Bugünden 1930'a 5,454,465 adet makale



Katalog


«
»

26 Nİ«m "P'5 Cumhuriyet Sovyet Fransız itilâfı ne gibi esaslara dayanacak? Sovyetler, Fransızların meşru endişelerini mümkün mertebe hesaba katacak bir formül kabul edecekler tecavüz andlaşmasına girmesini teshil endişesinde bulunan Fransız noktai nazan pekâlâ takdir edilmektedir. Buna karşılık .Sovyetler ittihadı, Almanyayı bir çember içerisine almanm hiçbir zaman mevzuu bahsolmadığım, fakat dostlar arasmda, kâfi derecede kuvvetli, azimkâr ve sulhperver ve kendi sulh siyasasını Alman emperyaliz mine kabul ettirmeğe ve onun taşkın Hükumetin dış siyasasını iyi bilen lıklanna karşı koymağa kadir bir bir bazı şahsiyetlerle vuku bulan hususî lik teşkil etmek istenildiğini söylemek* görüşmelerden hâsıl olan inbba, umutedir. miyet itıbarile gayrimüsaid değildir. Hiçbir tarafta, yenilmiyecek giiçlük Fakat Sovyetler §u noktada ısrar etlerden bahsedilmemektedir. Bu temamektedirler: yüle göre, Sovyetlerin, Fransanın meşBütün ihdmalleri, teferruatile derpiş ru endişelerini ınümki i mertebe hesa etmek hususunda fazla teenniye düş ba katacak bir formül kabul edecek • meksizin hareket etmek gerektir. Fil leri ümid olunabilir. hakika, bilumum hukukî incelikleri naAlınacak taahhüdleri evvelce alınzan itibara almanm, azimkâr bir hasım mış olanlarla telif, Almanyadan gelekarşısmda hali ihtilâfta bulunulduğu cek tecavüz tehlikelerini adilâne bir zaman pek o kadar faydalı olanuyatarzda tevzin ve Polonyanın da ademi cağı tecrübe ile sabittir. mınrnınnnııınınııııınıınıiıinııııııııııımııııroım Paris 25 (A.A.) Moskovadan, Havas ajansına bildiriliyor: Herhangi bir engel çıbnadığı tak • dirde, Halk komiserleri meclisi bu gün toplanacak ve Fransa Sovyetler arasındaki uzlaşmaya dair cereyan e den son müzakercler neticesinde, Sovyet Rusyanın vaziyetini tezekkür e decektir. "TELGGÂF HÂBERLERf Londra radyosunda Çanakkale destanı Dün gece Londra radyosu Ça nakkale destanım galiba dünkü sayımızda yıldönümü münasebenle terennüm eden musikili bir neşide ile dünyanın en büyük harb maceraîarından biri olan bu her taraf için ve fakat bilhassa biz Türkler için şanlı hâdiseyi bütün dünyaya hikâye etmiştir. Onu biz lstanbulda dinlediğimiz gibi kürei arzın her tarafı da bu kahramanlık destanmı hay • ret ve ibretle dinledi değil de adeta bir kere daha görmüş oldu. Bu manzum hikâye yer yer ve sık »ık güzel musiki parçalarile süsienmiş ve söyliyenlerin ifadelerinde cidden canlandınlmışb. Müttefikler Çanakkaleyi ken dilerinin çelik seyyar kaleleri hük mündeki zırhlılarile geçmek üzere beyhude yere saldırdıktan sonra denize karadan taarruzu da kanşür • mak mecburiyetinde kalmışlardı. Büyük işin bilhassa burası yavaş yavaş gittikçe mahşer manzarası alan bir heybet ve azamet kazanıyor. ve bütün bu destanın içinde bir ismin yer yer ay gibi, gün gibi parladığı görülüyordu: Miralay Mustafa Kemal Bey! Mirliva Mustafa Kemal Paşa! Müttefiklerin bütün ener)ileri sarfolunduktan sonra nihayet ken • dilerinin geçilmez yalçaı kayaya benziyen Türk mukavemeti önünde çekilip gittiklerini görüyoruz. Manzume ikidebir Gelibolu yanmadasmın kıraç bayırlannda düşüp binler ve binlerle ölen Ingiliz askerlerinin kahramanca feragat ve fedakârhklan önünde hürmetle, hüzünle, hasretle eğiliyordu. Onlar böyle yaparlarsa Çanakkalede pek kıt vesa itle hemen bütün dünyayı yenmek için kanını düken ve canını veren kahramanlanmıza karşı bizhn ne • ler düşünmekliğimiz ve neler yapmakhğımız lâzım gelir > Çanakkale harikasmda en mü essir silâhı süngüsü ve sinesi olan Türk şehidlerini bütün nesillerimiz bütün ömürlerinde hatta her gün şükran ve hürmetle ansaiar yeridir. Hadiseler karşısında SİNEMA MESELESİ bir tek ulus kal Ciddiyeh* ve ça .r lışkanlığı ile ka Tcrbiyevî filimler öyle mamışbr. Alman munun saygısmı ka mOhira bir meseledir ki ya, îtalya ve Ruszanmış olan «Çovakit geçirmeden hal ya gibi diktatör lüklerde bu tedbir cuklan Koruma etfilmek İster çok şiddetlidir ve Kurumu» başkanı smemalar. doğru AĞAOGLU AHMED Kırklareli saylavı dan doğruya ga Dr. Fuad bu kere de üzerine çok değerli bir teşebbüs | yet sıkı bir sansüre bağlıdır. Fransa ve Ingiltere gibi liberal memleketlerde ise, aldı. Kamutaya (Meclise) verdiği tedbir gencliği korumağa matuftur. bir üre teklifile Türk aile ve çocukîaDemek amac ne olursa olsun endişe nnı sinemalann bozucu ve yıkıcı tesirkamusaldır. Maalesef burada bile, lerinden kurtarmağa koyuldu. herkesten çok muhtac olduğumuz halBu teşebbüsle yalnız Türk aileleri de herkesten son geliyoruz. değil, onlarla beraber Türk topîuîu Fakat geç olsun da güc olmasm! ğu, Türk devrimi ve Türkün geleceBütün uluslan bu yola sevkeden ği alâkalıdır. düşünce birçok filimlerin ahlâk bakıBu dogruyu hiçbir zaman unutmamından bozucu ve yıkıcı olmasıdır! malıyız. Yapmış ve yapmakta oİdu însan nomal olarak taklidcidir. Heğumuz devrimin her alanı (sahası) le genclik bütün bütün! Sinema sahnesağlam bir ahlâk seviyesi ister. Bu ahsinde gördükleri çıplak kadınlann şehlâk seviyesi olmadan o alan meyva veti tahrik eden hareketleri, muvazenevermez. Zaten almakta olduğumuz siz ve tereddiye uğramış genclerin işükurumlara beşeriyet ahlâkta yüksenuşlan, zevcine hiyanet eden zevce le yüksele varabilmiştir. Meselâ ada nin mübalâtsızlığı, zevcesini aldatan let, müsavat, hürriyet mefhumlan orve vannı yoğunu bir alüftenin uğruna taçağlara yabancı idi, çünkü ortaçağ;1 sarfederek çocuklannı aç bırakan bir lardaki ahlâk seviyesi bu yi 'sek ülkübabanın misali. kimbilir kaç gencin lerin var olmasma uygun c ğildi. Bir başını döndürmüş ve o «kahramanlar» insanm kendisinin başkalarile müsavi gibi yaşamak arzu ve meylini kendiolmasını içten kabul edebilmesi için o sine telkin eylemiştir. ihsanın ahlâkça çok yükselmesi lâzım gelir. Bu gibi filimlerin genclik için manevî zehir olduğunda hiç kuşku yok Avrupada topluluklar, bu seviyeye tur. Ciddî, vazifesine bağlı, çalışkan, yavaş yavaş varabilmişlerdir. Birçok muvazeneli genclik yetişbr&ıek isti yüz seneler çalışmalan lâzım gel yen ve yetişbrmesi kendisi için bir yamiştir. Meselâ Fransada Ralliyelerin, şayış meselesi olan bir genc cumhuriMontenlerin, Paskallann, Dekartlayet elbette ki gendiğin böylece zehirrm ve nihayet on sekizinci asırdaki anlenmesine tahammül edemez! Ederse siklopedistlerin. Rusolann, Monteskikendi kendine kasdebniş olur. yolarn ve sairlerin halk tabakalanna Halbuki ayni sinema, mektebden önledikleri yeni duygulann ve düşünve kitabdan daha kuvvetli bir ilim ve celerin yerleşmeleri lâzım gelmiştir. ahlâk mürebbisi oUbilir. Atomlann Bizde ise, yapbğımız devrimden işlemelerini, mikroblann yaşayışmı evvel bu gibi akmlar ya olmamışbr ve kimyevî hâdiselerin cereyanım gösteyahud çok sönük olmuşrur. Hele geniş ren filimler nekadar öğretici faydalı tabakalar içine asla girememişbr. Biz ve açıadırlar. Bu sahada bir tek fi devrimden sonradır ki devrimin ideolim çocuğun dimağına bütün bir ki lojisini, dayandığı fikirleri ve ahlâk tabdan daha çok şeyler verir. Sonra türelerini kurmak tnecburiyeb'ndeyiz. tarihî filimler ve bilhasa vatan ve inHalbuki bizim yapbğımız ameliye san sevgismi, topluluk için yapılan feAvrupa uluslanndan herhangisinin dakârlıklan, büyük insanlann çalışma ayni alanda yapbğından daha zorla tarzlan, genc ruhlar üzerine nekadar ve daha çetindir. Çünkü orada hiçbir derin tesirler yapar, nekadar taklid oulus tamamen karşı ters bir sistemden lunacak misaller gösterir. tşte bu gibi ötekine geçmedi; eski ile yeni arasmfilimler, mahzı hayırdır, mahzı bere da, iç ve dışta terslik var idise de benkettirl. zeyişler de vardı. Hele birçok şeyler Fransızlar ki ulusal terbiyede ve olduğu gibi kaldı. Meselâ elbise, dil, vatandaş yebşurmekte üstaddırlar, bu harfler, aile kurumu, ve saire. Biz ise gibi filimlerin değer ve ehemmiyebni tamamen yeni ve eskisine dıştan ve içtakdir ederek, Fransız Maarif Nezaten ters olan bir sisteme geçmek mec reb'nde tam bir sinema müdürlüğü kurburiyetindeyiz. Büyük Önderin bir muslardır. Bu müdürlüğün vazifesi işyerde buyurduklan gibi yalnız toz te bu mahiyette ilmî ive tarihî filim ve çamura bürünmüş bir ülkeyi değiller yapmak ve yapbrtmak ve genclekendi kafalanmızı da değişbrmek mere kız ve erkek ancak bu gibi filimselesi onündeyiz. lere gibnek müsaadesini vennekten ibaOnun içindir ki biz başkalanndan rettir. daha dikkatli ve ihtiyatlı olmalıyız. Doktor Fuadm teklifinde de gencGencliği yetiştirirken onun üzerine teliğe ancak bu gibi filimlere gitmek için sir yapacak herhangi bir amile karşı müsaade edilmesi esdstır. Fakat unutgayet b'tiz davranmalıyız. Yukanda mamalıdır ki bu iş yalnız sinemacılada dediğimzi gibi kurmakta olduğu ra kalına bu gibi filimler pek mebmuz kurumun dayağı muayyen ahlâk zul olmaz. Çünkü sinemacılann amaseviyesine varmak olduğundan bu yol cı, nomal olarak kazanc olduğundan üzerinde kuvverimizin yetişbği ka daha çekici olan öicki nevi filimleri dar çahşmağı kendimiz için bir borc tercih ederler. Buna göre arzu olunan saymakla beraber, yoldan bizi çevirefilimlere revnak vermek çaresini de dücek, bize engel olabilecek ve ters izşünmelidir. Filhakika Matbuat Müdiler bırakabilecek herşeye karşı savaş riyeti bu gibi filimleri hazırlamakla müyapmağı da kendimiz için bir borc kelleftir. Fakat maalesef filim yapmak saymalıyız. hususundaki tecrübelerimiz muvaffa Saygı değer doktor Fuadm teklifi bu savaşlardan birisine aiddir. Sinemalann genclik üzerine yapbğı menfi izlere karşı tedbir almağa matufrur. Zaten matbuat kanununun birinci maddesinde sinemalar hakkında aynca düşünüleceği işaret edilmişbr. Demek ki doktor Fuad şimdi bu boşluğu doldurmak istiyor. Aldığı teşebbüs çok yerindedir, hatta gecikmiştir bile.. „ Diinyada bu alanda tedbir almıyan kiyetli olmadı. Bari hiç olmazsa müdürlük Fransız müdürlüğile anlaşarak onun hazırladığı filimleri buraya da getirtse! Sonra doktor Fuad genclik yaşınm haddi olarak 16 yaşını göstermiştir. Bizce bu had 20 ye kadar yüksele bilir. Çünkü liselerin son sınıflanndaki kız ve erkek genclerin yaşlan kamusal olarak 1820 dir! fHEM NALINA MIH1NA Once fikirleri hazırlamalı ocuk, yann demektir; milletin yarını. Onun içindir, ki bü+On medenî memleketlerde bu yarını hazırlamak, yetiştirmek gayed uğrunda binbir ihtimam ve itina sarfedilir. Bu memleketler için ço cuk başlıbaşma ayrı bir âlemdir. O âlemin mütehassıslan, âlimleri var dır. «Ağac yaşken iğilir.» însan da çocukken terbiye olur. Maddeten ve manen bakımsız kalan çocuklar, iç lerinde yaşadıkları içtimaî heyet i çin kaybolmuş, daha fanası zararh mahluklar demektir. Insanlann yaptıklan cürümlerin çoğunda, küçük ken aldıklan terbiyenin tesiri var dır. Viraneliklerde gül yetişmez, devedikeni biter. Avrupaya ve Amerikaya gidenle rimiz, buralarda çocuklara nekadar ehemmiyet verildiğini görmüşlerdir. O memleketlerde çocuklarla meş gul olan resmî ve hususî müessese lerin hesabı yoktur. Bizde çocuğu mektebe yazdınrken hocasına <eti senin kemiği benim» diye teslim ettiğimiz cfalaka devri», daha dün denilecek kadar yenidir. Pastırma.sını çıkarıncıya kadar çocukları döven hocalar nesli, tekaüd olmuşsa da, henüz ölmemiştir. Halbuki Avrupa, çocuğu fena halde dövmeği, ona işkence yapmağı, anasına babasına bile kanunlarla menedeli çok olmuştur. Bizde; çocuk benim değil mi? Ne istersem yaparım, zihniyeti henüz kuvvetle yaşamaktadır. Fakir taba kalanmız arasmda çocuk bakımı, çocuk sevgisi, çocuk terbiyesi, ya yanlış ve zararh yollardan gitmekte, yahud da böyle birşey yoktur bile... Mahalle çocuklan sokaklarda, caddelerde, viranelerde oynarlar, konuşma lan tahammül edilemiyecek kadar bayağı, edebsizce ve ağza alınmaz küfürlerle doludur. Sinemalarda Amerikan haydudluk filimlerini seyrede ede, hepsi bu fi limlerin kahramanlarmı taklid ederler. Her kadınm elinde bir, kucağmda bir, karmnda bir çocuk olan Na poli gibi bir şehirde bile, çocuklarm denizhamamı dahi ayrıdır. Çocuğun herşeyi, terbiyevî bir düşünce ve gaye ile yapılmak gerektir. Bizde, hâlâ çocukları dilenciliğe ahştıran profesyonel dilenciler var dır ve zabıtanm gözü önünde bu çocuklara dilencilik yaptırırlar. Hayatlarını sokaklarda geçiren serseri çocuklar için, îstanbuldaki tek mües seseden başka, henüz hiç birşey yapılmamıştır. O da açılalı ancak bir sene olmustur. Bu gibi müesseselere nekadar büyük ihtiyacımız olduğunu anlamak için, şöyle etrafımıza dik katlice bakmak yetişir. Serseri er kek çocuklar için, tek te olsa, böy le bir müessese vardır; fakat tyni vaziyette kızlar için, hiçbir sığına cak yer yoktur. Çocuklan Esirgeme kunımunun muhterem başkanı doktor Bay Pu adin de dediği gibi henüz çocuk mahkemeleri teşkil edilmemiştir. Çocuk hapisaneleri daha doğrusu ıslahhaneleri açıknamıştır. Çocuklar, tıpkı büyük yaştaki mücrimler gibi muhakeme ediliyor, yaşını başını almış insanlar için yapıbnış kanuniara tâbi tutuluyor, kaşerlenmiş cani lerle ayni hapisanelerde yatıyorlar ve onlarla düşe kalka çekirdekten yetişme mücrim oluyorlar. İş hayatmda da çocuklar, büyük lerden ayn bir muameleye tâbi de ğildirler; çünkü iş kanunumuz he • nüz çıkmamıştır. Görülüyor ki Çocuk Esirgeme ku rumuna bilhassa neşriyat ve propaganda bakımmdan çok büyük ve mühim işler teveccüh etmektedir. Ço cuk lehine yapılmsaı lâzım gelen şeyleri yaptırabümek için, evvelâ zihinleri, fikirleri hazırlamak gerek tir. Bu da, ancak sistematik neşriyat ve propaganda ile olur. Bu neşriyat ve propaganda işini, her sene kuvveti biraz daha eksilen çocuk haftası na inhisar ettirmemelidir. Çocuğu esirgeme bakımından ha « yırh işler görmekte olan kurumun daha büyük ve esaslı muvaffakiyetler elde etmek için daha geniş ve şümullü bir propaganda yapmasını is ter ve bekleriz. Leh Alman ittifala Romanyada nasıl karsılandı Ingiltere Almanyayı deniz müzakerelerine davet etti Londra 25 (A.A.) Daily Mail gazetesine göre Alman hü • kumetinin mümessilleri mütsakbel deniz kuvvetleri hakkında müzakerede bulunmak üzere mayıs ayınm baslangıcmda buraya geleceklerdir. 5 deniz devletinin akdedeceği konferanstan sonra Almanyanm da davet edileceği geniş bir konferansın içtimaı mümkün olacağı ümid edildiğinden Alman hükumeti şimdiden iptidaî müzakerelerde bulunmak üzere Londraya bir murahhas heyeti göndenneğe davet edilmiş • tir. Esasen bu tarzda iki taraflı müzakereler îngiltere, Amerika, Ja ponya, Fransa ve îtalya arasmda creyan etmişti, ^u.u^u * ,<.•;„ Gazeteler, Romanya mn Fransız siyasetini takib edeceğini yazıyorlar Bükreş 25 (Hususî muhabirimiz 'den, telefonla) Almanya ile Lehistan arasında askerî ittifak şartlarını da haiz olarak akdedilmiş bulunan £ i misakm elde edilmiş olan sureti burada bütün gazeteler tarafından neşredilerek uzun uzadıya mütalealara mev7u teşkil eylemektedir. Lehistanın başka bir devletle askerî taahhüdata girişmiş olması burada umumiyetle nahoş telâkki olunmuştur. Matbuat Romanyanın Fransız siyaseti cereyanmda bulunduğunu ve bulunacağı nı bu vesile ile kat'iyetle ve bütün a çıkhğile tebarüz ettirmektedir. Bu meselede Fransız noktai nazan hangi . istikamette ise Romanyanın siyase ti daima bu istikamet üzerinde yü rüyecek ve hiç şaşmaksızın onu teyid c'ecektir. ^^^^^^^^^. Matbuat kongresi Murahhaslar şimdiden seçilmeye başlandı Ankara 25 (Telefonla) Matbuat kongresi 25 mayıs 935 cumartesi günü saat 15 te Ankarada toplana • cakhr. Bu kongre, gündelik hususî gazete • lerin sahiblerinden veya bunların göndereceği mümessillerden her vilâyet merkez ve mülhakabnca haftada üç veya daha az çıkan siyasî hususî gaze telerin namlanna kendi aralanndan seçecekleri birer murahhastan her vilâ yette türkçe olmıyan gündelik gazetelerin dillerine göre aynlacak gruplar için birer mümessilinden, Istanbul Basın kurumu başkanından, Ankara ve Istanbul serbest muharrirleriyle Istihbarat işlerile meşgul gazetecilerinin seçecekleri birer murahhastan, Cumhu riyet Halk Partisi, Anadolu ajansı, Matbaacılar cemiyeti, Kitabcdar ce miyeti murahhaslan ve Vekâletlerin neşriyat müdürlerinden, Maarif ve Hariciye Vekâletlerinin aynca seçecekleri birer mütehassıstan mürekkeb olacak br. Türkiye ormancılığını ilerletmek için tutulacak yol! IBatmakaleden mabaid\ dan da bir taknn esanslar çıkanyormuş. Fakat insan eliyle çabuk orman yetiştirmekte okaliptüs en ise yarur ağaclardan biridir. Evvelki sene lzmirde çalışkan Belediye reisi doktor Behçet Salihle şehri dolaşıyorduk. Eski bir mezarlıktan çevrilme parkımsı bir yerde yeni yetişen genc ağaclann kaç yılhk olduğunu kendisinden sorarak ancak iki yıllık karşılığmı almış ve şaşmısbk. Genc fidanlar ağaclanmış denilecek yöntemde boybos almışlar, yalnız iki ya; için inanılmıyacak kadar büyümüşlerdi, hemen söyliyelim ki bunlann çoğu okaliptüs ağaclan idi, ve en çok büyüyen onlardı. Gene tzmirde yapılması üsründen dahaca on yıl geçmiş geçmemiş olan küçücük (Bahribaba) parkının bugün hayat hşkıran gür bir orman olduğunu herkes şaşarak görüyor. Bu köşecik nekadar şaşılarak görülse yeri olan parlak bir ormancık ömeğidir. Bu örnekler elde ve onde iken niçin sözgelimi Izmir şehrimizin ormanlara boğulmadığını da şaşarak düşünmemek elde olmaz. Ne ağaclanndan ormanlar diye düşünmeğe yer bile yoktur. Orada yeb'şebilecek her türlü •ğaclan sayıp dökmiyelim de yalnız beğenmediğiniz okaliptüs ağaclanndan orman! ar diyelim. Çok değil, yalnız beş yılda tzmir şehri okaliptüs yeşiklliklerine boğulabilir, hele on yılda bu okaliptüs ağaclan orada büyük bir orman halini almış bulunur. Beş yıl, on yıl nedir ki? Goz açıp kapayıncıya kadar kısa bir zaman. Orada ve iklimi ba işe elverişli her yerde. Kolay yetiştirilmesi hiç para pul istemiyen bir orman ve bin orman 1 lYugoslav Bulgar münasebatı ve Romanya Bükreş 25 (Hususî muhabirimiz Öen, telefonla) Bulgaristanda vuku bulan hükumet tebeddülü neticesinde Bükreşte neşrolunan beyanname burada hususî bir dikkatle karşılanmış ve bu beyannamenin bilhassa «yeni hü kumetin Yugoslavya ile anlaşmak politikasını takib edeceği» fıkrası üze rinde durulmuştur. Romanya Yugoslavyanın dostluğundan emin olmak la beraber burada cenub Islâvlannın umumiyetle ittihadı meselesi aynca nazan dikkate alınacak müstakil ve mühim bir vaziyet olmak üzere mütalea ediliyor. Bulgaristanm bu yolda nekadar ileri gideceği bilinemez. Yakm veya uzak bir istikbalde böyle bir ihtimalin tahakkuku bu suretle bozulmuş olacak müvazenenin baş ka tedbirlerle karşılanmasını icab e decektir. Bükreş Tuna misakına ehemmiyet veriyor Bükreş 25 (Hususî muhabirimiz iden, telefonla) Bükreş mehafüinde yakında inikad ederek bilhassa Tuna havzası meselelerini müzakere edecek olan konferansa büyük ehemmiyet atfolunuyor. İtalyanın Fransa ile hergün daha fazla anlaşmağa giden bir yol da yürümesi Romanya matbuat ve mehafilini en ziyade memnun eden bir vaziyettir. Romanyalılar, kendi lerinin Lâtin ırkına mensubiyetleri hasebile Fransa ile îtalya arasmda husule gelen samimî mukareneti memnuniyetle karşüıyarak bu an laşmanın artmasında vasatî Avrupa için mutlak bir sulh ve sükun mes nedi görmektedirler. Ulusal Ekonomi kurumu kurultayı toplandı Ankara 25 (Telefonla) Ulusal Ekonomi ve Artbrma Kurultayı bugün Sergievinde kurum başkanı General Kâznn özalpın başkanhğmda toplanmışbr. Kurumun iki yıllık çalışma ve hesab raporlarile iki yılhk bütçesi oku narak kabul edılmişbr. Sinob saylavı Cevdet Kerim Ulusal Ekonomi ve Arttırma kurumunun çalışmasını öven bir söylev vermiştir . Bundan sonra yeni idare heyeti seçimi yapılmış, başkanhğa General Kâzım özalp seçilmiş, genel özek üye liklerle yedek üyelikler seçimi de ya pılmışbr. Kurultay dağılmadan evvel Ata türkle Ismet Inönüne, Kamutay bajkanlığına ve Fırka Umumî Kâtibliği • ne saygı ve sevgi telgraflan çekilmiştir. ' \ YUNUS NADt ACAOĞLU AHMED Yumurcağın muziblikleri Jandarma kıyafetieri Ankara 25 (Telefonla) Jan darma kıyafetieri hakkında bir kararname hazırlanmışbr. Bu kararnameye göre kıyafet kararnamesinin kara or dusuna aid kısımlan ve sonradan ya pılan değişiklikler cumhuriyet jandar ması için de caridir. Bu kararname ile jandarma kıyafetlerine aid diğer kararname ve ilâveleri kaldınlmışbr. Atatürkün teşekkürü Ankara 25 (A.A.) Riyaseti eumhur Umumî Kâtibliğinden: I Reisicumhur Atatürk, 23 nisan bayramını kutlulıyanlara »evinc ve teşekkürlerinin ileblmesini emir buyurmus/lardır. i Altın araştırmalan Ankara 25 (Telefonla) Keban madeni civannda yapılan albn araş brmalan ümid verici bir safhaya gir miştir. Ara§ürmalara devam edilecektir. Heyeti Vekilede Ânkara 25 (Telefonla) Heyeti Vekile bu akjam bir toplanü yap • pujür. Son haberlerin devamı onuncu sahifemizdedir
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog