Bugünden 1930'a 5.347.569 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/16 ANAP GRUBU HABERLERİN DEVAMI 11 NİSAN 1990 Kahved yuhalandı Maliye Bakanı Kahveci'nin yuhalandığı ANAP grup toplantısında Başbakan Yıldırım Akbulut, "Yeter artık, parti içinde konuşulması gereken meseleleri basınla konuşmaym" dedi. ANKARA (CamhBriyH Büro- su) — Başbakan Vüdınm Akbu- lut, ANAP grubunda hükümetin ve partinin eleştirilmesi üzerine tepki göstererek parti içi sorun- lan basına sızdıranlan sert bicim- de eleştirdi. Başbakan Akbulut, gizli kalması gereken toplantılar- da konuşulan her konunun gaze- telerde yer aldığmı bildirerek "Parti icerisinde konuşulması ge- reken konnlan basınla konuşma- yın. Bandao ben değil, partimiz yıpnuıır. En gizli kalması gereken topianblanmızı basına sızdıran- lara ne ad vereyim? Şiradi bura- da, bana söylemeye utanıyorum" dedi. Grup toplantısında konuşan Hasan Celal Güzel'e yakınlığı ile bilinen Maiatya Milletvekili Ta- lat Zengin, hükümeti ve ANAP üst yönetimini eleştirerek ANAP'ta liderlik yanşının baş- ladığını söyledi. Zengin, zaman zaman alkışlanaıı konuşmasında, bakanlar arasında büytik bir uyumsuzluk olduğunu ifade ede- rek cumhurbaşkanı seçilmeden önce özal'ın genel başkan aday- lan arasında gösterdiği 18 ANAP milletvekilini, "18 Türk böyiiğü" olarak niteledi. Zengin, "Bu 18 Türk büyüğü arkadaşımız şimdi keodilerini genel başkan adaylı- ğına hazırlıyoriar. Hatta şimdi- den tngilizce öğrtnmek için ders alanlar bile var" dedi. Zengin'in bu sözlerine bazı ANAP millet- vekillerinin güldüğü öğrenıldi. Zengin, bakanların birbirleri- ne düştüğünü, her bakanm bir başka bakan aleyhine konuştuğu- nu anlatarak kısa sttre içerisinde hükümetten iki önemli bakanın istifa ettiğini söyledi. Dısişleri Ba- kanlığı'ndan istifa eden Mesut Yümaz'ın genel başkanlığa haar- landığını ifade eden Zengin, Baş- bakan Akbulut'a "Butun bunlar sizi yıpratıyor. Bu işlerin çöznmü erken kongredir" diye seslendi. Kahveci'ye yuh Malatya milletvekili Talat Zen- gin, Maliye ve Gümrük Bakanı Adnan Kahveci'yi de eleştirdi. Zengin, Pakdemirli'nin istifası ile boşalan Maliye ve Gümrük Ba- kanlığı'na, "ANAP grabuyla da- valı olan bir zaf'ın getirildiğini söyleyince de grubun bir bölümü- nün aJkışlarını aldı. Zengin'in bu sözleri üzerine Adnan Kahveci, "sataşma" olduğu gerekçesiyle söz istedi. Kahveci kürsüye gelir- ken bazı ANAP milletvekilleri ta- rafından yuhlandı. Bazı ANAP milletvekilleri de bakana alaylı bir biçimde sataştılar. Gaziantep milletvekili Ahmet Günebakan, "O davayı biz bura- da göıürüz . Kahveci hiç olmaz- sa erkek gibi söyledigini yaptı" diye bağırdı. Kahveci sataşmalar arasında milletvekillerine kıyak emeklilik yasasınm iptali için mahkemeye başvurduğunu belirterek "Bunun doğrn olduğuna şimdi de inanı- yorum. Milletvekillerinin genç yaşta emeklüiğine millet, kamu- oyu ve seçmenlerimiz büyük tep- ki gösteriyorlardı" diye konuştu. Başbakan Yıldınm Akbulut ise konuşmasında, ANAP milletve- killerine sert bir biçimde çatarak "\feter artık. Parti içinde konn- şulması gereken meselelerimizi basuda konuşmayın. Bundan ben değil, partimiz yıpranır. Ben gör- düğünüz gibi çok rabadm" dedi. Akbulut, partinin gizli kalması gereken toplantılanrun ertesi gûn gazetelerde yer aldığmı, bakanla- rın ve ANAP milletvekillerinin demeçler vererek parti içi sorun- lan kamuoyunda tartıştıklarını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Parti içerisinde çeşitli sıkıntı- lar oiabilir. Bu sıkıntılan kendi içimizde çözmeiiyiz. Meseleleri- mizi parti içinde konuşmalıyız. Herkes en ufak bir sıkıntısını bi- le getirsin, partinin yetkili organ- laımda konuşalım. Ama görüyo- ram Id hâlâ basın yoluyla demeç- ler verih>or. En gizli kalması ge- reken toplantılanmız bile ertesi giin basında çıkıyor. Bnnlan kim veriyor? Ne maksatla veriliyor? Şunu söyleyeyim ki bn tip hadi- selerden ben yıpranmam. Ben gördüğünuz gibi çok rahabm. Bnndan yıpranan partimiz olur." DYP kongresine ilgi Devlet Bakanı MusUfa Taşar, ANAP kulisinde gazetecilerle sohbet ederken büyük kongrenin eylül ya da ekimde yapılmasının mümkün olmadığım, ocak sonu- na dahi zor yetişeceğini söyledi. Taşar, daha sonra kongrenin ace- le yapılmasına gerek olrnadığını belirterek "Kongre için acele edenler DYP kongresine mi yetiş- meye çalışıyor?" dedi. Taşar'ın adını vermeden suçla- dığı Hasan Celal Güzel ise gaze- tecilerin konuya ilişkin soruları- na, "DYP kongresinin Urihini bümediği" karşıhğını verdi. Gü- zel, "DYP kongresinin Urihini o bildigine göre demek ki Sayın Ta- şar DYP kongresini benden da- ha yakından izliyor" dedi. Kongrenin en yakın tarihte ya- pılmasına ilişkin yeni bir takvim hazırladıklanm ve istenirse kong- renin ağustos sonuna dahi yeti- şebileceğini söyleyen Güzel, "An- cak bizim illa eylül diye ısranmız yok. Ekim de oiabilir demiştik. O zaman DYP kongresi geçiyor" biçiminde konuştu. Güzel sözle- rini özetle şöyle sürdürdü: "Mesut Yılmaz, Mehmet Kece- ciler, Ekrem Pakdemirli kongre- nin eylül ayında yapılmasını isti- yorlardı. Hatta son giine kadar da bnnn savundular. Üstelik Mehmet Çevik, kendilerinin iste- ği üzerine önerge hazırlayıp im- za topladı. Ama kendileri imza- lamadüar ve MKYK'da fikir de- ğiştirdiler. Son anda neden fikir degiştirdiler? Yoksa gökten bir emir mi geldi?" Başbakan Yıldınm Akbulut, ANAP'ın 71 il başkamna birer mektup göndererek 14 nisan cu- martesi günü İstanbul'da toplan- tıya çağırdı. ANAP'm üst düzey yöneticileri ile bazı bakanların da katüması beklenen toplantıda, ANAP'ın genel siyasi durumu ve hüküme- tin çalışmalan değerlendirilecek. Başbakan Yıldınm Akbulut'un, il başkanlanndan kongre ile ilgili görüşlerini de alacağı bildirildi. IZMIR'den HİKMET ÇETİHKAYA Sakın ola ki İZMİR — DYP'nin ara seçim istemine SHP de destek veriyor. Erken kongre havasında olan ANAP, milletvekili ara seçimle- rine yanaşır mı? ANAP kurmayları ara seçim- den yana değiller. ANAP'ta Ge- nel Başkan ve Başbakan Yıldı- rım Akbulut'a başkaldıran Keçe- ciler, Pakdemirli, Güzel ve Yıl- maz da ara seçim yanlısı görül- müyorlar. Ancak SHP ve DYP, ara seçim için bastıracak. ANAP'ın kendi kendine oynadı- ğı "evcilik oyunu"nu bozmaya çalışacaklar. ANAP'ta "erken kongre hava- sı" son iki gündür balon gibi söndü. Yine birlik ve berabetiik türküleri söylenmeye başlandı. ANAP Genel Başkanı ve Başba- kan Yıldınm Akbulut'u sert dille elestirenler, kan degişimi iste- yenler sus pus oldular. Çanka- ya'dan gelen buyruk, erken kongre havasında olanları kara kara düşündürmeye başladı. Çok ivedi bir buyruk, Çanka- ya'dan ANAP örgütlerine yayıl- maya başladı. Bu arada Başba- kan Yıldınm Akbulut, il başkan- larına bir mektup gonderdi. Mektup özeti şöyle: — 14 nisan cumartesi gûnü İstanbul Tarabya Oteli'nde il başkanlanyla bir toplantı yapıla- caktır. Toplantıda parti içi sorun- lar görüşülecektir. ANAP içinde "Akbulut'la bu gemi yürümez" diyen muhafa- zakâriaria liberaller telaşlandılar Dün sabah teleton trafiği bir hayli sıkışıktı. Herkes birbirine soruyordu: — Durduk yere İstanbul'da il başkanlanyla toplantı neyin ha- bercisi... Kimi milletvekilleri konuyu tar- tışırken Çankaya'nın devreye gir- diğini soytüyordu. Cumhurbaş- kanı Turgut Özal, önceki gün Bakanlar Kurulu toplantısında, Güneydoğu'daki olaylara ilişkin bir dizi önlem paketini önerirken ANAP içindeki sorunlara da de- ğinmiş miydi? Bir liberal milletvekili "Yine neler oluyor acaba?" deyip ek- liyordu: — Sayın Cumhurbaşkanı er- ken kongreden yana değil. Bu- nu kimi bakan arkadaşlarımıza söylemiş. Sayın Özal, "Ne erken olsun ne geç olsun" diyormuş. Partiyi önümüzdeki seçime ye- ni seçilecek genel başkan ve MKYK götüreceğine göre kılı kırk yarmada yarar görüyormuş. ANAP'ta genel hava, "erken kongre" için ayağa kalkanların bu uyarıdan sonra geri çekildik- leri yolunda Cumartesi günü İs- tanbul'da Tarabya Oteli'nde ya- pılacak il başkanları toplantısın- da da yukanda anlatmaya çalış- tığımız gelişmeler ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yıldınm Akbulut tarafından "tane tane" anlablacak. ANAP'ın çtğ gibi bü- yüdüğü, sular seller gibi kıriara yayıldığı, her geçen gün kökle- şip büyüdüğü, eski gücüne ka- vuştuğu yine Akbulut tarafından il başkanlarına aktarılacak. Sakın ola ki bir il başkanı çı- kıp sormasın şöyle bir soru: — Büyûyüp yayılıyoruz, coş- kun ırmaklar gibi akıyoruz, ama Kırşehir'den sonra bir de Pazar- cık'ta seçim yitirdik. Bunun ne- denini açıklar mısınız Sayın Ge- nel Başkanım? ANAP Genel Başkanı ve Baş- bakan Akbulut bılsınler ki şu ya- nıtı verecektir yine "tane tane", ama çok sert bir biçemle: — Bizi beğenmeyen bu par- tiden çekıp gider... 6 Mayıs, Hıdrellez Kültür ve BaharBayramı olarak kutlanacak 1 Mayıs'a alternatif bayramKültür Bakanlığı, 12 Eylül öncesi yasada "bahar bayramı" olarak anılan 1 Mayıs yerine 6 Mayıs'ı "Hıdrellez Kültür ve Bahar Bayramı" ilan etti. Söz konusu bayramın bu yıldan itibaren kutlanmaya başlanacağı ve camilerde tanıtımının yapılacağı duyuruldu. ANKARA (Cumhuriyet Bttro- su) — 12 Eylül döneminde "res- mi tatil günü" olmaktan çıkanlan, ANAP hükümetinin de "işçi bayramı" olarak kutlanmasına sı- cak bakmadığj 1 Mayıs'a "alter- natifbulundu. Kültür Bakanlığı, 12 Eylül öncesi yasada "Bahar Bayramı" olarak anılan 1 Mayıs yerine 6 mayısı "Hıdrellez Kültür ve Bahar Bayramı" ilan etti. Hıd- rellez Kültür ve Bahar Bayramı- nın, bu yıldan itibaren kutlanma- ya başlanacağı ve camilerde cuma vaazlannda tanıtımının yapılaca- ğı duyuruldu. Bayram nedeniyle okullarda çeşitli etkinliklerin ger- çekleştirileceği ve Ankara'da Kul- tür Bakanı Namık Kemal Zey- bek'in de kaülacağı bir "devlet töreni" düzenlenecegi öğrenildi. Bütün dünyada işçi bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs'ın yak- laşmasıyla birlikte, tartışması da başladı. Türkiye'de Uk kez 1909 yı- lında kutlanan, daha sonra cunı- huriyetin ılk yıllannda da "işçi bayranu" olarak kutlanması sü- ren, 27 Mayıs 1935'te 2739 sayılı yasayla "bahar bayramı" ilan edi- len ve resmi tatil günü sayılan 1 Mayıs, 12 Eylül dftneminde "res- mi tatil" olmaktan çıkanldı. 1 Mayıs'a "son darbeyi" ise Kültür Bakanlığı vurdu. Kültür Bakanlığı, 13.11.1989 gün ve 3072 sayılı valiliklere gön- derdiği yaayla, Hıdrellez'in 1990 yılından itibaren "Hıdrellez Kül- tür ve Bahar Bayramı" olarak kut- lanacağını duyurdu. Valilikler ka- nalıyla bütün okullara gönderilen yazıda da il ve ilce merkezlerinde "kutlama komiteleri" kurulacağı ve okullarda çeşitli etkinliklerin gerçekleştirileceği kaydedildi. Devlet töreni 6 Mayıs Hıdrellez Kültür ve Ba- har Bayramı için Ankara'da "dev- let töreni" düzenlenecegi saptan- dı. Ankara Valiliği tarafından ha- zırlanan bayram programında, to- renin Atatürk Orman Çiftliği'nde gerçekleşeceği belirtildi. Bayram töreninde, Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek'in yanı sıra Anka- ra Valisi Saffet Ankan Bedük ile Ankara Kültür Müdürü Yahya Aksoy'un da birer konuşma yapa- cağı kaydedildi. Programda Hıd- rellez Kültür ve Bahar Bayramı tö- retJnde gerçekleştirilecek etkinlik- ler şöyle sıralandı: "Halk oyunlan gösterileri, Be- lediye Kent Orkestrası'nın konse- ri, uçurtma vanşması ve ödül tö- reni (Seymenler Parkı, Abdi lpek- çi Parkı, Demetevler ParkıI, bahar bayramı balonlannın nçurnlması (AOÇ), halk muziği konseri, Ka- ragöz kukla gösterileri, bando Polis Teşkilatı 145 yaşmda tstanbul Haber Servisi — Türk Polis Teşkilatı'nın 145. kuruluş yıldonümii tüm yurtta törenlerle kutlandı. Cumhurb'aşkanı Turgut Özal. Başbakan Yıldınm Akbulut, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü ve DYP Genel Başkanı Sülevman Demirel yayımladıkları mesajlarla Polis Haftası'nı kutladılar. Polis Akademisi ve Koleji öğrencileri ile trafik poüslerinin Ankara Atatürk Bulvan'ndaki geçit resmi ilgiyle izlendi. İstanbul'da Emniyet Müdürü Hamdi Ardalı ile polis şeflerinin katıldığı tören sonrası, Sirkeci'deki Emniyet Müdurlüğü binasında polis sergisi açıldı. Sergide en büyük ilgiyi Narkotik ve Çevik Kuvvet'e bağlı bölümler topladı. Sergiyi gezenlere broşürler dağıtıldı, uyuşturucu ve bagımlılık yapan maddeler konusunda aynntıh bilgi verildi. Çevik Kuvvet standını gezen bir grup Kur'an kursu öğrencisi, görevlilere silahlar, kalkan ve kurşun geçirmez yelekler konusunda çeşitli sorular yöneltip bilgi aldılar. (Fotoğraf: Erdoğan Köseoğlu) YENİ EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ NECATt BİLİCAN w Halkııı desteğiyle sonuca ulaşırız' ÖMER YURTSEVEN DENİZLt — Emniyet Genel Müdürluğü'ne atanan Denizü Va- lisi Necati Bilican, karakollann, halkın korktuğu değil, huzur ve güven duyduğu yer haline getiri- leceğini söyledi. Bilican, polisin egitimine büyük önem verilecegini ve daha iyi ekonomik koşullara sahip olması için çalışılacağını be- lirtti. Güneydoğu Anadolu bölge- sindeki terör olaylannm üzerine halkla diyalog kurularak gıdilece- ğini kaydeden Emniyet Genel Müdürü, Prof. Muammer Aksoy ve Çetin Emeç cinayetleri için de "peşini bırakmayacağım" dedi. Yeni Emniyet Genel Müdürü Bilican, göreve başladıktan son- ra yapmayı planladığı çalışmala- n özetledi. Türkiye'deki asayiş ve terör olaylan için genel bir değer- lendirme yapan Necati Bilican, konuya ilişkin sorularımızı şöyle yanıtladı: — Emniyet örgütünde ne gibi degişikiikler düşünüyorsunuz? BtLtCAN — Onceükle polisin eğitim ve kültür seviyesini yükselt- memiz gerekiyor. Bunu bir şart olarak görüyorum. Yeni yetişen polislerin ufku daha geniş. Daha uygarca iletişim kurabiliyor. Bu- nu biraz daha ileriye götürmek için çalışacağım. — Karakollar için yurttaşlann bazı endişeleri var. Karakol adı- nı duyunca ürperiyor. Bu konu- daki görüşünüz nedir? BtLlCAN — KarakoUar halkı- mızın korktuğu değil, huzur ve güven bulduğu yer haline getiri- lecektir. Polise tdkin edilen de budur. Ancak bu anlayışın dışı- na çıkanlar olabiliyor. Tabii bu- nu önlemek de eğitime bağh bir olay. Bu koııuda bazı önlemler alacağız. Amacımız, vatandaşın karakolu kendi evi gibi güvenli görebilmesini sağlamaktır. — Faili meçhul cinayetler için •e gibi bir çahşmamz olacak? BILtCAN — Polis teşkilatı bu konuda gereken duyarlılığı göste- riyor. Bundan eminim. Benim ya- pacağım iş bu cinayetlerin peşini bırakmamak olacak. Sonuca ula- şıncaya kadar gayret sarfedece- ğim. Bu, bir anlamda polisin sı- navıdır. Çünkü olaylar ortaya çı- kanlınca halkın polis teşkilatına olan güveni de artıyor. Cinayet- lerin aydınlatılması için tüm im- kânlar seferber edilecektir. — Polis teşkilatında dincilerin ağıriıklı olduğu soylenivor. Buna katılıyor musunuz? BtLİCAN — Böyle bir seyi ka- bul etmiyorum. Birtakım insanla- ra bakarak genelleme yapmak yanlış. Hiç kimse yasalardan üs- tün değildir. Yasalara aykın dü- şünce ve tutum içindeki görevli- ler hakkında gereken yapılır. Bundan kimsenin şüphesi olma- sın. — Güneydoğu Anadoln bölge- sindeki terör olaylan ve polisin halka davranışlan konusunda ne- ler düşünüyorsunuz? BlLICAN — Terör olaylan, üzerinde önemle duracağımız bir konu. Çünkü devletin bütünlüğü- nû ilgilendiriyor. Şimdiden bir açıklama yapmam yanlış olur. Ancak şu kadannı söyleyeyim, polis teşkilatı terör olaylannı ön- leyecek güçtedir. Biz bu gücü en iyi şekilde kullanmayı pîanlıyo- ruz. Burada önemli olan oiayla- nn üzerine yöre halkıyla diyalog kurularak gidilmesidir. Bunun mutlaka sağlanması lazım. Çün- kü halkın desteğiyle sonuca ulaş- mak daha kolay olur. Bunu göz- ardı edemeyiz. O nedenle gerekli tedbirler alınacak ve mücadelede etkin olan her yöntem denenecek- tir. — Polisin vatandaşa körü mn- amelesi için neler söylersiniz? BtLİCAN — Vatandaşa her ne sebeple olursa olsun kötü muame- le eden görevliler hakkında gere- ken yapıhr. Halkımız bu konuda endişeye kapılmasın. Polis halk- la bütünleşebildiği sürece başan- ya ulaşabiUr. Polis-halk diyaloğu- na büyük bir önem vereceğiz. PORTRE NECATİ BİLİCAN Valiliği döneminde tarikatlar yaygınlaştı Emniyet Genel Müdürluğü'ne atanan Necati Bilican, disipline önem veren bir yapıya sahip. Protokol kurallanna büyük özen gösteren ve bu yuzden vergi rekortmenlerinin ödüllendirildiği bir törende "Sayın Valim" diye hitap edilmediği için sinirlenen Bilican, çevresinde "kuralcı" olarak biliniyor. Sosyal faaliyetlerde bir hayli etken olan Bilican'ın turizm, spor, kültür, sanat, özel ilgi alanlan içinde. SHP Genel Sekreter Yardımcısı Adnan Keskin'in Denizli İl Başkanı iken ANAP'ın valisi olmakla suçladığı Necati Bilican basınla diyaloğa büyük bir önem veriyor. Denizli'de görev yaptığı 5 yıllık sürede meydana gelen irtica, fişleme ve öğrenci olaylarında yasalara uyan Bilican, çoğu kez genel değerlendirmelerle yetiniyor. Tarikatların pilot bölge seçtiği Denizh'de Necati Bilican döneminde Süleymancı, Nurcu ve Nakşibendiler yaygın bir biçimde örgutlendi. Bu dönem içinde sayılan 50'yi bulan tarikat yurdunun sayısı, yapıhnakta olanlarla birlikte 60'a yükselmesi bekleniyor. Bilican döneminde Kızılcaböluk kasabasında Süleymancılara ait bir yurtta kalan Bekir Ediz ile Aydoğdu köyünde Kuran kursanı giden Süleyman Öksüz adlı öğrencilerin intihar etmeleri Denizli'yi gündemde tutmuştu. Bu arada Çivril ve Tavas ilçelerinde belediye hoparlörlerinden dua okunması olayına Bilican müdahale etmezken olaya savcüık kanahyla İzmir DGM el koymuş ve yayınları laikliğe aykırı bulmuştu. Bilican'ın "kuralcılıgT'na bir ornek de Vali Yardımcısı Mehmet Baytimur'u içkili olarak makamına geldiği için açığa alması, çalışma hayatına ilişkin sık sık iç genelgeler yayımlayarak daire müdürlerini uyarması, halkla diyaloğa önem veren Necati Bilican, 1941 yılında Kars'ın Pasof ilçesinde doğdu. 1965 yılında tstanbul Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Bilican, Samsun'un Ladik, Aydın'ın Yenipazar, Usak'ın Karahallı ve Van'ın Gürpınar ilçelerinde kaymakamlık yaptıktan sonra 1980 yılında Içişleri Bakanlığı Özlük İşleri Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildi. Daha sonra Bodrum'a kaymakam olarak atanan Bilican, 1984 yılında İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü görevini 1 yıl yürüttükten sonra 1985 yılında Denizli Valiliği'ne atandı. Bilican evli ve 2 çocuk babası. MAVİ DÜNYA'YA GÖNUL VERENLER Windsurf:DOĞRU DURUŞ VEÖNEMİ YELKEN YARIŞINDATRİM DtN! ZCÎNıN NİSAN 1990 *^ SAYI:72 "DenizdeveEvinizde o ıeuiMi»ıST 339 31 0? Yeni yazı dizlsi SADUN BORONUN KISMET'İ KARADENİZ'DE Sadun BORO.dünya denızle- rinden sonra Karadeniz'i de dolaştı isunbul'dan Hopa'ya kadar yaklaşık 4 ay süren bu yolcu- luğu Sadun BORO.kendine özgü ü&lubu ile kaleme aldı. Karadeniz'in özellikleri.bilin- meyen koylar ve ilginc öykü- ler bu vazıda... Vas/ GAZETECİ EV ARIYOR (Kiralık) Kadıköy (iskeleye yakın), Beşiktaş, Ortaköy 2 oda bir salon, kaloriferli Tel: 512 05 05 - 452-453 konseri, konser,tiyatrogösterile- ri (Resim Heykel Müzesi Salonn)" Öte yandan bayram ile ilgili ola- rak Ankara'da "tertip komitesi" kurulduğu öğrenildi. Tertip komi- tesi tarafından il ve ilçe milli eği- tim müdürlüklerine gönderilen 12.1.1990 tarihli yazıda, Hıdrellez Bahar ve Kültür Bayramı'nın an- lam ve öneminin bütün camiler- de cuma vaazlanyta anlatılacağı bildirildi. Yazıda şöyle denildi: "Başkent Ankara'da 6 Mayıs 1990 Hıdrellez Kültür ve Bahar Bayramı'nın park ve bahçeierde, şehir meydanlannda anlamlı bir şekilde bir kültür navası içerisin- de kutlanması için programlar ge- liştirilmiştir. Aynca bahar bayra- mının onune gelen 4 mayıs cuma günü, ginün anlam ve önemini belirten, Hıdrellez geienegini an- latan ve bugünün bir Kültür ve Bahar Bayramı olarak kutlaup değeriendirilmesini saglayan vaaz- lann camilerde yapılması karar- laştinlmış olup bu hususta il raüf- tülügü gerekli duyurulan ilgilile- re yapacakür." Tertip komitesinin okullara gönderdiği yazıda, bayram günü çeşitli etkinlikler düzenlenecegi belirtilirken piknik yerleri bakı- mından zengin olan Kınlcaha- mam, Haymana, Çamhdere, Çu- buk, Bala, Gölbaşı, Elmadağ, Beypazan gibi ilçelerde özel prog- ramlar uygulanacağı ifade edildi. Yazıda, okullarda hıdrellez gelene- ğini ve bahar-kültur bayramı ko- nulannı işleyen resim, kompozis- yon yanşmalan açüması da isten- di. Güzel'e suçlama(Baştarafi 1. Sayfada) lan yerden başka bir yerde kullan- mak ve almak"la suçlandı. Mum- cu'nun bu gerekçelerle sekiz yıl- dan aşağı olmamak üzere cezalan- dınlması istendi. Gazeteci Gur- kan'ın da "Gizli kalması devletin emıüyeti ve dabili j'ahut beynelmi- lel siyasi menfaati icabı olan ma- lumaa istihsal etme" suçunun yanı sıra "gizli kalması lazım gelen menfaati ifşa ettiği" gerekçesiyle de toplam 15 yıla kadar hapis ce- zasıyla cezalandmlması önerildi. Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Coşkun'un hazırladığı id- dianamede Hasan Celal Güzel'in dokunulmazlığımn kaldınlması istenirken de şoyle denildi: "Ana- vatan Partisi Milletvekili Hasan Celal Güzel hakkında Türk Ceza Yasası'nın 132/2, 136/1 ve 188. maddeleri gereğince gizli kalma- sı devletin emniyeti ve dahili bey- nHmilel siyasi menfaatleri icabın- dan olan bilgileri, malumab istih- sal etmek, aynca ifşa etmek, teh- dit ve şantaj yapmak suçlanndan dokunulmazlığımn kaidınlması için Adalet Bakanlığı ve Turkiye Büyük Millet Meclisi'ne muraca- at edildi." İddianamede, sanık Hande Şevkat Mumcu'nun Dışişleri Ba- kanlığı'nda çalıştığı, Siyasal Bil- giler Fakültesi'nde okul yühgı çı- kanrken Hasan Celal Güzel ile ta- nıştığı, daha sonra bu tanışıklığın hissi ilişkiye dönüştüğü ve mek- tuplaşma dahil her yol kullamla- rak ilişkinin sürdürüldüğü, Han- de Mumcu'nun 1988 yılında Ha- san Celal Güzel'den aynlmak is- tediği, ancak Gflzel'in bu ilişkinin bitirilmesine karşı çıktığı kayde- dildi. İddianamede, Mumcu'nun yazdığı aşk mektuplarını Hasan Celal Güzel'in, "Bnnlan aUene, Bakan Mesut Yılmaz'a verir seni mahvederim" diye tehdit unsuru olarak kullandığı öne sürüldü. Mumcu ve Gürkan hakkında hazırlanan iddianamede Hande Şevkat Mumcu'nun Hasan Celal Güzel ile ilişkisi sırasmda kızlığı- nı kaybettiği de iddia edilerek Mumcu'nun Özal - Bush görüş- mesi tutanaklannı Hasan Celal Güzel'e "Uişkiyi bitirmeye ran ol- masının karşüığı" olarak verdiği kaydedildi. Mumcu'nun Dışişleri Bakanlı- ğı'ndaki kripto tutanaklannı al- dıktan sonra, Türk Kadımnı Güç- lendirme Vakfı'nda fotokopi et- tiği ve Hasan Celal Güzel'e ver- diği öne sürülen iddianamede, Güzel'in iyi arkadaşı olan Uluç Gürkan'a Özal-Büsh' görüşmesi tutanaklarının bu yolla ulaştığı bildirildi. tddianamede, Mumcu'nun Türk Ceza Yasası'nın ilgili mad- desi uyannca 8 yıldan az olma- mak üzere, Gürkan'ın ise Dışişleri Bakanlığı'ndaki kripto tutanakla- rıyla aym olan haberi Güneş ga- zetesinde yazdığı için 15 yıla ka- dar hapis cezası istemiyle cezalan- dınlması istendi. tddianamede sa- nıklardan Hande Şevkat Mum- cu'nun açık ve samimi ikrarı sa- nık Uluç Gürkan'ın tevil yollu ik- rarı, soruşturraa sırasmda dinle- nen Dışişleri Bakanlığı Müsteşa- n Tugay Özçeri'nin beyanı ve yer gösterme tutanağı ile suçun işlen- diğine kanaat getirildiği be- lirtildi... Devlet Güvenlik Mahkemesi BaşsavcılığVnın iddianamesi ile açüan dava Ankara Devlet Gü- venlik Mahkemesi'nde gö- rülecek... UBA'nın öğle saatlerinde geçtiği haber saat 19.45'te Anadolu Ajaıı- sı bültenlerinde yer aldı. DGM Savcısı Ülkü Coşkun AA'nın so- rulannı yanıtlarken iddianame ya- zımuun tamamlanarak mahkeme- ye verildiğini, iddianamede Gür- kan hakkında 8-15 yıl ağır hapis cezası isteminde bulunulduğunu söyledi. AA'nın haberinde "Coş- kun, iddianamede Uluç Gürkan'ın göriişme tutanaklannı ANAP Ga- ziantep MilletvekiK Hasan Celal Güzel'den aldığının da belirtildi- gini söyledi" ifadesi yer aldı. An- cak bu haberde Hasan Celal Gü- zel'in ismi başka bir şekilde geç- miyor. Gürkan ne diyor? Güneş Gazetesi Ankara temsil- cisi ve yazarı Ulnç Gürkan UBA^ nın haberi üzerine kendisine yö- neltilen soruları şöyle yanıtladı: "Şu anda iddianame hakkında sağlam bir fikre sahip degilim. Bu konuda basına geçen haberler dı- şında bilgim >ok. Hakkımda da- va açıkugını da bilmiyonım. Avu- kabm, basına sızdınlan haber doğnıysa, iddianamede bana Ha- san Celal Guzel larafından Özal - Bush gönışmesinin tutanaklan- nın verildiği one surulüyor. Bu ke- sinlikle doğru değildir. Istelik, gerçeğe son derece aykındır. Ba- sına sızdınlan iddianamede, sor- gulamada benim, belgeyi Hasan Celal Güzel'den aldığınu kabul et- tiğim yolunda bazı beyanlar yer alıyor. Sorguda bana Hasan Ce- lal Güzel ile ilgili bir soru bile yö- neltilmemiştir ve zaten gercek de böyle değildir. Hakkımda dava açıldığını daha ben bile ögrenme- den, kamuoyunda dikkati çeken bir politikacı ile konu arasında ilişki kuran, heyecan yaratan id- dialann basına sızdınlması, sau- ki siyasi bir komplo varmış izle- nimini yaretayor. Bu sızmanın, ba- sına Güneydoğu olaylan için san- sür getirildiği gün ortaya çıkması da dikkat çekicidir. İddianameyi gormeden daha ileri bir şey söy- lemek istemiyorum." Hasan Celal Güzel, Cumhuri- yet muhabirinin sorusu üzerine bu konuda bugün Meclis'te bir basın toplantısı düzenleyeceğini şimdi- lik konuşmak istemediğini söyle- di. Bu arada ANAP kulisinde Ha- san Celal Güzel'e "komplo" ku- rulduğu söylentileri yayıldı. Bazı ANAP genel başkan yardımcıla- nnın, Güzel hakkındaki iddialar- dan gecen hafta bilgileri olduğu öne sürüldü. Hasan Celal Güzel dokunul- mazlığımn kaldınlması isteminın ANAP kulisinde duyulması üze- rine yakın arkadaşlarını telefon- la arayarak "kendisine komplo^ kunılduğunu" bildirdiğı öğrenil- di. PORTRE HANDE ŞEVKAT MUMCU Kitapsever 1963 yılında Bursa'da doğdu. Hacettepe Üniversitesi'nde ikinci sınıftayken Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne yatay geçiş yaptı. Aynı fakültenin Uluslararası Ilişkiler Bölümü'nü 1987 yılında bitirdi. 1987'nin kasım ayında TBMM Kütüphanesi'nde memuriyete başiadı. 1988 sonbahannda Dışişleri Bakanhğı'nın açtığı sınavı kazanarak Pasifîk ve Amerika Bölgesi Dairesi'nde çalışmaya başladı. Hande Şevkat Mumcu, çevresinde çok yönlü kişiliğiyle tanınıyor. Hande Mumcu, babasınm arkadaşı olan Hasan Celal Güzel'le 1987'de fakülte yıllığı için bir arkadaşı ile birlikte röportaj yaptı. 1987 SBF yıllığmda yayımlanan röportajda Güzel, "tnek bayramı nedir?", "Sizce Mülkiyeülik nedir?", "Mülkiye ile ilgili anılanmzı anlabr mısınız?" gibi sorulan yanıtlarken röportaj yapanlara, "Çocuklar, SBF öğrencileriyle karşılaşmca insanın aklına ister istemez h«p siyasi olaylar geliyor" diyor. SBF yılhğında Hande Mumcu'nun kimüği "latillerde TV için film çeviren, uluslararası Doyutlarda bir cevresi olan, mankenlik yapan, araba kullanmayı çok seven" bir kişi olarak belirtiliyor ve kitapseverliği için "tüm parasını kitaplara yatınyor" deniliyor. Ytllıkta Hande için "Ya kaleminden kan damlayan bir gazeteci ya da çok iyi bir diplomat olacaktır. Beiki ikisini birden olur" ifadesi kullamlıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog