Bugünden 1930'a 5.287.155 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Ülkeler ve Bilim CBT 1500/25 Aralık 2015 15 Putin ve Rus Bilimine Olumsuz Etkisi 300 yıl önce Rus bilimini Dünya düzeyine çıkarmayı başlatan Büyük (“Deli”) Petro’nun devrimleri ve buna karşılık geçen yüzyılda Stalin’in bilim alanlarında baskıcı ve gerilemeye neden olan politikalarını yaşamış olan Rusya, son yıllarda da Putin’in başkanlığında, gene bir politikabilim ilişkisi dönemi yaşamaktadır. Fuat İnce G ince9@gmail.com orbachev’in (19851991) glasnost ve perestroike politikaları ile Rusya’da bir açıklık ve serbesti ortamı oluşmuştu. Ancak 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra yeni devletin yönetiminde başgösteren kısa süreli de olsa bir kargaşa içinde, bilim ve teknolojiye destek büyük ölçüde azaldı ve bilimcilerin önemli sayılarla ülke dışına çıktığı görüldü. 1990’lı yıllarda Amerika ve Avrupa’ya giden bilimci sayısının 30 000 kadar olduğu tahmin edilmektedir. 2000’li yıllarda tekrar ekonominin düzelmesi ve devlet düzeninin yerleşmesiyle bilim ve teknolojiye destekler arttı. Hükümet bilimcilerin geri dönüşünü teşvik için kampanyalar başlattı. Öncelikli alanlar ilan edilerek bu alanlarda büyük devlet destekli projeler ortaya kondu. Küçük küçük sayılarla da olsa tersine bir beyin göçü başladı. Batılı ülkelerle bilimsel işbirliklerinin artması da buna katkıda bulundu. Ancak tersine beyin göçü birkaç yüz kişiyi bulmuşken, son yıllarda Putin’in otokratik yönetimi nedeniyle gene duraklamaya girmiş görülmektedir. Yüksek prestijli Nature dergisi Rusya ile ilgili haber ve yazılardan anlaşıldığına göre, Putin’in baskıcı yönetimi, ülkenin içindeki ve dışındaki birçok Rus bilimci tarafından tepkiyle karşılanmakta ve bilim açısından olumsuz sonuçlara yol açması endişesi yaratmaktadır. Nature dergisinde Aralık 2014’te yayımlanan bir makale, 56 Aralık 2014’te St Petersburg’da yapılan Rus biliminin geleceği konulu toplantıyı anlatıyordu. Rus bilim dünyasındaki politik çalkantıları konu eden makale, jeopolitik gerilimlerin Rusya’nın Batı ile ilişkilerine zarar verirken Rus biliminin kendi başına ne derece başarılı olabileceğini sorguluyor. St Petersburg’da İngilizce eğitim yapan özel Avrupa Üniversitesi’nde yapılan toplantıya, bazı üst düzey Rus yöneticileri yanında, Rusya içinden ve dışından, ABD ve Avrupa’ya göç etmiş bilimcilerden oluşan 100 kadar kişi katılmış. Kırım’ın ilhakı ve Ukrayna’da Rus yanlılarının Rusya desteği ile sürdürdükleri ayrılıkçı çatışmaların gölgesinde yapılan toplantı, Putin yanlısı milliyetçi bilimciler ile demokrasi ve Batı yanlısı bilimciler arasında gergin bir ortamda geçmiş. Toplantı Rus bilimciler arasındaki derin görüş farklarını su yüzüne çıkarmış. Batı ülkelerinden gelen bir takım Rus bilimciler Putin’in Ukrayna girişimlerinden ve içerdeki baskıcı politikalarından endişe duyarak, demokrasinin olmadığı ortamlardan bilimincilerin rahatsız olduğunu, oradan ayrılmak isteyeceklerini ve böyle ortamlarda bilimin gelişemeyeceğini dile getirmişler. Kendi göçlerini de görüşlerine örnek ve destek olarak göstermişler. Buna karşılık Batıya göç etmiş olan veya olmayan diğer bazı Rus bilimciler, Putin’e ve onun politikalarına sıkı bağlılık göstererek, Rusya’nın bilim ve teknolojide Batı ile işbirliği ve ilişkilere girmeden de Dünya liderliğine oynayabileceği görüşünü savunmuşlar. Sert tartışmalardan sonra ABD’deki Michigan Üniversitesi’nden gelmiş bir Rus bilimci, “ülke yönetimine kabadayılık hakimken ve gelecek gri bulutlarla kaplıyken böyle toplantılarda ülke biliminin geleceğini tartışmak anlamsız” diye bağırarak toplantıyı hışımla terketmiş. St. Petersburg’daki toplantının başta gelen bir amacı Rus bilimini tekrar eski prestijli günlerine nasıl döndürüleceğinin yollarını aramaktı. Ancak daha ilk günde Putin ve onun bilim danışmanı Fursenko’ya karşı şikâyetler ortada dolaşır olmuş. ABD’nin seyahat yasağı uyguladığı kişiler arasında olan Fursenko’ya karşı protestoların bir nedeni onun Putin’e yazdığı bir mektubun dışarıya sızmış olmasıymış. Altında Putin’in “olur” notu bulunan mektupta Fursenko öncelikli bilim alanlarını ve buralarda devlet destekleri öneriyormuş. Toplantıdaki genel havaya göre, bilim politikası ve öncelikli alanların böyle kapalı kapılar arkasında bir iki kişi tarafından belirlenmesini doğru değildi. Demokratik bir ülkede bu konular geniş bilimci tartışması ve katkısı ile belirlenmeliydi. Toplantıya katılanlar aynı zamanda 2013 yılında Rus Bilimler Akademisinin bağımsız olmaktan çıkarılıp doğrudan Putin’in kontrolünde bir kuruma bağlanmasını protesto etmişler. Fursenko bu protestolara yanıt olarak zaten birçok bilimcinin doğası itibariyle hükümete karşı olduğunu söylemiş. Fursenko’nun üst düzey başarılı Rus laboratuvarlarına devlet desteğinin artacağını bildirmesi ise alkışlarla karşılanmış. Toplantının bir başka amacı hâlâ devam etmekte olan ve özellikle entelektüelleri ve gençleri içeren Rusya’dan beyin göçünün nasıl önünün alınacağını tartışmaktı. Kaçışın nedenini dört yıl önce dışarı giden tanınmış ekonomist Guriev, yetkin sayılacak bir ağızdan anlatarak en önemli nedenin Hükümet baskısı korkusu olduğunu söylemiş. Geri dönüşleri teşvik eden bir unsur, Rusya ile Batıdaki akademik kuruluşlar arasında işbirliği olanaklarının artması. Rusya’ya döndüğünde Batı ile ilişkilerini sürdürebilmek bilimciler için olumlu bir unsur. Ancak şimdi Batıdan gelen ambargolarla bu yol zayıflamış oluyor. Kendi doğup büyüdüğü ve eğitim aldığı ülkesine dönmek isteyen ama Batı ile ilişkilerinin de koparmak istemeyen bilimciler bir ikilem içinde. 2010 yılında Rus Hükümeti yabancı bilimcileri ülkeye çekmek için 12 milyar rublelik bir megateşvik programı açıkladı. O günün değeri ile 428 milyon ABD doları olan bu program tüm yabancı uyruklulara açıksa da asıl amaç Rus kökenlilerin geri dönüşlerini sağlamaktı. Ama Boston Üniversitesi’nden gelen bir Rus bilimcinin toplantıdaki sözleri bu çağrıyı şöyle yanıtlıyordu: “Güzel bir yaşam ve verimli bir bilimsel çalışma sürdürdüğüm ortam varken, neden korku ve baskının hüküm sürdüğü bir yere döneyim?” Bazı bilimcilere göre politik ortamı değiştirmek ve bilimin yeşereceği bir ortam yaratmak için Rusya içinde bulunup çaba göstermek, içerden çalışmak gerekir. Bu görüş taraftarı ve ABD’den Rusya’ya geri dönen bir başka bilimci “Ben ana vatanımla barış içindeyim. Burada beni rahatsız eden yok. Ekonomik ve politik sorunlar beni ilgilendirmiyor. Rusya’nın bana ihtiyacı varsa kaçmam.”demekte. Ancak bu kişi gene de ABD ile ilişkilerini koparmak istememiş ve Moskova’da ABD’den MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) ile birlikte kurulan ve İngilizce eğitim veren Skolkova Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde çalışmaya başlamış. 2014 Aralık ayındaki toplantıdan Putin hükümetinin fazla etkilenmediği görülmekte. Birçok bilimcinin ortak fikrine göre, mevcut hükumet politikaları durumu daha da kötüleştirme yönünde. Kaba rakamlarla 30 000 çıkışa karşılık, geri çağrı ve teşviklere rağmen sadece birkaç yüz kişi geri dönmüş. Bilimi kontrol altında tutma çalışmalarının bir göstergesi 2015 Mayıs ayında yaşandı. Rusya’da bilim destekleriyle tanınan bir STK olan Dynasty Vakfı’nın “yabancı ajan” suçlamasıyla kapatılması yoluna gidildi. Dynasty Vakfı eski bir fizikçi, oligark ve filantropist olan Dmitry Zimin tarafından 13 yıl önce kurmuştu. Vakfın, bilimsel projeleri verdiği parasal destekler ve gençlere bilimsel alanlarda verdiği burslar yanında en belirgin faaliyeti, ülke içinden ve dışından tanınmış bilimcilerin de katıldığı, gençler için bilim kampları açmasıydı. Vakfın faaliyetleri inceleme altına alındı ve Rusya Adalet Bakanlığı’nın vakıf belgelerini uzun süre incelemeleri sonucunda yayımladığı bir rapor, vakfın sonunu getirdi. Raporda açık kanıt ve ayrıntılı gerekçe belirtilmemekle birlikte, ağır bir “yabancı ajan” suçlaması yapılıyordu. Resmi nedeninin herhalde vakfın Rusya dışından aldığı destek olduğu sanılmakta. Putin tarafından 2012 yılında geçirililen bir yasaya göre yurtdışından finansal destek alan ve “politika ile ilgilenen” kuruluşlar “yabancı ajan” olarak etiketlenebiliyorlar. Hükümetten daha önce ödüller alan vakfın kurucusu Zimin, “yabancı ajan” olarak etiketlenmeyi içine yediremediği için artık birikimlerini bilim için harcamaktan vazgeçtiğini söylüyor. Dynasty’nin kapatılması Avrupa ve ABD’ye göç etmiş Rus kökenli bilimcilerden protestolar gördü. Nature dergisinde 22 Temmuz 2015’te çıkan bir yazıda, halen İspanya’da çalışan tanınmış bir genetikçi Fyodor Kondrashov, önce Rusya’da bugünkü uygulamaların gittikçe Sovyetler dönemindeki baskıcı politikalara benzediğini söylemekte ve bu geçmiş dönemden bir örnek vermekte. Buna göre Sovyetlerde genetik bilimin ideolojik olarak kabul edilemez sayıldığını, genetik çalışmak isteyen biyologların suçlu muamelesi gördüğünü ve bunun Rus tarımına ve Rus halkına ağır bedellere malolduğunu anlatılmakta. Kondrashov’un yazdığına göre bugün de benzer uygulamalar diğer devletlerle oluşmuş olan işbirlikleri zor sokmakta. Örneğin ABD’nin MIT kurumu, Rusya ile yaptığı işbirliği anlaşmasını gözden geçirmek durumunda kalıyor. Bildirildiğine göre ülke dışında bulunan diğer Rus bilimciler de benzer görüşler ifade ederek, Putin dönemi uygulamalarının Stalin devrini çağrıştırdığını, gelişmelerin Rus bilimi için geriye gidiş olduğunu ve üzüntü yarattığını belirtilerek, protestoda bulunmaktalar. http://www.nature.com/news/putinsrussiadividesandenragesscientists1.16571 http://www.nature.com/news/russi ascrackdownsarejeopardizingitsscience1.18028 http://www.nature.com/news/russiaturnsscrewonsciencefoundation1.17580 Kaynakça:
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog