Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

Alustos 1^33 t:ıt • PO FAVDAÜ BTLGÎLER j Hayvanların ömürleri Şimdiye kadar bazı hayvan lann nekadar yaşadıklan hak kmda birçok malumat neşredil miştir. Fakat bunlann bir kıssnı doğru, bir kısmı da yanlış esas • lara istinat etmekte idi. Halbuki son zamanlarda Cava adasındaki hayvanat ve nebatat bahçesinin muhafızı Mösyö Van der Hayden bellibaşlı tarzlarına ait bir ki • tap çıkarmıştır. Bu kitapta ve • rilen malumat diğerlerinden daha doşru olsa gerek. Mösyö Van der Haydene sjöre en uzun ö « mürlü hayvan balinadır. Vurulup avlanmadığı takdirde bin sene kadar yaşar. Filin abiî ömrü 500, papağanınki 120, sazan balığınınki 60 senedir. Aslan 70. öküz 50. at 40, domuz 20, kedi 15, sincaplar ve tavşanlar 10 sene yasarlar. Ta vutrun da 12 sene kadar yaşaması ihtimali varmış ama insanlar bırakırlar mı hiç! Meselâ papağan küçük bir kuş olduğu halde 120 sene yaşıyor da neden koskoca aslan ancak 70 sene ömür sürebiliyor. Bu *ırn âlimler henüz halledemiyorlar. • * CTAHATİEIt Fasta hâlâ orta zaman hayatı Kazananlar Geçen hafta çıkan littemizde birer düxine kurçun kalem kaıananlardan üç küçük kariimizm Unai unırtulmuştur. Bu yanliflığı düzeltir Te özörler dileriz. O karilerimiz funlardır: Firnzağa mahal • lesmde Jale, Üsküdar AmeıHkan kız kollejinden Vajfiye Muhtar, Anadolahican orta mektepte 26 numarada Be. dia Hanımlardır. Geçen hafta yerimiz ohnadıgı için koyamadığunız birer kitap kazanan . lann Uimlerini de ajağıya batıyonu: Inebolu noteri Beyln oflu Mazhar, Hopa kaymakamı Numan Sabit Beyln oğ lu Haluk, Ordu Taşba^ı Tbaye mahalle süıde 98 İlyas Zeki, Edıme Gazi Pa^a şehlr ys.U mekteb 16 Neriman Eşref. Adana Inkılâp Uk mektebi Mehlika, An talya Belediye daresi karşısında 21 Belkls. Dlyarbekir Adli İhtısas mahkemesı hi künı Hulusı Beyln oğlu Salâhattln, Mersın Kayıtepe mektebi 255 Orhan, Yalova Inhısarlar zıraat kâtlbi Ahmet Vasfi Beyın kızı Saaet Gemlik muskirat bayli Hasan rbrahım Beyin kızı Perihan. Malatya avukat Kemal Bey oğlu Nusrat, Burdur 34 üncu topçu alayı demirci ustası Salih Efendı oglu Ismall Hakkı, Eynp dlkimh&ncainde Hâmit Bey kızı Kâm ran, Karamustalapaşa Uk mektebi 86 Mehmet Nıyazl, Gtresun Yeşıl Giresun mektebi 389 Saadet, Feneryolu ilk mek tebi Mehmet Dino, Gireron Akköy mektebi Sacit Zekl, RumeUhisan 27 incı ilk mektep 117 Necdet, Ulti kaymakamı oglu Necdet Beyler Te HanımJar. H i K AY Çoktandır sîze avcı Sadi Beyin hikâye lerini anlattı ğun yok. Ka bahat bende değil. Uzun zamandır kendisini göremi yordum. Sürek avına çikmış. G e re n ler d e döndü geldi. Tabii ilk isim ken di sin den bir macera istemek oldu, O da malum ya bana eşne... Şöyle söze başladı: « Bu seferki sergüzeştimin mevzuunu görünüşte pek tehli keli bir hayvan teşkil etmiyor. Fakat geçirdiğim tehlike ve korku itibarile başıma gelen vak'alarin en korkunçlarmdan biri ad'dolunabilir. Bir zamanlar Hin distandan Annama gitmişttim. Niye gözlerini öyle açtın. Bu avcılığa olan merakım yüzünden gezmediğim yer kaldı mı? Hiç şaşma... Oranın da dağlannı, taşlannı, ormanlarını karış karış gezdim. Ko • Hoa isminde cok usta bir yerli avcı ile sıkıfıkı ahbap olmuştuk. Bir gün bana: Sadı, cledi, burada epeyce av âlemleri yaptık amma bir tanesi eksik kaldı zannederim. Yaban öküzü avına cıkmadık. ts • tersen öbürgün bu işi de başara • hm! Tabiî «Hay hav!» ı bastırdim. Âv olu* da ben hiç «Hayır!» der miyîm? Oturduğumuz Hüe sehrinin civanndan geçen nehirdeki kavıklardan birini tuttuk. Akşatna katlar gittik. Gece b<r köve yanas tık ve orada yattık. Sabahleyin erkenden dağlara tırmanmağa başladık. Annamda yabani öküzün izini bulmak meğerse okadar güç bir iş değilmiş. Yola çıktığımızın üzerinden ancak yarım saat kadar geçmişti ki aşağıki ovada, otlı yan inekleri andıran, bir sürü yabani öküz gördük. Biz iki kişi idik. Onlarsa koca bir sürü idi. Tabiî hepsinin birden üstüne ateş edemezdik. İçlerinden birinin veya birkaçının ayrılmasmı bekle dik intizarımız uzun sürmedi. Yabani öküz sürülerinde daima hâkim bir mevkide bulunan adeta reislik eder gibi bir vaziyette o!an1ar varmış ki bunlara sürünün kralı derlernıiş. İkle o ötekilerden ayn bir balde kaldı. Fazla hareketli bir şekilde de değildi. Yalnîz çenesi oynuyordu. ' Arkadaşım birkaç adım ileri 'de onlarm haline hayranmış gibi bakakalmıştı. Ben dayanamadım. Tüfeğimle nişan alıp tetiği çek tim. rso mi vızlıyarak öküzün üttünden geçti ve kendisine dokunmadı. İşte o zaman Ko Hoa gibi bende de şafak attı. Çünkü ikinci silâh sesini müteakıp hayvan yerinde doğruldu ve bize doğru bütün kııvvetile koşmağa başladı. Arkadaşım telâşla: Aman, dedi, bana bir iki kurşun ver! Ya seninkiler! Galiba yolda düşürmüşüm. Alelâcele kendisine iki kurşun uzact.m Fakat bir saniye sonra Ko • Hoanın ağzmdan çıkan şu cümleyi ifittim: Feîâket lüfeklerimiz ayni deği!.. Kurşun.ar benımkine uymuyor. Bari çabuk sen atef et! Kalbine nişan al! O vakit uzaktan atmak ve kal bine nişan almamakla hata ettiğimi anladım. Neyse iş işten geçmemişti. Mahirane bir isabetle tehlikeyi atlatabilecektik. Halbuki mesele hiç te öyle değilmiş. Daima yakından ve iki avcı birden ateş etmek lâzimmış. Çünkü bazan basına ve kalbine üç dört kurşun yiyen yabani öküz gene ölmez ve insanın üzerine hücum edermiş. Bunu telâfi için bir, bir daha ateş ettim. Heyhat kurşun neresine gelmiş olursa olsun oküzün sür'atine halel gelmemişti. Aramızda ancak birkac metre mesafe kalmıştı. Insiyakî bir hare ketle ben sağa cekildim. Arkadaşım da sola... Hayvan simsek gibi aramızdan geçip eitti. Biz arkamıza dönüu bakacak bir halde bile değildik. Yalnız tüfekleri uçlarından tutup sapmı kafasına indirerek kendimm müdafaava karar vermiştik. Birkac dakika övle hareketsiz kaldık. Sonra sırtısıra bircok böğürmeler işittik Gerimizde fevkalâde birşey ler geçtiğini anladık. Dönünce ne cörelim. öküz o hızla on be* metre berideki bataklığa öyle bir saplanış saplanmış ki kımıldayacak hali kalmamış. Büyük bir lâhana r Holandadaki Utreht şehri ci • varındaki bostanlardan birinin sahibi muazzam bir lâhana yetiştirmiştir. Mütehansıslıtnnın söylediklerine nazaran dünya üze rimle şimdiye kadar görülen lâhanalann en büyüğüdür. Kutnı 1 buçuk metre, ağırlığı 30 kilo • dur. Roterdam şehrinde bir lo • kantaya 30 florin, bizim paramızla yirmi lira gibi iyice bir fiatla •atılmıştır. Fas kabilelerinden birinin oturdağu kasaba ve diğer kabilelerin hücumundan onları koruyan kalenin bir kısmı şadıkları halde bazı kabile reis Afrikanın şimalindeki Islâm ve erkânınm san'atı himaye humemleketlerinden Fas hâlâ bir susunda ırösterdikleri gayret satürlü kendisini toplayıp tamamişıiacak derecededir. Birçok kaIe medenî bir şekle girememiş bile reislerinin sarayları harikutir. Bu gecikmesi neticesindedir lâde ince yapılmış san'at eserleki bir kısmını tspanyalılar, bir ril'î doludur. kismını Fransızlar işgal altına almışlar, memleketin istiklâli de Kabileler arasmdaki mücade sözden ibaret kalmıştır. leler sade iki taraftaki harbedenAtlas dağlan boyunca dağılîerin yaralanmalan ve ölmelerimıs kabileler, şeriflerinin, reislele kalmaz. Hayvan sürüleri yağrinin idareleri altında sanki bima edilir, kadınlar kaçarlar, rer müstakil devletmisler gibi mahsüller yakılır. Galip gelen yaşamakta devam edip gidiyor ler öteki tarafın saraylarını, kular. Bu kabilelerden her birinin lübelerini yıkarlar. öldürdükleyüksek duvarlı kaleleri, asker • ri düşmanlannın baslarını mız leri, silâhlan ve mühimmatla • raklarına geçirip sokak sokak dorı vardır. Aralarmda kavga, muharebe ederler. Kim mağlup o laştırırlar. lursa ötekinin hâkimiyeti altına Fakat yavaş yavaş medeniyegirip o suretle hayatinı idameye te alısan bu hırçın kabile reisleri muvaffak olur. ve efradı son günülerde bu şekil Bazan bu mücadele merkeze mücadelelerden vazgeçmeğe, kadar sirayet eder. Kabileler Sul dığer insanîar gibi hayatın zev tanı bile azil ve katletmek salâ kini çıkarıp rahat yaşamağa, munhiyetini kendilerinde görürler. tazam tarzda çahşmağa başla • Böyle intizamsız bir hayat ya mışlardır. Bilmeceyi halledenler Yavrulara hoş fıkralar Atm öldüğünü kim haber verecek? bana bırakın, hiç düşünmeyin» diye bu güç mes'uliyeti üzerine aldı... Bermutat o gün de paşa ber berini görünce en mühim havadis olarak «atım nasıl?» diye sordu. « Paşam, nasıl olacak, sise dua edip duruyor.» «Ayol at nasıl dua eder, sen deli mi ol dun?» «Vallahi paşam bu sabah ahıra gidince sizin hayvanı yere yatmış ve dört ayağını ha vaya kaldırmış gördüm; size dua etmiyor da ne yapıyor efendim?» «Aadam sen de, şuna dua ediyor deme de ölmüş desene...» « Ohhh, paşam bunu ilk haber veren ben olmadım, öldüğünü siz söylediniz. Binaenaleyh kellemi kurtardım.» Paşa da, berberinin bu kurnazlığı karşısında gül • dü ve kimseyi de cezalandırmadı. Mücahit Bedi Çctfiuk hayatından levhalar Bir zamanlar Osmanlı ülkesinde zulmile meşhur bir «Vali Paşa» vardı. Bütün kendisine tâbi yerlerde yalnız fenalığından, zorlulugundan bahsedilirdi. Pa şanın dünyada sevdiği vegâne mahluk, güzel atı idi.. Hem de delicesine »everdi: Gündüzleri yanından ayırmaz, geceleri de birkac defa ahıra pidip havvanı yoklardı. Bir gün yanındakilere dedi ki: « Atımın öldüğünü r Hm bana ilk haber verirse, kel lesini uçurturum!». Tabiî herkes korku içinde kendi kendine «her halde o haberi ben vermem .» yiyordu. Aksilik bu ya, bir müdSet sonra at ölüverdi. Paşaya haberi kim götürecek? O dedi, ben bugün paşaya gözükmem; öteki, ben hiç atından bahsede mem neme lâzım? İçlerinden en şeytanı olan sarayın berberi «siz BİÎm«c«yl «Jotnî haîfcBSnİCTvkB btee iotoğrat gönderenlerin rMtalerlni basw yorua. Rosinüeri çıkmıyanlar bunu ancafc yrfladıklan fotograflann fenalıgına hamletslnl«r. Soldan mra Qe: 1 Karagümrük Rendecll«r »okağı 17 No Orhan. 2 Türkdlü mahallesi Camgöz sokağı 9 No. Brcüment 3 Istenbul Muaîlim mektebl 339 IB. mail. 4 Kabataş Erkek lisesl 375 Omer. 5 Karagılmrük Kabakulak sokağı 2Î No Z«hra All. 6 Istanbul Kurtuluş Boekurt caddesl 112 No Fıkret Tahsin. ' f Ağustos bulmacası VAZDSO v i'rç1 Boş hanelere öyle harfler koyunuz ki gerek soldan sağa, gerek yukandan aşağı okunduğu zaman şu kelimeler çıksın; 1 Bir harf " 2 Ona kayıksız gidilmez. * 3 Bir vilâyetimi» ç 4 Evlât fnhibi ** 5 B i r harf Doğru cevap gönderenlerden birinciye 5 lira, ikinciye bir İş Bankası kumbarası, fiçüncüye Foto Etemde 6 kartpostal 1 ağ randisman yaptırma hakkı, di ğer yüz kişiye muhtelif hediye • ler verilecektir. Cevaplar 1 eylule kadar «Cumhuriyet Çocuk sahifesi muharriri» adresine gönderilmeli ve mutla • ka gazetede çıkan cetvel üzerine doldurulmahdır. Bu şartlara riayet etmiyenler mükâfat kaza namazlar Tüfek dipçiğile başîna vura vura işini tamamladık. Foto: Vavrîfcerg îşte Annamdaki yabani öküz Bu ne mahabbet! avında ilk acemiliğim anında böy> le korkunç bir macera geçir Arkasından da: dim. Fakat on Vuruldu! dan sonrakiler.. Diye sevinçle bağırdım. Haki Üstat, deCenft olduğu zamanlar, tiz mektebe giderken, katen sürünün kralı yere yuvardim, bugünlük Askerler, elde tüfek, tavaş yerine gider! lanmış, ötekiler de silâhm sesinbu kadarı kâ Siz yatağa kofarken böyle her gece erken, 'den tabana kuvvet kaçmağa başfi!.. ötekilerİ Onlar uyku ne bilmez, siperlerde eenk eder!.. lamışlardı. Fakat Ko Hoamn ni de başka bir yüzü endişeli bir vaziyet almı&tı. zamana sakla! O, adım sanını bilmediğimiz erler Bana: Sadiyi bili Seve $eve verirler yurt için canlarını! Ne yaptm! rim. Lâkırdı Bazan m$uz, ekmekriz vuruşarak dökerler, Der gibi bakıyordu. O vakit bir sını böyle kesBir kartf toprak için, avuçla kanlartm!.. tehlike naevcudiyetine ve tek kur mesem hikâyeşun yarasımn kifayetsizliiHne bük lerinin ardı arBen de çağırtyoruni 6a vazifeye sizi: mettim. Arkadaşımm mâni ol kasî gelmez. Onlartn mezartna her gün gitmeliriniz! masına imkân bırakmadan ikinci Hemen sözü Sayelerinde cddtk bu iatiklâlimizi, kurşunu da savurdum. Lâkin asa değistirip baş Çocuklar!.. Şehitlere hürmet etmelinrnzî.. biyet ve telâş galiba iyi nişan alka bir mev • mama imkân bırakmamiftı. Merzua geçtim. tlere hürmet! Cabi Efendi hazırlop yumurtalart yemeğe hazırlanmiftu fakat.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog