Bugünden 1930'a 5.081.438 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURtYET LÜşündüm «17 nisan» yaklaşıyor, rahmetli |Hakkı Tonguç'un kitaplanru yeniden açayım, dedim. O günleri anımsamak istedım. y Enstitüleri Kanunu Büyük Millet Mecliıde kabul edildiği s r a d a ben Mull Eğitim kanlığı Yayım Müdürlüğünde görevliydim, lunu ve kanunun Büyük Millet Heclisi'nde üşülmesini ayrıntıtan ile içeren bir kitabın la işleriyle uğraştığımı da hiç unutmam. ıca Enstitülerin kurucusu İsmail Hakkı ıguç İle bu büyük işi nasıl içtenlikle yü.tüğini ve başanya gbtürdüğünü nayranîıkla diğim, zaraanın Milll Eğitira Bakanı Hasan Yücel'i de tanımıştım. Sonra Köy Enstituoe bir çok kez gittim, orada ögretmenlerve öğrencilerden dostlar, arkadaşlar edm. Yaşamrmın en güzel günleri arasında ana Köy Enstitüleri ila Ugiü analanmı. Tonguç'un Idtaplannı yeniden okumanın nı ve yaranru anlatamam. Ancak bunun nda, gerçekten üzücü bir sorun da çıkıyorortaya. Turkıye, kurtuluşun yolunu bul;ken, nasıl ve kimlerin oyunu ile çevrilti bu yoldan? Eğitim öğretim işi, yurt nda, çok yıl önce çözülmüş olacakken, bizi mutluluktan niçin yoksun bıraionışlardı? Tuhaf gelecek ama, Köy Enstıtülerinin vılası, bizde demokrasinin kuruiması ile çağır. 1946'da çok partili düzene geçilmesi ile kte, Cumhuriyet Halk Partisi içinde bir lar değişimi oldu, okul yapımından yakıköylüleri Demokrat Partinin çok kolay ınabileceği düşüncesi ve bu düşünceden m korku bir yandan, köyldnün uyanacan inoesl ve bu düşünceden doean korku bir lan, bu yeni iktidan, yaptıgını yıkan bır lar durumuna getirdl. Yeni Millî Eğitim ını Reşat Şemsettın Sirer, Koy Enstitulekuranlan, orada çalışanlan, çalışanlara ım edenleri işlerinden çıkardı, kirnılerinı nahkemeye verdi. Hasan Âli Yücel KeÖner davası, o dönemin karakterini çok anlatan bir belge niteliğindedır. mek, bunlardan olağanüstü yetenek gösteren öğrencüere yüksek öfrenim yollarmı kapalı tutmamak, öğretmen olacaklan da köy vaşa mının koşullarına dayanıklı, o çevre içmde de daha geüşmıs ve venmli bir yaşam yaratma <u cünü kazanacak biçimde hazırlamak. Köv Enstıtülerını toprağı elverişlı yerlerde kurmak. onlan üretimcı birer kurum durumuna getirerek öiç olmazsa öğrencinin yiyecek içeceğıni saâlayabilecek biçimde yönetmek ve bövîahkle giderlennı azaltarak ilerde devlete yuk olmayacak duruma gelmelerine çalışmak. 18 Nisan 1975 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER Bilinç!.. omar. güzel ve akıllı bir lnırt kSpeğidir. Pek keyifli bngünlerde... Çomar'ın hallerı, gözlerinden belli olur. Parlıyordu gözleri .. Çağırdım: Çomar, Çomar... Kuyruğunu sallsmaya başladı. Çok akıllı köpektir Çomar, ama bilinçsizdir. Bilinç, köpeğe değil, insana özgü birşey... Köpek, ne geçmişi bilir; ne gelecekten haberlidir. Dil bilgisi yoktur, anlaması kıttır. Güdüleriyle davranır. Büinçlenmek için bilgi gerektir. Herhangi bir deneydea, ya da deneylerden sağlanan bilgi; insandaki bilincia bir parçasmı oluşturur. Çomar'da böyle bir erdem yok. Oysa insanı insan j^ıpan bilinçtir. Sosyal gelişmenin ürünüdür bilinç; toplumun dışında varolamaz. DU'dir a r a a bilincin... Çünkü bilgi ve anlayış dilden geçer. Geçmişten geleceğe uzanan evren değişiminin koşullarmı kavrayan insan, bilinçlenir. Evren değişiminin koşulları yansır insan aklma... Ama ınsanın bilinci, yalnız doğayı yansıtroakla kalmaz, doğayı yaratır da .. tnsan ve doğa ilişkilerinde, insan eliyle doğanın değiştirildiğini, yeniden oluşturulduğunu görüyoruz. Bazan insan bilinci, akıl sır ermez tşler de yapabilir. Bir fnsanm bilinci, birkaç insanın bilincine dönüşür; birkaç insanın bilinci, bir partinin büincini yaratır; bir partinin bilinci halk yığınlannın bilinci niteliğine erişince çağımızda çok görülen olaylardan biri gerçekleşir; çağdaş uygarhk yolunda yaya kalmıs gibi görünen bir toplum, şaşılacak bır devrimci atüıma yönelir. Ama Çomar bu işin farkında değil. Ne var ki Çomar işin bilincinde olsa da olmasa da, evrenin değişimi sürüyor, Değişimin koşullan insafsızdır. Çomar eninde sonunda onbeş yinni yıllık bir ömrü olduğunu bilmez. Insanoğlu. belirli bir ömrü olduğunu bilir, Yalnız bununla da kalmamıştır insanoğlu; belirli toplum düzenlerinın eninde sonunda yozlaşacağını ve öleceğini de anlamış. algılamıştır. Öylesine bir yasadır ki bu, önune geçilemez. Sörgelişi feodalite çürümej'e yüz tuttuğu ve burjuvazi yükselmeye başladığı zanıan, bütün krallar iskambil kâğıtları gibi birbiri ardından yıkıldılar. Bu gidişin önüne geçmek için neler yapılmadı ki!.. Kaç insan asıldı, kaç yasa çıkarıldı, kaç antlaşrna imzalandı? Avrupa'da «sihirbaz devlet adamiı Metternich. zamanın büyük devletlerini «Kutsal Ittifak. çevresinde toplayıp, 19'uncu Yüıyılda dünyayı saran Cumhuriyetçi fikııleri ve ileri akımları e?rnek için nelere başvurmadı? Ama nafileydi çabalar... Yüz Elli Yılhk Gecikme Melih Cevdet ANDAY tirilmesi. ük öfretlmin parasn »e zorunlu durama getirümesi ilkesine dokunur. Feki, biıirn cumhuriyetimizin ve demokrasimızın esinlendiğı bu Büyük Devrim, okul sorınuna böylesine köklü çareler bulurken, ondan yüzelli yı! genç olan demokrasimiz nasıl olur da burada kendi topraklanmızda, kendi gereksemelerimıze karşılık düşeeek, ksndi koşullanrruza uvgun bir eğitim, öğretim aülırmnı baltalar? Işte konunun bence en önemli yanı budur ve bunun çözümü, yalnızca Köy Enstitüleri som nunu aydınlatmakla kalmaz, demokrasimizm ozelliğini de ortaya koyar. 1935 nüfus sayımlanna göre, Türkiye'de erkek nüfusun yuzde 23.3'ü, kadınlann vüzde 8.2'a okuma yazma bılmekte, demek ki erkeklerin yuzde 76.7'si, kadınlann ;üzde 91.3'ı bilraemekteydi. Yasal olarak ılk öğretim gormek zorununda olan çocııklann kentlerde ve kasabalarda yuzde 80'i, köylerde ise ancak yüzde 26'sı okutulabilmekteydi. Köy Enstitüleri Kanununun gerekçesi, yalnızca köylümüze, halkımıza okuma yazma gereği üzennde durmaz, 12.5 mıl^on köylü nufusunun toplandığı köy ve koy karakterindekı kasabalarda oturan bilgisiz halkı bir de iş yaşamı bakımından gözönüne alır. Türkiye'de çalışan nüfusu (o zaman) oluşturan yaklaşık 8 milyon kişinin yüzde 81'i çıftçi, yuzde 8'ı endüstrt ve maden isleri eröabı, yüzde 4'ü 'icaret ve ulaştırma uğraslannda çalışanlar. yuzde 5'i memur, kalanı da serbest hizmctlerde isgörenlerdir. Bügisizliğin en yoğun olduğu yer, çalışan nüfusun yüzde 81'iru oluşturan çiftçi halkın yurdu köylerdir. öyleyse amaç, koylüyü okutmak ve daha ıyı bır iıretici durumuna getirmektir. Bunun da ılk koşulu sayıca ve nitehkçe bu ışı başaracak oğretmenler yetıştirmekti. Bu konuda ise görüntim şuydu: Daha önce, Millî Eğitim Bakant Saffet Ankan zamanında, çok güzel bır buluş olarak ortaya at:hp başarı ile uygulanan «Köy Eğıtmenleri» vetiştirme işi köylerimize yılda 2.000 kadar eğ:tmen ulastıracak duruma gelmisti. Bunlar, terhıs edilen çavuşlar ve onbaşılar arasından seçtlip eğıtüiyorlardJ ve olumlu çalısmalara £irıyorlardı. Ancak bir öğretmenden beklenen hizmeti onlardan beklemek doğru olmazdı. Buyük eğitim öğretim seferberliği için yetersizdiler. Bir de köy öğretmenleri vardı. Bunlar, hep büyük kentlerde kurulmuş olan öğretmen okul larından yetişmiş kentli gençlerdi, ki daha çok kentlerin ve kasabaların gereksemelen «c%önünde tutularak yetistirildikleri ıvın, köy hoşuJJanna yeterince uyamıyorlardı. Bu yüzdeıı, yaıi yetiştirilecek koy cğretmenlerinin. hızmttin gereklerine daha uygun koşullar içinde yetiştirilmeleri zorunlu oluyordu. İşte bu gerekçe ile şöyle düşünuldü: Ögretmen adayını köyden almak, bunları köy yaşamından uzaklaştınnayan bir çevre içinde ıvi bir çiftçinın bilgüerine sahıp kılmak, bunlfua ögretrnenlik uğraşı yanında, köyde geçecek demircilik, yapıcılık, dülgerlik. kooperatifçıhk, kız öğrenciye çocuk bakımı, dikiş, ev idaresi, tanra sanatlan, hasta bakımı gıbi isleri bğret Ç ... Yüzelli Yıl Sonraya İşte bu okullardan çıkan çocuklar, ken dl köylerine ya da ona yakın köylere göndenlerek hizmete sokuldular. Ama bu görev köyde bır okulun bulunmasmı elbette gerekli Kilıyordu. Bu okullann vapılması kövlüye bırakıldı. İste Demokrat Partililerin ve onl»r!a yarışan Halk Partisi ıçindeki tutuculann Köy Enstitülerini yıkmak. onu bitinnış o!an 05;retmenleri darmadağın etmek icin dayanıiıkları ilk tutamak bu oldu: «Köylü niçın zora koşuluyorau okul yapırni için')) Iik bakı^ta çok haklı oir soru gibi göriinüyorsa da, cunlar sadece sormakla kalıvorlar, köy okullannın devlet elıyle yapılmasına yanasmıyorlardı. Peki, sonuç: Kövlüyü okul yaoma zar;metınden kurtaran bu baylar, o n j eskisi n t a okulsuz bırakıyorlardı sonuçta. Resat Semsettin Sırer, Hakkı Tonguç'a soruyor: '<Bu köy çocuklarını niçin okutmak istiyorsun Hakkı Bey? Okuyup da bizi kessinler mi'» Dahası var; Köy Enstıtülüler, gittikleri yerde, başlannı dik tutmaya, düşündüklerinı dosdoğru söylemeye alışmışlardı, ama bu ne bıçim işti bu? Diizeni borulmuyor muydu toplumun? Dünkü köylü çocuk, hiç m r t sorunlannda söz sahibı olabilir miydi? Üstelik de fakır fukara çocuklanydı bunlar. KomünıstUk değildi de neydı bu? tşte Fransız Devriminden yüz elli yıl sonrakı Türk burjuvazisi Döyle düsünüyordu. Bugün de böyle düşünüyor. Ama köylüsü ile, kentlisi ile bu halk, bu gençlik, onlann düşuncelerine göre, davrnnmak zorunda değildir. Yaşam ilerliyor. Yüz elli yıllık gecıkmenin «vküsüne ucundan dokunmuş olduk böylece. bır iik Fransız Devriminden... tsmail Hakkı Tonguç «tlk ögreMm Kav» adlı kitabının başlarında, bu kavramın ?a çüaş ve güçleni? tarihine ilişkin bilgiicr5 •ken, Ortaçag'dalü anlayışa degındikten a, Büyük Fransız Devriminin getırdiği yeIer arasında özellikle okulların devletleş AYAK ZERİNE TAY AKBAL Evet Hayır GÜNÜN KİTAPLARI Zafereiterleyen Kamboçya halkınm mücadelesini anlatan krtap NORODOM SIHANUK Krallar kralllklar birer birer tarihln mezarhğına gömüldüler; ecele çare yoktu çünkü... Evrenin ve toplumun değişimi belirli yasalara göre serçekleşıyordu. Durduramıyordu hiçbir güç, değişimi... Yirmincı Yüzyıla ayak bastığı zaman insanlık, değisimin ivmesi »rtmıstı. İhtilâller, darbeler, savaşla.r, seçımler hep bu değişımln sancılannı sergilıyordu. Asya kımıldamıştı. Yanm yüzyıl içinde bir milyar insan sosyalist devrimlni gerçeklestirdi; ulusal kurtuluş savaşlan birbiri ardından patlıyordu emperyalızme karşı... Eski vaktin krallan gibi yeni vaktin egemenleri de bu gidlşın önüne geçmek istiyorlar; bırbırl üstüne antlaşmalar ımzalıyorlar; silâh üstüne sllâh icat erfıvorlar; ordu üstüne ordu donatıyorlar; yasa ü<tüne yasa çıkarıyorlardı. Ama naöleydi. Hiç beklenmedık yerden patlıyordu devrım... Kırk yıllık fasist Portekız, silkinlveriyor. şışgöbels sermayecılerin sömüre sömüre oluşturdukları bankaları. şırketlerı devletlestiriyordu trvsanın bılinçlenmesınl. uluslann uvanışını. halkların silkınmesinı hiçbir güç durüuramıyordu. Ama bizlm Çomar'ın haberi yoktu bu ışlerden... Seslendım: Çomar, Çomar... Salladi kuyruğunu. Son günlerde pek keyifli: çünkü bilinci yoktur. Bilinç toplumsaldır, insana ozgücfur Bılıncl olmayan ki?i, çıkarlannın güdüsünde yasar, devinir: kafa"iinı taşa vuruncaya dek... Devnmcı kışı. va da başka deyimle çağdaş İnsan, bılıncımn ışığında saptar yaşamının. rotasını... Ben dayak yemedım, demokrasi dayak ye<ü» diyor. OySrenler anlatıyorlar nasıl dayak yedığini! öylesine ki. ıcasını çekmek zorunda kalmış! Gazetelerde tabancasıresimleri de çıktı. Ayjp mıdır «dayak yedım» demek? es, birinden dayak yiyebüır. El elden üstünrfur. Senden ısu çıkarsa karşıoa, dayağı elbet yersın. Yemişsen, «yedemen gerekir! «Hayır ben yemedım dayağı, demokrasi demek, yediğin dayağıa acısını unutturmaz... iağımsız bir milletvekili. Bır o yandan bir bu yandan ımüş... Söylentilere göre bir gun önce de kırmızı oy veini söylemi?. Sıra oylamaya gelince «kabul» diye bagırÖyle der böyle der, oyle yapar boyle yapar, kımse karız. Partili milletvekilleri için parti dlsiplini diye bir şey r. Yine de bir milletvekili kendi «vicdan.ıyla başbaşafrup kararına karşı çıkabılir, «ben öyle düsünmüyorurn> ıllir. Ama bunu grup toplantısı sırasır.da yapmalıdır, oris çıkarmamak, sonra yan çizmek «vicdan.la, bılmem açıklanamaz. ay Arsan bağımsn bir milletvekili, ne grubu var, îsap verecek partisi... Istediği yönde oy kullanır. Bır o bir bu yana yalpalasa da bu kendi bileceği iştir, soa k«ndi kafasına gore oyunu verır. Kitnse bir şey dije«Sen niye onlardan yana" fıktın> diye üstüne yürüyeBay Arsan son dakikaya kadar izlni belli etmedi, kimneden yana olduğunu göstermedi. Bunda bir püf nokta Demirel ortaklığının yararlı mı zararlı mı olacağı konuı karara varmak o kadar güç değildi. Bay Arsan beklekledi, sonunda «kabuUü patlattı. Gazetelerde okuduğuöre bu kadarla yeünmemış, CHP sıralarına donüp bir : söylemiş, «oh olsun, alın da görün» gibilerden. Böyle a bir havada bu türlü davranışlar yapılmamalı, derira öyle bir bunalımU oturum ki Meclis Başkanı bile kalp geçirdi sonunda! Kendilerini son ana kadar oyalavan îğımsızın hem karşıt oy vermesi, hem de bir eğlenmeılkışması birkaç milletvekilini çileden çıkarmış işte... eclislerde çok kavga gördük. AP'liler bu alanda hiç de îalmadılar doğrusu! Çetin Altan'ı sıra altlarına sıkıştıgözunü çıkarmak isteyenler, emekli general Dlay'ı koarda yumruklayanlar, daha neler, daha kimler, hep belimizdedir. Kendilerini tutamayan CHP'li birkaç mületveay Arsan'ı bir güzel dövmüşler, o da çekmış tabancasını. 11er diyorlar ki, tabancayı çekınce elınden almak istedik, ızden oldu olanlar. O karga^alıkta neler olmazdı ki! Hem bancalı bir kişinin ne denli tehlikelı olduğu da açıktır. ıpıp yapıp o sılâhı almak gereklidır. Bu, bir yurttaşllk idir her şeyden önce... illetvekillerimiz içirKfe Meclise silâhlı gelenler bulunduğu n beri söylenir. Niye tabanca taşırlar, kıme karşı, ne yapıçin? Meclis Içtüzüğünde tabanca ile Meclise gıri:meyeceıılı değil midir? Öylej'Se niye uygulanmaz? Meclis Başkar şeyden önce bu konuyu ele almalıdır.. Gıinün birınde ni kaybeden. bir milletvekili sağa sola ateş etmeye başı birkaç arkadaşını vurursa bundan kim sorumlu olacakay Arsan lşlediği suçu kendiliğinden açıklanıış oluyor. gerçeği yadırgarnak, yani dayak yediğini saklamak; hem sak bir iş yapmış olmak, az şeyler değildir... ı eğlendiricisi de «ben dayak yemedım, demokrasi yedi ;ı» demesidir. Böylece Bay Arsan'ın «demokrasi>nin ta si olduğunu anlamış oluyoruz! Arsan'a dokunan, demok! dokunuri Tabancayı çekenin de «demokrası» olduğu or;ıkıyor. 12 nisan 1975 günü cfemokrası gerçekten bır dayak tir., daha doğrusu demokrasi halk egemenliği olduğuna bu egemenhğin temelleri sarsıntı geçırmiştir. O da, türUarla birtakım mületvekıllerinin oylarım etkileme çaren bulunmasıdır. Bakın açık açlk soruluyor milletvekili larında ne gibi işlerin donduğu... Demokrasi, milletvekilher çareye başvurup kandırarak kendi cephesıne çekmidir? e dayak yemek, ne dayak atmak hoşa giden şeyler de. Ne Bay Arsan'm, ne de demokrasinin da^ak yemesi is;z. Ama tabanca çeken bir kişiye nasıl karşı çıkılırsa, deasi çizgisinin dışına tasan sözümona bir «demokrasi»ye durmak, gerekirse onu engellemek de bır yurttaşlık göir. SAVASIM uıucadetesı Adr«si:OLUŞ TATINEVI Bafauli cad. tto: 54 CaOalogiu İatantaul C.İAİLE VİLAYETLER VE VALİLER Ftyatı 40 Ura REMZİ KİTABEVİ Millî Mücadelede iKâmil OLAYI 10 TL. Son gurderde adından en çok bahsedilen TRT ve îs mail Cem olayının içyüzü. İSTEME ADRESİ: P. K. 47 Beyazıt Istanbul Genel dağıtım: GE DA «... Kadının Bağımsısîlığı, Sosyalist bğrett İçinde yeı alan bir TOPLUMSAL DEGtŞİM istegı olmasına karşın, tutucu çevreler yararma özünde büyük ölçüde tahnfler yapılmış »o Batınuı Kapitalıst düzen aniayışı tarafından kullanıhr oln)uştur.. » Saptınnacalara, bir çagırı. özUnden tahnJ ve aldatraacalara ALTTNDAL Karşı C*n«l dağrtım ULUSAL OAGITIM Alaç Sofc. 48/1 Yanişchir ANKARA TÜRKİYE'DE KADIN (Marksist bir yaklaîim) BİRLİK YAl'INLARl P.K. 1SK3, Sirkecl • istanbul, 20 TL. ^İKONUKYAYINLARI SCÇİMLE M.Duverger Çağımızda Cumhuriyetler nasıl Monarşiye dönüşür PK 749 ISTANBUL f | ' ÂmerikanTurk amerikan basınında türk ilişkilerine ışı k tutan inceleme kurtuluş savası kerika'nın öOyıldırsürdürdüğü siyasetin içyüzü oanan ulagay DEDA ve dığer dağıtımcılarda BASKAN Ya>inlan A.Ş. 46. kitap İDEAL KİTAPLIK SERİSİ 45 inci kitap: KAÇIRILAN KIZ DAĞITIM: BATEŞ prof. dr. cavitorhan tütengil KIRSM TÜRKİYE'HİH YAPISI VE SORUNLARI •Mart»t»M«mnlst tmri ila tffalıkmaı* önhşlirt netodıınu Inıllanan n halk lirtekriyl. loyuşm,* ««•plınli bir Partı; boylt bir Partmin 6ndeHiğind« bir Ofrt.ii boyre kir Paninin omicrliğmd» b*un devrfmei sınıflsnn n gnruptarm b.Hesik ecpfıest Oujmarn i f I * bu Oç csas siljhl. MAOZEDONC lbo«< 191418 TürkErmeni Dramının romanı V.İ.LENİN RREV AYDINLIK YAYINLARI P.K. 242 Aksarav • lst. 9 Stereo BAN1 doldarulur koral yayınlan ibnulezrak MERVANÎ KÜKriJERİ [ TARİHİ |j tiirkoesim.e.bozarslan &T KONUK YAYINLARI JrD: MarksistLeninist bir'yaklaşımla Gerçekteve ' Eylemde •^\\ İSTEME ADRESİ: Y. Atlas Yaymlan, Hacılar Pasajı No. 229 İZMİR ncfıct köpııi/u ™ 3.BASKI IYAZAN ' 60 lık. 8 lira i KİTAPts % a ındirtm Bütün »ayınltr me»cuttuı 3 U KltapUk U0 OcreUlJ bursürümü/ü Uteytnlz Pusta masrafsız ödemer) lndtrtmU kıtap eondertür ISIA.NBll KtlAP Uül Sliıeınası Yaoı ŞKHZA1IKBASI Endonezya Halkının Faşizme Karşı Mücadele Tecrübesi •AYDINLIK AYDINLIK YAY1NLAR1 P.K. 242 Aksaray l s t ıborboro/ boykcifa FflYI P K 749 İSTANŞUL me Adresi PK.907 İstanbul NİSAN 1974 te BU KİTAP PİYASAYA ÇIKTIĞINDA GİZLİ ELLER TARAFINDAN TOPLATILDI FAKAT DÖRT AYDA 3. BASKI VE KATLİAMLARA TANIK OLAN BİR KÖPRÜNÜN ÖYKÜSÜ Dört renk ofset kapak 312 sahife 20 TL. Genel dağıtım: Akyar Yayınlan Akyar Yayınlan Cağaloğlu vilâyet karşısı Güncer Han kat 1 P.K.765 Sirkecı İstanbul MÜHENDİS ARANIYOR Şirketimizin Ümraniye'deki fabrikasında görevlendirilmek üzere, askerliğini yapmış, ıvi tngilizce bilen, asgari 3 yıl iş tecrübesi bulunan Elektrik veya Makina bölümu mezunu; METOD MÜHENDiLERi ile DiZAYN MÜHEIMDiSLERi'ne ihtiyaç vardır. Müracaatlann, şahsen veya yazılı olarak Personel Müdurlüğüne yapılması ric olunur. NORTHERN ELECTR1C TELEKOMÜNİKASYON A. Ş.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog