Bugünden 1930'a 5.093.790 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»
Yazarlar
Sayfalar

CUMHURİYET/4 ÖZGURCE TURKER ALKAN SHP'nin Son Ruh Çağırma Seansı "Politika, iyi ile kötü arasında bir seçim yapma sanatı değildir" der bir âkil kişi; "Politika, iki kötüden daha az kötü olanını seçmektfr." Olaya böyie bakacak olursanız, güreş karşılaşmalann- da kötü puan hesaplanması gibi siyaset minderinde yarı- şanların da kötü puanları toplanarak bir sonuca gidilebi- lir. Seçim öncesi dönemin çetelesini pektutamadım, ama seçiniden bu yanâ olup bitenlere bakınca, İnönü tarafı- nın kötü puanları biraz daha fazlaymış gibi gözüküyor. Bir kere, seçimde alınan sonuç, İnönü taraftarları için ciddi bir sorun olarak ortada duruyordu. Konuyu (Bayram- paşa seçımınden sonra olduğu gibi) kurultaya götüre- rek genel merkezin tartışmaya açması gerekirdi. Bunu yapmadıkları gibi kurultay isteyenleri de ağır biçimde suç- ladılar. Hatta, genel sekreter, kurultay isteyenlerin parti- den atılabıleceğini bile söyledi. Bunların olmaması gerekirdi. Kurultayı "olağanüstü geç" bir tarihe atmak, hükümet- te olmanın verdiği avantajı kurultayda oya çevirmeye ça- lışmak... Hatta, Kültür Bakanı Sağlar'ın, "Biz seçilemez- sek hükümete güvenoyu vermeyiz" sözleri... Bütün bun- lar, çok ciddi yanlışlardı. Eksi puanlardı. Öte yandan, Deniz Baykal yanlılarının ilk başta SHP'nin hükümet ortağı ol- _ _ _ ^ ^ _ ^ ^ _ _ _ _ ^ _ _ _ ^ ^ ^ masına karşı çıkma- ları sonra hükümeti desteklemeye baş- lamaları, onlar açı- sından eksi bir puan oldu. Baykal, çevresine aldığı arkadaşlarını partinin gittikçe da- ha geniş bir çevre- sinden seçerken, İnönü'nün dar bir arkadaş çevresine tıkılıp kalması, top- lam puanları Baykal'ın lehine çevirebilir. Heyecan yokluğu öylesine yaygın ki yıllannı partiye vermiş birçok kişi, "Bu kurultay beni hiç heyecanlandırmıyor" diyerek kayttsızlığını açıklayabiliyor. Bunlar, son birkaç ayın muhasebesi. Kuşkusuz ki, de- legeler seçimlerini yaparken 1983'ten bu yana olup biten- leri de hesaba katarak çok daha geniş bir bakışla olaya yaklaşacaklar. İnönü'nün, sakin ve güven veren kişiligi, delegeler üzerinde olumlu bir etki yapmaya devam ede- cektir. Hükümette bulunmanın belirli bir avantaj sağlaya- cağına da kuşku yok. Fakat İnönü'nün eskisi kadar "birleştirici" imajı taşıyıp taşımadığı tartışmaya çok açık gözüküyor. En önemlisi de partinin seçimlerde aldığı sonuçtur. Kuş- kusuz ki her parti seçimlerde oy dalgalanmalari ile karşı- laşabilir. Fakat, SHP'nin durumu "geçici bir hastalık", "grip", "soğuk algınlığı" diye geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir rahatsızlığın işareti. SHP'de müzmin bir halsizlik, bi- linç kaybı, iktidarsızlık ve yatağına kaçırma tablosu ile karşı karşıyayız. Üzun yıllar askeri yönetim altında ve en koyusundan sağ bir rejim yönetiminde yaşadıktan sonra bu ülkede sol bir parti oylarını bir türlü arttıramıyorsa, tam tersine dü- şürüyorsa ve bundan dolayı hiçbir rahatsızlık belirtisi gös- termiyorsa, ciddi bir hastalık var demektir. SHP'nin sorunu çok fazla "fikir yokluğu"na da bağlan- mamalıdır. Aslında, son yıllarda SHP'de öyle az buz fikir üretilmedi. TÜSES Vakfı'nın üç yıldır yaptırdığı araştırma- ları hiçbir parti yaptırmadı. DYP de dahil olmak üzere, hiç- bir parti, "İktidara gelince ne yapacağız," sorusunun ya- nıtını SHP kadar iyi bilmiyordu. Sorun, fikir ve görüş yokluğu değil, fikir ve görüşlerin hayatageçirilmemesiydi. Kitlelere iletilememesiydi. İnsan- ların heyecanlandırılamamasıydı. Siyaseti, insanlarfikirlerden çok duygularla yapıyorlar. SHP, kitleleri duygusal yönden yakalayamadı. Bir zaman- lar Karaoğlan'ın yaptığını yapamadı. Sonunda iş bu noktaya gelip düğümlendi. Bu heyecan yokluğu öylesine yaygın ki yıllannı partiye vermiş birçok kişi, "Bu kurultay beni hiç heyecanlandırmıyor" diyerek ka- yıtsızlığını açıklayabiliyor. Hocam Mümtaz Soysal, "ortak akıl"tian söz ediyor. Or- tak akıl kuşkusuz ki gerekli. Ama en az onun kadar "or- tak ruh" da gerekli sanıyorum. Ve bu ruhu sağlayacak bir liderlik kadrosu. SHP Kurultayı'nın işi zor! ERBAKAN Irak'tan sonra Ubya'ya oyun ANKARA (Cumtauriyet Bü- rosu) — RP Genel Başkanı Necmettin Erfoakan, ülkesinde popülaritesi azalan ABD Baş- kanı Bush'un, kasım ayındaki seçimlere yatınm amacıyla Irak'ta oynanan oyunu şimdi Libya için sahneye koymaya ça- hştığını öne sürdü. Geçen hafta Libya'ya giderek Devlet Başkanı Kaddafi ile gö- rüşen Erbakan, TBMM'de dün düzenlediği basın toplantısın- da, BM Güvenlik Konseyi'nin, uçak düşürme olayından so- rumlu tuttuğu iki Libya vatan- daşının ABD'ye teslim edilme- sine ilişkin karannı sert bir dille eleştirdi. Bu karann tümüyle hukuka aykın olduğunu savu- nan Erbakan, ortada bu konu- da herhangi bir hukuki karann bulunmadığıru belirterek BM kararmın tümüyle ABD istih- barat örgütünün bir raporuna dayandığını öne sürdü. "Bir ül- kenin istihbarat teşkilatının ra- ponı ile hangi iilke vatandaşı- nı diger bir iilkeye teslim eder?" diyen Erbakan, ABD'nin, Irak'ta oynadığı oyunu şimdi Libya için oynamaya çahştığı- nı belirtti. Libya liderinin, söz konusu iki kişinin, Lahey Ada- let Divanı'nda ya da gözlemci yargıçlann da katılacağı ve Lib- ya'da oluşturulacak bir mahke- mede yargılanmaları önerileri- nin BM tarafmdan reddedildi- ğini savunan Erbakan, BM ka- ran ile Libya'ya 15 günlük süre tanındığmı, bu sürenin sonun- da üpkı Irak'ta olduğu gibi ön- ce ambargo, ardından da diğer yaptınmlann gündeme gelece- ğini bildirdi. ABD Başkanı'mn, Körfez krizi sırasında ülkesinde popü- laritesinin yüzde 90'larda oldu- ğunu, ancak ekonomik sorun- lann tırmanmasıyla birlikte bu oranın yüzde 30'lann altma in- diğini savunan Erbakan, ka- sımda ABD'de başkanlık seçi- mi olduğunu da anımsattı. Gelişmeleri, "Amerika'nın tovboy oyunu" diye niteleyen Erbakan, ABD'nin Müslüman ülkeleri tahrip etmek için çahş- Uğını savunarak, "Nasd Güney- doğu'da teröristleri ABD silah- landınyorsa, tüm Müslüman ülkelerde de aynı metot uygulanıyor" dedi. Erbakan, ABD'nin Irak'ta insanlık suçu işlediğini, bunun da tngiltere^ de kurulan bir Adalet Komis- yonu'nca beürlendiğini, ABD- nin bu savaş sırasında 19 ayrı noktadan hukuku çiğnediğüıin saptandığını da öne sürdü. Erbakan, BM karannı şid- detle kınadığmı da belirterek, tüm Müslüman ülkeleri Libya- nın yanında olmaya çağırdı. Erbakan, bir soru üzerine de, hükumetin açıkladığı bütçeyi eleştirerek, "Demirel'e 'Baba* diyorlar ama, o torununuD pi- jamasını giymiş dolaşıyor. Bo biitçe ile bu Baba kimi kurta- racak?" dedi. Erbakan, bir baş- ka soru üzerine de SHP kurul- tayını anımsatarak, koalisyo- nun kurultay sonucuna göre dağılıp gideceğini öne sürdü. HABERLER 7 SHP OLAĞANÜSTÜKURULTAYIBUGÜN 25 OCAK 1992 lnönü-Baykal: Üçüncü raunt6. OLAĞANÜSTÜ KURULTAY (29 EYLÜL 1990) İnönü: 504 Baykal: 405 3. OLAĞAN KURULTAY (27-28 TEMMUZ 1991) Birinci tur: İnönü: 510 Baykal: 483 İkinci tur: İnönü: 511 Baykal: 479 Üçüncü tur: İnönü: 534 Baykal: 451 İç Politika Senisi - İlk ola- rak 29 Eylül 1990 tarihinde yapılan SHP 6. Olağanüstü Kurultayı'nda genel başkan- lık için karşı karşıya gelen Erdal loönü ile Denız Baykal, bugün başlayan 7. Olağanüs- tü Kurultay'da üçüncü kez yanşıyorlar. İnönü ile Baykal arasındaki üçüncü raundun sonucunun yann geç saatlerde ahnması bekleniyor. Deniz Baykal, SHP Genel Sekreterliği görevini yürütür- ken 29 Eylül 1990 tarihinde yapılacak olan kurultayda ge- nel başkan adayı olduğunu, 8 gün önce düzenlediği bir basın toplantısıyla açıklamıştı. SHP'nin Bayrampaşa bele- diye seçimlerinde DSP karşı- sında aldığı ağır yenılgının şokuyla girilen kurultayda Baykal'ın sloganı "Kadro de- ğil, genel başkan değişmeli" oldu. Fakat Baykal da işe ilk olarak kadrosunu değiştir- mekle başladı.» Adaylığını açıkladığı basın toplantısında hemen yanı başında bir önceki kurultayda Inönü'ye rakip olarak çıkıp açık farkla kay- beden Ismail Cem vardı. Cem'in "ideologluğundaki" Baykal ekibi kurultaya "yeni- leşme, değişiklik" yaklaşımla- nyla girdı. Ayşe Güney Ayata, Sencer Ayata, Tanju Erdem ve Tuncay Artun'dan oluşan "be- yin takımı" ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Baykal, SHP'de yenileşmeyi sağlaya- bileceğini göstermeye çalıştı. Ancak "Görevim SHP'yi iktidara taşımak" diyen Erdal İnönü, 504 delegenin oyuyla genel başkanhğını korudu. Baykal 405 oy alabilirken 44 kişilik parti meclisınin 40 üye- si İnönü yanlılarından seçildi. tkinci raund Aradan daha bir yıl bile geç- meden "kurultaylar partisi" olarak nitelenen SHP'de 27-28 Temmuz 1991 tarihle- rinde yapılacak olan 3. Ola- ğan Kurultayı'nın heyecanı yaşanmaya başladı. Baykal. her nc kadar kurultaya bir gün kala adaylığını açıİdadıy- sa da bu sefer çok dahı iyi ha- zırlanmıştı. Her şeyden önce "Baykal ekibi" tanımından böylece de "hizipçilik" suçlamasından kurtulmak amacıyla çevresini "Yeni Sol" olarak adlandırdı. Kurultay çahşmalarını ayn bir "karargâh"tan yürüttü. GÜL VE DİKEN — SHP 3. Olağan Kurulta>ı'nda İnönü'ye karşı ikinci kez ada> olan Baykal, konuşmasını bitirdikten sonra rakibine gülsunmuştu. SHP'nin simgesi haline gelen giiliin, 20Ekim 199rdesandıktaaçamaması üzerine Baykal üçüncü kez kolları sıvadı. • Bazı basın organlannın açık ve geniş desteğini aldı. özel- likle İsmail Cem'in çabalany- la "değişim ve yenileşme" çağ- rılan aynntılandınlıp bir program haline getirildi. İnönü ise kurultay öncesin- de şu sözlerle "Baykal'ın de- ğişmediğini" iddia etti: "Salt orijinal olmak için farklı olmak için ya da başkalarına karşı muhaiefet yapabihnek için içi boş yenilik şarkıları söylenirse bunun hiç yararı olmaz. Hizip- çilik örgütleri kemiren, güçsûz düşüren bir hastalıktır." Fakat İnönü'nün Baykal'ı ikinci kez yenmesi kolay ol- madı. İlk iki turda 510-483 ve 511-479 şeklinde gerçekleşen oy dağılımı înönü'nün genel başkanlığa seçilmesine yetme- di. Sonuç ancak sabaha karşı alınabildi: İnönü'ye 534, Bay- kal'a451 oy. 3 Kasım 1985 tarihinde gel- diğı SHP genel başkanhğını bir kez daha koruyan İnönü sonuçlan şöyle yorumladı: "Artıkyarışbitti." Ama Baykal için yanş bit- medi. 20 Ekim 1991 seçimle- rinde SHP'nin çok kötü bir sonuç olarak üçüncü parti du- rumuna düşmesiyle Yeni Sol grubuna bağlı delegeler yeterli sayıda imzayı toplayıp partiyi olağanüstü kurultaya götür- düler. Genel merkezin müda- halesiyle bugüne ertelenen kurultay yann sonuçlanacak ve SHP içinde yanşın bitip bit- medigi sorusu bir kez daha sorulacak. SHP ANKARA MİLLETVEKİLİ ALİ DİNÇER Iktidar gücümüzü kullanamadık FARUK BİLDİRİCİ ANKARA — Deniz Baykal'ın lider- liğindeki Yeni Sol grubun önde gelen isimlerinden olan Ankara MiUetvekili Ali Dinçer, olağanüstü kurultay toplan- masma karşı çıkmıştı. SHP'nin beledi- yeler ve koalisyondaki iktidar gücünü ye- terince kullanmadığını öne süren Dinçer, sorularımızı şöyle yanıtladı: — Siz bu kurultayın toplanmasına karşı çıkmıştınız. Neden? DtNÇER — Çünkü SHP'nin imajına zarar verecek. Kurultayı erteleseydik iş yapmakla, hizmet üretmekle uğraşırdık ve partimizin imajını güçlendirirdik. — Hem SHP'>e zararlı olacak diyorsu- nnz bem taraf tntuyorsunuz, neden? DtNÇER — Benim bu düşünceme rağmen kurultay oluyor. Bu kurultaydan benim partimin yöne- tim kadrosu ortaya çıkacak. Tarafsız kalmam soz konusu olamaz. — SHP yapısal sorunlannı bu kurul- tayda çözebüecek mi? DtNÇER — Ben kadrolaşma açısın- dan olsun, yönetim kadrolan acısmdan olsun sosyal demokrat ideolojinin prog- ramının zenginleşmesi, yenileşmesi ve de- ğişmesi açısından ciddi, güçlü beklenti- ler içindeyim. — Siz erime tespitine katüıyor musu- nuz? DİNÇER — Gördüğüm kadanyla bu sorunu aşmaya koalisyon ortağı olmak yetmedi. Çünkü koalisyon ortağı olma- nın getirdiği iktidar gücünü, belediyeler- de olan iktidar gücünü kullanmak gere- Erdal Bey, politikacı, siyasi lider kahplarına girmiyor pek. Yurtsever, aydın bir bilim adamı. Siyasetçi, iddia sahibi olmak, hırslı olmak Jurumunda. Bir model ortaya koyacak, bu modelin gerçekleşmesi için gecesini gündüzünü harcayacak ve partisine hâkim olacak. kiyor. Parti politikası olarak kamuoyu- na dovıırucu mesajlar verebilmek gere- kiyor. — Burada sorun sadece genel başkan ve parti yönetimi sorunu mu, yoksa da- ha teraelde olan bir sorun mu var? DİNÇER — Bugün bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sosyal demok- ratlar yeni bir söylem geliştirme duru- munda, programlarını, modellerini ge- liştinnek, halkın istemlerini karşılayacak yeni mesajlan üretmek durumunda. O bakımdan da yenileşme, değişim gereki- yor. Sadece yönetim ve kadroyla yetine- meyiz. — Sizce SHP'de kimlik sorunu da var mı? DtNÇER — HEP'in SHP'nin kimli- gini batırdığı yolunda yapılan tespitte haklılık payı var. HEP'le birliktelik ara- mak stratejik olarak doğru. Ben de par- ti meclisi üyesi olarak bu konuda alınan kararlara elimden geldiği kadar katıldım, oy verdim. Ama ciddi taktik yanhşlıklar söz konusu. "Parti içinde parti" duru- mu ortaya çıktı. ANAP'ın seçime girme- sini kısıtlı olarak engellediği arkadaşla- rımızın, seçime girebilmeleri demokra- tik katıümın gerçekleşebilmesi için gerek- liydi. Yani Kürt kökenli politikacıların dışlandığı bir yapı katılımcı, demokra- tik ve özgürlükçü bir yapı açısından ka- bul edilemez. Onlara parlamento yolu- nu SHP çatısı altında açmak doğruydu. Ama seçim ittifakı şeklinde değil. SHP bir büyük kitle partisidir. Kürt kökenli olsun olmasın herkese yer olmalıdır bu partide. Biz Türkiye'de 60 milyonu tem- sil etme durumunda olmak isteyen par- tiyiz. Kürt kökenülerin ayn bir partisi varmış gibi bir durumu kabullenmiyor, doğru bulmuyorum. Bu partinin çatısı altında olan parlamenter olsun olmasın herkes "SHPTiyün" demek dunımunda- dır. — Erdal tnönii'yü parti lideri olarak tanımlamak gerekirse nasıl tanımlarsı- nız? DtNÇER — Kisisel olarak ODTÜ'den bir öğrencisi olarak sevdiğim saydığım bir insan. Ama Erdal Bey'i, lider olarak, politikacı olarak tanımlamak zor. Poli- tikacı, siyasi parti lideri kalıplanna gir- miyor pek. Benim anladığım anlamda politikacı değil. Yurtsever, aydın bir bi- lim adamı. Siyasetçi iddia sahibi olmak, hırslı olmak durumunda. Yani bir mo- del ortaya koyacak, bu modelin gerçek- leşmesi için gecesini gündüzünü örgüt- lenme için harcayacak ve partisine hâkim olacak. Erdal Bey bunları yapmayınca, birbiriyle pek öyle ahenk içinde olinalan mümkün olmayan diyelim ki zaman za- man 3-5 kişilik heterojen bir ekip sanki SHP yönetimini şekillendiriyor. — Bütün bu gelişmelere karşın Erdal Bey kurultaya hâkim olursa ne olur? DtNÇER — Partimden kopmayı dü- şunmem. Ben CHP terbiyesi almış bir ki- şiyim, benim için önce parti gelir. Bu parti kan kaybediyor da olsa, damarla- rımdaki kan tümüyle aksa da ben yine bu parti içinde olurum. — Deniz Baykal'ı nasıl tanımlarsınu politikacı olarak? DtNÇER — Deniz Bey ortalama bir Anadolu insanı. öyle olağandışı diyebi- leceğimiz bir yapıdan gelmiyor. Deniz Bey'in hayatının çeşitli dönemlerinden kalan arkadaşhk, akrabalık ilişkileri var, çevresi var, siyaseten çevresi var. Bu ar- kadaşlığa önem vermesi, vefalı olması nedeniyle etrafında dar bir kadro var, başkalannın bu kadroya girmesi zor gi- bi görünüyor. Belki de "dar kadrocu" it- hamları bundan geliyor. Aslında bunun böyle olmadığını duşunüyorum ben. Ar- kadaşlan olabilen, ekip kurabilen insan zaman içinde çok daha geniş bir arka- daş çevresine ve çok daha geniş ekiplere ulaşabilir. Deniz Bey politikacı. Nitekim profesör olmasına 1.5 yıl kala politika- ya atılıp akademik kariyerini noktalamış. inönü'nün danışmanı 'Demek siyaseti yapanlar var' ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — Devlet 'Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı Erdal İnönü'- nün Başdanışmanı Hurşit Gü- neş, bugün başlayacak kurul- tayda SHP'li bakanlann seçi- mi kaybetmeleri halinde "ko- alisyonun sürdürülmesinin yanlış olacağını" soyledi. Gü- neş, "SHP'deki bastalıgın te- melinde, bazı insanlann adeta bir dernek siyaseti güderek ül- kede iktidar olmak yerine par- tiyi küçültme pahasına dahi olsa parti yönetimine egemea, olmak çabalan vardır" dedi. Bugun başlayacak olağa- nüstü kurultayda, İnönü'nün birinci turda seçimi kazanaca- ğını tahmin ettiğini söyleyen Güneş, "gelismelerin partide bir bölünmeye yol açıp açmayacagına" ilişkin soru üzerine de "Hayır. Her iki li- derin de kendi kanatlannı SHP disiplininde tutacaklan- na inanıyonım" dedi. Guneş, "Bundan sonraki kurultay ne zaman olur" sorusuna da şu karşılığı verdi: "Genel Başkan bir tüzttk ve program degişikliginden söz ediyor. Onun için yakın tarih- te olabilir. Ancak Deniz Bey'- in bu kurultayda da kaybetme- si durumunda bir daha kısa vadede genel başkanlık müca- delesi çıkacagını sanmıyo- rnm." ANAP GenelBaşkanı Yılmaz, DYP'li bakanayüklendi 6 Bakan Çağlar bizim madenimiz'ANAP Genel Başkanı Yılmaz, DYP'li Cavit Çağlar'ın peşini bırakmayacaklan mesajını verdi; Cindoruk'un "Meclis'i savunmasını" paylaştığını söyledi, GÜNPÜZ İMŞtR ANAP Genel Başkanı ve Ana Muhaiefet Lideri Mesut Yılmaz, Devlet Bakanı Ca- vit Çağlar'ın "Yümaz'ın babası- mn Beyazıt'taki Beyazsaray işha- nını nasd ele gecirdiğini çok iyi biliyoruz' sozlerine yanıt vererek "Sa>ın Demirel'in daha önceden söylediği çok doğra bir söz var. 'Muhalefel rejimin müfettişidir.' Biz müfettişlik görevimizi yap- mak zonındayız. Sayın bakan da bu konuda bizim için maden degeri taşıyor" dedi. Erken emeklilik yasasına da, Türkiye- nin sosyal güvenlik sistemini ipotek altına aldığı için karşı çıktıklannı belirten Yılmaz, ya- sayı incelettiklerini, gerekirse ip- tali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklannı söyledi. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz dün tstanbul'a gelerek Bakırköy tlçe Başkanhğı'na se- çilen Ali Tah'p özdemir'i maka- mında ziyaret etti. Yıhnaz, Ata- türk Havalimanı'nda çok sayı- da partili tarafmdan karşılandı. GAP adh seçim otobüsüyle ilçe içinde turlayarak Bakırköy Be- lediye Başkanhğı'na gelen Yıl- maz, burada yaptığı konuşma- Yılmaz. dün Bakırköy Belediye Başkanı Ali Talip Özdemir'i ziyaret edip kutladı. Yılmaz, erken emeklilik kanununun Türkiye'nin sosyal güvenlik sistemini ipotek altına alacağını söyledi. da partililerden Ali Talip Özde- mir'e sahip çıkmalannı istedi. Muhafeletin gözünün bu beledi- yede olduğunu vurgulayan Yıl- maz, bu belediyede sağlanacak başannın haziran ayında yapıla- cak yerel seçimleri lehlerine et- kileyeceği gibi aksüıe bir geliş- me halinde de muhaiefet parti- leri için koz olarak kullanılaca- ğmı söyledi. Sağ el bileği burkul- duğu için sargılı bulunan Yıl- maz'a Bakırköy Belediye Baş- kanlığı'nı ziyareti nedeniyle özdemir tarafmdan bir tesekkür plaketi verildi. Bir özel şirket yetkUisi de seçimlerde sürekli olarak beyaz yakalı ve mavi çiz- gili gömlek giyen Mesut Yıl- maz'a 'Artık bu gömlek sizin adımzla anüıyor. Bu gömlekle- ri kabulünüzü rica ederim" di- yerek üzerinde Yılmaz'ın imza- sının bulunduğu gömleği hedi- ye etti. Yılmaz'a daha sonra Ali Talip Özdemir ve diğer yöneti- ciler tarafmdan bir brifing veril- di. Ydmaz, brifingten sonra Ba- kırköy Belediyesi'nin acınacak durumda olduğuna dikkat çeke- rek gerekli desteğin verileceğini belirtti. Yılmaz daha sonra ga- zetecilerin sorulannı yanıtladı. Yümaz, "Devlet Bakanı Cavit Çağlar'ın babamzla ilgjli söyle- dikleri için ne düşünüyorsunuz" şeklindeki soruyu, "Ben 8 sene- lik devlet hizmetindc bulundum. Benimle Ugili bir şey bulamıyor da rahmetli babamla uğraşıyor- sa işi zor demektir" diye yanıt- ladı. Ydmaz diğer sorulara ise şu yanıtlan verdi: — SHP kurultayı hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir deği- şiklik olduğu takdirde koalisyon bozulur mu? YILMAZ — SHP kurultayı hakkında hiçbir şey düşünmü- yorum. Ümit ediyorum ki bü- yük bir partinin sorumluluğuna yakışır biçimde geçecektir. — Koalisyon hükümetini ku- rulduğu günden bu yana nasd degerlendiriyorsunuz? YILMAZ — Koaüsyon hükü- metinin göreve başlaması 65 gü- nü doldurdu. Bugüne kadar iki tane kanun çıkarmıştır. Bunlar- dan bir tanesi yerel seçimleri er- teleyen kanundur. — Ekonomik paket için ne di- yorsunuz? YILMAZ — Açıklanan eko- nomik paket sadece iyi niyet bel- gesi niteliğindedir. Onümüzde- ki günlerde bu tedbirleri yürür- lüğe koyacak olan kararname- ler, kanunlar çıkınca, bu konu- da daha sağhklı yorum yapma imkânı dogacaktır. — Sizce Sayın Başbakan 'sad- razamın ikinci zarfını' bu 500 günlük sürede açabiür mi? YILMAZ — Ne zaman aça- cağını bilemem, ama ben bu ko- nudaki endişemi söyledim. Eko- nomik program doğrudan doğ- ruya Başbakamn sonımluluğu altında olan bir programdır. İkinci zarfı açıp da bunun so- rumluluğunu başkasına yükle- mek isterse buna mületi inandır- ması mümkün değil. — TBMM Başkanı Cindo- ruk, Ankara DGM Savcısı'na karşı takındıgı tavn desteküyor musunuz? Bu konudaki görüşü- nüzü ögrenebilir miyiz? YILMAZ — Şimdi biz parti olarak, Meclis kürsüsünden ya- pılan beyanlar nedeniyle bu be- yanları yapan kişilerin sorum- suzluğu ilkesine inanıyoruz. Ama söz konusu meselede, pro- sedüre ilişkin başka unsurlar vardır. O açıdan arkadaşlanmız, değerlendiriyorlar. •rilyoner bakanlar Gedik'ten tazminat davası ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — ANAP Bursa MiUetvekili Mehmet Gedik, Devlet Bakanı Cavit Çag- lar'ın "Çoluk çocukla uğra- şacak zamanımız yok. O manyagın biri" sözlerinden dolayı hakaret davası açaca- ğuu söyledi. Gedik, Çağlar'ın bu söz- lerinin bir bakana yakışma- dığını belirterek şöyle ko- nuştu: "Sayın Bakan'ın be- nimle Ugili ağır hakarete va- ran sözlerini yadırgamıyo- rum. Dogrudur. Sayın Çag- lar'ın benimle uğraşacak ha- li yoktur. Kaçak villalan dunırken, Hazine arazisi üzerine vüla yapunlannı sür- dürürken, vakıf arazisi üze- rine işyeri \apimlan. gazete- sinin üzerine kaçak yapım- lan dururken". Gedik'in, devlet bakanlan Mehmet Batallı, Ömer Ba- rutçu, Cavit Çağlar, Meh- met Ali Yümaz ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Er- sin Fandyalı hakkmda vergi kaçırdıkları iddiasıyla verdi- ği sözlü soru önergesinde Devlet Bakanı Orhan Kiler- doğlu'nun yanıtlan ana mu- haiefet partisini tatmin et- medi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog