Bugünden 1930'a 5,503,932 adet makale



Katalog


«
»

23 Kâmınınanı 'Cttmht Şeyhîn kuşları! Vak'a, evvel zaman ramazanlannın birinde geçer: Şeyh Keramet Efendi hazretleri, müritlerine on bir aydır vadediyordu: Inşaallah ramazanı şerif gelsin, cümlenizi gök yüzüne uçuracağım! Ve arkadan emrediyordu: Dergâha bir kurban! Dergâha bir kazevî pirinç! Dergâha bir teneke yağ! Dergâha bir çuval şekerl Ve ramazanı şerifte göke uçmak ümidile müritler dergâha erzak yağdırıyorlardı... Nihayet ramazanı şerif geldi. Birinci gün ses yok. lkinci gün ses yok. Üçüncü gün ses yok... Müritler, bir akşam boyun kınp sual eylediler: Efendimize vaitlerini bizi uçuracaklardı! Şeyh Efendi fırsat bu fırsattır diyip tekrar emretti: Dergâha yedi kurban, yedi kazevî pirinç, yedi teneke yağ, yedi çuval şeker, yedi kese altın! Göke uçmak hulyasile müritler bunları da getİrdiler. Gene ses yok!.. Ertesi akşam bir daha hazura vanp sordular: Ne zaman uçacağiz Efendimiz? Yedi gun sonra!.. Ve arife gecesi, teraviden sonra, Şeyh Efendi müritlerini bahçenin yüksek duvarı üzerine çıkanp baştan başa dizdi: Şimdi, ben flç kere (ya tayyar) diye nida edeceğim, üçüncü nidada kendinizi boşluğa atacaksınız! Ya tayyar... Ya tayyar... Ya tayyar!.. Dervişler kendilermi duvann üstünden bıraktılar ve tapîr sapır yere döküldüler... Kiminin kolu, kiminin bacağı Inrilmıştı. Soranlara, Şeyh Efendi çu cevabı verdi: Ben uçurmasına uçurdunv Fakat onlar konmasîni bfl • medilert \ ^ Reklâmdan istifade ' Salamon Efendi ile Mişon Efendi, Galata'da, yanyana iki kumasçı mağazası açmışlılar. Salamon'un sermayesi büyük, Mişon'un sermayesi kü çüktü. Salamon, küçük rakibini büsbütün silip atmak için, ser mayesinden büyük bir ilân tahsisatı ayırdı ve bütün gazetelerin son sahifelerini birer ay müddetle kiraladı. Artık, büyük, azametli ilânlar başlamıştı. Halis fngiliz kumaşları.. Birinci sınıf kumaşlar... Sağlamlık, güzellik, ucuzluk!.. Sonra, kendi mağazasının üstünden karşıya büyük bir de bez gerdirmişti. Uzerinde şu satır: Gazetelerin günlerdenberi ilân ettiği kumaş mağazası! Müşteriler, durmadan gelip gidiyorlardı. Dükkân, arıko vanı gibi işliyordu. Mison Efendi ise, top top kumaşlar arasında pinekliyor, sabahtanberi sinek avlıyordu. Kahrından, [kederinden, kıskançlığından ölecekti. Avurdu avurduna çökmüştü. Gece sabahlara kadar gözüne uyku girmiyor, bu işe bir çare, bir kurnazhk arıyordu. Nihayet bir gece, saat üçü çalarken Mişon Efendi karyo lasından fırladı: Buldum!.. Buldum! Salamon'un bütün müşterilerini kendi dükkânma çekecek çareyi bulmuştu. Ertesi sabah erkenden dükkâna gitti ve kapısının üstüne şu levhayı astı: Mağazaya bu kapıdan girilir! Gazetelerdeki ilânlan okuyup ta Galata'ya koşan müşte riler, evvelâ Salamon'un ilânınî görüyorlardı: s*i hatırlatmağa geldik... Pirimiz ]*>w&^ Gazetelerin günlerdenberi ilân ettiği kumaş mağazası Sonra, Mişon'un Ievhasına bakıyorlardı: *n ' " Magâıaya DU kapfdan girilirî Ve* 6 kapıtfari İçeri gîrîyorlardı^.4" ' " " ~ lyi ki aşı olduk. Bak mahallede kîzıl salgînî varmış. Cemile Kız'dan: (Cemile Kız, îzmir'de batılmış bir şiir hitabıdtr. Bv iki parçayt oradan seçip aldık) Dün br çıra gibi girdin ucağa, tçimde koT oldun, bak olacağa! O ateş, ben ocak, kucak kucağa Ccmilem çözültrr, ben büküliirum! Gönlümü nicedir diye sorarean Dünden daha bitkin, bilmem yannı! Inan ki tutup ta boynuma aarsan öpecek halim yok o kollannıl Cemilem en uysal, ben en uçari, Cemilem gül olmuş, ben ona an, O kiraz dalıdır, ben de bahan, O etek tutar da ben dökülürüm! Işte bir yemin ki sana vebalsiz, Gönlüm benden ölgün, ben ondan halsiz, Kafamı göriir de böyle mecalaiz Hangi kış yağdırmaz ona kannı! Celâl Enver Celâl Enver »fe.. Ressam, aynaya bakarak kendi resmini yapîyor!... Abla Nasıl, ben yokken yaramazlık ettin mi? Küçük Hayır... Ya sen?! Şen fıkralar.. Hazırlık İki taze arasında: Neclâ'cığım, nasıl matbuat balosu için yeni elbise yapıyor musun? Hayır, geçen seneki mayomun biçimini değiştirtip giyeceğim! Küçük şakalar. Anahtar deligı Cabi Efendi yeni bir ev yaptırmıştı. Arkadaşı Nabi Efendiyi gezdirmeğ getirdi. Kapının önüne vardıkları zaman, Nabi Efendi hayretle sordu: Azizim bu ne? Anahtar deliği.. Neden böyle kaldırımdan bir karış yukarı yaptırdm? Cabi Efendi güldü: Şey.. Malum ya.. İnsan hali bu.. Hani bazı geceler dört ayak gelmek icap ediyor da.. Kolaylık oİMindiyel Ne piyes! tki muharrir arasında: Yahu, son yazdığım piyesin ilk temsilinde niçin bulunmadın? Nasıl bulunmadım birader.. Orada idim... Hani her perdenin sonunda yalnız alkışhyan biri vardı ya, işte o bendim! Oyun! Türkân.. Kızım nicin kar • deşini dövüyorsun? Dövmiyorum anne.. Ya nedir o yaptığın? Şey.. Karı kocahk oynuyo ruz! Çaiit İbrahim, bir gece, tam keyif. yıkıia yıkıla Harbtye caddesinden geçiyordu. Oradaki kanapelerin üstüne, yağan kar ben.beyaz bu örtü çeknüşti.. ÇalU bunu görünce dayanamadı: Ooh, dedi, yeni sarşaf Gece, gündüz! Çallı tbrahim'e sormuşlar: Geceyi mi seversin, gündüzü Geceyi, demiş. Neden? , Gündüz rajkı içmenin tadi f bîmuyorli' ^ mu Çarşaft Postanede Memurla müşteri arasında: Bir pul daha yapıştıracak sınız.. Neden? Mektubunuz ağır.."'" , E, bir pul daha yapîştirirsak Azizim, çok fena.j^JHaritada, bur&da tehlike oldugu işaret fimâan; bfohfltfln daha agur obırl Ve hemen üstüne uzanîver'dil;
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog