Bugünden 1930'a 5.296.436 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

POLİTİK BİLİM Müfit Akyos mufıta@ttmail.com 8 Parçacık Fiziği CBT 1501/25 Aralık 2015 Akıllı Uzmanlaşma ve Bölgesel Kalkınma CERN Büyük Hadron çarpıştırıcında nefesler tutuldu Prof. Dr. Serkant Ali Çetin İstanbul Bilgi Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi CERNATLAS Deneyi Ulusal Koordinatörü serkant.cetin@bilgi.edu.tr Toplumsal mutluluğu adalet, eşitlik, özgürlük ve refahla birlikte sağlayacak ülkemize özgü kalkınma modellerine ihtiyacımız var. Önceki yazıyı “Konu devam etmeyi gerektirecek kadar önemli…” diyerek bağlamıştık. Ülkemizi çevreleyen ve içeride yaşanan sorunların can güvenliği, insan hakları ve özgürlükler konularında yoğunlaştığı bir yıl yaşadık. Neredeyse son onbeş yıla damgasını vuran bir iktidarın oluşturduğu bu durumun yakın gelecekte ağırlaşarak devam edeceğini söylemek karamsarlık sayılmaz. Yaşananlar bunlarken bölgesel kalkınma vb. konularda yazmayı anlamlı bulmayanlar olabilir. Ancak geleceği inşa etmek için düşünmek ve örgütlenmek, umudu bilgi ve beceriyle beslemenin bildiğimiz tek yolu. Hele de “BM İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde 188 ülke arasında 72., OECD ülkelerinde gelirin dağılımında en adaletsiz 3. ülke olunduğu ve bölgesel gelir dağılımındaki eşitsizliklerin tavan yaptığı” bir zamanda bugünün mücadelesini ötelemeden gelecek siyasa ve stratejilerine daha çok kafa yormak gerekiyor. ARGE çıktılarını katma değer yaratıcı sonuçlara dönüştürmede ve rekabette ABD’den geri kalınmasının nedenlerinden biri olarak “bölgesel düzeyde gayretlerin ve kaynakların önceliklendirilmesindeki beceri düşüklüğü” olduğunun tespitinden sonra AB, yaklaşık son 20 yıldır bölgesel kalkınmada ARGE ve yenilikçiliği öne çıkartan modeller geliştirmekte ve uygulamaktadır. AB’de en azından 2020 yılına kadar bölgesel kalkınmada benimsenen “akıllı uzmanlaşma” modeli, bölgelerin güçlü oldukları alanlarda kaynaklarını yoğunlaştırması; bölgenin kendi yerel bilgisini diğer bölgelerden farklı ve orijinal kılacak düzeye getirerek, belirli sektörlerde yüksek teknolojiye sahip olunmasını sağlayacak bir uzmanlaşma süreci olarak tanımlanabilir. Bulunulan coğrafyayı ve “geçmişin geleceği belirlediği” yaklaşımıyla bölgenin tarihini önemseyen akıllı uzmanlaşmanın uygulanmasında esas alınması (ülkemizin koşullarını da dikkate alarak) gereken bazı önemli noktalar: • Tek tip kalkınma modelleri yerine “bölgeye özgü ve özel” yöntem ve araçların geliştirilmesi, • Kalkınma çerçevesinin, “akıllı, sürdürülebilir ve kapsayıcı” olması, • Bütün tarafların “keşfetmedeneyimlemeöğrenme” bağlamında yenilikçi bir yönetişim modeliyle bir araya gelmesi, • Kalkınmanın, temel hak ve özgürlüklerle ilişkisinin oluşturulması ve gelir adaletsizliğini gidermek üzere yeniden tanımlanması ve araçlarının oluşturulması, • Bölgesel Varlık Değerlendirmesi vb. metodolojilerle bölgenin sistematik varlık analizinin yapılması, • Firmaların yanı sıra bütün kurumların (kalkınma ajansları, yerel yönetimler, meslek örgütleri, sendikalar, üniversiteler, finans kurumları, kent konseyleri, vd.) kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi, • Bölgesel ARGE, eğitim yapılanması ve yeni bilginin üretimi ve kullanımı faaliyetleri arasında güçlü tümleyici ilişkiler oluşturularak yerelde ortaya çıkan yenilikçi fikirlerin dolaşımını ve yeni teknolojilerin ve tekniklerin yerel sanayi ile buluşmasının sağlanması. • Bölgenin geleneksel sanayilerinin yeni Temel Teknolojileri (Key Enabling Technologies) (günümüzde örnekleri; nanoteknoloji, mikro ve nanoelektronik, ileri malzemeler, biyoteknoloji) uyarlaması ve uygulaması için gerek duyacakları yeni bilgi ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikli insan gücünün oluşması için siyasa oluşturulması… Kalkınma modellerinde farklı yaklaşımların olması doğaldır. Önemli olan son yıllarda unuttuğumuz toplumsal mutluluğu adalet, eşitlik, özgürlük ve refahla birlikte geri getirecek ülkemize özgü modelleri bilimsel yaklaşımlarla ve katılımcı yöntemlerle geliştirip uygulayabilmemizdir. Bilimin, özgür ve aydınlık düşüncelerin yansıtıcısı CBT’ye nice yıllar diliyorum. Karanlığı bütün gücümüzle itekleyeceğimiz ve barışın ışığını göreceğimiz yeni bir yıl dilerim. Y aklaşık 6 yıl önce başlayan yüksek enerjili proton çarpışmalarıyla veri toplanmaya başlanan CERN Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (BHÇ) Deneylerinden ATLAS ve CMS 2012 yılında Higgs bozonunun keşfini duyurdular. Bu keşif üzerine Higgs bozonunun varlığını kuramsal olarak yarım asır önce öngörmüş olan iki fizikçi 2013 Fizik Nobel Ödülünü aldı. Ardından 2015 yılında daha da yüksek enerjili proton çarpışmaları ile BHÇ deneyleri Standart Model ötesi fizik izlerine hassas olabilecekleri yeni bir sürece girdiler. 2015 yılı proton çarpışmaları veri alımının sonunda ise BHÇ protonlar yerine Kurşun atomu iyonlarını çarpıştırdı. Kurşun iyonlarını çarpıştırarak birkaç trilyon derece sıcaklığa ulaşmak ve maddenin büyük patlamadan kısa süre sonraki halini BHÇ deneylerinde incelemek mümkün oluyor. CERN direktörü Rolf Heuer’in kendi sözleriyle: “BHÇ’deki yoğun araştırma programımız içinde her yıl bir ay boyunca iyon çarpışmaları gerçekleştirilmesi bir gelenek halini aldı. Ancak bu yıl özel çünkü yeni bir enerjiye ulaştık ve evrenimizin daha da erken bir evresinde maddeyi inceleyeceğiz.” Son bir aydır gerçekleştirilen bu ağır iyon çarpışma programı 13.12.2015 tarihinde tta mamlandı. Önümüzdeki yıl, toplanmış olan bu veriden de neler çıkacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak ağır iyon çarpışmalarının sonuçlarından önce, 2015 yılındaki proton çarpışmalarında toplanan veriyle yapılan ilk analizler bilim camiasında büyük bir heyecan yaratmaya başladı bile! 15 Aralık Salı günü BHÇ’deki iki büyük deney olan ATLAS ve CMS 2015 proton verisiyle yaptıkları ilk analizlerin sonuçlarını paylaştılar. Son derece önemli ölçümlerin ve toplanan istatistikle bu enerjide hassas olunan fizik süreçlerinin aktarıldığı yılın bu son seminerine katılım muazzamdı ve web üzerinden canlı yayın yapılarak tüm dünyayla paylaşıldı. İlan edilen sonuçlar arasında yeni bir parçacığın keşfi geçmedi. Hatta her iki deneyin konuşmacısı da sözlerinden herhangi bir keşif anlamı çıkmaması için son derece özenli davrandı. Bu özenin sebebi ise aslında her iki deneyin de üç sene önce keşfedilen Higgs parçacığının kütlesinin yaklaşık altı katı civarında bir miktar fazlalık görmeleri. Bu fazlalık istatistiksel olarak “keşif” demeye yetmiyor, ancak her iki deney de aynı kütlede benzer fazlalıklar görüyor. Her iki deneyin başkanı da yaptıkları açıklamalarda bu fazlalığın aydınlanmasının ancak daha fazla veriyle mümkün olacağını ve önümüzdeki yıl alıncak verinin şimdi gördüğümüz fazlalığın gerçekten yeni bir fizikten mi geldiği yoksa sadece istatistiksel bir dalgalanma mı olduğunu belirleyeceğini belirtti. Grip virüsü uyku hastalığına neden olabiliyor Altı yıl önceki domuz gribi salgını sırasında birçok kişi narkolepsiye (uyku hastalığı) yakalandığı için, hastalık grip aşısıyla ilişkilendirilmişti. Oysa yeni bir araştırma bu hastalığa neden olanın grip virüsü olabileceğini ortaya koydu. Narkolepsinin görülme sıklığı normalde 100.000’de 2550 civarında. Hastalar gün içinde karşı konulamaz uyku ataklarıyla karşı karşıya gelirler, ayrıca uyku ritminde de bozukluk meydana gelir. Verona Üniversitesi’nden Chiara Tesoriero ile çalışan araştırmacılar 2009/2010 yıllarında domuz gribinden sorumlu olan A(H1N1) grip virüsü aşıladıkları fareleri incelemişler. Fareler, bağışıklık sistemleri savunma hücreleri üretemeyecek şekilde genetik değişimden geçirilmişlerdi. Bedenleri hastalık etkeniyle mücadele edemediği için araştırmacılar enfeksiyonun beyin üzerindeki etkisini inceleyebilmişler. İncelemeler sırasında örneğin belli başlı uyarı maddelerini (Orexin ve Hypocretin) üreten sinir hücrelerinin etkilendiği görülmüş. Uzun bir süredir narkolepsiye neden olanın bu sinir hücrelerinin yokluğu olduğu tahmin ediliyordu. Son araştırmayla bu tahmin kanıtlanmış oldu. Virüslerin diğer bir hedefi de beyinde koku almadan sorumlu hücrelerdi. (NÖD)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog