Bugünden 1930'a 5.099.685 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

DÖRT Resimli Roman : 191 BAŞKASININ GU«AHI CUMHURİYET Çizen: YVES SAYOL Çevnen: Mazhar KUNT : 10 Ekim 1960 Buyuk bir halk aanatkaruun hayatı Naşit Beg? Biyojrafik hikâye: 13 Komiki Şehir Naşit beyin hastalığı artıyor ARPAD Naşit Özcan ertesi gün Beyazıttaki piyangocu dükkânına git medi. Bir daha hiç gitmedi. V H I Demir parmaklıklı bfiynk kapı Millet tiyatrosuna beyaz perde ve sinema makinesi gireli yıllar vardı. Millet tiyatrosunun adı, Turan sinema ve' tiyatrosu ol mutu. Nâşit Özcan'ın 1939 ilkbaharında bir provada öfkelenmesiyle ortaya çıkan ve aylarca yatıran hastalığı, artıyordu. Hekimler damar sertliği ve kalb büyümesi diyordular. Sol tarafmda bir uyuşma baş göstermiş, konuşmasında ağırlık başlamıştı. Heyecanlanmaması, yorulmaması gerekiyordu. Ama o, karyolasında yastıklara yaslanıp dinlenirken bile sahneyi, seyircilerini düşünüyordu. Sahneden uzak kalırsa büsbütün kötüleyeceğini iyi biliyordu. Gerçi haftada birkaç gece oynayabiliyordu. Fakat günün birinde, Millet tiyatrosunu elinden almış olan beyaz perdeye büsbütün yenileceğinden korkuyordu. Uzun süren bir istirahatten sonra 15 haziran 1939 gecesi Turan tiyatrosunda tekrar sahneye kavuşacağını beklediği günlerde, bir gazeteci dostuna: <Hastalıktan bunaldım, sahneye tekrar çıkabileceğim geceyi heyecanla bekliyorum, kurtlarımı dökeceğim!» demişti. ci koğuş demir parmaklıklı büyük kapıya kadar yolu, karısının ve çocuklannın yardımıyla yürüdü. Hafif bir bahar yağmuru vardı. Puslu ve gri bir gündü. Yağmurun iyuce yıkadığı çamlaf koyu yeşili ile grimsi bir ren ge bürünmüştü. Demir parmaklıklı büyük demir kapmın arkasına bırakılmış oahtsız insanların karanlık dünyası, çamların yeşilini de karartmıştı. Kapıya yaklaşırken birkaç hasta önüne çıktı. Bahçede dolaşmasına göz yumulan zararsız hastalardandılar. Emekli bir mühendis, siyasî bir nutuk vermiş, Karadenizli bir genç: «Batıyoruz, can yelekleri4» diye bağırmıştı. Sarsak bir ihtiyar, cigara parası istemişti. Naşit Özcan. Bakırköy hastanesinin on sekizinci koğuşunda geçirdiği üç ayı her zaman ve dehşetle hatırladı. Kalın demir parmpkhklann, yüksek duvarların ve tel örgülerin ardmda, ömürlerinin tükenmez çilesini dolduran bahtsız insanları hiç unutamadı. Tertemız karlarm alabildiğine beyaz dünyasını farketmeden renkli bahar günlerinin, güneşlı V3T. aylarınm. yeşilin her rengivîe bezenmiş güz haftalarımn faıkında bile olmadan kendi gri, los. kapkaranhk dünyalarında y3şıyan ruh haştalannı hep natırladı. Onlarla kendi arasında bir yakınhk. benzerlik, bir iç bağı bulur gibi oluyordu. Herşeyi kurar, çabuk öfkelenir, en olağan şeyden türlü anlamlar çıkarırdı. Gök gürültüsünden ve şimşekten korkardı. Yağmurlu havalarda elektriğin sigortasını gevşetir, gök gürültüsünü duymamak için yorganın altına sak Ianır, hattâ çocuk'.arı.ıı da yanrna saklardı. Sert lodoslsrda K a . dıköy vapuruna bınemezoi. Gece leri yastığının altiTıa tabancasını koyar, baş ucun.ia bir kılıç asılı dururdu. Damda kedüeT'în gürüitüsünü hırsız 5anıp, bekçiye dü dük çalar ve don fanila yataktan fırlardı. Bakırköyle Atikali arasında hep bunları düşündü. Kız kapıya bir baktıktan sonra: cArtık sana kızmıyorum, dedi. O zaman sen tam bir çocuktun, bir şey yapamazdın, beni o alçağa teslim edenlere mâni olamazdın. Ama eğer bu hâdiseyi Mösyö Alexis'e anlatırsan seni dünyada affetmem. Sakın bunu kimseye açma ve annemle Vernier'in isimlerini kimseye söyleme... ~ O sırada Mimi'nin gelmesi, Lucien'in Laurence'e cevap vermesine mâni oldu. Delikanlı ayağa kalkarak sütkardeşini öptü. Mimı de sordu: «Mösyö Ramel, ne zamandanberi Bre • tonya'dan döndü?» Sonra eğilerek kulağma şunları fısıldadı:: Mösyö Ramel'e söyle: Babam çok değişti. Mösyö Broussel seyahatten döner dönraez evlenmemize razı olacak.» Birkaç gün sonra Madam Joramier, bir tiyatro mecmuası okurken, Alexis'in Comedie Parısienne'de yeni bir eserinin oynanacağını >gördü. Genç kadın, Alexis'in Lambelle şitosuac Ramel ile birlikte Lucien'i göndermiş olmasını bir türlü unutamıyordy.. <Ah şu herif dcdi, piyesi muvaffak olmasa ne güzel olur...» Birden aklma bir şey geldi: «Ay... şimdiye kadar düşünmedim, dedi. Onun piyesini yuhalardırayım da görsün. Parayı verdikten sonra neden mümkün olmıyacakrmş? Ama kime müracaat etmeli?» Bir dakika daha düşündükten sonra eline kâğıdı, kalemi alarak yazmsğa başladı... (Arkası var) Marlon Brando kadmlara neden zulmediyormuş ? Öteden beri merak edilir. Marlon neden kadınlara karşı zâlim acaba? Artistin üç sene nişanlı kaldığı genç yıldız Rita Iilarno bunu nihayet açık ladı: «Annesinin yüzünden... Annesine kırgın da ondan» diyor. Bir gün araba ile geziyorduk. Onun yanında çok mesuttum Sevincimden şar kı söylemeye başladım. Martokat aşkstti yüzüme: '"""••'•••••••tııııvıııııvıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı OKUYUCULARLA Radyon var mı, derdin var tstanbnl'dan Niyaıi Çetin ya zilâtı kaldınp onlara, halkın aldığı bileti vermektedirler... Böyuyor: lece halk günü, herkes nonnal9.6.1960 tarih ve 3222 sayılı Telden ucuza film seyrederken, o siz kanununun 7 inci maddesinin gün sinemaya gelen öğrenciler (A) fıkrasma göre radyolanmızneden her zamankinden fazla padan her mali sene başında bir ra ödemey* mecbur olsunlar? ücret alınmaktadır. Umumi kül Öğrenciler, halk günlerinde kentüre hizmet eden radyolardan ücdi hakları olan tenzilâtı kaldıran ret ahnmasına, ruhsata bağlansinema idarelerinin, talimatname masına lüzum yoktur. Meselâ deki bir ifade boşluğundan faybir cep radyonuzu dostunuza he dalandıklarına kanidirler. llgilidiye ettiğinizde, P..T. idaresine lerin bu haksızhğı düzeltmelerini gidip tapu muamelesi görmesi rica ederiz. vatandaşa bir eziyettir. Gene rad yonuzu çalmak istemezseniz buCevabımıc : nun için de P.T.T. idaresine müŞikâyet, haklı ve yerindedir. hürletmeniz lâzımdır. Bu da ayrı bir derttir. Şöyle ki: önce bir Sinemalar halk günleri de, öğren dilekçe yazarsınız, sonra maki cilerin tenzilâtlı tarifelerini uyne dikişli bir torba yaptırırsınız. gulamakta devam etsinler... ZaRadyonuzu yüklenir, postahane ten öğrencilerin istediği de bu... ye gidersiniz. llgili serviste radyonuzun içini açarlar, lâmbalarnı sökerler, bir kâğıda sarar, yine radyo makinesi içine koyarar. Sonra torbayı sıkıca bağlarar ve çuvaldızla ipi bir taraftan diğer tarafa geçirirler. Kursun takar sıkarlar, üzerine kapsol geçirip kırmızı mum akıtırlar, posta merkezinin mühürünü basarlar, zabıt tutarlar, zabtı imzalatırlar, birini size verirler. Sizdeki ruhsat ve makbuzları ge ri ahrlar. Size torba içinde radyoyu iade ederler. Her sene şubat ayında P.T.T. idaresînce bu radyonun mühürleri bozulup bozulmadığı kontrol edilir. Neti. ce: radyon var mı, derdin v a r demektir: satarsın dert, hediye edersin dert, nakledersin dert, mühürletirsin dert, hurdaya verirsin dert, vergisini zamanında vermezsin dert, zamanında öderin memur hata yapar, borcunu b'demedin diye mahkemelerde BÜrünürsün, o da ayrı bir dert. Artık bu dertlere bir çare bulmanın zamanı çoktan gelmiş, geçmiştir. 1937 yılındaki şartlar ve zihniyetlerle kabul edilen bu kanunu tâdil etmek veya kaldırmak bir zaruret haline gelmiştir. Ücret tahsili gelirimiz için lâzımsa, daha pratik yollar bulmak lâzımdır. Meselâ: Philips marka bir radyonun miadı 20 yıl ise. satış t u t a n n a 20 yılhk vergisini dahil ederek acente vergiyi müşteriden peşin alsın, maliyeye yatırsın. Böylece bir daha ne P.T.T. idaresi vatandaşı, ne de vatandaş P.T.T. idaresini mesgul etsin! CEVABIMIZ: Okurumuz tamamiyle haklı. . Bu külfetleri yüzünden radyo almıyan kimseler var. Oysa ki bugün radyolar, Milli Eğitimin baş yardımcısıdır. Milletlerin kültür seviyeleri, sahip oldukları radyolarla ölçülmektedir. Okurumuz hastalığın güzel bir teşhisini koymuştur. Şimdi iş onun ilâcını bulmakta. . lon bir Şişmonlar için câzip bir kıyafet En güzel aşk hikâgresi nasıl dtama döndül Geçen yıl Belçika. Paolaya gonül verdi. Tarihte bin yılhk yeri olan bir ailenin bu güzel kızı. bu, sâde prenses tam onların özlediği prensesti. Albert'le Paola'nın aşkları bir peri masahna benziyordu. Aradan bir yıl geçti. Genç çift tahta bir de veliaht verdiler. Öyle iken tatlı aşk romanı birden drama döndü. «Güneş ışığı» prenses nasıl böyle sinirli bir kadın oldu? Biraz hüzünlü görünüyordu. Bu, «Belvedere» Sarayında kendi güneşli vatanım özlemekten mi idi, yoksa «Gülen Prenses» in bilinmiyen bir içyüzü mü vardı? Bir yıl... Yaldızlı bir efsanenin, Avrupa'mn RomeoJuliette hikâyesinin sönmesi için ne kadar kısa.. Artık Brüksel'de dergiler Paola'nın fotoğraflarına o eski heyecanla sarılmıyorlar. Pırıl pırıl prensesin Lacken şatosunun gölgeli havasmda, kıral ailesi içinde bütün pırıltılarını yitirdiği söyleniyor. Eskiden Paola bir partide göriindü mü, Brüksel, hattâ bütün Belçika bayram ederdi. Şimdi küçük veliahtin annesi ile çekilmiş resmi bile ancak İtalyan dergilerinde çıktı. Fotoğrafçılar ona çok kırgın. Paola, ilk aylar kendini göklere çıkaran bu insanlardan hoşlanmadığım acı acı ele verdi. Hoş, küçük prensesin karakteri daha balayında geçen bazı olaylardan da biraz sezilmişti ama, o zamanlar Belçika şiddetli bir «Paola hastalığı> na tutulmuştu. «Nazdır» dedi gülümsediler. Ama Porto Santo'da Paola bir foto muhabirinin elinden makinesini düpedüz çekip alınca zihinler bulandı. Makineyi aldığı yetmemis gibi, Paola, oracıktaki polise, muhabiri tutmasını da söylemişti, ama dinletememişti.. Tatlı giilüşlü prensesin dediği dedik Acaba Paola, Prens Albert ile, herkesin hayal ettiği gibi, yalnız aşk için evlenmedi mi? Yalnız aşk için olsa bütün kış prenses Retby (Albert'in üvey annesi) ile öylesine şiddetli bir rekabete girişir mi idi? Belçikalılar küçük prenseslerinin yalnız tatlı gülüşü nü istiyorlardı. Paola'ya bu yetmedi. Çünkü, aylarca her törende, her partide birinci mevkii Prenses Retby ile bir türlü paylaşamadı. îran Şahı, Holânda Kıraliçesi geldiği zaman eski kıraliçe ile beraber bulunmamak için fotoğraflardan kaçtı. Oysa, Albert'in üvey annesine karşı «Kessene sesini» dedi. Sonra da her şeyi anlattı. Annesi zeki, kültürlü bir kadınmış. Marlon hayranmıs ona. Fakat bir keder sonunda değişmiş, bambaşka bir kadın olmuş. Marlon ona çok acırmış. Yıllarca yardım etmiş. «Ama, diyordu, bir gün ayaklarımın dibine yuvarlandı. Anladım ki sarhoş. îttim ve kaçtım.» Işte o sahneyi bir türlü unutamıyormuş. Her kadın ona annesinin o halini hatırlatıyormuş. Onun acısını bizden çıkanyor.> Paola'nın son haftalarda çekilen 3 ayrı pozu: Suarede, sokakta ve plâjda «Güneş ışığı» prenses neden pırıldamaz oldu? «Gülen prenses» neden gülmez oldu? derin bir saygısı ve sevgisi var. Bu yüzden kış boyunca iki ateş arasında kaldığı söyleniyor. Paola'nın kocasına karşı da taşkınlıkları oldu. Balaylarında bile, Majorka'da bahkçıların gözü önünde, peşlerini bırakmıyan gazetecilere sinirlenmiş de Albert'e haykırmış : < Prens, sen şunlan kov önce!>. Porto San Stefano'da da fotoğrafçıya hakaret edince Albert gönül almak durumuna düşmü.ş: « Affedersıniz, karım çok sinirli.» Paola bu mazerete de ayrıca sinirleniyormuş. «Bana hak vermez de.» diye. Hele olimpiyat oyunlarında büs bütün ıskandal olmuş. Albert nedense birazcık gecikmiş. Paola herkesin gözü önünde çıkışmış ona. Hem de yüksek sesle. Sonunda da kendisi Roma'da kaldı. Albert yazı Belçika'da yalnız başına bitirdi. Şimdi prens Roma'da yine.. Beraberler, ama gülen prensesin yüzü bir türlü gülmüyor. Güleceğe d« benzemiyor.. Çünkü Belçika yeni bir kıraliçe bekliyor. Gönlünü ona açtı. Paola'nın elinden uçurduğu dokuz milyon insanın aşkı şimdi bir başka gülen genç kızı, gelecek kıraliçesini bekliyor. Eski bir kıraliçe ile yarışmaya da benzemez bu.. Müdürler nasıl çalışıyormuş îngilterede müdürler arasında incelemeler yapılmış. Ü;çte ikisi saat 9.30 da işe başlıyormuş. Yarısından fazlası gece geç vakitlere kadar çalışmaya devam ediyor nvjş. Onda dördü eve iş götürüyorlarmış. Yarısı cumartesi de ça lışıyor. Yarısından daha azı yılda onbeş gün tâtil yapıyor. mın aktörlerinden biri gibi hisse decek»miş. Soyunacak şeyi yokmuş Liverpool'de sahneye çıkacak olan striptease kıraliçesi Sally Mc Neil numarasını yapamamış. Çünkü hırsızlar gardrobunu talan etmişler. Soyunacak şeyi kalmamış ki. Meşhur kadınlar. anne olacağı vakit tngilterede, gebelere mahsus el bise mağazasınm direktörü Misis Maisie «îngiltere Kıraliçesinin son çocuğu doğacağı sırada satışların çok arttığını söylemiştir. Bu nun sebebi Kıraliçe anne olacak diye gebeliğin moda halini alması imiş. Şemsiyeli ordu Ingıltere'de şemsıye orduya da girmiştir. Güney Kamerun'a giden birliklerde her ere ve subaya birer şemsiye dağıtılmıştır. Tropik yağmurlarına karşı bununla savunacaklar. Pek sevilen şarkıcı ve filim yıldızı Judy Garlandın şişmanlık yüzünden neler çektiğini belki bi lirsiniz. Zayıflayacağım diye yemez içmez oldu. Sinir buhranları geçirdi. Kliniklere düştü. Sinirlerini kuvvetlendirmek isterlerken büsbütün şişmanladı. Bugün artık filim yıldızına benzer yeri yok. Tombul bir hanım. Fakat o haliyle kendisini seven bir erkek çıktı. Onu aldı. «Sakın zayıflama, ben seni böyle seviyorum» dedi. O da vaküyle bir talihsizlik saydığı şişmanlığı ile tamamiyle barıştı. Yeniden sahne huyatına dön dü. Bu ayın 5 inde sahneye çıkar ken giyeceği elbiseyi çok enteresan bulduğumuz için ahyoruz. Judy Garland gibi tombul vücutlara da gideceği anlaşılıyor. Rob siyah krep. Ç^ket baştan başa mavi ipek işleme, astarı da mavi. Tablolar asılmıyacak Londra Modern Sanatlar Akademisi sergi usulünü <Wgiştirmiştir. Tablolar duvarlara asılmıyacak, yerlere dizilecektir. Böylece «âdeta bir dram havası yaratılacak, ziyaretçi kendisini bu dra Kimler en iyi müşteri? Ingilizlerin, tuvalet malzemesi uğruna yılda 3 milyon sterlin harcadıkları anlaşılmıştır. En iyi müşteriler genç kızlarla 35 ini aşan kadmlardır. Sarışmlar esmerlerden çok güzeüik malzemesi a1 lıyorlar. Sinemaların halk günü ve öğrenciler Istanbnl'dan Şanıal Sanbatı yazıyor : Sinemalar halk gününde, öğrencilere uygulanmakta olan t< Türk Yüksek Mühendisleri Yardımlaşma Dernefinden: Deıneğimiz üyelerinden olup kendilerine yazılmış müteaddit mektupiar ellerine geçmeyen ve isimleri aşağıda yazılı 12 üyemizin Jüzüğümüzün 14. maddesi gereğince 30 gün içinde adreslerini derneğimize bildirmeleri aksi halde dernekten çıkmış sayılacakları ilânen tebliğ olunur. Yönetim Kurnln Xecati Dumlu, Hüsnü Okatan. Emin Yargucu, Asil Sandalcı, Moreno Padova, Rene Amon, Hüseyin Yıldız, Ibrahim Bahadır, Fethi Beydeş, Mahmut Nefesoğlu, Kâzım Tekeli, Cemalettin Eskicioğlu. Yatmaktan, dört duvar arasında günlerce kapanıp kalmaktan nefret ediyordu. Oyalanmak için gazeteleri başyazısından en son ilânlara kadar birkaç defa okuyordu. Adile'yi karşısına alıp taklitler öğretiyordu. Arada bir kedüeriyle oynuyordu. Bembeyaz «Pamuk» la karalı beyazlı «Kısmet» i, îpin ucuna taktığı makaranın arkasında koştururken oyalanıyor, çocukca bir hoşlanma duyuyordu. Aç kalmaması, esinin, iki çocuğunun aç kalmaması, hastalığına para yetiştırmesi, çalışmasına, her gece oynamasına bağlıydı. Gelip geçmiş sahne şöhretlerinin başına gelmis olanlar, hastalık ve parasızlık, onun da kapısını çalmıştı. Otuzbes yılhk çahşıp didinmeMillet Tiyatrosur.un kırmızı Hâlen çalışır vaziyette Tel I'( ler, keseyle altın kazançlar, alkışlar, hayranlıklar ve dostlukve Çivi Fabrikası müsait li { lar, onu da ötekilerin feci sonun perdesi iyice eskimiş. solmuş ve aşınmıştı. Haftanm birçok günyat ve şartlarla devren «atı | dan pek kurtaramıyacağa benzi leri kırmızı perde iki yandan yuvordu. Kazandığından fazlasını karıya doğru toplırnvor ve dört hktır. Tel: 2Î 18 25 yemişti. Evi ve sofrası dostla bir yanı kara ber'i bir beyaz rına her zaman açıktı. Direkler perde, Naşit beyin sahnesine yerarasıyla Langa arasında bölünen leşiyordu. Millet Tiyatrosu koyu iki evli yaşamağa da para da bir karanhğa gömü!üyor, ikinci i. KOTADAN LÎSANSI yandıramamıştı. ' OLAN İTHAtATÇHbARA kat orta locadan uzayarı sarımsı Tarife No. 90.03 Gözlük Bakırköy hastanesinde üç ay bir ışık yolu, beyaz pcraeye binçerçeveleri dan fazla kalmadı. 1942 martının lerce resim fırlatıyordu. Tarife N o : 82.11.20 Kabeso »onlanna doğru çıktı. Onsekizin(Arkası var) Solingen marka Tıraş bıçakları. Tarife N o : 82.11.90 Kabeso Solingen marka usturalar Tarife N o : 73.31.90 Kabars ve Mobilya çivileri. ISTANBUL l 22,15 Siz ve müzik 23,00 HaberBatı Almanya maruf fab6.56 Açılış, dilek ve program ler 23.15 Gece konseri ( F . Harikaların komple nümunele7,00 İki marş 7,05 Üç serenad endel «Su Müziği uvertürü», A. ri mevcuttur. 7.15 Türküler 7.30 Karışık Vivaldi «İlkbahar», H. Badink» Müracaat: Oskanyan P. K. sabah melodileri 8,00 Haberler «Skerçzo») 23,55 Program 409 tstanbal Telefan; 8,15 Plâk dolabından seçmeler 24,00 Kapanış. 36 09 82 saat 9 dan 13 e kadar 8,45 Saz eserleri 9,00 H. PurANKARA cell «Comus Bale süiti» 9,20 6,57 Açılış ve günün programŞarkılar 9,40 Dans müziği ları 7,00 Türküler ve oyun ha10,00 Kapanış. Operaiör Ürolog Dr. vaları 7,30 Haberler 7,45 Sa11,57 Açılış ve program 12,00 natkârlar geçidi 8,15 Bu sabaîki marş 12,05 Pat Boone ve hın müziği 8,50 Marşlar 9,00 Julie London 12,20 Şarkılar Kapanış. tdrar Yolları ve Tenasül (Muzaffer Birtan) 12.45 Karı11,57 Açılış ve programlar Hastalıkları Mütehassısı şık yemek müziği 13,15 HaberGalatasaray Suterazi Sok. ler 13,30 Türküler (Neriman 12,00 Peggy Lee'den melodiler No. 12 ü ğ u r Apt. Tel: 44 14 36 Tüfekçi) 14,00 Romantik beste 12,15 Sizin için 12,20 Hüseyin cilerden müzik (J. Brahms «Sen Gökmen'den şarkılar 12,45 Hafoni», G. Bizet «Karmen süiti No: berler 13,00 June Christy'den 1») 14,45 Şarkılar 15,15 Cho caz şarkıları 13.15 Çeşitli türYassıadada bulunan sanık V pin «Viyolonsel ve piyano sonatı» küler 13,30 Öğle konseri lardan Ebubekir Develioğ ,ı 15,45 Dans müziği 16,00 Saz 14.00 Şarkılar 14.30 101 yaylı lu ile soyadı benzerliğin ^ eserleri ve Nevin Karındaş'tan saz çalıyor 15,00 Kapanış. 16,57 Açılış ve programlar dan başka bir ilgimiz yok ( • şarkılar 16,30 Caz müziği tur. } 16,45 Türküler (Turan Engin) 17,00 Küçük'Fasıl 17,30 Cemil r Kâmil Develioğl ( 17,00 Melodiden melodiye 17,30 Başargan Dans Orkestrası 18,00 ^lioğlu • Nuriye Develioğlu f Kayıp mektupları 17,35 Fasıl Sizin için 18.20 Yaşadığımız lioğlu heyeti 18,00 Eğitim saati günler 18,30 Yurttan Sesler 18,10 Güney Amerika'dan dans 19,00 Haberler 19,15 Marşlar müziği 18,30 Çarkılar (Mustafa 19,30 Memleket konuları 19,45 Kovancı) 19,00 Çeşitli stüdyo Ismet Nedim'den şarkılar 20,00 5 in c i K O TA lardan 19,30 Haberler 19,45 Olaylar ve yankıları 20,15 KıbAlmanca, Fransızca, Unutulmıyan eserler 20,00 O n s saati 20,30 Saniye Can'dan laylar ve yankıları 20,15 Hafif türküler 20,45 Radyo konseri Ingilizce şarkılar (Celâl înce) 20,30 Şar • 21,40 Devamı yarın akşam TERCÜMELÎRl kılar (Alâeddin Yavaşça) 21,00 22,00 Toplu programlardan seççıktı Konuşma 21,15 Viyolonsel saa nıeler 22,30 Haberler 22,45 TERCÜME SERVİSİ ihtar 22,50 gece ti 21,30 Tarihimizde bu hafta Denizcilere Galata, Yakut Han 21,40 Şarkılar (Meral Arma konseri 23,20 şarkı ve dans Tel: 44 84 85 ğan) 22,00 Sahne âleminden 24,00 Kapanış. Satılık Fabrika BUGÛNKÜ PR06RAM Kemal Çağlar BAY OSCAR : / ıııııııııııııııııııııııiııi'iıııııııııııııııııııııtııııııııııııııııifiıııııııııııııııııııııtttııııııııııifiııııtıııııııııiıııııııttııııııııııııi'imıııiftıııııtTtmııtııı PATTİ 51 Sclbctft çfo/c/cZ PROF. NİMBÜS'ün MACERALARI : f/V/GEL DBN BA£>\ llllllllllllllllllllllllilllllMIIIIIIIIIIIIIIIII1'***"1111"1'*11'111"11111111111'1'1111*11111*1111111111111111111"111111111111111111111111111111111111111111111111''!!!!!
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : 0212 346 1590
Katalog