Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

22 Kânünusan! 1°33» Camhariyet' SAN'AT VE EDEBtYAT Baş tuvaletleri Meme veren kadının sıhhati Farzedelim ki simdiye kadar bn sütunlarda verdiğimiz izahat n u cibince hâmlle bir hanım kendine dikkat etti ve dünyaya nur topu gibi bir çocuk getirdi. Tabü annelîk vazifesim tamamile ifa etmek için geçen bahislerde gördüğünüz süt verm« mes'elesine ait esaslara da rîayet etti. Yalmz ne var ki bu âne kadar sayıp doktüğüroüz hususlar hep yavrtmun sıhhatine, büyümesine, mki*afma aktL Sün veren bir annenm riayet etmesi icap eden sıhhat ka îdelerröe pek az tema» ettik. Bir annenm evvelâ çocuk dünyaya getfrmenin akabmde düstüğü vaziyetten bahsedelim. Eğer çocuk «tîinyaya getiren kadmda epeyce uxun devam eden bir nöbet baş gösterirse, bu brr filibit, yahut meme filtihabı re sair hastahklann başlangMa olabilir. Onun için bunu süt nöbetme filân hamletmemeli, doğru • dan doğruya doktor getirmelidir. Yavrusuna süt vermeğe baslamış olan btr annenin riayet edeceği sıhht şartlar asağı yukan hâmile bir kadının riayet edeceği sartlara çok 8 saatiik sakht bir uyku. ththnamlı bir temizlik: Evde Danyo Tarsa hemen ber gün banyo. Yok•a ber gece sabunlu bezle bütün vüeudünü uğufturmak ve silmek. Her gün dışan çıkıp bir müddet g«zinmek re temtz hava aknak. Hafif fakat gıdaiı yemekler yemek. Hazmin kolay olması için bilhassa fazla yemis, yesil sebze ve taze tereyağı yemek. Çok susaya • eağı içm fazla su içmek. Yalmz sofrada az su içmek. Çünkü yemek arasrnda çok m içmek hazmi güçlesti rir, mideyi bozar. Kiiullü içkÜerden, fazla kahve ve eay içmekten sakınmak. Çocuk gibi nk «ik kendisi de tartılmak. Eger zayıflıyorsa hemen doktora müracaat etmek. Hâdiye lclâl Şapka modellerj' Istanbul'da Yunan artistleri PEYAMİ SAFA Dramin mahiyethıden bahseden Geıhart Hauptmann, «bana öyle geliyor ki, diyor, bir tiyatro eseri hakkında hüküm verenlerm çogu bir dramin hakikî de ğerinîn neye istinat ettiğini unutuyor lar. Unntuyorlar ki eski trajedOerden, dramlardan, asrî komedöerden hah runızda kalan şey, hâdiseler ve kader ler değü, onlan vücude ketiren şah»lardır. «Eğer bir romamn veya bir dramin krymeti hScâyesinde ve vak'asmda ol • saydi ortada çoktan ne romancı, ne dram muharriri kahrdı. Her asrın bir kaç dâhi müellifi ve bir kaç fıkracm bulunurdu. Çunku bugüne kadar bese rî faaliyetlerm hikâyesi o kadar muh • telif sekillerde anlanlnuşnr ki söylen memis bir şey soylemek mümkün ol • mazdu Fakat romanm ve sahnenm malzemesi bitip tükenmez, çunku bonu yapan sey vak'a değö, birincf sebep olan •ısandır. Boylece, insanlar var oidukça, soylenecek yeni seyler dahna buluna • caktır.» Evvelki gece, Yunan artistlerinîn Fransız tiyatrosunda oynadıkları bir eseri seyrederken meshur Alman mu harrirmin yukanya aldı^ım sözlerini duşfindüm, evet, rumca bilmem; ve tiyatroya acele yetişmek mecburiyetinde kaldığım için progranu da görrnemif • tim, ilk perdelerde Bataille'in maruf bir piyesini oynadıklannın da farkmda olmadnn. Vak'aya, sahne dtline ve ü« lubuna hiç ehemmiyet vermeden, yalnız, msanlar arasındaki hırs çahşmalanna ve bazan ince bir mhn3c halinde belîren, fcazan da bir ihtilâl derecesme vararak ses çağlıyanlarîle dışarı boşalan derunî inkılâplann seyirlerine dikkat ettim. Vak'ayı anlamadığım halde, ruhlar arasındaki uçurumlarm, köprülerin, ka ranlık tünellerin, kaynasma ve bozuy • maların, bağdasma ve kapısmalann bütün sarhalannı alâka ile takip edîyor • dum. Bir kere daha anladım ki insan dilinden ayn, yahuz sesten ibaret miicerret seslerle, kelimesiz ve cümlesiz, bambaska bir ifade vasıtanuz daha vardır ve bu, tiyatronun edebiyata ilâve ettiği seydir. Adeta piyesm kelimelerine ve cSnuelerme uyan, ayn bir ses gra meri daha tesekkSl etmistir; musikide oMuğu gbi, tiyatroda da yalmz sesten ibaret bir mana âlenru ve onun yalnız sesten ibaret bir dilî vardır: Insantn dî I yeceği geliyor ki, piyesin vak'asi, piyesin dil ve uslubu, asd bu tiyatro dili | nin ve üslubunun tezahürüne vasıta ol } maktan ibarettir; musiki eserlerinin giif j telerine benzer. Meselâ, aykm bir fara ; ziye ile, tasavvur edelun ki sahne artîst ] lerî hiç bir dîlle konuşmuvnrlar, yalnız J bîr piyeri mmkılarla, inihilerle, fısıltılarla, ince soluk ahşIarU, haykınslarla oynuyorlar, sesin yalnız bu tiyatroya mahsus lugatmi ve (framerini kullanı • yorlar; bu sahne dili, belki bizi oiyestn ypHİm'« dilinden va>*«»«*» ^»bP'" ve boyle bir mücerret ifade fle edebi • yattan aynlan tivatro, müstakfl ve halis bir san'at olabilir. Evet, Alman muharririnin rled<si ?•bi, romanm ve sahnenin maizem^s'ni yapan şey vak'a değil, insandır. Fazla olarak, dümi biimediğimiz bir snhne esermi seyrederk*n şunu anlrvr»ruz ki insiyaklarnnızın, beserî temavüllerimizin ve ihtiraslanmızın apayn bir ifadeîeri vardır; bunlar, kelimesiz ve cümlesiz, mücerret ses perdelerfle daha zivade suursuz tavnIardan ve mimiklerd»n mürekkentirler. Konuşma ve yazı dili ise derunî hayatımızın ancak bir bölii münu, aklnmza ve şuurlu duygularımıza ba«lı koselerini ifade edebüirier. Bu dü, ve piyesin vak'ası, insanın asıl içini, hudutsuz bir deeisme, bo?uşma ve savruluş halinde bulunan derin ve arka taraftnı anlatm^k için b»r vasıtadan baska bir şey değildir, Sahne artisti her »eyden evvel bunu anlamıs olmalıdır ve suflörden keli • meler halinde aldıği ihtiras mantıçımn yalmz hir vesilp. bir münebbih olduğunu unutmamalıdır. Evvelki gece seyrettiğim Yunan ar tistlerinin bellibaşlılan dram san'ahnın bu sırnna ermiş insanlardı. Hele Kotopouli, biraz hastalanmış ve kısılmış sesinin ihanetine rağmen yalnız «intonation» vasrtasile eserin basit faciasını değil, insan ruhunda her an cereyan eden haileleri içimize nasıl geçiriyordu, ezelî felâketlerimizi bize tekrar nasıl yasatıyordu, nasıl... PEYAMİ SAFA Şehzade'de ramazan Dostum: ((Karımla darılmama sebep işte hu Viyana'Iı hokkabazdır!» dedi Sîre arsetUgiml* uttmuneJer (a mamile zıt fld « M M mustenittir. Biki oldukça yaptsilc, öteki kumen d«İmık. Yukandaki tarz bflhassa «*»ah saçlılara iyi gider. Üat •« sol ftaraf düzce sağ yan tamamfle ondüle, jkulağin kenannda toplanmtf bir haljdedir. ! Asağıdakî nümunede ©ndülasyon mübalâğa il« kullanılmamıs, alında tnsmen perçem halinde dağrtılmıs, kumen yiik sapkalarra arka ve alt taraflanna tahmil edilmistir. Bu tarz sansmlara pek yakışır. K.ış şap~KaTarınm T>aşi yagmtıf dan, kardan iyi muhafaza etmeleri laznndır. Koyduğuntuz modeller tüylü kumaslardan, kadifelerden olduğıma göre bu esasa uygun oldu ğu gibi ayni zamanda simdiye ka dar memleketimizde eşleri nadh gorülmüş nümunelerdir. Yukarıkinra sağ cephede hususî yarığından katı bir kumastan tek kat bir f iyango geçmektedir. Alttaki düz bir bere gi • bidir. Onun süsü simdi pek çok kullanılan küçük bir vuvalettir. Ev işieri J Bıçaklar nasıl temizlenir? Çelik sofra bıçaklanm temizle mek için g&yet basit bir usul Tar • jdır. Büyükçe bir patatesi ortasmdan bölmeli, tngiliz tuğ'lası dedikleri tujlayı un gîbi yapıp ona bahnp, bı * çaklann yüzü tamamile temizlenip parlayıncıya kadar uvmalidnr. Bu usul masrafsız olduğu gibi eli kes mek tehlîkesi de mevcut değüdir. Eğer tngiliz tuglasınm tozu içhıe biraz da karbonat katılırsa parlaklık fazlasüe temm edtlmis olur. Gece tuvaletleri ve basit, fakat diğerine nîs* betie daha geniştir. Bu modelin asıl orijinalitesi arkasioın dekoltesindedir. Resim • de pek güzel goründüğü veçhile korsajın onden gelen kısfmları omuzlardan iki yana aynlarak bele doğru u zanmakta ve gene önden g.e Kaymağı sütten ayırmak Kaymağı sütten ayırmak isteyip fe büyükçe bir tencereden sütü bofalfarken bu i?i yapabiimek bayli jnüşkül bir mes'eledir. p " " m içm yayh küçük bir âlet yapılnuştır ki mutfak leva Ktmatı satan ma ğazalarda bulunur. Ba yaylı basit tertibattan ibarettir. Reshnda gördüğünüz veçhile tencerelerin kenarına konur. Süt te diğer mayiler gibi evvela alt tabakadan dökülmeğe baflıyacağı için üstteki kaymağm vaziyeüne halel gelmeden tencere nin içinde kalması temin olunur. Diğer taraftan daha ince bir sekilde tanzim olunacağı cihetle şiselere, emzHcIere sütun konulmasi da te min olunur. Bu âlet aluminyttmdan olduğu cihetie temizlenmesi de güç değildir. Hokkabaz Ralf Hansen ve btr «Cumfearîyef» MsJîasl île Wr sdhîye&e yâptiği merdiven Iköjede yazıda mevzuu bahsolan masa görülüı/or] Ramazan Şehzadebası'nda bütün eski hususiyetlerini muhafaza ediyor, dediier. Dün aksam matbaadan çıkhktan sonra föyle bir dolastım. Doğru söylemişler. Kalabalık... Kalabahk... Kalabahk... Sanki bütün Istanbul orada. Kaduu, ihtiyan, çocuğu, zengini, falriri, orta hallisi, esnafı, memuru, tüccan hep mevcut... Bir tarafta Nasit oynuyor. Renk renk ilânlar. öbiir tarafta sinemalar... Gözleri alan ziya dalga • huı... Beride varyete numaralan gösteren Ferah var. O da baska bir âlem, Hepsinin kapısı hıncahınç. O kadar izdiham var ki dısan mı çdayorlar, içeri mi giriyorlar belli olmuyor. Bir Irîpnjıı bıraktığı boşluğa beş kişi birden hücum ediyor. Uzun boylu gezmek kısmet olmadL Ferah sinemasmm kapısında eski bir dostla burun buruna geldik. Içeri giriyormus. Göriilmemis varyete numaralan varmış. Ille ben de gelmeli imişim. Rdlf Hansen'ln "başka btr Mnerİ Her halde çok eğlenecekmisim. Sözün tiğini öğrenmek için buraya geliyorum. kısası yakamı kurtaramadun. Girdik. Oyun baslamıstı. Dakikada bir perde Gene bu yüzden kanmla kavga kapamp açıhyor, yeni bir artist hüneettim. Danhsbk. rmi göstermek için sahneye çıkıyordu. Bir ara btrdenbire aklıma geldL Ar Ilk gece beraber geldik. liyatrokadasıma döndüm: dan sonra bana bir merakur ânz oldu. Yahu nerede kann, hani çocuk • Ertesi aksam yemek sofrasında bir teclar? rübe yapmak deliliğinde bulundum. Tabü ne sofra örtüsü, ne karmun üstü ba' 'Cevap Versene, boyle yabıız bası, ne de çocnklann elbiseleri kaldı. iki şına sokaklarda gezmene sebep ne? üç gece sonra ayni hal tekerrür edince Arkadafun hiç oralarda değildi. Sözkanm açtı ağzını, yumdu gözünü, söylerhni duymuyormus gibi davranıyor, lemedik lâkırdı bırakmadı. O kadar heyecan ve alâka ile sahneye bakıyorçok söyledi ki dinlenmek için günler • du. Neden sonra iki numara arasmda denberi susuyor. Ne inatçı bir adam oldile geldi: duğumu bilirsin. Rolf Hansen'in yaptığı Bundan sonrasına dikkat et, bak! bu işi ben de behemehal yapacaktım. Programın en kuvvetli kısmı baslıyor. Altı gece ustüste buraya geldim ve ni Nereden biliyorsun, sen? hayet öğreneceğimi öğrendim. Ustüste altı gecedir, buradayım. Ustüste altı gece mi? yalnız mı? Tiyatrodan çıkıyorduk. Dostum beNe diyorsun Allahmı seversen ? nim bildiğim Osman Bey'de otururdu. Sus, sus ... Sonra anlatınm. Halbuki o Edimekapı tramvayına binMeraktan çatlıyacaktım. Fakat armek için aksi istikamette bir istasyona kadaşımın Nuh der, Peygamber de doğru yürümeğe basladı. mez takımından olduğunu bildiğim için fazla ısran manasız buldum. Basımı Ne o, dedim, evini değistirdin sahneye dondürerek numaralan seyre di? başladım. Numaralar hakikaten göru Yooo! lecek şeylerdi. Nereye gidiyorsun öyle ise? Fakat ben dostumun bana vereceği Kayınvaldenin evine. Son tecizahatı dakikadan dakikaya artan bir rübeyi orada yapacağım. Bizim hanım merakla bekleriğim için bunlardan hakartık sofraya örtü koymuyor. kile zevk aldım desem yalan söylemiş CEVAT FEHMÎ olurum. Nihayet Viyana'dan gelen maruf hokkabaz Rolf Hansen'e sıra gelince arkadaşımın çeneleri açıldı: Altı gecedir ustüste neden buraya geldiğimi öğrenmek istiyorsun değil mi? Evet. Kanmı, çocuklan getirmemekliğim de garibine gidiyordur mutlak! Evet, evet. Belki bunlara bale heyetinde gördüğüm kızlardan, yahut ta cambaz kadınlardan birinin sebep olduğunu da düşünüyorsun. Yok canım... Hani... Bütün bunlara sebep hokkabaz Rolf Hansen'dir. Ne münasebet? Sus sus baslıyor. Sonra anlatınm. Gazetelerde meraklı bir zabıta romanı takip eden karilere dönmüştüm. Dostum en can alacak noktada gene ağzını kapamıştı. Sahnede hokkabaz Rolf Hansen marifetlerini gösteriyordu. Viyana'h hakikaten üstat bir hokkabazdı. Bir çok numaralardan sonra nihayet üzeri 2030 su bardağından yapılmış ehram ile kaplı bir masaya yaklaştı, bardaklarla masa arasındaki keten örtüyü bardaklardan bir tanesi yerinden oynamadan bir çekişte çıkanp aldı. Bu ustalıklı hareketi seyrederken bir ara gözlerim dostuma kaydı. Ayağa kalkmıştı. Gözlerini açmış, arkasmdan yükselen itirazlara, «efendi, yerine otur!» ihtarlanna kulak asmıyarak hokkabaza bakıyordu. Onu ancak hokkabaz Rolf Hansen sahneden çekildikten sonra yerine oturtabildik. Şimdi sor, soyliyeyim. Altı gecedir bu bardaklann a] tındakî örtüyü hokkabazm nasıl çek Parkeleri cilâlamâk Parkeli apartunanlarda onlan parlatmak içm sarfolunan mesainm ne kadar güçlüklerle karşilaştığını bu sekil apartimanlarda oturanlar çok iyî bUirler. Fakat şu tarif ede ceğimiz usul sayesinde bu müşkü lât bertaraf edileceği gibi mum ve saire masrafından da kurtulunacaktır. Enginar saplarını ahp ikiye bölünüz. Bunlarm iç taraflarile par keleri iyice uvunuz. Sonra da tıpkı mumla uvulmuşlar gibi parlamalan için üstünden fırça geçiriniz. Hem bu suretle mumla parlatıl • mış parkelerde mevcut kaymak teklikesi bertaraf edilir, hem de mumla parlahlanlardan daha çok dayanır. Bu sene maluin ya gece tu valetlerinde kadife çok moda. Biz de size bugün onlardan Buumne olarak iki model koyuyornz. Soldald mor kadtfedea onjmal bir elbise. Bel ve etek kismı düz ve sade ayni zamanda kısmen vücude yapısıktır. En zarif kısmi omuzlardan asagı pelerin şeklinde inen üst kismıdir. Kenarlannda çiçekli tez ymat vardır. Sağdaki krem renginde kadif eden bir elbise. Bunun da etek kısmı düz Güzellik müsabakamız (Birinci sahifeden mabait) vat, güzellere rey vereceklerdir. Bu seçmede en fazla rey alanlar hakem heyeti huzuruna çıkacaklardnr. 4 Dansh çay serbest yani davetiye» sizdir, istiyen istirak edebüir. 5 Müsabakaya giren hanımlar için kryafet, tuvalettir; fakat şehir kıyafetile gelenler de kabul edilecektir. 6 Müsabakaya giren hanımlar, yanlannda ailelerinden bir tek zat getirebilirler. 7 Müsabakaya giren hammlann saat dörtte Maksim'e gelmeleri ve geç kalmamalan rica olunur. Geçen seneler, müsabık hanunların bir kısmı, izdihamdan içeri giremiyerek dönmeğe mee bur olmuşlardı. Bu ciheti hatırdan çıkarmıyarak berbere sabahleyin gitmelerini kendilerinden şimdiden rica ederiz. 8 Seçmede hanımlara birer numara verilecek ve o numara ile müsabakaya gireceklerdir. 9 Hammlann seçmede aldıkları. reyler miktan neşredilmîyecek, en fazla rey alanlann yalnız numaralan neşredilmek suretile kendileri asıl müsabakaya davet olunacaklardır. 1 0 Izmir ve Bursa Güzellik Kraliçeleri de seçmede hazır bulunacak, fakat seçmeye dahil olmadan, asıl mü • sabakaya gireceklerdir. 1 1 Müsabakaya giren hammlann adreslerine bayramın ikinci günü için aynca davetiye gönderilecektir. lerek belde kemer tarzında kavuşmuş olan kısmın altından geçerek aşağıya sarkmaktadır. Farelere karsi Fareiere karsı ittihaz olunacak ted • birierden bir çoğu ştmdiye kadar söy • lenmis ve yanlmıştır. Biz bir yenisini daha öğrendik, size haher veriyoruz. Fareler nane kokusundan lıoşlanmıyorlarmış. Onun için erzak torbalarmın üzerine, yahut onlann dislerine göre bulacaklan her »eyin yanına bir iki dal yabani nane koymalıdır. Bulunmadıgı takdirde bir iki damla nane yağı ve ruhu da bu vazifeyi görebilir. Her zaman tekrar eder dururuz. Pek az bir masrafla evlerin içleri şık ve zarif surette dösenebilir. Işte bundan bir nümune daha.. Şu gördüğünüz ev methalinin duvarlan yeşfl kâğıtiarla kaplanmıstır. Kenarda mükemmel bir divan vardrr ki icabmda teklifsiz misafirlere yatak vazifesini de görür. Onun ayak ucunda baston ve semsiye konacak yer mevcuttur. Divanm kuması yeşil kadifedendir. Ustündeki yastıkların da aşağı yukan ayni renkte kumaslardan olması icap eder. Ust tarafa çerçevesiz iki ayna asılmıs ve bunlar siyah tahta tertibatla tutturulmustur. Tavan beyaz ve kenan yesil çizgilidir. Yerde koyu yeşil ve beyaz hath bir keçe serilidir. Atina muhteliti izmir'e geliyor Atina muhteliti ve Yunanistan'ın en kuvvetli kulüplerinden Apollon spor culart bayramda maçlar yapmak üzere izmir'e gelecektir. Atina muhteliti Izmir'de Altınordu, Izmirspor ve K. S. K. muhteliti ile Alsancak sahasında iki maç yapacakbr. Apollon takımı ise halk stadında Altay, Göztepe ve bu iki kulübün muhteliti ile üç maç yapacaktır. Tarif imizde görüldüğü veçhile az bir gayret ve masrafla apartımanı • nızrn methalini bu sekilde tanzim edebilirsiniz. İstanbul: Halit imzasile mektup gönderen zata Irşadınıza teşekkür ederiz. icap eden muamele yapılacaktrr.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog