Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhoriyet »= 26 Nîsan 1935 Kuçük Hikâye Gülmiyen kadın Suad Derviş Merinos koyunu yetiştîrmek içîn Hükumet iki buçuk milyon tahsisat verdi Benden ne isterseniz isteyınız... Isterscniz ortaya çıkıp sızin için dans edeyim, eger sizi eğlendirirse sevdiğı Bİz bir şarkıyı da söylerim. Hem sesıme güzeldir derler. Eğer isterseniz sızinle beraber sabaha kadar durma dan, yorulmadan içerim... Fakat bana gül demeyiniz.. Ben gülemem... Ben ömrümde hiç gülmedım... Ben gül mesini bilmiyorum. Bana ısrar etmeyiniz, jrüzüm hani rüzgârsız ve ne fessiz yaz günlerinde deniz nasıl gergin ve çizgisizse öyledir. Dudaklanmı bugüne kadar hiçbir gülme ayırma dı. Evet bu şaşılacak birşeydır... Ben eğlence yerlerinin kızı... Bu küçük ve hafif bann dansözü Saniha sıze hayabmda hiç gülmedim diyorum. Inanı Bİz bana... Gülmek icin onu dğrenmek lâzım. Bana gülmeyi öğreten olmadı. Bilmiyorum. Bana bu akşam masamzda çok mu icirdiniz. Ben çok ıçme ğe alışık değil miyim ki?.. Ha ne di yordum gülmeyi bana kimse öğretmedi diyordum... Başkalan öteki insanîar gülmeği ana kucağında öğrenirler de ğil mi?... Benim anam hiç gülmezdi. O uzun boylu ve zayıf bır kadındı. Eğer yüzü o kadar yeşil bir renkte olmasaydı çok güzel bir kadm olabi lirdi. Fakat rengi ah bılemezsiniz, renfi ne kadar soluktu. Kirli bir mutfak paçavrası gibi derisi kemiklerini sarardı. Siz çok sefalet çekenlerin rengini belki gönnemışsinizdir. Çok sefalet çekenler burada derilerinin renklerini pudra ve allıkla kapatırlar.. Fakat orada bizim mahallemizde o zaman anam bunlan bilmeztii. Ah ne büyük elleri vardı, benim anamm. Benımki lere ben şimdi krem sürüyorum ve brnaklanmı leal rengine buyuyorum. Anamın elleri senelerce susuz kalmış, topraklar gibi çatlakb ve her zaman da kırmızı idi. Fakat gözleri yemin ederim ki o gözler, o bir çağla bademi gibi yeşil ve çağla bademi gibi uzun gözler istese idi bir kadının aç kal maması için kâfi idi. Ben ömrümde bir daha öyle açık yeşil ve o kadar berrak yeşil gözler görmedim. Anam bakmasmı bilmezdi. Onun bakışlan daima donuktu. Bana öyle geliyor ki bir idam mahkumu ıdam lehpasma işte böyle donuk ve böyie müthiş, fena gözlerle bakar. Annemi hayal gibi hatırlıyorum. Çok çahşırdı. Galiba her gün onu yorgun görürdüm. Evi bırakır giderdi. nereye bilmiyorum ve her e\e dönuşünde omuzlan onun biraz daha bükül müç gibi bir hal alırdı. O zaman çok küçükHim ama açlık çektiğimizi bilıyorum. Çok açlık çekerdik. Her hal de Büyük Muharcbe zamanı idi O zaman daracık bir sokakta pislik kokan re her odasmda bir sürü çocuğun aç lıkla ağladığı kırmızı boyalı bir evin alt katmda otururduk. Anam çahşır mıydı, diîenir miydi bilmiyorum? Bazı günler eve yemek getirirdi. Fakat çok günler ekmek di ye elime kirli birşey verir ve ben onu kemirirdim. Nasıl o!du bümiyorum. Bir gün anam ekmek te getirmedi bana. Ertesi gün gene öyle... Küçük • Him.. Çok küçüktüm. lyi hatırlıyamı yorum. Fakat birçok gece tahta bir kerevetin üstünde açlıkla ağlıyarak uyudum. Nihayet bir gün tahammülüm bitti. Anne yemek isterim. Dedim ve küçük yumruklanmla onu yumrukladım. Anne açım yemek... yemek. Annem yerinden kalktı. Sallana, lallana odanın içinde dolaştı. Cumhunyet,, in müsabakası Tarihîn meşhur simaları Büyük müsabakamîzınj tafsilâh Karüerimize manen faydah ve maddeten istifadeli olacak bir müsabaka tertib ettik. Bunun 1çin 1500 lira hediye veriyoruz. Müsabakamızın esası şudur: 12 Meşhur kumandan 12 Meşhur devlet adanu 12 Meşhur kadın 12 Meşhur kâşif 12 Meşhur iş adamı nın hayat ve muvaffakiyetîerlnl sırasile ve grup halinde neşrediyoruz. Makaleler salâhiyettar kalem| ler tarafından yazıimıştır. Her makalenin içinde bir de rey vara kası vardır. Karilerimiz bunlan grup sırasile doldurup bıze yollı yacaklardır. Yani 12 kumandan dan, 12 iş adamı veya kadından her birine beğenişlerine göre 1 inci. 2 nci, 3 üncü, ilâ~. numara vereceklerdir. Bu suretle 60 meşhur şahsiyet hakkındaki fikirlerini tesbit etmiş olacaklar ve 60 rey varakası do lunca «Cumhuriyet Müsabaka memurluğuna» göndereceklerdir. Beş seri neşrolunup reyler tamamen bıze yollandıktan sonra tas nif işine başlanacak ve rey vara kalanndaki isimler sıraya konula caktır. Her grubda en çok numara alan büyük adamlara rey verenler veya bu intihaba yaklaşanlar ara sında 500 kariimize 1500 liralık mükâfat verilecektir. Müsabakaya iştirak Için şcyle hareket edeceksiniz: Rey varaka lannı kesip saklamak; her seri bittikçe 1 inci, 2 nci, 3 üncü ilâ... Numara koymak ve 5 seri tamam o lunca hepsini bize yollamak. Bu 60 meşhur simaya aidreylermiz tasnif olunacak ve çok rey kazan mış olanlara seçen okurlanmız Wrinci sahifede ilân ettiğimiz 1500 lirahk mükâfat ve hediyeleri ka zanacaklardır. *** Müsabakada rey puslası doldurabilmek için gazeteleri eksik olan lar, bu eksik sayılan matbaamızdan yalnız beş kuruşluk bedelile teda rik edsbilirler. Karilerimizin bu ihtiyaclan ihtimali düşünülerek idaremizce müsabaka nüshalanndan kâfi miktan ayrıca okuyucularımız için ssklattırüınıştır ve saklattırılmaktadır. Büyük kumandanlar: 4 Bali Bey Peki. Dedi ve malbzı ortaya çekti, mal bzın içinde biraz kâğıd mı, odun mu, tahta mı ne yakb... Sonra tencereyi aldı. Onun üstüne koydu. Sana et Dedi. Küçük dişleriraîn dib;r zevkle kanncalandığını duydum. Buınuma kızaran et kokusu geldi. Ben bu et kokusunu lokantalann önünden atçerken hırsla kendime çekerdim: Sahi mi? dedim. Evet, dedi. Ve sokağa çıkb. Ben de kerevetin üstünde uyumuşum. Açlıktan hiç kuvvetim kalmamışb... Uyandığım zaman annemi tencerenin başında gördüm. Oraya sedire oturmu; malbzı önüne alm"b ve gözleri bir noktaya dikil mişti. Et pişb' mi anne> Parmağile sus işareb yapb ve sonra: Bekle dedi. Bekle pişiyor. Kalkbm, gözlerimi tencereye dik • tim. tpince bacaklanm kerevetten aşağı sallanıyordu. înce kollanmı dizlerime dayanmışbm. Çenemi iki avcumun içerisinde tutuyordum ve bilmiyordum na sıl gözlerle tencereye bakryordum. Ne kadar böyle kaldım bilmiyorum. Agzım sulanıyordu. Biraz sonra yiyece • ğim etin meserreti çene kemiklerimi ağnbyordu: Anne. Gece geliyordu. Oda kararmağa başlamışb Daha pismedi yavrura uyu.. uyu, yat, ben seni kaldınnm. Anamı üzüyordum. Eti yemeden yatmak istemiyordum. Fakat nihayet beni pek tatlı sözlerle kandırdı. Yatbm... Açlık bende dennan bırakmamıştı, uyumuşum.. Uyandığım zaman sabah olmuştu. Güneş doğmuştu ve kafeslerden içeri ışıklan süzülüyordu. Tencere malbzımızın Üzerinde idi. Ince bacak'anmın üstünde sarhoş gibi sallanarak tencereye yaklaşbm. Kolumu kaldırdım ve kapağı açbm.. Tencere bomboşru. İçinde su bile yoktu. Ve annem orada tencerenin yanında kıvnlmış uyuyordu. Annem bana yalan soylemişti. Beni avutmak istemiş, beni aldatmışb. O hmcla annemin üstüne abldım. Onu sarsmağa başladım: Anne... Anne gene yaîan soy ledin?... Ah gene yalan söyledin ba na? Annem buz gibi idi ve anamm şimdi adeta sclmuş bir kumaş gibi ağarmış yeşil gözleri tencereye bakıyor du. *** Hayır efendim... Ben gülemem, bana gül demeyiniz... Ben gülemem. O gündenberi ben hiç gülmedim... isterseniz size bir şarkı söyliyeyim, isterseniz yalnız sizin için, yalnız sizın zevkiniz için ortaya çıkıp dansede yim... Fakat ben gülemem... Ben niçin gülemem jimdi anlıyorsunuz değil MerirtOM koytmlan müsabakasmda birinciliği kazanan koyun ve »ahibl Bursa ("aoısî muhabirimizden) Bursa Balıkesir ve Çanakkale mın • takasmm en esaslı gelir kaynağıru hayvancılık teşkil etmektedir. Doğ rudan doğruya hayvan ihracatçılığından sarfınazar yalnız hayvan maddelerinden halkın kazandığı para çok ehemmiyetli bir yekun tutmaktadır. Bundan başka hayvancılık yüzün den yeni yeni sanayi şubeleri mey • dana gelmekte olduğunu da görüyo ruz. Meselâ: Süt tozu ve den sanayii bu cümledendir. Bilhassa şimdi ku rulacak olan yün iplik ve yabağı sa nayii de hayvancılığa dayanan ve ancak bu sayede inkişaf edecek olan yeni ve kuvvetli bir şubedir. Hayvancılık mıntakamızın kaplıca lanndan ve ipekçiliğinden daha ileri bir plânda yer almış bulunuyor. Mevcud hayvancıbğa yeni takılan bir cins daha var: «Merinosçuluk» Merinos « lar üzerinde ve Merinos mıntakala • rında Ziraat Vekâletinin geçen sene yapürdığı tetkikat müspet netice verdikten sonradır ki: Bu cins hayvanlann çoğaltılması ve ıslâhı düşünülmüş ve halk için hakikaten çok kârlı olan Merinoslarm yetiştirilmesi ve üretilmesi yolunda hükumet te büyük fedakârhkta bulunmuştur. Yapılan beş senelik programa (2,5) milyon liralık tahsisat konmuş ve mıntaka mmtaka Merinos yetiştirme çiftlikleri, şubeleri kurdurulmuştur. Bu müesseselerin başına birçok mütehassıs baytarlar getirterek işe esaslı bir noktadan başIamıştır. Merinosların çoğaltılmasında güdülen gaye şudur: Yünlü mensucat için şimdiye kadar Avrupaya pek çok para vermekte bulunduğumuz malumdur. Bu şubenin ipliğini ancak Merinos koyunlarının yapağısı vermektedir. Sümer Bankın burada kuracağı Kamgarn yün ip • lik fabrikası için en lüzumlu ilk madde Merinos yapağisidir. Bütün mem • leket ihtiyacıra karşılayacak kadar yün iplik çıkaracak olan bu fabrikaya nekadar Merinos yapağısı lâzım olduğunu o kadar derin bir hesabla tahmin etmeğe hacet yoktur. İşte bunun içindir ki: Hükumeti miz bu mıntakanın belli başb gelir kaynağı olan hayvancılığa yeni ve kazancı daha çok olan bir cins ilâve etmeğe çalışıyor. Halkın da bundan a zamî istifade ettiğini görmek hepi miz için en kuvvetli bir sevinc kay « nağı olacaktır. Musa ATAŞ Simavin derdi Hastalann memlskette tedavisîne îmkân yok Simav «Hususî» Simavin dok torsuzluktan, en basit bir ilâcı olmadığı için çok fena bir halde bulundu ğundan geçenlerde bahsetmiştim. Bu irler acıbcı hal hâlâ devam etmekte dir. Fakat asıl bu isin felâketli tarafı kazaya bağlı Da^ardı nalıiyesidir. Simavda hasta olanlar eger parası varsa çok müstaid bir operatörü olduğunu ijittiğimiz Usaka Ged : ze. Kütahyaya Giderler. Gelgeleüm Dagardı nahiyesine. Bu nahiye Sivama on alb saattir. Ne kamyon ne taksi o da yoksa ne de araba yolu vardır. Bu nahiyede kazamız gibi sıhhat işlerine aid en basit birşey bile yoktur. Nahiyede hastalanan bir köylü on alb saatte Simava gelebilirse geîecek, burada da posta otobüsünün günü değilse bekliyecek, sonra yola çıkae?kbr. Simavlılann sıhhat işleri üzerinde sevindikleri bir nokta varsa o da çok çalışkan bir ebeye malik olmalandır. Yeni doğan minimini Simavlılar dünyaya gelirken korkmas'nlar, fakat doŞ duktan sonra hastalanırlarsa!... Bu suale Sıhhiye Bakanlığı cevab versin.. Calib Fuad SUAD DERVtS îşte bir ad ki koca bir ulkeyi bir bayraktan başka bir bayrağın altına geçiren büyük bir harbin bütün şerefini üstünde topluyor. Bu ad; Macaristanın, Hırvatistanın, Dalmaçyanın hemen her köşesinde hâlâ yaşar. Sa va, Drava, Tuna var olduklan gün denberi o addan daha uçarı bir isim tanımamışlar gibidir. Balaton gölü, henüz onun sesini ve atının kipemesini unutmadı. îsklavonya, Istirya, Moravya, Transilvanya ayni adı topraklannm her zerresinde muhafaza eder. Balkanlar ve Karpatlar, üzer lerinden yülarca bir atlı bulut gibi aşıp geçen Bali Beyi bugün korka korka tahattur etseler gerek. Bali Bey, ne anasının, ne babasınm çocuğudur, Türk milletinin değerl pek yüksek bir oğludur. Nerede doğdu? Bunu kendisi de belki bilmezdi. Çünkü o, hayatı at üstünde gördü ve hayatuıı gene at üstünde bıraktı. Bali Bey için kürenin her yeri Türk yurdu demekti Çünkü Türkün küre üzerinde her yeri ele geçirebıleceğine inanırdı. Bu inanla yaşadı, bütün Orta Avrupayı şahane dolaştı. Bugün Belgradda ise ertesi gün Karpatlarm en yüce tepelerinde, birkaç gün sonra Alaman topraklarında görünüyordu. Bir kasırga mıydı, bir bulut muydu, bir ışık mıydı, bilinmez, fakat Türktü. Bali Bey, on beşind ve on altıncı asırda Avrupayı uykusuz bırakan Türk akıncılannın en ünlü kumandanla nndandır. Her akıncı gibi binbir destana mevzu teşkil eden işler başar mıs ve gene her akıncı gibi yarattığı destanlan dillere değil coşkun nehirlerin ruhuna, aşılmaz dağlann kalbine, engin ovaların derinliklerine yadigâr bırakmıştu. Mohaç muharebesine iştirak etmemiş olsaydı o da, yüz binlerce yoldaş gibi, akıncı kelime sinde yaşıyan cildlere sığmaz tarihin isimsiz ve yazısız bir sahifesi olurdu. O muharebe kendini okunan tarihe de geçirdı. Mohaç harbi, Macaristanm yirmi otuz yıldanberi şüpheli duran âkıbetini tayin eden savaştır. Bu harbi Osmanlı Türkleri kazanmasaydı Orta Avrupa tarihi başka türlü yazılacak tı. Türkün orada galib gelmesi, istik bali değiştirdi ve Macaristanm yüz elli yıl Türk bayrağı altında kalma sile Alaman tarihi de başka bir isti kamet almış oldu. Bali Bey, o zaferin ve büyük neticelerinin en başlı âmi lidir. Çünkü Mohaç onundur, o akıncı Türkün eseridir. Son çağda yapılmış kanh savaşla nn en başına geçenlerinden biri olan bu harb 1526 ağustosunun yirmi se kizinde yapıldı. Mohaç, Tunanın gar binde ve avni adı taşıyan bir adanm karşısmda bağlarla bezenmiş büyük bir ovadır. Alt tarafında Karasu ba taklığı vardır. Ovanın bir yanında anfiteatr biçiminde yükselen bir dağ göze çarpar. Savaş günü Türk ordusu hâkim noktaları tuttu, an'aneye uygun olarak harb nizamma girdL Macarlar, Kral Ikinci Luinin kumandası altında olarak yavaş yavaş ilerliyorlardı. Baş tanbaşa demir ve çelik içinde bulu nan düşman atlıları korkunc görünüyorlardL Türk ordusu kumandanları, yanlı§ manevralar yapılmamak için bir harb meclisi kurmuşlardı. Koca alay beyi, Karaosman, Mehmed Subaşı, Balaban Çeribaşı gibi ömürlerini savaşla geçirmiş olan ak bıyıkh cenk erlerüe görüşüyorlardı. Yahya Paşa oğlu ve Semendre mutasarrıfı olup akıncılann gözbebeği sayılan Bali Bey de bu encümende bulunuyordu. O, şöyle bir fikir ileri sürdü: Macar atlıllan saldırınca Türk sıralan açıl malı ve onlar içeri alınmaİL Bu ma nevra öyle yapılmalı ki düşman, hızla açılıp gene hızla kapanan bir kıskacın içinde kalıversin. Biri sordu: Ya senin akıncılar ne yapacak? Biz yapacağımızı biliriz! Savaş, o yaman savaş biraz sonra başladı, Macar atlıları çelîk bir dal ga kümesi gibi saldırdı, Rumeli as kerini Anadolu fırkalan üzerine dü şürdü. Kral Lui, bir alayın başında ilerledi, Türk Başkumandanının bu lunduğu yere kadar yürüdü ve onu bir ok yağmuru içinde bıraktı. Ma carlar, harbi kazanmış görünüyorlardı. Türk ordusu henüz yerinde dur makla beraber nizamını kaybetmişe benziyordu. îşte o sırada, geri hat lardaki Macar fırkalan arasında bir vaveylâ yüz gösterdi, Kral Lui ta kımını da allak bullak ettL Bütün düşman askeri ayni feryadla haykı rıyordu: Akıncılar gerimizde!.. Galib görünen düşmana bir mağ lub korkusu aşılıyan Bali Beydi, kumandasında bulunan akınalarla hesab şaşırtıcı bir yürüyüş yaparak Macarlann arkasını çevirmiş ve onlan ölüme namzed yapıp bırakmıştı. Şimdi Kral Lui ve yanında bulu nanlar geri donmekten, Bali Beyin kıhcdan yarattığı keskin ve boğucu kuşağı sıyırıp çıkmaktan başka birşey düşünmüyorlardı. Fakat bu kuşak, kırılmaz bir çemberdL Ya onun içinde kalıp parçalanmak, yahud biraz ileride yıllanmış yosunlarile zehirli bir gölü andıran bataklığa girmek gerekti. Kral Lui, muhakkak bir 6 lümden ise zayıf bir kurtuluş ümidi ne koşmayı tercih etti, bataklığa doğru aktL Bali Bey, yirmi bin düşman piya desile dört bin süvarisinin öldüğü nü, cesedleri saydırmak suretile, öğrenmiştL Fakat bataklıkta boğulan larm sayısı meçhul kaldı ve Karasu adını taşıyan o zehir g51ü, Kral Lui ile onun ardında kurtuluş yolu ara mak gafletini gösterenlerin mezan oldu. Tarihd Broderith bu büyük savaşta bulunup ta canını kurtaranlardan biridir. Macaristanı Mohacda yıkan elin Bali Bey olduğunu o söylüyor. Fakat böyle bir şahide hiç te lüzum yoktur. Mohacın bütün şerefini Bali Beye veren o vakıamn kendisidir. Akına başbuğ, çevirme hareketini yapmasaydı Macar ordusu belki galib gelecekti veya Mohac, bir imha harbi şekli alamayıp Macaristana hâkim olmak davası gene sürüncemede kala caktı. Bali Bey bu siyasî davayı kokün den kesip attı, Macar ordusunu bataklıkta mahvetmek suretile o büyük ül kenin Türk bayrağı altma girmesini temin etmiş oldu. Az gdrünür tasa düflerdendir ki Attilâhunlan da Macarlan ilk defa bu Mohaç ovasırtda yenerek oranın hâkimiyetini ele ge çirmişlerdi, On iki asır kadar sonra Bali Bey, Attilâyı da imrendirecek bir meharet ve cesaretle Mohacda ikinci Türk zaferini yarattı. Eüyük babasmdan Bali Beyin yaptıklarını dinliyerek tarihine geçirmiş olan Peçevî Mohac harbini, bütün îran ülkesini tslâmlara kazandıran Kadsiye harbinden de Birinci Mura dın Kosova ve Yavuzun Çaldıran savaşından da yüksek buluyor. Peçevi gibi düşünenler ve Bali Beyi, o sayılı harblerin saygı değer kahramanlanndan üstün görenler çoktur ve Mohac harbi gibi onun haliki Bali Bey de daha birçok asırlar, tarih yazanları, tarih okuyanlan hayrete düşürecektir. Adalar ve Yalova için yeni vapur Para Denizyoilarına verilecek tahsisattan ayrılacak J Âdalar ve Yalova seferlerini en kîsa bir zamanda yapmak için Akay icaresi tarafından Avrupaya yeni ve süratli iki vapur ısmarlanacağı yazılmış • b. Bu vapurlann inşaab için lâzım olan para, Denizyollanna verilecek olan on milyon liraya aid lâyiha Kamutaydan çık'nca aynlacaktır. Akay müdürü Cemil yeni vapurlan ısmarlamadan evvel Avrupadaki ma ruf bazı tezgâhlarda tetkikatta bu lunacak, inşaat işi bundan sonra mü nakasaya konulacakbr. Akay müdürü bu hafta içinde bu vapur işi üzerinde temaslarda bulun • mak üzere Ankaraya gidecektir. Gebze Genclerbirliğinin faaliyeti Gebze (Hususî) Gencler birligt pek kısa bir zaman zarfmda içtimai te§* kilâbnı tevsi ederek halkın takdir ve iftihanna mazhar olmuştur. Kayıdlı azası beşyüzü geçen bu faal kurum, yirmi kişilik mükemmel bir bando takımı, spor ve temsil şubelerinden başka gece lisan ve b'caret derslerini pek muntazam şekilde ted vir ettirmektedir. Kurum gencliğin avcılığa karşı gosterdiği hevesi de nazan dikkate aîarak şimdi bir de (avcılar şubesi) açb. Gencliğe ve binnetice yurda pek meşkur hizmetler gören bu çok hayırlı kurumu idare edenler takdire lâyıkbr. M. Turhan TAN Ispartada gülyağı fabrikası açılıyor Bu rey varakasını kesib saklayinız Cumhuriyetin müsabakası Kumandanlar 4 >B • • Rey Puslosı Serisi uncu ısim ve adres îzmirde bir sahtekârlık Tirede eski bir mezar bulundu Tire (Hususî) Kazamızın Boğaziçi nahiyesi Küçükkale köyünde eski bir mezar bulundu. Izmir müze müdürü geldi, tetkikat yapb. Mezann milâddan sonra ikinci asra aid bir Rumen eseri olduğu söyleni yor. Bu civarda daha birçok eserlere rasgelinmiştir. Kültür Bakanhğından izin istenerek hafriyat yapılacakbr. Hamiyetli bir vatandaş Izmir (Hususî) Meserret tu hafiye mağazası sahibi Mehmed AH nammdaki vatandaşımız, Akseki bankasmdaki hisse senedlerinden dört bin lirasmı Hilâliahmerle, Halkevine, memleket hastanesine ve Tayyare Cemiyebne teberrü etmiştir. Bu vatandaş, öksüzlere yardım cemiyetine de dört yüz lira vennişür. Ankara (Hususî) 1934 tem muzunda, lş Bankasile Sümer Ban km ve Ziraat Bankasmm müştereken kurduklan isparta gülyağcıhk şirketiBİn hazırlık mesaisi memnuniyet verid bir şekilde neticelenmiştir. înşaahnm bftb'ğini evvelce bildirmiş olduğum fabrikanm dahıli tesisatı da tamamen yapılmış, imbikler konulmuştur. Fab d MULJM başında gülyağı imalftına başlryacakbr. Şirket, dünya piyasasma toplu miktarda ayni evsafta ve hilesiz gülyağı arzebnekle Türk gülyağcıîığının tekrar dünya piyasalannda tanmmasını ve tutunmasını temin etmek gibi ehemmiyetli ve nazik bir vazife deruhde ebniş bulunuyor. Bu müna • sebelte yakında, imalâta başlryacak olan fabrikanm dıştan göriinüşünü gösteren fotoğrafı gönderiyorum. Izmir 24 (Hususî muhabirimiz den) Şehrimiz tacirlerinden Kadıoğlu Ahmed ve Mahmud zade Zihninin imzalan taklid edilmek suretile Osmanlı Bankasmdan 5,000 lira a lınmıştır. Polis tahkikat yapmaktadır. Ödemişte bir facia Odemiş (Hususî) Ödemiş A • ğırceza mahkemesi üyelerinden Sır rınm kızı Yegâne mektebe giderken bir kamyon tarafından çiğnenmiş ve ölmüştür. Şoför Malatyalı İbrahim yakalanmıjür.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog