Bugünden 1930'a 5.109.998 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»
Yazarlar
Sayfalar

SAYFA GUMHURİYET 23 MART 2004 SALI L4 KULTUR kultur(5 cumhuriyet.com.tr SAHNEDEN AYŞEGÜL YÜKSEL YAZI O D A S I SendeGittneTriyandafılis...Ayla KuthTnım öykü dünyamıza armağan ettiği benzersiz "Sen de Gitnıe Triyandafilis"i bir kez daha otudum. bu yazıya oturmadan ön- ce. On iki yıl önce ilk kez okuyup bıtırdiğimde olduğu gibı yıne göz- lerim yaşardı. Bir ay önce Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı olan sahne uyarlamasını izlediğımde de olduğu gıbi. Oysa hüznünü ya da sevincinı kolayca gözyaşına dökebilenlerden değilim. Nedir bu yapıttaki büyü? İçerik ve biçım arasında kurulmuş müthiş bır ilişkı var Kutlu'nun 60 say- fa uzunluğundakı öyküsünde. Ya- zar-anlatıcının. öykü başkışısinin -hiç değışmeyen- ~< yaş zekâsı ve 7 yaşındakı bir çocuğun dünyaya bakışıyla doğTu orantıladığı bir an- latım düzeni var. Yalın, neredeyse rru- nimalist... Ama öykünün gevşek do- kusuna karşın masal türüne özgü bir bıçimde uyandırdığı merak duygu- sunu sonuna dek geçerli kılan, bu ne- denle tartımı hıç düşmeyen... Dahası, yalınlıktaşiınyakalayan... Anlarının tümiinde. sık sık yinelenen. ikı hecelı, gündelık "Volurgitme''' anlamındaki- "gitme" sözcüğünü. başkişisınin öyküsünün sınırlan dı- şına da ulaştınp vurucu kılan. Çün- kü Kutlu'nun deyişiyle. "ghme"'ya- kanşı "'sözdegU". bir çocuğun, u ça- resizliğinin farkında olmadan çare- siziiğinin giderilmesini" ıstemesi... Böylesine söylenen "gitme" sözcü- ğüne hangimiz sığınmamışızdır... Karşılıksız sevgi üretmek Yazar Kutlu. çocuk-kadın Trıyan- dafilis'in çevresinde dönen ve 1930'Iann ıkincı yansında başlayip günümüze ulaşan dokunakh serü- veni "savaş" olgusu üstüne odak- landırma yoluyla. üç tanhsel döne- mi dile getiriyor. Hatay'ın Türkıye Cumhuriyeti topraklanna katılmasıy- la bölgedeki Fransız denetiminın so- na erişi (Tnyandafilisin, ilk aşkı Fransız eri Picrree "gitme" deyışi). Ikincı Dünya Savaşı sırasında Tür- kiyenin tüm yörelerinde yaşanan ekonomik sıkjntının Tnyandafilis'in yaşadığı dünyayı da karartması. Da- ha sonra Kore Savaşı'nda verdiğimiz kayıplar(Triyandafilis"ın ikinci aş- kı Raufa '*gitme''deyişi)... Savaşın neden olduğu aynlıklar, yoksunluk- lar, yuvalann ve dünyalann yıkıl- ması... Antakyalı iyi bır aileden ge- len Teodora ile Mersinli ışadamı Mösyö Antuvanın kızı Triyandafi- lis, savaşlann yaşamını nasıl etkıle- Ayla Kutlu'nun 1991 Sait Faik Öykü Ödülü'nü alan 'Sende Gitme Triandafilis' başlıkh yapıtındaki aynı başlıklı öykünün sahne uyarlaması Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sunuluyor. Yöntemen Serhat Nalbantoğlu, özgün yapıtın büyüsünü sahneye aktarabilen bir çalışma gerçekleştirmiş. Ankara Devlet Tiyatrosu'nun dönem içindeki en 'şık' yapımı. diğıni -çocuk kalmış kafasıyla- bi- lemez. Onun öğrendığı. sırtında as- kerüniforması taşıyan herkesı. "git- me" diyerek uyarmak. Sevgı adı- na... "Sende Gitme Triyandafilis*i dra- matık boyutlara ulaştıran, zekâsı sı- nırlı bir kızın başına gelen talıhsız- likler ya da savaşın neden olduğu yıkımlann bu kızın yaşamını etkıle- yişi değil Öyküyü biçimlendirme- de birincil düzeyde ışlev taşıyan bu iki öğenin buluşmasıyla ortaya çıkan "kaûksız sevgi" olgusu... Çocuk-ka- dın Triyandafilis'i ve koruyucusu Sultan ı *"kahramarT boyutuna ulaş- tıran da işte bu. Yıkılmışlığı. yoksun- luğu. yoksulluğu, en önemlısi de yalnızlığı ve çaresızliği "sevgi" üre- terek göğüslemek. Gerekirse çocuk- su *oyun"larla. Sultan'ın yıllarca "oyun" yoluyla kandınp oyaladığı Tnyandafılıs'ın. Sultan'ı "oyun"la a\Tittuğu sahne unutulabılir mi? Bu öyküde yüreğımıze işleyen ve iki kahramanını bızden yüksek bır yer- lere yerleştırmemizi sağlayan, on- lann bu "sevgi savaşımcıbğı" değil mi? Öykünün oyunun sonunda. ço- cukluğunda karabasanlanna giren "•perili ev"ın sahıbının. karanlık so- kakta üniformasının omuzuna elini dokundurup "'Gitme'* dıye yakardı- ğı noktada. kendısine -hiçbir karşı- lık beklenmeksizin- uzatılan sevgi- yı keşfedıveren genç asteğmen Eren'in, hepımız adına "Sen de git- me" demesi değil mi gözyaşlanmı- zı zaptetmemize engel olan? Kutlu'nun öyküsünün sahne met- nini yazan uyarlayıcılar (Seyfettin Babat, Pınar l ysaİ. Serhat Nalban- toğlu) belli ki öncelikle yüreklerinin sesinı dinlemişler. Kutlu'nun öykü- sünün masalsı (uzun yıllan kapsa- yan) boyurunu Anlatıcı (Eren) kul- lanma yoluyla koruyup Tnyandafi- lis'in ve Sultan'ın öyküsünün drama- tik olmaya yatkın sahnelennı tablo- laştırmışlar. Böylece bir "öykü-oyun" kurgu- su oluşturmuşlar. Bu kurgu içınde "zengin evi" sahnelerı ile "yoksul evi" sahnelerim. dış uzamlar ile ıç uzamlan sayıca -olabildiğınce- den- geleyerek görsel çeşitliliği olan bir tablo akışı oluşturmuşlar. Kutlu'nun söylemının yalın şiirselliğinı oldu- ğu gibı korumakla bırlikte. bellı baş- lı olaylann yer aldığı sahnelen dra- matık anlatımla somutlaştırmışlar. Sonuç olarak da öykü metniyle uyu- mu açısından başanlı bır uyarlama gerçekleştirmışler. Titiz bir sahne calısması Yönetmen Serhat Nalbantoğlu oyunu sahnelerken yazarla aynı du- yarlılıkta buluşma adına titiz bır ça- lışma gerçekleştirmiş. Benim Tür- kiye'de ilk kez tanık olduğum "ze- minden çıkan dekor" teknığıyle. tab- lolann art arda akışıru kolaylaşrırmış Işm Mumcu'nun dekor. Gülümser Erigürün gıysı ve Seyhun Ayaş'ın ışık tasanmlanyla uyuşum içınde olan **şık" (titiz, düzenlı. göze hoş gelen, iddialı anlamında) bir sahne düzeni oluşturmuş. Can Atilla'nın müzik düzenıyle oyunun hüzünlü- masalsı atmosfen oluşmuş. Serhat Nalbantoğlu. oyunculann perfor- manslannın -onlar daha sahneye ısın- madan bıth eren kısa tablolar nede- niyle- yapaylığa (abartıya) kayma- ması için de tutarlı dengeli bir oyun- culuk çalışması yapmış. (Gül Gökçe'nın anne Teodora'yı öyküde olduğundan daha "şurT bır kişi olarak yorumlamasını neden is- temış olabılir dıye düşünmeden ede- mesem de...) Nalbantoğlu, Triyan- dafilis (Zeynep Yasa) ve Sultan (Fat- maÖney) ile yaptığı çalışmayı da ba- şanlı kılarak temel öykü kişilerinın inandıncılığını sağlamış. Ne ki oyunda öykü başkişıleri Triyandafi- lis ve Sultan kadar sahne olayının çer- çevesinı çizen Anlatıcı Eren de önem- li. Nalbantoğlu nedense Eren'i oy- nayan Levent Şenbay'ı yalnız bırak- mış. Sonuç olarak da düz bır anla- tımla yorumlanan Anlatıcı, hem Kut- lu'nun öyküsünün içerdiği şiirselli- ği, hem de uyarlamacılann şiirsel olan ile dramatik olan arasında kur- duklan dengeyi yer yer zedeliyor. Eren, Triyandafilis'in "üniforma gjymek,bir daha dönmemekdemek- tir" yolunda vardığı genellemenin ve bu genelleme doğrultusunda, sokak- ta rastlayıverdiği bir insana uzattığı "sevgTnin oyundaki tek görsel he- defi olduğu için. söylemine daha çok ayırtı (nüans), daha bır sıcaklık katan bir .Anlatıcı olarak yonımla- nabılırdı. Yine de çok tat alarak izledim "Sen de Gitme Triyandafîlis"ı. Sız de iz- lemelisinız Üç biiyiik şehirde caz rüzgânKiiltür Servisi - İtaryan Kültür Mer- kezi, 23-30 Mart tanhleri arasında tstanbul, Ankara ve tzmir'dekı kon- serler dizisinden oluşacak bir etkın- lik düzenliyor: Türkije'de İtahan Caz Günleri. Bugün lzmir A\Tupa Caz Fetıvali kapsamında tsmet înönü Kültür Mer- kezi'nde saat 20.30'da Paolo Fresu Beşlisi konser verecek. Topluluk 24 Mart'tasaa 19.30'datstanburdaltal- yan Kültür Merkezınde ve Nardıs Caz Club'da saat 22.30'da olacak.Yann Ankara Sheraton Ho- tel Clubhouse'da 19.30'da cazsev- erlerle buluşacak olan İtalyan caz topluluğu da Nico Gori DörtJüsü Batende ^essandro Fabbri. elekt- ronik basta Francesca Taranto, gı- tarda Luca GeDi. klarnet ve alto saks- ta NicoGori'den oluşan topluluk, kla- sikleşmış ve özgün caz parçalanndan oluşan bır konser verecek 25 Mart'ta Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kül- tür Kongre Merkezi' nde saat 20.00'de Les Italiens'ın konseri yer alıyor. Topluluk, 26 Mart'ta İstanbul'da saat 19.30'da İtalyan Kültür Merke- zi'nde ve saat 22.30'da Nardıs Caz Club'da Türk cazcılann da katılımıy- la parçalannı seslendırecek. 27 Mart'ta ise Nico Gori Dörtlü- sü, İstanbul'da İtaryan Kültür Merke- zi'nde saat 19.30'da \e Nardis Caz Club'da saat 22.30'da eazseverlerle bu- luşacak. 29 Mart'ta saat 17.00'de ts- tanbul Yıldız Üniversitesi'nde Mas- terclass Alessandro Di Puccio kon- sen var. 30 Mart'ta ıse Istanbul Bilgi Üni- versıtesi Masterclass Nico Gori'ye saat 16.00'da Kuştepe Kampusu'nda ev sahıplıği yapacak. (0 212 293 98 48) SELÎM İLERİ Bahar Sofraları (2) Bahar sofralarının yeşilliğe açık sayfalannda, değişik, başka başka yörelerden çıkagelmiş sa- lataları vardı. istanbul'da ozamanlartazebörülceyibulmak kolay değildi. Börülcenin kurusu ya kuru fasul- ye gibi pişirilir, ya da piyaz gibi yapılırdı. Bunlar hep kış tatlarıydı. Fakat Ayvalık'ta. Balıkesir'de, Izmir'deoturan akrabalarınız varsa, onlar Istanbul'a geliyorlar- sa ve mevsim uygunsa, taze börülceleriyle bir- likte gelirlerdi. Taze börülce de istanbul'da ge- lip geçici saltanatını yaşardı. Afiyetle zayıflamak ısteyenler için, nefis bir ta- ze börülce salatasının tarifini vereceğim: Börülcelerin uçları bıçakla alınacak. Taze bö- rülceler, büyüklüklerine göre, ikiye üçe bölüne- cek. Güzelce yıkandıktan sonra, kaynayan su- ya atılacak, diriliklerı az buçuk korunacak kı- vamda pişirilecek. Sarmısak ayıklanıp dövülecek, zeytinyağı-li- mon, kırmızıbiber; bu sos, börülcelere döküle- cek. Salata buzdolabında soğutulacak. Hem doyurucu, hem de kalori açısından aşırı ürkü- tücü değil... Eskişehir'de yediğim özel bir sonbahar sala- tası varki, onu da anmak ısterim. Sonbahar, çün- kü bu salata için iyice olgunlaşmış kavuna ihti- yaç var. Çekırdeksiz, kıtır kıtır hıyarlan kabuklanyla ren- deliyorsunuz. Şimdı sız onları rendelerken, ben bir hıyarlık yaptığımı fark ettim! Nerden çıkardım sonbahar salatası olduğunu; basbayağı ılkbahar. yaz başlangıcı salatası. Çün- kü keleğe ihtıyaç var. yani olgunlaşmamış ka- vuna... Kelekleri de bir güzel rendeleyin. Hıyarlarla kanştınn. Bu kanşıma sivribiber, domates, birbaş soğan doğrayın. Zeytinyağı, yoğurt. tuz karışı- mısoslaikramedin. Keleğin,kelekturşusundan hayli farklı, buruk tadı hoşunuza gidecek. llkbaharın görkemlerinden marulu Oburcu- ğun Edebiyat Kitabı'nda anlatmıştım. Bir yığın dolmayı da şurda burda anlattım. Ama Edir- ne'nin harikulade marul dolmasını şimdi anlatı- yorum: Marul yapraklarını, toprağı, börtüböceği arı- nıncaya kadaryıkayın. Kaynayan suya şöyle bir atıp çıkarın, soğuk suda bekletın. Kabuğu soyulmuş, kuşbaşı doğranmış do- mates, ince kıyılmış soğan, yıne ınce kıyılmış may- danoz, arzuya göre çeşit çeşit baharat, tuz, pi- rinç ve kıyma, hepsi dolmanın harcı için karış- tırılıyor. Harç, marul yapraklarına sarma gibi ko- nuyor. Marul dolmaları tencereye dizilip kısık ateşte pişiriliyor. Marul dolması, sarmısaklı yoğurtla yenirse daha da lezzetli. Fakat yoğurtlu yiyenler, daha küçük porsiyonlarla yetınmek zorundalar, afiyet- le zayıflamayı gerçekten istıyorlarsa. Bahar sofralarının en güzel meyvesi, banaso- rarsanız, yeşileriktır. En ham halınden başlaya- rak, bıngıldamasına az kalaya kadar, her gün ye- şilerik yerim. Fakat bütün bu süreç, hepı topu, yırmı beş otuz gündür. Yeşilerik asıl bahann kendisi gibi kısa sürer. Za- ten onu yerken, ilkbahan yemiş gibi olursunuz. Son yıllarda, bir iki seçkın turşucuda, yeşile- rik turşusuna rastlıyorum. Nasıl sevindiğimi an- latamam. Sonbaharlarda, kış günlerinde. otur- şu, belkı yeşileriğın kendisi kadar olmasa da, hep ilkbaharlardan, hep bahçelerden, kırçiçeklerin- den, usul usul ısınan havalardan, havadaki ba- har kokusundan, bütün o güzelliklerden haya- letler getiriyor. Sevimsiz kış için bu bile mucize! Yeşilerik turşusu afiyetle zayıflatır mı, onu bil- miyorum. 'Diyetisyen 'inıze sorun: Soruyu yanrt- lamak için kim bılir kaç para alacaktır sizden... Yaşım ilerledikçe, baharı ne kadar çok sevdi- ğimı söyleyerek noktalayacağım bu yazıyı. Oy- sa gençken, ilkbahar gönlümü hıç mi hiç çek- mezdı. Şımdiyse, ben de gençleşecekmişim sa- nıyorum... Öneriler: Kitap/Defter ve Çikolata. Seyit Göktepe, Al- kım Yayınları. (Edebiyata gönül vermış genç bir yazann duyarlı öyküleri. Özellikle "Kum Saati"...) YTÜMED BAHAR KONSERLERÎ 2004 Saa : 2ft00-rUW Ya : YsfcözTefcrek ÜBİversitesı Moka Kasipu. Odtonuiı Tel-Fax : 0212 236 00 69-236 02 04-Direkt OKTAY AKBAL Romanlar Caripler Sokağı, 12. Baskı Suçsumuz insan Olmak, 12. Baskı Insan Bir Ormandır, 5. Baskı Düş Ekmeği, 4. Baskı Batık Bir Gemi, 2. Baskı CAN YAYINLARI KARTAL 1. AİLE MAHKEMESİ'NDEN Esas No: 2003 237 Karar No: 2004 48 Davacı Burcu Kordon tarafından davalı Ihsan Kordon aleyhıne mahkememızde açılmış olan boşanma davasının 17.02.2004 tarıhli duruşması sonunda. Açılan davanın kabulüne, Çanakkale. Gelıbolu. Alaeddın Mahallesı. Cılt 1. Hane 73'te nüfusa kayıtlı bulunan Ahmet ve Canan Tülay'dan olma 19 7 7 d lu Burcu Kordon ile davalı Hasan ve Su- na'dan olrr*a 1966 d.lu Ihsan Kordon"un şıddetli geçimsızlık nedenıyle boşanmalanna. Taraflanrı müşterek çocuğu 2001 d.lu Berkın velayetının anneye \enlmesine. her ayın ilk haftasının pazar günü sabah saat 11 OO'den 13.00'e kadar müşterek çocuk ile davalı baba arasında şahsı münasebet tesisine. davacınm yap- mış olduğm 78.225 000 -TL mahkeme masrafı ile 300 000 000 -TL ücretı vekaletın davalıdan tahsılıne 5 140 000İ-TI. ilam harcırun davalıdan tahsılıne. hüküm özetının da\alıya ılanen teblığıne yargıtay yolu açık olmak üzere 17.02.200^1 tanhınde karar venlmıştır. Kendısine duruşma günü dava dılekçesı ılanen teblığ edılen da\alı\a hukum özetı ılan cBİunur. 09.03.2004 Basın 12283 BÜLENT DİKMENER HABER ÖDÜLÜ YARIŞMASI Gazetecı Bülent Dikmener'ın anısını \aşatmak \e Tûrk gazetecılığine olan katkılannı mane\ı \5nden sürdürme>ı sağlamak amacı\la. adına 1980 \ ıhnda konulan "Haber Ödülii" 2003-2004 donemınde de sürdürülmekte- dır. Ödül koşullan şcnledır: 1. Ödule her Türk gazeteci ada\ olabihr 2. -\da\lik. gazetecının kendı ya da Ödül Komitesi üyelerinin önerisı ile gerçekleşır 3. Ûdüle ada> göstenlecek haberlenn 1 \ısan 2003 ile 31 Mart 2004 tarihleri arasında günlük gazete- ler ya da sürelı \a>ınlardan bınnde \a> ımlanmış olması gereklıdir 4 Ödüle aday olabılmek ıçın nıtelıkleri 3 maddede behrtılen haberlenn vayımlandıgı gazete \a da sii- relı yaymlann bır sa\ısının 12 Nisan 2004 günü akşamına kadar Bülent Dikmener Haber Ödülii PK: 246/İstanbul adresme taahhütlü olarak ulaştınlması zorunludur 5 Ödül ler: a) Haber Ödülii. bıJünÖzeiÖdülü. oiarak behrlenmı^tır. Kazananhn. ödülü sımgeleven bırer plaket ile özel armağanlar \enlecektır. Ödül Komitesi: Mufıt Alaçalı, Yalçm Başer. Fıkret Dağlıoğlu, Orhan Ennç. Yalçın Eryalçm. Doğan Katırcıoğlu. Ergın Konukse\er. Tıırga\ Olcauo. Denız Som. \'ılmaz Tunçkol. Uhı Yanardağ. Aramız- dan aynlanlan Orhan Apaydın -Kf>-i9S6) Etem Ünlk ıl925-im). Ayhan Başoğlu 'I92S.1993), KayhanEdipSakana1 /y-/WW-j SonerGirgin <19.r-l995).Çetin()ıbiKnktl939-199>) Erhan \kyıldız '/94'-W\ı Okta> Kartböke '19.^-!^), Engin Bilginer tl945-2001> E « S U » D E » E f I « t E R İ L i H ANKARA 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN EsasNo 2OO3'783 Karar No-2003 1035 Davacılar Fılız Testık ve Murat Testık tarafından davalı Nüfus Müdürlüğü aleyhıne açılan soyadı tashıhı davasmın nıahkememızce yapılan yargılaması sonunda, .Ankara ılı, Altındağ ılçesı, Inkılap MahKöy. Cilt 51. Hane 18 7 'de nüfusa kayıtlı Hüseyın \e Zeynep kızı 1981 d lu Fılız Tesdik ile aynı yerde nüfusa kayıtlı Hüseym \e Zevnep oğlu 1976 d.lu Murat Tesdık'ın Tesdik olan soyadlannın 11.11.2003 tanh ve 2003 1035 savılı kararı ile Keskın olarak düzeltılmesine karar verilmıştır. MK'nun 26. maddesı gereğınce ılan olunur 1111 2003 Basm: 12320 KIRALIK ** ODA U\ yoh, ö 1 da r n 11. K ı u l E r j . " • K:ıi11' ' 1f ıı . 11 ; 1 : 3 1 i I 1111 u! i r ı www.sa.natyqlculari.com H e B e y o ğ i u M u a m m e r K m c ı T ı | a t r 0 s u t ı < ! T l l 0 2 1 2 2 5 2 5 9 3 5 H ı r Ç ı r ] i m D ı Sa ı l 2 « 3 0 O y u n c ı ı l a f T l y a l r o « a h v ı t i | l T ı l 0 2 1 2 2 4 5 1 3 1 4 NAZİLER KİTAPL4RISOFC4KL4RA YAKMAKİÇİM YIĞIYORDU. KORSAN, HAKSIZ fi4Z4XÇ!Çf\ Y/ĞIYOR ÎKtStNtN DE GÖRÜS'ÜMİ 1ĞRE\Ç' Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog