Bugünden 1930'a 5.092.048 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet 2 nayasamız, bukuk anıtımızdır. üluslaşmamn ve ulusallığm hukuksal bel gesiyapıtı olan Anayasamız, toplum daki «devlet düşüncesi»ni gerçekleştiren temel bir anlaşma niteliğindedir. Yasalarımızın kaynağı, huknk inancımızın simgesi, ulusal dengemizin bllimsel aracı dır. Ulusal yaşamımızın hukuksal giysisldir. Devlet yapısını, erkler düzeninl, hü kumet biçimlnl, ulusal egemenllğl kullanma yöntemiyle bu konuda yetkill organİan, temel ilkelerl, hakları, özgürlüklerl, ödevleri bellrtir. Hukuk devletl ereğlnl gerçeklestirmek, Devletin yükümlülüklerinl belirllyerek tüm kurumlarıyla örgüt lenmek, kişüıin slyasal ve sosyal hak ve özgürlüklerini ana kavramlar olarak tanunlıyarak sınırlannı çizmek, güvencele re bağlamak, her alanda toplumsal denge yi kurmak ve güçlendirmek, yasaların Anayasaya. yürütmenin yasalara uygunlu ğunu ve bunların denetiminl sağlıyarak «devlet çarkının dönmesl»nl başarmak amacım omuzlanmıştır. Anayasa, hukuk devleti çabalannın son aşaması sayılmak tadır. Ulusça varmamız gereken düzeye yönellk cideal yasa» en üst kurallar topluluğudur. Devletin kendl kendini smırla masınm kanıtıdır. Genel görünümüyle «Devletin hukuksal projesi çizelgesi»dir. Yalnız bugünün gereklerini değil, yarınm gereksinimlerini ve özlemlarini de karşılıyacak yeterlikte olursa kamu düze ni süreklilik kazanır. Bu nedenle çağdaş toplum düzeninin tüm ögelerini taşımalı, bllimsel, çağdaş ve uyumlu olmalıdır. Ayrıntılarla güçsüzlüğe düşmemelidir. Ha zırlanmasinda göstereceğimiz özen, yarın hepimize kıvanç verecek bir ulusal yapıtm özsuyu olacaktır. Ülkemiz, Devletimiz, Bayrağımız gibl Anayasamız da hepimizin malıdır. Bilmeliyiz ki, Anayasayı Anayasa yapan, dayandığı değerler, ko ruduğu llkeler, öngördüğü düzey ve düzendir. OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 16 AĞUSTOS 1982 A Anayasa Saygısı Anayasası bir ulusun hukuk anıtıdır. Toplumunun gerçeklerinden esinlenir. Bunlarla çatışamaz ve çelişemez. Ulusal onur sayılan Anayasalann en büyük gücü ulusal bilinç niteliğini almış Anayasa saygısıdır. Bu ohnadıkça özlemler gerçekleşemez. Yekta Güngör ÖZDEN Anayasa Mahkemesi Üyesl senmesi, sayılması, uygulanmasıdır. Ana yasaya bağlı kalmadıkça her on yüda ye ni bir Anayasa yapılsa ne değişecektir? 1839 düzenlemesi, her biri bir Anayasa değerinde olan Misakı Milll gibi Kongre Bildirgeleri dışında beşlncl yazüı Ana yasamızı yapmak üzereyiz. Sorunlar Ana yasa ile çözümlenseydi, hiç değilse giderek artmazdı. lyi yurttaş olmaktan, iyi anlayış taşımaktan tutunuz da siyasal düzeye kadar birçok durum sorunlarımızı oluşturmaktadır. Ekonomik sorun, bireylerin kişiliğini bile etkilemekte, doku maktadır. Yurttaşlarınm yüreğinde ve ka fasında yer edememiş hlçbir kural. hiçbir ilke, hiçbir yasa güçlü olamaz, yeterli olamaz. Bizi 12 Eylül'e getiren de Anayasa değildi. Anayasanıc kendisi sorun değildi. Başka sorunlar nedeniyle 12 Eylül'e gelinmiştir. Kimse 12 Eylül öncesi ni, karanlığım yaşamak acılannı duymak istemiyor. Ama geçmlşı yaşamamak lçin geleceği yaşamaktan da vazgeçmek istemiyor. Bu yüzden Anayasadan çok anayasa saygısının oluşturulmasını, buna önem verilmeslni istiyoruz. Bu saygıyla hem daha iyi Anayasa yapılır, hem de ay kırıük azalır. Ulus olma niteliği Anayasa saygısıyla ölçülür. Sağhklı bir hukuk düzenlne, bu yolla mutluluk ve barışa varmada ulusun gü cünü derleyen Anayasa gerçeklerden esin lenmelidir. Devletin hukuksal temeli olduğundan yurttaşlann en büyük güven kapısıdır. Kişisel eğilimlere dayanırsa varlığı ile yokluğu değlşmez. Grup çıkar larına göre düzenlenir, hukuk devletlni erekleriyle birlikte kapsamazsa yarm et kisiz kalarak değerini yltiıir. Toplumsal gerçeklerle çatışamaz ve çelişemez. Arananları, beklenenleri, umuıanları, özlenenleri veremeyen bir Anayasa ölü doğar. Türkiy« Cumhuriyeti'nin kuruluş bel geleri olan 1921 ve 1924 Anayasalarmın özetlediği yüce anlam, bağımsız ve özgür yaşama istemidir. Büyük ATATÜRK Ocak 1920'de «Her !ş meşru olmalıdır. Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayaIım. O esaret ve zillet kabul etmez» (l) derken uluslaşma ve devlet kurma güdü müzün Anayasalara ruh veren belirginliğini ortaya koyuyordu. Bu ruh 1961 Ana yasasma da yansımıştır. 1932 Anayasası nın bu milll mücadele ruhunu yadsıması olanaksızdır. Anayasamız hangi dönem de, hangi koşulda yapılırsa yapılsm karekteri değişemez. Anayasamızm yıkılmaz temelleri tarihsel varlıklarımız, ulusal özümüzdür. Anayasamızın ulusal bilincimizdeki dayanakları olan insan hak lanna saygılı, özgürlükçü, lâik ve sosyal adaletçl çağdaş demokrasi, Türk Devrlmi ve Atatürk ilkeleri, hukuk devletinin vazgeçilmez ve ödün verilmez nitelikleri ulusça üzerine titrediğimiz, erdemlik ko nularıdır. Anayasa koyucunun ulusal yönelişlere aldırmaması, çağdaş gerçeklere ters düşmesl beklenemez. Anlamını ve değerini ulusal duygu ve düşünceden ala cak Anayasanm gerçek gücü ulusun sevgisi ve saygısıdır. Uyumu, olaylara ve so runlara uyarlığı ölçüsünde benimsenir. ülusunun istemlerini gözardı eden Anayasa yasalaşsa da yaşıyamaz. Sevilmeyen, sayılmayan, düşünce yapısı, öngördükleri ve güvenceleriyle yetersiz olan A nayasa yalnızlaşır, yabancılaşır. Oysa, Anayasalar ulusal niteliği tartışılmaz, kuş Anayasalar her şeyl önceden gözetemez, karşılıyamaz, çözemez. Hepsinin boş luğu, eksikliği, fazlalığı olabllir. Dtizeltmelerle onanlır ve daha güçlü duruma getlrilir. Bu çalışmalar ilerıye döntik, geleceği düşünür biçimde yapılır. Anayasa laröan daha önemli olan, onun benim ku götürmez yüce yasalardır. Zlya GÖKALP «yüce Mahkeme» başuklı yazısında «En büyük ülkülerin belirdiğl yasa olarak en kutsal yasamız Anayasamızdır. Dinde Kur'anı Kerim ne ise hukukta da Anayasa odur» detniş (2), Prof. Dr. Orhan ALDIKAÇTI da bir açık oturumda yaptığı konuşmalarında «Anayasa de ğişikliklerinde dikkate alınması gereken sorun, özellikle insan düşüncesini teroel aldığını ileri süren toplumiarda yeni yapılan tâdillerin fert hak ve hürriyetlerl bakımından eskisinden daha kısıtlayıcı bir düzen getirmemeleridir. Yeni Anaya sa düzeni eskisinden daha geriye dönme melidir. Anayasa değişikliklerinde özellikle geriye düşülmemesi isteği. hukuk devleti ve insan hakları kavramlarına ve rilen saygının bir sonucudur. Hukuk dev leti dışında bir sistem düşünmek mümkün değildir» (3) açıklığını vurgulamıştır. Böy le bir durum doğamaz. Böyle olursa anayasa saygısı yıkıür. Bu sonuç, anayasanın olmamasından da kötüdür. Saygıyı içerik sağlar. Anayasa saj/gısı insanlık saygısı, insan hakları saygısı, devlet say gısı, yurt saygısı, yurttaslık saygısı, hukuk saygısı demektir. Anayasa ulusal onurumuzdur. Anayasalann en büyük gücü ulu sal bilinç niteliğini almış anayasa saygı sıdır. ••• Anayasa saygısı ulusal bilinç olarak yurttaşlarca benimsenmezse, en lyi. en güzel anayasa yapılsa ne getlrir? Anaya sayı Devlet ve ulusun bireyleri birlikte saymalı, korumalıdırlar. Anayasa saygısı olmadıkça özlemler gerçekleşemez. Bir ulus ve devlet için Anayasa saygısının yıkılması ve yokluğu en büyük tehlikedir. Anayasanın gerçek Anayasa olmadığı yer de bu saygı duyulamaz. Anayasanın olmadığı yerde anayasa saygısı, anayasa saygının olmadığı yerde de Anayasa yok demektir. Bu saygıyı duydukça Anayasa lar başarılı olacaklar, anayasa sorunlan çıksa da çözümlenecektir. Bu saygıyı duy mak ve duyurmak hepimizin ulusal borcudur. (1) Yunus NADÎ, Atatürk'den Hâtıralar (2) Yeni Mecmua 18.12.1922 (3) Mllliyet Gazetesi 30.7.1972 Tannca Pazarlaması... Bir zamanlann «Seks tannçası» Brigitte Bardot, gününü doldurunca beyaz perdeden aynbnış; Fransa'nm Akdeniz kıyılannda yüksek duvarlarla çevrili vülasmda yaşamaya başlamıştı. Ne var kl fine» ma tannçalanmn yakasmı gazeteciler ömrü billah bırakmazlar. Bulvar basmının foto muhabirleri kadıncağızm görkemli konutunım çevresinde pusu kurmuşlar, eski yıldığı tuzağa düşürmeye çahşmışlardı. Bardot'un cınlçıplak guneşlenirken resimlerlni de yaymladılar: Brigitte Bardot'un göğüsleri sarktı, yüzü buruştu; ne oldum dememeli, ne olacağım demeli... Sıradan insan için doğal olan şey, sinemanm yarattığı tanrıçalarda yadırganır. Yaşlanmak istemeyen seks tannçası lçin bir yol vardın Kendi kendini öldürmek. Zavallı Maryline Monroe öyle yaptı. Ve hep genç kaldı. • Brigitte Bardot 47 yaşına girmiş ve gazetecilere bir demeç vererek demiş ki: « Şimdiye dek üç kez evlendim. Bu da bana büyük bir ders oldu. Çünkü erkekler beni hep yanlış tanıdit hepsi beni bir tanrıça gibi gördü.» Gerçek sinemada; sanatçı çeşitli rollere çıkar, türlü kılıklara girer, her senaryoda bir başka kişiyl oynar. Kapitalist dünyanın «Holivut pazarlaması»nda ise bir kişinin ömür boyu hep aynı kimlikle oynatılması kimi zaman büyük iş yapar. Mary^ line Monroe bu tür pazarlamaya güzel bir örnektin Brigitte Bardot ikınci büyük ömektir. İzleyicinin gözünde ve rubunda bir mitos geliştirüir; ve yaşam bu mitosun çelişkili ikileminde sürmeye başlar. Brigitte Bardot dendiğinde akla ne gelir? Her dakikası cinselliğe dönük, her saati erkek kadın ilişkisiyle dolu bir kadın... Acaba Bardot öyle midir? * Sanat gücünden yoksun olan kimi oyuncular, patronlann elinde bir pazarlama aracı gibi piyasaya sürülüyorlar. Yıllar süren propaganda yaürımıyla oluşturulan mitosun kahramanı milyonlann sevgilisidir. Peki. «seks tannçası» ya normal (doğal) bir kadınsa? Beyaz perdedeki kimliğiyle gerçekteki kimliği birbirine denk düşmeyen kadmcağız. çifte kimlik arasmda kalacaktu. Hangisidir hayatın gerçeği? Yalnız stüdyodaki çekimde değil, toplumsal yaşamın her kesitinde mitosuna uygun davranışlara zorlanmâk ne demektir? Sıradan insana tanrıça gerekiyorsa ve tannçanın pazarlanması için büyük sermaye yatınmlarma gerek varsaj yaratılan kişi tannça değil bir kukladır. • 20'inci yüzyılda tanrı ya da tanrıçalarm pazarlanması gittikçe daha yaygın bir nitelık kazanıyor. Rudolf Valentino'dan başlayarak erkek pazarlaması da söz konusudur. Çagımızda iletişimin yoğunlaşması işlerl kolaylaştınyor. Beyaz perde alanmdan politikaya dek her yanda perde ardmdaki güçlerin kuklalan milyonlann karşısına özel kimlikle çıkanlıyor. Kadın olsun, erkek olsun çifte kimlikli bir dizi aktör. poliükacı, lider ortalıkta cirit oynuyor. • Zavallı Brigitte Bardofun aklı 47 yaşında mı başma gelecekti: « Erkekler beni hep yanlış tamdı...» Geç kalmış sayıbaıaz Bardot; çifte kimliğinden sıynhp kendisi gibi oünak için Doğulu şairin söyledîğini bellesin: «Ya oidugun gib! görün.. Ya göründüğün gibi ol!.v» anayasa için Futbol ve El Cordobes'Ier Izzet HAZNEDAR Çapa Tıp Fak. Histoloji Kürsüsü El Cordobes'in yaşamma geçmeden önce, konuya bir açıkhk getirip genelleme yapabilme umuduyla; «Ha Brezilya'nın Pele'si ha Ispanya'nın El Cordobes'i» dercesine, ülkeleri geri, kendileri şöhret olan sporcularından futbolcu Pele'yi örnek olarak alalım. Siyah inci Pele; yoksulluktan, çıplak ayaklan kanlar içinde kalana dek boş konserve kutulannı tekmeliyerek futbolu öğrenmiş. Hatta annesi «BLktım senin şu metal çöpleri pıle pıle pıle diye tepiştirmenden» dediği için admı oradan almış. «Yıldız laşınca» ünlü işadamlarının «Biz bir zamanlar hamallar gibi çahşmıştık» tümcesine koşut, «Ben kuçükken ayakkabı boyacısıydım» demekle yetlnmektedir. Geçen yıllarda ABD'deki lübile maçı sonrasında, kendisine mikrofonlar uzatıldıgrada, aenci olduğunu bile unutup. ırk aynmma karşı olduğunu söyleyemedi. Nîce mazlum ülkelerde, vücudunu giyotine uzatırcasına şanşöhret peşinde koşanlar düş kınkhğma uğramaktayken, spor alanmda Pele; ulus lararası savaşlarda milyonlarca insanın ölüp de kendisinin yaşadığı bir savaş eri gibidir. Pele'ye ezilmiş ve horlanmış zenciler arasından çıktığmı unutturan herhalde Güney Amerikah emekçiler değildir. Olsa olsa o'nu boğarcasma paraya gömen Brezilya büyük sermayesidir. Zenci bir insanın rengi. bundan daha ustaca beyaza boyanamazl Ünlü matador El Cordobes'in; açlıktan, boğalarla beraber aylarca ot yiyerek yetiştiğini biliyor muyduk? tspanya iç savaşmda, babasını. işçi diye Önce hapislerde çürüttüklerini sonra ölüme terkettiklerini de, Yasımı Tutacaksm adlı kitaptan öğrenebiliriz. Çocuklanna günde bir kez yemek çıkarabilmek lçin. aşm çalışmaktan dolayı halsiz düşen El Cordobes'in annesi. henüz 36 yaşında sefaletten öldügünde; babası Cumhuriyetçi olduğundan, annesinin «ölüsünü yerden kaldınnayı» bile sorun yapıyor Franko'cu memurlar. îşte böyle büyüyor El Cordobes îspanya'daki baskıcı kanlı terör kesitinde El Cordobes, çocukluk yıllannı yaşıyacaktır. Birçok yakınını bu iç savaş yıllannda yitirmesine karşm ölüm kendisine rastlamayacaktır. Tek amacı matador olup yemek yiyebilmek olan El Cordobes. Frankoculara karşı amansız bir mücadele verecektir. O'nun. delifişek taş gibi vücudunun ardında, rejimin devamma kanalize edilebilecek gizli bir güç olduğunu bir işadamı keşfeder Ne için keşfetmiştir? Evet, kabma sığmaz coşkusuyla bu matador, hayvanî gücüyle boğa güreşinin tüm tnce tekniklerini birleştirebilir. arenada ölümle burun buruna güreşler sergiliyerek kitleleri büyüleyebilirdi. Nitekim öyle de oldu. Baskıcı. kanlı terör, yerinl bir üst aşamaya terkederken; sözümona ortahğın sütliman olup yatıştığı bu yıllarda devlet korsanhğı yapılırcasına (sanki bir uçağa tıkıhp kaçınlırcasına) Cumhuriyetçiler zindanlarda çürütülürken, basın mengeneye alınmış bir durumdaydı. Bu durumda halktaki özgürlük hırsı. bir kanaldan daha törpülenmekteydl. Sonunda. hükümet de desteklemeye başladı El Cordobes'i. Öyle ki; bir gösteri suasında boş bulunup aldığı bovnuz darbesi sonucu. vücudu paramparça olarak hastaneye kaldınhr. Aynı gün ülkede genel yas ilan edilir El Cordobes'in sağlık durumu ile ilgili Eelişmeler anında. TV'den milyonlarca Izleyiciye özel yayın yapılarak bildirilir. Franko'nun bile bazı konuşmalan yarıda kesilir. îşte. böylece El Cordobe8. bir diktatöru aşarcasına kendinden sözettirmeye başlamıştır. Böylece. ülkeyi «40 yıl» yönetmeyi bile az bulup. bu süreyl aşmak isteyen Frankocu'lara «futbol» yetmemiş oluyordu. Yalnızca karnını doyurmak için akılalmaz serüvenlere girişen El Cordobes. bugün îspanya'yı satm alabilecek kadar büyük bir servete sahiptir. Sahiptir ama admı doğrudürüst yazmayı 29'unda öğrendi. Özel öğretmeni. dünyanın yuvarlak olduğunu söylediğinrle ise 30'larını çoktan aşmıştı.. El Cordobes, geldiği yerleri hatırlıyarak «Ben sömürüye karşıyım» diyecegine. Franko'nun son günlerinde onunla yanak yanağa resimler çektirir basına Beraberce bir dügünde iki üç gece yeriçerler Sabahlara dek dansederîer... Yasımı Tutacaksın El Cordobes'in beşikten bugüne yaşamını anlatıyor Doftaldır ki. tspanya'nın da baskıcı ve çileli kesitini yeniden öğrenmiş oluycruz. öbür geri ülkelerde de başrollere getirilen nice El Cordobes'lerin yaşamlannı anlatan böyle eserler yazılsa da kitleler bilinç tazeieseler. 0 Anayasa mı? Ceza yasası mı? Aldıkaçtı Ibrahimoğlu anayasası olarak nitelenebilecek bu caslak gerçekte bir anayasadan çok bir ceza yasasını andırmaktadır. Bu taslak baştan aşagı yasaklarla doludur. Düşünmek serbest C!) düşündüklerini açıklamak yasak. Lokavt serbest, işveren isteklerinl kabul etmese bile üç aydan fazla grev, dayanışma grevi, genel grev ve her türlü hak arama grevi yasak. Dernek kurmak serbest, derneğiııde ülke sorunlan doğrultusunda çalışmak yasak. Sendikalaşmak serbest, etkili güçlü sendikacüık yapmak fiilen yasak. Gazete çıkarmsk serbest, haberleşme yasak. Seçmek, seçılmek, siyasi parti kurmak kıstth. Bu nasıl bir Anayasa? Bu Anayasa mı, yoksa koskoca 40 milyonluk bir toplumu geriliğe mahkum eden bir ceza yasası mı? Sulhi OKTAY Emekll . İSTANBUL % Sanatın Anayasal talepîeriyle çelişiyor Bir defa şu var, halkoyuna sunulacak Anayasa Tasansı bıçimlenirken, halkoyunun gereği gibi oluşabihnesi için zorunlu ve yaygın tartışma yolları açık mı? Bu olmaymca geriye bir yorum kalıyor. Diyel>m ki komisyon görüş istedigi kurum ve kişilerin her birin' halkm belli bir kesiminin temsilcisi saymıştı. O zaman örneğin sendikaların, meslek kuruluşlarınm, üniversitelerin ve çoğu kişınin belİTttikleri görüşleri de ışçisi, memuru. köylü8ü, aydını, saııatçısıf öğrencisi ile halkın en büyuk çoğıınluğunun .gö^. rüşü saymak gerekir. Bu görüş ve* talepleri basından izlemiştik. Bugün de izliyoruz. Öte yandan büyük işveren ve sermaye kuruluşlannın görüş ve taleplerini de basırdan izledik. Bunlar halkm görüş ve taleplenyle temelden ve açıkça çelışivordu. Oysa şimdi bakıyoruz ki elimizdeki taslak halkın taleplerine karşı, büyük işveren ve sermaye kuruluşlannın görüş ve talepleriyle uyum halinde çıkmış. Böylece gerekli tartışma kanallan işlemeksizin de sırf komisyonun kendi mantığıyla bile söyleyebiliriz ki, taslak yalnız aynntılarda değil, asıl temel noktalarda da halkın değil. büyük sermaye tekellerinin taslagı gibi oluşmuştur. Ve tabii halka bağlı sanatm Anayasal talepleriyle 'îe açıkça çelişmektedir. Bu durumda taslaktaki sanatla ilgili bir ik< cümleye aynca eğilmenin fazlaca bir anlamı kalmıyor. Yılmaz ONAY Oyun Ydpetmenl O Ormanların tahribi ve işletilmesi Taslaktaki hükümlerle 1961 Anayasasınin 131. maddesindo yer alan. «Ormanların tahrip edilmesine yol açan hiçbir siyasi propaganda yapılamaz» hükmü kaldınlmaktadır. 1961 Anayasasınin 131. maddesinde, «... Devlet ormanlannın mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişilere devrolunamaz» hükmü bulunmaktadır. Taslak işletmenin özel kişilerce yapılmasına olanak tammaktadır. Bu hükümden, geçmişte örnekleri yaşanmış ve kötü hatıraları hâlâ anılan müteahhitlik uygulamalarının yenilenmesine yol açar diye ciddi endişe duymaktayım. Ayrıca, devlet işletmeciliğinden dönmenin bizce bilinen bir nedeni yoktur. Maddeler arasmda uyumsuzluk bulunmaktadır. 182. maddenin son fıkrasında, «Bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş... Yerler dışında orman smırlarmda daraltma yapılamaz» denirken. 163 madde ile, «... Orman olarak nıuhafazasında bilim v e fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen yerler» hükmü getlrilerek orman sınırlannda daraltma genişlemektedir. îsmet ÖZTUNALI Orman Y. Müh. cı rejim olmuştur. (Başkanm diktatör derecesinde yetkileri... Ülkede hak ve özgürlüklerin kısıtlanması.. Daha çok istikrarsızhk... Btıhran... Ihtilâller... Darbeler...) Başkancı rejimin görüntüleridir. 82 Anayasa Tasansı ise 58 Fransız Anayasası'udan esinlenerek Yan Başkanlık rejimini getirmeye çalışmakta... Tasan, «Cumhurbaşkanı halk tarafmdan seçilir» şeklinde değiştirilirse durum budur. Ancak, partllerin ve parlamentonun siyasal tercih alanı daraltılarak. hak ve özgürlükler kısıtlanarak bu rejimle istenen amaca ulaşılabilir mi? Başkanlık rejimini uygulamak isteyen ülkelerin durumu ortadayken ve ülkemizde toplumsal banş ' y«niden kurulmaktayken. ulıısumuzu böyle deneylere sokmamak için tasanda değişiklikler yapılarak: a) Parlamenter demokratik rejim esas almmalıdır. (Çok partililiğin getireceği «istikrarsız hükümetler» sakmcası, ülkemiz güçler dengesine ters düşmeyecek bir parti sistemiyle etkislzleştirilebilir.) b) TBMM üye sayısı en az (550) olmalıdır. c) Mahkemeler ve Üniversitpler özerk olmalıdır. (Üniversitelerce, «Üniversiteler Denetleme Organı» kurulabilir.) d) Seçmen yaşı (lR)e indirihnelidir. e) Lokavt Anayasal hak olmaktan çıkarılmahdır. f) Memurlara grevsiz sendika ve toplu sözleşme hakkı verilmelidir. Nuran ÖZÇELÎK Banka memuru Cumhuriyet Sahibi: Cumhuriyet Matbaacıiık ve Gazetecilik T.A.Ş. adına NADİR NADİ Cenel Yayın Müdürü MüesseseMüdürü Yazılşleri Müdürü • Yazı Işleri Müdur Yardımcısı HaberMerkezi Müdürü Mizanpaj Yönetmeni TEMSfcjdLER • ANKARA : • IZMİR • ADANA : : • • YALÇIN DOĞAN HİKMET ÇETİNKAYA MEHMET MERCAN HASANCEMAL EMİNE UŞAKLIGİL „. OKAYGÖNENSİN AHMET KORULSAN YALÇIN BAYER ALİACAR Kısa... Kısa. • «Anayasa taslağı bir çok kurum ve kuruluştan uzak 19. yüzyıl zihniyetinın ürünü olarak hazırlanmıştır. Bu taslağın şurasını burasını eleştinnek yerine hazırlsnışı zaten antidemokratilc olduğudur.» îsmaü AKSÜT îşçi ANKARA • «1961 Anayasası Türkiye'nin çağdaş ujgarlık düzeyine ulaşma süresinde kllometre taşıdır. Bugün önümüze sunulan Anayasa taslağı, çağdaşlık ve uygar lıktan ziyade, Türk halkının demokrasi ve çağdaş uygarlık yolundaki onurlu yaşamına gölge dfişfirecek ntteliktedir. Basım suskun, sendikası gü(süz ve kuk la, derneksiz bir toplum dfizenl düşünülemez. Düşünülse bile aduıa demokrasi denemez.» Osman ÇUBUK Marmara Adası • «TUrk işçisine sendikayı çok görerelı demokrasinin gereklerinden en önemüsini unutanlar tarihi bir yaralgı lçine düşmüşlerdir. Gözlerden kaçmayan ve smtan başka bir karar da gençliğe oy hakkınm çok görülmesidir. Anayasanın gereği halkmnzm yaşam koşullannı lyi leştirmek olmalıdır. Ancak taslakta bu konulara yer verilmemiştir. En az Ucret konusu gündeme Betirilmemistir.» A. Adnan ÖZDEMÎR Cağaloğlu • «... Daha önce bolca dlHlen elbise, bu defa da dar dikilmiştir. Uygunıınu yapmak için, bilim adamlannın, sendikacüann ve toplumun çeşitll kesimlerini temstl eden fcnrumlann gBrüşlerin! almakta yaraj vardır. Ancak bu şekllde halkınuza" yaraşır gercek anlamda bir Anaya'sa hazırlanabîlir. Aksî duntmda, hatan Wr premide ister gfivertede bulunalım, ister en Ifıks kamarada, lnırtuünayj sanraak büyük bir yanılgı olur.» Mehmet OKAY . Siverek • «Dağdakl çobanrn, denizdeki 6andalcmın ilham kaynağı bu yeni Anayasa olmalıdır. Çünkü, TUrk milleUnin ruhu ince, ideali yüksektir.» Maksut CEVHERİ Halk Şairl • «Anayasa tasansında, insansal konularda 1961lerden çok gerilere pldildifciıü Böriiyoruz. Türkiye'mlz IÇÜJ büyük bir taUhsizUk olmalı bu. Genç Cumhuriyetimizin yetiştirdiğl baaa kişilerin, demokrasiyi hâlâ kavrayamadık lannı gösterirj. Ziya GÖKERKÜÇÜK Pojralı Çöyü . Pınarhlsajr # Sosyal haklarda eşitlik sağlamıyor Anayasa Taslağı. çalışanlann sosyal haklan konusunda eşitük sağ lamıyor, tersine bu eşitsizhği sürdürüyor. Memur ve işçi statüsünde çahşanlar 25 yılda emekli olmalanna karşm. BağKurlular 25 yıl artı 55 yaş uygulaması ile karşı karşıyalar. Böylece Bağ Kur'lu bir çalışan 23 yaşında işe başlamış ise, 25 yıl sonra da 48 yaşında emekli olması gerekirken, fazladan 7 yıl daha ödeme yapmak zorunda kalıyor. Yeni Anayasanın bu tür eş'tsizlikleri ortadan kaldırmasını bekliyorduk, ama umduğumuzu bulamadıkj Bizler devletini seven kişileriz. Yann gidip oyumuzu kullanacagız. Eğer bu taslak yasalaşırsa, bu yasalara da uyacağız. Ancak bu durum Anayasadaki bazı maddeleri beğendiğimiz anlamına gelmez. Zaten Danışma Meclisi'nde dei|ışmese de birçok maddenin daha sonra değiştirileceğine, en azmdan bu konudaki tartışmalann sürüp gideceğine inanıyoruz. Basın özgürlüğü tam ve kesintîsiz olarak güvenceye alınmahdır. Çünkü basınm susması demek, kamuoyunun seslni duyuramaması demektir. Böylesine bir uygulama her şeyden önce kajnuoyunun zarannadır. Avnl DUYGULU Ticaret Odası Baskanı MİLAS SERVİS ŞEFUERİ İstanbutHaberleri.SelahattinCÜLER Dış Haberfer : Ergun BALCI Ekonomi: Osman U L A G A Y Y u r t Haberleri: Barbaros GENÇAK Kültür: Aydın EMEÇ Magazin: Yalcm PEKSEN Spor: Mehmet TEZKAN Arastırma: Şahin ALPAY ~ Düzeltme: Konur ERTOP BÜROLAR * KonurSokak No. 24/4 Yeniçehlr ANKARA Tel: 17 58 25 17 58 66 Idare: 18 33 35 Hallt Zlya BulvarıNo: 65/3İZMİR Tel: 254709131230 AUHlrtc Caddul, T.H.K IşhanıKat2/13ADANA, Tel: 1455019 731 BasanvaYayan: SUMHURİYET Matbaacıiık ve Gazetecilik T.A.Ş. Halkevi Sok. No: 39 41, Cağaloğlu İSTANBUL P.K.; 246 istanbul, Tel: 20 97 03 (5hat) TAKVİM , . 16 Ağustos 1982 9 Üretici kesimin sorunlan yok Türkiyemiz nüfusunun yüzde 61.2'sini oluşturanlar, kırsal kesimde geçimlerini tanmdan temİE eden üreticilerdir. Ne yazık kl, Anayasa Taslağında bu kesimin temel sorunlarıyla ilgili bir maddenin olmayışına acaba diyoruz, bu sorunlara ülkemizdeki sanayi burjuvazisi mi karar verecek?.. Keza yine üretici kesimin sosyal ve ekonomik örgütleri olan kooperatiflerle ilgili hiçbir sosyal nltelikte maddenin yer almayıp. yapay ekonomik maddelerle geciştirilmeye çalışılan kooperatifçilik araa tüccarlann insaflaruıa mı terkedllmeyi amaçlıyor. Türk ülusunun efendisi. gerçek üretici olan köylüler, bu Anayasa ile mahkum edilmemelidîrler Ahmet ÖNİSPİR Mustafabeyll kosabası CEfHAN İMSAK GÜNEŞ ÖĞLE İKİNDİ AKŞAM YATSI 4.12 8.08 13.18 17.08 20.07 21.49 Ozgün SanatYapımYönetim/Muetafa Oğuz sunar # Parlamenter demokratik rejim temel jlmalıdır ABD'nin. 195 yıllık tarihl geçmişine oturtarak Başkanlık rejimiyle sağladığı belll ölçüde Istikrara özenerek bazı gelişmekte olan ülkeler bu rejimi ithal ettiklerinde sonuç Başkanlık rejimi değil, Başkan fJMüRSELCÜK satılmaktadır. Tel: 4Q 67 9 2 DÜI^DEN BUGÜNE RESITALLER1 18 Ağuatostan itibaren yalnız haf ta ieinl = l l ^ l ? f W I l j | r . r < a af ?fWI Biletler Şan Sineması gişelerinde Resitalgünleri desaatiB'den itibaren Rumelihisarı'nda S
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog