni ede nz Muallimler ve memurlar için de kurs açılacak Haber aldığımıza göre, 2 marttan iti baren şimdilik kimya ve yurd bilgisi muallimlerile resmî ve hususî müesseselerden bir kısım memurlara kurslar açılacaktır. Bu kurslar açıldıktan sonra sıra şöyle olacaktır: Pazartesi günleri: Konferansçı ola rak yetişmek istiyen ve her nahiyeden ağırılan gönüllüler. Sah: Doktorlar. Çarşamba: Muallimler ve muessese lerden çağirılacak murahhas memurlar. Garib şey! Kömür depoları istiyenler de var! > Acı bir kayıb Kolonyalı Reşid Paşa oğlu ve İstanbul înhisarlar Başmüdür muavini Kenan vefat etmiştir. Kenan Mülkiye mektebinin eski me zunlarından, müteaddid mülkiye memuriyetlerinde bulunmuş dürüst muktedir ve hüsnüahlâk sahibi kıymetli bir zattı. Cenazesi bugün Sultanahmedde Dizdariye mahallesinde Medrese sokağın daki evinden kaldırılıp öğle vakti na mazı Beyazıd camisinde kılındıktan sonra Merkezefendide aile kabrine defne dilecektir. Ailesine beyanı taziyet ederiz. Deniz Ticaret müdürlüğü Belediyeden tazminat istiyor Geçen günkü fırtınada parçalanan Unkapanı köprüsü dubalarından biri tarafından Halicde bağh bulunan Deniz Ticaret müdürlüğüne aid motörlerin kâffesi batırılmıştı. Deniz Ticaret müdürlüğü bu hâdise üzerine Belediyeyi protesto ederek 15 bin lira zarar ve ziyan istemiştir. Protestoyu yapan makam, köprünün esaslı tamir görmemesının ve mühmel bırakılmasının bu kazaya sebeb olduğu iddiasındadır. Belediye ise fevkalâde bir hâdisenin neticesi olan ve birçok emsali bu lunan bu kazadan dolayı tazminat vermeğe taraftar görünmemektedir. lki makam arasında, bu vaziyet üze rinde temas ve müzakerelere başlanmıştır. Deniz Ticaret müdürlüğü batan motörlerinin bedelini istemekte musırdır. Kuruçeşme ahalisi, kömür depoları nın oradan kaldırılması için senelerce uğraşıp durdular. Hatta mahkemeye dahi müracaat ederek bu emellerine nail oldular. Fakat bu işin garib tarafı Boğazın Rumeli sahilinde oturan halkın bu hareketine karşı, Anadolu sahili halkının kömür depolarının Anadolu sa hiline nakli için büyük bir arzu besle mekte olmalarıdır. Hatta, Vaniköy ahalisi bunun için alâkadarlara müracaat bile etmiştir. Va niköy, Boğazın en güzel mevkilerinden biridir. Vaniköylülerin. kendi köylerini berbad edecek kömür depolarının orada yerleşmesini istemeleri, bakımsızlık dolayısile son senelerde Boğazdaki yalı larm para etmemesinden ileri gelmek +edir. ADLtYEDE Metresini öldüren mahkum oldu Bundan bir müddet evvel birlikte yaşamakta olduğu Hatice isminde bir ka dını; aralarında geçımsizlik yüzünden çıkan kavga üzerine Mahmudpaşada Küçük Abud hanı civarında bıçakla öl dürmekle suçlu Mehmedin Ağırceza mahkemesinde devam etmekte bulunan muhakemesi dün bitmiştir. Suç meydana çıktığı için Mehmedin on beş sene hapse konmasına ve Haticenin veresesine de beş yüz lira tazminat vermesine karar verilmiştir. Mahkum olduîar Feriköyünde oturan Bedianm evine zorla girerek kendisini döğmekle suçlu, komşulanndan Ömer, Fatma ve Ahmed haklarında üçüncü ceza mahkemesinde devam etmekte olan dava dün bitmiştir. Her üç suçlunun da altışar ay hapse konmalarına karar verilmiştir. Başvekilimiz cumartesiye şehrimize gelecek yağdı Beraet etti Başvekil İsmet Inönünün cumartesi Bundan bir müddet evvel Sabahat isgünü şehrimize geleceği haber verilmekmınde bir kadının bir gece önüne çıka tedir. rak parasını almakla suçlu Hasan hak•• kında Ağırceza mahkemesinde bakılan dava sonunda yedi sene hapse konmasına karar verilmişti. Bu hüküm Mahkemei Temyiz tarafından nakzedildiği için daVilâyet Muhasebeciliğinden: Aylık vaya yeniden bakılmış; suçluyu mah larını bankadan alacak olan zat maaşları sahiblerinin haziran, temmuz ve ağustos kum edecek delil görülemediğinden be üç aylıklarının bayramdan evvel veril raetine karar verilmiştir. Uç aylıklar bayramdan evvel veriliyor Rüsumu bahriye zevnedarı hakkında tahkikat Veznedarlar arasında üçüncü olarak sırra kadem basan Rüsumu bahriye veznedarı hakkındaki tahkikata devam e dilmektedir. Dün yapılan tetkikat üze rine veznedar Remzinin mevcud 1588 lira 38 kuruşu beraberinde götürdüğü anlaşılmıştır. Remzi anahtarları bırakma dığı için kasa henüz açılamamış, fakat açılması için tedbir alınmıştır. Dün saat ikiye doğru şehrimizde birdenbire kuvvetli bir yağmur başlamış ve sokaklan seller basmıştır. Yukarıdaki resim sokakların dünkü halini göstermektedir. Dün Emniyet memurlan Deniz Ticaret müdürlüğüne giderek vaziyeti tetkik ve alâkadarların malumatına müracaat eylemişlerdir. Istanbul Müzeleri Umum Müdürlüğü emrinde çalışan eski meskukât mütehas sısı M. Bosch dünden itibaren müzede ki genc elemanlarla Üniversite arkeoloji semineri talebelerine eski paralar hak kında konferanslar vermeğe başlamıştır. Talebeler burada ayni zamanda eski pa"MALÎYEBE ralar üzerinde de tatbikat yapabilmek fırsatını bulacaklardır. Yeni maliye teşkilâtı Konferanslar sömstr nihayetine kadar Istanbulda ve İzmirde Maliye teşki haftada bir gün olmak üzere devam e lâtını tetkik etmiş olan ecnebi mütehas decektir. sısların verdikleri rapor üzerine Maliye ECNEBÎ MEHAFÎLDE Vekâleti yeni Maliye teşkilâtına aid kanunlann hazırlığmı ikmal etmiştir. Ya Kızılordunun 18ind yıldönümü kında Kamutaya verilecek bir kanunla Kızılordunun 18 inci yıldönümü ayın şehrimiz Maliye teşkilâtı yeni bir şekil 23 ünde Ankaradakj Sovyet elçjliğinde alacakhr. kutlulanacaktır. mesi kararlaştınlmıştır. Maaş sahibleri nin aşağıda yazılı günlerde mensub ol dukları Malsandıklarına müracaat ede rek vize edilmek üzere cüzdanlarını vermeleri lâzımdır. 20 şubat 1936 perşembe kadınlar. 21 şubat 1936 cuma erkekler. 22 şubat 1936 cumartesi kadınlar. 24 şubat 1936 pazartesi erkekler. MÜZELERDE Müzede verilen konferanslar Cumhuriyet Nüthatı 5 Kuruştnr J Türkiye Hariç ^n Senelik 1400 Kr Altı ayhk 750 Üç ayhk 400 Bir ayhk 150 şeraiti i yolctur »çio 1700 Kr. 1450 800
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog