Bugünden 1930'a 5.088.581 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 TEMMUZ 2004 CUMA CUMHURİYET SAYFA JV LJ J_i J. U M\ kultur@cumhuriyet.com.tr 15 Kitano sonrası Japon sinemasının en üretkenyöneîmenininfilmi 'Ölüm Provası' 2. haftasında Seçilenin seçenden aldığıöç Hastanede tedavi gören kansını kaybeden, üzgün süzgün, sessiz bir koca (Ryo Işibaşi). Kadınsızlığın perişanlığını mecburen sineye çe- ken, Aoyama adındaki bu mahzun ve efendiden işadamı, hasta anne- süıe bir demet çiçek götüren küçük oğlunun bundan böyle hem babası- dır, hem de annesi artık. 7 yıl sonrası. Küçük oğlan (Tet- su Sawaki) artık karşı cinsle yakın- laşan, güleç bir delikanlı. Bir TV- video şirketi yöneticisi olarak habi- re çalışıp didinerek yaşlanan, yal- nız babasına yeniden evlenmesini önerir. (Temizlikçi kadın da bunu hararetle destekler.) Adam yeni bir evliliğe zaten dün- den razı. Bulup evleneceği bir çıtır- la ikinci bahannı yaşamaya çoktan hazır. Konuyu açtığı, kurt film ya- pımcısı arkadaşı (Jun Kunimura >. hiç çekilmeyecek bir film projesin- de baş kadın rolünü oynayacak, ar- tist adayını bulmak bahanesiyle. güzel genç kızlar arasında bir seç- me düzenler onun için. Piış clnayetleri... Başvuran 30 kadar genç kız ara- sından, manavdan meyve seçerce- sine görüp abayı yaktığı hüzünlü Asamı (Eihi Şiina), masum melek göriinüşlü. isteklerine tam cevap veren, uysal ve uygun bir gelın ada- yıdır ilk bakışta. Sakatlanınca yıl- İarca eğitimini gördüğü baleyi bı- rakmak zorunda kalmıştır ama asıl sakatlığının, çocukken yaşlı bir sa- pığın tecavüzüne uğramasından kaynaklandığı. öykü geliştikçe baş- vurulan geriye dönüşlerden anlaşı- lacaktır. Ayaküstü binbir yalan kıvıran Asami'yi, insan sarrafi, yapımcı ar- kadaşının gözü hiç tutmasa da, otel odalannda yatağa gıreceği, gizem- li genç kızla gizlice buluşur Aoya- m. m m m Odişon Yönetmen, senaryo: Takeşi Miike / Kamera: Hideo Yamamoto / Oyuncular: Ryo Işibaşi, Eihi Şiina, Tetsu Sawaki, Jun Kunimura, Toşie Negişi, Ken Mrtsuişi, Miyuki Matsuda / Japonya 1999 (1 Film). iike'nin gangster filmlerinden farklı bir yapı arz eden, kısaca erkeğin paranoyasının izdüşümü şeklinde özetlenebilecek olan Ölüm Provası filmi, korku-dehşet çıtasını santim santim yükselterek öncelikle türün meraklısının kesinlikle es geçmeyeceği türden, biçemi ve içeriğiyle sağlam kurulup aynntılandınlmış, sarsıcı bir fanteziyi sürüyor önümüze. ma. Aşkın gözü kördür ya da acı çekerken nasıl bir insan olduğunu anlarsın durumlan. Sonuçta güç ve iktidar sahibı bir Seçenle himaye- sine, buyruğu altına girmeyi kabul- lenmiş, narin bir Seçilen arasında, şaşırtmacalar, sürprizlerle sürerek yoruma açık bir finale bağlanan Ölüm Provası, Bush-NATO işgali nedenıyle geçen hafta seyredeme- diğimiz, 1999 Japonya yapımı bir Takeşi Miike filmi. 4 yıl kadar önce Rotterdam festi- valinde eleştirmenlerce alkışlanan bu filmiyle Batı'nın bağnna bastı- ğı Miike, Takeşi Kitano sonrası Ja- pon sinemasının en üretken ve ye- tenekli yönetmenlerinden biri. BlHnçaltmda kadın korkusu 5 yıl kadar önce Bodrum'da ya- pılan ilk çevre filmleri festivalle- rinden birinde gördüğümüz, yetiş- kinler için bir masal ya da ilginç bir Gaip Ufuklar (James Hilton) çeşit- lemesi niteliğindeki Çin'in Kuş lnsanları filmiyle tanıyıp mimle- diğimız Takeşi Miike, 2001 Istan- bul Film Festivali'nde sunulan 4 fil- miyle meraldısının belleğine kay- dettiği, bizde Narayama Türkü- sü'yle bilinen Şohei tmamura us- tanın yetiştirmesi, 1960 doğumlu, çok çalışkan, verimli bir yönetmen. 1990'larda adını duyuran Mi- ike'nin Murakami Ryu'nun öykü- sünden değiştirerek uyarladığı Ölüm Provası, karakterlerin tanıtıl- dığı ilk yansmda dokunaklı bir çe- kik göz melodramı havasında sey- rediyor mütevekkil ve suskun, an- cak ikinci yansında Aoyama'nın bilinçaltındaki kadın korkusuyla, kaygı ve tedirginliklerinin ortaya saçıldığı. çeşitli şiddet patlamalan- nın, giyotin gibi telle organ kesip biçmeye, viski bardağına felç edici ilaç katmaya ya da bedenin hassas bölgelerine iğneler saplamaya iliş- kin. şoke edici işkence sahneleriy- le sergilendiği, en kaşarlanmış se- yirciyi bile sarsıp silkeleyen, ür- künç bir gösteriye dönüşüyor. işkence sahnelerinin antolojiler- de yer alacağı şimdiden söylenebi- lir. Şiddetin açığa çıkmasına çanak tutmak, onu bastırmaya çalışmak- tan daha sağlıklıdır diyen Miike, aşın şiddet boşalımlanna meyilli, vahşi hayvandan farksız, takıntılı kahramanlanna bir yenisini ekliyor, kuşkusuz beyazperdeden gelip ge- çen en acımasız kadın kahraman- lardan biri olan mutsuz, kıyıcı ve gaddar Asami'yle. Seçici Aoyama ise Miike'nin er- kege eleştirel bakışının ürünü. Femlnlst korku fllml On yılı aşan kariyerine şimdiden çeşitli türlerde çektiği, 50"yi aşkın film sığdırmış bu kült yönetmenin, suç-ceza temalannı banndıran, tem- polu gangster filmlerinden farklı bir yapı arz eden, kısaca Aoyama'nın paranoyasının izdüşümü şeklinde özetlenebilecek bu Ölüm Provası, korku-dehşet çıtasını ağır ağır, san- tim santim yükselterek öncelikle tü- rün meraklısının kesinlikle savsakla- mayacağı cinsten, biçemi ve içeri- ğiyle sağlam kurulup aynntılandınl- mış, sarsıcı bir fanteziyi sürüyor önümüze. Yansından sonra dehşe- tengiz bir psikolojik gerilim atmos- ferine bürünen filmde, cinsel tavır ve eylemlenyle hâlâ kadına tahak- küm eden, baskı yapan Japon erke- ği eleştırisı behrgin. Yine her zamanki ekibiyle, yani vazgeçılmez kameramanı Hideo Ya- mamoto. demırbaş müzikçisi Koji Endo ve değişmez montajcısı Şima- mura'yla çalışmış Takeşi Miike, so- nuçta alabildığine yalın anlahmıyla seyirciyı tüm ikinci yan boyunca di- ken üstünde oturtarak sinirleri tel tel geren bir kadın ıntikamı fantezisi im- zalamış. Ama ne fantezi!.. Ormandaki virüsün kurbanları JJugün başlayan 'Dehşetin Gözleri', bildik karakterleri, basmakalıp gerilimi, ama düşmeyen temposuyla sonu getirilen, gençlere yönelik kotarılmış, eski ıısul bir korkutmacafilmi. Eskiden ölü mevsim addedilen yaz zamanı, çoğu cinsellik agırlıklı. paspal erotik filmlerle, her türden. dangıl dungul, korku-fantastik serüvenlennin salonlan işgal etmesi âdettendi. Artık ABD'deki gibi bızde de yaz mevsiminde birbirinden gözalıcı, çekici, birinci vizyon tabir edilen birtakım fılmlerin gösterilmesine iyice alıştığımız son yıllarda, Hollywood'un öncelikle genç seyirciye yönelik tezgâhladığı, gişesi parlak ve türe de bir nebze canlılık kattığı gözlenen, özellikle Çığlık serisiyle yeniden patlak veren postmodern korku-gerilim filmlen furyasının ABD'deki en son kârh örneklerinden Cabin Fever, Dehşetin Gözleri adıyla bugün gösterime çıkıyor. Taze soluklu bir İlk film Eli Roth adındaki yeni bir yönetmenin, tanınmamış genç oyuncularla çevirdiği 'ilk fîlm'i olan Cabin Fever, ormanda döküntü bir kulübe kiralayıp kamp yapmaya, sevışip koklaşmaya, eğlenmeye ve doğanın tadını çıkarmaya gelen, üçü erkek, ikisi genç kız, beş saglıklı gencin, suya kanşarak tüm yöreyi tehdit eden bir salgına dönüşecek, son derece tehlikeli bir virüsün teker teker kurbanı olacaklan ölümcül serüvenlerini, türün bildik heyecan- gerilim klişelerini yerli yersiz kullanarak hikâye edıyor, yöredeki bildik şerifle adamlannın memur zihniyetlerini de mizahla kanşık teşhir ve karikatürize ederek. Deliverance'dan The Texas Chainsaw Massacre a, Evil Dead üçlemesinden 13. Cuma serisine ve Blair Cadısı'na kadar uzahlacak çeşitli eski-yeni, korku-fantastik filmlerinin sürükleyici bir karması halinde seyreden, 1970-80'lerin •gore' sineması ürünlerini çağnştıran, taze bir yönetmenin elinden çıkma bu ilk film, çevreci tonlardan çalıyor. David Lynch'in desteğini aldığı söylenen Eli Roth ilk uzun metrajında, pek yeni bir şey getirmese de, türün iflah olmaz meraklısını perdeye bağlayan bir anlatım tutturuyor genelde, tiksintiyle kanşık dehşet duygusunu sömüren, cılk cılk, kanlı yara görüntüleri eşliğinde. Yavan karakterler, basmakalıp entrika ama düşmeyen bir tempoyla sonu getirilen bu bağımsız havaiı, gençlere yönelik. eski usul korkutmaca filmi, ancak korku virüsünü vaktiyle kapmış olan sinemaseverler için. Cabin Fever Yönetmen: Eli Roth, Senaryo. E. Roth, Randy Perlstein Kamera: Scott Kevan / Müzik: Nathan Barr, Angelo Badalementi / Oyuncular: Rider Strong, Jordan Ladd, James DeBello, Cerina Vincent, Joey Kern, Hal Courtney, Matthevvs Helms / ABD 2003 (Özen Film) İZLEYİCİ CÖZÜYLE... ERDAL ATABEK 6 Hey mambo, Mambo Italiaııo../ Emile Gaudreault'nun yönettiği 'Mambo Italiano', Kanada yapımı yaşamın ritmine odaklı, etnik sosln, şirin bir aile komedisi. 'Hey mambo, mambo Italiano...' diye sürüp giden mamboyu benim ku- şaklanm çok ıyi anımsarlar. Bu fılmin adı da böyle bir mambo ama bu kez mü- ziğin ritmi değil, yaşamın ritmi söz ko- nusu. Kendine özgü temposu olan mambo dansı da yaşamda herkesin kendi dan- suıı yapmasına olanak sağlıyor. Amerika diye yanlışlıkla Kanada'ya gelmiş olan Maria-Gino ikilisi oğulla- n Angelo ve kızlan Anna ile kendi Ital- yan kolonileri içinde yaşıyorlar. Montreal'deki İtalyanlar aynı yaşam biçiminde, birbirleriyle yakından ilgili, taşkın sevinçleri, gürültücü iletişimle- ri, abartılı acılan ile kendi kültürlerini yaşatıyorlar. Gelenekleri güçlü, bunlar- dan birisi de çocuklarının kendilerinin yanında yaşamalan. Çocuklarının evden aynlmalannın i- ki nedeni olabiliyor: Evlenme ya da ölüm. Ama burada ve bu çağda bu ge- lenekler her aile için geçerli olmuyor. Angelo, ayn bir eve çıkmak istiyor ve kıyamet kopuyor. Başka bir Italyan ai- lesinin evlenmemiş 57 yaşındaki oğul- lannın aılesiyle yaşadığı düşünülünce Angelo 'nun bu isteğinin nasıl feryat fı- gana yol açtığı kolayca anlaşılabilir. (Si- ze de tanıdık gelmiyor mu?) Kız kardeşi Anna ise duygusal eksik- liğini emdiği şekerlerle tamamlamaya çalışan nevrozlu bir öğretmendir. Bu arada çocukluğundan beri Angelo'nun arkadaşı olan Nino da evinden aynlıp Angelo ile oturmaya karar verir. Kapalı dolapta yaşamak Nino'nun dul annesi Lina bakımlı ve rahat bir kadın olarak tanınmaktadır. Aileler çocuklannın yalnız ohnadığını bildikleri için rahattırlar. Ancak rahat olmamalan gereken bir konu vardır. O da Angelo ile Nino'nun sadece arkadaş olmayıp birbirlerinin eş- cinsel sevgilileri olduğüdur. Bu durumu bir gün eve habersiz ge- len abla Anna öğrenir ve her şey deği- şir. Angelo durumu ailesine açıklamak ister, kendi deyişiyle 'kapalı dolapta yaşamak'tan sıkılmıştır. Nino bu durumu asla istemez, çünkü polistir ve işinin böyle bir durumu kal- dıramayacağını düşünür. Oraya kadar bir komedi gibi görünen film de birden ağır bir trajediye dönüşür. Artık bu nok- tadan sonra 'önyargılar yargılanacak- tır'. Koyu Katolik bir Italyan ailesinin ba- bası ve annesi, çocuklarının eşcinsel ol- duğunu, bir erkek sevgilisiyle birlikte yaşadığını öğrendiği zaman neler ola- caktır. Bunu filmde görmeniz gereki- yor. Aynı şey Nino'nun annesi için de geçerlidir. Ama Angelo'nun ailesiyle Nino'nun annesinin bulduğu çözümler birbirinden farklı olacaktır. Mambo herkesin kendi ritmini izle- dıği bir dans mıdır, yoksa herkesin ay- nı çizgiyi izlemesi mi gerekmektedir. Bence, zekice yapılmış bir film, ko- lay bir komedi fılmini izlemeye gelen- ler ani bir sürprizle kendi önyargılan- nın sınavını vermek zorunda kalmakta- dırlar. Izleyin bakahm ve kendi mam- bonuzun ritmini sorgulamaya çalışın. Belki de Anna'ya hak vereceksiniz: 'Biz İtalyanlar, içinde olduğumuz her şeyi reddederek yaşanz'. KEDİ GOZU VECDf SAYAR Maskeli Balo "Söz Vermiş Şarkılar"\ dinliyorum. Müziği- mizin usta yorumcularının sesinden, Murat- han Mungan'ın unutulmaz dizelenni... "Her geçen gün birparça daha /Alıp götür- dü bizden I Aynı kalmıyordu hiçbir şey I De- ğişiyordu kendiliğinden..." Bireyin ve içinde yaşadığı toplumun serü- venini dile getirir Murathan. Kırlenen birdün- yada, zamana yenik düşen duyguları anımsa- tır. Kimi zaman karamsar, kımi zaman umut dolu... Birey olmanın acılarını getirip koyar önümüze; "olmamışyaşamlar"\, "eksikyarın- lar"ı... Büyük çoğunluğu Selim Atakan ve Derya Köroğlu'nun imzasını taşıyan beste- ler, Murathan'ın dizelerıne yeni açılımlar ka- zandırır. Yaşama sevinci ile doldurur içimizi. Ve mücadeleden başka şansımız olmadığını anlatır. Çünkü: "Sevmek bırçok şeyi göze al- maktır". "Yaktım gemilerimi" diyebilmektir. Kimi zaman umutsuzluğa düşsek de, "Tak etti canıma I Bu maskeli balo Bu maskeli balo I Ve onun sahte yüzleri" desek de... Yaşamaktan başka çare yok. Kendimize gü- venmekten ve yan yana durmayı öğrenmek- ten başka çare yok. • • • NATO zirvesi nedeniyle ülkemize gelen Bush'a karşı sesini yükselten on binler ara- sında Murathan da vardı. Şairler, müzisyen- ler, çizerler yıllar öncesini anımsatan bir da- yanışma içindeydi. Bakmayın siz, Bush'lan büyüledik diye böbürlenen sanatçılara. Gün gelir, onlar da pişmanlık duyarlar yaptıkların- dan. Kim bilir "Hangi meydan hangi sokak I Buluşturur bizi I Hangi yalan hangi yasak I Karşılar bizi". Şimdilik, o gösteride yer alanlarla, yer alma- yı reddeden Alevi semah grubuna bir selam göndemnekle yetinelim. "Dağılsak da göç yollannda Yann bızim bütün dünya " • • • önceki gün, Izmit'te güzel bir dayanışma ör- neği yaşandı. Izmit Belediye Başkanı'nın, Şe- hir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Yücel Erten'den istifasını istemesini, sanatın özgür- lüğüne indirilen yeni bir darbe olarak değer- lendiren sivil toplum kuruluşlan yan yana ge- lerek yönetmenlerine sahip çıkan Izmit Şehir Tiyatrosu sanatçılarına destek verdiler. Sanata yönelik tehditlerin giderek arttığı şu günlerde, yan yana dutmanın önemi büyük. önümüzdeki günlerde, Meclis'te görüşülecek olan çeşitli tasarıların olumlu yanları kadar olumsuz yanlarını da kamuoyunun gündemi- ne taşımak ve bükümeti ikna etmek görevi sanatçılara, sanat örgütlerine düşüyor. Evet, hayat devam ediyor; bir yanda protes- tolar, öte yanda şenliklerle. Geçen hafta so- nu Hopa'daki Kültür-Sanat Festivali'nden gü- zel anılarla döndüm. Murathan'ın dizelerini anımsadım, Kazım Koyuncu'nun, Erdal Er- zincan'ın müziği ile coşan on binin üzerinde- ki genci izlerken: "...Şarkılar söylüyor çocuk- lar I Yollardan sonra I Yıllardan sonra I Yeni- den yan yana onlar I Ne geçmiş tükendi, ne yannlar I Hayat yeniler bizleh I Geçse de yo- lumuz bozkırlardan I Deniz'lere çıkar sokak- lar"... ÖDP'li Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğ- lu'na "Nasıl kazandınız seçimi" diye sordu- ğumda, verdiği yanıt aklımdan çıkmıyor: "Dik durduk". Yapılacak iş, bu kadar basit. vecdisayarta yahoo.com Mercan Dede'den yeni albüm Su' • Kültür Servisi - Mercan Dede'nin 5. albümü 'Su' müzik marketlerde yerini aldı. 'Seyahatname' ve 'Nar' albümlerinin ardından Mercan Dede'ye özgü ve gelenekselin buluşma noktasında ayn bir yere sahip olan 'Su', Balkan ve Akdeniz ezgilerinden Iran ve Hint seslerine uzanan geniş bir Doğu yelpazesi içinde yeni bir ses serüvenine doğru yola çıkıyor. Su kenti Istanbul'a özgü sesleri de içinde banndıran albümde Sabahat Akkiraz, Göksel Baktagir, Özcan Deniz, Ceza gibi IstanbuFda yaşayan müzisyenlerin yanı sıra jurtdışından da Susheela Raman, Dhafer Youssef gibi isimler bulunuyor. BUGÜN • TARTHt GALATA KÖPRÜSÜ BALAT'ta 21.00'de Başkırdistan M. Gafuri Akademik Devlet Tiyatrosu'ndan 'Nerkes' adlı oyun. (0 212 514 75 20} • AKBANK KÜLTÜR SANAT MERKEZt'nde 18. 00"de laser-disk'ten Bach'ın 'Brandenburg Konçertolan'nın seslendirildiği konser. (0 212 252 35 00) İSTANBUL MÜZİK FESTİVALİ • CEMİL TOPUZLU AÇIKHAVA SAHNESİ'nde 21.00'de Joan Baez konseri. • CEMAL REŞİT REY KONSER SALONlTnda 19.00'da 'Christopher O'Riley'den 'Radiohead' şarkılan. • BABYLON da 23 00 te The Bad Plus. • DİVAN PUB MASLAK'ta 12.30 da Miss Behavin • BAĞDAT CADDESİ'nde 18.00'de New Birth Brass Band (0 212 334 07 00) .
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog